Sert bir karakterim var zannediyorlar. Ama zayıfım.
Hiçbir şeyin acıtmadığını iddia etmeye çalışıyorum. Ama acıtıyor.
Her ne kadar acıyı gizlemenin, acı vermesini engellediğini düşünsem de,
Acıtmaz dediğim her şey katlanarak büyüyor.
Ama ben her zaman incinmediğimi söylüyorum.
Bana asla zarar vermediklerini,
İçerde paramparça olduğumu bilsem bile, bunların bir anlamı olmadığını,
Ve her şeyin yolunda olduğunu söylüyorum.
Sözlere canım hiç yanmamış gibi..
Hiç acımamış gibi gülümsüyorum.
Bu küçük hayatın benim için ne kadar yıprandığını ifade edemiyorum.
Kendimden öteye de gidemiyorum.
Ve hiç kimse bunu görmüyor.
Sanki herkes ve her şey beni geride bırakıyor.
Sanki ben her şeyin ardında kalıp,
Ortadan kayboluyormuşum gibi hissediyorum.
Susmanın ve izlemenin erdem olduğunu,
Bilginin de acıyı çoğalttığını öğrenmiştim.
Ama varabilmiş değilim hiçbir sona.
Kendimi iyi hissetmeyi özledim.
Özledim...Söyleyeceklerim bu kadar kısa, ve derin.
Balmorhea The Winter slowed
Parıldarken bir yıldız gökyüzünde, sen uzakları düşünmeyeceksin.
Güneş ışıltısını senden almayacak.
Yalnız kalmayacak kırılmış duyguların.
İçinde kendini anlatmayan nefretin, dökülecek uçurumdan.
Hayatın bize öğretme şekli buysa, öğreneceksin dağları, denizleri, yolları.
Bu muâmma insanlar, seni değiştirecek.
Senelerce aynaya bakıp kendin sandığın yüzün aslında sana ait değilmiş, anlayacaksın.
Usulca uyurken bir gün, belki de aslını göreceksin düşlerinde.
Kalbin, iyiliğin bedelini ödeyecek.
Sen kalbinin yükünü taşımak zorunda kalacaksın öylece.
Kuşların sesi huzur verecek kalbindeki ağaç yuvasına.
Sevgi denilen hissi, insanlardan alacak kalbin. Hak eden denizlere, böceklere, çiçeklere verecek.
Yağmur yağarken bahçene, bakacaksın pencerenden. Damlalar selamlayacak seni.
Bir yıldız bazen de parıldamayacak gökyüzünde.
Sen yine uzakları düşünmeyeceksin.
Daha da değişecek duyguların.
Kitaplarda altını çizdiğin bir sözü seveceksin belki.
Seni seven kitapların olacak.
Mutlu olacaksın bu kez. Çünkü bir insanı sevmeyeceksin artık.
Kendini bulduğun vakit, pusulan sana yol gösterecek.
Riyâkar insanlardan uzak duracaksın.
Sonra sen, bu fethin verdiği rahatlıkla sakar davranmaya başlayacaksın.
Sırtına giydiğin en harika, en muhteşem halinin boşluklarından diğer hallerin taşıp görünmeye başlayacak.
Sen sakarlaştıkça, o "olmak istediğin ama aslında olmadığın adam" giysisinin altından, "gerçekten olduğun adam" görünmeye başlayacak.
Ancak zamanla, üzerinden düşüreceksin "olmak istediğin ama aslında olmadığın adam" giysisini.
Kendin gibi olunca, kendinin var olduğunu hissedeceksin.
Var olduğunu hissedince, kendine saygı duyacaksın.
Kendine saygı duyunca, değerli hissedeceksin.
Kendini değerli hissedince, kendine ihtiyaç duyacaksın.
Biraz da fedakarlık ister.
Neyi anlayacaksın biliyor musun?
Bir korkak, bin kez ölür.
Cesur, ölümü sadece bir kez tadar.
Ama bu cesaretini köreltmiyor.
Bir sarmaşık gibi kendine sarılacak hislerin.
Gözlerinde umudun ışığını görecekler.
Geceler inanacak sana...Bir yıldız kayacak senin için.
Söz veriyorum sana, bütün dileklerin parıldayacak gökyüzünde.
Ve sen, uzakları düşünmeyeceksin artık.