EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme şartından taviz verebilir’

    İsrail ve Hamas, Gazze'de geçici ateşkes için mutabakata vardı.

    Haaretz gazetesinin haberine göre, ateşkesin devreye girmesiyle İsrail, Gazze'de hava kuvvetleri gözlem faaliyetlerini askıya alarak bölgenin üzerindeki tüm uçuşları durduracak. Anlaşmanın 42 günlük ilk aşamasında İsrail hava kuvvetleri, esirlerin serbest bırakıldığı günlerde 12 saat, diğer günlerde ise 10 saat süreyle Gazze üzerindeki faaliyelerini askıya alacak.

    İsrail hükümetinin bakanlar kurulu toplantısı sonrasında yayınladığı karara göre, anlaşma kapsamında 33 İsrailli esire karşılık 1167'si 7 Ekim 2023'ten sonra tutuklanan Gazze sakini Filistinli olmak üzere 1900'den fazla Filistinlinin serbest kalması bekleniyor. Anlaşmada Filistinli bazı esirlerin sınır dışı edilmesi şartı bulunuyor.

    Öte yandan, İsrail, 7 Ekim'den bu yana gözaltında tutulan 19 yaşın altındaki tüm kadın ve çocukları da serbest bırakacak. İsrail bırakılan her bir İsrailli esir için 30 Filistinli esir, her bir asker ya da güvenlik gücü için ise 50 Filistinliyi serbest bırakacak. Anlaşmanın ilk gününde 3, 7. gününde 4, bundan sonraki her hafta üç İsrailli esirin serbest kalması son haftadaysa 14 İsrailli esirin bırakılması planlanıyor.

    Anlaşmaya göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyi ile kuzeyi arasındaki Netzarim Koridoru'ndaki kontrol noktalarını 22 Ocak'ta sökecek ve koridordan çekilecek.

    Özellikle ABD'de seçilmiş başkan Donald Trump'ın "HAMAS, esirleri serbest bırakmazsa kıyamet kopar" açıklaması sonrası ateşkeste mutabakata varılması dikkat çekti. Diğer yandan İsrailli Haaretz gazetesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, "Trump'tan korktuğunu" yazdı.

    İsrail ve Hamas arasındaki ateşkesin detaylarını, Körfez ülkelerinin pozisyonunu, Trump'ın Ortadoğu vizyonunun etkisini ve anlaşmaya garantörlük meselesini, Ortadoğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    Dr. Ali Semin’e göre Gazze’de varılan anlaşma bir ateşkes değil, esir takası:

    İsrail’in bu esir takası anlaşmasını kabul etmesinde Ortadoğu’daki konjonktür değişimi, İsrail içindeki muhalefet, HAMAS lider kadrosundaki zayıflama ve Trump’ın başkan seçilmesi gibi çeşitli faktörlerin etkili olduğunu vurgulayan Dr. Ali Semin, ABD’nin şu ana dek gerçekten istese derhal ateşkes sağlayabilecek kadar İsrail üzerinde etkili olduğunu söyledi:

    Donald Trump’ın 20 Ocak’ta koltuğa oturduktan sonra asıl hedefinin İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşmeyi resmiyete dökmek olacağını kaydeden Semin, Gazze’deki yeni konjonktür sebebiyle Suudi Arabistan’ın “iki devletli çözüm” söyleminden vazgeçebileceğini belirtti:

    Filistin’de yeni süreçte bir siyasi çözümün de hedeflendiğini vurgulayan Dr. Ali Semin’e göre, Trump ve ekibi bu süreçte Hamas’ın askeri kanadının tasfiyesine odaklanacak:

    1 hr 25 min
  • ‘Cumhuriyetçiler tarafından Meksika’ya nasıl bir askeri müdahale yapılacağı tartışılıyor bugün’

    Donald Trump'ın kabinesi için seçtiği isimler, Senato toplantılarında onay alabilmek için kendilerini savundu.

    Trump'ın Dışişleri Bakanı tercihi Marco Rubio, Türkiye ile ilgili sözleriyle gündem oldu.

    Suriye'deki HTŞ yönetimindeki birçok ismin "FBI'ın adli sicil kontrolünden geçemeyecek ve geçmişleri de ABD'yi rahatlatan türden olmadığı" değerlendirmesinde bulunan Rubio, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bununla birlikte, mümkünse, IŞİD’in oyun alanı olmaktan çıkmış, Hristiyanlar dahil dini azınlıklara saygı gösteren, Kürtler’i koruyan ve aynı zamanda İran’ın terörizmini Hizbullah’a yayabileceği ve Lübnan’ı istikrarsızlaştırabileceği bir araç olmayan bir Suriye’ye sahip olmak ABD’nin ve Ortadoğu’daki hemen hemen her ulus devletin ulusal çıkarına olacaktır."

    ABD’nin Suriye’ye yönelik ‘Sezar yaptırımları’nın Esad rejiminin çöküşüne pek çok açıdan doğrudan katkıda bulunduğu belirten Rubio “Şu anda artık var olmayan ama yine de hükümete karşı bu yaptırımların yürürlükte olduğu ilginç bir durumda buluyoruz” dedi.

    Rubio, yaptırımların yürürlükte kalıp kalmayacağı konusunu Suriye’deki fırsatlar açısından değerlendireceklerini söyledi.

    Rubio ‘bu fırsatın önünde yeni yöneticilerin dışında birtakım güçlükler olduğunu, bunlardan birinin de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve niyetleri olduğunu’ belirtti:

    “Şu an Kürtler’le ilgili çok zayıf bir ateşkes mevcut. Bunun sürdürülmesi önemli. Bence Erdoğan’a, bu oturum üzerinden de, ABD’de iktidarın el değiştirmesini, var olan anlaşmaları ihlal etmek için kullanabilecekleri bir fırsat olarak görmemesi gerektiği mesajını erkenden vermek önemli.

    Şu anda Suriye’de istediğimiz şey istikrar. Böylece Lübnan, İsrail, Gazze’deki durum ve daha geniş Ortadoğu üzerinde etkisi olacağından dolayı farklı bir dinamik getirmek için ne gibi fırsatlar olduğunu araştırabiliriz.”

    Donald Trump’ın ikinci döneminde ABD dış politikasının izleyeceği çizgiyi, Grönland ve Panama Kanalı mesajlarının Çin boyutunu, Meksika’ya yönelik Kongre üyelerinin dile getirdiği askeri müdahale söylemlerini, Suriye meselesine Trump kabinesinin bakışını ve Gazze’deki ateşkesi, gazeteci ve yazar Sarp Sinan Hacır ile konuştuk.

    Biden dönemi Amerikan dış politikasının katı bir liberal ideoloji çerçevesinde şekillendiğini dile getiren Hacır, Trump’ın yeni döneminde ise pragmatizmn öne çıkacağını ve Çin’e karşı etki alanını artıracak politikalara yer verileceğini söyledi:

    Trump yönetiminin Çin’e yönelmek için Ukrayna sahasında barışı arzuladığını aktaran Hacır, Çin’i kuşatma politikasının ise Grönland ve Panama Kanalı hamleleri ile bir adım ileri taşınacağını ifade etti. Sarp Sinan Hacır’ın aktardığına göre Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ayrıca Meksika’ya askeri müdahaleyi gündeme getirmeye başladı:

    Sarp Sinan Hacır’a göre Donald Trump ve ekibi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun her istediğini yapacak gibi gözükmüyor. Trump’ın Ortadoğu’da çok fazla gürültü istemediğini kaydeden Hacır, Trump ekibinin Türkiye, Arap ülkeleri ve İsrail arasında uzlaşıyı hedefleyeceği değerlendirmesinde bulundu:

    Trump döneminde dev teknoloji şirketlerinin eskiye nazaran daha kötü olmayacağını vurgulayan Hacır, geçen yıllarda ortaya çıkan Twitter belgelerini ve Biden yönetiminin sosyal medyaya uyguladığı sansürü hatırlattı:

    1 hr 25 min
  • ‘TürkAkım saldırısı da Ukrayna üzerinden İngiliz istihbaratının yaptığı bir şey’

    Donald Trump'ın koltuğa oturmasına beş gün kala, Grönland ve Kanada eksenli tartışmalar sürüyor.

    Trump'ın Grönland'ın ABD kontrolüne girmesi yönündeki ısrarları sonucunda Grönland özerk yönetimi ve Danimarka, ABD ile işbirliğine açık olduklarını belirtti.

    Öte yandan Kanada'da Başbakan Justin Trudeau'nun istifası sonrasında Trump'ın "51. Eyalet Kanada" söylemleri de ivme kazandı.

    Son olarak X sosyal medya platformunun sahibi, Tesla ve SpaceX CEO'su milyarder Elon Musk, Almanya'da 23 Şubat'ta yapılacak erken seçimlerde AFD'yi desteklediğini ilan etti. Musk, daha sonra İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ı istifaya davet etti ve gerekçe olarak, İngiltere'deki çocukları hedef alan cinsel istismar çeteleriyle mücadeledeki yetersizliği öne sürdü.

    Küresel jeopolitikte Trump faktörünü, Trump ekibiyle İngiltere arasındaki sürtüşmeyi, yeni Trump yönetiminin Suriye politikasını ve Türkiye’ye etkilerini, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emin Gürses ile konuştuk.

    Prof. Dr. Emin Gürses’e göre Trump’ın Grönland talebi, kaynak ve etki alanları paylaşımının hala netleşmemiş olmasından kaynaklanıyor:

    Donald Trump ekibi ve İngiltere arasındaki sürtüşmenin temelinde Trump’ın Kanada’da hakimiyet kurma isteğinin geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Emin Gürses’e göre İngiltere de ABD’nin baskılarına karşı Suriye’deki etkinliğini artırma mesajı verdi:

    ABD’nin YPG’ye yüksek miktarda yatırım yaptığını ve Türkiye’nin müdahalesine Trump döneminde de izin verilmeyeceği değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Emin Gürses, şu cümleleri kaydetti:

    Prof. Dr. Emin Gürses’e göre Batı, PKK’nın tasfiyesini sağlarsa Türkiye’nin askerlerini Suriye’den çekmesini talep edecek:

    Ukrayna’nın TürkAkım saldırısının arkasında İngiliz istihbaratının yer aldığını belirten Gürses, amacın Rusya’nın önünü kesmek olduğunu belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘Kuzey Buz Denizi üzerinden deniz ticaret yolunun açılması, Amerikan hegemonyasının en büyük silahını elinden aldı’

    ABD'nin 47. başkanı seçilen Donald Trump, daha koltuğa oturmadan bir dizi açıklama ile uluslararası politikasına ilişkin mesajlar verdi.

    Öncelikle Kanada'nın "51. ABD Eyaleti" olması yönünde mesajlar yayınlayan Trump, daha sonra Truth Social üzerinden Meksika Körfezi'nin adının "Amerikan Körfezi" olarak değiştirilmesini arzuladığını dile getirdi. Meksika'dan sonra Panama'yı da hedef alan Trump, Panama Kanalı'nda Çin nüfuzunun arttığını öne sürerek kanalın ABD kontrolüne geçmesi gerektiğini savundu.

    Fakat Trump'ın en çok ses getiren çıkışı, bir NATO ve Avrupa Birliği (AB) ülkesi olan Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili yayınladığı açıklamalar oldu. Donald Trump, stratejik bir konumda yer alan, nadir elementler ve gaz rezervleri açısından zengin Grönland'ın ABD kontrolüne girmesi gerektiğini ifade etti. Danimarka'nın ve Grönland'ın ilk tepkileri sert olsa da son yapılan açıklamada ABD ile işbirliğine hazır olduklarını belirttiler.

    Öte yandan Biden yönetiminin görevini bırakmasına altı gün kala Ukrayna, TürkAkım boru hattına saldırı düzenledi. Hattın Rusya'nın Krasnodar bölgesinde yer alan bir ölçüm istasyonuna Ukrayna ordusu tarafından 9 adet kamikaze dron fırlatıldı. Rus hava savunma sistemleri saldırıyı engelledi ve hattın kullanımının sürdüğü bildirildi. TürkAkım, özellikle Kuzey Akım sabotajı ve Ukrayna'nın Avrupa'ya gaz akışını kesmesinin ardından Avrupa'ya gaz sevkiyatı sağlayan tek boru hattı konumuna gelmişti.

    Donald Trump’ın Grönland stratejisinin arka planını, Ukrayna’nın TürkAkım boru hattına düzenlediği saldırıyı, Trump’ın kabinesinin Türkiye için anlamını ve küresel deniz jeopolitiğindeki dengeleri, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile konuştuk.

    ‘Kuzey Buz Denizi üzerinden deniz ticaret yolunun açılması, Amerikan hegemonyasının en büyük silahını elinden aldı’

    Cem Gürdeniz’e göre Rusya Federasyonu’nun Kuzey Deniz Yolu’nu açmasıyla birlikte Donald Trump, ABD’nin Kuzey Kutbu çevresindeki etkisini artırmaya niyetlendi. Deniz taşımacılığı üzerindeki mutlak hakimiyetin ABD’nin en büyük hegemonya kozu olduğunu aktaran Emekli Tümamiral Gürdeniz, Anglosakson imparatorlukları tarihinde ilk defa alternatif bir güzergahın kullanıma açılabildiğini ifade etti:

    Donald Trump’ Rusya’nın Arktik’teki başarısını dengelemek için Grönland planını ortaya koyduğunu belirten Gürdeniz, diğer yandan Biden döneminde ABD’nin yaşadığı Ukrayna yenilgisi sonrası Trump’ın “Amerika’yı tekrar büyük yapma” mottosuyla da siyasi bir ivme yakaladığını dile getirdi:

    ABD’de devlet adamlarının profilinin Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ciddi şekilde düştüğünü aktaran Gürdeniz, özellikle 1991’den bu yana ABD jeopolitiğinin İsrail’in güvenliği çerçevesinde şekillendiğini belirtti. Emekli Tümamiral Gürdeniz’e göre Trump’ın Grönland-Kanada-Meksika çıkışı, 30 senenin ardından ilk defa ABD jeopolitiği esas alınarak ortaya konulmuş bir politika anlamına geliyor:

    Donald Trump kabinesinde çok fazla siyonist isim bulunduğuna dikkat çeken Cem Gürdeniz, Trump’ın iç siyaset dengelerini korumak ve kendisine manevra alanı açmak için bu tür bir girişimde bulunmuş olabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Türkiye’nin YPG/PYD’ye karşı 8 Aralık’ta Şam’da rejim değişikliği olduğu vakit müdahalede bulunması gerektiğini kaydeden Emekli Tümamiral Gürdeniz, Trump döneminde Türkiye lehine gelişmeler olacağı konusundaki şüphelerini dile getirdi:

    Ukrayna’nın TürkAkım boru hattının Rusya’nın Krasnodar bölgesindeki gaz ölçüm istasyonlarına yaptığı dron saldırısına derhal en üst düzeyden kınama getirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürdeniz, diğer yandan Türkiye’nin boru hattını her anlamda koruyacağını en hızlı şekilde ilan etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Emekli Tümamiral Gürdeniz, Ukrayna’nın ve ABD’nin Kuzey Akım boru hattındakine benzer bir akıl ile yürüttüğü bu saldırının sebebinin, Trump 20 Ocak’ta koltuğa oturduktan sonra Ukrayna’nın durumunun daha da kötüye gideceği olduğunu kaydetti:

    1 hr 25 min
  • ‘Başka bir aday Cumhurbaşkanı seçilseydi, Lübnan’a uluslararası fonların gelmesi mümkün değildi’

    Lübnan'da iki yılı aşkın süredir yaşanan hükümet krizinde önemli gelişmeler yaşandı. Lübnan'ın Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun, mecliste yapılan oylamanın ikinci turunda Cumhurbaşkanı seçildi. Siyasi gruplar ve partiler arasındaki anlaşmazlık sebebiyle uzun süredir cumhurbaşkanı seçilemiyordu ve hükümet, geçici hükümet olarak Necip Mikati başbakanlığında faaliyetlerini yürütmeye çalışıyordu.

    Joseph Aoun, seçildikten sonra dünya liderlerinin tebrik mesajlarını kabul etti ve hem iç hem de dış siyasete yönelik çeşitli mesajlar verdi. Aoun, özellikle Hizbullah'ın tüm Lübnan'da silah bırakması gerektiğini savundu.

    Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise, İsrail ile yapılan ateşkes ve BM 1701 sayılı karar uyarınca sadece Litani Nehri güneyinde silah bırakacaklarını söyledi.

    Joseph Aoun'un karşısındaki bir diğer sınavın ise başbakan görevlendirmesi olacağı belirtiliyor. Necip Mikati ve Navaf Salam iki aday olarak öne çıkarken, Joseph Aoun'un hükümet kurma görevini Uluslararası Adalet Divanı Başkanı olan Navaf Salam'a vermesi bekleniyor.

    Lübnan’da iki yıl sonra cumhurbaşkanı seçilebilmesini, yeni Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’u, olası başbakan adaylarını ve İsrail-Lübnan ateşkesinin durumu ile Hizbullah faktörünü, gazeteci ve yazar Nalan Yazgan ile konuştuk.

    Lübnan’da iki yılı aşkın süre sonra cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte halkın her kesiminde umudun hakim olduğunu vurgulayan Yazgan, Joseph Aoun’un adeta rüzgarı arkasına aldığını ifade etti:

    Suriye’deki ve Lübnan’daki tüm gelişmelere karşın Hizbullah’ın siyasi gücünü muhafaza ettiğini aktaran Nalan Yazgan, Joseph Aoun’un seçilmesinde de bu siyasi gücün gözler önüne serildiğini kaydetti. Yazgan’a göre Suudi Arabistan’ın ve ABD’nin de desteklediği Joseph Aoun, uluslararası fon sağlayıcılarının da üzerinde uzlaştığı bir isimdi:

    Hizbullah’a Tahran’dan ulaşan lojistik koridorunun 8 Aralık’ta Şam’daki rejim değişikliği ile ortadan tamamen kalktığını aktaran Nalan Yazgan, Lübnan’daki yeni tartışmanın Hizbullah’ın tüm Lübnan’da mı yoksa sadece Litani Nehri güneyinde mi silah bırakacağı konusu üzerinden şekillendiğini belirtti:

    Lübnan’da başbakanlık için Joseph Aoun’un görevlendirme ihtimali bulunan iki ismin öne çıktığını kaydeden Nalan Yazgan’a göre, Necip Mikati’nin veya Navaf Salam’ın Başbakan olması, mevcut değişim rüzgarı sebebiyle siyasi krize veya çatışmalara sebep olmayacak:

    Lübnan’da Joseph Aoun’un Cumhurbaşkanlığı sonrası Navaf Salam’ın da Başbakan olarak görevlendirilmesi durumunda İsrail ile ateşkesin devam etmesinin beklendiğini aktaran Yazgan, şu ifadeleri kullandı:

    1 hr 25 min
  • ‘Avrupa’da yaşanan enerji gelişmeleri sebebiyle Türkiye’deki fiyatlar da yükseliyor’

    Ukrayna, Rusya'nın Gazprom şirketi ile yaptığı beş yıllık sözleşmeyi uzatmayı reddetti. Gazprom'dan gelen teklifi kabul etmeyen Ukrayna, 1 Ocak 2025 itibarıyla Rusya'dan Avrupa'ya gaz akışını tamamen kesti. Kuzey Akım boru hatlarına yapılan sabotaj sonrası Rusya'dan Avrupa'ya gaz akışı sağlayan iki hattan biri olan Ukrayna hattının da kapanmasıyla, Avrupa'da gaz fiyatlarında metreküp başına yaklaşık 5-6 Euro tutarında bir artış gözlemlendi.

    Slovakya Başbakanı Robert Fico, yaşanan gelişmelerin ardından Ukrayna'yı eleştirdi. Fico, Rus doğal gazının Avrupa'ya geçişini durduran Ukrayna yönetimine karşı sert önlemler alacaklarını açıkladı. Slovak Başbakan, Ukrayna'ya elektrik tedarikini durdurma opsiyonunun dahi masada olduğunu vurguladı.

    Türk Akımı hattıyla gaz tedarikini sağlayabilen Macaristan'ın Başbakanı Viktor Orban ise, sözleşmenin sona ermesinden önce Rusya ile gaz tedariki konusunda görüştüklerini kaydetmişti.

    Avrupa Birliği Komisyonu resmi açıklamasında Ukrayna'nın aldığı kararın gaz fiyatlarına olumsuz yansıması olmayacağını söylemiş olsa da, artacak LNG talebi neticesinde fiyatlarda belirli bir miktar artış bekleniyor. Diğer yandan Avrupa'da bu yıl öncekine göre daha soğuk geçen kışın da gaz stokları ve talebi üzerinde etkisi olacağı tahmin ediliyor.

    Öte yandan Suriye'de 8 Aralık'ta HTŞ önderliğindeki silahlı grupların Şam'a girmesiyle gerçekleşen rejim değişikliği sonucunda Katar-Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye-Türkiye boru hattı projesi tekrar gündeme geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Katar boru hattı projesinin gerçekleşmesini temenni ettiklerini belirtti. Avrupa'da da Katar gazına ilginin artması sonrası proje dünya basınında ve sosyal medya platformu X'te tartışıldı. Fakat Katar Dışişleri Bakanlığı, böyle bir projenin yürürlükte olmadığını resmi bir açıklama ile duyurdu.

    Suriye'de rejim değişikliğiyle tekrar gündeme gelen Katar-Türkiye boru hattı projesini, Türkiye'nin enerji merkezi olması projesini ve Ukrayna'nın Rusya ile sözleşmeyi uzatmaması sonrası Avrupa'daki enerji fiyatlarındaki artışı ve Türkiye'ye olası etkilerini, Eski Botaş Gaz Alımı Daire Başkanı Ali Arif Aktürk ile konuştuk.

    Avrupa’da 24 Şubat 2022’den sonra Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve Kuzey Akımı boru hatlarına düzenlenen sabotaj sonucunda doğalgaz tedarikiyle ilgili sorunların sürdüğünü ifade eden Ali Arif Aktürk’e göre, Amerika’dan alınan LNG fiyatları dört kat artırmış durumda. Avrupa piyasasında doğalgaz fiyatlarını belirleyen TTF’nin, Türkiye’deki gaz fiyatlarını da etkilediğini sözlerine ekleyen Aktürk, Ukrayna’nın Rusya ile olan sözleşmeyi uzatmaması sebebiyle olumsuzlukların Türkiye’ye de yansıyabileceği uyarısında bulundu:

    Türkiye’nin doğalgaz merkezi yani “Hub” olması için üç temel koşulun sağlanması gerektiğini ifade eden Ali Arif Aktürk, henüz bu koşulların sağlanmadığını belirtti. Ticaret merkezi olarak da bilinen Hub’lar için oldukça teknik detayların bulunduğunu ve ticari kolaylık sağlanması gerektiğini vurgulayan Aktürk, henüz bu konuda ilerleme kaydedilemediğini aktardı:

    Katar’dan Türkiye’ye doğalgaz boru hattı kurularak Türkiye merkezli Avrupa’ya gaz akışı projesinin eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminden beri düşünüldüğünü aktaran Aktürk, projenin 15 milyar doları bulan maliyetine karşılık uzun dönemli sözleşme imkanı bulunmadığı için gerçekçi bir proje olmadığını kaydetti:

    1 hr 19 min
  • 'Yeni savaş alanları enerji kaynakları değil, nadir elementler olacak'

    ABD’de bir dönemlik aranın ardından tekrar başkan seçilen Donald Trump, Panama Kanalı’nın kontrolü, Grönland’ın Amerika’ya bağlanması ve Kanada’nın 51. Eyalet olarak ABD’ye dahil olması yönünde birçok mesaj yayınladı. Son olarak Trump’ın oğlu Trump Jr., Grönland’a giderek adanın yerli halkıyla “MAGA” şapkaları eşliğinde poz verdi.

    Danimarka, Kanada, Meksika ve Panama başta olmak üzere birçok ülke Trump’a yönelik tepkilerini ortaya koyarken, Trump’ın verimlilik bakanı olması beklenen milyarder Elon Musk da İngiltere ve Almanya’ya adeta cephe açtı. Musk, Almanya’da AFD’yi desteklediğini, İngiltere’de ise Başbakan Keir Starmer’ın istifa etmesi gerektiğini ifade etti. Musk’ın X paylaşımlarının aldığı milyonlarca görüntülenme ve etkileşim dikkat çekti. Avrupa Birliği ise, Elon Musk’ın sahibi olduğu X sosyal medya platformuna yönelik bir dizi yaptırım getirilebileceği uyarısında bulundu.

    Öte yandan Trump, bir basın toplantısında “Türkiye, Suriye’yi aldı. İki bin yıldır bunu istiyorlardı” dedi. Daha önce de benzer bir açıklama yapan Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile “çok iyi anlaştığını” sözlerine ekledi. Fakat Trump, Amerikan askerlerinin bölgeden çekilip çekilmeyeceği sorusunu “stratejik bir mesele” olarak nitelendirerek yanıtsız bırakmayı tercih etti.

    Trump’ın “Donroe Doktrini”ni, Donald Trump’ın dış politika ajandasını, neoconların etkisini, Elon Musk faktörünü ve Grönland-Kanada-Panama Kanalı mesajlarının arka planını, Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.

    Donald Trump’ın mesajları sonucunda daha şimdiden yeni bir süreç başladığını ve Kanada’nın Başbakanı Justin Trudeau’nun istifa ettiğini ifade eden Prof. Dr. Köni, ABD’nin yeni dönemde İngiltere’yi uyguladığı iç ve dış politikalarda tam anlamıyla yanında görmek istediğini belirtti:

    ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın katı Çin politikaları kapsamında Grönland, Kanada, Panama Kanalı ve Meksika çıkışları yapmasının arkasında nadir toprak elementlerinin yattığını vurgulayan Prof. Dr. Hasan Köni, artık güç rekabetinin enerji kaynaklarından nadir elementlere kaydığını kaydetti:

    İsrail’de güvenlik komitesinin Türkiye’ye yönelik mesajlarının bir gözdağı olarak okunması gerektiğini ifade eden Hasan Köni, diğer yandan Trump 20 Ocak’ta koltuğa oturduktan sonra İran ve Yemen’in hedef alınabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Donald Trump’ın Suriye ve Türkiye hakkındaki açıklamalarının, istihbarat brifingi aldığına işaret ettiğini aktaran Prof. Dr. Hasan Köni, Trump’ın her ne kadar savaş alanlarından uzaklaşmak istese de işbirliği yaptığı lobilerin buna pek niyeti olmadığını belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘Türkiye’nin oradaki devletçik projesine müdahale etmesini istemiyorlar’

    ABD’de 5 Kasım’da başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump, 20 Ocak’ta koltuğa oturmadan önce de yayınladığı mesajlarla dünyanın gündemine oturdu.

    Trump, Kanada’nın ABD’nin 51. Eyaleti olması konusunda bir mesaj yayınladıktan sonra, Danimarka’ya bağlı Grönland adasının da Amerikan kontrolüne geçmesini arzuladığını belirtti. Danimarka Kraliyeti, kraliyet armasına Grönland’ı ekleyerek tepkisini gösterirken, Danimarka Başbakanı da Grönland’dan taviz vermeyeceklerini ifade etti.

    Kanada’da ise iktidardaki Liberal Parti politikacıları, Trump’ı ekonomik yaptırımlarla tehdit etti. Buna karşılık Trump, gümrük vergilerini arttıracağını açıkladı. Kanada’da diğer yandan iktidardaki Liberal Parti’nin lideri ve Başbakan Justin Trudeau, istifa ettiğini bildirdi.

    Öte yandan Trump, Suriye konusunda “Türkler, 2 bin yıldır istediğini aldı” ifadelerini kullandı. Suriye’deki Amerikan askerlerinin çekilip çekilmeyeceğiyle ilgili soruya ise Trump, “Bu, askeri stratejinin parçası olan bir konu. Cevap veremem” dedi.

    ABD’de başkan seçilen Donald Trump’ın dış politika mesajlarını, Danimarka ve Kanada ile yaşanan krizi, Trump dönemi Türk-Amerikan ilişkilerini ve Suriye denklemini, ATASAM uzmanı ve gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.

    Donald Trump’ın Grönland, Kanada ve Panama Kanalı mesajlarının Napolyonvari bir izlenim uyandırdığını vurgulayan Hasan Erel, Danimarka ile ABD arasında yaşanabilecek bir sürtüşmenin NATO’nun itibarını sarsacağını kaydetti. Hasan Erel’e göre Trump kabinesinde görevlendirilecek Elon Musk, sağ görüşlü cenahta Bill Gates’in ve George Soros’un rolünü üstlendi:

    Trump’ın yeni dönemde Yemen’i ve İran’ı hedef alarak siyonist kanat ile anlaşabileceğini belirten Erel, diğer yandan siyonistler ile Trump arasındaki ittifakın, neocon kanatla Trump arasında da uzlaşı sağlayabileceğini kaydetti. Hasan Erel ayrıca ABD’nin dev dış borcuna dikkat çekerek, Kanada ve Grönland’ı topraklarına katma planının ters tepebileceğini ifade etti:

    Hasan Erel’e göre Türkiye, YPG/PYD’ye askeri operasyon düzenlerse Trump döneminde Türk-Amerikan ilişkileri gerileyebilir:

    Suriye’de henüz kazananların netleşmediğini ifade eden Hasan Erel, Türkiye’ye yönelik terör tehdidine dikkat çekti:

    Hasan Erel’e göre 20 Ocak’a kadar çeşitli provokasyonlar meydana gelebilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Elon Musk aslında tam karşı cephede Soros’un yerini almaya başladı’

    ABD’de 5 Kasım’da ikinci defa başkan seçilen Donald Trump, X’in, Tesla’nın, SpaceX’in ve birçok şirketin sahibi, Amerikalı milyarder Elon Musk’ın hükümet verimlilik bakanı olacağını duyurdu.

    Musk, X platformundaki hesabı üzerinden ABD’ye ilişkin paylaşımlar yaparken, diğer yandan dünya meseleleriyle ilgili de gönderiler paylaştı.

    Son dönemde Musk’ın ilgi odağı Avrupa’ya kaydı. Daha önce Telegram’ın kurucusu Pavel Durov’un Fransa’da gözaltına alınmasıyla başlayan Avrupa’da sansür tartışmaları sebebiyle Elon Musk’ın ve Avrupa Birliği’nin arasında sürtüşme yaşanmıştı.

    Avrupa Birliği, X platformunun AB yasalarına uygun olmayan içeriklere izin vermemesini talep etmiş, Elon Musk ise ifade özgürlüğünden taviz vermeyeceğini dile getirmişti.

    Bu defa Musk, Almanya’da hükümeti topa tutarak, seçimlerde Almanya İçin Alternatif (AFD) partisini desteklediğini açıkça söyledi.

    İngiltere’de ise göçmenlerin kurduğu tecavüz çetelerinin soruşturulmadığının ortaya çıkmasıyla başlayan skandala da değinen Musk, Başbakan Keir Starmer’ın yargılanması gerektiğini ve hatta “ABD’nin bu gelişmelere müdahil olması” gerektiğini savundu.

    Avrupa’daki göç meselesini, Elon Musk’ın İngiltere ve Almanya hükümetleriyle yaşadığı gerilimi, Donald Trump’ın seçilmesinin etkilerini ve küresel sistemle ilgili tartışmaları, gazeteci ve belgeselci Sedat Aral ile konuştuk.

    Amerikalı milyarder Elon Musk’ın, liberalleri fonlaması ile tanınan George Soros’un tam tersi bir kampta fakat benzer bir pozisyonda konumlandığını aktaran Sedat Aral, Musk’ın ve Trump’ın tesiri ile dünyada karşı görüşün de güçlenmeye başladığını ifade etti. Sedat Aral’a göre kitlelerin liberallerden uzaklaşma sebeplerinin başında, yaşam tarzını derinden etkileyen kitlesel göçler ve ekonomik darboğaz geliyor:

    Dünyada savaşların çıkması için gerekçeler kalmadığını ve bu yüzden emperyal odakların savaşlar için bahaneler ürettiğini kaydeden Sedat Aral’a göre çok uluslu şirketler, Batı’da birçok siyasi partiyi etkisi altına almış durumda:

    Batı’da büyük göçlere ve şirketlerin otoritesine karşı çıkan herkese “aşırı sağ” denildiğini aktaran Sedat Aral, adeta kavramların içinin boşaltıldığını belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘Venezüella muhalefeti, ABD ile ortak hareket ettiğini hiçbir zaman gizlemedi’

    28 Temmuz 2024’te Venezüella’da başkanlık seçimleri düzenlendi.

    İktidardaki başkan Nicolas Maduro ve muhalefetin adayı Edmundo Gonzalez karşı karşıya geldi. Seçimleri, oyların yüzde 51,95'ini alan Maduro'nun kazandığı ilan edildi. Ancak Amerikan basını, özellikle The Atlantic dergisi, seçimlerin "hileli" olduğu iddiasında bulundu. Avrupa Birliği'nin yüksek temsilcisi Josep Borrell, seçimlerin AB tarafından tanınmayacağını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise seçimleri Edmundo Gonzalez'in kazandığını öne sürerek, Venezüella yetkililerin açıkladığı sonuçları tanımadıklarını ilan etmiş oldu.

    10 Ocak’ta Maduro’nun yemin töreni öncesi, muhalif Edmundo Gonzalez’in de adeta paralel yemin töreni düzenleyeceği iddiaları da ortalığı karıştırdı ve siyaseten gergin bir atmosfer yarattı.

    Venezüella’da seçim sonrası süreci, Donald Trump’ın seçilmesiyle tekrar gündeme gelen dış müdahaleleri ve Venezüella’daki durumu, gazeteci ve yazar Çağlar Tekin ile konuştuk.

    BM heyetinin Venezüella seçimlerine ilişkin ikiyüzlü bir rapor yayınladığını vurgulayan Çağlar Tekin, yaşanan gelişmeleri şu ifadelerle aktardı:

    Donald Trump’ın ilk döneminde Venezüella’da darbe girişimi ve işgallerin gündeme geldiğini hatırlatan Tekin, ekonomik yaptırımların ve enflasyonun dış müdahaleye uygun zemin hazırladığını belirtti:

    Venezüella muhalefetinin Batı ile olan yakın ilişkilerini açıkça beyan ettiğini ifade eden Tekin, 10 Ocak’ta Maduro’nun yemin töreni sonrası muhalif liderler ile Trump arasında bir görüşme olabileceğini kaydetti:

    Donald Trump döneminin uzlaşı sağlayacağı ülkeler arasında Venezüella’nın yer almadığı değerlendirmesinde bulunan Çağlar Tekin’e göre ABD, 20 yıldır yatırım yaptığı Venezüella’dan vazgeçmeye niyetli değil:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners