Dut ağacını düşünüyorum sık sık
Çocukluğumun komşu duvarında
Sever mi ki beni şimdi de?
Aşırı sevgi üreten Dut ağacını sık sık düşünüyorum
Gözlerimi kapatsam, cenneti düşünürüm
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim?
Öyleyse, karanlık sokaklarda koştuğumu düşün...
Dirseklerimle, böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin,
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Ve karanlığın eşiğinde başlayan bir fısıltıyı
Bir bulutun seyrinde düşün
Müziği ya da hafif bir soluğu düşün
Ne olursa olsun, yeter ki öyle ya da böyle bir şey hissetmemizi sağlasın
Ne olursa olsun, yeter ki düşünmekten bizi alıkoysun
Ben üşüdükçe öyle yapıyorum
İçimdeki buzların kırılma sesini işitiyorum
Çırpınan halimi bilmiyor kimse
Yanağımda deniz, ayağımda kum
Gülden yumuşak bir deniz gibi gözlerin
Ürperir tüm dünya, ağlar çocuklar
Tanrı'nın güneşi bu denli güzelse,
Daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum
Yüreğimizde doğan güneşten
Umutlarımızın güneşinden.
Düşlerimizi de uyandırmak için, göğsümüzde uyandırdığımız güneşten
Gölgeyle savaşan çirkin adamlar öpüyor durmadan bir küçük devi
Bir dünya uzuyor boş odalarda
Sönmüşse yıldızlar, ne arıyorum?
Sönüyor gözlerim boş odalarda
Yalnızım, boşluğu yumrukluyorum
Sonra ölür diye çok korkuyorum
Dünyanın cebinde bir delikanlı, ses verir geceye
Yürüyen dehşeti ben öldürürüm
Sevmişim diye nazlanır, kahkaha atarmış sonra
Bir bulut etseydim ona hediye
Göklere karışır, yatarmış sonra
Gökyüzü uzakta değilse, seni fırat köprüsüne götüreceğim
Yıldızlara giden yol buradan geçiyor
Sende bir deniz var, beni boğacak
Bir gülüşün kalmış, bir düş olmuşsun
Ve maviyi geri istiyor kuşlar...
Aydınlık ama sen yoksun...
Bana bir şey söyle, güleyim
Bir şey daha söyle istersen,
Ne olur bir şey söyle bana