Konforsuz Alan

Konforsuz Alan

Download on the App Store

Konforsuz Alan episodes

  • Türk Solu, Enternasyonalizm, Kerim Sadi - Dücane Cündioğlu
    Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliğin, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan. Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik ""Türkiye'de Sosyalizm (1848-1925)" adlı yapıtıdır (1965-1968). Daha sonra genişletilmek suretiyle "Türkiye'de Sosyalizmin Tarihine Katkı" (1975) adıyla tek cilt halinde yayımlanan bu yapıtın, yayımlanmamış 2. cildinin de eklenmesiyle Mete Tunçay tarafından gerçekleştirilmiş çok düzgün bir baskısı (1994) bulunmaktadır. Sosyalizm ve İslam arasındaki yakınlığa doğrudan yer verdiği risaleleri şunlardır: 1. Muhammed ve Sosyalizm (1948) 2 . İslamiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi? (1962) 3. İslamiyet ve Osmanlı Sosyalistleri (1964) 4. Bir İslam Reformatörü Mehmet Akif (1964) Bu söyleşide Kerim Sadi'yi ve düşüncelerini tanıtmaya çalışacağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 6 min
  • Bir Marksist Kur'an Tefsiri (Dr. Hikmet Kıvılcımlı) - Dücane Cündioğlu
    Dr. Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971), belki abarttığım düşünülecek ama yine de bu şekilde tanımlamaktan kendimi alamıyorum: "Türk Solu'nun Hegeli". Priştine'de doğmuş, Belgrad'da ölmüş gerçek bir düşünür, yürekli bir eylemci. Kendi deyişiyle, "genç yaşlarında Ya eyyühe'l-Kafirun'dan materyalizme atlamış" bir TKP'li. 70 yıllık yaşamının üçte birini zindanlarda geçirmiş. Geri adım attığı hiç görülmemiş. Kanser hastalığı nedeniyle tedavi olmak içine yurt dışına çıkmış, ne ki sosyalist ülkeler tarafından iltica talebi Moskova'nın buyruğuyla geri çevirilmiş. Kimliğinden hiç ödün vermeksizin Kur'an'ı satır satır tefsir etmiş. Çok büyük emeklerle hazırlamış olduğu "İslam Tarihinin Maddesi" başlığı taşıyan yapıtının ilk cildine polis tarafından el konulmuş ve ne kadar uğraştıysa yine de bir daha geri alması mümkün olmamış. Günümüze ulaşan yalnızca (muhtemelen 2. cildi oluşturan) birtakım notlar. Birçok yapıtı gibi, her satırında yazarının yüksek zekasını ve bitimsiz azmini yansıtan bu notlar ilk kez 1999'da "Allah Peygamber Kitap" adıyla yayımlandığından yorumları Türk Solu tarafından da bilinememiş. Günümüze ulaştığı kadarıyla külliyatı, birkaç sadık yoldaşının derin vefalarının bir ürünü. Özellikle "Allah Peygamber Kitap" adlı yapıtı, bu haliyle bile Türkçedeki tek "Marksist Açıdan Kur'an Tefsiri" olarak adlandırılmayı hak ediyor. Tam anlamıyla yerel olanla evrensel olanın sentezi. Sağıyla soluyla Türk aydınları ne doğru dürüst Nurettin Topçu'ların İslam sosyalizmini dikkate aldı, ne de Dr. Kıvılcımlı'ların, Kerim Sadi'lerin (Ahmet Nevzat Cerrahlar) karşı cepheden bile olsa kaleme aldıklarını okumaya tenezzül etti. Düşünsel yaşamımızda eleştirel açıdan bile olsa yazıp çizdiklerinin esamesi bile okunmuyor. Bu ülkede din daima aşağılandı ama hiç eleştirilmedi, çünkü din olgusu hakkı verilmek koşuluyla doğru dürüst düşünülmedi bile. Hep bitmiş, geçmişte kalmış bir enkaz olarak görüldü. Oysa hala insanlığın büyük çoğunluğu yaşamlarını din aracılığıyla anlamlandırıyor. Din insanlığın bilincinde hala dipdiri. Acaba niçin? Açıklamalarına katılırsınız veya katılmazsınız, ancak görebildiğim kadarıyla bu soruya verilmiş en kapsamlı yanıtı Dr. Kıvılcımlı'nın Kur'an tefsirinde buluyoruz. Bu söyleşi, rahmetli Dr. Kıvılcımlı'nın emeklerine yönelik bir saygı duruşu olarak görülmelidir.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 13 min
  • Bir Hak Hukuk Cinayetinin Düşündürdükleri - Dücane Cündioğlu
    Narin Güran cinayetinin medyanın gündemine oturduğu günlerde, doğrusunu söylemem gerekirse, neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştım. Teoriler havada uçuşuyor, herkes kendince bir şey söylüyordu. İşin garip tarafı ortada söylenenleri doğrulayacak veya yanlışlayacak herhangi bir ölçüt de bulunmuyordu. Bütün anımsadığım, o yavrucağın ailesinden birkaç kişinin çok kısa zamanda ağır cezalara çaptırıldığı ve böylelikle konunun kapandığından ibaretti. Ne ki dün akşam ŞEYTAN TEPE BELGESELİ'ni izledim (   • şeytantepe  ) ve olup bitenlerden o denli etkilendim ki ancak sabah saatlerinde uyumayı başarabildim. "Bir Katil Yaratmak" adlı ABD belgeselinde de gördüğümüz üzere, sıradan insanların, kötü niyetli olduklarından kuşkulanamayacağımız hukuk ve güvenlik bürokrasisinin kıyıcılığı karşısında ne denli çaresiz, ne denli acınası bir durumda olduğuna bir kez daha tanık olmuştum. Bu söyleşide ŞEYTAN TEPE SELGESELİ üzerinden bu kez ülkemizde işlenen bir hak-hukuk cinayetine odaklanacağım. (İnsani değerlerimizi ayakta tutmanın ne denli güç bir ödev olduğunu bir kez daha idrak etmek için, lütfen bu belgesi mutlaka izleyin!)

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 55 min
  • Hegel'i Anlamak - Dücane Cündioğlu
    Bu söyleşide Dr. Gülgün Türkoğlu Pagy (Ph.D, M.Sc) ile "edimsellik" ve "bütünsellik" kavramları üzerinden Hegelci felsefenin dikenli derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Bu söyleşinin temelinde Hegel'in ünlü mottosunu açımlama ödevi yer alıyor: "Gerçek bütündür" (Das Wahre ist das Ganze).

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 29 min
  • Bu Dünyada Bir Yahudi Olmanın Izdırabı - Dücane Cündioğlu
    Evde anlaşılmaz bir tını bilmem nereden gelir uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? bilemem Yahudi değilim gizli bir yerde genizam yok bilemem insan nerenin yerlisidir ömrüm burada bütün Yahudiler gibi raflara doğru, çekmecelere sahanlıklara doğru geçti yabancı ellerde çitilenmekten korunmak için bir sıvaydım kendime kendi ellerimde tıpkı Yahudiler gibi buraların yerlisi ben değilim. ... Yağmalar belli ki kim bulsa defineyi, umurumda mı ben kalbime döneceğim fokurdayıp pörtlemek için hep fokurdak ve pörtlek kalacağım kalp içinde canı sıkkın kızların yüzlerinden döşünden ahı kalmış delikanlıların dünyaya habire pörtleyeceğim evlerin olanca tınısı dindiği zaman kısıldığı zaman bütün şarkıların kanatları fokurtum dokunacak herkese yedi ırkın kavşağından. Yahudi değilsem bile bende Yahudalık da mı yok- Kimi öptüm de kurtuldu çarmıha çakılmaktan? (İSMET ÖZEL)

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 50 min
  • İslam Düşüncesinin Psikoanalitik Eleştirisi - Dücane Cündioğlu
    Bu söyleşide Prof. İsmail Hanoğlu'nun "İSLAM DÜŞÜNCESİNİN PSİKOANALİTİK ELEŞTİRİSİ: Bir Paradigmanın Narsist Kökenleri" (2024) adlı yapıtında geliştirdiği Kelam, Felsefe ve Tasavvuf öğretilerine yönelik eleştirilerini ele alacağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 18 min
  • İslam Tarihini Nasıl Okumalı - Dücane Cündioğlu
    • TARİH nasıl okunur?
    • Nasıl kurgulandıysa öyle.
    • TARİH nasıl kurgulanır?
    • Parçaları (olguları/aktarımları) birleştirmek ve böylelikle bir "bütün" ve/veya "anlatı" oluşturmak suretiyle.
    • BÜTÜN ve/veya ANLATI nedir?
    • Başı, ortası ve sonu olan kurgu demektir.
    Demek ki tarih okumaları en son çözümlemede tarihçilerin oluşturdukları bir parçalar toplamının, eşdeyişle bir kurgu ve anlatılar dizisinin anlaşılıp yorumlanmasından ibaret olan bir etkinlik. Tanrıların, dinlerin, halkların tarihi de böyle. Tümü de bir kurgu, bir anlatılar dizisi. Ne ki tarihin söylencelerden (mit'lerden, kıssa'lardan) ayrılan bir yanı var: bir "bilim" olmak iddiası. Bir bilim olarak TARİH, sonuçta, bilimsel (!) yöntemlerle oluşturulan anlatılar dizisinin bilgisi. Bu çerçevede, yerine getirilmesi gereken bir ödev çıkıyor karşımıza: İSLAM TARİHİNİ nasıl okumalıyız? Biz de bu söyleşide bu soruyu yetkin İslam tarihçilerinden Prof. Mehmet Azimli'ye yöneltecek ve bir "kutsal tarih" olarak algılanan İslam Tarihi'ni anlama-yorumlama sorunları üzerinde duracağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 58 min
  • Hangi Gazali ? - Dücane Cündioğlu
    Yeni bir şeyler ortaya koyabilmek için, hiç kuşkusuz eskiden söylenmiş olanları da bilmek ve anlamak gerekir. Bu ödevi Babanzade Ahmed Naim KEŞF-i KADİM olarak adlandırmıştı. Yüceltenleri ve yerenleri çoktur Gazali'nin. Hadisçiler, özellikle Hanbeliler kendisini hadis bilgisinin zayıflığı ve Mantık İlmi'ne düşkünlüğü nedeniyle eleştirirlerken, Malikiler bir bidatçı olarak gördükleri Gazali'nin İhyau Ulum'id-Din adlı eserini 1109'da cami avlularında yaktırmışlardır. Gazali'nin felsefeye saldırılarını tek tek yanıtlayan Kurtubalı filozof İbn Rüşd, onun hakkında şöyle demiştir: • "Gazali Eş'arilerin yanında Eş'aridir, sufilerin yanında sufi, filozofların yanında filozof." (هو مع الأشعرية أشعري ومع الصوفية صوفي ومعا الفلاسفة فيلسوف) Modern döneme gelindiğinde de Gazali'nin düşünceleri, İslam dünyasında felsefe ve bilimin sönümlenmesinin en büyük nedeni olarak gösterilmiştir. Biz ise bu söyleşide Talha Hakan Alp ile birlikte, 12. yüzyılda bir fakih (Şafii) ve kelamcı (Eş'ari) olarak Gazali'nin sufilikle sona eren hakikat arayışını, özellikle kendisinin bu yolculuğunu anlattığı "el-Munkızu min'ed-Dalal" adlı ünlü yapıtından hareketle ele alacak ve Gazali'nin gerçekte bir kuşkucu mu, dogmatik mi olduğu sorusuna yanıt arayacağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    3 hr 5 min
  • Türk Olduğunu Söyleyememek - Dücane Cündioğlu
    DEV-GENÇ'in eski öğrenci liderlerinden tarihçi Taner Akçam Medyascope'ta ardısıra çok değerli iki yazı kaleme aldı: i. "Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk Solu" (29 Mart 2026); ii. "Türklüğümün Üç Hali" (31 Mart 2026). DEV-GENÇ'in yöneticilerinden Oğuzhan Müftüoğlu'nun, eski dava arkadaşlarından Ertuğrul Kürkçü'ye yönelttiği eleştirilerden hareketle yazdığı ilk yazısında, Akçam, şu sorulara dikkat çekmekte: • "Türk solu niçin bu halde? Niçin bu dalgadan geriye belli bir siyasi ağırlığı olan bir örgütsel yapı bile kalmadı? Niçin, toplumda izler bırakan önemli kültürel birikimler yaratamadı? Evet, neydik ne olduk? 60 yıl önce “sen öyle mi yapmıştın, böyle mi yapmıştın” yerine acaba bu “niye böyle olduk” sorusuna cevap aramaya başlansa nasıl olur?" Bu paragrafın hemen ardından ilginç bir ara başlık gelir: TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEYEMEMEK. • "Benim kendimce bu sorulara bazı cevaplarım var. Bunlardan bir tanesi “Türk” kelimesinde yatıyor olabilir mi? Türk solcuları kendilerine “Türk” diyemediler. Onlar da İttihat ve Terakkicilerin 1913’lere kadar Türk ve Türkçü olduklarını gizlemeleri ve kendilerini Osmanlıcı olarak göstermeleri gibi, “Türkçülüklerini” gizlemeyi ve kendilerini “Türkiyeci” diye göstermeyi tercih ettiler. “Türkiye” kelimesi sıcak bir battaniye gibiydi. Kullanmayı çok seviyorduk. Acaba niye? Utandık mı? Kendimize Türk dememe ile “utanma” duygusunun bir ilintisi var mı? Eski Marksist jargonumla söyleyeyim: “Ezen ulus devrimcileri, kendilerini ezen ulus yöneticileri ile özdeşleştirecek biçimde tanımlamazlar.” Acaba Türk solcuları, “kötü” olduklarını düşündükleri “ebeveynleri” ile araya mesafe koymak isteyen çocuklar gibi mi davrandılar? Türk sıfatını kullanmayarak, belki Türk yöneticilerinin işlediği suçlar ve günahlar ile araya mesafe koymuş olacaktık. Yapılan kötülüklerle ilgisi olmayan “enternasyonalistler” olduğumuzu göstermenin bir yoluydu belki bu…" Türk olduklarını söylemekten kaçınanlar yalnızca sosyalistler miydi? Hayır, İslamcılar da benzer tepkiler geliştirdiler. (II. Meşrutiyet'in İslamcıları Babanzade'ler, Akif'ler şöyle dursun, özellikle 80'li yıllardan itibaren T.C. kimliğini yırtıp kafir bir devletin yurttaşı olduğunu inkar eden arkadaşlarımız vardı. Radikal İslamcılar olarak bizim kuşağın çoğu aynı gerekçeye dayanarak Cuma namazı kılmamakla diğerlerinden ayrışırdı.) Bu akşam Prof. Taner Akçam'la bu iki yazının ele aldığı konular çerçevesinde söyleşeceğiz.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 49 min

About Konforsuz Alan

From the publisher's feed

Konfor, ruhu uyutan sessiz bir limandır; hakikat ise fırtınalı denizlerde yolunu arayanların ufkunda doğar.

Become a supporter of this podcast: