EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘2025’e damgasını vuran ülke Amerika olacak’

    ABD'nin New Orleans şehrinde 1 Ocak sabahı saat 03.45'te, bir sürücü kalabalığın içine arabasını sürdü ve 15 kişinin ölümüne sebep oldu. Aynı esnada Las Vegas'taki Trump Oteli girişinde, Tesla marka Cybertruck aracın içindeki el yapımı havai fişek ve yakıt tankları alev alarak patladı. Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırılar arasında koordinasyon olabileceğini belirtti ve New Orleans'taki saldırganın aracından IŞİD terör örgütüne ait bir bayrak çıktığını belirtti.

    Fakat yapılan incelemeler sonucunda, her iki saldırıyı yapan kişinin de günümüzde Fort Liberty olarak bilinen ve eski adıyla Fort Braggs olan Amerikan askeri üssündeki özel harekat komutanlığında görev yapmış askeri personeller olduğu ortaya çıktı.

    New Orleans’taki araçlı saldırgan Şemseddin Cabbar’ın özel kuvvetlerin eski bir personeli olduğu ifade edilirken, Cybertruck bombacısının ise Matthew Livelsberger adında, Yeşil Bereli özel harekat birliğinde muvazzaf bir uzman çavuş olduğu bildirildi.

    Saldırganların motivayonu tartışma konusu olurken, Amerikalı makamların derhal IŞİD’in adını anması ve basında IŞİD tartışmaları başlaması dikkat çekti.

    Donald Trump koltuğa oturmadan önce ABD’de gerçekleşen çifte terör saldırılarını, IŞİD adının anılmasını, Fort Braggs bağlantısını, Donald Trump’ın olası Pasifik politikalarını ve Suriye’deki rejim değişikliğinden sonra Çin’in Ortadoğu siyasetini, Küthaya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’ndan öğretim üyesi Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    Donald Trump’ın 20 Ocak’ta koltuğa oturmasıyla birlikte Ortadoğu ile özel olarak ilgileneceğini vurgulayan Dr. Adıbelli’ye göre Trump’ın önceliği Suudi-İsrail uzlaşısı olacak. Donald Trump’ın ayrıca Ortadoğu’da Türkiye-İsrail küskünlüğünü arzulamadığını kaydeden Adıbelli’ye göre Trump, Türkiye’yi baskı altına alacak politikalar izleyebilir. Suriye’den çekilme meselesine dair ise Dr. Barış Adıbelli’nin görüşü, Trump’ın askerleri çekmeyi başaramayacağı ve mevcut politikaya uyacağı yönünde:

    Donald Trump’ın Asya politikasının, Japonya’nın suikast sonucu ölen eski Başbakanı Şinzo Abe’in Hint-Pasifik doktrini ile uyumlu olduğunu dile getiren Dr. Barış Adıbelli, Trump’ın yeni döneminde Tayvan’a odaklanmak yerine Çin’in başını ağrıtabilecek ticari ve ekonomik meselelere eğilebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Çin’in ekonomik olarak gelişiminin sürdüğünü ve Tesla, Apple gibi büyük Amerikan şirketlerinin Çin pazarından çıkmayı arzulamadığını aktaran Dr. Adıbelli’ye göre Donald Trump da seçimlerden sonra yaptığı istişareler sonucunda bu durumun farkına vardı. Trump’ın Kuzey Kore ile yakınlaşma arzusunun da devam ettiğinin altını çizen Adıbelli, Güney Kore ve Japonya’nın önemini yitirebileceğini kaydetti:

    Suriye’deki gelişmelerin ardından Çin’in Ortadoğu’yu terk ettiği yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını savunan Dr. Adıbelli’ye göre Çin, dış politikasındaki geleneksel müdahalecilikten uzak siyasetini sürdürmeye devam ediyor. Çin’in çatışma sahalarında hiçbir zaman fiilen bulunmadığını hatırlatan Adıbelli, Çin’in krizlerin çözümünde BM’yi adres olarak gösterdiğini belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘Elon Musk bu yapay zeka sistemiyle dakikalık olarak seçmen eğilimlerini ölçebiliyor’

    ABD’de Donald Trump’ın en büyük destekçilerinden olan milyarder Elon Musk’ın, 20 Ocak’tan sonra Hükümet Verimlilik Bakanı olması bekleniyor. Musk, Amerikan devletinin çok yüksek harcamalar yaparak 36 trilyonu aşan bir borca girmesini eleştirerek katı tasarruf tedbirlerini savunmuştu.

    Diğer yandan Elon Musk, gerek kullanıcı adını değiştirmesi, gerek coin piyasasındaki etkinliği ve gerekse teknolojinin her alanına yaptığı yatırımlarla adından söz ettirmeyi sürdürüyor. İş dünyasında ve teknoloji devleri arasında Neuralink, Tesla, SpaceX, X (Twitter), Boring Company gibi birçok şirketle tanınan Musk, diğer yandan yaptığı şakalar, siyasi söylemler ve paylaştığı haberler ile küresel çapta gençlerin ilgi odağı oluyor.

    Kimileri tarafından “küresel kapitalizmin fenomeni” olarak tanımlanan Elon Musk, aynı zamanda bilgisayar oyunlarına olan yüksek ilgisiyle de biliniyor. Fakat Amerika’da 5 Kasım 2024’te düzenlenen başkanlık seçimine kadar radikal şekilde taraf tutmaktan kaçınan Elon Musk, artık Donald Trump hükümetinin adeta bir ortağı olmuş durumda.

    Amerika’da teknoloji dünyasının devlerinden Elon Musk’ın yükselişini, siyasete tam olarak girme kararını, bağlantılarını ve küresel kapitalizmin Elon Musk fenomenini araştırmacı Onur Özersin ile konuştuk.

    Elon Musk’ın 1990’larda bilişim ve internet teknolojilerinin ivme kazanmasıyla birlikte PayPal girişimini kurarak süratla zenginleştiğini vurgulayan Onur Özersin, Musk’ın projelerinin her daim bilim kurgu yapımlarına benzediğini ve dev projeler olduğunu dile getirdi:

    Elon Musk’ın Donald Trump suikast girişiminden sonra açıkça Cumhuriyetçileri desteklemeye başladığını kaydeden Özersin’e göre Musk ve arkadaşları halihazırda Silikon Vadisi’nde Demokratların destekçisi olmadıkları için adeta marjinal olarak algılanıyordu:

    Onur Özersin’e göre savunma sanayisinde bütçe kısıtlaması söylemi ile Amerikan siyaseti için radikal bir çıkış yapan Elon Musk’ın verimlilik bakanı olarak hedefi tasarruf yoluna giderek ABD’nin 36 trilyon dolarlık borcunu azaltmak:

    ABD’de yeni sağın yükselişiyle Elon Musk arasında da paralellik olduğunu kaydeden Özersin’e göre Avrupa ile Amerika ilişkileri yeni dönemde 180 derece değişebilir:

    Elon Musk’ın yapay zeka şirketinin dev bilgisayarına ve veri işleme merkezine dikkat çeken Onur Özersin, Musk’ın yapay zeka aracılığı ile X üzerinden seçmen eğilimlerini anlık olarak tespit etmiş olabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    1 hr 26 min
  • ‘Batı emperyalizminin İsrail’e verdiği desteğin sürdüğüne maalesef tanıklık edeceğiz’

    2024 yılı sona ererken arkasında birçok önemli siyasi gelişme bıraktı.

    İsrail’in 7 Ekim 2023’ten sonra başlayan Gazze saldırılarının kapsamı genişledi ve Lübnan’a yönelik İsrail kara işgali başladı. İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı ve lider kadrosunu öldürmesi sonrasında hava harekatlarının şiddeti arttı. ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ve Hizbullah arasında ateşkes ilan edilse de İsrail bu ateşkesi 300’den fazla kez ihlal etti.

    Diğer yandan Gazze’deki İsrail saldırıları da hız kesmedi. İsrail, bulunan Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’ye düzenlediği suikasttan sonra, Hamas’ın yeni Siyasi Büro Şefi Yahya Sinvar’ı da Gazze’de öldürdü.

    2024’te öne çıkan bir diğer olay ise, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesi oldu. Yapılan seçimlerde, reformist kanattan gelen Mesud Pezeşkiyan seçildi.

    ABD, tarihindeki en hareketli seçimlerden birini yaşadı. Cumhuriyetçilerin adayı ve eski başkan Donald Trump, iki suikast girişimine uğradı ve 5 Kasım’da hem Kongre’nin çoğunu, hem delegelerin çoğunu hem de oyların çoğunu alarak ikinci defa ABD Başkanı seçildi. Trump, 20 Ocak’ta koltuğa oturacak olmasına karşın seçilir seçilmez diplomatik temaslarını başlattı ve muhtemel kabinesini duyurdu.

    2024 kasım ayının sonlarında Suriye’de silahlı gruplar, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) öncülüğünde Halep’e yönelik harekat başlattı. Halep’in ardından güneye doğru ilerleyen silahlı gruplar, 8 Aralık’ta başkent Şam’a girerek yönetime el koydu. Suriye’nin devrik lideri Beşar Esad, sığınma talebinde bulunarak Moskova’ya gitti.

    2024’te yaşanan önemli olayları ve 2025’i bekleyen küresel siyasi tabloyu, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre 2024’ten 2025’e sarkan jeopolitik olaylar, parlak bir tablo çizmiyor:

    “2024 yılı, çok hayırlı, insanı ümitvar kılacak gelişmelere tanıklık etmedi. İnsanlık tarihine bakarsak mücadeleler; toplumsal mücadele, ideolojik mücadele ve sınıfsal mücadele asla vazgeçilecek şeyler değil. Biz de her şeye karşın mücadeleye, büyük insanlık için kavga vermeye, kendi ulusumuzun egemenliği için mücadele etmeye devam ediyoruz. Elbette edeceğiz de. Tıpkı bizden önceki kuşakların yaptığı ve bizi takip edecek kuşakların yapacağı gibi. Fakat dediğim gibi 2024’ün 2025’e bıraktığı miras pek de iç açıcı değil.”

    2024 yılı boyunca Ortadoğu’da başta İsrail eliyle olmak üzere çok fazla kan döküldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Doster, 2025’te de benzer bir tablonun sürmesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu ifade etti:

    Türkiye’nin Suriye politikasında tam anlamıyla bir başarı elde edebilmesi için sığınmacıların geri dönüşünü sağlaması ve YPG’nin varlığına son vermesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Doster, henüz bir zafer söylemi için çok erken olduğunu belirtti:

    Avrupa’nın kendi yarattığı değerlere sırt döndüğünü ve ahlaki olarak ikiyüzlülük yaptığını aktaran Doster, Avrupa’nın ABD politikalarını bu denli desteklemesinin Avrupa içinde de insanların tepkisini çekmeye başladığını söyledi:

    Donald Trump’ın yeni döneminde de eski dönemindeki politikaları sürdüreceği değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Barış Doster’e göre Trump’ın eli her ne kadar güçlü olsa da yine de müesses nizama karşı her dediğini yaptıracak kadar kuvvetli değil:

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre BRICS’in ve küresel güneyin 2025’te güçlenmesi durumunda Batı emperyalizmi dizginlenmiş olacak:s

    1 hr 26 min
  • ‘Bölgede küçük küçük yakılan ateşlerin üstüne benzin dökülürse kontrol kaybedilir’

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) önderliğindeki silahlı grupların 8 Aralık’ta başkent Şam’a girerek yönetime el koymasının üzerinden üç hafta geçti.

    HTŞ lideri Ahmed eş-Şera, anayasanın hazırlanmasının üç sene ve seçimlere gidilmesinin dört sene sürebileceğini açıkladı. Diğer yandan Şera, geçen hafta Türk, Amerikalı ve Avrupalı yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından bugün de Ukrayna heyeti ile buluştu. Ahmed eş-Şera, Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu.

    Daha önce ABD tarafından terör listesinde aranan eş-Şera için 10 milyon dolarlık bir ödül bulunuyordu fakat Amerikalı yetkililerle yaptığı temaslardan sonra bu ödül ve arama talebi kaldırıldı.

    Diğer yandan Suriye’yi ilgilendiren bir konu da ülkedeki asayiş meseleleri oldu. Suriye’nin çeşitli noktalarında, eski başkan Beşar Esad’a sadık olduğu öne sürülen silahlı hücrelerin gerçekleştirdiği eylemlerden sonra HTŞ birlikleri asayiş operasyonu başlattıklarını duyurdu. Çatışmaların sosyal medyada mezhepsel veya etnik temel üzerinden servis edilmesi ise endişeleri beraberinde getirdi.

    Suriye’deki gelişmeleri, Ahmed eş-Şera’nın anayasa ve seçim açıklamasını, kurulacak yeni Suriye ordusunu ve Türkiye’nin sahadaki rolünü, Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ile konuştuk.

    Kurulacak yeni Suriye ordusunun eğitilmesinde ve donatılmasında Türkiye’nin kritik bir rol üstlenebileceğini ifade eden İsmail Hakkı Pekin’e göre kurulacak ordunun NATO ile uyumlu olması bekleniyor:

    Türkiye’nin Bosna Hersek’ten Azerbaycan’a kadar askeri eğitim verme konusunda ciddi bir tecrübesi olduğunu kaydeden Pekin, benzeri bir eğitim Suriye’de kurulacak yeni ordu için verilebileceğini söyledi:

    Suriye’nin parçalanmama ihtimalinin de gündemde olduğunun altını çizen İsmail Hakkı Pekin, enerji ihtiyacı duyan Avrupa’ya Körfez gazının ulaştırılması için istikrarlı bir Suriye kurulabileceğini ifade etti:

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’deki tek anlaşmazlığın YPG/PYD meselesi olduğunu aktaran Pekin’e göre Türkiye destekli SMO gruplarının Ayn el-Arab’a doğru hareket etmemesinin sebebi de Amerika’nın Türkiye’ye yönelik ikazları oldu. İsmail Hakkı Pekin ayrıca Türkiye’nin Suriye için oluşturulacak fonda da söz sahibi olmaya çalıştığını dile getirdi:

    İsmail Hakkı Pekin’e göre ilerleyen günlerde IŞİD tekrar ortaya çıkabilir:

    Arap ülkelerinin HTŞ’yi istediğine dair bir işaret olmadığını kaydeden Pekin, Suriye’nin tamamen dağılması durumunda bölgenin tamamının etkileneceğini vurguladı:

    1 hr 25 min
  • 'Çin'in Suriye ile ilgili olarak Türkiye'yle görüşmesi gerekiyor'

    Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki Suriyeli silahlı grupların Şam’a girerek Beşar Esad yönetimini devirmesinin üzerinden neredeyse üç hafta geçti. Bu süreçte Şam’da geçici hükümet kurma çabaları devam ederken, Ortadoğu’da diplomasi trafiği hızlandı.

    Öte yandan Suriye’nin eski lideri Beşar Esad, 2023’te Çin’in başkenti Pekin’e giderek Çin Halk Cumhuriyeti lideri Şi Çinping ile temaslarda bulunmuştu. Çin, Suudi Arabistan ve İran arasında mutabakat sağlayarak Ortadoğu diplomasisinde ve dünya basınında adından söz ettirmişti. Beşar Esad’ın ziyareti, uzmanlar tarafından Çin’in Ortadoğu’da artan nüfuzuyla ilişkilendiriliyordu.

    Ancak Esad’ın tablonun dışına çıkmasıyla birlikte Çin’in Ortadoğu politikasının akıbeti merak konusu oldu. Ortadoğu’yu etkileyen bir başka faktör olan İsrail-İran gerilimi ve yaşanan çatışmaların da Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasında sağladığı mutabakatın geleceği konusunda çeşitli soru işaretleri uyandırdı.

    Suriye’deki gelişmeleri, Çin’in Suriye sahasına bakış açısını, Türkistan İslam Partisi faktörünü ve Donald Trump döneminde olası ABD-Çin geriliminin nasıl seyredebileceğini, gazeteci Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    Beşar Esad’ın devrilmesinin Çin’in arzulamadığı bir tabloya sebebiyet verdiğinin altını çizen Göçmen, Şu ifadeleri kullandı:

    ABD’nin Donald Trump’ın yeni döneminde İran’a karşı daha sert politikalar izleyeceğini kaydeden Göçmen, Suriye sahasındaki gelişmeler de hesaba katıldığında ABD’nin Çin’i Ortadoğu’dan dışlamak için bir dizi atım atacağını belirtti:

    Suriye sahasında aktif olan Türkiye İslam Partisi’nin gelecekte Çin Halk Cumhuriyeti için bir tehdit unsuru haline gelebileceği değerlendirmesinde bulunan Gökhun Göçmen, Pekin ve Şam arasındaki ilişkilerde bu faktörün de etkili olacağını ifade etti:

    Gökhun Göçmen’e göre Suriye’de eli en çok güçlenen devlet Türkiye oldu. Birçok ülkenin 8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin düşmesinin ardından Türkiye’ye üst düzey diplomatik ziyarette bulunduğunu hatırlatan Göçmen, Çin’in de Suriye’de etkin olabilmek için Türkiye ile görüşmesi gerektiğini vurguladı. Gökhun Göçmen ayrıca Çin lideri Şi Çinping’in 2025’te Türkiye’yi ziyaret etme ihtimalinin yüksek olduğunu aktardı:

    ABD’de Başkan Barack Obama döneminden bu yana Çin’i kuşatma politikasının aralıksız sürdüğünü belirten Gökhun Göçmen’e göre Donald Trump her ne kadar askeri çatışmadan uzak dursa da Çin ile ilişkileri tamamen kopma noktasına getirebilecek adımlar atabilir:

    Trump döneminde ABD ve Çin arasındaki gelişmelerin çeşitli fırsatlar da doğurabileceğini kaydeden Göçmen, özellikle ABD’nin agresif politikalarından tedirgin olan ulusların Çin ile yakınlık kurabileceğini ifade etti:

    1 hr 26 min
  • 'İran aslında bu sürecin en büyük kazananı olarak İsrail’i değil, Türkiye’yi görüyor’

    Suriye’de 8 Aralık’ta HTŞ öncülüğündeki silahlı grupların Şam’a girmesi ve yönetimi ele geçirmesinin ardından sular durulmadı. Suriye’de çeşitli yerlerde saldırı ve çatışma haberleri gelirken, ülkenin kuzeydoğusundaki YPG/PYD yapılanması da silahlarını bırakmayı reddetti.

    Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu güçleri ile YPG/PYD arasında Münbiç’in doğusundaki çatışmalar sürdü. Bölgede SİHA ve top atışları gerçekleştiği gözlendi.

    Öte yandan Suriye’de Beşar Esad yönetimine verdiği destekle bilinen İran tekrar tartışmaların merkezi oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yıl sonu basın konferansında “İran askerleri çekildi” demişti.

    16 Aralık’ta ise İran, Suriye’nin başkenti Şam’daki büyükelçiliğin faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti.

    Ortadoğu’da İran ekseninde yaşanan bir başka gündem ise İsrail-İran gerilimi. İsrail’de istihbarat şeflerinin Binyamin Netanyahu’ya “Husileri vurmak yetmez, İran’ı vurmak gerekiyor” şeklinde tavsiyelerde bulunduğu, İsrail basınında manşet oldu.

    İran ise bu ayın başında İsrail’den gelecek saldırılara yanıt verecekleri mesajını vermişti.

    Suriye’deki gelişmeleri, İran’ın tepkisini, İran’ın Direniş Ekseni politikasındaki son durumu ve Türkiye-İran ilişkilerini, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz ile konuştuk.

    ‘İran’da büyük ekonomik kırılganlıklar var. Bunun sürdürülebilirliği mümkün değil’

    İran’ın 2011’den bu yana geliştirdiği Direniş Ekseni politikasından adeta vazgeçtiğinin altını çizen Dr. Bilgehan Alagöz, bunun en büyük sebeplerinden birisinin İran’ın yaşadığı ekonomik zorluklar ve uluslararası izolasyon olduğunu dile getirdi. Dr. Alagöz’e göre İran’da bu dönüşümü başlatan olay ise 2020 yılında Kasım Süleymani Suikastı oldu.

    İran basınında Suriye’deki sürecin kazanan tarafının Türkiye olarak yazıldığını aktaran Dr. Bilgehan Alagöz, İran’da Türkiye’yi, İsrail’den daha büyük bir tehdit olarak gören bir algının mevcut olduğunu kaydetti:

    Türkiye ve İran arasında çeşitli alanlarda ortak söylemler olmasına karşın sahada bir rekabet olduğunu ifade eden Dr. Alagöz’e göre, Türkiye-İran arasındaki ihtilaflı konular gelecekte de devam edecek:

    İran’da rejim değişikliği ihtimalinin Hamaney hayattayken düşük olduğunu vurgulayan Dr. Bilgehan Alagöz, diğer yandan İran’da çeşitli değişikliklerin de meydana geldiğini kaydetti:

    Dr. Alagöz’e göre Netanyahu’nun içerideki konumu sağlam değil ve iktidarını sürdürebilmek için yeni çatışma zeminleri yaratmaya çalışıyor:

    1 hr 26 min
  • ‘Amerika’nın desteği ile Suriye'de gözlerimizin önünde PKK devleti kuruluyor’

    Suriye’de Beşar Esad hükümetinin 8 Aralık’ta devrilmesinden bu yana Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderli Ahmed eş-Şera’nın hükümet kurma çalışmaları sürüyor.

    Diğer yandan İsrail, Golan Tepeleri’nin Suriye’de kalan bölümünü işgal ederek su kaynaklarını ele geçirdi ve Suriye ordusundan geriye kalan askeri teçhizatı yok etmek için 400’den fazla sorti gerçekleştirdi.

    İsrail’in saldırılarına karşılık Yemen’deki Husiler, Tel-Aviv’e süpersonik füze fırlattı. Füzenin patlaması sonucunda onlarca kişi yaralanırken, İsrail makamları tüm ülke nüfusunun yarısının sığınaklara girdiğini ifade etti.

    Ardından İsrail ve ABD, Yemen’de Husilere ait stratejik noktalara hava saldırıları düzenledi. Yemen’den gelen görüntüler, çeşitli mühimmat ve yakıt depolarının patladığını ve alevler içinde kaldığını gösterdi. Öte yandan ABD, bir adet F-18 savaş uçağının dost ateşi sonucunda düştüğünü açıkladı. Husiler ise uçağı kendilerinin vurduğunu öne sürdü.

    Yemen’de çatışmalar giderek şiddetlenirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Suriye’nin kuzeydoğusunda konuşlu YPG/PYD hakkında sert açıklamalarda bulundu. Örgütün varlığının kabul edilmeyeceğini ifade eden Erdoğan, “Geri adım yok” dedi.

    Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) güçleri, Tel Rıfat’ı ve Münbiç’i YPG/PYD’den ele geçirdikten sonra Münbiç’in doğusundaki Kara Kozak Köyü ve Tişrin Barajı ekseninde örgüt mensuplarıyla çatışmalara girdi. Çatışmalar sonucunda her iki taraftan da kayıp yaşandı. YPG, en az 31 militanının birkaç gün içinde öldüğünü açıkladı.

    Suriye’de yaşananları, İsrail ve ABD’nin Yemen saldırılarını, Türk-Amerikan ilişkilerinde YPG etkisini, Suriye’de federasyon ihtimallerini ve bölgedeki gelişmeleri, ATASAM uzmanı ve gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.

    Suriye’deki gelişmelerin İsrail’in çıkarına uygun olarak ilerlediğini vurgulayan Hasan Erel, şu ifadeleri kullandı:

    İsrail’in ve ABD’nin Yemen’e yönelik artan saldırılarına Suudi Arabistan’ın da dahil olabileceği yönündeki iddiaları yorumlayan Hasan Erel, Yemen’in tarih boyunca direniş ruhuna sahip olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    İran askerlerinin Suriye’den çekilmesinin Beşar Esad’ın düşüşünde önemli rol oynadığını ifade eden Hasan Erel, İran’ın bölgedeki politika değişiminden bahsetti:

    Suriye’de sürecin henüz sona ermediğini anımsatan Hasan Erel’e göre, Türk-Amerikan ilişkilerinde belirleyici faktörlerden biri de YPG olacak. Türkiye’nin harekat yapma ihtimaline değinen Erel, diğer yandan ABD, İsrail ve İngiltere desteği ile YPG/PYD yapılanmasının adeta devletleştiğini vurguladı:

    Mısır’ın Suriye’deki gelişmelerden ve İsrail’in hamlelerinden dolayı tedirgin olduğunu kaydeden Erel, gelişmelerin Mısır’a da yansıyabileceği uyarısında bulundu:

    1 hr 25 min
  • 'ABD ve Fransa'nın Suriye'de federatif yapı oluşturmak için çalışmaları var'

    Suriye’de 8 Aralık’ta Şam’a girerek yönetime el koyan Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), geçici hükümetini kurmaya devam ediyor. HTŞ lideri Ahmed eş-Şera, 2025’in 1 Mart tarihinde yeni anayasanın hazırlanacağını ve daha sonraki süreçte seçimlere gidileceğini vurguladı.

    Diğer yandan Suriye’de nasıl bir anayasa hazırlanacağı merak konusu oldu. Kimi uzmanlara göre Suriye, Irak’taki gibi etnik ve mezhepsel temelli bölünme tehlikesiyle karşı karşıya. Bazı uzmanlar ise Suriye’nin doğrudan üç parçaya ayrılabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

    Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG/PYD yapılanmasını terör örgütü olarak tanıdığını vurgulayarak örgütün silahlarını bırakmasını talep ederken, YPG ile işbirliği içerisinde bulunan ABD, “IŞİD tehdidi” argümanını öne sürüyor.

    Sahada ise Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ve ABD destekli YPG/PYD güçleri arasında çatışmalar yaşanıyor. SMO’nun Tel Rıfat ve Münbiç’i YPG’den almasından sonra örgüt, geniş tünel ağını kullanarak taciz atışlarına başladı. Son iki günde yaşanan çatışmalardan sonra YPG, en az 31 militanının öldüğünü duyurdu. Suriye Milli Ordusu güçleri, esir alınan beş YPG üyesinin görüntülerini yayınladı. Çatışmalar, ABD girişimiyle SMO-YPG arasında başlayan ateşkesin sona erdiği pazar gecesinde başladı.

    Şam’ı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da YPG’nin silah bırakması gerektiğini ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulamıştı.

    Suriye’deki gelişmeleri, federasyon tartışmalarını, Türkiye’nin beklentilerini ve YPG/PYD meselesini, Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.

    Batı’nın Suriye’de bir Ortadoğu dizaynı görmek istediğinin altını çizen Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunsa da federatif şekilde parçalanabileceği uyarısında bulundu:

    ABD ve Fransa’nın YPG örgütü kontrolü altındaki yerlerde otonomi için çalıştığını aktaran Atabay, Suriye’de Irak benzeri federatif bir yapının denendiğini dile getirdi:

    Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay’a göre ABD ve İsrail’in baskıları artarsa, Suriye bölünebilir:

    Suriye’de yeni sistemin nasıl olacağına dair belirsizliklerin sürdüğünü ifade eden Atabay’a göre Türkiye’nin beklentisi, üniter bir Suriye. Bölünmüşlüğün bir örneği olan Lübnan’da ve Irak’ta sıklıkla cumhurbaşkanı seçimi krizleri yaşandığını hatırlatan Atabay, etnik ve mezhebi temelli bir anayasanın Suriye için de kötü sonuçlar doğuracağını belirtti:

    Türkiye destekli muhaliflerin yahut uluslararası olarak tanınan meşru Suriye muhalefetinin yeni Suriye hükümetinde yer bulamadığının altını çizen Ünal Atabay, Türkiye’nin atacağı adımlar ile ulusal güvenliğini sağlaması gerektiğini vurguladı:

    1 hr 25 min
  • ‘Hakan Fidan’ın gerçekleştirdiği ziyaretin zamanlaması dikkat çekici’

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’nin başkenti Şam’a giderek Heyet Tahrir el-Şam(HTŞ) lideri Ahmed eş-Şera ile temaslarda bulundu. İkili, kameralar karşısında poz verdikten sonra birebir görüştü.

    Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’de YPG/PYD varlığının kabul edilemez olduğunu ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Hakan Fidan, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Bugün Şam’da, Suriye’nin yeni yönetiminin lideri Ahmed Şara ile bir araya geldik. Yıllar sonra gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, Suriye halkı için yeni, umut dolu bir dönemin ilk adımı olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Türk milleti ve devleti dar gününde Suriyeli kardeşlerini yalnız bırakmadı. Bugün de Suriye halkının yanındayız. İhtiyaç duydukları her alanda desteğe hazırız. Suriye için önceliğimiz; ülkede istikrarın ve güvenliğin temini, terörün bertaraf edilmesi, ulusal uzlaşıya ulaşılması, ekonomik kalkınmanın sağlanması ve ülkelerinden yıllardır ayrı olan Suriyelilerin yurtlarına geri dönebilmesini sağlayacak koşulların yaratılmasıdır. Türkiye; güvenli, özgür, müreffeh ve bölge barışına katkıda bulunan bir Suriye’nin kurulabilmesi için her türlü katkıyı verecektir. 14 yıl boyunca verdikleri mücadeleye bizzat şahit olduğum Suriyeli kardeşlerimizi daha güzel günlerin beklediğine yürekten inanıyorum. Misafirperverliklerini özlemişiz.”

    Öte yandan İngiliz ve Amerikan heyetleri de Şam’da temaslarda bulundu. ABD, HTŞ lideri Ahmed eş-Şera’nın başına koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü kaldırdığını duyurdu.

    Suriye’deki gelişmeleri, ABD yaptırımlarını, Donald Trump’ın Türkiye açıklamalarını ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şam ziyaretini, Kırıkkale Üniversitesi’nden Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan ile konuştuk.

    Türkiye’nin Suriye sahasındaki gelişmeleri yakından takip ederek hızlı bir şekilde aksiyon aldığını belirten Doç. Dr. Özcan, HTŞ lideri eş-Şera’nın takım elbise giyerek kameralar karşısına çıkmasının da bir “dönüşüm” mesajı olduğunu ifade etti:

    Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan’a göre ABD’nin güçlü Sezar Yasası yaptırımları, Suriye’deki Beşar Esad yönetimini oldukça olumsuz etkiledi. Batı’nın yaptırımları araçsallaştırdığını ifade eden Merve Özel Özcan’a göre Şam’a yönelik yaptırımların akıbeti konusunda, ABD’nin kendi çıkarları etkili olacak:

    Suriye’de her devletin kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin altını çizen Merve Suna Özel Özcan, yaşanan gelişmeler ışığında Hakan Fidan’ın Şam ziyaretinin zamanlamasının önemli olduğunu vurguladı:

    Donald Trump’ın Türkiye hakkındaki açıklamalarına dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunan Merve Özel Özcan, Trump’ın ilk başkanlığı döneminde de Suriye’den çekilme vurgusu yaptığını fakat fiilen çekilmediğini hatırlattı:

    Suriye’de hükümet ve yeni yönetim kurmaya çalışan HTŞ’nin kadınlarla ilgili açıklamalarını işaret eden Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, şunları kaydetti:

    1 hr 25 min
  • 'Türkiye Rus üslerinin kalmasını istemeli’

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün başını çektiği silahlı gruplar, 8 Aralık tarihinde başkent Şam’a girdi ve yönetime el koyduklarını ilan etti. Devrik lider Beşar Esad’ın ailesiyle birlikte Rusya Federasyonu başkenti Moskova’ya giderek sığınma talebinde bulunduğu öğrenildi.

    Esad’ın devrilmesinin hemen ardından Suriye’nin eski Başbakanı, HTŞ ile geçici hükümet görüşmelerine başladı ve HTŞ lideri Muhammed el-Cevlani’nin atadığı geçici hükümetin faaliyetleri başladı.

    Geçici hükümet ilanının ardından İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler, özel temsilcilerini Şam’a göndererek Cevlani ile görüşmek için adeta sıraya girdi. Suriye’nin yeni döneminde nasıl bir hükümte kurulacağı ve ülkenin kuzeydoğusunda varlığını sürdüren YPG konusunun ne olacağı ise henüz netlik kazanmadı.

    Ancak Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO), Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak tanımladığı YPG’ye yönelik iki askeri operasyon yürüterek Tel Rıfat ve Münbiç bölgelerini ele geçirdi. Münbiç’te onlarca YPG militanının teslim olduğu veya etkisiz hale getirildiği görüldü. ABD’nin arabuluculuğu ile çatışmaların Fırat’ın doğusuna sıçramaması için ateşkes ilan edildi ve basında yer alan iddialara göre pazar gününe kadar ateşkes uzatıldı. YPG, SMO ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından operasyona uğramamak için sayfalar dolusu bir mektubu Amerikalı senatörlere göndererek yardım istedi.

    Diğer yandan ABD'den üst düzey bir heyet Şam'a giderek, HTŞ ile temaslar gerçekleştirdi. Bu ziyaretin, ABD ile HTŞ arasındaki ilk resmi yüz yüze temas olduğu belirtildi. Amerikan basınına göre ABD heyeti, HTŞ'ye terör örgütü listesinden çıkartılması için yapması gerekenleri iletecek.

    Öte yandan İsrail, Suriye’de “istikrarsızlık” oluştuğunu iddia ederek Golan Tepeleri’ne asker soktu ve hava harekatına başladı. İsrail Hava Kuvvetleri’nin yüzlerce hedefi yüksek patlayıcı gücüne sahip hassas güdümlü bombalarla vurduğu açıklandı. İsrail ordusunun paylaştığı videolarda, Suriye devletine ait olan hava savunma sistemlerinin, askeri gemilerin, donanma tersanelerinin, uçak pistlerinin, savaş uçaklarının ve askeri helikopterlerin imha edildiği görüldü.

    Suriye’deki gelişmeleri, ABD’nin Şam ziyaretini, HTŞ’nin hükümet kurma çabalarını ve Türkiye’nin Suriye’deki konumunu, Emekli Amiral Türker Ertürk ile konuştuk

    Emekli Amiral Türker Ertürk’e göre Ahmet Davutoğlu’nun yazdığı “Stratejik Derinlik” kitabı, Suriye’de yaşananların arkasında ABD’nin ve ABD çıkarları doğrultusunda hareket eden politikaları birinci ağızdan ortaya koyuyor:

    Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’de uzun vadeli bir stratejisi bulunmadığını öne süren Türker Ertürk, YPG konusunda ise Türkiye’nin askeri harekatına ABD ve İsrail’in onay vermeyeceğini ifade etti. Suriye’de İsrail’in kazançlı çıktığını vurgulayan Ertürk, Suriye’de bölünmenin Irak’takinden çok daha fazla olabileceği uyarısında bulundu:

    Türkiye’nin Heyet Tahrir el-Şam üstündeki etkisinin oldukça sınırlı olduğunu kaydeden Türker Ertürk, Türkiye’nin desteklediği geçici hükümetten bir isme bakanlık verilmediğine dikkat çekti:

    Heyet Tahrir el-Şam örgütünün radikal bir anlayış ile Suriye’nin tamamında otorite kuramayacağının altını çizen Ertürk’e göre kapsayıcı, laik bir yönetim kurulmak zorunda:

    Emekli Amiral Türker Ertürk’e göre Suriye’deki Rus üslerinin kapanması, Türkiye aleyhine Batı’nın Doğu Akdeniz’de güç kazanmasına sebep olacaktır:

    1 hr 26 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners