Kailar Podcastleri

Kailar Podcastleri

By Eyüp Sabri KartalArtsBooks
Download on the App Store

Kailar Podcastleri episodes

  • 69.Hakka Suresi (Arapça: سورة الحاقة),
    69. Hakka Suresi (Arapça: سورة الحاقة), ilk üç ayetinde "Hakka" (kıyamet gününün isimlerinden) kelimesinin üç defa zikredilmesinden dolayı, bu adı almıştır. Bu sure lafız ve hacim bakımından Mufassal surelerden, yani kısa surelerden olup, Âd ve Semûd kavimlerinin yanısıra Firavunun kıssasına işaret etmektedir. Bu sureye, ilk üç ayetinde "Hakka" (kıyamet gününün isimlerinden) kelimesinin üç defa zikredilmesinden dolayı, "HakkaSuresi" adı verilmiştir (Elhakkah. Melhakkah. Ve ma edrake melhakkah.). "Hak" kökünden türeyen "Hakka" kelimesi, kesin olan hak ve hakikatler (gerçekleşeceği kesin olan şeyler) için kullanılmaktadır. Bu manadan (ve kesin gerçekleşeceğinden) dolayı kıyamet gününe "Hakka" denmekte ve "hakka" kelimesi kıyamet gününün isimlerinden biri olarak sayılmaktadır.
    52 ayet olan Hakka Suresi, Basra ve Şam karilerine göre 51 ve diğer karilerin görüşüne göre ise, 50 ayettir. Ancak belirtilen ilk görüş (52 ayet) meşhurdur. Bu sure, 261 kelime ve 1133 harften oluşmaktadır. Mekki olan bu sure Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 69. ve iniş tertibine göre ise, Kur’an’ın 78. suresidir. Lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerden, yani kısa surelerden olan Hakka Suresi, yaklaşık yarım hizbdir ve 29. cüzün ikinci hizbinin başında yer almaktadır. Yemin ayetleri (38 ve 39. ayetler) içeren surelerdendir.
    Konuları
    Hakka Suresi, Âd ve Semûd kavimlerinin yanısıra, Firavunun kıssasına (başlarına gelenlere) işaret etmekte ve kıyamet günü, cehennem ehli ve onların azap edilme durumlarını anlatarak, iki grubun durumunu beyan etmektedir. Yani, kitabı (amel defterleri) sağ tarafından verilen ve "biz bu günü bekliyorduk" diyen “Ashab-ı Yemin” ve kitabı kendisine sol tarafından verilen ve "Keşke kitabım bana verilmeseydi" diyen “Ashab-ı Şimal”. [1]
    Meşhur Ayetler
    وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ
    "Eğer peygamber bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık." Bu ayet-i kerime, Allah Resulü’nü (s.a.a) tehdit ediyor ve şöyle diyor: Eğer Peygamber (s.a.a) Allah’a yalan isnat ederse, Allah ondan intikam alacaktır. Yani bu ayet-i kerimelerden de anlaşıldığı üzere, maksat Allah Resulü’nün (s.a.a) böyle bir şey yapmayacağıdır. Öyleyse Allah Resulü (s.a.a) söylediklerinde doğru sözlüdür ve söyledikleri Allah’ın kelamıdır. [7]
    El-Burhan Tefsiri’nde şöyle bir rivayet nakledilmektedir: Allah Resulü (s.a.a) Gadir-i Hum günü «مَنْ كُنْتُ مَوْلَاهُ فَعَلِيٌّ مَوْلَاه‏» "Men kuntu mevlahu fe Aliyyun mevlahu",‘‘Ben kimin mevlasıysam Ali’de onun mevlasıdır’’ hadisini okuduğunda, ‘‘Advi’’ şöyle dedi: Bu sözü Allah söylemedi; Peygamber Allah’a yalan isnat etti!!! İşte tam da o sırada «وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا...» "...velev tegule aleyna" ayet-i kerimesi nazil oldu. [8]
    Fazilet ve Özellikleri
    Peygamber Efendimizden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: "Her kim Hakka Suresi'ni okursa, Allah-u Teâlâ onu kolay hesaba çekecektir." [9] İmam Bakır’dan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Hakka Suresi'ni çok okuyunuz. Zira farz ve müstehap namazlarda okunması, okuyanın Allah’a ve peygamberine olan imanının göstergesini ortaya koymaktadır. Çünkü bu sure, İmam Ali ( a.s) ve Muaviye hakkında nazil olmuştur. Her kim Hakka Suresi'ni okursa, Allah ile mülakat edeceği güne dek dinini muhafaza etmiş olacaktır." [10]
    Şiaya göre 12. Ayet İmam Ali için Nazil Oldu.
    Rivayette nakledildiğine göre, Hakka Suresi'nin 12. ayet-i kerimesi nazil olduğunda, لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَا أُذُنٌ وَاعِيَةٌ ‘‘Bu, size bir öğüt ve ibret olsun ve belleyip unutmayan kulaklarda kalsın diye’’ Allah Resulü (s.a.a) İmam Ali’ye (a.s) hitaben şöyle buyurdu: "Ayet-i kerimede geçen kulaklardan maksat, senin kulaklarındır". [3]
    İmam Ali’den (a.s) de şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "O unutmayan kulaklar, benim". [4] Bazı Ehlisünnet müfessirleri de ayet-i kerimenin İmam Ali (a.s) hakkında nazil olduğuna in
    6 min
  • 68. Kalem Suresi (Arapça: سورة القلم) Nun suresl KHMK Hasan Basri Çantay sesli meali
    Kalem Suresi (Arapça: سورة القلم) adını birinci ayette geçen “Kalem” kelimesinden almış olup, yaygın olarak da bu adla anılmaktadır. Bu sure lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerden olup, mukatta harfleri ile başlayan yirmi dokuz surenin sonuncusudur.
    Kalem Suresi adını, birinci ayette geçen “Kalem” kelimesinden almıştır. Zira Allah-u Teâla bu surede kaleme ve yazdıklarına yemin etmiştir; “Andolsun kâleme ve yazdıklarına”. Mukatta harflerden “Nun” harfi ile ve daha sonra “Kalem” kelimesi ile başlamasından dolayı bu sureye “Nun” veya “Nun ve Kalem” Suresi de denmiştir.
    Özellikleri
    Kalem Suresi kari ve müfessirlerin ortak görüşüne göre 52 ayet, 301 kelime ve 1288 harften ibarettir. Mekki olan bu sure Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 68 ve iniş tertibine göre ise, Kur’an’ın 5. veya 2. suresidir. Bu sure lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerdendir ve yaklaşık yarım hizbdir. Kalem Suresi mukatta harfleri ile başlayan yirmi dokuz surenin sonuncusu, and ve yeminle başlayan surelerin ise onuncusudur.
    Konuları
    Kalem Suresi Allah-u Teâlâ’nın kalem ve yazdıklarına yemin etmesiyle başlamaktadır. İkinci ayette ise, İslam düşmanlarının mecnun ve deli diyerek peygamberle alay etmeleri karşısında, Allah Resul-ünün (s.a.a) Allah tarafından övülmesiyle mecnun olmadığına işaret edilmektedir. Bu surenin başka bir ayetinde ise “imhal” konusuna, yani kâfir ve sitemkârlara “onların daha fazla zararı ile sonuçlanan mühlet verme” konusundan söz edilmekte ve daha sonra günah, fesat ve Allah’tan gaflet etmelerinden dolayı Ashabe’l Cennet’in (buradaki manası bahçe sahipleri) başına gelen belayı ve hikayesini nakletmektedir. Kalem Suresi'nin sonunda da nazar ayeti olarak meşhur olan ve göz değmesini def eden “ve in yekad” ayetine değinilmektedir.[1]
    Tarihi Öyküler
    Ashab-ı Cennet'in Öyküsü
    Kalem Suresi, 17. ayet-i kerimeden sonra Yemen’de yemyeşil bağları olan bir grup zenginin öyküsünü anlatmaktadır. O bağ, yaşlı bir adamın bağıydı. Yaşlı adam, ihtiyacı olduğu kadarını kullanır ve fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirdi. Yaşlı adamın ölmesinin ardından, çocukları bağın tüm mahsulünü kendileri için ayırmaya ve ihtiyaç sahiplerini bu nimetten mahrum etmeye karar verdiler.
    Yaşlı adamın çocuklarının sergilediği bu cimrilikten dolayı bağa yıldırım düştü. Yıldırımın düşmesiyle yanan bağdan eser kalmadı. Yaşlı adamın çocuklarından biri, kardeşlerini Allah’ davet etti. Tüm kardeşler, yapmış oldukları işten pişman olup tövbe ettiler. Surenin 33. ayet-i kerimesi, öykünün sonunda ihtiyaç sahiplerini unutanların ve gururlananların böyle bir akıbete duçar olacaklarını hatırlatmaktadır. [3]
    Meşhur Ayetler
    وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
    Ve az kalmıştı ki kâfirler, Kur'ân'ı duydukları zaman seni gözleriyle yiyip helâk etsinler ve derlerdi ki: Şüphe yok, bu, bir deli elbette. Hâlbuki o, ancak âlemlere bir öğüttür. (Kalem Suresi / 51 ve 52)
    Nazar Ayeti
    Kalem Suresi, 51 ve 52. ayet-i kerimeler, Nazar veya Ve in yekad Ayeti «و ان یکاد» Nazar ayeti olarak meşhurdur. Birçok insan, bu ayet-i kerimenin yazılı olduğu tabloları satın alarak ev ve işyerlerine asmaktadır. Zira bu ayet-i kerimenin nazarı defedeceğine inanılmaktadır. Buna karşılık Üstat Şehit Mutahhari, nazarı kabul etmekle birlikte bu ayet-i kerimenin ev ve işyerlerine asılmasının, nazarla bir ilgisi olmadığı görüşünü savunmaktadır. [4]
    Ahlak Ayeti
    وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
    Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlâka sâhipsin elbette. (Kalem Suresi / 4) Bu ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle bir açıklamada bulunulmuştur: Bu ayet-i kerime gerçi Peygamber Efendimizin (s.a.a) güzel ahlakına değiniyor olsa da daha çok onun toplumsal ahlakının güzelliğine işaret etmektedir. Örnek verecek olursak sırasıyla bazılarını şöyle sayabiliriz: İnsanlarla olan ilişkilerde güzel ahlak, hak yolunda sağlam durmak, insanlardan gelecek olan eziyetlere ve tehlikelere kar
    12 min
  • 67. Mülk (Tebareke) suresi. Hasan Basri Çantay meali 29 cüz. Sayfa 561 KHMK sesli meal

    Mülk Suresi (Arapça: سورة الملك), ilk ayette geçen “mülk” kelimesinden dolayı “Mülk Suresi” adını almıştır. Fakat çeşitli diğer isimleri de bulunmaktadır. Bu surenin farklı unvanlarla isimlendirilmesinin sebebi, bu sureyi okuyan ve amel edenleri cehennem azabından koruyacağından ve ateşin bedenlerine ulaşmasına engel olacağından dolayıdır. 

    İsimleri

    Bu sureye, birinci ayette geçen “Mülk” kelimesinden (Bütün mülk ‘‘mutlak egemenlik’’ elinde olan Allah, bereket kaynağıdır ve O'nun her şeye gücü yeter.) dolayı “Mülk Suresi” adı verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in bazı sureleri başladığı ilk kelimeyle adlandırıldığı gibi, bu sure de “Tebareke” kelimesiyle başladığı için “Tebareke” Suresi olarak da adlandırılmıştır.

    Bu surenin diğer isimleri ise şunlardan ibarettir: “Mani’a” engelleyen, “Vakiye” önleyen, “Munciye” kurtarıcı ve “Menna’e” aşırı önleyendir. Mülk Suresi'nin farklı unvanlarla isimlendirilmesinin sebebi, bu sureyi okuyan ve amel edenleri cehennem azabından koruyacağından ve ateşin bedenlerine ulaşmasına engel olacağından ötürüdür.

    Özellikler

    Mülk Suresi 30 ayet ve bazılarına göre ise, 31 ayettir; ancak birinci görüş meşhurdur. Mekki olan bu sure Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 67. ve iniş tertibine göre ise, Kur’an’ın 77. suresidir. Lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerden olan Mülk Suresi, yaklaşık yarım hizbdir ve 29. cüzün başında bulunmaktadır.

    Konuları

    Mülk Suresi, mutlak kudret, hükümranlık ve egemenlik elinde olan Allah’ı tebrik ve tahsin ile başlamaktadır. İkinci ayette, amel bakımından kimin daha iyiyi seçeceği, ilahi imtihan doğrultusunda ölümü ve hayatı yarattığını, 9. ayette ise cehennem bekçilerinin cehennem ehline “dünya hayatında sizin için bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorduklarında, onların teessüfle; “bize gerçekten bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık” dediklerini zikretmektedir.[1

    Mülk Suresi'nin İçeriği[2]

    İkinci Nişane

    Kuşların gökyüzünde uçması Ayet 19İnsan hayatı ve cihan üzerinde Allah’ın tedbir ve egemenliğiBirinci Söz
    Evren üzerinde Allah’ın egemenliğinin delilleri Ayet 1-5İkinci Söz
    Allah’ın rububiyetine inancın insanın alın yazısında ki etkisi Ayet 6-14Üçüncü Söz
    İnsan hayatında Allah’ın tedbir nişaneleri Ayet 15-30Birinci Delil
    Dünyanın sürekli olarak Allah’ın inayetine bağımlılığı Ayet 1Birinci Konu
    İlahi rububiyeti inkâr edenlerin cezalandırılma sebepleri Ayet 6-11Birinci Nişane
    İnsanın faydalanması için dünyanın hazırlanması Ayet 15-18İkinci Delil
    İnsan hayatı ve ölümünün hekimane yaratılışı Ayet 2İkinci Konu
    İlahi rububiyete inananların mükâfatı Ayet 12


    7 min
  • 66. Tahrim Suresi ( سورة التحريم) Lime Tuharrimu”, “Mutaharrim" suresi KHMK Hasan Basri Çantay meali
    Tahrim Suresi (Arapça: سورة التحريم) adını, Allah Resulünden (s.a.a) “Eşlerinin hoşnutluğunu elde etmek için neden Allah’ın helal kıldığı şeyleri kendine haram ediyorsun?” diye sorulan birinci ayetteki “Tahrim” (haram kılmak) kelimesinden almıştır. Lafız ve hacim bakımından küçük surelerden olup, Kur’an’ın Mufassal surelerindendir ve “Ya eyyuhe’n-Nebi” (Ey peygamber!) ile başlayan ve “Muhatabat” diye bilinen surelerin sekizincisidir. Lime Tuharrimu”, “Mutaharrim" (haram olmayan şeyi kendine haram kılmak) İsimleri
    Tahrim Suresi adını, Allah Resulü’nden (s.a.a) “Eşlerinin hoşnutluğunu elde etmek için neden Allah’ın helal kıldığı şeyleri kendine haram ediyorsun?” diye sorulan birinci ayetteki “Tahrim” (haram kılmak) kelimesinden almıştır. Tahrim mastarından türeyen “Tuharrimu” kelimesi, bu surenin ilk ayetinde gelmiş ve bu surenin asıl içeriği olan tahrim hükmünü; yani Allah’ın helal kıldığı şeylerin haram kılınması konusunu beyan etmiştir.
    Bu sureye ilk ayette geçmesinden dolayı “Lime Tuharrimu” süreside denmiştir. Bunun yanında “Mutaharrim” Suresi de denilmiştir; zira mutahharim, insanın aslında haram olmayan bir şeyi bazı durumlardan dolayı kendine haram etmesine denir. Bu sure, Allah Resulü’nü (s.a.a) bu amelden men etmiş ve Allah’ın helal kıldığı nimetlerden istifa etmesi için teşvik etmiştir.
    ayetlerinin iniş sebebi hakkında farklı bir görüş öne sürerek, Tahrim Suresi ilk ayetlerinin surenin diğer ayetleriyle bağdaşmadığını beyan etmiştir. [7] Bazı rivayetlere göre, Aişe ve Hafsa, Peygamber Efendimize (s.a.a) neden Maria’nın evinde ikamet etmesine itiraz etmeleri üzerine, Allah Resulü (s.a.a) bir daha onun evine yaklaşmayacağına dair yemin etti. Bu ayet-i kerimeler de bu olaydan hemen sonra nazil oldu. [8]
    Meşhur Ayetler
    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارً‌ا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَ‌ةُ
    Ey inananlar, koruyun kendinizi ve ailenizi o ateşten ki yakacağı şeyler, insanlardır ve kibrit taşlarıyla da harâreti ve alevi çoğalıp durur… (Tahrim / 6)
    Allame Meclisi, bu ayet-i kerimenin açıklamasında şöyle yazmaktadır: İnsan kendisini ve ailesini ateşten korumalıdır. Öyle ki Allah’a itaat etmede, günahtan kaçınmada, şehvetine uymama noktasında sabırlı olmalı ve ailesini Allah’a itaat etmeğe davet etmeli, farzları onlara öğretmeli, onları kötülüklerden sakındırmalı ve hayırlı işlere teşvik etmelidir. [9]
    .Fazilet ve Özellikleri
    Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her kim, Tahrim Suresi'ni okursa, bir daha günah işlemeyecek şekilde tövbe etmeye muvaffak olur. [10] İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmektedir: Her kim Talak ve Tahrim Surelerini farz namazlarında okursa, Allah-u Teâlâ onu kıyamet günü korkudan, hüzünden ve kederden âmânda kılar; ateşe atılmaktan muaf eder ve onu bu iki sureyi devamlı olarak okuduğundan dolayı cennete götürür. Zira bu iki sure Peygamber Efendimize (s.a.a) aittir. [11] Tahrim Suresi'nin özellikleri hakkında eğer sureyi onun için yazacak olsalar, can vermekte olan kişinin çok kolay bir şekilde canını teslim edeceği ve ölülerin azabını hafifleteceği nakledilmiştir. [12] Yine aynı şekilde ıztırabı uzaklaştırır ve borçlu kimsenin bu sureyi sürekli olarak okuması halinde inşallah faydalı olur
    .
    8 min
  • 65. Talak suresi Hasan Basri Çantay sesli meali Kur'an-ı Hakim Meal-i Kerim
    Talak Suresi (Arapça: سورة الطلاق), ilk ayetinden itibaren yaklaşık üçte ikisinin tamamının boşanma hükümleri, boşanma iddeti ve boşanmış kadınlara ait konuları içermesinden dolayı, “talak” (boşanma) ismini almıştır. Bu sure lafız ve hacim bakımından “Mufassal” ve “Ya eyyuhe’n-Nebi” (Ey peygamber!) ile başlayan ve “Muhatabat” diye bilinen surelerdendir. Talak suresine “Suretu’n-Nisau's-Suğra” da denilmiştir. Küçük resim oluşturmada hata: Dosya eksik
    AnlamıBoşanmaBaşka İsmiNisau's-SuğraSınıfıMedeniNüzul Sırası99Sure Numarası65Cüz28Sayısal BilgilerAyet Sayısı12Kelime Sayısı289Harf Sayısı1203
    v
    t
    e
    Talak Suresi
    Talak Suresi, ilk ayetinden itibaren yaklaşık üçte ikisinin tamamının boşanma hükümleri, boşanma iddeti ve boşanmış kadınlara ait konuları içermesinden dolayı “talak” (boşanma) ismini almıştır. Bundan dolayı bu sureye “Nisau's-Suğra” (yani Kur’an’ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi ile karıştırılmaması için, küçük Nisa Suresi) Suresi de denmiştir.
    Talak Suresi karilerin çoğunluğu nezdinde 12 ve Basra karileri nezdinde ise, 11 ayettir; ancak birinci görüş sahih ve meşhurdur. Sure 289 kelime ve 1203 harften oluşmaktadır. Medine’de nazil olan bu sure, Mushaf’taki sıralamaya göre 65. ve nüzul sırasına göre ise, Kur’an’ın 99. suresidir. Bu sure lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerdendir. Diğer surelere nispeten küçük surelerden olan Talak Suresi, 28. cüzün dördüncü hizbinde yer almaktadır. “Muhatabat sureleri” diye bilinen “Ya eyyuhe’n-Nebi” (Ey peygamber!) ile başlayan hitap surelerindendir.
    Konuları
    Talak Suresi'nde boşanma hükümleri, boşanma iddeti, boşanmış kadınlar, hamile ve boşanmış kadınlar, bekleme müddeti ve onların nafaka meselesi, süt verme hükümleri, süt içen çocuklar, süt veren kadın ve hukuku konularının yanı sıra, gelecektekilerin ibret alması için geçmiş ümmet ve toplumların akıbetlerine işaret edilmiştir. Ayrıca Tevhit, Nübüvvet ve Mead konularına değinip, muttakilerin özelliklerini belirterek, halka takvalı olmayı tavsiye etmektedir.[1]
    Meşhur Ayetler
    Talak Suresi 2. ve 3. ayet-i kerimelerden وَمَن يَتَّقِ اللَّـهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَ‌جًا وَيَرْ‌زُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ Ve kim çekinirse Allah'tan, ona sıkıntıdan bir kurtuluş vesîlesi yaratır. Ve onu, hesaplamadığı yerden rızıklandırır. Talak Suresi 2. ayet-i kerimenin son kısmı ve 3. ayet-i kerimenin ilk kısmı genellikle birlikte okunmaktadır. Tefsirciler, bu ayet-i kerimenin iniş sebebi ve tefsiri hakkında çokluca bahsetmişlerdir. Bu ayet-i kerimelerin iniş sebebi hakkında birçok rivayet de nakledilmiştir. [3] Mecmau’l-Beyan tefsirinde Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmektedir: Her kim takvalı olursa, Allah-u Teâlâ onu dünyadaki şüphelerden, kıyametin ve ölümün zorluklarından korur. Mecmau’l-Beyan tefsirinde yazıldığına göre, İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: Her kim takvalı olursa, Allah-u Teâlâ onun mal varlığına bereket verir. [4] Allame Seyyid Hüseyin Tabatabai el-Mizan tefsirinde şöyle yazmaktadır: Her kim haram işlerden kendini uzak tutarsa, Allah-u Teâlâ ona hayatın zorlu dönemeçlerinde ve çıkmazlarında mutlaka bir kurtuluş kapısı açacaktır. Neden mi? Zira Allah’ın göndermiş olduğu din, insan fıtratı esas alınarak uyarlanmıştır. Din, insanı fıtratının gereksinimi olan dünya ve ahret saadetini garanti altına alacak şeylere yönlendirmektedir. Öyleyse mümin insan, takvalı olduğu takdirde “Bu dünyadaki saadetli yaşamdan mahrum olacağım” diye bir endişeye kapılmamalıdır. [5]
    Fazilet ve Özellikleri
    Allah Resulü’nden (s.a.a) nakledilen bir hadis-i şerife göre, her kim Talak Suresini okursa, Resulullah’ın sünneti üzerine ölecektir. [6] Şeyh Saduk, İmam Rıza’dan (a.s) şöyle bir rivayet nakletmiştir: Her kim farz namazlarda Talak ve Tahrim surelerini okursa, Allah-u Teâlâ onun kıyamet günü korkmasına ve mahzun olmasına engel olur ve o, cehennem ateşinden âmânda olur. Allah-u Teâlâ onu bu iki sureyi okumasından dolayı cennete götürür; zira bu iki sure Allah Resulü’ne aittir.
    6 min
  • Canan Yurdu - Safahat - Mehmet Akif Ersoy Yusuf Ziya Özkan
    YENİŞEHİR WİKİ
    YENİŞEHİR WİKİ
    Cânan Yurdu - Mehmet Akif Ersoy - Safahat
     DEĞİŞTİR
    ←EzanlarSafahat 
    Mehmet Akif ErsoyBir Mersiye→
    
    
    Safahat / Cânan Yurdu
    Eyvâh, ıssız diyâr-ı dilber ...
    Her hatvesi bir mezâr-ı muğber!
    Uçmuş da içindeki terâne
    Kalmış sessiz bir âşiyâne.
    Yer yer medfûn durur emeller...
    Gûyâ ki kıyâm-ı haşri bekler!
    Yâ Rab! Niye böyle bir yığın hâk
    Olmuş yatıyor o buk’a-i pâk?
    Yâ Rab, ne için o lem’a nâbûd ?
    Yâ Rab, ne için bu sâye memdûd ?
    Yâ Rab, ne demek harîm-i cânan
    Üstünde bu perde perde hicran?
    Lâkin görünen kimin hayâli?
    Cânan gibi tıpkı yâl ü bâli...
    Gîsû-yi siyâh-ı târumârı,
    Altında cebîn-i lem’adârı,
    Zulmetler içinde subh-i mahmûr;
    Yâ gözbebeğinde nazra-i nûr;
    Yâ ebr-i bahâr içinde cevvâl
    Bârân şeklinde dürr-i seyyâl;
    Yâ sînede her zaman coşan yâd,
    Yâ kayd-i bedende rûh-i âzâd.
    Ey tayf-ı nigeh-firîbi yârın,
    Olmaz mı bir ân için karârın?
    Heyhât, serâb-ı şavka döndün...
    Karşımda parıldamanla söndün...
    Kimden sorayım ki nerde dilber?
    Makber gibi samt içinde her yer.
    Cânan! Cânan!.. dedim, arandım...
    “Bir aks-i nidâ” dedikçe, yandım!
    Yâ Rab, neye hem sağır, hem ebkem,
    Dağlar, dereler, bütün şu âlem?
    Ey sevdiğimin sevimli yurdu,
    Hâlin bana şimdi pek dokundu!
    Aç sîneni; yâd-ı nükhetinden
    Bir şemmeye kâilim bugün ben.
    Bir vakt o şemîm-i nâz-perver
    Tâ subha kadar yanımda bekler,
    -Ümmîde verip bekâ sabûhu -
    Sermest-i safâ ederdi rûhu.
    Heyhât o nesîm-i sâf şimdi
    Nâzan, nâzan semâya gitti.
    Ey lâne-i târumâr söyle,
    Cânan sana artık inmiyor mu?
    Ey mâtem-i pâyidâr söyle,
    Sâhandaki nevha dinmiyor mu?
    Ey ebr-i semâ-güzîn-i seyyâr,
    Yâdında mıdır o nazlı reftâr ?
    Ey darbe-i bâda karşı, ra’şân ,
    İnşâd-ı enîn eden nihâlân !
    Bir şi’r-i revân olup da cânan,
    Geçmez mi bu gölgeden hırâman ?
    Ey dilber-i mihriban, zuhûr et!
    Ömrüm gibi ansızın mürûr et!
    Yâ kalb-i fezâya bir hutûr et:
    Âfâkımı lem’a lem’a nûr et.
    Bin nevha-i cân içimde pür-cûş
    Geldim bu garîb yurda, medhûş.
    Feryâdımı yok mu eyliyen gûş?
    Yâ Rab, bu nasıl cihân-ı hâmûş:
    Bir “yok!” diyecek sadâ da yokmuş!..
    14 min
  • 64. Tegabün (Aldanma) suresi KHMK Hasan Basri Çantay sesli meali
    Teğabun Suresi (Arapça: سورة التغابن) adını, 9. ayette geçen kıyamet günü ve Yevmu’t-Teğabun (pişmanlık günü) kelimesinden almıştır. Bu sure sözcük ve hacim bakımından geniş surelerdendir, evrensel ve genel duaya işaret eden, Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen surelerin altıncısıdır.Teğabun Suresi adını, 9. ayette geçen kıyamet günü ve Yevmu’t-Teğabun (pişmanlık günü) kelimesinden almıştır. Teğabun kelimesi bu manasıyla Kur’an-ı Kerim’de bir defaya mahsus olmak üzere sadece bu surede geçmiştir. Ayetlerin sayısı noktasında kari ve müfessirler arasında hiçbir görüş ayrılığı bulunmayan bu sure, 18 ayet, 242 kelime ve 1091 harften ibarettir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 64. iniş tertibine göre ise Kur’an’ın 108. suresi olan Teğabun Suresi Medeni’dir ve başka bir görüşe göre Mekki’dir; ancak Medeni olması meşhur ve sıhhate daha yakındır. Teğabun Suresi lafız ve hacim bakımından geniş surelerdendir ve diğer surelere göre Kur’an’ın kısa surelerinden olmakta ve 28. cüzün üçüncü hizbinde yer almaktadır. Evrensel ve genel duaya işaret eden ve Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen surelerin altıncısıdır.
    Konuları
    Mead ve ceza günü, insanın yaratılış meselesi ve Allah’ın insanı en iyi şekilde yaratması, Allah’a tevekkül, Allah yolunda borç verme ve Karzu’l-Hasene(karşılıksız borç verme)’nin sevilmesi gibi birkaç ahlaki ve toplumsal emir ve cimrilikten sakınma konuları Teğabun Suresi'nin işlediği temel konularından bazılarıdır.[1]
    Meşhur Ayetler
    إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللَّهُ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
    Mallarınız ve evlâtlarınız, bir sınamadır size ancak ve Allah katındaysa pek büyük bir mükâfat var. Allah Teâlâ on dördüncü ayet-i kerime de insanın eş ve çocuklarını düşman olarak tanıtıyor. Allah Teâlâ bu ayet-i kerime de insanın eş ve çocuklarını, insan için bir sınama vesilesi (fitne) olarak beyan etmektedir. [3] Fitne insanın müptela olduğu acılara, zorluklara, musibetlere ve sınanmaya sebep olacak şeylere denilmektedir. [4] Tefsir kitaplarında bahsedildiğine göre evlat ve mal insan için en önemli sınama vesilelerinin başında gelmektedir. [5] Neden mi? zira insanın evladına olan sevgisi ve dünya malının insan yanın da değerli olması, insanı ahret ve bu ikisi arasında (mal ve evlat) ikilemde bırakmaktadır. [6] Emirü’l-Müminin İmam Ali’den (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmektedir: Ya Rabbi fitne ve sınamadan sana sığınırız demeyin; zira her kes ona duçar olacaktır, aksine insanı saptıran fitnelerden Allah’a sığınırız diye dua edin. [7] إِن تُقْرِ‌ضُوا اللَّـهَ قَرْ‌ضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ Eğer Allah'a güzel bir tarzda borç verirseniz o, verdiğinizi kat-kat arttırır. (Ayet / 17)
    Karzu’l-Hasene
    Tefsir kitaplarında yazılanlara göre bu ayet-i kerimedeki Karzu’l-Hasene’den maksat; Allah yolunda infak etmektir. [8] Tefsir-i Tesnim, Karzu’l-Hasene’yi Kuran kültürü ve terimi açısından şöyle açıklamaktadır; İnsanın her hayır işi, Allah rızası için yapması, ibadet olabilir, infak olabilir yâda umuma faydalı bir iş olabilir. Öyleyse bu tanım, Fıkhi anlamda ki Karzu’l-Hasene’yi de kapsayacaktır. Bu tefsir kitabının açıklamalarına göre; Allah ‘‘hayırlı bir iş Allah katında muhafaza ediliyor’’ diyeceğine, hayır işin kat-kat artacağını söylüyor. Bunu anlatabilmek için de Karzu’l-Hasene sözcüğünden istifade ediyor. Karzu’l-Hasene de verilen borç, sahibine geri verilmek üzere muhafaza edilmektedir. [9]
    Fazilet ve Özelliklikleri
    Allah Resulünden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her kim Teğabün Suresi'ni okursa, ani ölümlerden âmânda olur. [10] İmam Sadık’tan (a.s) da şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim farz namazlarda Teğabün Suresi'ni okursa, Teğabün Suresi kıyamet günü ona şefaat edecektir. Kıyamet günü adil bir şahit gibi Allah katında Teğabün Suresi'ni okuyan şahsa, şahitlik edecektir ve Teğabün Suresi'ni okuyan şahsı, cennete dâhil edene kadar ondan ayrılmayacaktır. [11] İmam Bakır’dan (a.s) ş
    6 min
  • 63. Münafikun suresi (Arapça: سورة المنافقين), Hasan Basri Çantay sesli meali KHMK
    münafıkların gerçek simasını resmetmekle birlikte, alamet ve nişanelerini zikrederek, Müslümanlara karşı yaptıkları komplolarla ilahi rahmet ve mağfiretten ve aynı zamanda Peygamber’in (s.a.a) duasından mahrum kaldıklarını konu edinmektedir. Bu sure lafız ve hacim bakımından mufassal surelerden olup Vakıa Suresi'nden sonra “اذا‌” (iza) ile başlayan surelerin ikincisidir.
    180Harf Sayısı800
    v
    t
    e
    Münafikun Suresi
    Bu sure, çoğu ayetlerinin münafıklar hakkında nazil olmasından ve onların sıfat, hal ve amellerinden bahsetmesinden dolayı “Münafikun Suresi” olarak adlandırılmıştır. İslam’da nifak ve münafıklar konusunun önemli bir yeri bulunmaktadır. Zira bundan dolayı da bu surenin konusu ve ismi olmuştur. Rivayette bu surenin Cuma namazının ikinci rekâtında okunması tavsiye edilmiş ve vurgulanmıştır.
    11 ayetten oluştuğu noktasında hiçbir görüş ayrılığı bulunmayan bu sure, 180 kelime ve 800 harften ibarettir. Medeni olan bu sure Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 63. ve iniş tertibine göre ise, Kur’an’ın 104. suresidir. Münafikun Suresi lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerden ve 28. cüzün hizblerinden bir kısmını teşkil etmekle birlikte, diğer surelere oranla daha kısadır. Bu sure Vakıa Suresi'nden sonra “اذا‌” ile başlayan surelerinin ikincisidir.
    Konuları
    Münafikun Suresi, münafıkların gerçek simasını tersim etmekle birlikte, alamet ve nişanelerini zikrederek, Müslümanlara karşı yaptıkları komplolarla, ilahi rahmet ve mağfiretten ve Hz. Peygamberin (s.a.a) duasından mahrum olduklarını konu edinmektedir. Bu surede ayrıca Allah’ın zikrinden gaflet etmenin etkenleri hatırlatılmakla birlikte, dünyevi ve fani yaşamın, mal, makam ve evlatların, Allah’a ibadet etmekten ve Allah’ı zikretmekten alıkoymaması gerektiğinden bahsetmektedir.[1]
    İniş Sebebi
    Münafikun Suresi'nin iniş sebebi hakkında Tefsir-i Kummi’de şu şekilde yazmaktadır: Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) gazvelerinden birinde sahabeden iki kişi arasında kuyudan su çekme konusunda anlaşmazlık çıktı ve tartışma sırasında Ensar’dan bir kişi yaralandı. Bu haberi duyan Abdullah b. Ubey, haddinden fazla öfkelendi ve Medine’ye döndüklerinde sığıntı olanları şehirden çıkarmakla tehdit etti.[3]
    Abdullah b. Ubey’in bu sözü, bir bakıma Muhacirleri Medine’den sürgün etmek anlamına geliyordu. Münafikun Suresi'nin sekizinci ayet-i kerimesinde şöyle beyan edilmektedir: Bu olaya şahit olan Zeyd b. Erkam, Abdullah’ın konuşmalarını Allah Resulü'ne (s.a.a) aktardı. Abdullah, Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına giderek, Allah’ın birliğine ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) peygamberliğine şehadet etti ve Zeyd’in söylediklerini yalanladı. Bundan kısa bir süre sonra Münafikun Suresi 1-8. ayet-i kerimeleri nazil oldu. [4]
    Fazilet ve Özellikleri
    Mecmau’l Beyan Tefsiri’nde Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Münafıkun Suresi’ni okuyan herkes, her türlü nifaktan temizlecektir. [5] “Sevabu’l Amal” kitabındaki diğer bir hadise göre, İmam Sadık (a.s), Cuma günü öğlen kılınan namazda Şiilere Münafıkun ve Cuma surelerini okumalarını tavsiye ederdi. Hadiste yazılana göre her kim bu düstura amel ederse, Allah Resulü’nün (s.a.a) amelini yapmış gibi olur ve bu kişinin mükafatı da cennet olur. [6] Bazı fakihlerin görüşüne göre Cuma namazının ikinci rekatında Münafıkun Suresi'ni okumak müstehaptır
    4 min
  • 62. Cum'a suresi KHMK Hasan Basri Çantay meali Kur'an
    Cum'a Suresi (Arapça: سورة الجمعة‎), lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerdendir. Ancak Mufassal sureler içinde de “Tival” surelerden sayılmakla birlikte, Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen yedi surenin beşincisidir. Bu surede Cuma namazı ve Cuma namazından sonraki amellerin adabı konu edildiğinden (9 ve 11. ayetler) Cuma Suresi olarak adlandırılmıştır.Bu sureye "Cumua" (mim harfi ötreli) ve Farsçada “Cum’a” Suresi denmektedir. Arapçada ise, mim harfinin cezimli (sukün) olması durumunda "Cuma namazının kılındığı haftanın son günü" anlamına gelmektedir. Bu surede Cuma namazı ve Cuma namazından sonraki amellerinin adabı konu edildiğinden (9 ve 11. ayetler) mim harfi ötreli olarak (Cumua) zikredilmiştir.
    11 ayetten oluştuğu noktasında hiçbir görüş ayrılığı olmayan bu sure, 177 kelime ve 768 harften ibarettir. Medeni olan bu sure Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 62. ve iniş sırasına göre ise, Kur’an’ın 110. suredir. Cuma Suresi lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerdendir. Ancak Mufassal sureler içinde de “Tival” surelerden sayılmakla birlikte 28. cüzün hizblerinden bir kısmını teşkil etmektedir. Evrensel ve genel duaya işaret eden ve Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen yedi surenin beşincisidir.
    Cuma Suresi'ni okumanın fazileti hakkında, rivayetlerde şöyle denilmiştir: Allah-u Teâlâ, Cuma Suresi'ni okuyan herkese, Cuma namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısınca 10 iyilik mükâfat verecektir. [12] Yada, Cuma Suresi'ni her Cuma akşamı okuyan kimse için, her iki Cuma arasında işlemiş olduğu günahlarının fidye ve keffaresi olacaktır. [13] Yine aynı şekilde Cuma günü sabah, öğlen ve ikindi namazlarında Münafikun Suresi ve Cuma Suresi'ni okumanın müstahap olduğu belirtilmiştir. [14] Yine aynı şekilde Cuma Suresi'nin okumanın fazileti hakkında, insanı korkudan ve şeytanın vesvesesinden koruyacağını nakledilmiştir. [15]
    Sanat Eserleri
    Cuma Suresi ve bazı ayet-i kerimeleri, İslami yapıtlara kitabe, yazıt, fayans ve çinilere işlenmiştir. İmam Rıza’nın (a.s) türbesinde Cuma Suresi, Ali Rıza Abbasi tarafından Sülüs hattıyla yazılmıştır. [16] Yine aynı şekilde Cuma Suresi Hz. Masume’nin (s.a) türbesinde 2. Şah Abbas revakındaki kubbeye kitabet edilmiştir. [17] Aynı şekilde Cemkeran Mescidi’nin fayans ve çinilerine işlenmiştir. [18] İshak b. Musa’nın türbesinde Feyz-i Kummi, Gencine-i Asar-i Kum, s 138. Bug’eyi Peygamberiye’de [19] dahi göze çarpmaktadır
    .Cuma namazı ve Cuma namazının farz oluşu hükmü bu surede belirtilmiş ve Cuma namazının ilk rekâtında bu surenin okunması müstehap olduğundan dolayı tavsiye edilmiştir. Cuma Suresi Allah’ı tesbihle, Allah’ı izzet ve hikmet sıfatıyla niteleyerek başlamakta, iş ve ticareti Cuma namazına tercih edenleri kınamayla, Allah’ın sevap ve ecrinin iş ve ticaretten daha iyi ve değerli olduğunu, rızık verenlerin en hayırlısının Allah-u Teâla olduğunu vurgulayarak son bulmaktadır.[1]
    İniş Sebebi: Ticaret Kervanı ve Namaz Kılanlar
    Cabir b. Abdullah Ensari’den şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Allah Resulü (s.a.a) ile Cuma namazı kılıyorduk. O esnada ticaret kervanı geldi ve halk (Namaz kılanlar) kervana doğru perakende oldular. Sadece 12 kişi kaldı ve ben de onlardan birisiydim. Daha sonra şu ayet-i kerime nazil oldu (وَ إِذا رَأَوْا تِجارَةً أَوْ لَهْواً...:) Ve onlar, bir alış-veriş yahut eğlence görünce ona gidip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar; (Ayet/11). [2]
    Başka bir rivayetteyse şöyle nakledilmiştir: Medine’de açlık baş almış gidiyordu ve yiyecekler pahalanmıştı. Dehiye b. Halife’nin ticaret kafilesi Medine’ye girince, namaz kılan Müslümanlar onun kafilesine doğru koşuştu ve çok az sayıda kişi kaldı. Bu ayet-i kerime nazil olduktan sonra, Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: Eğer tüm Müslümanlar gitseydi, ateş onları sarıverirdi. [3] Nakledildiğine göre Peygamber Efendimizin (s.a.a) yanında sadece İmam Ali (a.s), Hz. Fatıma (s.a), İmam Hasan (a.s), İmam Hüseyin (a.s), Selman Farisî
    4 min
  • 61. SAFF Saff Suresi (Arapça: سورة الصف‎) Kur’an-ı Kerim KHMK Hasan Basri Çantay meali
    Saff Suresi (Arapça: سورة الصف‎) Kur’an-ı Kerim’in Medeni surelerinden olup, Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 60. ve iniş tarihine göre ise, Kur’an’ın 109. suresidir. Diğer İsmi "Havariyyun" (has ve özel yaranlar), "Hz. İsa"dır.Bu sure adını, 4. ayette geçen ve “saf tutmak” anlamına gelen "Saf" kelimesinden almıştır. Sure lafız ve hacim bakımından kısa surelerden, yani “Mufassal” surelerdendir. Ancak Mufassal sureler içinde de “Tival” surelerden sayılmakla birlikte, diğer surelere nispet daha küçüktür.
    Saff Suresi, Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen yedi sureden birisidir. Saff Suresi, adını 4. ayette geçen ve “saf tutmak” anlamına gelen "Saf" kelimesinden almıştır. Bununla birlikte Allah’ın kuşkusuz kendi yolunda, kurşun dökümü (sağlam) bir yapı gibi saf bağlayarak çarpışanları sevdiğine işaret etmektedir.
    Saff Suresi'nin ikinci ismi “Havariyyun” Suresi'dir.[Not 1] “Havari” kelimesi daha çok Hz. İsa’nın (a.s) Sıddık yaranlarına özgüdür ve bu surenin 14. ayetinde kullanılmıştır. Bu surenin üçüncü ismi ise, “İsa”dır. Zira Ulû'l Azm peygamberlerinden olan Hz. İsa’nın (a.s) adı, Saff Suresi'nin 6.Saff Suresi'nin 6. ayetinde Hz. İsa (a.s) Ben-i İsrail’e (İsrailoğullarına) kendisinden sonra Tevrat ve İncil’i doğrulayan ve adı Ahmed (Ahmed, Hz. Muhammed’in (s.a.a) isimlerinden biridir) olan bir peygamberin geleceğini müjdelemektedir. Ayetlerinin sayısı hakkında bir görüş ayrılığı bulunmayan bu sure, 14 ayet, 226 kelime ve 966 harften ibarettir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 60. ve iniş tarihine göre ise, 109. suredir. Sure Medenidir.
    Saff Suresi, lafız ve hacim bakımından kısa surelerden, yani “Mufassal” surelerdendir. Ancak Mufassal sureler içinde de “Tival” surelerden sayılmakla birlikte, diğer surelere nispetle daha küçük ve hizb’in bir bölümünü oluşturmaktadır. Allah’ı tesbih (سَبَّحَ لِلَّـهِ) ifadesiyle başlayan ve “Müsebbihât” diye bilinen yedi sureden birisidir.
    Allah’ın tesbih ve takdisi, sözü ile ameli bir olmayanları kınama ve serzeniş, asıl ve son zaferin Allah’ın dini üzere olacağı, din ve Allah düşmanlarının istememelerine ragmen Allah’ın nurunu tamamlayacağı, insanları Allah’a imana ve onun yolunda mal ve canla cihad etmeye teşvik etme ve Allah yolunda infak etmenin günahların bağışlanmasına sebep olduğu gibi konular bu surenin diğer konularındandır.[1]
    Kıraatinin Fazileti
    Bir rivayete göre İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İsa (a.s) suresini okuyan kimseye hayatta olduğu müddetçe (o sure ona) selam göndererek, bağışlanma ve mağfiret talebinde bulunur. Kıyamet gününde ise, Hz. İsa’nın (a.s) refik ve dostu olur.”[2]
    Aynı şekilde İmam Bakır’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Her kim Saff Suresi'ni kıraat eder ve onu farz ve müstehab (sünnet) namazlarında her daim okursa, Allah-u Teâla onu melekler ve peygamberlerle birlikte aynı safta karar kılar.”[3]
    ve 14. ayetlerinde zikredilmiştir. Meşhur Ayetler
    «يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كَبُرَ‌ مَقْتًا عِندَ اللَّـهِ أَن تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ»
    Ey inananlar! Ne diye yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Allah katında en nefret edilen şey, yapmayacağınız şeyi söylemenizdir. (Ayet 2 ve 3)
    Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında şu şekilde denilmiştir: Bir grup Müslüman şöyle diyordu: “Eğer biz bilseydik ki Allah katında hangi iş en çok sevilendir, canımızı malımızı ona sarfederdik”. Allah Cihadı tanıtarak onları Uhud savaşıyla sınadı; ancak onlar savaştan kaçtı. [4]
    “Tefsir-i Kummi” kitabında şöyle yazılmıştır: Sözlerine amel etmeyenlerden maksat, Allah Resulü’ne (s.a.a) yardım edeceklerine, emirlerine uyacaklarına ve İmam Ali (a.s) hakkında Peygamber Efendimizle (s.a.a) olan ahitlerine bağlı kalacaklarına dair vaatte bulunan Peygamber Efendimizin (s.a.a) sahabeleridir; ancak Allah onların ahitlerine vefa etmeyeceklerini bildirdi. [5]
    وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
    Ve başka bir şey daha var ki severs
    5 min

About Kailar Podcastleri

From the publisher's feed

Hak Dini Kur'an Dili (Orijinal Elmalı Tefsiri) Meali ve Tefsiri (Elmalı Hamdi Yazır) ve Hasan Basri Çantay KHMK meali

More shows like Kailar Podcastleri

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Kuran-ı Kerim by Diyanet Dijital

Kuran-ı Kerim

3 Listeners