128.
لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ - LE KAD CAEKÜM RESULUN
Kasem olsun ki size hakikaten bir Resul geldi
مِّنْ أَنفُسِكُمْ - MİN ENFUSİKUM
bir Resul ki kendinizden -kendi cinsinizden,
Melek değil Beşerden,
Aslı ve nesebi ma'lûm Arabî, Kureşî, ehli haremden
عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ - AZİZUN, ALEYHİ MA ANİTTUM
sizin sıkılmanız gücüne gider.
- Ya'ni azâb görmeniz şöyle dursun zahmet çekmeniz bile onu son derece müteessir eder.
Yahûd sizi sıkan, zorunuza giden şeyler hasbelbeşeriyye onu da müteessir eder,
Onun şedaidi iktihamı (şiddetleri gögüslemesi), müteessir olmadığından değil, risaletindendir.
Bu tefsirlere göre cümlenin mecmuu bir sıfattır.
Fakat İbni Kuşeyrînin muhtarına göre
«Azîz»
bir sıfat,
« HARÎS »
de diğer bir sıfattır.
Buna işareten ba'zı Mushaflarda «azîz» üzerine bir «cim» secavendi konulmuştur ki bunda daha fazla bir ma'nâ vardır.
Ya'ni bir Resul ki azîzdir: büyük ızzeti vardır.
Sizi sıkan şeyler onun aleyhinedir.
O yüksek ızzet,
ebnayi cinsinin müteellim olmasını istemez,
Cinsinizden olması ve ızzet sahibi bulunması hasabiyle bütün derd-ü kederinizi duyar
حَرِيصٌ عَلَيْكُم HARÎSUN ALEYKUM
üzerinize pek hırslıdır.
-Üstünüze titrer.
« ان تحرص على هداهم - İN TAHRIS ALA HUDAHUM » -ŞAYET SEN ONLARIN HİDAYETTE OLMALARINA HARİS OLURSAN 16/37
âyetinde işaret buyurulduğu vechile hidayet ve salâhınıza, hayr-ü nef'inize harıstır.
Üzerinize toz kondurmak istemediği gibi
Sizi aksayı saadet ve selâmete çıkarmak,
Cennet ve rıdvana erdirmek için bütün hırsıyle uğraşır.
Hem onun nazarı Kureyşe veya Araba, yahûd şu bu kavme değil, her hangi kavmden olursa olsun
بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
bütün mü'minleredir ki
Raufdur.
- Ziyadesiyle re'feti, ya'ni gayet ince bir şefekat ve merhameti vardır.
Rahîmdir.
-Fıtraten mintarafillâh pek ziyade merhametlidir.
Günahkârlara bile acır.
Binaenaleyh
Ey insanlar
Kur'anda varid olan tekâlif, bahusus bu Sûredeki beraet, tevbe, cihad ve saire hakkındaki evamir ve hıtabat, ağırınıza gelmemeli, gücünüze gitmemelidir.
Bütün bunlar küfr-ü nifakın zarar ve şeâmetine karşı alel'umum mü'minlere gayet büyük bir re'fet ve şefekatin tecelliyatıdır.
Onun için derhal bunlara iman edib mucebince amel etmelisiniz.
Görülüyor ki burada Resulullaha esmai husnayi ilâhiyyeden rauf, rahîm isimleri verilmiştir.
Hasen ibni-l Fadl demiştir ki:
Allah tealâ, hiç bir Peygambere esmasından iki ismi cemetmedi,
Ancak Peygamberimiz hakkında
« بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ - Müminlere Rauf, Rahimdir
buyurdu, zatı sübhanîsi hakkında da
« İNNELLAHE BİNNASİ LE RAUFUN RAHİM »
Herhalde Allah insanlara refetli çok refetli rahimdir.
2/143
buyurdu.
Filvaki' bu tesmiye ve tavsıfta Resulüne pek büyük bir tekrimi ilâhî vardır.
Bundan anlaşılır ki esmai husnayi ilâhiyyenin hepsi
«ALLAH, RAHMAN, RAB »
isimleri gibi esmai muhtassadan değildir.
Resulullah ahlâkı ilâhî ile mütehallık olduğundan mü'minlere rauf-ı rahîmdir.
Ve getirdiği din ve şeriat da iman edenler için aynı re'fet ve rahmettir.
12.2 129. فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ - Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm(azîmi).
فَإِن تَوَلَّوْاْ - FE İN TEVELLEV FEKUL
Bunun üzerine i'raz ederlerse (Ya Muhammed)
فَقُلْ - sen şöyle de:
حَسْبِيَ اللّهُ - HASBİYALLAH
Bana Allah kâfi
ا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ - LA İLAHE İLLA HU
Ondan başka ilâh yok
عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ - ALEYHİ TEVEKKELTÜ
Ancak O'na dayandım.
وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ - VE HÜVE RABBUL ARŞİL AZİM dir.
- O azîm Arşın Rabbı,
Bütün kâinatı muhıt olan en büyük hukm-ü saltanatın sahib ve şehinşahîdir.
(Sûrei A'rafta « SÜMME-ESTEVA ALEL-ARŞİ YUĞŞİ-L-LEYLE-N-NEHAR» <> Araf 7/54 ayetinin tefsirine bakınız.)
İşbu
«لَقَدْ جَاءكُمْ » - LE KAD CAEKÜM
ilâ ahırıhâ iki âyetin en son nâzil olan âyet olduğu hakkında bir rivayet vardır.