Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte
Varlığın sırları saklı senden, benden
Bir düğüm ki, ne sen çözebilirsin, ne ben
Bizimki perde arkasında dedikodu,
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.
Feleği döndürebilir misin muradınca?
Ne çıkar gök yedi kat değil sekiz katsa?
Er geç toprağa karışıp gidecek gövdeni ha ovada kurt yemiş, ha mezarda karınca.
Yağmurdur çiçekleri büyüten
Kesildikçe biten otlar gibi, yeşermeyeceksin bir daha.
Nerede dert varsa, deva oraya gider
Nerede yoksulluk varsa, rızkı oraya gider
Nerede bir soru varsa, cevap oraya gider
Nerede gemi varsa, su oradadır
Su arama, susuzluğu elde et
Böylece yukarıdan ve aşağıdan su çağlar!
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki, her bilginin temelisin,
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için, yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim
Kurt, köpek, çakal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
Bazı kimselerin anlamaktan, inanmaktan, samimiyetten veya sevgiden nasibi olmuyor maalesef. Böyle kimselere kızmanın bir mânâsı yok. Çünkü içine düştükleri bu mahrumiyetin azabını en çok kendileri çekiyor.
İnsan hayatında sürekli bir sükûnet arıyor. Düşünürken, otururken, konuşurken durmadan arıyor. Bir masal ülkesi kadar uzakta belki...Bazen yalnızlıkta, bazen de yakınlıkta belki. Nerededir bilinmez, lakin insanı çağırmaktan vazgeçmiyor.
Katlanmak, alışmak demek değildir. Alışırsan, vaziyeti kabul edersin. Bu alışkanlık zamanla karakterinin bir parçası olur. Katlanırsan, burada bir kabul yok; zaruret var. Bu nedenle alışmıyorum dünyada cereyan eden yanlışlara veya günaha. Katlanıyorum...
Bu dünyada her şey yarım kalır. Bu nedenle, bir yere varmaktan ziyade, yolda olmak daha mühim. Neden ve neticeden değil niyetinden sorumlu insan. Kesilse nefesi, yarım kalsa da menzili, niyeti dahilinde yolu tamamlamış sayılır.
Okuduğun veya duyduğun bir cümle, birden yağan yağmur, hafif bir esinti ya da sıcak bir tebessüm, her şeyi değiştirebilir. Birkaç harfin yanyana gelmesine lüzum yok...Sözün sonsuz lisanı vardır. Kimi kulağa, kimi akla, kimi de kalbe ayan olur. Duyabilirsen, değişir her şey.