Bir yere ait olmayan, herhangi bir şey gibi hissettin mi hiç kendini?
Varlığı önemsiz, yokluğu anlaşılmaz biri gibi...
İçimde terk edilmiş şehirler biriktiriyorum
İçimde patlamaya hazır volkanlar
Küçük bir kız çocuğunun hüzünlü yüzü var
Üşüyorsun, ama soğuktan değil
En son ne zaman ağladığını hatırlayamadığından.
Sorun parçalanmış olmam değil,
Sorun en önemli parçalarımı kaybetmiş olmam
Ya da çok uzaklardaydılar
Bu yüzden bazı şeylere gülemedik
Herkes, her şeyin biliyor bulmasını bir yolunu
Kalbi kırıkken de uyumanın,
Canı yanarken de susmanın,
Sevilmemek gözle görülür mü?
Birileri beni toprağın altına gömmeden,
Bedenim çürüyüp kokmadan, affetmek isterdim seni.
En azından bir kaç dakikalığına
Çünkü seni affedemiyor olmak,
Aklımdan hiç çıkaramıyor olmak aslında.
Akışına bırakmak diye bir şey yoktur.
Çok çabuk olsun istersin hep, ne olacaksa
Her neyse senin payın, çabucak alıp çekilmek istersin köşene
Acabalar ile devam etmek istemezsin.
Kim belkilerle yaşamayı ister ki?
Kim sürekli aklının içinde dönüp duran bir soru ile öylece durabilir?
Kim içini bir fare gibi kemiren ikilemlere düşmek ister?
Akışına yalnızca deliler bırakabilir.
Yarını düşünmeyenler bırakabilir.
Biz henüz yitirmedik aklımızı, biliyorsun.
Biz hâlâ umudumuzu yitirmedik...
Ben seni kişisel seviyorum
Sen olmasaydın da, sevecekti annen seni.
Öyle bir şey değil bendeki.
Sen olduğun için seviyorum seni,
Tercih hakkımı kullanarak seviyorum.
Din gibi ortaya atıyorum seni.
Sonra inanıyorum. Sonra herkesi inandırıyorum varlığına.
Şüphesiz ki, diye başlıyorum senden konu açıldığında.
Sana olan sevgim söz konusu olduğunda şüphe bırakmıyorum kimsenin aklında
Sonra ne oluyor, biliyor musun?
Öyle çok yormuş oluyor ki seni,
Masumiyetine ateş edilmiş gibi hissediyorsun!
Kimse onu senin kadar sevemez
Bazı yaralar çok derin...
Dikiş tutmuyor bazı yaralar...
Biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi
Sesin ne renkti, hatırlamıyorum...
Bir daha böyle sevilmeyecek olmanın telaşı düşüyor mu yüreğine?
Sevgisine sahip çıkamamışlığın haklı utancını duyabiliyor musun?
Gözlerini yumsan da sevişirken biriyle,
yumabiliyor musun özlemini de?
Korkmuyor musun , bir gün senin kokunu mezara gömecek kadar çok severler beni diye?
Her gün biraz daha ağaran saçlarına bak...
Görmüyor musun zamanın ne kısa, ömrün ne çabuk olduğunu?
Ne hızlı eskidiğini hayatın?
Ertelenmeyeceğini yaşlanmanın...
Senin henüz tanımadığın herkesi sevdim ben
Geçenler de bacağını ısıran o süslü köpekle barıştım ben.
Ve inanır mısın, özlediğin her şeye kavuştum ben.
Bu ellerle dokunmayı öğreteceğim sana.
Hayvanlara, çiçeklere, insanlara.
O ellerle hem kostümler dikecek, hem vidalar sıkacaksın.
Ve o yaşlara geldiğinde misyonunun ''iyileştirmek'' olduğunu hatırlatacağım sana...
Kimse durmasa da yanında,
Doğru bildiğinin doğru olduğunu öğreteceğim.
İçine sinmeyeni yapmamayı.
Birin sıfırdan büyük olduğunu öğrendiğinde,
Bir olmayı öğreteceğim sana.