
Sign up to save your podcasts
Or


Bu kısa bölümde hazzı popüler söylemlerden ya da kişisel gelişim reçetelerinden değil, Epikurosçu felsefenin üzerinden ele alıyorum.
Haz gerçekten kontrolsüz bir tatmin mi, yoksa yanlış anlaşıldığı için mi sorunlu?
Anlık zevk ile iyi yaşam arasındaki fark nerede başlıyor?
Bu bölümde Davud ve Golyat üzerinden gücü sandığımız yerden değil, gerçekten ortaya çıktığı yerden konuşuyoruz.
Avantajların nasıl dezavantaja dönüşebildiğini, korkunun nasıl cesaret üretebildiğini ve neden bazı insanların en zor şartlarda bile ayakta kaldığını hikâyelerle ele alıyoruz.
Belki de mesele daha güçlü olmak değil, kendi gücünü doğru yerden tanımaktır.
Mind the Gap geçen hafta burada konuştuklarımızı bedende ve zihinde çalışabileceğimiz bir tepki provası meditasyonu
İçinizi hafifletmesi dileğimle..
Bazen küçücük bir an, içimizde büyük bir şey başlatır.
Bir bakış, bir cevap gelmemesi, bir selamın karşılıksız kalması…
Bu bölümde, “benim görmezden geldiğimi düşündüğüm o an” üzerinden, bir olayın değil; o olayı nasıl yorumladığımızın tepkilerimizi nasıl şekillendirdiğini konuşuyoruz.
Stoacı felsefeden ve modern psikolojiden yeniden bakıyoruz:
Aynı olay, farklı yorumlarla bambaşka hisler yaratabilir.
Birinci hareket dediğimiz otomatik tepkiler nereden gelir?
Onları o anda yakalayamadığımızda ne yapabiliriz?
Ve olay geçtikten sonra bile, tepkilerimizi çalışmak mümkün mü?
Bu bölüm, bu sene farklı sonuçlar almak isteyenler için.
Beslenmem nasıl değişir sorusunu sormaya devam ediyoruz.
Başlayıp devamını getiremediğimiz alışkanlıklara, yarı yolda bıraktığımız hedeflere, ertelediğimiz kararlara mahkûm muyuz?
Bu bölüm; beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanan, başlayıp devam edemeyen, kısa vadeli rahatlamalarla uzun vadeli hedefleri arasında sıkışıp kalan herkes için.
Yemek yediğimizde kısa bir rahatlama geliyor…
Ama neden hemen ardından huzursuzluk, suçluluk ya da boşluk hissi kalıyor?
Bu bölümde şunları bulacaksın:
Haz odaklı yemenin beyindeki nörobiyolojisi
Neden “bir lokma daha” asla yetmez
Haz arttıkça neden huzurun azaldığı
Anna Lembke’nin “geri tepme acısı” ve “istek dalgasını sürmek” kavramları
Yasaklamak yerine farkındalıkla yemenin neden daha sürdürülebilir olduğu
Eğer yemekle ilişkin “irade” değil de sinir sistemiyle ilgili olabilir mi diye hiç düşündüysen,
bu bölüm senin için.
Bugün, stoacılar gibi günü değerlendirip, zihni sakinleştirip olayları geride bırakmanıza yardımcı olacak özel bir stoacı akşam meditasyonu ile karşınızdayım.
Beslenmem nasıl düzelir serisinde kalori saymayı masaya yatırıyoruz.
Hedeflere odaklanmak yerine sistem kurmanın neden daha etkili olduğunu konuşuyoruz. James Clear’in Atomik Alışkanlıklar yaklaşımından ilhamla, farkındalıkla beslenmenin nasıl bir dönüşüm sistemi yarattığını, duygusal tetikleyicilerle başa çıkmanın yollarını ve kilo verme hedefinden öte kendinizle olan bağınızı güçlendirecek stratejileri paylaşıyorum.
Metaforlar ve gerçek yaşam örnekleriyle, kalorileri saymayı bıraktığınızda beslenmenizin nasıl kendiliğinden düzene gireceğini ve küçük adımlarla kalıcı değişim yaratmanın yollarını anlatıyorum. Hedef odaklı diyetlerin neden kısa süreli olduğunu ve farkındalıkla beslenmenin neden kalıcı olduğunu anlamak için bu bölümü kaçırmayın.
Dinleyin, kendinizi gözlemleyin ve beslenmenizde dönüşümün yolunu birlikte keşfedelim.
“Tatlı yeme,” “porsiyonunu küçült,” “listeye sadık kal”…
Akıl sürekli konuşur ama beden çoğu zaman onu dinlemez. Bir tutkuyu ancak ondan daha güçlü bir tutku alt eder.
Yani bir duyguyu sadece mantıkla bastıramayız; ancak daha yoğun bir duygu oluşturarak dönüştürebiliriz.
1. Kimlik Duygusu (Identity Emotion)
En güçlülerinden biri.
Tatlı yemek “ben” kimliğine uymadığında dürtü zayıflar.
👉 Kendine karşı-duygu cümlesi şöyle olur:
“Ben kendisine iyi bakan biriyim. Şu an yapacağım şey kim olduğumu belirleyecek.”
Bu cümle bir kimlik kıvılcımı yaratır çünkü davranış artık “bir tatlı” meselesi değil,
ben kimim? meselesine dönüşür.
Bu duygu, şekerin verdiği anlık hazdan çok daha güçlüdür.
🍎 2. Değer Temelli Arzu (Value Desire)
“Daha büyük bir şeyin hizmetinde olma” duygusu.
👉 Karşı-duygu cümlesi:
“Ben uzun vadeli özgürlüğümü korumak istiyorum.”
ya da
“Bedenime borçlu olduğum bir saygı var.”
Bu, tatlıdan alınan mikro-hazdan daha köklüdür.
🍎 3. Kendine Hayranlık (Self-Adoration / self-love değil)
Spinoza’ya göre insanı en hızlı değiştiren duygulardan biri:
kendisinden hoşlanma, kendine duyduğu hayranlık, yükselmiş benlik hissi.
👉 Karşı-duygu cümlesi:
“Şu an tatlıya uzanmazsam kendimle gurur duyacağım.”
Beyinde dopamin sistemini güçlendirir.
Tatlıdan gelen hazın büyük kısmını nötralize eder.
🍎 4. Özgürlük (Autonomy Emotion)
İnsanın en büyük tutkularından biri:
kendine hükmetme hissi.
👉 Karşı-duygu cümlesi:
“Şu an özgürlüğüm sınanıyor. Bu dürtüye değil, kendime yönetici olacağım.”
Bu duygu—tatlı yeme dürtüsünü bir anda güçsüzleştirir.
Çünkü insan kendi kendinin efendisi olduğunu hissettiğinde, haz azalır.
🍎 5. Bağ Duygusu (Attachment Emotion)
Aşık olunca alkolü bıraktıran şey aslında “o kişiye bağ kurma” hissidir.
Bağ duygusu daha büyük bir haz yaratır.
Günlük hayatta bu nasıl yaratılır?
👉 Karşı-duygu cümlesi:
“Şu an gelecekteki benle bağ kuruyorum.”
“Bunu yapan hâlimi seviyorum.”
Gelecek-ben bir iç figüre dönüşür.
Beden “tatlı” yerine “bağ” seçer.
🍎 6. Anlam (Meaning Emotion)
Spinoza’nın “en güçlü duygu türü” olarak tarif ettiği:
bir davranışın daha büyük bir amaca hizmet ettiğini hissetme.
👉 Karşı-duygu cümlesi:
“Şu anki seçimim hayatımın tüm tonunu belirleyecek küçük bir fırça darbesi.”
Bu duygu tatlının 10 saniyelik hazzını çok kolay ezer çünkü anlam duygusu nörobiyolojik olarak daha yoğundur.
İhtiyacınız olduğunuzda cümlelerinizle eşleştirin!
“Bugün çok yoruldum. Bir şey bana iyi gelsin.”
➡ Karşı duygu: Kendine hayranlık + kimlik
“Ben iyi bakılmayı hak eden biriyim. Şu an bana iyi gelecek şeyi seçme gücüm var.”
➡ Karşı duygu: Bağ + anlam
“Bu boşluğu yemekle değil, kendime bağlanarak dolduruyorum. Benimle bağ kuruyorum.”
➡ Karşı duygu: Özgürlük + kimlik
“Bu dürtü beni yönetmiyor. Ben kendime hükmeden biriyim.”
“Boşluk hissediyorum. Bir şey beni doldursun.”“Şu an bir şey beni rahatlatmalı.”
From the publisher's feed

65 Listeners