İbrahim Kalın ile “Kendi Gökkubbemiz” kendine has üslubuyla farklı ufuklara yelken açtırmaya kaldığı yerden devam ediyor. Her hafta farklı konulara değinerek izleyicilerine yeni fikir kapıları aralayan İbrahim Kalın bu bölümde "Flanör, İnsan, Şehir ve Ünsiyet" kavramları üzerinde duruyor. Kendi Gökkubbemiz'in yeni bölümde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Hocam hoş geldiniz, safa getirdiniz. Nasılsınız görüşmeyeli? İbrahim Kalın: Hoş bulduk, safa bulduk. İyiyiz hamd olsun, çok şükür, her halimize şükür. Serdar Tuncer: Eyvallah. Böyle bir Flanör olma haliyle hayatı idame ettirmeye devam diyebilir miyiz? İbrahim Kalın: Evet, diyebiliriz :) İnsan bazen Flanör olmalı. Flanör olmak ne demek? Bir şehirde, bir yerde, bir köyde, kasabada, ormanda, sahilde çok hesap kitap, plan program yapmadan yürüyüşe çıkmak... İnsanın bir anlamda kendini ait hissettiği yerde bir akışa bırakması ve yeni keşiflere kendini hazır kılması demek. Flanör bir şekilde dolanmak şehrin bazen öyle yerlerini keşfetmenize vesile olur ki planlı programlı, rehberli gezilerden çok daha fazlasını öğrenirsiniz çünkü artık şehir sizi gezdirmeye başlar. Birisi, elinizdeki kılavuz vesair değil, şehrin kendisi sizi açmaya başlar. Kendini size açmaya, bu vesile ile de sizi açmaya başlar... Ben mesela bir şehre gittiğimde, kendi şehirlerimiz olsun ya da yurtdışında başka bir şehir olsun genelde bunu yapmaya çalışıyorum tabi ki imkanlar el verdiğinde çünkü görevimiz gereği her şey planlı programlı olmak durumunda elbette, bunu yadsımadan, göz ardı etmeden ama o plan programın içerisinde o esnekliği bir gezinin, bir yere yarım saatliğine bile gitmenin keyfini, inceliğini, o letafetini de kaybetmeyecek şekilde bir plan programla yürümek daha keyifli geliyor bana. Mesela bir şehre gittiğimde... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...