EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘ABD ve İsrail’in stratejisi savaş ve çatışma yoluyla ‘sessiz göç’ yaratmak’

    Yeni dönemine ‘hızlı’ başlayan ABD Başkanı Donald Trump, dış politikada pek çok konuda izleyeceği politikaların işaretlerini verirken, Ortadoğu politikaları henüz belirsiz görünüyor. Trump’ın Ortadoğu’da somut tek hamlesi Gazze’de büyük insani drama dönen krizde ateşkes ve takas anlaşması oldu. Ardından ABD Başkanı ‘yeniden inşa’ söylemi altında Gazze’deki Filistin nüfusu Mısır ve Ürdün başta olmak üzere diğer ülkelere gönderme söylemlerini yükseltti.

    Ancak örneğin Suriye’de devletin çöküşü ve HTŞ’nin iktidarı karşasındaki tutkumu belirsiz. Trump, ABD’nin kaçınamayacak bu meseleye uzak duruş sergiliyor. Şimdilik, "Suriye konusunda bir karar vereceğiz. Suriye kendi derdinde. Orada zaten yeterince karışıklık var. Bizim oraya karışmamıza gerek yok” demekle yetindi.

    Ancak Suriye’den asker çekmeyi düşündüğü iddiaları ortaya atılıyor. Rejim değişikliği sonrası Golan bölgesindeki işgalini derinleştiren İsrail ile birlikte Suriye’nin kuzeydoğusundaki SDG’nin de dikkatleri Trump’ın ne yapacağında.

    Trump’la birlikte Ortadoğu’yu bekleyen gelişmeleri ve Suriye ve Gazze’deki durumu Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.

    Ünal Atabay’a göre, Suriye’de yaşanan yönetim değişikliği Ortadoğu denkleminde kökten bir değişime işaret ediyor. Atabay, Suriye sahasındaki çok aktörlü durumun yarattığı belirsizlikleri vurguladı:

    Suriye’de çeşitli silahlı grupların etkisini yitirmediğini anımsatan Atabay, bu durumun HTŞ’nin coğrafya üzerindeki hakimiyeti ve bütünlük içerisinde bir Suriye tablosu ile ilgili tereddüt yarattığı değerlendirmesinde bulundu:

    Atabay, HTŞ’nin devlet yönetiminde yer alırken devlet geleneklerine uygun hareket etmesinin ‘kolay’ olmadığına dikkat çekti:

    İsrail’in Suriye toprakları üzerinde çizdiği ‘sözde’ bir hat olduğunu ve bu hat üzerinden sınırlarını ilerleteceği gözlemini aktaran Atabay’a göre yeni Suriye yönetiminin İsrail’e karşı koyacak bir gücü yok:

    Trump’ın Suriye ve bölge ile ilgili fikirlerinin Pentagon’un kendisine sunacağı rapor ve Netanyahu ile görüşmesinden sonra şekilleneceğini ifade eden Atabay, şöyle konuştu:

    Atabay, İsrail’in Gazze’deki amacının ‘gönüllü göç’ adı altında bir tehcir gerçekleştirmek olduğunu söylerken, İsrail ile Filistin arasında yeni bir çatışmanın yaşanabileceğini kaydetti:

    Suriye’de muhalif gruplar arasındaki çatışma olasılıklarını dikkat çeken Atabay, bunu engelleyebilecek tek faktörün uzun yıllardır süren iç savaşın getirdiği etki olacağını dile getirdi:

    1 hr 25 min
  • ‘Trump’ın ‘barış yapıcı’ söylemi Filistinliler lehine işlemeyecek’

    ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasıyla birlikte Ortadoğu’daki kaotik gidişat merak konusu. Trump’ın ilk ve en net hamlesi Gazze Şeridi’nde ateşkes ve takas anlaşmasının sağlanması oldu. Trump, özel temsilcisi Steve Witkoff aracılığıyla ‘masaya yumruğunu’ vurarak bunu sağladı; İsrail yönetimi açısından hedefleri başaramayarak ‘mağlubiyet görüntüsü’ ortaya çıkmasına aldırmadı. Ancak resmin diğer ayağı Gazze’deki Filistinlilerin akıbeti açısından sorunlu.

    Ateşkesle birlikte evlerinin yolunu tutan Gazzeliler başlarını sokacak yer bulmakta zorlanırken, Trump ‘geçici’ ve haa ‘kalıcı olabilir’ diye sunduğu tehcir planı için düğmeye basmış görünüyor. Trump ‘Gazze’de yeniden inşa’ başlığı altında Filistinlilerin Mısır ve Ürdün’e gönderilmesi için alenen bastırıyor. Geçen hafta Ürdün Kralı II. Abdullah’la yerinden edilen Filistinlilerin alınmasını konuştu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi’yle de gündemi de aynı.

    Trump, bu iki ülkeden yükselen itirazlar sorulduğunda, “Bunu yapacaklar... Bunu yapacaklar. Yapacaklar, tamam mı... Biz onlar için çok şey yapıyoruz ve onlar da bunu yapacaklar” diye yanıt verdi.

    7 Ekim 2023’un hemen ardından Biden yönetiminin aynı yöndeki girişimi geri tepmişken, Trump ‘tehcir planını’ uygulayabilir mi?

    ‘Gazze’de tehcir planı’nı, Gazze ateşkesiyle bağlantılı Lübnan ateşkesi ve Suriye’de rejim değişikliğinin yaratığı Ortadoğu manzarasını siyasi analist Umur Tugay Yücel ile konuştuk.

    Umur Tugay Yücel’e göre, Trump’ın ‘barış yapıcılık’ iddiası manidar. ABD Başkanı’nın Gazze için amacının Arap ülkelerine maksimum sayıda Filistinlinin gönderilmesi olduğunu belirten Yücel, bunun Biden yönetimi politikalarının da devamı niteliğinde olduğunu vurguladı:

    Trump’ın ilk döneminde attığı adımları Arap dünyasının kınamakla yetindiğini anımsatan Yücel, ‘ticaret kafası’ taşıyan yeni ABD Başkanı’yla ilgili “Bu konuda Mısır’a ya da Ürdün’e ne sunacak” sorusunu dile getirdi:

    Yücel, Trump’ın pek çok bölgede ‘agresif’ hamlelerde bulunmasını bekliyor:

    Umur Tugay Yücel, Gazze ateşkesi sonrası takas sürecinde Hamas’ın ‘gövde gösterileri’ ile kaybetmediğini ortaya koyduğunu belirtirken, yine de ‘kazananın gri olduğu’ bir sürece atıfta bulundu:

    Yücel, İsrail yönetiminin Trump sayesinde sadece Gazze Şeridi değil Suriye dahil bölgede ‘fırsatlar’ ortaya çıkan bir konuma gelebileceğine de dikkat çekti:

    Diğer yandan İsrail’de Maariv Gazetesi Trump’ın ‘Suriye planlarına’ dair iddiaları gündeme taşıdı. En dikkat çekeni, Trump’ın Suriye’den ABD’yi çekmek için Türkiye-İsrail normalleşmesi şartı koşması. Yücel’e göre bu çok mümkün görünmüyor:

    Suriye’nin hala büyük bir ‘oyun sahası’ olduğunu dile getiren Yücel, ayrıca yeni Suriye yönetiminin Suriye halkına kendini kabul ettirebilmesi için toplumsal refahı ön planda tutması gerektiğini, aksi halde sonunun Esad gibi olabileceğini ifade etti:

    ABD ve İsrail destekli SDG, YPG ve PKK’nın Türkiye ile ABD arasında yıllardır çözülemeyen konu başlıkları arasında olduğunu belirten Yücel, Trump’ın ‘öngörülemezliğini’ de göz önünde bulundurarak Türkiye’nin her türlü senaryoya hazır olması gerektiği görüşünde:

    1 hr 25 min
  • ‘Trump, yarın gelip Türkiye’nin de kapısını İsrail ile normalleşme için çalacak’

    Çin şirketi DeepSeek'in piyasaya sürdüğü yapay zeka modeli, dünyayı sarsmayı sürdürüyor. Amerika'nın yapay zeka alanında bayrak gemisi olan OpenAI şirketinin 100 milyon dolardan fazla maliyetle eğittiği ChatGPT'ye denk olan DeepSeek yapay zekasının sadece 5.6 milyon dolara eğitildiği belirtildi. Çin'in 20 kat ucuza mal ettiği efektif yapay zekanın ayrıca eski model yarı iletken çipler ile çalışıyor olması, teknoloji alanında yapay zeka optimizasyonu hakkında tartışmalara sebep oldu.

    DeepSeek gelişmesi, başta ABD'nin yarı iletken devi Nvidia firması olmak üzere birçok şirketin değer kaybetmesine sebep oldu. Nvidia tek başına 600 milyar dolarlık değer kaybı yaşarken, Amerikan yapay zeka ve yarı iletken üreticisi şirketlerin toplam değer kaybı 1 trilyon doları aştı.

    Başkanlık seçimi süreci boyunca Çin'e yüksek gümrük vergileri uygulamaktan ve üçüncü ülkeleri Çin ile ticareti azaltma konusunda tehdit edeceğinden bahseden Donald Trump'a karşı, Çin'in ABD piyasası üzerindeki etkinliği gözler önüne serildi. Gözler, yaptırım veya gümrük konusunda net bir açıklama yapmaktan kaçınan Trump'a çevrildi.

    Donald Trump bir diğer sınavını ise Ortadoğu'da vermeyi sürdürdü. Başkanlık kampanyasında Ortadoğu için barış gerektiği vurgularıyla öne çıkan Trump, İsrail'e çok yüksek patlayıcılı uçak bombalarının satışına izin verdi. Bu bombaların İsrail'e satışı, sivillere verdiği hasar sebebiyle Biden döneminde yasaklanmıştı.

    Öte yandan Trump, "Tek telefon görüşmesi ile Ukrayna'daki savaşı durdurabilirim' ifadesinden de geri adım atarak "Ateşkes için 100 gün" hedefi koydu. Fakat Rusya'ya yönelik yaptırım tehdidinde bulunan Trump, ateşkes görüşmeleri için mevcut söylemleri sebebiyle olumlu geri dönüş alamadı.

    Çin'e karşı teknoloji ve ticaret alanında mücadele etmeyi adeta ana devlet politikası haline getiren Trump'ın, iç siyasetteki vaatler ile dış siyaset vaatlerini dengeleme konusunda neler yapacağı, Çin'e karşı somut bir adım atıp atmayacağı, Ortadoğu'da Gazzelileri sürgün etme mevzusunda ne kadar kararlı olduğu ve Grönland meselesinde taleplerini ne kadar ileriye götüreceği merak konusu oldu.

    ABD Başkanı Doland Trump’ın Çin politikasını, ticaret savaşı ihtimalini, DeepSeek ile yapay zekaya hızlı bir giriş yapan Çin’in ABD’yi tedirgin etme sebeplerini ve Trump’ın Ortadoğu için planladığı dış politikayı, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’ndan Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ABD’de 20 Ocak’ta görevi devralan başkan Donald Trump’ın, Çin’e odaklanmadan önce birçok başka problemle karşı karşıya olduğunu kaydeden Dr. Barış Adıbelli’ye göre, Trump’ın dış politikası birinci döneminden pek de farklı olmayacak:

    ABD’nin Çin üretimi DeepSeek yapay zekanın potansiyelini görünce korkuya kapıldığını aktaran Adıbelli, Amerika’nın asıl korkusunun Çin’in yapay zekayı tam anlamıyla savunma sanayisine entegre ederek otonom savaş sistemleri üretmesi olduğunu belirtti. Dr. Adıbelli’ye göre ABD, teknoloji yarışında Çin’in gerisinde kalabilir:

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Çin’in elektrikli araç üretimi ile rekabet edemeyeceğini anlayan Trump, yönünü geleneksel arabalara ve petrol üretimine çevirdi. Trump’ın asıl hedefinin Rusya ve Çin arsasındaki işbirliğini sonlandırmak olduğunu vurgulayan Adıbelli, Amerika Birleşik Devletleri’nin günümüzde böyle bir güce sahip olmadığının altını çizdi:

    Donald Trump’ın barış vaatlerini yerine getirmek yerine İsrail’e bomba satışına izin verdiğini anımsatan Dr. Adıbelli, Trump’ın aynı şekilde Ukrayna meselesini de çözüme kavuşturamayacağını ifade etti. Adıbelli’ye göre Trump’ın Ortadoğu formülünde, Türkiye başta olmak üzere birçok devleti İsrail’le normalleşmeye zorlamak planı öne çıkacak:

    1 hr 25 min
  • 'Liberal Avrupa'nın sonu geldi'

    ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İngiliz Financial Times'ın haberine göre Trump, görüşme esnasında "Grönland'ı alacağım" ifadelerini kullandı. Trump'ın keskin tavrı sonrasında Danimarka hükümetinin "kriz moduna girdiği" iddia edildi.

    Daha sonra İskandinav ülkelerinin Başbakanları bir araya gelerek Grönland meselesini konuştu. Danimarka Dışişleri Bakanlığı, Grönland'ı "rızası dışında ABD'ye vermeyeceklerini" belirtti.

    Diğer yandan Gazze'de ikinci esir takasının gerçekleştirilmesinin ardından üçüncü esir takası gündeme geldi. Donald Trump, Gazzelilerin Mısır'a adeta "tehcir edilmesini" gündeme getirdi.

    X sosyal medya platformu, SpaceX ve Tesla şirketlerinin CEO'su milyarder Elon Musk ise Almanya'da Avrupa basını tarafından "aşırı sağ" olmakla itham edilen AFD'nin (Almanya İçin Alternatif) partisinin mitingine video konferans yöntemiyle katıldı. Musk'ın AFD mitinginde ilettiği mesajlar, Avrupa basını ve siyasileri tarafından hedef alındı.

    Donald Trump'ın "Donroe Doktrini'ni, Avrupa-Trump kapışmasını, Grönland gerginliğini, Çin ile ticaret savaşı politikasını ve Avrupa'daki politik çalkantıları, Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

    Prof. Dr. Hasan Ünal ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalıların ABD'nin 'parasını yediğini' düşündüğünü dile getirdi. Trump'ın yeni yıl dilek listesine dahi eklediği Grönland ve Kanada gibi merkezlerin ABD'ye dahil olması fikrinin Monroe Doktrini ile benzerlikler taşıdığını da sözlerine ekleyen Ünal, ancak ABD'nin daha saldırgan bir politika izleyerek kendi etrafının da dışına çıktığını belirtti:

    Trump'ın ikinci kez Amerikan başkanlık koltuğuna oturması ile birlikte ABD'nin Rusya ve Çin'le hasmane ilişkiler yürütmeyeceğini, söz konusu ilişkilerin ticaret savaşından öteye gitmeyeceğini ifade eden Ünal, neoliberal ekonomik yapıların her yerde çöktüğünü ve liberal Avrupa'nın sonunun geldiğini söyledi:

    Sistem karşıtı partilerin 'aşırı sağ' olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını dile getiren Ünal, liberaller ve solcuların kendi ülke çıkarları doğrultusunda hareket etmeyerek Rusya'ya karşı savaşı körüklediğini kaydetti:

    Hasan Ünal'a göre Çin'in yapay zeka şirketi DeepSeek'in gündeme gelişi ile birlikte ABD'nin Çin ile rekabet edemeyeceği ortaya çıktı:

    1 hr 25 min
  • ‘DeepSeek’in potansiyeli, ABD’yi korkuttu’

    Çinli DeepSeek şirketi, yapay zeka modelini piyasaya sürdü. MIT üniversitesinin açık kaynak kodunu kullanarak 5.6 milyon dolara sadece iki ayda eğitilen yapay zeka modeli, piyasaları altüst etti.

    Tamamen ücretsiz olan DeepSeek, açık kaynak kodu sayesinde kullanıcıların kendisini istediği gibi özelleştirmesine izin veriyor.

    Amerikalı şirketlerin yüz milyon dolardan fazla bütçe ile yıllarca eğittiği yapay zeka modellerine yakın bir performans gösteren DeepSeek, ayrıca ticaret yasakları yüzünden son model yarı iletken çipleri değil, daha eski ve daha düşük performanslı çipleri kullanarak üretildi.

    DeepSeek atılımı sonrası Amerikan yarı iletken çip, ekran kartı, yazılım ve yapay zeka şirketi Nvidia, bir günde 600 milyar dolarlık pazar kaybına uğradı. Nvidia’nın hisseleri çakılınca yaşadığı 600 milyar dolarlık kayıp, Amerikan tarihinde bir günde yaşanan en büyük kayıp olarak kayıtlara geçti.

    Çin’in geliştirdiği yapay zeka DeepSeek’in hikayesini, Çinli girişimci Liang Wenfeng’in yarı iletken çip kısıtlamasına karşın izlediği yolları, teknolojide Amerikan tekelinin kırılmasını ve ABD’de yaşanan tedirginliği, gazeteci ve Radyo Sputnik programcısı Serhat Ayan ile konuştuk.

    DeepSeek yapay zekası ile ABD’nin yapay zekadaki tekel görünümünün kırıldığını kaydeden Ayan, Trump’ın ortaya koyduğu StarGate projesine karşı Çin’in projesinin de rakip olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Serhat Ayan’a göre Çinliler, ABD yaptırımları sebebiyle DeepSeek yapay zeka modelini daha eski ve düşük performanslı çipler ile geliştirmek durumunda kaldı:

    DeepSeek’in daha eski ve daha düşük performanslı çipleri kullanarak, ABD şirketlerine göre 20 kat daha ucuza yapay zeka dil modeli geliştirdiğini aktaran Serhat Ayan, Çin’in kullandığı açık kaynak kodunun da Amerikan üniversitesi MIT’ye ait olduğunu dile getirdi:

    DeepSeek’in düşük kapasiteli sunucu parkıyla ortaya koyduğu yapay zekanın potansiyelinin ABD’yi tedirgin ettiğini vurgulayan Serhat Ayan, şu ifadeleri kullandı:

    Teknoloji yarışında devletlerin “AGI” olarak bilinen Genel Yapay Zeka’ya ulaşma arzusunda bulunduğunu aktaran Serhat Ayan, Çin’in yaptığı atılımla Amerika’nın oldukça gerildiğini ifade etti:

    Serhat Ayan’a göre ABD’nin TikTok dahil bütün teknolojik ürünleri bünyesine katma niyetine ilk darbe, Huawei’nin kendi işletim sistemini üç ayda piyasaya sürmesiyle geldi:

    OpenAI ve Trump yakınlaşması sonucunda Elon Musk ile diğer teknoloji grupları arasında kavga çıkabileceğini ifade eden Ayan, diğer yandan Musk ve Trump arasında da anlaşmazlık ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi:

    1 hr 26 min
  • ‘Suudi Arabistan’ın Lübnan’da daha aktif olduğunu görebiliyoruz’

    Gazze'de ikinci esir takası süreci başladı. Hamas, İsrailli dört kadın askeri Kızılhaç yetkililerine teslim edeceğini duyurdu. Karşılığında İsrail'in ise 200 Filistinli mahkumu serbest bırakacağı bildirildi.

    Gazze'de ateşkesin başlamasının ardından yapılan bu ikinci rehine takasıyla birlikte süreçte ilerleme sağlansa da, İsrail ordusunun Batı Şeria ve Gazze'deki saldırıları sonlanmadı.

    İsrail ordusunun, Gazze'de evlerine dönmeyi bekleyen sivilleri hedef aldığı ve ateş açtığı aktarıldı. İsrail ayrıca Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampı başta olmak üzere çeşitli noktalara yönelik saldırılar düzenledi.

    Körfez'de ise Suriye ve Lübnan hareketliliği başladı. Donald Trump'ın ABD'ye 600 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasında yatırım yapacağını öne sürdüğü Suudi Arabistan'ın, Lübnan ve Suriye için kapsamlı fonlar ayıracağı ifade edildi. Suudi Arabistan'ın özellikle liman işletmeleri ile ilgilendiği kaydedildi.

    Gazze ateşkesinin Arap basınına yansımasını, Donald Trump faktörünü, Lübnan’da artan Suudi etkisini ve Gazze’yle ilgili “yabancı misyon” tartışmalarını, gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    Arap basınının Gazze’deki esir takası konusunda Trump’ın sert bir müdahalesinin bulunduğu yönünde makaleler yazdığını aktaran Özuğurlu, Gazze’deki ateşkesin “kazananı” konusunda Arap basınında birlik olmadığını da sözlerine ekledi:

    Musa Özuğurlu’ya göre Arap ülkeleri henüz Trump’a karşı çıkmış değil. Trump’ın Ortadoğu’yu tamamen Netanyahu’nun alacağı inisiyatiflere bırakma niyetinde olmadığının altını çizen Özuğurlu, Trump döneminde bölge ülkelerinin ABD ile işbirliğinin artabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Lübnan’daki gelişmeler neticesinde özellikle Suudi Arabistan’ın Beyrut’taki etkisinin artabileceğine dikkat çeken Özuğurlu, diğer yandan Lübnan’daki yeni hükümetin Batı’nın “silahsızlandırılmış Hizbullah” söylemi ile paralel açıklamalarda bulunduğunu kaydetti:

    Gazze’de Hamas’ın veya İsrail’in zafer kazandığını ifade etmenin zor olacağını vurgulayan Özuğurlu, özellikle Gazze’de yaşanan büyük yıkıma dikkat çekti. Gazze için yabancı misyonun mevcut koşullarda gerçekçi olmadığı değerlendirmesinde bulunan Musa Özuğurlu’ya göre, Gazze’de Hamas dışındaki Filistinli aktörlerin öne çıkması daha olası:

    1 hr 24 min
  • 'Suriye'de Aleviler, Hristiyanlar ve Ermeni topluluk, Türk askerlerinin himayesini ve korumasını kabullenmeye hazır'

    Suriye'deki yeni yönetimin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun 55. Yıllık Toplantısı'na katıldı. Toplantıda eski İngiliz Başbakan Tony Blair tarafından ağırlanan Şeybani, Suriye'nin yeniden Suriye halkına ait olduğunu belirterek, halkın gelecek için birçok beklentisi ve umudu olduğunu vurguladı. Şeybani ayrıca kadınların Suriye'nin geleceğinde önemli bir rol oynayacağını öne sürdü.

    Yaptırımların geçmişte Suriye halkına yardım etmek için uygulandığını ancak şimdi Suriye halkının yaşamını zorlaştırdığını vurgulayan Şeybani, "Suriye'nin istikrarı için kilit nokta, ekonomik yaptırımların kaldırılmasıdır." dedi.

    Şeybani "Dünya, Suriye'nin güvenli ve istikrarlı olmasını, barış içinde yaşamasını istiyor. Suriyeli halkının bu koşullar altında yaşamasına yardımcı olmak için, Suriyelilere yardım etmeli ve yaptırımları kaldırmalısınız." diye konuştu.

    Daha önce Suriye'nin yeni yönetimi, Körfez sermayesi başta olmak üzere yabancı sermayeden yatırım beklediklerini ve birçok alanda özelleştirmeye gideceklerini söylemişti.

    Diğer yandan Suriye'de HTŞ ile ortak hareket eden çeşitli grupların, hükümetin emirlerine ve müdahalesine karşın Alevilerin yaşadığı bölgelerde taşkınlık çıkardığı veya suç işlediği yönündeki iddialar, azınlıkların Suriye'deki geleceği konusunda tedirginlik yarattı.

    Suriye’de geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Davos ziyaretini, Davos’ta Şeybani-Tony Blair görüşmesini, Suriye’deki mevcut tabloyu ve Alevilerin konumu ile Türkiye’den beklentileri, Prof. Dr. Mehmet Yuva ile konuştuk.

    Suriye’de geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Dünya Ekonomik Forumu için Davos’a katılmasının ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüşmesinin kritik bir gelişme olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Yuva, Suriye’nin geleceğinin uygulayacağı özelleştirme ve yabancı yatırım politikaları ile şekilleneceğini dile getirdi:

    Prof. Dr. Mehmet Yuva’ya göre HTŞ’nin terör örgütü statüsü, Batı ile yapacağı ortaklığa bağlı olarak değişebilir:

    Suriye’de Alevilerin, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütü tarafından kurulan geçici hükümetten asayiş, Alevilere yönelik bazı grupların saldırılarının durması, ekonomik hayata dönüş yapılabilmesi gibi çeşitli beklentiler içinde olduğunu aktaran Prof. Dr. Mehmet Yuva, Suriyeli Alevilerin İsrail ile görüştüğü yönündeki iddiaları gerçekçi bulmadığını vurguladı. HTŞ’nin bölgede huzuru sağlayamaması durumunda Türkiye’nin Bayırbucak Türkmenlerini korumak için Suriye’nin sahil bölgesine yapacağı bir müdahalenin Aleviler, Hristiyanlar ve Ermeni topluluk tarafından da desteklenebileceğini dile getiren Yuva, bölgedeki azınlıkların güvenlik konusunda Türkiye’den de beklentileri olduğunu ifade etti:

    1 hr 25 min
  • 'Trump döneminde Suriye, İbrahim Anlaşmaları'nın bir ucundan tutarak sürece dahil olabilir'

    ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlaması ile birlikte İbrahim Anlaşmaları tekrar gündeme geldi. Trump, döneminde Körfez ülkeleri ve İsrail arasında normalleşmeyi sağlamayı hedefliyordu. Özellikle 7 Ekim 2023 tarihindeki Hamas saldırısı ile şiddetlenen İsrail-Filistin çatışmalarından sonra, İbrahim Anlaşmaları'nın akıbeti merak konusu olmuştu.

    Diğer yandan Gazze'de ateşkesin başlaması ve esir takaslarının yürürlüğe girmesiyle birlikte Gazze'nin geleceği de gündem oldu. Trump, Gazze'ye yatırım fırsatları olduğundan bahsetti fakat barış için umutlu olduğuna dair bir ifade kullanmadı.

    Trump döneminde Ortadoğu'da öne çıkan diğer konu başlıkları ise İran ve Suriye. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, CNN'e verdiği röportajda Trump ile müzakereye hazır olduğunu söyledi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise, ABD'nin desteğini aldıklarını ve İran ile askeri çatışma opsiyonunun hala geçerli olduğunu öne sürdü.

    Donald Trump’ın Ortadoğu politikalarını, İbrahim Anlaşmaları’nı, Trump dönemi Ortadoğu’yu bekleyen gelişmeleri ve Suriye denklemini, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre rehineleri ön plana koyan Trump yönetimi, Gazze’de Hamas’lı bir gelecek öngörmüyor:

    Donald Trump’ın Ortadoğu’da İsrail’i merkeze koyarak bölge ülkeleri ile İsrail arasında normalleşmeyi hedefleyeceğini dile getiren Çınkara, diğer yandan Trump yönetiminin İran’ı köşeye sıkıştıracak adımlar atma niyetinde olduğunu belirtti:

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre Trump, İran ile müzakereleri merkeze koyacak. Eğer İran ile müzakerelerde aşama katedilemezse sınırlı bir askeri operasyonun gündeme gelebileceğini ifade eden Çınkara, Trump’ın halihazırda İsrail’e yönelik silah engellerini kaldırdığını hatırlattı:

    Suriye’de yeni yönetimin yayınladığı açıklamalar ile Batı’ya ‘Resmi muhatabınız biziz’ mesajı vermeyi hedeflediğini kaydeden Dr. Çınkara, şu ifadeleri kullandı:

    Suriye’de gidişatı netleştirecek görüşmelerin daha henüz başlamadığını vurgulayan Çınkara’ya göre, Trump pozisyonunu net şekilde belli ettikten sonra pazarlıklar başlayacak:

    1 hr 25 min
  • ‘Artan Körfez etkisiyle birlikte Suriye ve Lübnan da İsrail ile masaya oturabilir’

    Gazze’de ateşkes sonrası İsrail bu defa da Batı Şeria’ya saldırdı. İsrail ordusunun Cenin mülteci kampına saldırısında 6 Filistinli öldü, 35 kişi yaralandı.

    İsrail basınına konuşan bir askeri kaynak, saldırıların birkaç gün sürmesinin beklendiğini aktardı. İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada ise Cenin'e saldırıların İsrail "güvenlik kabinesi"nin kararıyla başlatıldığı duyuruldu.

    Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliğine aday gösterdiği Elise Stefanik, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da "İncil'den doğan bir hakkı" olduğunu iddia etti.

    Diğer yandan ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte pazar günü Hamas, 3 İsrailli rehineyi serbest bıraktı. İsrail ise 90 Filistinli mahkumu serbest bırakarak ateşkes uyarınca ilk esir takasını gerçekleştirdi.

    Gazze’deki ateşkesi, Hamas ve İsrail’in zafer tartışmalarını, Lübnan’daki siyasi durumu, kurulacak hükümetteki kabine dağılımını, Suriye ve Lübnan üzerinde artan Körfez etkisini ve Türkiye’nin denklemdeki konumunu, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ile konuştuk.

    Donald Trump’ın seçim vaatleri sebebiyle Gazze’de tekrar alevlenebilecek çatışmalara göz yummaktan kaçınacağını ifade eden Atlıoğlu, diğer yandan Trump’ın Batı Şeria’ya yönelik İsrail askeri müdahalesine bu süreçte sesini çıkarmayacağı değerlendirmesinde bulundu:

    Gazze’deki ateşkesin Hamas için net bir zafer anlamına gelmediğinin altını çizen Atlıoğlu, yaşanan büyük yıkımın toparlanmasının oldukça zor olacağını belirtti. Atlıoğlu’na göre Gazze’deki kötü yaşam koşulları, uzun vadede Filistinlilerin bölgeyi terk etmesine sebep olabilir:

    Doç. Dr. Atlıoğlu’na göre Lübnan’da Hizbullah, yeni kurulacak hükümette çok fazla bakanlık elde edemeyecek. Suudi Arabistan’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Lübnan ve Suriye hattında etkinliğini giderek artırmaya çalıştığını vurgulayan Atlıoğlu, Suriye ve Lübnan’ın da İsrail ile masaya oturabileceğini dile getirdi:

    Suriye’de Türkiye ve Körfez ülkeleri arasında bir rekabet yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu, mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda ABD’nin bölgedeki askeri varlığını korumak isteyeceğini kaydetti:

    1 hr 20 min
  • ‘Amerika Trump’laştı'

    5 Kasım’da başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri’nin 47’inci Başkanı olarak törenle yemin etmek üzere Washington D.C.’ye büyük bir konvoy ile geldi.

    Seçim süreci boyunca ABD’de artan yaşam maliyeti, enflasyon, yasadışı göçmen krizi, Ukrayna’daki çatışmalara verilen doğrudan desteğin maliyeti, ABD’nin dünyadaki imajının gerilemesi ve enerji fiyatlarındaki artış sebebiyle Joe Biden yönetimini sıklıkla eleştiren Trump’ın, yemin konuşmasında hangi konulara atıf yapacağı merak konusu oldu.

    Trump, başkan seçildikten sonra henüz koltuğa oturmadan Grönland’ı ve Panama Kanalı’nı ABD kontrolü altına almak istediğini, diğer yandan Meksika ve Kanada’nın da birer “Amerikan eyaleti” olabileceği yönünde çeşitli açıklamalarda bulunmuştu. Trump, son olarak Meksika Körfezi’nin adının da Amerikan Körfezi olarak değiştirilmesini önermişti.

    ABD’nin 47’nci Başkanı Donald Trump’ın yemin töreni öncesi iç siyasetteki durumunu, vaatlerini, başkanlığa saatler kala giriştiği politikaları, dış politika vizyonunu ve Suriye ekseninde Türkiye’ye yönelik olası tutumunu, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ABD uzmanı Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde, ilk dönemine göre belirli avantajlara sahip olduğunu aktaran Şanlı Bahadır Koç, özellikle Amerikan halkının Trump çizgisine yaklaştığını belirtti:

    Donald Trump’ın özellikle Kongre’ye tam anlamıyla hakim olmadığını hatırlatan Şanlı Bahadır Koç, diğer yandan MAGA kanadı ve Elon Musk gibi sermayedarlar arasında çıkar çatışmaları meydana gelebileceğini belirtti. Koç’a göre Trump’ın bir diğer sıkıntısı ise, Çin ile yapmayı planladığı ticaret savaşında atacağı adımların geri tepmesi ihtimali:

    Şanlı Bahadır Koç’a göre Trump, diğer ABD başkanlarından farklı olarak dış politikadaki sert tutumunu, ideolojik bir idealizme bağlamıyor:

    Donald Trump’ın Ukrayna meselesinde “ABD kaybetmedi” gibi gözükebilecek bir formül arayışı içinde olacağını ifade eden Koç, Ortadoğu’da ise Trump’ın asıl hedefinin İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesi olduğunu kaydetti:

    ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın Çin’e yönelik yüksek gümrük vergisi politikalarının geri tepebileceği değerlendirmesinde bulunan Şanlı Bahadır Koç, diğer yandan Trump’ın Biden yönetiminin aksine Tayvan ekseninde Çin ile askeri bir çatışmaya girmeyi arzulamadığını vurguladı:

    Şanlı Bahadır Koç’a göre her ne kadar Trump Suriye’den çekilmek istiyor olsa da ekibi İsrail çizgisine yakın ve YPG’yi destekleme politikasının sürmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye’nin kazan-kazan formülü bularak Trump ile müzakereye bu şekilde başlaması gerektiğini savunan Koç, şu ifadeleri kullandı:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners