EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'Filistinliler en kötü zamanını yaşamaya başlayacak’

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün başını çektiği silahlı gruplar, 8 Aralık tarihinde başkent Şam’a girdi ve yönetime el koyduklarını ilan etti. Devrik lider Beşar Esad’ın ailesiyle birlikte Rusya Federasyonu başkenti Moskova’ya giderek sığınma talebinde bulunduğu öğrenildi.

    Esad’ın devrilmesinin hemen ardından Suriye’nin eski Başbakanı, HTŞ ile geçici hükümet görüşmelerine başladı ve HTŞ lideri Muhammed el-Cevlani’nin atadığı geçici hükümetin faaliyetleri başladı.

    Geçici hükümet ilanının ardından İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler, özel temsilcilerini Şam’a göndererek Cevlani ile görüşmek için adeta sıraya girdi. Suriye’nin yeni döneminde nasıl bir hükümte kurulacağı ve ülkenin kuzeydoğusunda varlığını sürdüren YPG konusunun ne olacağı ise henüz netlik kazanmadı.

    Ancak Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO), Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak tanımladığı YPG’ye yönelik iki askeri operasyon yürüterek Tel Rıfat ve Münbiç bölgelerini ele geçirdi. Münbiç’te onlarca YPG militanının teslim olduğu veya etkisiz hale getirildiği görüldü. ABD’nin arabuluculuğu ile çatışmaların Fırat’ın doğusuna sıçramaması için ateşkes ilan edildi ve basında yer alan iddialara göre pazar gününe kadar ateşkes uzatıldı. YPG, SMO ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından operasyona uğramamak için sayfalar dolusu bir mektubu Amerikalı senatörlere göndererek yardım istedi.

    Öte yandan İsrail, Suriye’de “istikrarsızlık” oluştuğunu iddia ederek Golan Tepeleri’ne asker soktu ve hava harekatına başladı. İsrail Hava Kuvvetleri’nin yüzlerce hedefi yüksek patlayıcı gücüne sahip hassas güdümlü bombalarla vurduğu açıklandı. İsrail ordusunun paylaştığı videolarda, Suriye devletine ait olan hava savunma sistemlerinin, askeri gemilerin, donanma tersanelerinin, uçak pistlerinin, savaş uçaklarının ve askeri helikopterlerin imha edildiği görüldü.

    Suriye’deki rejim değişikliğini, Arap ülkelerindeki İhvan tedirginliğini, Arap ülkelerinin Türkiye’ye bakış açısını ve İsrail’in İran’a yönelik hazırlıklarını, gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk

    Suriye’de yaşanan rejim değişikliği sonrasında azınlık grupların ciddi anlamda tedirgin olduğunu kaydeden Özuğurlu, İhvan’ın tekrar yükselişe geçme ihtimaline dikkat çekti. Suriye’deki gelişmelerden en çok etkilenecek Ürdün ve Mısır gibi ülkelerdeki İhvan tedirginliğine değinen Özuğurlu, Körfez ülkelerinin de bundan rahatsız olduğunu sözlerine ekledi:

    İsrail’in Golan’a girmesinin Arap basınında tepki çektiğini vurgulayan Musa Özuğurlu, devletler bazında özellikle Donald Trump’ın da iktidara gelmesiyle birlikte ciddi bir tepki ortaya koyulmadığını kaydetti:

    Arap ülkelerinde Türklere yönelik tarihsel bir refleks olduğunu ve politikaların Osmanlı bağlamında okunduğunu aktaran Musa Özuğurlu’ya göre, Suriye’deki gelişmelerden sonra Arap ülkeleri, Türkiye’ye yönelik daha fazla diplomatik eleştiride bulunabilir:

    İsrail’in İran’ın nükleer programını vurmaya yönelik çok ciddi askeri hazırlıklar içerisinde olduğu uyarısında bulunan Özuğurlu, Donald Trump göreve geldikten sonra Körfez ülkelerine de İran konusunda baskı uygulanabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Musa Özuğurlu’ya göre Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Filistinlileri çok kötü zamanlar bekliyor:

    1 hr 25 min
  • 'İsrail, İran'ın nükleer tesislerini sürpriz şekilde vurabilir'

    Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün başını çektiği Suriyeli silahlı gruplar, 8 Aralık’ta başkent Şam’a girdi ve yönetime el koyduklarını ilan etti. Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad’ın ise Rusya Federasyonu başkenti Moskova’ya gittiği öğrenildi.

    HTŞ lideri Muhammed el-Cevlani, Batılı ülkelerle temaslara başladı ve yapılanmanın terör listesinden çıkartıması çağrısında bulunarak geçici hükümet ilan etti.

    Öte yandan İsrail, Suriye’de “istikrarsızlık” oluştuğunu iddia ederek Golan Tepeleri’ne asker soktu ve hava harekatına başladı. İsrail Hava Kuvvetleri’nin yüzlerce hedefi yüksek patlayıcı gücüne sahip hassas güdümlü bombalarla vurduğu açıklandı. İsrail ordusunun paylaştığı videolarda, Suriye devletine ait olan hava savunma sistemlerinin, askeri gemilerin, donanma tersanelerinin, uçak pistlerinin, savaş uçaklarının ve askeri helikopterlerin imha edildiği görüldü.

    Suriye’deki gelişmeleri, Müslüman Kardeşler’in Arap dünyasındaki konumunu, Mısır-Ürdün gibi ülkelerdeki siyasi istikrar durumunu, İsrial’in hamlelerini ve Türkiye’nin konumunu, siyaset bilimci Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

    İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a giden silah yollarını kestiğini vurgulayan Çınkara, Suriye’deki bir diğer İsrail kazanımının ise Golan Tepeleri’nin ele geçirilmesi olduğunu söyledi. Çınkara’ya göre İsrail’in Suriye hava saldırılarının en büyük sebebi, İsrail’in kendisine komşu büyük bir askeri güç istemiyor olması:

    Dr. Gökhan Çınkara, Suriye’deki gelişmeler sebebiyle Türkiye ve İsrail’in adeta komşu haline geldiğini ve iki ülkenin de ilk defa askeri operasyon düzenledikleri bir ülke üzerinden dış politika parametresi belirleyeceklerini kaydetti:

    Suriye’nin istikrarına kavuşması için Şam’da kurulacak merkezi yönetimin toprak bütünlüğünü sağlaması gerekeceğini vurgulayan Dr. Gökhan Çınkara’ya göre Heyet Tahrir el-Şam lideri Muhammed el-Cevlani de Fırat’ın doğusunda kendi otoritesini tesis etmeye çalışacak:

    Arap dünyasında Müslüman Kardeşler’e yönelik tedirginliğin hala sürdüğünü aktaran Çınkara, yine de İhvan’ın artık Arap ülkelerindeki aktif eylemlere girişmeyeceğini dile getirdi:

    Arap Baharı sonrası Körfez ülkelerinin statüko arayışına girdiğini kaydeden Gökhan Çınkara, Ürdün, Mısır ve Suriye gibi ülkelerin ise Körfez tarafından siyasi istikrarsızlık bölgesi olarak görüldüğünü dile getirdi. Çınkara’ya göre Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra Mısır’da da ekonomik kriz yaşayan Devlet Başkanı Sisi’yi çeşitli siyasi zorluklar bekliyor:

    Dr. Çınkara’ya göre Hizbullah’ın gücünü azaltan ve Suriye’yi bombalayan İsrail’in sıradaki hedefi İran olabilir:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD askerlerinin Güney Kıbrıs’a yerleşmesi, Türkiye’yi çevreleme politikasının son aşaması’

    ABD özel kuvvetler personeli, helikopterleri ve savaş uçakları, Güney Kıbrıs'ta eski bir Türk köyü olan Tatlısu ve bugünkü adıyla Mari'deki askeri üsse yerleşti. ABD'nin Mari'deki askeri konuşlanmasını genişletmek için helikopter üssündeki inşaatların hızlandırıldığı kaydedildi.

    Amerikan askerleri daha önce 2020 yılında da Güney Kıbrıs’a gelerek adada konuşlanmıştı.

    Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden tarafından onaylanan yeni savunma bütçesi, Güney Kıbrıs ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki askeri işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Güney Kıbrıs Rum gazetelerine göre Biden'ın imzaladığı tasarı sayesinde Güney Kıbrıs, NATO üyesi olmadığı halde ABD ile özel askeri işbirliği yapabilecek ve uluslararası tatbikatlara katılım gösterebilecek.

    Diğer yandan Batı’da, Güney Kıbrıs’ın NATO’ya katılımı yönünde çeşitli tartışmalar gündeme geldi. 32 NATO üyesinden birisi olan ve veto hakkını elinde bulunduran Türkiye, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan bu yana Güney Kıbrıs’ı tanımıyor. Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs, kendilerinin adanın tamamını temsil ettiğini iddia ediyor ve Batı ülkeleri, Kıbrıs’ın kuzeyindeki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni veya adadaki Türk toplumunu tanımıyor. Euronews’e göre siyasi gerçeklikler, Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğine engel teşkil edebilir.

    Öte yandan Türkiye’ye karşı Avrupa Birliği’nin sıklıkla öne sürdüğü bir argüman olan Kıbrıs meselesinin, salı günü Türkiye’ye gelecek AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından da gündeme getirilmesi olasılığı bulunduğu kaydedildi.

    ABD ordusunun helikopterler ve uçaklar ile Güney Kıbrıs’a konuşlanmasını, Doğu Akdeniz’deki Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail üçlü işbirliğini, Doğu Akdeniz gaz kaynaklarının ve enerji sevkiyatının önemini, Suriye’de Türkiye’yi bekleyen potansiyel tehlikeleri ve Türkiye’nin atması gereken adımları, Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş ile konuştuk.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin 2019’dan beri Güney Kıbrıs’a gösterdiği ilgiye dikkat çeken Beyazıt Karataş, 2022’de kaldırılan silah ambargosuyla birlikte askeri stratejik ortaklığın derinleştiğini belirtti. Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail üçlüsünün Doğu Akdeniz’de enerji ve enerji sevkiyatı konusunda birlik oluşturduğunu dile getiren Karataş’a göre ABD özel kuvvetler personelinin Kıbrıs’a konuşlanması, Yunanistan’ın Dedeağaç şehrinden başlayan “Türkiye’yi çevreleme” politikasının son halkasını oluşturuyor:

    Batı’nın Kıbrıs’ta Türk toplumunu yok sayarak politika yürüttüğünün altını çizen Karataş, ABD’nin silah sevkiyatı sonrası Türkiye’nin de Kuzey Kıbrıs’ta deniz ve hava üsleri konusunu gündeme getirmesi gerektiğini vurguladı. Emekli Hava Pilot Tümgeneral Karataş’a göre Avrupa Birliği, Kıbrıs konusunda Türkiye’yi baskı altına almak için ekonomi ve terör kartlarını ortaya koyacak:

    Suriye’de siyasi otoritenin kaybolduğuna işaret eden Beyazıt Karataş, Türkiye’nin ulusal çıkarları ve ulusal güvenliği için gerekli adımları gecikmeden atması gerektiğini dile getirdi:

    1 hr 25 min
  • ‘Batılı toplumlar, kendilerini devletsiz kalmış gibi hissediyor’

    8 Aralık’ta Suriyeli silahlı muhalif gruplar, Suriye’nin başkenti Şam’a girdi. Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad’ın, ailesiyle birlikte Moskova’ya giderek sığınma talebinde bulunduğu öğrenildi.

    Suriye’deki hareketin başını çeken Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) lideri Muhammed el-Cevlani, yeni bir yönetim kurulmasına yönelik çalışmalar için bir adım öne çıktı. Geçici hükümet ilan eden el-Cevlani, çeşitli ülkelerle temasta olduklarını duyurdu.

    Öte yandan Suriye’deki gelişmelerin ardından İsrail ordusu, Golan’daki tampon bölgenin tamamına girdi ve Suriye ordusuna ait hangarları, hava savunma sistemlerini, savaş gemilerini ve uçak pistlerini bombardımana tuttu. İsrail Hava Kuvvetleri, yüzlerce sorti gerçekleştirerek Suriye ordusunun kritik sistemlerini hedef aldı.

    Suriye’deki gelişmelerin ardından yeni bir göç krizine dair tartışmalar başladı. Kimi uzmanlar, HTŞ’nin olası uygulamaları sebebiyle farklı dini, mezhepsel ve etnik gruptaki kitlelerin Suriye’den ayrılarak yeni bir göç dalgası yaratabileceğini öne sürdü.

    Diğer yandan Avusturya ve Almanya gibi ülkeler, Suriye’nin artık güvenli olduğunu ilan ederek bu ülkeden sığınmacı taleplerini askıya aldıklarını açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da Suriyelilerin artık ülkelerine dönebileceklerini ifade etti.

    Suriye’deki gelişmeleri, yeni göç krizi tartışmalarını, Batı basınındaki HTŞ yorumlarını, Batı’daki insanların devletlerine ve medyaya güvensizliğini ve gelişmelerin yarattığı politik değişimleri, gazeteci ve yazar Sedat Aral ile konuştuk.

    Taliban’ın ABD askerlerinin çekilişiyle yakaladığı ivme ile Batı medyasında bir anda övgüler kazanmaya başladığını hatırlatan Sedat Aral, benzer bir durumun Suriye’deki Heyet Tahrir el-Şam için yaşandığını ifade etti. Sedat Aral’a göre Batı, çeşitli örgütlere destek veriyor ve gerektiğinde düşman ilan edebiliyor. Öte yandan Aral, Suriye’deki yeni durumdan memnun olmayan kimi etnik ve dini grupların başta Türkiye olmak üzere ciddi bir göç dalgasına sebep olabileceğini de sözlerine ekledi:

    Türkiye dahil birçok Avrupa ülkesinde yüksek sayıda göçmenin ve sığınmacının ekonomik durumu kötüleştirdiğini kaydeden Sedat Aral’a göre, geçmişte gelip entegre olmuş göçmenler dahi artık yeni gelenlerin ülkelerine dönmesini istiyor:

    Batı’nın “terör örgütü” tanımında ikiyüzlü davrandığını ifade eden Aral, Heyet Tahrir el-Şam’ın ABD’de terör listesinde olduğunu ve lideri Muhammed el-Cevlani’nin de 10 milyon dolar ödülle arandığını hatırlattı. Batı’da insanların bu tür politikalar, göç krizi ve devletlerin işlevsizliği sebebiyle “devletsiz kaldığını” hissettiğini aktaran Aral, bunun sonucuda milliyetçi akımların güçleneceğini vurguladı:

    Suriye’de tarih boyunca devam eden problemlerin günümüzde hala daha sürdüğünü dile getiren Sedat Aral, Suriye’deki durumun 2003 Irak işgalinden sonraki süreçten daha kötüye gidebileceği uyarısında bulundu:

    12 min
  • ‘Türkiye, Suriye’de öncelikle ülkenin tümüne hakim, merkezi bir yönetim kurulmasına odaklanmalı’

    8 Aralık’ta Suriyeli silahlı muhalif gruplar, başkent Şam’a girdi. Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad’ın, ailesiyle birlikte Moskova’ya giderek sığınma talebinde bulunduğu öğrenildi.

    Suriye’de yeni yönetim kurulmasına yönelik girişimler ve pazarlıklar başladı. Bu yeni süreçte, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün lideri Muhammed el-Cevlani öne çıktı. Cevlani, Batılı ülkelere “Bizden korkmayın, değiştik” mesajı verdi. Şam’ın Ticaret Odası Başkanı da Suriye’nin devletçi ekonomi modelini bırakarak serbest piyasa sistemine geçmeyi arzuladığını ifade etti.

    İspanya, Almanya, İngiltere ve ABD, HTŞ’nin davranışlarına ve uygulamalarına bakarak “Terör örgütü listesinden çıkartma” ihtimalini değerlendireceklerini açıkladı.

    Şam’da bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye destekli muhalif gruplar olan Suriye Milli Ordusu, YPG/Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki Münbiç şehrini ve şehrin Fırat Nehri üzerindeki Tijrin barajını kontrol altına aldı. SMO, tünellerde arama-tarama faaliyetlerine dair görüntüler paylaştı ve YPG’nin Münbiç’in altında ciddi bir tünel ağına sahip olduğunu duyurdu.

    Öte yandan SDG’nin başındaki isim Mazlum Abdi, ABD öncülüğünde yapılan bir anlaşmaya göre Münbiç’in çevresindeki cephe hattında ateşkese gidildiğini iddia etti.

    Ateşkes iddiasının, Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Ankara ziyareti öncesi gelmesi dikkat çekti.

    Suriye’de silahlı muhalif grupların başkent Şam’a girmesiyle birlikte yeni bir süreç başladı.

    Suriye’deki gelişmeleri, Heyet Tahrir el-Şam’ın geçici hükümetini, PYD/YPG’nin açıklamalarını, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Ankara yolculuğunu ve Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’ye etkilerini, Emekli Büyükelçi Ahmet Süha Umar ile konuştuk.

    Suriye’deki gelişmeler ışığında kesin öngörülerde bulunmak için erken olduğunu belirten Ahmet Süha Umar’a göre Suriye’de en çok odaklanılması gereken konuların başında, HTŞ’nin kimlerden destek alacağı ve nasıl bir yönetim kuracağı geliyor:

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye ziyaretinde, Türkiye’ye yönelik olumlu mesajlar getirmemiş olma ihtimali bulunduğunun altını çizen Umar, ABD’nin Türkiye’nin güvenli koridor talebine olumsuz yanıt verebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Türkiye’nin Trump 20 Ocak’ta koltuğa oturana kadar mevcut ABD Başkanı Joe Biden ile anlaşma ihtimalinin zayıf olduğunu vurgulayan Ahmet Süha Umar, bunun gerekçesinin Biden’ın Trump’a sorunsuz bir Suriye bırakmak istememesi olduğunu belirtti. Umar’a göre Türkiye’nin Suriye’de öncelikle odaklanması gereken konu, ülkenin tamamına hakim merkezi bir yönetim kurulabilmesi olmalı:

    Suriye’de HTŞ yönetiminden rahatsız olabilecek grupların kitleler halinde Türkiye’ye göç etmek isteyebileceğini kaydeden Umar, diğer yandan Suriye sahasındaki YPG/PYD yapılanmasının da ilerleyen süreçte Türkiye için ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • ‘Suriye’de serbest piyasa açıklaması, Batı’ya verilmiş bir mesaj’

    Suriye’de silahlı muhalif grupların başkent Şam’a girmesiyle birlikte yeni bir süreç başladı. İdlib merkezli Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün lideri Muhammed el-Cevlani, Suriye’de yeni dönemde öne çıkan isimlerin başında yer aldı.

    Suriye’de nasıl bir hükümet kurulacağına dair tartışmalar ise devam ediyor. Kimi uzmanlara göre Suriye’de yeni bir iç savaş olasılığı varken, diğer uzmanlar Suriye’nin bir çeşit federasyona doğru yol aldığını öne sürüyor.

    Diğer yandan Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO), Fırat Nehri'nin batısında yer alan Münbiç'i, omurgasını PKK'nın Suriye kolu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nden ele geçirdi. Yoğun top atışları sonrasında başlayan operasyon sonucunda SMO, Münbiç'te çok sayıda YPG/SDG mensubunu etkisiz hale getirdi veya esir aldı. Münbiç, Fırat Nehri'nin batısında YPG/SDG'nin kontrol ettiği en büyük şehir olarak biliniyordu.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, "Savaşta yeni cephe Suriye" dedi. İsrail savaş uçakları, yüzlerce sorti ile Suriye'nin dört bir yanındaki silah depolarını, askeri havalimanlarını ve Tartus-Lazkiye şehirlerindeki donanma üslerini vurdu. Önceki Suriye yönetiminden kalan savaş gemileri, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri büyük oranda zarar gördü.

    Suriye’de silahlı grupların başkent şam’a girmesiyle başlayan yeni süreci, federasyon tartışmalarını, Türkiye’nin beklentilerini ve ortaya çıkan yeni denklemi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ile konuştuk.

    Suriye’de yeni süreçte ortaya çıkan infaz ve mezar yakma görüntülerinin Suriye’li silahlı gruplar için sıkıntı doğruabileceğini kaydeden Atlıoğlu, diğer yandan nasıl bir sistem kurulacağıyla ilgili büyük belirsizlikle olduğunu da ifade etti:

    Heyet Tahrir el-Şam lideri Muhammed el-Cevlani’nin kendisine Batı basını önünde ılımlı bir imaj çizmeye çalıştığını kaydeden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu, İdlib’te ise Cevlani’nin muhaliflerini hapse tıkması sebebiyle protesto edildiğini anımsattı:

    Suriye’de Şam’a giren silahlı muhalif grupların İsrail ile çatışacak kapasiteleri olmadığının altını çizen Atlıoğlu’na göre, İsrail’den gelen saldırı tehditleri dışında bir de Suriye’de iç denge konusu yeni süreçte öne çıkıyor. Heyet Tahrir el-Şam’ın nasıl bir anayasa ile öne çıkacağına dair herhangi bir emare olmadığını hatırlatan Atlıoğlu, hassas dengelerin kırılganlığına atıfta bulundu:

    Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu’na göre Suriye’nin mevcut durumu, kimliksel bölünme riski ve çatışma riski göz önünde bulundurulduğunda, Muhammed el-Cevlani’nin yeni bir devlet inşa etme süreci oldukça zor geçecek:

    Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne sıklıkla vurgu yaptığını dile getiren Doç. Dr. Atlıoğlu, Suriye’nin bölünme riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu. Atlıoğlu’na göre PYD, isim değişikliğine giderek Türkiye’nin gözünde meşru bir aktör olmaya çalışabilir:

    1 hr 25 min
  • ‘İsrail’in bu süreçten çok büyük fayda sağlamak için harekete geçeceğini öngörmek gerekirdi’

    Suriye'de silahlı muhalif grupların başkent Şam'a girmesinin ardından sahada denklemler değişti. Heyet Tahrir el-Şam lideri Muhammed el-Cevlani, Suriye'nin eski askerleri ve siyasileri için genel af çıkarıldığını duyurdu ve eski kabine ile birlikte siyasi geçiş sürecini görüşmeye başladıklarını ilan etti.

    Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO), Fırat Nehri'nin batısında yer alan Münbiç'i, omurgasını PKK'nın Suriye kolu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) ele geçirdi. Yoğun top atışları sonrasında başlayan operasyon sonucunda SMO, Münbiç'te çok sayıda YPG/SDG mensubunu etkisiz hale getirdi veya esir aldı. Münbiç, Fırat Nehri'nin batısında YPG/SDG'nin kontrol ettiği en büyük şehir olarak biliniyordu.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, "Savaşta yeni cephe Suriye" dedi. İsrail savaş uçakları, yüzlerce sorti ile Suriye'nin dört bir yanındaki silah depolarını, askeri havalimanlarını ve Tartus-Lazkiye şehirlerindeki donanma üslerini vurdu. Önceki Suriye yönetiminden kalan savaş gemileri, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri büyük oranda zarar gördü.

    Silahlı muhalif grupların Şam’a girmesini, Suriye’deki yeni denklemi, İsrail’in Golan üzerinden başlattığı askeri hamleleri ve Türkiye’nin pozisyonunu, uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

    Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Suriye’deki gelişmeler Türkiye’yi sevindirmemeli çünkü birçok tehlike ve belirsizlik barındırıyor:

    HTŞ’nin ve silahlı muhalif grupların Şam’a girmesiyle birlikte Suriye’nin devlet olma vasfını da yitirdiğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Ünal, İsrail’in Suriye’de Dürziler aracılığı ile kendisine bağlı bir devlet kurma planını devreye soktuğunu dile getirdi:

    ABD ve İsrail’in kendi tarihleri açısından kritik bir başarıya imza attığını ve Suriye’de hedeflerine ulaştıklarını vurgulayan Ünal’a göre, Türkiye’de de Baas ve Beşar Esad karşıtı anlayış, dış politikada tekrar etkili oldu:

    Şam’ın silahlı muhalif grupların eline geçmesiyle birlikte başlayan süreçte Suriye’de ulus devlet kavramının tamamen ortadan kalkabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Hasan Ünal, Irak’ta yaşananları ve “kapsayıcı” anayasa ile ulus bilincinin nasıl ortadan kaldırıldığını anlattı:

    Suriye’de bir Kürt yönetimi kurulması yönünde planlar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ünal, gelişmeler öncesinde Türkiye-Esad mutabakatı sağlanmış olsaydı bu planın önüne geçilebileceğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • 'Netanyahu, 7 Ekim 2023’ten sonra Ortadoğu’da sınırların değişeceğini söylemişti’

    Suriye’de silahlı muhalif gruplar, Halep, Hama ve Humus’tan sonra Şam’a girdi. Şam’da kamu binalarına giren ve Suriye bayrağını, yeşil-beyaz-siyah renkli yeni Suriye bayrağı ile değiştiren muhalifler, Beşar Esad yönetiminin son bulduğunu ilan etti.

    Kremlin, Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esad’ın, aile fertleriyle birlikte Moskova’ya geldiğini açıkladı.

    Beşar Esad’ın yönetiminin son bulmasına karşın Münbiç başta olmak üzere Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında çatışmalar yaşandığı kaydedildi. SMO, Münbiç merkezine girerek kontrolü sağladıklarını ve YPG’ye karşı arama tarama faaliyetlerine başladıklarını duyurdu.

    Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından bir diğer dikkat çeken gelişme ise Golan hattında yaşandı. İsrail tankları ve özel kuvvetleri, Golan Tepeleri’ni geçerek BM tarafından çizilen tampon bölgenin Suriye tarafına girdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Savaş artık Suriye’de sürecek” dedi. İsrail savaş uçaklarının, Lübnan’daki ateşkesi ihlal ederek yaptığı bombardımanlarına, Suriye’deki çeşitli mühimmat depolarının da vurulması eklendi. İsrail’in Suriye’deki operasyonlarını sürdüreceği bildirildi.

    Suriye’de silahlı muhalif grupların Şam’a girmesini, Lübnan’daki ateşkesin durumunu ve İsrail’in hava saldırılarını, yaşanan gelişmelerin bölgeye yansımasını ve Türkiye için oluşturduğu güvenlik tehditlerini, gazeteci ve yazar Nalan Yazgan ile konuştuk

    Suriye’deki gelişmeler hakkında “En çok Netanyahu’nun işine yarıyor” yorumunda bulunan Nalan Yazgan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı’ndan sonra Ortadoğu ile ilgili dile getirdiği sözleri hatırlattı:

    Suriye’de silahlı muhalif grupların Şam’a girmesinin ardından İsrail ordusunun da Golan bölgesine asker soktuğunun altını çizen Nalan Yazgan, yaşanan gelişmeler arasındaki paralelliğe dikkat çekti. Nalan Yazgan, Lübnan’da ateşkes anlaşmasının imzalanmasının hemen ardından Suriye’de silahlı muhalif grupların Halep saldırısını başlattığını da anımsattı.

    Hizbullah’ın ikmal hattının Suriye’nin doğusunda ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri ve Lübnan’da İsrail Hava Kuvvetleri tarafından kesildiğini aktaran Nalan Yazgan, bu sebeple Hizbullah’ın toparlanmakta güçlük çektiğini vurguladı. Diğer yandan Suriye’de HTŞ’nin lideri Muhammed el-Cevlani’nin CNN’e verdiği röportajda “değişim” vurgusu yaptığını dile getiren Yazgan, bu değişimin şimdilik sahada somut şekilde görünmediğini ve gelişmelerin endişe uyandırdığını kaydetti:

    Lübnan’daki ateşkesin İsrail tarafından 155 defa ihlal edildiğini aktaran Nalan Yazgan, özellikle hava saldırılarının ve dronlar ile suikastların sürdüğünü belirtti. Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin, ABD, İsrail ve İngiltere’nin İran nüfuzunu kırma politikalarının bir yansıması olduğunu ifade eden Yazgan’a göre Suudi Arabistan’ın İsrail ile kurduğu ilişkiler de dikkat çekici:

    Nalan Yazgan’a göre Trump’ın koltuğa oturacağı 20 Ocak’tan sonra İsrail, gözünü Batı Şeria’ya dikebilir:

    Suriye’de yaşanan gelişmelerin yeni bir iç savaşa dönüşmesi durumunda Türkiye’ye yönelik daha fazla göç yaşanacağı uyarısında bulunan Yazgan, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve Suriye’de huzurun tesis edilmesinin Türkiye’nin güvenliği açısından öncelik oluşturduğunu kaydetti:

    1 hr 25 min
  • 'Güney Kore'deki sıkıyönetim kararının arkasında Amerika var. Başkan azledilirse vatana ihanetten yargılanabilir'

    3 Aralık salı günü Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu. Yoon Suk Yeol, "Kuzey Kore ile işbirliği yapıldığını" iddia ederek siyasi partilerin faaliyetlerini askıya aldığını, basını kısıtlayacağını ve göstericilerin tutuklanacağını duyurdu. Kararın alınmasının ardından hem iktidar hem de muhalefet partilerinin milletvekilleri, Güney Kore Parlamentosu'nda bir araya geldi. Halkın yoğun tepkisine karşın polis güçlerinin biber gazı kullandığı ortamda, askeri personelin parlamentonun camlarını kırarak içeri girdiği görüldü.

    Parlamentoda bir araya gelen Güney Kore'nin iktidar ve muhalefet milletvekilleri, sıkıyönetimin hukuksuz olduğu sebebiyle kaldırılması için oy verdi. Sıkıyönetim, altı saatin sonunda kaldırıldı. Muhalefet, sıkıyönetim kararıyla Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol'un gücünü artırmak ve "diktatörlük kurmak" istediğini öne sürerek, Yoon Suk Yeol'un azledilmesini talep etti.

    Azil oylamasının 7 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirileceği açıklandı. Yoon Suk Yeol, 300 koltuklu Güney Kore Parlamentosu'nda 200 evet oyu çıkması halinde azledilecek ve "vatana ihanetten" yargılanmasının önü açılacak. İktidardaki Halkın Gücü Partisi ise, Yoon Suk Yeol’un görevi kendisinin bırakması gerektiğini ve istifasını sunması gerektiğini dile getirdi.

    Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim girişimini, parlamentonun sıkıyönetimi kaldırmasını, Güney Kore halkının tepkisini, azil girişimlerini, olayların arkasındaki güçleri ve Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim girişiminde bulunmasının sebeplerini, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’ndan Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ABD’de Başkan Joe Biden’ın seçimleri kaybetmesi sebebiyle Güney Kore’nin yalnızlaştığını vurgulayan Dr. Adıbelli, Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim kararıyla yönetimin tamamını kontrol altına alması girişiminin sebeplerinden birinin de anketlerde geride olması olduğunu aktardı. Adıbelli’ye göre ABD ile yakınlaşan ve Amerikan nükleer şemsiyesi altına giren Yoon Suk Yeol, halk arasında popülerliğini ciddi oranda yitirdi:+

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, anayasada açık bularak sıkıyönetim ilan etmeye ve dikta kurmaya çalıştı fakat parlamentonun ve halkın girişimleri ile bu plan suya düştü:

    Güney Kore muhalefetinin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un azledilmesi için 7 Aralık Cumartesi günü parlamentoda azil oylaması yapılmasını talep ettiğini kaydeden Adıbelli, azil oylamasının 200 oy alarak geçmesi durumunda Yoon Suk Yeol’un “vatana ihanet” suçundan ömür boyu hapis yatabileceğini ifade etti. Dr. Adıbelli’ye göre Yoon Suk Yeol’un tek çıkışı, kendi partisinin çağrısına uyarak istifa etmesi. Diğer yandan Adıbelli, Yoon Suk Yeol’un adeta “darbe girişiminde” bulunduğu sıkıyönetim kararının arkasında ABD’nin bulunduğunu belirtti:

    ABD’nin Güney Kore’deki gelişmeler karşısında “memnuniyet duyuyoruz” açıklaması yaptığını aktaran Adıbelli, darbe girişiminin Amerika’dan bağımsız gelişemeyeceğini vurguladı:

    Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un Japonya ile birlikte kardeş olarak görülen Kuzey Kore’ye karşı askeri ittifak kurmuş olmasının kamuoyunda tepki çektiğini kaydeden Dr. Barış Adıbelli’ye göre, 2. Dünya Savaşı dönemindeki savaş suçları sebebiyle özür dilemeyen Japonya’ya karşı Güney Kore halkının hala önyargısı var:

    Donald Trump’ın Güney Kore’nin mali yükleri sebebiyle Kuzey Kore açılımı yaptığını hatırlatan Dr. Barış Adıbelli, özellikle Rusya ve Kuzey Kore arasında kurulan stratejik ortaklık sonrası 20 Ocak’ta koltuğa oturacak seçilmiş Amerikan Başkanı Donald Trump’ın tekrardan Kim Jong Un ile diyalog kurmayı deneyebileceğini dile getirdi:

    Güney Kore’deki siyasi kulisleri aktaran Dr. Barış Adıbelli, Başkan Yoon Suk Yeol’a savunma bakanı ve genelkurmay başkanı tarafından komplo kurulmuş olması ihtimalinin tartışıldığını belirtti:

    1 hr 25 min
  • 'Suriye’deki çatışmalar uzun sürecek'

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), Suriye’nin en büyük ikinci şehri olan Halep’i ani bir saldırı ile ele geçirdi. HTŞ, bu saldırının ardından güneye inerek Suriye’nin en büyük şehirlerinden olan Hama’ya yürüdü.

    Hama kırsalında beş gün süren çatışmalar sonucunda şehri kuzey, doğu ve batı eksenlerinden kuşatan HTŞ, Hama’yı ele geçirdi. Suriye devletinin resmi yayın organı SANA, Suriye ordusunun kentteki sivillerin can güvenliğine zarar gelmemesi için şehirden çekildiğini duyurdu.

    Hama askeri havalimanına giren HTŞ ve ÖSO, onlarca savaş uçağını ele geçirdiklerine dair video ve fotoğraflar yayınladı. HTŞ ve örgütle birlikte hareket eden ÖSO grupları, Hama’nın ardından Humus’a doğru ilerlemeye başladı ve şehre üç kilometre mesafeye kadar yaklaştıklarını iddia etti.

    Terör örgütlerinin kalkışması sırasında özellikle HTŞ üyesi teröristlerin nizami üniformaları, kullandıkları askeri teçhizat, silahlarındaki dürbünler, gece görüş gözlükleri, dronlar ve savaş alanı taktikleri dikkat çekti. Çatışma sahalarından haberler paylaşan çeşitli Telegram kanalları, HTŞ’nin kullandığı savaş taktiklerinin, Ukrayna ordusunun Rusya Federasyonu’nun Kursk bölgesine yaptığı işgal girişiminde kullanılan taktiklere benzediğine işaret etti.

    Rus basını daha önceleri Ukraynalı askeri uzmanların İdlib’te Heyet Tahrir El Şam teröristlerine ileri savaş teknikleri konusunda eğitim verdiğini aktarmıştı.

    Öte yandan Türkiye, İran ve Rusya’nın ise 6 Aralık Cuma günü Doha’da bir araya gelerek Suriye meselesini ve sahadaki gelişmeleri konuşacağı bildirildi.

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın Suriye’deki saldırılarını, örgütün ilerleyişini, İran’ın pozisyonunu, Hizbullah’ın müdahil olup olmayacağını ve YPG’nin hamlelerini, gazeteci Ömer Ödemiş ile konuştuk.

    Heyet Tahrir El Şam terör örgütünün lojistik akışının Türkiye üzerinden sağlandığını öne süren Ömer Ödemiş, İdlib’te biriken cihatçıların yarattığı tehdidin bir süredir bilindiğini ifade etti:

    Heyet Tahrir El Şam teröristlerinin Lazkiye’ye girmesi durumunda bölgedeki farklı mezheplerden insanların katliamlarla baş başa kalabileceği uyarısında bulunan Ömer Ödemiş’e göre, HTŞ’nin ilerleyişinde Suriye ordusunun ve istihbaratının gösterdiği zaafiyet etkili oldu:

    Heyet Tahrir Şam’ın eskiden El-Nusra denilen El-Kaide’nin Suriye uzantısı örgütün devamı olduğunun altını çizen Ödemiş, ÖSO gruplarının içinde ise birçok kaçakçının bulunduğunu belirtti:

    Ömer Ödemiş’e göre Hizbullah her ne kadar İsrail’e karşı ciddi kayıplar verdiyse de gücünü toparlayıp Suriye’nin yanında olacaktır. Öte yandan Suriye ordusunun on yıl boyunca 150 binden fazla asker kaybettiğine dikkat çeken Ödemiş, Suriye ordusunun çok ağır bedeller ödediğini ifade etti:

    Doha’da gerçekleşecek Türkiye, Rusya, İran görüşmelerinden çatışma sahasını değiştirecek bir çözüm gelmesinin düşük bir ihtimal olduğunu vurgulayan Ömer Ödemiş, diğer yandan İran’ın Suriye’nin talebine uyarak asker göndererek çatışmalara dahil olabileceğini kaydetti:

    YPG’nin Tel Rıfat’tan ve Halep’teki mahallelerden çatışma yapmadan çıktığını aktaran Ömer Ödemiş, YPG’nin ÖSO ve HTŞ grupları ile bir çeşit mutabakata vardığını ve ABD’nin çatışma sınırlarını belirlediğini kaydetti:

    Ödemiş’e göre Suriye’deki çatışmalar kısa sürede bitmeyecek:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners