Geceleri seher çağına dek, benimle bulun da, gecenin birinde Ay doğuversin…Doğsun da yoldan da kurtul, kötü yoldaştan da.
Acı olsun, tatlı olsun, ne söylersen hoş… Gözün de, gönlün de ışığısın, canısın, cana canlar katarsın sen.
Ne yücelerdensin, ne aşağılardasın, ne de altı yöne sığar bir cansın…Altı yönü de ne edecekmişim? Kanlar sızan gönüldesin sen.
Başını eğ… yüzünü gördüğüm günden beri, gönül de sarhoş oldu, can da… Akıl da sevdalara düştü, çıldırıp gitti, fikir de.
Yaprak sarardı mı, ıslak kök gene yeşertir onu… Aşk yüzünden sararıp solarsan, ne diye yeşermeden ümidin kesiliyor?
Şimşek çaktı, ağaca bir ateş düştü! Büyük, amansız bir şimşek, büyük, aman bilmez bir ateştir ama, bu ateş, başka türlü bir ateştir!
Uzaktan herkes görür Ay’ın yüzünü. Fakat ne mutlu o kişiye ki Ay'ı rehin alsın.
Senin içinde öyle parlak bir ay vardır ki, gökyüzündeki güneş bile ona; "Ben sana kulum, köleyim" diye seslenip duruyor.
Der ki: Ben senim; sen değilsem bile gece gündüz dostunum senin.
Seninle ben sensiz-bensiz bir araya gelsek, tek olsak, bir olsak ne olur? Biz bir olalım da kör olsun, biri iki görenin gözü.
Ey benim güzelim! Ben, sen'in havana uymuşum!
Sen'in aşkın, sanki bir denizdir; Canım da, o denizde bulunan bir balıktır! Sen, bir an benden yüz çevirirsen, bir an Sen'i görmezsem, balığa benzeyen canım ölür gider!
Balıklar, sudan dışarda kalınca bir an bile yaşayamazlar, ölür giderler! Aşıklar da, sevgililerinin ayrılığına sabredemezler!
Her ne kadar pervânenin süsü, ziyneti kanadı olsa da
Kendi kanadımı yaktım ve söylenmedim asla
Pervânenin kanadı bir kıvılcım ile yandı
Mumun yanma mühleti ise geceden sabaha kadardır.
Aşk ateştir ve evi harabeye çevirir
Ateşin huzurunda mumun gönlü ve pervânenin kanadı birdir.
Adını söyleyince sehpada sultanlar asılır,
Adını söyleyince, Eyyüb’ün sabrı tükenir,
Fatih İstanbul’dan, İstanbul Üsküdar’dan,
Üsküdar kız kulesinden utanır
Sen İran ol , ben de şahın olayım
Varsın Sultan Selim gelsin üstüme
İşte ben böyleyim, sana gelince
Başımı koyduğum her yerde, secde edilen odur.
Dört köşe ve altı bucakta tapılan hep odur.
Bağ, gül, bülbül, sema, sevgili…Bütün bunlar hep bahanedir; yalnız ve asıl maksut hep odur.
İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor
Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor
Bu halkın kendisinden haberi bile yoktur ya,
Başkalarının ayıplarına karşı pek dik durur.
Kendi yüzümü göremem ben!
Senin gözünde kim olduğumdur....