Kailar Podcastleri

Kailar Podcastleri

By Eyüp Sabri KartalArtsBooks
Download on the App Store

Kailar Podcastleri episodes

  • 51. Zariyat suresi(Arapça: سورة الذاریات) KHMK Hasan Basri Çantay sesli Kur'an meali
    Tanıtım
    Sure, zariyat (Ve'z-Zâriyâti Zerva) kelimesi, yeminle tozu toprağa katan rüzgârlar ve mucizevî yaratılış görüngüsü (duyularla anlaşılabilen her şey) ile başlamaktadır. Zariyat, ‘‘Zariye’’ kelimesinin çoğuludur ve rüzgârlar anlamına gelmektedir. [2] Bu kelime Kur’an’da yalnızca bu surede geçmiştir.
    Yeminle başlayan yedinci suredir. Mushaf’taki sıralama itibarıyla elli birinci, [3] iniş sırasına göre ise altmış yedinci suredir. Hacim ve uzunluk olarak tıval-ı mufassal surelerden ve yarım hizip kadardır. [4]
    İçeriği
    Surenin başında yüce Allah, ilahi vadenin doğru ve hakiki olduğuna dair arka arkaya ant içerek, uhrevi cezanın kesin ve kati olduğunu vurgulamaktadır.
    Salih insanların bazı vasıfları zikredilerek, bazı özelliklerine değinilmektedir.
    Tevhidin bazı nişaneleri.
    Hz. Musa’nın (a.s) Firavunla olan mücadelesi.
    Ad, Semud kavimleri ile Salih ve Hud (a.s) peygamberlerin kavimlerinin hikayelerine yer verilmiştir.[5].El Mizan tefsirine göre surenin en önemli konu başlıkları 'kıyamet' ve 'inkar'dır ve sure bunlarla başlayıp bunlarla son bulur. [6]
    İnatçı ve mutaassıp kavimlerin, geçmiş peygamberler ile mücadelesi, Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) teselli verilmesi, muhaliflerin karşısında Allah Resulü’nün (s.a.a) istikamete davet edilmesi. [7]
    Meşhur Ayetler
    İnsanın yaratılış hedefi
    وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
    Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat Suresi / 56)
    Bu ayet-i kerime, insanın yaratılış gayesinden bahsettiği için birçok kez müfessirlerin dikkatini üzerine çekmiştir. Mecmau’l-Beyan Tefsiri’nde nakledildiğine göre ‘‘Abdullah bin Abbas’’ ayet-i kerimenin ne demek isteğini şu şekilde açıklamıştır; Cinler ve insanlar isteseler de istemeseler de, Allah’a kulluk etmeyi ikrar etmek için yaratıldılar. [9]
    Bazıları da şöyle söylemişlerdir: Ayet-i kerimeden maksat şudur; Ben insanları ve cinleri bana tapmaları ve onlara emir ve nehiyde bulunmam için yarattım. [10]
    Tabersi, ayet-i kerimenin Allah’ın insanı yaratma gayesini, Allah’a ibadet olarak yorumluyor. Elbette bir grup insan, Allah’a ibadet etmiyor diye yaratılış hedefi batıl oldu anlamına gelmez. Zira hedef ve gaye, insan ve cinin ibadet ve mükâfat’a maruz kalmasıdır. [11]
    Allame Tabatabai’de ayet-i kerimede beyan edildiği üzere, insanın yaratılış gayesinin sadece ibadet olduğuna inanmaktadır. [12]
    Allame Tabatabai’ye göre bu ayeti kerimenin, diğer ayet-i kerimelerde beyan edildiği üzere, insanın yaratılış gayesinin Allah’ın rahmeti olduğunu açıklamasıyla herhangi bir çelişkisi bulunmamaktadır. Zira hem ibadet ve hem de Allah’ın rahmeti, insanı yaratılışın asıl hedefi olan saadete ulaştırmaktadır. [13]
    Tefsir-i Numune’de insanın yaratılış gayesi hakkında; ilim ve farkındalık, insanların sınanması ve Allah’ın rahmeti gibi şıklar zikredilmekte ve sonuç olarak da bu farklı hedeflerin birbirleriyle hiçbir şekilde uyuşmazlık içermediği belirtilmektedir.
    Tefsir-i Numune’ye göre Kurân’da insanın yaratılış hedefi için zikredilen hedeflerden bazılarının; orta amaç, bazıların nihai hedef, bazılarınınsa nihai hedefin neticesi olduğu konu edilmiştir.
    Tefsir-i Numune’de ilim ve sınama orta amaç, ibadet etmek nihai hedef, Allah’ın rahmetiyse nihai hedefin neticesi olarak beyan edilmiştir. [14]
    Meleklerin Hz. İbrahim’in (a.s) Evinde Misafir Olmaları
    Zariyat Suresi 24-37. Ayet-i kerimeler, meleklerin Hz. İbrahim’e (a.s) misafir olduklarından, Hz. İbrahim’i (a.s) evlat sahibi olmakla müjdelediklerinden ve kendilerinin Lut kavmini azap etmekle görevlendirdiklerini beyan eden bir öyküden bahsetmektedir.
    Tefsir-i Numune, bu olayı geniş bir şekilde ele alarak açıklamıştır. [15]
    Bu ayetlerde bahsedildiği üzere, Hz. İbrahim (a.s) ilk başta melekleri tanımıyor ve meleklere akşam yemeğinde Halil İbrahim Sofrası’nı açıyor. Hz. İbrahim (a.s) misafirlerin yemek yemediklerini fark edince, içini bir korku sarıyor ve neden yemek yemediklerini soruyor. Melekler, kendilerini tanıtıyor ve Hz. İbrahim’e (a.s) bir
    8 min
  • 50. Kaf suresi  (Arapça: سورة قاف) Hasan Basri Çantay KHMK sesli Kur'an meali
    Sure, "Kaf" harfiyle (Kaf, ve’l-Kur'ani’l Mecid; Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun) başladığı için bu ismi almıştır. Surede yüksek ağaçlardan bahsedildiği (10. ayet) için sureye yüksek ağaçlar anlamına gelen ‘‘basıka’’ kelimesinin çoğulu olan “Baskat” suresi de denmiştir. [2] Bu kelime burada olmak üzere yalnızca bir kere Kur’an’da geçmiştir.
    Kaf Suresi, Mukatta harflerle başlayan yirmi sekizinci suredir. Ayrıca yeminle başlayan surelerin altıncısıdır. Tüm karilere göre ayet sayısı 45’tir. Kelime sayısı 373 ve harf sayısı 1507’dir. Mushaf’taki sırasına göre ellinci ve nüzul sırasına göre ise, otuz dördüncü suredir. Sure, Mekke’de nazil olmuştur. Hacim olarak mufassalat surelerden ve tıval sureleri kategorisinde bulunmaktadır. Kur’an’ın yarım hizbi kadardır. [3]
    İçeriği
    Surede mead konusu ve kâfirlerin insanların öldükten sonra çürümelerine rağmen yeniden dirilişlerinden duydukları şaşkınlık ele alınmaktadır. Ayrıca kâfirlerin nübüvvet konusundan duydukları şaşkınlık ve göklerin dayanaksız olarak ayakta durması, insanların gözleri önünde ölü toprakların nasıl diriltildiği, tevhit ve ilahi kudret nişanelerinden bahsedilmektedir. Ayrıca surede Hz. Resul-ü Kibriya Efendimiz’e (s.a.a) birkaç tane sosyal ve ahlaki emirler verilmektedir.[4]
    Tefsir
    Ana Madde: Hurûf-u Mukattaa
    ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ
    Kaaf, andolsun büyük ve şerefli Kur'ân'a. (Kaf Suresi / 1)
    Kaf «ق» harfi Hurûf-u Mukattaa’dan biridir. Bu harfler, Kur’an-ı Kerim’in 29 suresinde gelmiştir ve birbirinden ayrı olarak okunmaktadır.
    Meşhur Ayetler
    وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
    …ve biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi / 16)
    “Verid” kelimesi lügatte, şahdamarı, kalbe ve karaciğere bağlı damar, [6] dil altındaki damar, [7] ve tüm bedene yayılmış, kan dolaşımını sağlayan damar [8] olarak farklı şekillerde tefsir edilmiştir.
    Fakat Allame Tabatabai ‘‘el-Mizan’’ tefsirinde şöyle bir açıklamada bulunmuştur: Bu ayet-i kerime, gerçekte Yüce Allah’ın insana olan ihatasını, kapsayıcılığını ve ona olan yakınlığını en güzel şekilde anlatan bir teşbih ve benzetmeden ibarettir. [9]
    Rakib ve Atid
    مَا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ
    Hiçbir söz söylemez ki yanında, onu zapteden, gözetip kollayan biri bulunmasın. (Kaf Suresi / 18)
    Bu ayet-i kerime, insanların amellerini yazan ‘‘Rakib’’ ve ‘‘Atid’’ adlı iki melekten söz etmektedir.
    Bazı rivayetlerde bahsedildiği üzere, insanın sağ omzunda olan ‘‘Rakib’’ adlı melek insanın yapmış olduğu iyi amelleri ve sol omzunda olan ‘‘Atid’’ adlı melek ise, insanın işlemiş olduğu kötü işleri ve günahları yazmaktadır. [10]
    Bu iki melek, ölüm anında insana görünür ve kıyamet günündeyse insanın amellerine şahitlik eder. [11]
    Kur’an-ı Kerim, bu meleklerden, Rusul «رُسُل» Kiramen Kâtibin «کِرامَاً کاتِبینَ» ve Hafizin «حافظین» olarak da bahsetmiştir.
    Sur’a Üflenmesi
    وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ذَلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ
    Ve üfürülür sûr'a, işte bu gündür azap günü. (Kaf Suresi / 20)
    Sur’a üflenmesi, kıyamet anında tüm gökleri ve yeri dolduracak, gökten gelen ve tüm canlıları öldürecek olan büyük bir nidadır. Bazı rivayetlerde bahsedildiği üzere, Sur’a üflenmesi dört kez gerçekleşecektir. [12]
    Ancak Kur’an-ı Kerim, ölüm Sur’u olan ve dünyanın sonunda tüm varlıkların ölümüne neden olacak birinci surdan; kıyamet ve diriliş öncesinde tüm ölülerin canlanmasına ve hayat bulmasına neden olacak ikinci Sur’dan bahsetmiştir. [13]
    Bu ayet-i kerimede “Sur’a üflenmesinden” maksat, ya ikinci Sur’dur veya her iki Sur’dur. Zira hemen arkasından şöyle buyrulmaktadır: Bu, vaad edilen gündür, yani sizi dünyadayken korkuttuğumuz gündür ve işte o gün bugün gerçekleşmiştir.
    وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ
    Ve andolsun ki biz, gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattık ve bir yorgunluk gelmedi bize. (Kaf Suresi / 38)
    Bu ayet-i kerime, ölümden sonra yeniden diriliş ve mead’ın mümkün olduğunu gösteren bir kanıttır. Ayet-i kerimenin manası şudu
    8 min
  • 49. HUCURAT suresi (Arapça: سورة الحجرات) Hasan Basri Çantay KHMK sesli Kur'an-ı Hakim Meal-i Kerim
    Hucurat Suresi (Arapça: سورة الحجرات) ismini 4. ayette geçen "hucurat" kelimesinden almaktadır.  "Odalar" anlamına gelen hucurat kelimesi, söz konusu ayette peygamberimizin (s.a.a) Mescid-i Nebi'deki evi olarak kullandığı odalara işaret etmektedir. 18 ayetten oluşan sure, Medine'de Mücadele Suresi'nden sonra inmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 49. ve nüzul sırasına göre ise, 106. suredir. Ayet Sayısı18Kelime Sayısı353Harf Sayısı1533
    v
    t
    e
    Tanıtım
    Bu sure, adını odalar veya küçük odalar anlamına gelen "Hucurat" (hücreler) kelimesinden alır. Odalardan maksat, Hz. Fahr-i Kâinat efendimizin (s.a.a) eşlerine ait odalar olduğu, bunların hürmet ve saygınlığının korunması gerektiği, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ashabının, efendimizin evlerine davetli veya davetsiz olarak nasıl gitmeleri gerektiğinin adabını öğretmektedir.
    Kur'an'ın bütün müfessir ve karilerine göre, ayet sayısı 18, kelime sayısı 353 ve harf sayısı ise, 1533’tür. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla kırk dokuzuncu ve iniş sırasına göre ise, yüz altıncı suredir. Sure, Medeni surelerdendir. Mesani surelerin sonuncusu, hacim ve boyut olarak da bir hizbin yarısı kadardır. [4]
    İçeriği
    Bu sure, toplumsal ahlak, adap ve düzeni ele aldığı gibi, Hz. Peygamberle (s.a.a) muaşeret adabını, araştırılmadan her habere itibar edilmemesi gerektiğini, başkalarına kötü söz söylenmemesi ve gıybet edilmemesini, insanların ayıplarının araştırılmamasını, bazılarının günah olduğu her zanna kapılmaması gerektiğini ve Müslümanların kardeş olarak, kendi aralarında sulh ve barışın tesis edilmesi için çaba ve telaş göstermeleri gerektiğini istemektedir. [5]
    Danışname-i Kur’an, bu sureyi "ahlak", "edep" ve "toplumsal düzen suresi" olarak adlandırmaktadır. Zira bu sure, Hz. Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) karşı davranış biçiminin nasıl olacağının anlatılmasının yanı sıra, şayialara araştırmadan teveccüh etmemeyi, başkaları hakkında gıybet ve kötü söz söylememeyi, insanların ayıbını araştırmaktan uzak durmayı, ihtimaller üzerine yola çıkmayıp, Müslümanlar arasında sulh ve barışın tesis edilmesini istemektedir. [6]
    Tefsir-i Numune, Hucurat Suresi'nin ihtiva ettiği konuları aşağıda görüldüğü üzere özetlemiştir:
    Birinci bölüm; Surenin başlangıcında yer alan ve Hz. Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) karşı davranış adabını beyan eden ayetlerden oluşmaktadır.
    İkinci bölüm; En önemli ahlaki ve toplumsal esaslar, bu esasları hayata geçirmenin, camiada birlik-beraberliğin, muhabbettin, samimiyet ve emniyetin oluşmasına neden olan ayetlerden oluşmaktadır.
    Üçüncü bölüm; Müslümanlar arasında meydana gelebilecek tartışma, sürtüşme ve ihtilaflarla nasıl mücadele edilebileceğiyle ilgili düsturları içeren ayetlerden oluşmaktadır.
    Dördüncü bölüm; İnsanın Allah katındaki değerinin ölçüsü, takva meselesinin önem ve ehemmiyeti hakkındaki ayetlerden oluşmaktadır.
    Beşinci bölüm; İmanın sadece sözle olmadığı, kalbi inancın yanı sıra, imanın eser ve etkisinin amelde aşikâr olmasını gerektiren ayetlerden bahsetmektedir.
    Altıncı bölüm; İslam ve imanın, Allah’ın müminlere hediyesi olduğunu ve bu nedenle müminlerin inanmış kimseler olmalarından dolayı, kimseyi minnet altında bırakmamaları gerektiğini beyan eden ayet-i kerimelerden oluşmaktadır.
    Yedinci bölüm; Allah’ın ilminden, varlık âlemindeki sırlara ve insanların amellerine vakıf oluşundan bahsetmektedir.
    Meşhur Ayetler
    Nebe Ayeti
    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
    Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz. ( Hucurat Suresi/6)
    Fıkıh Usûlü’nde "Nebe" ayetinden çokluca bahsedilmiştir. Fıkıh Usûlü alimleri, bu ayet-i kerimenin ‘‘Haber-i Vahid’’in hüccet, delil ve kanıt olduğunu ima ettiğini inceleyerek, araştırmışlardır. 
    Müfessirlerin çoğunlu
    12 min
  • 48. Fetih Suresi (سورة الفتح), Hasan Basri Çantay KHMK (Kur'an-ı Hakim Meal-i Kerim) sesli meali
    Mekke'nin fethinden bahsettiği için "Fetih Suresi" olarak isimlendirilmiştir. 29 ayetten oluşan surenin indiği yer hakkında farklı görüşler vardır. Ancak Medine'de indiği kabul edilmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 48. ve nüzul sırasına göre ise, 112. suredir.
    Fetih SuresiAnlamıZafer, Galibiyet, FetihBaşka İsimleri-SınıfıMedeniNüzul Sırası111Sure Numarası48Cüz26Sayısal BilgilerAyet Sayısı29Kelime Sayısı560Harf Sayısı2509
    v
    t
    e
    Fetih Suresi
    Mekke’nin fethini peşi sıra getiren Hudeybiye antlaşması ve Mekke’nin fethinden "açık fetih" diye bahsettiğinden dolayı da sureye "Fetih Suresi" denmiştir. Müslümanların şirk ve müşriklere nihai zaferini ortaya koyan Mekke fethi bu surede ele alınmıştır.
    Ayet sayısı tüm kari ve müfessirlere göre 29’dur. Kelime sayısı 560 ve harf sayısı ise, 2509’dur. Fetih Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 26. Cüz’ün de yer almaktadır. [1] Mushaf’taki resmi sırasına göre kırk sekizinci ve iniş sırasına göre ise, yüz on ikinci suredir. Sure Medine’de nazil olmuştur. [2]
    Fetih’ten Maksat
    "Fetih’ten maksat nedir ve hangi zaferdir?" noktasında, müfessirler arasında farklı görüşler bulunmaktadır. [3] Müfessirlerin birçoğu, özellikle Ebu’l Futuh-u Razi, Feyz-i Kaşani, "Fi Zilali'l Kur'an" kitabının yazarı ve yine aynı şekilde "el-Mizan" Tefsiri’nin yazarı Allame Tabatabai, Hudeybiye Antlaşması sonrasında Müslümanlara nasip olan zafere işaret ettiğine inanmaktalar. [4]
    Özellikle "Fetehna" «فتحنا» cümlesinin mazi fiili şeklinde kıraat edilmesi, Fetih meselesinin bu surenin ayetlerinin nazil olmaya başladığı esnada gerçekleştiğini göstermektedir. Hâlbuki o zaman diliminde Hudeybiye antlaşmasından başka bir şey yoktu. Öyleyse Fetih’ten maksat Hudeybiye antlaşmasıdır.
    Bir grup müfessir de özellikle "Tibyan Tefsiri’nin" yazarı Şeyh Tusi, "Keşşaf Tefsiri’nin" yazarı Zemahşerî, "Tefsir-i Kebir'in" yazarı Fahreddin er-Râzî ve "Mecmau’l Beyan Tefsiri'nin" yazarı Tabersi, fetih’ten maksadın Mekke’nin fethi olduğuna inanmaktalar.
    Bazı müfessirler de Fetih’ten maksadın Hayber Kalesi’nin fethi olduğuna inanmaktalar. [5]
    Bazıları ise, Fetih’ten maksadın İslam’ın tüm düşmanlarına karşı güçlü mantık, üstün kanıtlar ve aşikâr mucizeler yoluyla zafer kazanacağına işaret ettiğine inanmaktalar. [6] Bilahare bazıları da Fetih’ten maksadın tüm ilimlerin sırlarının, Allah Resulü (s.a.a) için açıldığına işaret ettiğine inanmaktalar. [7]
    Konuları
    "Fetihten" maksadın hangi zafer olduğuna dair müfessirler arasında farklı görüşler vardır. [8] Bu surede, gelecekte yaşanacak olan bazı konular açık ve net bir biçimde ortaya konmuş ve hepsi sonradan yaşanmıştır (1, 18, 19 ve 27. ayetler). Bu sure, devamlı olarak Müslümanların ve Hz. Peygamberin (s.a.a) yarenlerinin fetih ve zaferinden bahsetmekte; onların Mekke’ye gireceklerini ve hac ibadetlerini yapacaklarının müjdesini vermektedir. 18. ayetinde Müslümanların tarihi anlaşmalarından biri olan “Rıdvan Biatı”ndan bahsetmektedir. Sonunda (18. ayetinde) Hz. Resul-ü Kibriya’nın (s.a.a) vefalı ve imanlı ashabı tersim edilmektedir. Arap alfabesinin tüm harfleri bu ayette ve Al-i İmran Suresi'nin 154. ayetinde kullanılmıştır.[9]
    Tarihi Rivayetler ve Öyküler
    Hudeybiye barışında zafere işaret. 1-3. ayet-i kerimeler.
    Bazı Arapların talepleri ve Allah Resulü (s.a.a) ile beraberliği kabul etmemeleri. 11-17. ayet-i kerimeler.
    Rıdvan biati. 18. ayet-i kerime.
    Barış sonrasında müminler ile kâfirlerin Mekke’nin kalbinde savaşmamaları. 24. ayet-i kerime.
    Müminlerin kâfirler tarafından Mescid-i Haram’a girmelerinin ve kurban kesmelerinin engellenmesi. 25. ayet-i kerime.
    Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) Mescid-i Haram’a girişini rüyasında görmesi. 27. ayet-i kerime.
    Meşhur Ayetler
    Biat Ayeti
    Fetih Suresi'nin 18. ayet-i kerimesi, ‘‘Biat Ayeti’’ veya ‘‘Rıdvan Biatı’’ bu surenin en önemli ayetlerindendir.
    لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَنزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا
    Ve andolsun
    12 min
  • 48. KHMK,ESK-HDKD Fetih Sûresi,
    Fetih Suresi (Arapça: سورة الفتح), Mekke'nin fethinden bahsettiği için "Fetih Suresi" olarak isimlendirilmiştir. 29 ayetten oluşan surenin indiği yer hakkında farklı görüşler vardır. Ancak Medine'de indiği kabul edilmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 48. ve nüzul sırasına göre ise, 112. suredir.
    Fetih SuresiAnlamıZafer, Galibiyet, FetihBaşka İsimleri-SınıfıMedeniNüzul Sırası111Sure Numarası48Cüz26Sayısal BilgilerAyet Sayısı29Kelime Sayısı560Harf Sayısı2509
    v
    t
    e
    Fetih Suresi
    Mekke’nin fethini peşi sıra getiren Hudeybiye antlaşması ve Mekke’nin fethinden "açık fetih" diye bahsettiğinden dolayı da sureye "Fetih Suresi" denmiştir. Müslümanların şirk ve müşriklere nihai zaferini ortaya koyan Mekke fethi bu surede ele alınmıştır.
    Ayet sayısı tüm kari ve müfessirlere göre 29’dur. Kelime sayısı 560 ve harf sayısı ise, 2509’dur. Fetih Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 26. Cüz’ün de yer almaktadır. [1] Mushaf’taki resmi sırasına göre kırk sekizinci ve iniş sırasına göre ise, yüz on ikinci suredir. Sure Medine’de nazil olmuştur. [2]
    Fetih’ten Maksat
    "Fetih’ten maksat nedir ve hangi zaferdir?" noktasında, müfessirler arasında farklı görüşler bulunmaktadır. [3] Müfessirlerin birçoğu, özellikle Ebu’l Futuh-u Razi, Feyz-i Kaşani, "Fi Zilali'l Kur'an" kitabının yazarı ve yine aynı şekilde "el-Mizan" Tefsiri’nin yazarı Allame Tabatabai, Hudeybiye Antlaşması sonrasında Müslümanlara nasip olan zafere işaret ettiğine inanmaktalar. [4]
    Özellikle "Fetehna" «فتحنا» cümlesinin mazi fiili şeklinde kıraat edilmesi, Fetih meselesinin bu surenin ayetlerinin nazil olmaya başladığı esnada gerçekleştiğini göstermektedir. Hâlbuki o zaman diliminde Hudeybiye antlaşmasından başka bir şey yoktu. Öyleyse Fetih’ten maksat Hudeybiye antlaşmasıdır.
    Bir grup müfessir de özellikle "Tibyan Tefsiri’nin" yazarı Şeyh Tusi, "Keşşaf Tefsiri’nin" yazarı Zemahşerî, "Tefsir-i Kebir'in" yazarı Fahreddin er-Râzî ve "Mecmau’l Beyan Tefsiri'nin" yazarı Tabersi, fetih’ten maksadın Mekke’nin fethi olduğuna inanmaktalar.
    Bazı müfessirler de Fetih’ten maksadın Hayber Kalesi’nin fethi olduğuna inanmaktalar. [5]
    Bazıları ise, Fetih’ten maksadın İslam’ın tüm düşmanlarına karşı güçlü mantık, üstün kanıtlar ve aşikâr mucizeler yoluyla zafer kazanacağına işaret ettiğine inanmaktalar. [6] Bilahare bazıları da Fetih’ten maksadın tüm ilimlerin sırlarının, Allah Resulü (s.a.a) için açıldığına işaret ettiğine inanmaktalar. [7]
    Konuları
    "Fetihten" maksadın hangi zafer olduğuna dair müfessirler arasında farklı görüşler vardır. [8] Bu surede, gelecekte yaşanacak olan bazı konular açık ve net bir biçimde ortaya konmuş ve hepsi sonradan yaşanmıştır (1, 18, 19 ve 27. ayetler). Bu sure, devamlı olarak Müslümanların ve Hz. Peygamberin (s.a.a) yarenlerinin fetih ve zaferinden bahsetmekte; onların Mekke’ye gireceklerini ve hac ibadetlerini yapacaklarının müjdesini vermektedir. 18. ayetinde Müslümanların tarihi anlaşmalarından biri olan “Rıdvan Biatı”ndan bahsetmektedir. Sonunda (18. ayetinde) Hz. Resul-ü Kibriya’nın (s.a.a) vefalı ve imanlı ashabı tersim edilmektedir. Arap alfabesinin tüm harfleri bu ayette ve Al-i İmran Suresi'nin 154. ayetinde kullanılmıştır.[9]
    Tarihi Rivayetler ve Öyküler
    Hudeybiye barışında zafere işaret. 1-3. ayet-i kerimeler.
    Bazı Arapların talepleri ve Allah Resulü (s.a.a) ile beraberliği kabul etmemeleri. 11-17. ayet-i kerimeler.
    Rıdvan biati. 18. ayet-i kerime.
    Barış sonrasında müminler ile kâfirlerin Mekke’nin kalbinde savaşmamaları. 24. ayet-i kerime.
    Müminlerin kâfirler tarafından Mescid-i Haram’a girmelerinin ve kurban kesmelerinin engellenmesi. 25. ayet-i kerime.
    Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) Mescid-i Haram’a girişini rüyasında görmesi. 27. ayet-i kerime.
    Meşhur Ayetler
    Biat Ayeti
    Fetih Suresi'nin 18. ayet-i kerimesi, ‘‘Biat Ayeti’’ veya ‘‘Rıdvan Biatı’’ bu surenin en önemli ayetlerindendir.
    لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَنزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَابَ
    1 hr 22 min
  • 47. Muhammed suresi (Arapça: سورة محمد), KHMK Hasan Basri Çantay sesli meali
    Muhammed Suresi (Arapça: سورة محمد), ikinci ayetinde geçen Peygamberimizin (s.a.a) adına atfen "Muhammed Suresi" olarak isimlendirilmiştir. Bu surede, Müminlerin savaşmalarına izin veren ayetler yer aldığı için sureye "Kıtal Suresi" de denmektedir.Surenin Tanımı
    Hz. Muhammed Mustafa Efendimizin (s.a.a) mübarek ismi şerifleri ikinci ayetinde geçtiği için sureye bu ad verilmiştir. Surenin birçok ayeti savaşla ilgili olduğu için sureye Kıtal Suresi de denmiştir.
    Sure "Ellezine Keferu" (inkâr edenler) kelimesi ile başladığı için sureye "Ellezine Keferu" Suresi de denmiştir. [1]
    Konuları
    Surenin asıl ekseni müminlerin ve kâfirlerin sıfatlarını saymak ve her iki tayfanın akıbetini mukayese etmek etrafında dönmektedir. [4]
    Bu surede geçen konular, özet olarak şöyledir:
    Hapt veya ahbat (amellerin boşa çıkarılması) konusu (9 ve 32. Ayetler), şöyle ki kötü ameller, iyi amelleri boşa çıkarmaktadır. Bu konu İslami kelam konularının en önemlilerindendir.
    Savaş esirleri, Allah yoluna set çeken kâfirlerin amellerinin boş olduğu ve değerinin olmadığı.
    Allah Resulünün (s.a.a) Mekke’den çıkışı ve ihtişamlı bir şekilde yeniden dönüş vadesinin verilmesi.
    Cimrilikten kaçınmak ve infak etmenin teşvik edilmesinden oluşan dört önemli fıkhi konunun açıklanması.[5]
    Allah’a ve Resulüne (s.a.a) yardım etmek yan yana zikredilmiştir. [7]
    Nehcü’l-Belaga’da İmam Ali’den (a.s) şu şekilde nakledilmiştir: Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve sizin adımlarınızı sağlamlaştırır, Allah Teala çaresizlikten dolayı sizden yardım istememektedir O sizlerden aziz ve hakim olduğu halde yardım istemektedir zira yerin ve göklerin orduları onun emrindedir.
    Allah’ın yardım istemesi, sizi sınamak ve en iyi faktörü belirlemek içindir
    11 min
  • 46.Ahkaf/ESK/HDKD/Tilavet ve meal Ahkaf Suresi (Arapça: سورة الاحقاف) ahkaf kelimesi "kum yığını" anlamına gelmektedir. Bu kelime ile kum tepelerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Ahkaf'ın Âd kavminin

    Ayet ve meali ritmik okunuyor.

    Ahkaf Suresi (Arapça: سورة الاحقاف) ahkaf kelimesi "kum yığını" anlamına gelmektedir. Bu kelime ile kum tepelerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Ahkaf'ın Âd kavminin yerleşim bölgesinin adı olduğu söylenmekle beraber, 21. ayette geçtiği gibi, Hz. Hud’un (a.s) kum tepesi üzerine çıkarak kavmini uyarmasından da bahsediliyor olabilir.

    Toplam 35 ayetten oluşan sure, Mekke'de inmiştir. Ahkaf Suresi, Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 46 ve iniş sırasına göre ise, 66. suredir.


    35 min
  • 46. AHKÂF suresi  (Arapça: سورة الاحقاف) KHMK Hasan Basri Çantay sesli meali
    Ahkaf Suresi (Arapça: سورة الاحقاف) ahkaf kelimesi "kum yığını" anlamına gelmektedir. Bu kelime ile kum tepelerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Ahkaf'ın Âd kavminin yerleşim bölgesinin adı olduğu söylenmekle beraber, 21. ayette geçtiği gibi, Hz. Hud’un (a.s) kum tepesi üzerine çıkarak kavmini uyarmasından da bahsediliyor olabilir.Toplam 35 ayetten oluşan sure, Mekke'de inmiştir. Ahkaf Suresi, Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 46 ve iniş sırasına göre ise, 66. suredir.
    Surenin Tanıtımı
    Bu sureye "Ahkaf" denilmesinin nedeni, Ad kavminin hikaye ve yerleşim yerine, yani Hz. Hud’un (a.s) kavmine işaret edildiğindendir. [1] O topraklar kumlu olduğundan "ahkaf" demişlerdir [2] (21. Ayetten 26. Ayete kadar). Hurûf-u Mukattaa ile başlayan surelerin yirmi yedincisi, havamim surelerinin ise yedincisi ve sonuncusudur.
    Kufe karilerine göre ayet sayısı 35 ve başka karilere göre ise, 32’dir. Ancak Kufe karilerinin görüşü daha doğru ve meşhurdur. Sure, 648 kelime ve 2668 harften oluşmaktadır. Mushaf’taki resmi sırasına göre kırk altıncı, [3] iniş sırasına göre ise, altmış altıncı suredir. Bu sure, Mekke’de nazil olmuştur. Uzunluk olarak mesani surelerden ve tam olarak bir hizip miktarı kadardır. [4]
    Kavramlar
    Bu surenin bazı konu ve mevzuları şunlardan ibarettir: mead, mümin ve kâfirlerin öteki dünyadaki durum ve yerlerinin belirlenmesi, anne ve babaya iyilikte bulunma, göklerin, yeryüzünün ve yaratılış âleminin boşuna yaratılmadığı, Allah Teâlâ’nın yeryüzü ve göklerin yaratılmasından aciz olmadığı, Allah’ın ölüleri yeniden diriltmeğe ve ruha kalıcılık vermeğe gücünün yettiği.[5]
    Müşrikler, İslam dini ile mücadele etmelerinin yanı sıra, İslam dinini inkar, Kur’an ve Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile de alay etmekteydiler. Ahkaf Suresi, işte sırf bu yüzden dolayı müşriklere uyarı niteliğinde nazil oldu. [6]
    Surede, müşriklerin İslam dini, Kur’an ve Allah Resulü (s.a.a) ile alay etmeleri, onların her iki dünyada çok kötü sonuçlara katlanacaklarını hatırlatan konulara yer verilmektedir. Yine aynı şekilde batıl yolda ilerlemeye devam etmeleri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) hakkaniyetine teveccüh etmemeleri ve kıyameti inkar etmeleri, dünyada başarısız, ahirette ise zelil olmalarına sebebiyet vereceği hatırlatılmaktadır. Müşriklerin hakka karşı savaşma hastalıklarına derman olacak tek şey, kıyamet gününün elemli azabı olduğundan dolayı, surede birkaç ayet-i kerimede mead, kafirlerin azaba duçar olacakları ve onların cehennem ateşine sunulacakları konusu tekitle işlenmiştir. [7]
    Fazilet ve Özellikleri
    İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim Ahkaf Suresi'ni her akşam veya her Cuma okursa, dünyada korku ve endişe onun üzerinden kaldırılır; kıyamet gününde ise, korku ve endişeden amanda olur. [10]
    Ahkaf Suresi'ni okumanın fazileti hakkında Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her kim Ahkaf Suresi'ni okursa, dünyadaki tüm kum tanelerinin sayısı kadar ona on iyilik verilir, on günah ondan silinir ve on derece onun derecesine eklenir. [11]
    Müstedrek'ül-Vesail kitabında İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Eğer, Ahkaf Suresi'ni bir kağıda yazar, zemzem suyu ile yıkar ve sonra da o suyu içerlerse, hafızanın güçlenmesine, halk arasında mahbup ve saygın olmaya ve iyi bir nam salmaya vesile olur. [12]
    Peygamber Efendimiz’den (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmektedir: Her kim Ahkaf Suresi'ni bir kağıda yazarak kendi veya bir çocuk yahut bir süt emen bebeğin üzerine asarsa veya Ahkaf Suresi'ni bir kağıda yazar ve suda yıkadıktan sonra o suyu içerse, sağlam ve güçlü bir bedene sahip olur; çocuklar başlarına gelecek afet ve tehlikelerden amanda olur, süt emen bebek de beşiğinde göz aydınlığına sebep olur. [13]
    "Kur’an İle Derman" kitabında problemlerden kurtulmak için Ahkaf Suresi'ni 3 kez okumak tavsiye edilmiştir. [14]
    Tarihi Rivayetler ve Öyküler
    Cinler tarafından Kur’an’ın dinlenilmesi, kendi kavimlerine doğru gitmeleri ve onları İslam dinine davet etmeleri. 29-32.
    13 min
  • Cuma gecesi ve gündüzü okumaları
    Cuma" sözcüğü, “toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem kökünden olan bir isimdir. Arapça’da üç şekilde okunur: “جُمُعَه، جُمْعَه و جُمَعَه” (Cumee’, Cum’e’, Cumue’).[1] Kur’an karilerinin çoğu, Cuma Suresi[2] olarak adlandırılan Cuma Suresi'ndeki ayeti, ‘cumu’e” olarak okumaktadırlar.[3] Farsça’daki karşılığı “adine”[4], Cahiliyet Arapça’sında ise, “Yevmu’l-Arube”’dir (Arube günü).[5]
    İsimlendirilme Gerekçesi
    Bugüne neden "Cuma" denildiği hakkında, söylendiğine göre Hz. Resul-ü Kibriya Efendimizin (s.a.a) dedelerinden ‘Ka’b b. Luey’ veya başka bir nakle göre ‘Kusay b. Kilab’, halkı bugün bir araya toplar ve onlara konuşma yaparak vaaz ederdi.[6] Bu sebeple, bazıları[7] "Arube" gününün "Cuma" günü olarak değiştirilmesini Ka’b b. Luey’e nispet vermişlerdir.[8] Bazıları bu isimlendirmeyi Medine Ensar’ına nispet vermiştir. Zira bazı hadislere göre Es’ad b. Zurare, Hz. Resulullah (s.a.a) Medine’ye hicret etmeden önce, halkı Cuma günü bir araya toplamış ve onlara namaz kıldırmıştır. Bundan dolayı, o günden sonra o güne "Cuma günü" denilmiştir.[9]
    Hadislerde bugünün "Cuma günü" olarak adlandırılmasında başka nedenler de zikredilmiştir. Örneğin, Hz. Âdem’in (a.s) toprağının bir araya getirilmesi, göklerin ve yerin yaratılışının sona ermesi, insanların namaz kılmak için toplanması[10], bütün mahlukların bugün toplanıp Allah’ın rububiyetine, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) tanıklık ederek, biat ettikleri gündürHz. Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.a) Cuma guslü hakkında şöyle buyurmuştur: “Hiçbir zaman Cuma guslünü terk etme. Her ne kadar yeme-içme parandan kısacak olsan da Cuma guslü için harca. Çünkü cuma guslü en üstün ve önemli müstahaplardan biridir.”Cuma günü yapılacak en önemli ibadetler şunlardır:
    Müstahap namazların kılınması. Örneğin, Cuma gününün nafile namazları, Hz. Peygamberve Hz. Fatıma’ya hediye namazlar, Cafer-i Tayyar namazı ve A’rabi namazı.[14]
    Cuma gününe özgü dualarınokunması[15]
    Bugüne özgü ziyaretnamelerin okunması. Örneğin, İmam Hüseyin (a.s) ve İmam Mehdi’nin (a.f) ziyaretnameleri.[16]
    Hz. Resulullah’a (s.a.a) salavatgöndermek.[17]
    Başta bugün okunması tavsiye edilen sureler olmak üzere, Kur’an’ı tilavetetmek[18]
    Dua etmek ve Allah’tan bağışlanma dilemek[19]
    Dini öğrenmek
    Veli-yi Asr İmam Mehdi’nin (a.f) ferecini beklemek ve zuhuru için dua etmek[20]
    Ğurup vakti Semat Duasınıokumak.
    Hadislere göre, bugünde özel bir vakitte dua etmek müstahaptır.[21]Recep ve Ramazan ayıgibi bazı Cuma günlerinin kendine özgü ibadet ve amelleri vardır.[22]
    Yapılacak Bazı Ameller
    Parfüm, güzel koku ve güzel koku veren şeylerin kullanılması
    Dişleri fırçalamak
    Saç, tırnak ve bıyıkların kısaltılması
    En güzel elbiselerin giyilmesi
    Ev halkının ihtiyaçlarını gidermek
    Anne ve baba mezarları başta olmak üzere, mezar ziyaretinde bulunmak
    Teşyi cenazelerekatılmak
    Hasta ziyaretlerinde bulunmak
    Sadaka vermek[23
    Özellikler
    Eğer birisi Cuma günü ölürse, kabir azabından (şartlarına göre) güvende kalır.[29]
    Bu gün Berzah âlemindekilerdenazap kaldırılır ve cennet kapıları açılır.[30]
    Cennetlikler için nimet ve hayırlar artar.[31]
    Müminlerin ruhları, geride bıraktıklarını (dünyadaki yakınları) ziyaret eder.
    Melekler, Hz. Resulullah (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamlarıyla (a.s) ahitlerini yeniler.[32]
    İyi işlerin sevabı iki kat olur.[33]
    Cuma Gecesi
    Ana Madde: Cuma Gecesi
    Hadislerde, Cuma gecesi (Perşembe gününün akşamı sonrası) de Cuma günüyle aynı derecede sayılmıştır. Meleklerin yeryüzüne indikleri gece, insanların amellerinin Hz. Resulullah’a (s.a.a) sunulduğu ya da yeni ölmüş insanların ruhlarının[34] indiği gece ve İmamların (a.s) mutlu oldukları gece olarak tanıtılmıştır.[35] Tövbe etmek, ibadet etmek, dua etmek ve müstahap namazlar kılmak,[36] belirlenmiş bazı sureler başta olmak üzere, Kur’an tilavet etmek[37] Hz. Resulullah’a (s.a.a) salavat getirmek[38], Kumeyl duası[39] gibi, bazı duaların okunması olan ibadetler bugüne özel amellerdir.Hz. Resul-ü Kibriya’dan (s.a.a) bu konuda şöyle rivayet edilmiştir: "Cuma gecesi ve
    1 hr 18 min
  • 45. CASİYE (Şeriat) Suresi (Arapça: سورة الجاثیة) Hasan Basri Çantay KHMK sesli meali
    Casiye Suresi (Arapça: سورة الجاثیة) adını, 28. ayette geçen "Câsiye" kelimesinden almıştır. "Câsiye" kelimesi, diz çökmek veya çömelmek anlamlarına gelmektedir. Diz çökmek, kıyametin dehşetinden güç ve kuvvetini kaybetmeyi ya da o gün çaresizlik yüzünden Allah'a mutlak boyun eğmeyi ifade etmektedir.
    Casiye SuresiAnlamıKıyamette diz üstü çökmekBaşka İsimleriŞeriatSınıfıMekkiNüzul Sırası65Sure Numarası45Cüz25Sayısal BilgilerAyet Sayısı37Kelime Sayısı489Harf Sayısı2085
    v
    t
    Bu sureye "Şeriat" Suresi de denilmiştir. [1] Casiye Suresi 37 ayettir. Mekke'de, Duhan Suresi'nden sonra inmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 45 ve iniş sırasına göre ise, 65. suredir. [2]
    Surenin Tanıtımı
    Bu sureye ‘‘Casiye’’ (diz çökmek) demişlerdir. Zira surenin 28. ayetinde her ümmetin kıyamet günü diz çökerek amel defterlerini alacaklarına işaret edilmiştir. Bu kelime, Kur’an-ı Kerim’de yalnızca bu surede olmak üzere bir kere geçmiştir.
    Mukatta harflerle (ha-mim) başlayan yirmi altıncı suredir. Havamim surelerinin ise altıncısıdır. [3] Sureye "Şeriat Suresi" de denmiştir. Bu kelime, Kur’an’da yalnızca bu surenin 18. ayetinde ve bir kere geçmiştir.
    Küfe karilerine göre 37 ve diğer karilere göre ise, 36 veya 39 ayettir. Ancak birinci görüş doğru ve meşhurdur. Mushaf sırasına göre kırk beşinci ve iniş sırasına göre ise, altmış beşinci suredir. Sure Mekki surelerdendir. Sure 489 kelime ve 2085 harften oluşmaktadır. Hacim ve boyut olarak mesani surelerden ve bir hizipten daha küçüktür.[4]
    İçeriği
    Sure, Kur’an’ın Allah tarafından inişine işaret ederek başlamakta ve göklerde, yeryüzünde, insanın yaratılışında, yaratıklarda, gece ve gündüzün değişmesinde müminler ve yakin ehli için ibretler olduğuna değinmiştir. Allah’ın ayetlerini görmezlikten gelen, alaya alan günahkâr ve yalancılar kınanmakta, elemli ve rezil edici bir azaba çarptırılacakları beyan edilmektedir. Ayrıca nefsin heva ve hevesine uyanların durumu açıklanmaktadır.[5]
    Meşhur Ayetler
    اللَّهُ الَّذِي سخَّرَ لَكُمُ الْبَحْرَ لِتَجْرِيَ الْفُلْكُ فِيهِ بِأَمْرِهِ وَلِتَبْتَغُوا مِن فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
    Öyle bir Allah'tır ki üstünde gemi, emriyle kayıp gitsin ve siz de lûtfundan, ihsânından nasîbinizi arayıp elde edin de şükreyleyin diye râm etmiştir denizi size. (Casiye Suresi / 12)
    وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لَّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
    Ve râm etmiştir size, ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde, hepsi de onun rahmetindendir; şüphe yok ki bunda da deliller var düşünen topluluğa. (Casiye Suresi / 13)
    Bu ayet-i kerimeler, her daim hatiplerin ve edebiyatçıların dikkatini üzerine çekmiştir. Zira bu ayet-i kerimeden, Tevhid ve Allah’ı tanımak gibi önemli dersler çıkarmışlardır.
    Bu ayet-i kerimeler yerde, gökte ve denizde olan her şeyi insan için yaratan bir Allah’tan bahsetmektedir. Zira insanoğlu hani olurda bu sayede Allah’ın fazl-u kereminden faydalanarak, Allah’ın vermiş olduğu nimetlere karşılık şükür vazifesini yerine getiriverir.
    Yüce Allah, Casiye Suresi'nin 13. ayet-i kerimesinde, insanların atife ve duygularından istifade etmektedir. Bir sonraki ayet-i kerimede ise, insanların düşüncelerine hitap etmektedir.
    مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ أَسَاء فَعَلَيْهَا ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
    Kim iyilik ederse kendisinedir ve kim kötülükte bulunursa gene kendisine, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. (Casiye Suresi / 15)
    Bu tabir, defalarca Kur’an ayetlerinde beyan edilmiştir ( Lokman Suresi 12- Zümer Suresi 41) "bizim, Allah’a isyan etmemizin veya itaat etmemizin O’na ne faydası ve ne zararı var?" diyenlere verilmiş bir cevaptır.
    Bu ayetler, şunu söylemek istiyor: Tüm bunların zarar ve karı sizin aleyh ve lehinizedir. Salih ameller karşılığında kemale erişenler sizlersiniz. İşlemiş olduğunuz günahlar sayesinde İlahi rahmetten sonra, İlahi gazaba duçar olan ve ebedi lanete uğrayan, yine sizlersiniz. [7]
    Şu atasözü (İyilik de yapsan, kötülük de yapsan, her ne yaparsan yap
    10 min

About Kailar Podcastleri

From the publisher's feed

Hak Dini Kur'an Dili (Orijinal Elmalı Tefsiri) Meali ve Tefsiri (Elmalı Hamdi Yazır) ve Hasan Basri Çantay KHMK meali

More shows like Kailar Podcastleri

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Kuran-ı Kerim by Diyanet Dijital

Kuran-ı Kerim

3 Listeners