Donald Trump'ın kabinesi için seçtiği isimler, Senato toplantılarında onay alabilmek için kendilerini savundu.
Trump'ın Dışişleri Bakanı tercihi Marco Rubio, Türkiye ile ilgili sözleriyle gündem oldu.
Suriye'deki HTŞ yönetimindeki birçok ismin "FBI'ın adli sicil kontrolünden geçemeyecek ve geçmişleri de ABD'yi rahatlatan türden olmadığı" değerlendirmesinde bulunan Rubio, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bununla birlikte, mümkünse, IŞİD’in oyun alanı olmaktan çıkmış, Hristiyanlar dahil dini azınlıklara saygı gösteren, Kürtler’i koruyan ve aynı zamanda İran’ın terörizmini Hizbullah’a yayabileceği ve Lübnan’ı istikrarsızlaştırabileceği bir araç olmayan bir Suriye’ye sahip olmak ABD’nin ve Ortadoğu’daki hemen hemen her ulus devletin ulusal çıkarına olacaktır."
ABD’nin Suriye’ye yönelik ‘Sezar yaptırımları’nın Esad rejiminin çöküşüne pek çok açıdan doğrudan katkıda bulunduğu belirten Rubio “Şu anda artık var olmayan ama yine de hükümete karşı bu yaptırımların yürürlükte olduğu ilginç bir durumda buluyoruz” dedi.
Rubio, yaptırımların yürürlükte kalıp kalmayacağı konusunu Suriye’deki fırsatlar açısından değerlendireceklerini söyledi.
Rubio ‘bu fırsatın önünde yeni yöneticilerin dışında birtakım güçlükler olduğunu, bunlardan birinin de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve niyetleri olduğunu’ belirtti:
“Şu an Kürtler’le ilgili çok zayıf bir ateşkes mevcut. Bunun sürdürülmesi önemli. Bence Erdoğan’a, bu oturum üzerinden de, ABD’de iktidarın el değiştirmesini, var olan anlaşmaları ihlal etmek için kullanabilecekleri bir fırsat olarak görmemesi gerektiği mesajını erkenden vermek önemli.
Şu anda Suriye’de istediğimiz şey istikrar. Böylece Lübnan, İsrail, Gazze’deki durum ve daha geniş Ortadoğu üzerinde etkisi olacağından dolayı farklı bir dinamik getirmek için ne gibi fırsatlar olduğunu araştırabiliriz.”
Donald Trump’ın ikinci döneminde ABD dış politikasının izleyeceği çizgiyi, Grönland ve Panama Kanalı mesajlarının Çin boyutunu, Meksika’ya yönelik Kongre üyelerinin dile getirdiği askeri müdahale söylemlerini, Suriye meselesine Trump kabinesinin bakışını ve Gazze’deki ateşkesi, gazeteci ve yazar Sarp Sinan Hacır ile konuştuk.
Biden dönemi Amerikan dış politikasının katı bir liberal ideoloji çerçevesinde şekillendiğini dile getiren Hacır, Trump’ın yeni döneminde ise pragmatizmn öne çıkacağını ve Çin’e karşı etki alanını artıracak politikalara yer verileceğini söyledi:
Trump yönetiminin Çin’e yönelmek için Ukrayna sahasında barışı arzuladığını aktaran Hacır, Çin’i kuşatma politikasının ise Grönland ve Panama Kanalı hamleleri ile bir adım ileri taşınacağını ifade etti. Sarp Sinan Hacır’ın aktardığına göre Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ayrıca Meksika’ya askeri müdahaleyi gündeme getirmeye başladı:
Sarp Sinan Hacır’a göre Donald Trump ve ekibi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun her istediğini yapacak gibi gözükmüyor. Trump’ın Ortadoğu’da çok fazla gürültü istemediğini kaydeden Hacır, Trump ekibinin Türkiye, Arap ülkeleri ve İsrail arasında uzlaşıyı hedefleyeceği değerlendirmesinde bulundu:
Trump döneminde dev teknoloji şirketlerinin eskiye nazaran daha kötü olmayacağını vurgulayan Hacır, geçen yıllarda ortaya çıkan Twitter belgelerini ve Biden yönetiminin sosyal medyaya uyguladığı sansürü hatırlattı: