Yaşamın içinde acılar, üzüntüler, kayıplar var ve her zaman da olmaya devam edecek... Önemli olan tüm bu olanlarla bizim nasıl ilişkilendiğimiz bence. Egosal bir benliğin, dar çerçevesinden baktığımızda ilk tepkilerimiz "neden ben?", "neden benim ya da benim yakınımın başına geldi?" diye düşünüp hissetmek oluyor. Ve bu sıkışık alanda kalmak acıyı ızdıraba dönüştürmeye başlıyor. Yoga felsefesi en temelde acıyı ızdıraba dönüştürmemenin yollarını ve yaşamdaki herşeyin gelip geçiciliğini anlatması bakımından çok değerli. Her insanın öğrenebileceği yol ve yöntemler sunarak ızdırabımızı dindiren reçeteler sunmuş. Ben de dilim döndüğünce anlattım bu bölümde "nasıl daha az ızdıraplı oluruz?" kısmını... Kavramsal benlik yani ego sanskrit dilinde ahamkara olarak adlandırılıyor. Ve ahamkara, sağlıklı bir ego nasıl olmalı aslında onu tanımlayan bir kavram. Bu dünyada ben varım, yaşıyorum, hissediyorum diyebilmek için içinde bulunduğumuz bir kap gibi ahamkara, bir araç... Ancak bizler ego ile fazlasıyla özdeşleşerek bu aracın geçiciliğini her unuttuğumuzda ızdırap yaratmaya başlıyoruz. Izdırap yarattığımız anları, durumları görmemiz, fark etmemiz mümkün. Küçük küçük de olsa her farkındalık büyük ferahlamalar getiriyor yaşamımıza... Keyifli dinlemeler.