Konforsuz Alan

Konforsuz Alan

Download on the App Store

Konforsuz Alan episodes

  • Tanrı Üzerine Konuşmanın İki Yolu - Dücane Cündioğlu
    Tanrı üzerine konuşmanın en temelde duyguya ve usa dayanan biri dini, diğeri felsefi iki yolu vardır: 1. Via Positiva: Tanrı'nın ne olduğunu söylemek (vardır, birdir, sonsuzdur, görür, işitir, vb.) 2. Via Negativa: Tanrı'nın ne olmadığını söylemek (yok değildir, çok değildir, sonlu değildir vb.) Bu iki yoldan ilkinde Tanrı "içkin" nitelikleriyle tanınır, belki bir yönüyle bizden yukarıdadır ama yine de her zaman aramızdadır, düşünülen değil, duyumsanandır. Yardımını istediğimiz, dua ettiğimiz, içimizdeki Tanrı'dır. Onun ne olduğunu biliriz, çünkü duyumsarız. Kutsal kitapların Tanrısı, halkın Tanrısı böyledir. Bilgiye değil, saf inanca dayanır. Hakkında onun ne olduğunu belirten betimlemelerin sınırı yoktur. Olumlayıcı (katafatik) yargılarla yetinen halk bu nedenle dinadamlarınca bir tür "putperest" olarak görülmüşlerdir. İkinci yola gelince, Tanrı bu kez "aşkın" nitelikleriyle tanınır, ötelerin ötesindedir, uzaklardadır, yalnızca kendisiyle ilgilenir; bu nedenle dua edilen değil, düşünülen Tanrı'dır. Duyumsanmaz, tüm duyulardan ve en son kertede usun kendisinden de soyutlanır, çünkü ne olduğu asla bilinemez. Duyuların da, Usun da üstündedir. VAR'ın ve BİR'İn bile üstündedir. Susulmalı, sessizlikte ve karanlıkta kavranmalıdır. Hakkında varDIR, birDİR, şöyleDİR, böyleDİR denilemez. Ona dair olumlayıcı hiçbir önerme (apofatik-mucibe) önesürülemez. Kısaca hakkında "-dır, -dır" edilmemelidir. Bu iki yolun dışında bir üçüncü yolun varlığından daha söz edilmiştir: 3. İki yolu bir araya getirmek, hem teşbihe, hem tenzihe başvurmak (via eminentiae). Halkın çoğunluğu Tanrı'nın ne olduğundan (içkin yanından) söz ederek onu yüceltir. Eğitimli bağımsız seçkinler ise genellikle onun ne olmadığıyla (aşkın yanıyla) ilgilenirler. Fakat örgütlü dinlerin, örn. üç semitik dinin yetkeleri ise ister istemez iki yolu biraraya getirirler, usla çatışmak istemediklerinde Tanrı'nın ne olmadığını, halkla çatışmak istemediklerinde ise ne olduğunu söylemeyi tercih ederler. Bu bir teopolitik seçimdir ve genellikle işe de yaramıştır.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 27 min
  • Sodom'un 120 Günü Yada Eipstein Cemaatinin Cinsel Psikopatolojisi - Dücane Cündioğlu
    EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıkları hiç kuşkusuz siyasal sonuçları bakımından daha uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyor. Bu siyasal sonuçları açıklayabilmek için bu denli güçlü sonuçlar doğurabilen cinsel psikopatolojinin de salt bir ahlaksızlık biçimi olarak yaftalanıp gözardı edilmemesi gerekiyor. Niçin pedofili? Niçin orgi? Niçin masaj? Bunlar antikçağlardan beri bilinen eğilimler. İşret alemlerine dünyanın hangi saraylarında, aristokratların hangi şato ve köşklerinde rastlanmaz? Bu nedenle biz bu söyleşide Epstein Cemaati'nin psikopatolojisini iki kült film üzerinden yorumlamaya çalışacağız: • Pier Paolo Passaloni, "Salò ya da Sodom'un 120 Günü" (1975) • Stanley Kubrick, "Eyes Wide Shut" (1999) İlk kez "Cinselliğin Psikopatolojisi" adlı yapıtında (1886) Richard von Krafft-Ebing tarafından kavramlaştırılan sadizm ve mazoşizm terimlerinin kaynağı Marquis de Sade ve Leopold von Sacher-Masoch adlı iki yazardır. Cinsellik yazınında ikisinin de özellikle iki kitabı çok etkili olmuştur: Sade: i. Les 120 journées de Sodome ou l'école du libertinage (1785) ii. Justine/Les Infortunes de la Vertu (1787) Sacher-Masoch: i. Don Juan von Kolomea (1866) ii. Venus im Pelz (1870) EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıklarının veya kötülüklerinin, en temelde şiddeti, yani acı çektirmeyi ve acı çekmeyi yüceltmeleriyle karakterize olduğu anlaşılıyor. "Acı çektirmeyi anladık da acı çekmek de neyin nesi?" diyecekler için şimdiden söyleyelim: Her iki edim de son çözümlemede hazzın kaynağıdır. Haz acıyla özdeşleştiğinde en yüksek aşamasına ulaşır ve "Sado-Mazoşizm" adını alır.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 14 min
  • Aydınlardan İktidara Özür Mektupları - Dücane Cündioğlu
    İktidarlar tarafından cezalandıran aydınların gücü, hiç kuşkusuz ruhları etkileyebilme gücüdür. Görünüşte dilin, sözün, kalemin gücü. Gerçekte ise imgelemin ve usun gücü. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet Cumhuriyet döneminin acımasızca cezalandırılan aydınlarındandı. İlkini hapislere atmaktan çekinmediler, en sonunda 41 yaşında döve döve canına kıydılar; ikincisini ise 36 yaşında girdiği cezaevinde 13 yıl tutup, en güzel, en verimli yıllarını elinden almakte tereddüt bile etmediler (1938-1950). Genel afla dışarı çıktıktan sonra 49 yaşında askere alınmak istenince yurt dışına kaçtı. 61 yaşında geçirdiği kalp krizi nedeniyle Moskova'da yaşama veda etti. Bu söyleşide, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı "özür mektubu" bağlamında Sabahattin Ali ile Nazım Hikmet' tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e, Necip Fazıl'ın ise 1960 ihtilalinin başı Cemal Gürsel'e yazdıkları mektupları tek tek ele alacak, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı üç özür mektubundan yalnızca yayımlanmış olanıyla karşılaştıracağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 17 min
  • Homerosçu Tek Lider'in, Tek Tanrı'ya Dönüşümü (Monarşi'den Monoteizm'e) - Dücane Cündioğlu
    Homeros'un İlyada adlı yapıtında (2.204) şöyle bir anlatım vardır: • Çok başlılığın olması iyi bir şey değildir Bir tek lider, bir tek kral olmalı (οὐκ ἀγαθὸν πολυκοιρανίη: εἷς κοίρανος ἔστω, εἷς βασιλεύς)! Bu dize 9. yüzyıldan itibaren Arapçaya üç şekilde çevirilmiştir: • Cok başlılıkta hayır yoktur (لا خير في كثرة الرؤساء)! • Çok liderin olması övülesi bir şey değildir (لا تحمد كثرة الرؤساء، لكن الرئيس واحد). • Çok liderin olması iyi bir şey değildir, yalnızca bir lider önderlik etmeli ( وليس من الجيد أن يكون الرؤساء كثيرين، لكن الرئيس ينبغي أن يكون واحداً)! Tahmin edileceği üzere müslüman düşünürler bu dizeden Tanrı'nın birliğinin (tevhid) kanıtlarını çıkarsamakta hiç zorlanmayacaklardır. Hele hele bir de belleklerinde şu ayet (21:22) bulunuyorken: • Yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer de, gök de mutlaka bozulup dağılırdı. (لو كان فيهما الهة الّا اللّه لفسدتا). Yani nasıl evrenin sürekliliği ve kalıcılığı bir tek Tanrı'nın egemenliğine bağlıysa, bir devletin varlığı da bir tek liderin, bir tek kralın egemenliğine bağlıdır. O yüzdendir ki tarih boyunca müslüman bilincinde demokrasi her kafadan bir sesin çıktığı bir "çok başlılık" biçimi olarak algılanmış ve doğal olarak bir tek halifenin, bir tek önderin çevresinde kenetlenmek teopolitik bir erdem sayılmıştır. "Dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir mi olacak!" yakınması yurttaş eşitliğini tanımayan geleneksel bilince özgü bir tutumdur ve bu kültün yıkılmasını ummak için sanırım fazlaca iyimser olmak gerekir.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 30 min
  • Bir Filmin Düşündürdükleri Gizli Ajan(2025) - Dücane Cündioğlu
    "O Agente Secreto" (2025) Yönetmen. Kleber Mendonça Filho Başrol: Wagner Mouro Ülke: Brezilya
    • Ben şiddete eğilimli biri değilim, ancak onu bir çekiçle öldürmek isterdim.
    • Silahınız var mı?
    • Silahım yok, ama en azından çekiç kullanabilirim.
    Şiddet salt şiddet olduğu nedeniyle yadsınabilir mi? Yadsınmalı mı? Malum, arslan ceylanı avlar. O halde niçin bazen ceylanların da arslanları avlayabileceğini düşlemeyelim? Bu söyleşide işbu sorular üzerinde duracağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    1 hr 40 min
  • Tanrı ve Felsefe - Dücane Cündioğlu
    Evrenin veya doğanın ilkelerinin ikici (düalizm) veya tekçi (monizm) kavranışı Tanrı'nın birliği ve çokluğu veya aşkınlığı, içkinliği ve tümlüğü ya da bir "şey" veya "kişi" olup olmaması arasındaki kavramsal çatışmanın temelinde yer alır. Bu söyleşide, özellikle varlık ve birlik ilişkisinden hareketle felsefenin tanrısallığı nasıl ele aldığını incelemeye çalışacağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 5 min
  • Emperyalizm ve Ulusal Onurumuz - Dücane Cündioğlu
    Benim hiç keyfim yok, sanırım sizlerin de. Artık kimse halinden memnun değil. Eh dünyanın durumu da ortada. İyi yaşamaktan vazgeçtik, artık yaşamda kalma evresine geriledik. Etrafımız yangın yeri. Sanırım sıra bize de gelecek. O nedenle şimdi ulus olarak kenetlenme , dayanışma, kendi kavgalarımızı erteleme zamanı, yoksa herşey için belki de çok geç olacak! Bir halk geleceğini yalnızca siyasetçilere bırakamaz. Halk olarak biz de üzerimize düşeni yapmalıyız. Onurlu bir geleceği hak edip etmediğimizi ülkemizin bir Venezuela olmadığını yedi düvele kanıtlayarak göstermeliyiz. (Bu akşam taraftarları herhalde biraz kızdıracağım.)

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 4 min
  • Uluslararası "Hukuk" Masalı - Dücane Cündioğlu
    Uluslararası ilişkileri "hukuksal" bir çerçevede ele alma aymazlığından kurtulma olanağı var mı? "Hak/Hukuk Devleti"nin yerini (Rechtsstaat) bundan böyle "Güç Devleti" veya "Totaliter Devlet" (Machtstaat) mi aldı, yoksa gerçekte olup biten hep böyle miydi? Osmanlı Devleti, modern anlamıyla "Uluslararası Hukuk" (Droit des gens) söylemiyle XIX. yüzyılda nasıl tanıştı ve uluslararası ilişkilerde belirleyici olanın kılıç olduğu geleneğinin temsilcileri olarak o dönemin Osmanlı siyaset ve devlet adamları bu yeni söyleme nasıl tepki verdiler? Bu söyleşide Maduro olayını bir de bu açıdan ele alacağız.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 11 min
  • Tanrı Kimdir veya Tanrı Nedir ? - Dücane Cündioğlu
    "Tanrı kimdir?" mi, yoksa "Tanrı nedir?" mi? Belki de bütün mesele, hangi soruyu sorduğumuzdur.Bu bölümde, Dücane Cündioğlu'nun bu iki sorunun arasındaki ince fakat belirleyici ayrımı ele aldığı düşünce yolculuğuna eşlik ediyoruz. Kavramların sınırları, dilin imkânları ve insan aklının hakikate uzanma çabası üzerinden ilerleyen bu konuşma; cevap vermekten çok, doğru soruyu sormanın önemini hatırlatıyor.

    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
    2 hr 31 min

About Konforsuz Alan

From the publisher's feed

Konfor, ruhu uyutan sessiz bir limandır; hakikat ise fırtınalı denizlerde yolunu arayanların ufkunda doğar.

Become a supporter of this podcast: