
Sign up to save your podcasts
Or


En etkilendiğimiz öyküler, bize en tanıdık gelenler mi, içinde debelendiğimiz gerçekleri cesurca yüzümüze vuranlar mı, ardını hiç düşünmediğimiz bir kapı aralayanlar mı? Aslı Erdoğan’ın kitabına da ismini veren Mucizevi Mandarin öyküsünün bıraktığı buruk tat, Mandarin’in kendi öyküsünden mi, Sergio’nun bu öyküden hoşlanmayışından mı, yoksa bunların kesişim noktalarının bizim hayatımızda denk geldiği yerden mi geliyor; gelin birlikte düşünelim.
Keyifli dinlemeler!
"Gitmek gitmektir, neresi olduğunun önemi yok." diyor Mevsim Yenice, Dostlar Böyle Yapar Çünkü adlı öyküsünde. Gitme planları hep yapılır, en umutsuz zamanların çıkış kapısı olarak tutulur bir yerlerde. Ve sonra her seferinde başka bir nedenden gidilemediğinde, bunun tesellisini birlikte bulduğumuz dostlarla daha bir yakınlaşırız. Birlikte inandığımız, inanmıyorsak da bunun gizli sözleşmesine birlikte vardığımız dostlarımızla yan yana olmak dileğiyle. Dostlar Böyle Yapar Çünkü, Ses Olsun'da! Keyifli dinlemeler...
Eski koca Şerafettin’e yazılan, yer yer sitem yer yer özlemle dolu bir mektup. Arada bir öfke kabarması oluyor, ama haksızlık da etmek istemeyen bir kadın bu, biraz içini dökünce sakinleşiyor. Bir cümleden diğerine geçerken -hatta bazen geçemeden- dikkati dağılıyor, konuyu dağıtıyor, suyun altından gidip başka bir noktadan çıkıyor. Tomris Uyar’ın yarattığı gerçekçi karakterlerden biri; anneliğini, kadınlığını cesurca bir mektuba açan. Öykünün sonuna doğru bir de deneysel bir yer görüyoruz metinde, kadının mektubunu bölen bir ses, italik yazılmış bir bölüm. Bakalım seslendirmesini nasıl bulacaksınız :)
Keyifli dinlemeler!
Feminist, bugün karşı karşıya kaldığımız durumla ilgili çok şey söylüyor bize. Her gün ekranlarda çok bilmiş kafaların ne bilmediklerini bile bilmeden konuşmaları, Memduh Şevket Esendal'ın Feminist öyküsüyle benzerlik göstermiyor mu? Yer yer gülünç, yer yer düşündürdü ögeler taşıyan bu öykü, tanık olduğumuz şeylerin panaroması gibi.
Türk Edebiyatı'nın önemli öykücülerinden olan Memduh Şevket Esendal'ın öyküsünü Ses Olsun dinleyicileri için seslendirdik. Keyifli dinlemeler...
Yeni dönemde seslendirdiğimiz ilk öykü, her öyküsüyle hayatımıza yeni bir karakter sokmayı başarmış usta edebiyatçı Sait Faik Abasıyanık'ın lisede kaleme aldığı ilk öyküsü: İpekli Mendil. Naif bir hırsız, fabrikadan ne çalmaya girer? Peki bu hırsızın acemiliği, gözlerini ne kadar karartır; cesareti, başına ne dertler açar?
İpekli Mendil ses olsun; öykünün saflığını da, hüznünü de, ustaca kurgusunu da sizlerle paylaşalım istedik. Keyifli dinlemeler :)
Televizyondan gelen bilmiş kafaların söylediği “Aile mühimdir,” seslerine karşı her şeyin farkında öyküdeki anlatıcı. Genel geçer tanımları bir kenara bırakarak annesi, babası ve kendisi hakkında söylediklerini dinliyoruz ve neden sonra zaman geçiyor ve geriye uzatılan sarı elmalar kalıyor. Melisa Kesmez, “Sarı Elmalar” öyküsüyle şimdi Ses Olsun’da!
Yaşamla ölüm arasında bir şeyler yapmak, hele de sevdiklerinizin içinizi ısıtmasıyla bu isteği duymak, kişiye verilebilecek en güzel şey belki de. Tıpkı bir kabak çekirdeği gibi. Yıldız Kenter’i dinleyelim, zira çekirdeklerimiz bitmedi hâlâ.
“Neden bahsettiğini bilmiyordum. Ama hoş bir hikâyeye benziyordu.” diyor, metnin bir yerinde Orhan Veli. Koca bir dünyayı anlayan ve en olağan haliyle anlatan büyük şair, tertemiz üslubu ve kendine has ritmiyle Ses Olsun’da. Kısaca, işte bildik Orhan Veli.
Elena Ferrante’nin The Guardian için yazdığı yazılardan oluşan “Tesadüfi Buluşlar” kitabından “Anneler” metni, anne-kız/anne-çocuk arasındaki ilişkiyi en çıplak, en naif, en duru haliyle bizlere anlatıyor. Okurken kendinizden bir şeyler bulmanızın kaçınılmaz olduğu bir anne ve kendin olma yolculuğu yazısı. Keyifli dinlemeler!
From the publisher's feed