Gerçek gazetesi

Gerçek gazetesi

By GerçekNewsPolitics
Download on the App Store

Gerçek gazetesi episodes

  • Koronavirüs artık bir işçi emekçi hastalığıdır! Salgına karşı fabrika, işyeri ve hastane komiteleri!

    Koronavirüs artık bir işçi emekçi hastalığıdır! Salgına karşı fabrika, işyeri ve hastane komiteleri!

    Artık Koronavirüs hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bir işçi ve emekçi hastalığı olmuştur. Salgın arttıkça önlemleri arttırmak bir yana, şirketlerin kârları etkilenmesin diye gevşeten bir yapı var. Pozitif çıkan işçiler tekrar test yapılmadan işe gönderiliyor. Temaslılara karantina uygulanmıyor. Doktorlara test yapmaması için baskı uygulanıyor. En zor koşullarda ve en ön safta mücadele eden, toplumun virüse en fazla maruz kalan kesimi olan hemşireler, hasta bakıcılar, temizlik, güvenlik vb. işçileri ise teşvik edileceği yerde baskıya, mobinge maruz kalıyor. Bu da salgına karşı mücadeleyi zaafa uğratan başka bir faktör.

    Virüsle mücadele yok! İktidarın imajı, sermayenin kârı için virüsü görünmez kılma çabası var!

    Devlet ve sermaye işçi ve emekçilerin canı pahasına kâr etmeye devam etmek için tam bir anlaşmaya varmış durumda! Halk ilk günden itibaren devletten gerekli önlemleri almasını talep ediyor. Ancak bu talepler bahsettiğimiz sebeplerle karşılık bulmuyor. İşçilerin ve emekçilerin virüsten kendilerini, ailelerini ve çalışma arkadaşlarını korumalarının tek yolu hastanelerde, fabrikalarda, işyerlerinde örgütlenmekten, salgına karşı önlemleri denetleyecek ve gerekli önlemleri aldıracak salgın komiteleri kurmaktan geçiyor.

    Hastanelerde, fabrikalarda, işyerlerinde salgın komiteleri!

    Sağlığımız ve canımız pahasına sırf patronlar kâr etsin diye üretmek zorunda değiliz. Canımızı, canlarımızı, sağlığımızı korumak için üretimden gelen gücümüzü kullanmalıyız. Gerektiğinde şalterler inmeli, herkes işçinin gücünü ve çaresiz olmadığını görmeli! Sağlık emekçileri ise her ne pahasına olursa olsun salgınla mücadeleden vazgeçmiyor. Sağlık emekçileri sadece kendi hakları için değil, halkı salgından daha etkin şekilde koruyabilmek için de haklı bir mücadele içinde. Tükenmiş bir sağlık emekçileri ordusu ile salgına karşı mücadele edilemez. Bu yüzden hastanelerde kurulacak komiteler hem sağlık emekçilerinin hem de tüm halkın mücadele mevzileridir!

    3 min
  • Başyazı: Aralık/2020

    Ekmek ve hürriyet barikatın ardında

    Merkez Bankasında dövizler suyunu çekip, Türk parası pul olunca, yabancı sermaye haydi bana eyvallah deyip ülkeden kaçmaya başlayınca, Erdoğan düğmeye bastı faizleri artırdı. Bir sermaye partisinin lideri olarak sınıfsal karakterinin gereğini yaptı. Bu, yerli ve yabancı sermayenin isteğiydi. Millet İttifakı’nın da ısrarla savunduğu bir politikaydı. Ancak sermaye bu adımları yeterli görmüyor. Devamının gelmesini, faiz artışının faturasının emekçi halka kesilmesini istiyor. Erdoğan, “acı reçete” diyerek sermayenin çıkarları için siyasi sorumluluk yüklenmeye de hazır olduğunu söylüyor. Ama bu da yetmiyor. Yerli ve yabancı sermaye garanti istiyor. İMF’ye gidin diyor. Erdoğan ise şimdilik garanti benim diyor. İstibdad rejiminin sermayenin çıkarlarını koruyacağına dair teminat veriyor, garanti makamı olarak da “yerli İMF” olarak sarayı gösteriyor.

    İşçinin hukuktan beklentisi, sendikalaştığında Anayasa’ya, İş Kanunu’na, Ceza Kanunu’na, İLO sözleşmelerine aykırı şekilde işten atılmamak, ücretsiz izne çıkartılmamak. Patrona, işçiye iftira atma özgürlüğü tanıyan İş Kanunun 25/2 maddesinin kaldırılması. Hileli iflas eden şirketin alacaklıları arasında sıranın devletin, bankaların ardından en sonda kendilerine gelmemesi, maaşını, tazminat hakkını namerde yedirmemek! Patronun vergileri silinirken, açlık sınırının altındaki maaşının altıncı aydan sonra vergi dilimiyle dilim dilim doğranmaması! Patronlar kâr etsin diye toplu taşımada, fabrika tezgâhında Korona olmamak, ailesine sevdiklerine hastalık bulaştırmamak!

    Halk, ekmek ve hürriyet istiyor! Para babaları faizle kasalarını doldururken siftah yapamayan esnaf kepenk kapatıyorsa, köylü tefecinin insafına terk ediliyorsa, mafya babaları at oynatırken, tehditler savururken, vatandaşlar sokak röportajında konuştuğu için, sosyal medyada paylaşım yaptığı için baskı görüyor içeri atılıyorsa, yerli ve yabancı sermayenin önüne kırmızı halılar seriliyor işçinin karşısına barikatlar dikiliyorsa, ortada reform falan yoktur sermayenin halka karşı darbesi vardır.

    O hâlde emekçi halk ekmek ve hürriyet için kendi göbeğini kendi kesecektir. Gebze’de metal işçisinin, Ermenek’te Soma’da maden işçisinin yaptığı gibi barikatların üstüne üstüne yürüyeceğiz! Ama mücadeleyi büyüterek, ayrı gayrı demeden birleşerek, metal işçisinin, maden işçisinin yanına tekstil işçisini, kamu emekçisini katarak, her barikatta her kavgada en öne çıkan emekçi kadınları izleyerek daha güçlü yükleneceğiz!

    Halkı, sermayenin, emperyalizmin, istibdadın barikatlarının karşısında emeğin öncülüğünde birleşmeye çağırıyoruz. Ekmek ve hürriyet için gelin hep birlikte yüklenelim ve barikatı aşalım!

    4 min
  • İkinci dalga kaçınılmaz mıydı? Çin salgını nasıl durdurdu?
    İkinci dalga kaçınılmaz mıydı? Çin salgını nasıl durdurdu?
    Koronavirüs salgınında ipin ucu kaçmış durumda. Yalan olduğu bizzat Bakan tarafından zımnen kabul edilen turkuaz tablodaki verileri, gerçek hayat da yalanlıyor. İstanbul, İzmir, Denizli ve bazı başka illerde yoğun bakım yataklarının hemen hepsi dolmuş ve test kuyrukları alıp başını gitmiş durumda. Her geçen gün tablo daha da ağırlaşıyor. Koronavirüse yakalananların yaklaşık beşte birinin hastaneye yatması gerekiyor. Bu yatanların bir kısmı da yoğun bakım desteğine ihtiyaç duyuyor. Hasta olanların yaklaşık yüzde 2-3’ü ise maalesef yaşamını yitiriyor. Bu, mevcut sağlık sisteminin kaldıramayacağı bir yük anlamına geliyor.
    Mesele tedavi etmekte değil, hastalandırmamakta!
    Koronavirüs ile mücadelede “insanlar hastalanırsa hastalansın, tedavi eder iyileştiririz” denirse, iki şey başınıza geliyor: Birincisi, aslında virüsün bulaşması önlenebilse hayatta kalacak vatandaşlarımızın, sırf önlem almadığınız için göz göre göre ölümüne sebebiyet veriyorsunuz. İkincisi, çok kısa bir zaman diliminde sağlık sisteminizin kaldırabileceğinden fazla hasta ile karşılaştığınız için ne virüs kapan hastalara ne de virüs kapmamış ama sağlık hizmetinden yararlanması gereken diğer hastalara sağlık hizmeti verebiliyorsunuz.
    Derhal yaygın ve düzenli test! Salgına karşı planlı bir seferberlik!
    Hükümet derhal sağlık acil durumu ilan etmeli ve sürece etkin olarak müdahil olmalıdır. Mevcutta eksikliği duyulan her türlü malzemenin (solunum cihazı, test kiti, kişisel koruyucu donanım vb.) kamulaştırmalar yoluyla planlı olarak üretimi derhal başlamalı, virüs tespit edilen işçilere ve çalışan aile bireylerine tam ücretini alacak şekilde izin hakkı tanınmalı, riskli gruplara ve virüs ile maruziyeti fazla olanlara yönelik (65 yaş üstü kişiler, sağlık çalışanları, berberler, AVM çalışanları gibi) yaygın ve düzenli test yapılması sağlanmalıdır. Bu amaçla ülkenin tüm kaynakları hastalığın bertaraf edilmesine yönelik bu uygulamaların karşılanmasına ayrılmalıdır. Ancak bu şekilde virüsü yenmek mümkündür.
    7 min
  • Şiddete karşı emekçi kadınlar en öne! Kendini savunmak, hayatta kalmak, geleceğini kurtarmak için ÖRGÜTLEN!

    Şiddete karşı emekçi kadınlar en öne! Kendini savunmak, hayatta kalmak, geleceğini kurtarmak için ÖRGÜTLEN!

    Kadına yönelik şiddet artıyor, kadın cinayetleri her gün kadınların canlarını alıyor. Evde, fabrikada, işyerinde, sokakta şiddete maruz kaldıklarında, baskıya uğradıklarında kadınlar, bu düzeni, medyasıyla, yargısıyla, polisiyle yanlarında değil karşılarında buluyor. Bugün fabrikalarında, işyerlerinde, mahallelerinde ekmek ve hürriyet mücadelesini yükselten, örgütlenen emekçi kadınlar, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin de öncüsü olmalıdır. Şiddete karşı mücadeleyi kapitalizme ve erkek egemenliğine karşı emekçi kadınların öncülüğünde bir mücadele ile birleştirelim. Şiddete karşı da, erkek egemenliğine karşı da, kapitalizme karşı da, haklarımızı savunmak, hayatta kalmak, geleceğimizi kurtarmak için ÖRGÜTLENELİM!


    Yazının tamamını Gerçek gazetesi internet sitesinden okumak için tıklayın. 

    5 min
  • Başyazı: Nasırlı eller ayrı gayrı demeden birleşmeli ve bir yumruk olup siyaset masasına inmelidir! (Kasım 2020)

    Gerçek gazetesi Kasım 2020 tarihli 134. sayısının "Nasırlı eller ayrı gayrı demeden birleşmeli ve bir yumruk olup siyaset masasına inmelidir!" başlıklı başyazısı.

    Gerçek'i takip edebileceğiniz diğer platformlar:

    https://gercekgazetesi.net/

    Facebook /gercekgazetesi.net

    Instagram /gercekgazetesi

    Twitter /gercekgazetesi

    Youtube /GercekGazetesiVideo

    5 min
  • Örgütlenen işçiler yol gösteriyorlar: Haklarını almak için, hayatta kalmak için, geleceğini kurtarmak için ÖRGÜTLEN!

    Örgütlenen işçiler yol gösteriyorlar: Haklarını almak için, hayatta kalmak için, geleceğini kurtarmak için ÖRGÜTLEN!

    Bir yandan ekonominin, öte yandan salgının kontrolden çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Hükümet, patronlarla iş birliği içerisinde ekonomik krizin de salgının da faturasını işçi, emekçi çoğunluğa kesmeye çalışıyor. Pandemi koşullarında dişe dokunur hiçbir önlem alınmadan fabrikalarda, iş yerlerinde emekçiler çalışmaya devam ediyorlar. Koronavirüs de her geçen gün bir işçi hastalığına dönüşüyor. Böyle bir dönemde işçiler örgütsüz olmanın bedelini açlıkla, sefaletle, hastalanmakla ve ölümle ödüyorlar. Pandemi sürecinde burjuvazinin ve onların siyasi temsilcilerinin yaptıkları “evde kal” çağrılarına karşı evde kalamayan emekçi milyonların partisi olan Devrimci İşçi Partisi emekçilerin bu bedeli ödememesinin tek yolunun örgütlü olmaktan geçtiğini vurgulayarak “hakkını almak, hayatta kalmak, geleceğini kurtarmak için örgütlen!” şiarını yükseltiyor. Bu bağlamda son dönemde özellikle sanayi merkezleri olan Kocaeli iline bağlı Gebze ve Dilovası’ndaki fabrikalarda tüm bedelleri göze alarak örgütlü ve onurlu bir mücadele yoluna giren metal işçileri öne çıkıyor. Devrimci İşçi Partisi ve Metal İşçisinin Sesi de bu mücadelelerde işçilerle omuz omuza mücadele ediyor.


    Yazıyı gercekgazetesi.net internet sitesi üzerinden okuma için tıklayın. 

    10 min
  • Ekim Devrimi 103. Yıldönümünde Çıkış Yolunu Göstermeye Devam Ediyor

    Ekim devriminin bu sene 103. yıldönümünü yaşıyoruz. Yalnız Rusların değil tüm bölge ve dünya halklarının önünde yeni bir perde açan bu büyük devrim, Marksist program ile Bolşevizmin bir araya gelişinin başarısının yanı sıra işçi sınıfının tarihte ilk kez kaderini kendi ellerine alarak muzaffer oluşu bakımından apayrı bir yerde durmaktadır. Cihan harbinin yarattığı koşullarda dünya devriminin ilk halkası olan Ekim devrimi, ardından gelen devrimlere ve Komintern’in kuruluşuna ön ayak olmasıyla içinde bulunduğu yüzyıla karakterini vermiş, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyaya gidilen yolu açmıştır.

    Bolşevizmin öncülüğünde tarihin ilk işçi devleti kuruluyor

    İşçi sınıfının, kaderini ellerine alarak yalnız Çarlık Rusyası’nı değil, kapitalizmi de ilgası hareketli bir sekiz ay neticesinde gerçekleşti. İşçi sınıfı, Şubat’ta Çarlığı alaşağı etmiş, ancak “ekmek ve barış” talebine onun yerine başa geçen burjuva karakterli Geçici Hükümet’ten bir yanıt bulamamıştı. Mevcut hükümeti destekleyen diğer sosyal demokrat gruplar burjuvaziye iktidarı teslim ederken; işçi sınıfı ise, Bolşeviklerin günbegün sınıfın içerisinde yürüttüğü kararlı ve tutarlı politikası sonucu Bolşevik Partisi’nin arkasına toplanıyor, fabrikalardan cephelerdeki alaylara Bolşeviklerin sloganları hızla yayılıyordu. Tarihi erken görenlerin aksine Lenin ve Trotskiy’nin etkisi ve önderliğiyle Bolşevikler, “bütün iktidar sovyetlere” diyerek işçi sınıfı ve geniş halk kitlelerine taleplerine karşılık veren programı sunmuş, burjuvaziden kopuşu sağlamıştır. 6 Kasım’ı 7 Kasım’a bağlayan geceden başlayarak Petrograd meydanları, sokakları, garları ve saraylarını büyük bir soğukkanlılıkla zapteden işçi sınıfının gözüpekliğinin arkasında ise yine yılları aşkın süredir sınıfın içinde yürüttüğü disiplinli faaliyetiyle işçi sınıfına gözünü iktidara dikmeyi öğretmiş Bolşevikler vardır.

    İşçi sınıfı ve tüm ezilenlerin kurtuluşu

    Devrimin ertesinde yapılanlara bakıldığında işçi iktidarının yalnız mülksüzlerin değil, tüm ezilenlerin gerçek özgürleşmesinin tek yolu olduğu görülmektedir. Yalnızca burjuva kadınlara birtakım avantajlar sağlayan kapitalizmin aksine; yemekhaneler, kreşler ve çamaşırhanelerin açılmasıyla, siyasi haklarının tümüyle eşit koşullarda sağlanmasıyla kadınların kurtuluşunun ilk tohumları devrimin hemen ardından atılmıştır. Etnik ve kültürel çeşitliliği ve çelişkileriyle bilinen geniş bir coğrafyada; Lenin’in çabasıyla hiçbir ulusun ismini taşımayan, içerisinde bir hâkim ulusu bulunmayan Sovyetler Birliği kurulmuştur. Evsizliğin ve işsizliğin ortadan kaldırıldığı, parasız eğitimin ve sağlığın yaygın bir biçimde kurulduğu ilk devlet yine Sovyetler’dir. Kültür, sanat, bilim ve hatta şehir planlamasında hızla yol alınmıştır. Sovyetlerin varlığı dahi kapitalist ülkeleri uzun yıllar boyu “sosyal devlet”leşmek zorunda bırakmıştır. Tüm bu kazanımların bürokrasi eliyle adım adım lağvedilişi ise bürokrasinin Ekim devrimi ve dünya devrimine ihaneti gibi birbiriyle bağlantılı olarak ayrıca ele alınması gereken bir konudur. Geçen yüz yılda işçi iktidarının yaptıklarının yarısına yaklaşan olmamıştır. Ekim devriminin mirası ve dersleri, günümüzde hâkim olan “komünizmin başarısızlığı” propagandasına rağmen önümüzde durmaya devam etmektedir.

    Geçmiş değil gelecek

    Ekim devrimi, tarihte eşsiz bir yere sahip olmasının yanı sıra günümüz itibarıyla belki de hiç olmadığı kadar günceldir. İçine doğduğumuz düzen artık dünyanın hiçbir yerinde kısa vadeli bir istikrarı dahi sağlayamazken, tüm dünya halkları ardı sıra insanca bir yaşam uğruna meydanları, sokakları doldurmaktadır. Ekim devrimi ve Bolşevizmin mirası, tarihe çullanmış kapitalizmi yıkıp atmak için yanı başımızda duran kılavuzumuz olmaya bugün de devam ediyor.

    4 min
  • Başyazı: Kördüğümü çözmek için işçiler siyasete

    Gerçek gazetesi Ekim 2020 tarihli 133. sayısının "Kördüğümü çözmek için işçiler siyasete" başlıklı başyazısı.,

    Gerçek'i takip edebileceğiniz diğer platformlar:

    https://gercekgazetesi.net/

    Facebook /gercekgazetesi.net

    Instagram /gercekgazetesi

    Twitter /gercekgazetesi

    Youtube /GercekGazetesiVideo

    3 min
  • Levent Dölek: 12 Eylül Terör Örgütü

    40 yıldır bu memleketin zenginini semirten, yoksulunu ezen, ülkeyi emperyalizmin zincirine vuran, her türlü karanlık suikaste, darbe girişimine, entrikaya imza atan, laikliğin çökertilmesine ivme veren bir örgüt var ise, bu örgütün tarihsel lideri Kenan Evren’dir, bugün ne kadar düzen partisi varsa onun kanatları altından çıkmıştır ve Fethullah Gülen cemaati de bu örgütün sadece bir fraksiyonudur. O yüzden düzenin adamlarının televizyonlarda birbiriyle tartışırken söylediği gibi oralara girerlerse hiçbiri işin içinden çıkamaz!


    Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın. 

    6 min
  • Sungur Savran: 40 yıl sonra 12 Eylül askeri darbesi: TÜSİAD’ın DİSK’e cevabı

    12 Eylül, burjuvazinin 15-16 Haziran’dan aldığı intikamdır. Kurulduğu 1971 yılından hemen hemen on yıl sonra, TÜSİAD’ın, sınıf bağımsızlığını bir sendikal odağın götürebileceği kadar ileri götüren ve Türkiye’yi bir devrimci krizin eşiğine getirmiş olan DİSK’ten aldığı intikamdır. 12 Eylül çok derin çatlaklarla bölünmüş bir burjuva siyasi sisteminin yarattığı boşluğu dolduracak bir burjuva birleşik cephesidir.

    Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın. 


    4 min

About Gerçek gazetesi

From the publisher's feed

Sermayenin yalanlarına karşı işçi sınıfının gerçekleri