
Sign up to save your podcasts
Or


Tüm bu koşuşturmanın neden olduğunu, hayatın anlamının ve amacının ne olduğunu ve hatta nerede bulunduğunu ararken geçiyor zaman. Bu arayışa devam etme gücünü, yalnız olmadığımızı fark ettiğimiz anların umudundan, bazen de özleminden alıyoruz. Sabahattin Ali'nin Kırlangıçlar öyküsü tam da bu yolculuktan bir kesit sunuyor bize. İki kırlangıcın konuşmasında, aralarına giren tesadüflerde ve anlaşılmanın ferahlığını taşıyan anılarında her okur kendinden bir şeyler bulacak, diye düşünüyoruz. Pandemiyle birlikte başlayan içe kapanma ve sonra kendi içimize daralma halini aşmak için birbirimize, dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde, bu öykünün herkese iyi gelmesini umuyoruz. Keyifli dinlemeler!
Ses Olsun’da bu kez kendi sınırlarımızın dışına çıkıyor, bu kez bir giriş/önsöz metnini sizlerle buluşturuyoruz. Ferit Edgü’nün Doğu Öyküleri kitabının girişinde yer alan bu metin, yalnızca Edgü’nün öykülerine değil yazarlığına dair de ipuçları veriyor. Metnin, okuyanlarda/dinleyenlerde bir öykü tadı bırakması hiç de sürpriz olmayacak.
Daha önce Fal öyküsünü seslendirdiğimiz Ferit Edgü’nün bu kez aynı kitabından bir metni Birkaç Sözcük’ü sizlerle buluşturuyoruz. Bu metni dinledikten sonra kitaptaki öykülerden biri olan Fal’ı da Ses Olsun kayıtlarından peşi sıra dinlemenizi öneriyoruz.
Sizler için bu kez, Sinan Sülün'den kıssadan hisse tadında bir öykü seslendirdik. Dikkat aralığımızın 2-3 dakikaya indiği bu zamanlarda bizi farklı bir deneyimin içine alacak, bir durup seyretme, olma, dönüşme hikayesi. Bilgisayar ekranında sekmeden sekmeye yetişmeye çalıştığımız işlerimiz arasında ya da belki pandeminin 'hiçbir şey yapamama' batağında kendimizi geliştirmek için debelenirken geçip gidiyor zaman. Her Şey Olmak İsteyen Adamın Hikayesi'nde kendimizden bir şeyler gördük biz de. Bize yol gösterecek bir dervişle henüz karşılaşamadığımızdan, o kısımları pek de keşfetmiş değiliz. Neyse ki edebiyat var da tüm olasılıklarda bulabiliyoruz kendimizi, kelimelerin arasında dolanırken.
Keyifli dinlemeler!
2020’nin başından bu yana bazen evlere kapandığımız, bazen temkinli adımlarla kendimizi dışarı attığımız pandemi süreci, bizi hiç olmadığı kadar sınırlı bir alanda tuttu; sokakları, caddeleri, yolları ise hiç olmadığı kadar gürültüsüz ve tenha bıraktı. Her gün adımladığımız yolları özler, her gün önünden geçtiğimiz dükkanları hatırlar olduk. Bu durum, bazen filmlere konu, bazen şarkılara söz oldu. Herta Müller’in “Çöpçüler”i ise, sanki tam da bugünleri anlatıyor, içinden geçtiğimiz sürecin duygusal yorgunluğu ifade ediyor.
“Şehir boşluğa doymuş.” diye başlayan ve bir yerinde “Yol süpürülmüş gitmiş.” diyen öykü, bugünlerin duygusal bir tanığı gibi.
Birbirinden güzel metinleri bizimle buluşturan Parşömen Fanzin'de karşılaştığımız ve Orçun Ünal’ın çevirisi olan bu kısa, çarpıcı öykü, Nobel Edebiyat Ödüllü yazarın Ses Olsun’da yer verdiğimiz ilk metni aynı zamanda. Keyifli dinlemeler!
Tam kapanma gelirken evlerde kalma halimiz, kaplumbağadan çok kirpiyi getirir oldu aklımıza. Bu kez, çocuklar için yazılmış, yetişkinlerin de kendilerinden bir şeyler bulması pek muhtemel bir öyküyle karşınızdayız: Selda Uzunkaya'nın kaleminden 'Yağmuru Bekleyen Kirpi' şimdi Ses Olsun'da! Yağmur elbet yağacak, yağmasa da bu kadar istedikten sonra sarılmanın da türlü yolları bulunacak. Moralleri yüksek tutmak için birbirimizi kollama zamanları başlıyor. Bu hafif buruk, ama umudu içinde öyküye eşlik edecek bir de şarkı önerelim: Praksis'ten Umutsuzluk Hakkı.
Keyifli dinlemeler!
Latin Amerika’nın en önemli yazarlarından Julio Cortázar’ın bir öyküsüyle sizlere ulaşıyoruz bu kez: Gereksiz Koruma. Orçun Türkay'ın Fransızca'dan çevirdiği öykü, Kitap-lık dergisinin 2003'te yayınlanmış 64. sayısından. Cortázar bu kısa öyküde, cümleleri eğip bükerek, farklı ama zengin bir formda karşımıza çıkarıyor. Öykü, günlük olayları düşündürdüğü kadar, geçmişle de ilişki kurduruyor. Kaskatı kılan utangaçlık, kırlangıçlar, yağmurdan kaçılan saçak alttaları...
Barışçıl bir göğün altı hepimiz için bir istek, öykünün sonu hepimizin dilinde: “Ey insanları dikenli yeryüzü, yanlış bir şey midir boynuzlu bir at olmak?”
Kadın seslerinden kadın öykülerinde bu kez Yankı Yıldırım'ın 'Ada Sahillerinde Bekliyorum' adlı öyküsünü, Ilgıt Uçum'un sesinden dinliyoruz. Hem bu öyküyü hem Ilgıt Uçum'un sesini ilk kez Uykudan Önce Sesler'de duymuştuk; hatta öykü üzerine birlikte yorumlaşma fırsatı bulmuştuk. Ilgıt diyor ki: "Şadiye’nin yaşama sevinci, her duygudan sonuna kadar geçmesi ve aşka olan tutkusu beni her okuyuşumda çok etkiliyor. Bu ‘utanmaz’ kadınla hayatta karşılaşmayı gerçekten isterdim."
Mart ayında kadın seslerinden kadın hikayeleri dinleyeme devam ediyoruz. 8 Mart'ın coşkusunu taşıdığımız bu ayda İstanbul Sözleşmesi'nin kaybedilmemesi için mücadele ederken bulduk kendimizi. Şimdi yan yana durmanın, güç aldığımız alanları çoğaltmanın zamanı. Biz de en iyi bildiğimiz yolu; edebiyatı imdadımıza çağırıyoruz. Bu hafta, Mevsim Yenice'nin Böyle öyküsünü Ezel Evin Altındağ'ın sesinden dinliyoruz. Uykudan Önce Sesler müdavimlerinden olan Ezel bu öykü için, "Çok sevdiğim “Böyle” öyküsü, insanın kızacağı daha nice şey varken, bir terliğin gidişiyle başlayan ve sonrası kesilmeyen eksilme hikayesini, belki de eksilmenin kar topu gibi yuvarlanıp büyümesini aktardığından benim için çok değerli." demişti. Bakalım, Mevsim Yenice'nin kaleminden çıkan bu öykü sizi nerelere götürecek?
Bu öyküyü Ses Olsun Youtube sayfasında 'Uykudan Önce Sesler'de yayınında okunduğunu göreceksiniz. Karantina döneminde her akşam sürdürdüğümüz öykü okuma programımız Uykudan Önce Sesler, salgının kasvetli günlerinde, bize sağlam bir dayanak oldu. Günümüz zorlu ve sıkıcı da geçse, her akşam 22.00'de edebiyat üzerinden buluştuğumuz ses arkadaşlarımızla hayatın ne kadar renkli olduğunu hatırlattık birbirimize. Bir öykünün her sayfasını farklı seslerden dinledik. Programı bazen Youtube'da canlı yayınladık, küçük heyecanları birlikte yaşadık. Oradaki tanışıklığımız yeni normalimizin de bir parçası oldu. Uykudan Önce Sesler, her gün değilse de, her Perşembe Discord'da canlı bir şekilde devam ediyor.
Mart ayında, sizleri Kadın seslerinden kadın öyküleriyle buluşturmaya devam ediyoruz: Bu hafta, Bahar Akpınar'ın kaleminden çıkan 'Aylı Göl Nerede' öyküsünü, Simge Kızıltan'ın sesinden dinliyoruz.
Öykü, Adam Öykü'nün Mart-Nisan 2003'te çıkmış, 45. sayısından. Bu öyküyü ilk olarak pandeminin başlarında düzenlediğimiz bir Uykudan Önce Sesler programında katılımcılarla birlikte seslendirmiştik. Dört duvar arasında artan sıkışmışlıkta, Akpınar'ın rehberliğinde yaptığımız bir göl gezisiyle bir nebze olsun nefes almıştık. Nefes almamızda, öyküdeki canlı betimlemeler, yazarın bizi adım adım ilerleten anlatımı kadar etkili bir şey daha varsa o da birlikte olma hissiydi. Her akşam saat 22.00'de bir araya gelebileceğimiz bir grubun olması, yalnızca seslerimizle de bir arada olabilmek, yüzünü görmediğimiz kişiler arasında da güvende hissedebilmiş olmak... Sınırlar olsa da bir olup aşmanın mümkün olduğunu bir kez daha gördüğümüz günlerden kalan öykü, şimdi sizlerle.
Hayal gücünün sınırlarında gezinen bu öykünün ve Simge Kızıltan'ın sesinin hayal kurma saatinizde size iyi bir eşlikçi olmasını diliyoruz. Aylı Göl Nerede, Ses Olsun'da!
Mine Söğüt'ün YKY'den çıkan Deli Kadın Hikayeleri kitabından bir öyküyle karşınızdayız: Veda Töreni.
"Bir yılana sarılıp uyuduğum o ilk gece/ Kasıklarımda çözüldü binlerce bilmece/ Vahşi bir at gibisin dedi bana/ Saçlarımın arasına dolanan kırmızı cüce/ Korkuyoruz ikimiz de/ Ya yılan uyanırsa/ Ya yılan uyanırsa/ Ya yılan uyanırsa"
dizeleri geliyor kitapta, bu öyküden hemen önce.
Kadın olmanın zor hallerini tedirginlikle okuduğunuz bu kitapta, delilikleri ve Söğüt'ün altını ince ince çizdiği delirme biçimleriyle ortaklaşmış bir sürü kadın karakterle tanışıyorsunuz. İçinde bulundukları toplumda yaşadıkları baskı, sıkışmışlık, reddedilmeyle, kimi zaman şiddet ve istismarla, yaşamın kıyısına getirilmiş kadınların yaşama tutunması, yaşamdan kopması, dünyaya haykırışlarına tanık oluyorsunuz. Bunlar arasında; herkesin bildiği sebeplerden, herkesin beklediği bir sona ilerleyen bir kadının kendi için hazırladığı pek özenli töreni konu alan bir öykü; Veda Töreni. Şimdi, Ses Olsun'da.
Kadınların, kendilerini gerçekleştirmesinin bedelinin ölüm olmadığı bir dünya ümidiyle paylaşıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü de bu vesileyle kutluyoruz!
From the publisher's feed