Yaşanan krizin ardından Hollanda'ya yönelik pek çok yaptırım uygulanacağını söyleyen hükümet acaba gerçekçi davranıyor mu? Ya da şöyle söyleyelim; anlatılanların yapılabilirliği var mı? Mesela göçmenleri Türkiye 'den Avrupa'ya yollama tehdidi sadece Hollanda'yı mı etkiler yoksa Türkiye'nin karşısındaki bloku mu genişletir? Gelin konuşalım.
Kuruluşu da dahil olmak üzere 16 yıllık geçmişinde 'mağduriyet' üzerinden büyüme fırsatlarını asla ihmal etmeyen iktidar partisi, bu kez Avrupa ile yaratılan kavgayla daha büyük bir hedefe yönelmiş durumda. Ancak krizi fırsata çevirme çabası beraberinde çok büyük riskleri de getiriyor. Gelin konuşalım.
Hollanda krizinin ardından hem ekranlarda hem köşe yazılarında aniden başlayan 'Tamam, yaşanan kötü ama (evet) oylarını da arttırdı' sözlerinin gerçeklikle ilgisi var mı acaba? Bu arada, Pazar gününe kadar yayınlanmayan o anketler, krizin ardından nasıl güncellenebildi bir günde? İlginç... Gelin konuşalım.
Hollanda ile yaşanan ama sadece orayla sınırlı kalmayacağı bugünden belli olan diplomatik skandala bakarken bir tercih yapmak zorunda bırakılıyoruz. "Ya AKP'den yanasın ya skandala imza atan Hollanda'dan!" Oysa diplomasi dediğimiz şey tam da olaylar bu noktaya gelmesin diye var. Gelin konuşalım.
Referandumda 'Evet' oyu çıkartabilmek üzere yürütülen eşitliksiz kampanyada doğru olmayan sözler üzerinden gidilmesi bir yana, muhalif denilen insanlara yönelik saldırılar da artmış durumda. İyi ama 16 Nisan referandumu 'demokrasi' için yapılmıyor muydu? Gelin konuşalım.