"AŞK" ikinci bölümünde, Aşkta özgür irade, aşkın inkarı, aşkta cinsellik ve çok daha fazlasını Özüm Özbay’ın ev sahipliğinde, nörobilimci Dr. Kerem Dündar ve psikiyatrist Dr. Gülşah Meral Özgür ile söyleşimize devam ediyoruz...
“Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin. Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; sen hem bir hastalık hem sağlık gibisin...” “Sen aklımla kalbim arasında kalan en büyük çaresizliğimsin...” “Şimdi sen gidiyorsun.. git... Gözlerin durur mu, onlar da gidiyorlar.. gitsinler... Oysa ben senin gözlerinsiz edemem, bilirsin...” “Ne kısadır sevda.. ne uzundur unutuş...” Sanat aşk’ı birkaç satırla, bir tablo ile, bir resimle .. betimliyor... Bilim ise anlamaya çalışıyor.. çözmeye... Benim savım ise, kainatın, evrenin, Allah’ın, doğanın, Tanrı’nın.. o gizemli güç ne ise O’nun, aşk’ı kullarına, altından girsinler, üstünden çıksınlar, ama bu işin içinden çıkamasınlar diye göndermiş olduğu bir şans yönünde.. tüm zorluklarına, acılarına, göz yaşlarına, haykırışlarına rağmen... Varoluşumuzu en derinden hissetmemize vesile olan, görkemli bir duygu durumu olduğundan böyle düşünüyorum belki de.. kim bilir... Bilim diyor ki ama, homofobikler ve narsisistler.. aşk’ı tecrübe edemezler... Bir dinlemekte fayda olabilir diye düşünüyorum, kendimizi anlamamız için en zorlu yolumuz olan aşk yolunu bilimin nasıl değerlendirdiğini...