
Sign up to save your podcasts
Or


Ses Olsun'da bu ay kadın öykülerinden devam ediyoruz. Nurdan Beşergil'in Kendi Yapar Kendi Tapar öyküsü, ismiyle müsemma bir öykü. Öykünün geçtiği döneme göre "medeni"leşen insanlık yine ve hala kendine Şef'ler buluyor ya da yeni Şef'ler yaratıyor. Öykü, bugünlerin bir parodisi; Şef'ler bugünlerin gerçeği.
Kendi Yapar Kendi Tapar, şimdi, Ses Olsun’da.
Bu ay, dümeni kadın öykülerine kırıyoruz. Zilha Teyze’nin ardından bu kez, Hatice’nin bir gününe eşlik ediyoruz.
Ata Binmeden, şimdiye kadar okuduklarımızdan farklı bir yerde bizim için: Ne bir kitapta ne bir dergide yayımlandı ne de sevdiğimiz, beğendiğimiz yazarlardan birinin. Okurla ilk kez, karantina günlerinde başladığımız Uykudan Önce Sesler programında buluştu, eleştirilerini ilk orada aldı. Yazarı, programa katıldığı ismiyle Pembe Hanım. O programda okunduğunda adı Hatice’nin Rüyası olan öykü, şimdi yeni ismiyle, Ses Olsun’da. Bakalım nasıl bulacaksınız :)
Bu vesileyle Perşembe günleri 22.00’de başlayan öykü okuma programımızın herkese açık olduğunu belirtmek isteriz. Her Perşembe bit.ly/uykudanoncesesler adresinde farklı bir öyküyü birlikte seslendirmek üzere buluşuyoruz. Sizi de bekliyoruz!
Tomris Alpay’ın Zilha Teyze’si, hafıza, gerçeklik ve geçmiş üçgeninde önemli noktalara değiniyor. Öykünün geçtiği zaman, her ne kadar bugüne uzak bir geçmişte yer alsa da dilimizde bıraktığı tat, hissettirdiği duygular ve tanıklık son derece yakın geliyor. Adı Zilha olmasa da, günümüzde, bir resme, bir eve ve aslında bir geçmişe uzun ve acıyla bakanların sayısı hiç de az değil. Buna tanıklık etmek mi, bunu yaşayan olmak mı yoksa bunu anlatmak mı zor, bilemiyoruz.
Tomris Alpay’ın, ilk olarak Güldünya Yayınları'ndan çıkmış, ardından Aras Yayıncılık tarafından okurlara tekrar sunulmuş Zilha Teyze’si, şimdi Ses Olsun’da!
Televizyon -ve artık internet kanalları- günlük rutinlerimiz arasında önemli bir zaman almaya devam ediyor. Şu sıralar, gerçek hayatta yaşadıklarımızın dizilere yansıması, dizilerin gerçekleri açığa çıkarması ya da bulandırması, yüzümüze vurması ya da vuramaması konularını Bir Başkadır'la yeniden tartışmaya başladık. Dizilerde ne buluyoruz? Kaçırdığımız ya da belki hiçbir zaman erişemediğimiz fırsatları tekrar görme imkanı mı; kendi gerçekliğimizden 1 saatliğine uzaklaşma arası mı; geçmişimizi sorgulama ve belki hayıflanma zamanı mı?
Hemşin yaylalarından Momi'nin televizyon başında anlatacağı hikayesi çok. Söylemek istedikleri. Hayatı boyunca elde edemediği haklara dizilerdeki kadınların sahip olduğunu gördükçe, bunu gündeme getirmeye kararlı. Momi, şimdi izlediği diziye ara verecek, sonunda söylemek istediğini söylemek, yaşadığı hayatın yanlışlarını göstermek için Hemşin yaylalarında anlatılagelen Ayı Masalı'nı anlatacak.
Onun hikayesiyle, biz de 25 Kasım'a yaklaştığımız bugünlerde, kadınların eşit ve özgür bir dünya talebine bir selam göndermek istedik. Bir sözlü edebiyat örneğini bize ulaştıran Mahir Özkan'ın kaleminden Ayı Masalı, Ses Olsun'da.
"Yazılarımda , bizim oraları anlattım, gördüğüm ve yaşadığım gibi. Tipleri ve adlarını hemen hemen aynen verdim, değiştirmeden, oldukları gibi. Onlardan, o bacolardan, o dayılardan, o amcalardan çoğu öte tarafa göçmüşlerdir. Adları, hatıraları biraz da bu satırlarda, bu kitapta yaşasın." diye yazmış Mıgırdiç Margosyan. Biz de o kitaba ismini veren öykü, Gavur Mahallesi, Ses Olsun istedik. Keyifli dinlemeler!
Jaklin Çelik'in sürpriz sonlu bir aşk öyküsü, Çengelliiğne Ses Olsun'da! Öykünün ana kahramanı Onnik, rüyalarının kız kurusuna açılmayı bekleyen bir erkek kurusu. Öykü, Onnik'in, yedi yıldır beklediği ana hazırlanırken duyduğu heyecanına bizi dahil ederek başlıyor; güçlü tasvirlerle bizim de operaya gidecekleri akşam Onnik ve Yerçanik'e eşlik etmemizi sağlıyor. Bakalım, Onnik'in evden haç çıkarıp sağ ayakla çıkması, işlerin rast gitmesine yetecek mi?
Aras Yayıncılık'tan çıkan Kum Saatinde Kumkapı adlı kitapta yer alan öykü, ilk olarak 1997'de Öküz dergisinde yayınlanmış. Şimdi ses oldu. Keyifli dinlemeler! :)
Ses Olsun ekibi olarak, size zor zamanların içindeki tebessüm molanızda kısa bir ara eşlik etmek istedik ve bu kez keyifli bir öyküyle karşınıza gelmeye çalıştık. Usta öykücü William Saroyan'ın kaleme aldığı, hayatta kendi tecrübelerimizden sorumlu olduğumuzu tekrar hatırlatan öyküsü Amerikalı Yolcuya Memleketten Öğütler'i sizler için seslendirdik. Saroyan'ın bu öyküsü, diğer öyküleriyle birlikte Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan ''Aram Derler Adıma'' adlı kitapta yer alıyor. Bu ay seslendireceğimiz eserler Aras Yayıncılık'tan olacak. Keyifli dinlemeler...
Lodos Ertesi. Hulki Aktunç, bir lodos sonrası denizin kıyıya bıraktığı manzarayı zihinlerimizde resmederken, bir yandan da ustalıkla kendi içindeki lodos ertesinden bahseder. Kurşunlanamayan meteliğin, bakkaldan alınan misinayla oltaya bağlanarak tatlı sitemlere, içsel sorgulara dönüştüğü bu öykü şimdi Ses Olsun'da! Okurken bizde bıraktığı tatlı hüznü, dinlerken de tatmanız dileğiyle...
Sema Kaygusuz'un kaleminden oldukça şiirsel bir öyküyle karşınızdayız: Şeftali. İmgesel bir anlatımla örülmüş bu öykü, uykuyla uyanıklık arasında başlıyor. Kaygusuz'un kelimeleri eşliğinde, ölüme yaklaşmış bir kadının şeftaliye dokunmasını, şeftaliyle birbirine karışmasını anbean takip ediyor; şeftalinin bir adama dönüşmesini adeta seyrediyoruz. Öykünün tarzı bize yer yer Pedro Almodóvar'ın Habla con Ella adlı filmini çağrıştırdı. Bakalım sizde nasıl kapılar açacak. Keyifli dinlemeler!
Susunuz Kuşlar Susunuz, Cemil Kavukçu'dan okuduğumuz ikinci öykü. Kendi kuşağının ve edebiyatımızın önemli öykücülerinden biri olan Kavukçu, bu öyküyle okuru o içki masasına, o düğün alanına çekiyor. Belki istemsizce biz de öyküdeki karakterler gibi davranıyor, onların kullandığı kelimeleri seçiyoruz. Öyküde geçen pencereye, perdenin ardına bakmak bize bilindik duyguları yeniden hatırlatıyor. Şimdi Ses Olsun'da.
From the publisher's feed