Kailar Podcastleri

Kailar Podcastleri

By Eyüp Sabri KartalArtsBooks
Download on the App Store

Kailar Podcastleri episodes

  • 32. Secde Suresi (Arapça: سورة السجدة) Hasan Basri Çantay KHMK Sesli Meali

    Kur'an-'ın ayetlerini dinledikleri veya okudukları zaman Allah'a secde eden ve onu tesbih eden müminlerin bu vasıflarını ihtiva etmesi sebebiyle "Secde Suresi" olarak adlandırılmıştır. Sure 30 ayettir. Mekke'de, Mü'minûn Suresi'nden sonra inmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 32 ve iniş tarihi bakımından ise, 75. suredir.

    Bu surede, kıraat edilmesi veya dinlenilmesi durumunda secdenin farz olduğu bir ayet bulunmaktadır (15. ayet). Ayrıca okunması veya dinlenilmesi durumunda secde edilmesi gereken on dört sureden biridir,[1] ancak bu surelerden dört tanesinde secde etmek farz ve diğerlerinde ise, müstahaptır. Secde edilmesi farz olan bu surelere “Azaim” sureleri denir.

    Bu surenin bir diğer adı " Medaci' "dir (مضاجع) ve 16. ayetinde geçmiştir.[2] Mukatta harflerle başlayan (elif-lam-mim) on sekizinci suredir. Sure, Mekke’de nazil olmuştur. Ayet sayısı Basra karilerine göre 29’dur; ancak meşhur ve yaygın olan görüşe göre 30’dur. Sure, 375 kelime ve 1.564 harften oluşmaktadır. Hacim olarak mesani ve nispeten küçük surelerdendir. Bir hizipten biraz daha küçüktür. Bu sure, Mukatta harfleriyle başlayan surelerdendir. [4]

    Gökler, yeryüzü ve tüm evrenin 6 günde (aşamada) yaratıldığı, insanın topraktan yaratılışı ve insan türünün yaratılması, tevhit, mead, kıyamet sahneleri, kıyamete inanmayanların durumu, yeniden dünyaya geri dönme talebi, namaz, halis kulların gece gündüz ibadet ve yakarışları gibi konular bu surede ele alınmıştır.[5]


    8 min
  • 31. Lokman Suresi (سورة لقمان) Hasan Basri Çantay KHMK sesli meali
    Kur’an-ı Kerim’in, 31. suresi olan Lokman Suresi, aynı zamanda Mekki surelerdendir. [1] Bazıları 27. ve 28. ayet-i kerimelerin Medine’de nazil olduğuna inanmaktadır. [2]
    Bu surede iki kez geçen “Lokman” ismi, başka hiçbir surede geçmemiştir. Lokman’ın oğluna hikmet, nasihat, öğüt ve tavsiyeleri 8 ayette (12. ayetten 19. ayete kadar) ele alınmıştır. Mukatta harflerle başlayan (elif-lam-mim) yirmi dokuz sureden on yedincisidir. “Elif-lam-mim” harfleri ile başlayan yedi “lamat” surelerden altıncısıdır.
    Mushaf’taki resmi sıralamaya göre otuz birinci ve nüzul sırasına göre ise, elli yedinci suredir. Ayet sayısı, Hicaz karilerine göre 33 ve başka karilere göre ise, 34’tür. Ancak ikinci görüş daha doğru ve meşhurdur.[3] Sure, 550 kelime ve 2171 harften oluşmaktadır. Kur’an’ın “Mesani” surelerinden olup, bir hizipten daha küçüktür.[4]
    Bu sure muttakilerin vasıflarını saydıktan sonra, inkârcı ve müstekbirlerin özelliklerini açıklamaktadır. Müşriklerden, gökleri korunaksız yaratan Allah karşısında, onların şeriklerinin ne yarattığı sorulmaktadır. Daha sonra ahlaki noktaları içeren Hz. Lokman hikâyesine yer verilmektedir.
    Surede Yüce Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren deliller, yüce Allah'ın bazı sıfatları, şükür, ana babaya iyilik konularına da değinilmiştir. Surede Kıyametin dehşetengiz durumu canlandırılmakta ve o gün hatta baba ve oğlun bile birbirlerine fayda sağlayamayacağı vurgulanmaktadır.[5]
    Bazıları, Allah-u Teâlâ’nın Rum Suresi'ni İslam Peygamberinin (s.a.a) Nübüvvetine delalet eden ayetlerle sona erdirdiğine ve hemen ardından Lokman Suresi'ni Kur’an’dan bahsederek başladığına inanmaktadır. [6]
    10 min
  • Ahmet Altan'ın müdafaası (savunması) Tarih:12-16 Şubat 2018 Yer: Silivri Cezaevi Ağır Ceza Mahkemesi
    Ahmaklığın Adaleti
    Sayın Yargıç,
    Ben bugün buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldim.
    Binlerce masum insanı hapse atmak için yargıyı soğukkanlılıkla öldürenlerin işledikleri cinayetleri yargılayacağım.
    Bunu, hukuk tarihine bir “cinayet belgesi” olarak geçecek olan hakkımızdaki iddianame üstünden yapacağım.
    Benim insanları cezalandıracak, hapse attıracak bir gücüm yok, öyle bir gücümün olmasını da istemem zaten.
    Ama benim cinayeti ortaya çıkaracak, katillerin kimliklerini belirleyecek, kullanılan kanlı ve kalleş silahları sergileyecek, olanları dünyaya anlatacak ve işlenen suçları kayda geçirecek bir gücüm var.
    Yargılamak, hapse atmak yetkisine sahip olmak değildir.
    Yargılamak, gerçekleri kanıtlarıyla anlatmaktır.
    Her dürüst insan bu hakka ve yetkiye sahiptir.
    Bırakın darbe yapmayı, kendilerini hedef alan zulme itiraz etme imkânına bile sahip olmayan binlerce masum adına da konuşma hakkına sahibim çünkü onların uğradıkları haksızlıkları gördüm, taş duvarlar arasında onların kaderini paylaştım.
    Cinayeti anlatmadan önce izninizle size cinayet mahallini gösterebilmek amacıyla hukuku, yargıyı, adaleti bir kez daha tarif edeyim.
    Hukuk, insanlığın yaradılışından bu yana insanların birbirlerine çektirdikleri acıların demir gürzüyle biçimlenmiş bir değerler bütünüdür.
    Savaşlarla, soykırımlarla, katliamlarla, cinayetlerle, ihanetlerle, zulümlerle, sömürülerle, haksızlıklarla yaralanan insanlığın, kendini kendisinden korumak için yarattığı ve gölgesine sığındığı bir yeryüzü tanrısıdır.
    Yapılan her haksızlık bu tanrıyı biraz daha güçlendirip, biraz daha büyütür.
    Her haksızlıkla hukukun önemi ve gerekliliği biraz daha iyi anlaşılır.
    Her haksızlık çekicinin vuruşu hukuku biraz daha keskin ve belirgin çizgilerle biçimlendirir ama bu çekiç hukuku kıramaz, bozamaz, hiçbir parçasını koparamaz.
    Hukuk, Olympos’ta yaşayan bir Zeus gibi dokunulmaz ve ulaşılmazdır.
    Her zorba, her zalim, her diktatör hukuku öldürmek ister ama hiçbirinin gücü buna yetmez.
    Hukuk ölümsüzdür.
    İnsanlardan uzakta, kendisine ihtiyaç duyanların gelip kendisine sığınması için sabırla bekler.
    Hukuku, bulunduğu yüce zirvelerden alıp topluma taşıyacak olan yargıdır.
    Sağlam zırhlarla kuşanmış yargı, parlak ve güçlü kanatlarıyla hukuk tanrısını topluma ulaştırır.
    Hukuk, toplumla buluştuğunda Adalet Tanrıçası ortaya çıkar.
    Adalet Tanrıçasının emzirdiği toplumlar huzura, güvene, berekete kavuşur, haksızlıklar önlenir, soygunlar, zulümler sona erer.
    Hukuk, yargı, adalet üçgeninde, bu kutsal zincirde vurulabilecek, yaralanabilecek, ölebilecek tek zayıf halka yargıdır.
    Bu yüzden her zorbanın, her diktatörün ilk hedefi yargı olur.
    Hukuku kanatlarında taşıyarak göklerde uçan bir yargı ne kadar ışıklı, ne kadar güçlü, ne kadar görkemli, ne kadar hayranlık uyandırıcı, ne kadar güven vericiyse, vurulan, yaralanan, ölen bir yargı da o kadar çirkin, o kadar iğrenç, o kadar iticidir.
    Yargı vurulup düştüğü anda çürümeye başlar, kurtlanır, kokuşur. Damarlarından kan yerine irin akar.
    Ölen ya da ölmekte olan bir yargı öyle korkunç kokar ki cehennem bile o kadar kötü kokmaz.
    Bugün Türkiye’yi saran bu çürümüş ceset kokusu, ölmekte olan bir yargının bütün topluma yayılan, herkesi ürküten kokusudur.
    Biz, bugün bu davada ölmekte olan bir yargının çürüyüp dağılmakta olan acınası bedenini teşrih masasına yatıracağız.
    Hâlâ birkaç onurlu yargıcın çabalarıyla hayata dönmeye, yeniden hukuk tanrısının kanatlı ve kutsal taşıyıcısı olmaya uğraşan ve hepimize küçük de olsa bir ümit veren yargının, ölümü ve çürümeyi istekle kabullenmiş parçalarının ibret verici hâlini göreceğiz.
    Robert Müsil, 11 Mart 1937’de, Hitler Avusturya’ya girmeden bir yıl önce Viyana’da yaptığı “Ahmaklık Üzerine” adlı konuşmasında şöyle der:
    “Eskiden iyi bilinen bir psikiyatri ders kitabında, ‘adalet nedir’ sorusuna verilen ‘ötekinin cezalandırılması’ yanıtı ahmaklık örneği diye sunulmuştu. Oysa günümüzde bu soru ve bu yanıt üzerinde çok tartışılan bir hukuk anlayışının temelini oluşt
    1 hr 12 min
  • 30. RÛM Suresi ( سورة الروم) Hasan Basri Çantay KHMK sesli meali
    Rum Suresi, ilk ayetlerinde, İranlılarla yapılan savaşta yenilgiye uğrayan Hazar bölgesinde bulunan Göktürkler ve Hürmüz boğazı bölgesinde bulunan Kaşkayıların da müttefiki oldukları Rumların (Bizanslılar) tekrar galip gelecekleri anlatıldığından, sureye bu ad verilmiştir. Yani Türkler de galip gelecektir, diyor sure. 60 ayettir. Mekke'de, İnşikak Suresi'nden sonra inmiştir.  Rum Suresi, çok önemli bir gayb olayını haber vererek başlar. Bu olay, Bizanslılarla İranlılar arasında meydana gelecek savaşta, Bizanslıların galip geleceği olayıdır. Olay, Kur'an'in haber verdiği gibi meydana gelmiştir. Bu olay, Hz. Muhammed'in (s.a.a) getirdiği vahyin doğruluğunu gösteren en açık delillerden ve Kur'an'ın en büyük mucizelerindendir. Hacim olarak mesani surelerden ve bir hizip kadardır.[1]
    Kavramlar
    Surede “faizden uzak durulması”, “yakınların ve yoksulların elinden tutulması” ve “malda hakkı olanlara hakkının verilmesi” gibi konulara değinilmiştir. Bazı ilahî yasa ve kanunlara yer verilmiştir. Örneğin, çift konusu, insanlar arasında olan fıtri rahmet ve sevgi, gece ve gündüz, renkler ve dillerin farklılığı, ölü toprağın yağmurla yeniden dirilmesi, yeryüzü ve göklerin dengesi, fitne ve fesadın ortaya çıkmasında insan amellerinin etkisi, anlaşmazlık, ikiye bölünme ve ziyanların din ve toplumdaki zararlarına da işaretler edilmiştir.[2]
    Meşhur Ayet
    Fıtrat Ayeti
    فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
    Artık, yüzünü tam doğru dine döndür, Allah'ın ilk yarattığı selâmet haline ki insanları, o tabîî halde, selâmet halinde yaratmıştır; Allah'ın yaratışı, dîn, değiştirilemez; budur en doğru dîn ve fakat insanların çoğu bilmez. (Rum Suresi / 30)
    Rum Suresi 3. ayet-i kerime “Fıtrat Ayeti” olarak meşhurdur. Zira insanların yaratılış türevini ve ilahi fıtratı ele alarak, insanın dine ve Allah’a doğru yönelmesini, içten gelen fıtri bir özellik olarak bilmektedir.
    Fazilet ve Özellikleri
    Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her kim, Rum Suresi'ni okursa, gök âlemi ve yer âlemi arasında Allah’ı tesbih eden tüm meleklerin on kat fazlasınca, ona iyilik ve hasane verilir; gündüz ve geceleyin kaybettiği her şeyi tekrardan elde eder. [4]
    “Sevabu’l Amal” kitabında İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Ramazan ayının 23. gecesinde Rum ve Ankebut surelerini okumanın sevabı, cennettir. İmam Sadık (a.s) rivayetin devamında şöyle buyurdu: Bu iki surenin, Allah katında çok büyük bir değere sahip olduğuna eminim. [5]
    İmam Ali’den (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim, ilkindi vakti 17 ve 18. ayet-i kerimeleri 3 kez okursa, her iyi ve hayır işi yapmaya muvaffak olur; her şer ve kötü iş de onun üzerinden kaldırılır ve her kim, sabahları bu ayet-i kerimeleri 3 kez okursa, aynı şekilde bereketinden faydalanır. [6]
    Yine aynı şekilde, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) bir hadis-i şeriflerinde Rum Suresi 17 ve 18. ayet-i kerimeleri okuyana cennet vaat etmiştir
    19 min
  • 29.Ankebut (Web, örümcek) Suresi سورة العنکبوت Hasan Basri Çantay sesli meali KHMK
    Örümcek ağı surede temsili olarak verildiği (41. Ayet) için bu adla anılmıştır. Kur’an’da iki defa bu surede olmak üzere, "Ankebut" kelimesi iki kez geçmiştir. Bu sure Mukatta harflerle (elif-lam-mim) başlayan on beşinci suredir. Mushaf sırasına göre yirmi dokuz ve iniş sırasına göre ise, seksen beşinci suredir.
    Sure Mekke’de nazil olmuş ve ayet sayısı ittifakla 69’dur. Sure, 983 kelime ve 4.321 harften oluşmaktadır. Hacim açısından mesani ve orta boyutlu surelerdendir. Bir hizipten (bir cüzün dörtte biri) birazcık büyüktür.[1]
    Konuları
    Sure, kafirlerin ve inkarcıların akıbetini ele almakta ve kendilerine Allah’tan başka dost edinenlerin durumunu örümcek ağına benzetmektedir. Ancak Allah’tan başkasını dost edinenler, en çürük evin örümcek ağıyla örülmüş evler olduğunu bilmemektedirler.
    Bu sure "Allah'ın birliği", "peygamberlik", "öldükten sonra dirilme" ve "hesap" gibi temel inanç konularını işlemektedir. Dolayısıyla bu surenin ağırlık noktasını iman, imtihan ve sabır konuları oluşturmaktadır. Ayrıca Hz. Nuh, Lut, Şuayb, Salih ve Hud'un (a.s) kıssalarını, Karun, Haman ve Firavun'un akıbetini ve son olarak da Allah'ın iyilerle beraber olduğunu ve hak yolunda mücadele edenlerin Allah'ın özel yollarına hidayet olacaklarını müjdelemektedir.[2]
    Meşhur Ayetler
    Ankebut Suresi 57. ayet-i kerime
    Ankebut Suresi 41. ayet-i kerime
    وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ
    Ağ kuran örümceğe benzerler ve evlerin en çürüğü (Ankebut Suresi / 41)
    Surenin en meşhur ayetlerinden birisi de 41. ayet-i kerimedir. Surenin ismi de zaten bu ayet-i kerimede geçen ‘‘Örümcek’’ kelimesinden alınmıştır. Yüce Allah bu ayet-i kerimede, Rabbu’l-Aleminden başkasına bel bağlayan putperestleri örümceğe benzetiyor. Zira örümceğin bel bağladığı şey dayanıksız ve gevşek torlarıdır.
    Ankebut Suresi 57. Ayet-i kerime
    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
    Herkes tadacak ölümü, sonra da dönüp tapımıza geleceksiniz. (Ankebut Suresi / 57)
    Allah-u Teâlâ bu ayet-i kerimede açık ve net olarak, tüm canlı varlıkların ölümü tadacağını ve herkesin dönüşünün Allah'a doğru olacağını vaat ediyor.
    Fazilet ve Özellikleri
    Ankebut Suresi'nin fazileti hakkında Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her kim Ankebut Suresi'ni okursa, ona tüm müminlerin ve tüm münafıkların sayısınca 10 hasane ve iyilik verilir. [4] Sevabu’l-Amal kitabında İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim Ankebut ve Rum surelerini Ramazan ayının 23. Gecesi okursa, Allah’a yemin olsun ki cennet ehlinden oluverir. Hiç kimseyi bu konu da istisna etmiyorum; bu kat'i ve kesin yeminimden dolayı, Allah'ın bana günah yazmasından da korkmuyorum. Hiç kuşkusuz bu iki sure Allah katında çok büyük bir değere sahiptir. [5]
    El-Burhan tefsirinde, İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Eğer bu sureyi bir kağıda yazarlar ve sonra onu yıkar ve ondan elde edilen suyu içerlerse, ateş, cinsel soğukluk ve ağrılar onlardan bertaraf olur. Hiçbir çaresi olmayan ölümden başka hiçbir ağrı için kederlenmez ve yaşantılarında çok büyük bir mutluluğa ulaşıverirler". Yine aynı şekilde İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Uyumadan önce bu sureyi okuyan herkes çok rahat ve huzurlu bir şekilde uyur". [6]
    Tarihi Rivayetler ve Öyküler
    Hz. Nuh’un (a.s) öyküsü: Hz. Nuh’un (a.s) kavmi arasında 950 yıl tebliğ etmesi, Nuh Tufanı, Hz. Nuh (a.s) ve destekçilerinin kurtuluşu, 14 ve 15. ayet-i kerimeler.
    Hz. İbrahim’in (a.s) Tevhid’e davet ederek putperestliği nefyetmesi, kavminin Hz. İbrahim’i (a.s) yakmaya çalışması, Hz. İbrahim’in (a.s) ateşten kurtulması, Hz. İbrahim’in (a.s) kıyamet günü hakkında uyarısı, Hz. Lut’un (a.s) imanı, Hz. İshak (a.s) ve Hz. Yakub’un (a.s) Hz. İbrahim'e (a.s) verilmesi ve Nübüvvetin ve peygamberliğin onun soyundan devam etmesi, 16-28. ayet-i kerimeler.
    Hz. Lut’un (a.s) öyküsü: Hz. Lut’un (a.s) Hz. İbrahim'e (a.s) iman etmesi, Hz. Lut’un (a.s) kavminin yapmış olduğu işin ne kadar kötü ve çirk
    22 min
  • 28. Kasas Suresi (Arapça: سورة القصص) Hasan Basri Çantay KHMK sesli meali cüz: 20 sayfa:384
    Kasas Suresi (Arapça: سورة القصص) adını, 25. ayette geçen "Kasas" kelimesinden almıştır. "Kasas", "kıssalar, olaylar, hikâyeler" anlamına gelmektedir.
    "Musa ve Firavun" suresi de denir. Mekkidir. Ayet:88 Kelime:1443 Harf:5933Kasas Suresi, Allah'ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi inanç konularına önem veren surelerdendir. Bu sure izlediği yol ve varacağı hedef bakımından Neml ve Şuarâ sûreleri ile aynıdır. Aynı zamanda, iniş sebepleri bakımından da birbirlerine uygundurlar. Bu sure, kendinden önce gelen iki surede kısaca anlatılan konuları açıklar veya tamamlar.
    Tanıtım
    İsimlendirilmesi
    Hikâye ve olaylara yer verdiği veya bazı peygamberlerin hikâyelerine değindiği için bu adı almıştır.[1] Hz. Musa’nın (a.s) hikâyesi bu surede ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. (3. ayetten 46. ayete kadar)
    Nüzul Sırası ve Yeri
    Surenin bir diğer adı “Musa ve Firavun’dur”. Mukatta harfler ile (ta-sin-mim) başlayan on dördüncü suredir ve Mekke’de nazil olmuştur. Mushaf’taki resmi sıralamasına göre yirmi sekizinci ve iniş sırasına göre ise, kırk dokuzuncu suredir.[2]
    Ayet Sayısı ve Diğer Özellikleri
    Sure 88 ayettir. Ancak bazı karilere göre 87 ayettir. Birinci görüş daha doğru ve meşhurdur. Kelime sayısı 1443 ve harf sayısı ise, 5933’tür. Hacim olarak Kur’an’ın orta boyutlu surelerindendir. Yarım cüzden biraz çoktur.[3]Kasas Suresi, Mukatta harfler olan «طسم» ‘‘Ta-Sin-Mim’’ ile başladığından dolayı, ‘‘Tavasin’’ sureleri grubundan sayılmıştır.[4]
    İçeriği
    Kasas Suresi, Hz. Musa’nın (a.s) doğumundan Firavun’a karşı zafer kazanması ve Tevrat’ın nazil olmasına kadar gerçekleşen olayları beyan etmiştir. Bu sure, Firavunun gücü, kudreti ve İsrailoğullarına karşı uyguladığı zulümlere değinerek, aslında İsrailoğullarının hiçbir güce ve kuvvete sahip olmadığı halde Firavuna karşı nasıl da zafer kazandığını gözler önüne sermektedir.[5] Hz. Musa (a.s) ve Firavun’un hikayesi surenin başında, Karun’un hikayesi ise surenin sonunda yer almıştır. Hikâyelerin içinde Müslümanlara tüm gücün Allah’ın elinde olduğu ve onlara yardım ettiği belirtilmekte, Firavun ve Karun’un zahiri malının ise, Allah’ın kudreti karşısında bir şey olmadığı hatırlatılmaktadır.
    Sure'de, Hz. Musa (a.s) ve Hz. Şuayb’ın (a.s) hikâyesi, Hz. Musa’nın, (a.s) Hz. Şuayb’ın (a.s) kızıyla evlilik olayı, Hz. Musa’nın (a.s) kardeşi Hz. Harun’un (a.s) fesahat ve belagati, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) müjdelenmesi, fetih ve zaferle vatana dönüş, güzel amellerin karşılığının birkaç kat olduğu, kötü amellerin karşılığının ise kendisi kadar olduğu gibi konulara yer verilmiştir.[6]Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabai’nin görüşüne göre, bu öykünün anlatılmasının asıl nedeni, o dönem Mekke’de sayıca az ve zayıf olan müminlere ümit vermekdi. [7]
    Meşhur Ayet
    وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ
    Ve biz ise yeryüzünde zayıf bir hâle getirilmesi istenenlere lütfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları miras bırakmayı dilemedeydik. (Kasas Suresi / 5)
    Mehdilik konularında, bu ayet-i kerimeden çokluca bahsedilmektedir. Şu şekilde söyleyenler de vardır: Ayet-i kerime, İsrailoğullarının Firavun ve taraftarlarına karşı zafer kazanmasından bahsetse de, tarih boyunca cereyan eden İlahi sünnetin de açıklayıcısıdır. Tefsir-i Numune’de yazılanlara göre, bu ayet-i kerime tüm milletleri “hakkın batıla karşı zafer kazanması” konusunda ve mustazafları ise, hükümete ulaşacakları noktasında müjdelemektedir. [10]
    İmam Ali’den (a.s) nakledilen bir rivayete göre, ayetin müjdelemesi Ehlibeyt’i de (a.s) kapsamaktadır. [11]
    Fazilet ve Özellikleri
    İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim Neml, Şuara ve Kasas surelerini Cuma akşamı okursa, Allah’ın dostlarından olacak, Allah’ın rahmetinin civarında yer alacak, hiçbir zaman zorluğa duçar olmayacak ve ahrette ise, razı olduğu miktarda hatta razı olduğu miktardan daha fazla
    26 min
  • 26. Şuara suresi (Arapça: سورة الشعرا Hasan Basri Çantay KHMK sesli meali Sayfa: 366 cüz :19
    Şuara suresi (Arapça: سورة الشعراء) adını, 224. ayetinde geçen ve "şairler" anlamına gelen "Şuarâ" kelimesinden almıştır. Müşrikler, Kur'an'ın bir şair tarafından meydana getirilmiş olduğunu iddia ediyorlardı.
    Bu surede, Hz. Peygamber'in (s.a.a) öğretisi ile daha önceki peygamberlerin öğretilerinin özde birleştiği ve Kur'an'ın bir şair eseri olmadığı ispat edilerek, bu iddia çürütülmekte ve reddedilmektedir. Sure 227 ayettir. Mekke'de, Vâkıa suresinden sonra inmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 26, iniş sırasına göre ise 47. suredir
    Surenin bir diğer adı ise “Camia”dır, zira çeşitli ve farklı konulardan bahsettiği gibi bazı peygamberlerin, kavimlerin ve milletlerin durumundan da bahsetmektedir. Mushaf’taki resmi sıralamada yirmi altıncı, nüzul sırasına göre ise kırk yedinci suredir. Kufe, Şam ve Medine karilerine göre 227 ayet, başka karilere göre ise 226 ayettir, ancak birinci görüş daha doğru ve meşhurdur. Kelime sayısı 1.223, harf sayısı ise 5.630’dır. Boyut olarak mesani ve orta surelerdendir. Tam olarak yarım cüzdür.[4] Şuara suresi, Mukatta harfleri olan ‘‘Ta-Sin-Mim’’ ile başladığı için ‘‘Tavasin’’ surelerinden sayılmaktadır.[5]
    İçeriği
    Bu sure, farklı ve çeşitli konuları içermektedir. Örneğin: tevhit, ahiretten korku, Hz. Muhammed’e (s.a.a) vahyin tasdiki, peygamberi tekzip etmeninin dünya ve ahiretteki akıbetinden sakındırılması ve herkesin koşarak Resulullah’a (s.a.a) iman etmesi gerektiği beyan edilmektedir.
    El-Mizan tefsiri, surenin asıl hedefinin; kavminin yalanlama ve iftiraları karşısında Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) teselli vermek olduğuna inanıyor. El-Mizan tefsirinin yazdığına göre; sure, geçmiş peygamberlerin öykülerini, peygamberlere düşman olanların akıbetini ve peygamberi inkâr edenlere uyarı niteliği taşımaktadır. [6] Tefsir-i Numune, Şuara suresinin içeriğini üç ayrı bölümde ele almıştır:
    Birinci Bölüm: Kur’an’ın azameti, Peygamberi teselli etmek, Tevhid ve Allah’ın sıfatları;
    İkinci Bölüm: Hz. Nuh (a.s), Hz. İbrahim (a.s), Hz. Lut (a.s), Hz. Hud (a.s), Hz. Salih (a.s), Hz. Şuayb (a.s) ve özellikle de Hz. Musa (a.s) gibi peygamberlerin öyküsü, peygamberleri inkâr edenlerin yanlış mantık yürütmeleri ve onların yürüttüğü yanlış mantığın Allah Resulü’nü (s.a.a) inkâr edenlerin yürütmüş olduğu yanlış mantığa benzemesi ve geçmiş peygamberleri inkar edenlerin akıbeti;
    Üçüncü Bölüm: Önceki bölümlerden sonuç alınması, Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) İslam dinine davet ve müminlere karşı nasıl davranması gerektiği noktasında tavsiyeler, peygamberi teselli etmek ve müminlere müjde. [7]
    Ayrıca Hz. Musa (a.s) ve Hz. Harun’un (a.s) Firavun ve büyücülerle mücadelesi, Hz. İbrahim’in (a.s) babası (amcası) ve kavmi ile mücadelesi, Hz. Salih’in (a.s) Semud kavmi ile mücadelesi ve deve olayı, Hz. Nuh (a.s) ve gemi yapımı, Hz. Lut (a.s) ve kavminin durumu, Hz. Hud (a.s) ve Ad kavminin durumu ele alınmaktadır.[8]
    [göster]Şu'ara Suresi'nin İçeriği[9]
    Meşhur Ayetler
    İnzar Ayeti
    وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ
    Ve en yakın hısımlarını korkut. (Şu'arâ Suresi / 214) Sünni ve şia kitaplarında bu ayet-i kerime hakkında birçok rivayet nakledilmiştir. Şiiler, bu ayet-i kerimenin nüzulünün ardından Allah Resulü’nün (s.a.a) İmam Ali (a.s) hakkında söylemiş olduğu hadis-i şerifi, kendi mezheplerinin hak oluşuna kanıt olarak sunmaktalar. [10] Bu ayet-i kerimenin iniş zamanını, Peygamber Eefendimiz’in (s.a.a) peygamberliğe seçildiği ilk 3 yıl içinde olduğuna inanmaktadırlar. [11]
    Bu ayet-i kerimenin nazil olmasının ardından, İslam peygamberi (s.a.a) kendi akrabalarını ve yakınlarını İslam dinine davet etmek ve korkutmakla görevlendirildi. Şii ve bazı Ehli Sünnet tefsirlerinin yazdığına göre; bu ayet-i kerimenin nazil olmasının ardından, Peygamber Efendimiz (s.a.a) kendi akraba ve yakınlarından 40 kişiyi yemeğe davet etti ve Müslüman olmalarını istedi ve şöyle söyledi: Her kim bana iman ederse, benim vasim ve ardılım olacaktır. O meclis de sadece İmam Ali (a.s), Allah Resulü’ne (s.a.a) iman getirdi. [12]
    26 min

About Kailar Podcastleri

From the publisher's feed

Hak Dini Kur'an Dili (Orijinal Elmalı Tefsiri) Meali ve Tefsiri (Elmalı Hamdi Yazır) ve Hasan Basri Çantay KHMK meali

More shows like Kailar Podcastleri

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Kuran-ı Kerim by Diyanet Dijital

Kuran-ı Kerim

3 Listeners