İbrahim Kalın ile “Kendi Gökkubbemiz” kendine has üslubuyla farklı ufuklara yelken açtırmaya kaldığı yerden devam ediyor. Her hafta farklı konulara değinerek izleyicilerine yeni fikir kapıları aralayan İbrahim Kalın bu bölümde "Varolmak ve Bulmak" kavramları üzerinde duruyor. Kendi Gökkubbemiz'in yeni bölümde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Hocam hoş geldiniz, safalar getirdiniz. İbrahim Kalın: Hoş bulduk, sağolun. Serdar Tuncer: Geçen programı izleyenler Flanör olmak üzerine söyleştiğimizi fark edecekler, bilecekler. Orada bahsi geçen bir mevzu vardı beni etkiledi. Müsadenizle oradan devam edelim... Fotoğraf kendini bazen verir, bana verilmiştir dediniz. İnsan bazen kendisi çeker bazen de bir fotoğraf lütfedilir. Bu sadece fotoğrafta değil hayatın her sahasında... Geçen Ramazan Sadeddin Ökten hocayla konuşuyoruz, dedi ki; Nevâfil ile tanıştım. Nevâfilin ne olduğunu bilmeyen bir zat değildi, nevâfili olan da bir zattı ama tanıştı... Bizim tanışıklığımız sokakta geçerken merhabalaşmak gibi ama hocanın ifadesinden anladım ki nevâfil gelmiş eve misafir olmuş... Benim almamla onun bana verilmesi, benim aramamla onun bana buldurulması. Aradaki fark ne? İbrahim Kalın: Var olmak bulmaktır. Bir şeyin var olması demek onun bulunması demektir. Hoş bulduk diyoruz ya... Hoş geldiniz, hoş bulduk. Türkçe'deki en leziz, en nefis kelimelerden birisidir. Hoş geldiniz ve cevap olarak siz diyorsunuz ki hoş bulduk... Neyi bulduk? İnsanı bulduk, güler yüzü bulduk, bir hâli bulduk, bir mekanı bulduk dimi... Bulmanın kendisi o kadar varoluşsal bir eylemdir ki sadece basit bir hoş bulduk kelimesinin içinden çok varoluşsal bir eylemi gizlemiş bizim dilimiz. Açtığınız zaman olmak, bulmak, varolmak hepsi birlikte karşınıza çıkıveriyor, arz-ı endam ediyor... Bunu niye söylüyorum? Büyük sanat eserleri, büyük manevi haller, büyük ilmi keşifler, fikir, düşünce dünyasının büyük keşifleri böyle bir bulma sürecini ifade eder. Tabi ki arayan sanatkar, düşünür, kişi arıyor, onu ortaya çıkartmak için bir çaba ortaya koyuyor ama neticede ortaya çıkan şey sadece benim oturup kendi zihnimde, kendi elimle, elimdeki malzeme ile yapıp icad ettiğim bir şey değil tam tersine benim aradaki perdeleri kaldırarak kendi ruhumdaki duyguyu, ışığı, fikri, niyeti katarak beraber inşa ettiğim bir şey. İcat kelimesi de vücutla aynı kökten geliyor zaten... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...