Referanduma neredeyse 45 gün kalmışken 'evet' dedirtmek için her türlü olasılık zorlanıyor. Kimi zaman koftiden bir medya kavgası, kimi zaman 15 yıldır akla gelmeyen Hz. Ali'nin doğum gününü kutlama çıkışı... ama kesin ve sevindirici olan bir şey var ki artık bu suni tartışmaları kimse yutmuyor. Gelin konuşalım
Hürriyet gazetesinin manşeti üzerinden süren tartışma o kadar ileri boyuta geldi ki artık iş tamamen şirazesinden çıktı. Oysa hepimiz biliyoruz ki gazetelerin iktidarlarla göbekten kurduğu ilişki sürdükçe bu "Yalancı çoban" masalı da ısıtılıp ısıtılıp masaya konmaya devam edecek. Üstelik bu tatsız yemeğin sonunda gelecek ağır hesabı ödemek de yine bize düşecek. Gelin konuşalım.
Hafta sonu Oscar'lık bir manşet girişimine şahit olduk. 'Kalmayan' ve yenisini yaratmanın şart olduğu mağduriyet için bu kez; kurgusu kötü, senaryosu rezalet, oyuncuları çakma bir manşetten medet umuldu. Gelin konuşalım...
Adalet bağırarak talep edilmek zorunda olduğumuz bir şey olmamalı. Hukuk, herkese, kim olduğuna bakmadan aynı şekilde ve kendiliğinden uygulanmalı. Oysa; medeniyete kibrit çakan zihniyeti defalarca itirazlar üzerine 'lütfen' gözaltına alan yargı, 82 yaşında bir kadına 'Bastonla saldırdı' diyerek 6 ay ceza verebiliyor. Gelin konuşalım.
Referandum sürecinde iktidarın kullandığı ayrıştırıcı dilden vazgeçmeye çalıştığı ortada ama bu vazgeçiş belli ki kolay olmayacak. Zira, medya yöneticilerine söylenen 'Evet de çıksa hayır da çıksa ülke bölünmez' sözü meydanlarda kullanılmadıkça manası yok. Gelin konuşalım.