
Sign up to save your podcasts
Or


Çocukken hayal kurmak daha kolaydı.
Peki büyüdükçe ne değişti?
Bu bölümde Mehmet Altuğ Ersoy ile birlikte hayal kurmanın yalnızca bir motivasyon meselesi olmadığını, umut, yaşam enerjisi ve gelecekle kurduğumuz ilişkiyle bağlantılı olduğunu konuşuyoruz.
Neden hayal kurmayı bırakıyoruz?
Hayal kuramamak umudun kaybı anlamına mı geliyor?
Mutlu olmak için gerçekten daha fazla paraya mı ihtiyacımız var?
Ve gelecekle bağımız zayıfladığında yeme davranışlarımız nasıl etkileniyor?
Bu bölüm; umut, hayal kurma, yaşam enerjisi, duygusal yeme ve gelecekle kurduğumuz psikolojik ilişki üzerine bir diyalog.
Bir ilişkiyi "düzeyli" yapan nedir?
Düzeyli bir ilişki kurmak, sadece karşımızdaki insanın davranışlarıyla mı ilgilidir? Yoksa önce bizim nasıl bir insan olduğumuzla mı başlar?
İlişkiler Üzerine Diyaloglar'ın bu bölümünde Mehmet Altuğ Ersoy ile "Düzeyli Bir İlişki" yazısından yola çıkarak, düzeyli insan olmanın ne anlama geldiğini ve ilişkilerimizi hangi davranışlarımızın daha nitelikli hâle getirdiğini konuşuyoruz.
Düzeyli olmak ne demektir?
Bir insan ilişkide kendi düzeyini nasıl yükseltir?
İlişkiyi düzeyli hâle getirmek için karşı taraftan ne beklemeli, kendimizden ne beklemeliyiz?
Olgunluk, nezaket, sınır, sorumluluk ve kendilik bilgisi bir ilişkinin niteliğini nasıl değiştirir?
Ve belki de en önemli soru:
Bir ilişkiden daha fazlasını beklemeden önce, biz o ilişkinin içinde nasıl bir insan oluyoruz?
Mehmet Altuğ Ersoy ile ilişkileri yalnızca romantik ilişkiler üzerinden değil; insanın kendisiyle ve hayatıyla kurduğu bağ üzerinden konuşmaya devam ediyoruz.
Bir ilişkiyi gerçekten bitiren şey sevginin tükenmesi midir?
Yoksa görülmemek, duyulmamak ve sürekli düzeltilmek mi?
Bu bölümde Mehmet Altuğ Ersoy'un "Kırmızı Kartlar" yazısından yola çıkarak ilişkilerde eleştiri, onay eksikliği, suskunluk ve geri çekilme üzerine konuşuyoruz.
İnsan neden anlatmayı bırakır?
Sürekli eleştirilen biri zamanla ne hisseder?
Anlaşılmamak , eleştirmek yeme ile ilişkimizi nasıl etkiler?
Ve gün boyunca kendini tutan insanlar neden akşam saatlerinde yemekle rahatlamaya çalışır?
Bu bölüm; ilişkiler, iletişim, eleştiri, duygusal regülasyon ve duygusal yeme arasındaki görünmeyen bağlantıları keşfetmeye davet ediyor.
Çocukken hayal kurmak daha kolaydı.
Peki büyüdükçe ne değişti?
Bu bölümde Mehmet Altuğ Ersoy ile birlikte hayal kurmanın yalnızca bir motivasyon meselesi olmadığını, umut, yaşam enerjisi, yemek olan ilişkimiz ve gelecekle kurduğumuz ilişkiyle nasıl bağlantılı olduğunu konuşuyoruz.
Neden hayal kurmayı bırakıyoruz?
Hayal kuramamak umudun kaybı anlamına mı geliyor?
Mutlu olmak için gerçekten daha fazla paraya mı ihtiyacımız var?
Ve gelecekle bağımız zayıfladığında yeme davranışlarımız nasıl etkileniyor?
Bu bölüm; umut, hayal kurma, yaşam enerjisi, duygusal yeme ve gelecekle kurduğumuz psikolojik ilişki üzerine bir diyalog.
👉 “Biliyorum ama yapamıyorum.”
👉 “Tek başımayken sürdüremiyorum.”
👉 “Bir süre yapıyorum sonra bırakıyorum.”
👉 “Akşam olunca dağılıyorum.”
Son 4 bölüm boyunca;
otomatik yeme döngüsünü,
dürtü anını,
90 saniyelik boşluğu
ve kontrol hissini konuştuk.
Peki neden bazen her şeyi anlamamıza rağmen aynı döngüye geri dönüyoruz?
Çünkü çoğu zaman problem bilgi eksikliği değil.
👉 yalnızken sürdürememek.
Bu bölümde şunları konuşuyoruz:
• Neden içerikler tek başına davranış değiştirmiyor?
• “Tek başına uygulama yorgunluğu” ne demek?
• Dürtü anlarında neden destek ihtiyacı hissediyoruz?
• Neden grup çalışmaları bazen değişimi kolaylaştırıyor?
• Ve neden “otomatik yeme döngüsü” sadece irade meselesi değil?
Ayrıca bu bölümde,
8 Haziran’da başlayacak 3 haftalık grup çalışmasının neden ortaya çıktığını ve birlikte nasıl ilerleyeceğimizi de anlatıyorum.
Şimdiye kadar şunu yaptın:
• Yeme isteğini fark ettin
• O anı yakalamayı öğrendin
• Dürtü ile davranış arasına alan koydun
Ama gerçek değişim burada başlar:
👉 durabildiğin anlarda
Çünkü değişim:
👉 bilgiyle değil
👉 deneyimle olur
Bu bölümde:
• Neden “küçük başarılar” aslında en büyük kırılmadır
• Beynin “ben yapabiliyorum” inancını nasıl kurar
• Tek bir durma anının neden kritik olduğu
• Ve bu anları nasıl büyüteceğin
Bu bölümün sonunda:
👉 “kontrol edemiyorum” algısı kırılmaya başlayacak
👉 ve yerine şu gelecek:
👉 “Bazen durabiliyorum… demek ki öğrenebilirim”
Bu bölümde üçüncü bir alan kuruyoruz.
Ne bastırmak.
Ne teslim olmak.
👉 Araya mesafe koymak.
Bu bölümde:
• “ya yerim ya yemem” ikiliğini kıracağız
• otomatik davranışın nasıl çalıştığını netleştireceğiz
• 90 saniyelik alanla dürtüye müdahale etmeyi öğreneceksin
• ve ilk kez “seçim anını” deneyimleyeceksin
Bu bir irade geliştirme bölümü değil.
Bu, otomatikliği kırma bölümü.
Çünkü kontrol dediğin şey…
yasakla değil, araya giren küçük bir boşlukla başlar.
Yeme isteği “bir anda” gelmiyor.
Ama çoğu insan onu sadece yedikten sonra fark ediyor.
Bu bölümde odağımız:
👉 yemeden hemen önceki o kritik an
Şunu birlikte göreceğiz:
• Yeme dürtüsü aslında nasıl çalışır
• “Canım çekti ve yedim” algısı neden yanıltıcıdır
• Otomatik yeme davranışının giriş noktası neresi
• Ve o anı fark etmeye başladığında ne değişir
Bölümün sonunda tek bir şey yapmanı isteyeceğim:
👉 yemeyi durdurmak değil
👉 sadece o anı yakalamak
Çünkü değişim…
👉 yediğin anda değil
👉 yemeden birkaç saniye önce başlar
Çoğu insan her yaz aynı yerden başlıyor:
yeni bir liste, yeni kurallar, yeni bir “bu sefer olacak” kararı.
Ve sonra… aynı döngü:
kısıtlama → kontrol → kırılma → suçluluk → başa dönüş.
Bu bölümde şunu netleştiriyoruz:
• Akşam gelen o kontrol kaybının gün içinde nasıl biriktiği
• Ve en önemlisi: bu döngüyü kırmak için ilk küçük adım
👉 Bu bölüm ve gelecek 3 bölüm diyet yerine çözüm odaklı bir sistem kurman için hafta hafta inşaa edilecek.
Bölüm sonunda deneyeceğin küçük bir değişiklikle:
“yasak → kriz” döngüsünün nasıl yumuşamaya başladığını fark edeceksin.
Bu bölümde kitap kulübümüzde birlikte okuduğumuz Tiny Habits kitabı üzerine yaptığımız sohbetten notları paylaşıyorum.
Bölüm sohbetinde, kitabında özeti niteliğinde
Ve belki de sorun “yeterince istememek” değil de, yanlış yerden başlamamız olabilir mi?
Konuştuğumuz başlıklar arasında:
– Davranışı küçültmenin neyi değiştirdiği
– Ve en önemlisi: küçük olanın neden sandığımızdan daha güçlü olduğu
Eğer sen de:
“Biliyorum ama yapamıyorum” diyen taraftaysan;
Bu bölüm, kitabı okumak ve uygulamaya başlamak için sana itici bir güç verebilir.
From the publisher's feed

65 Listeners