EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'Biden yönetimi iktidardan gidiyor ama savaşı kışkırtmayı ve saldırganlığı bırakmıyor’

    Amerika’nın önde gelen yayın organlarından New York Times, Joe Biden hükümetinin uzun menzilli ATACMS füzelerinin, Ukrayna ordusu tarafından Rus topraklarına karşı kullanılmasına onay verdiğini yazdı. Haberin üzerinden bir gün geçmeden Ukrayna, altı adet ATACMS füzesiyle Rus topraklarını hedef aldı.

    Rusya Savunma Bakanlığı, füzelerin beş tanesinin havada imha edildiğini açıkladı.

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı açıklamalarda bu tür uzun menzilli kompleks füze sistemlerinin, Ukrayna ordusu tarafından tek başına kullanılamayacağını belirtmişti. Putin’in açıklamasına göre bu tür gelişmiş silah sistemleri, uydu, GPS ve benzeri ileri bilişim ve iletişim teknolojileri ile entegre halindeler ve isabetli şekilde kullanılmaları için gelişmiş teknolojiye ihtiyaç duyuyorlar.

    Vladimir Putin, Ukrayna bu tür teknolojilerden yoksun olduğu için uzun menzilli füze saldırılarının ancak bir NATO ülkesinin yahut ABD’nin müdahalesi ve doğrudan katkısı ile mümkün olabileceğini kaydetmişti.

    ABD’nin yeşil ışığı sonrası Ukrayna’nın yaptığı provokasyondan sonra, Putin’in bu sözleri akla geldi. Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’nin tansiyonu yükselttiği bu ortamda, yeni nükleer doktrini imzalayarak yürürlüğe koydu.

    ABD yönetiminin resmen onaylamasa da Ukrayna’ya uzun menzilli füze kullanımına onay verdiği yönündeki iddiaları, haberlerin basına yansımasından sonra Ukrayna’nın ATACMS füzeleri ile Rus topraklarını hedef almasını, ABD kışkırtıcılığının Rusya’da nasıl karşılandığını, Rus toplumunun kültürel yapısını ve Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının Rus kamuoyu tarafından nasıl karşılandığını, Rusya’da bulunan avukat ve yazar Onur Sinan Güzaltan ile konuştuk.

    Ukrayna’da Batı’nın kışkırtması ile Minsk antlaşmasının uygulanmaması ve sonunda Rusya’nın özel askeri operasyon düzenleme kararı almasının ardından yaşananların özetini geçen Onur Sinan Güzaltan, özellikle Moskova’ya yapılan dron ve terör saldırıları sonucunda Rusya’da Biden yönetimine karşı büyük bir antipati oluştuğunu belirtti. Donald Trump’ın seçilmesi sonrası ABD Başkanı Joe Biden’ın uzun menzilli ATACMS füzelerinin Rusya’ya karşı kullanılmasına yeşil ışık yakmasını değerlendiren Güzaltan, Ukrayna’da barışı savunan Trump 20 Ocak’ta koltuğa oturmadan önce Biden’ın büyük bir provokasyona giriştiğini söyledi:

    ABD’de başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasının Rusya’da olumlu karşılandığını aktaran Güzaltan, bunun en büyük sebebinin Biden’ın savaşı kışkırtan politikaları olduğunu vurguladı. Güzaltan’a göre bir diğer etmen ise, Donald Trump’ın ve ekibinin Ukrayna’daki sorunu Rusya ile müzakere yaparak çözme vurgusu oldu:

    Onur Sinan Güzaltan’a göre vatanseverlik duygusu yüksek olan Ruslar, iktidara geldikten sonra Sovyetler’in çöküş travmasını atlatmalarına yardımcı olan ve ülkeyi toparlayan Vladimir Putin’in politikalarını destekliyor:

    Rusların da tıpkı Türkler gibi Batı ile Doğu arasındaki bir konumda yer alan bir Avrasya milleti olduğunu dile getiren Güzaltan, 1990’larda SSCB’nin dağılmasıyla birlikte yaşanan yıkımın unutulmamasının da Rus kimliğinde önemli bir etmen olduğunu vurguladı:

    Batı’nın kendi metotları ile Rusya’yı anlamayı beceremediğini kaydeden Güzaltan, diğer yandan ABD dayatmasına ayak uyduran Avrupa’nın, Rusya’ya karşı adeta Soğuk Savaş yürüttüğünü kaydetti:

    1 hr 25 min
  • ‘Avrupa’da resmen savaş ekonomisi şartlarını yaşatıyorlar’

    ABD'de Rusya ile müzakereyi ve Ukrayna'da barışı dile getiren Donald Trump'ın seçimleri kazanmasının ardından Avrupa'yı panik havası sardı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, koalisyon dağıldığı ve 23 Şubat'ta erken seçime gidileceği halde Ukrayna'ya 4 milyar euro değerinde askeri yardımın sürebileceğini belirtti.

    Diğer yandan Almanya'nın, "binlerce kamikaze dronu" Ukrayna'ya en kısa sürede tedarik edeceği bildirildi. Diğer yandan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Ukrayna'ya "tam desteğin" süreceğini G20 zirvesinde açıkladı. Starmer, İngiltere'nin Ukrayna'yı silahlandırmayı sürdüreceğini kaydetti.

    Amerikan gazetesi New York Times ise, ABD Başkanı Joe Biden’ın adeta giderayak uzun menzilli füzelerin Rusya topraklarında kullanılmasına yeşil ışık yaktığını söyledi. ABD makamları tarafından resmen doğrulanmayan iddiaya göre Ukrayna, ABD’nin tedarik ettiği ATACMS gibi uzun menzilli füzelerle Rusya’nın Kursk bölgesini hedef alabilecek.

    Fransız lider Emmanuel Macron, New York Times’ın yazdığı bu haber üzerine “Yerinde bir karar, destekliyoruz” ifadelerini kullandı. Macron, Fransa’nın Ukrayna’ya desteğinin süreceğini bildirdi.

    Polonya Başbakanı Duda ise, ABD’nin kararını desteklediğini ve uzun menzilli füze kararının “savaşın kaderini değiştirebileceğini” söyledi.

    2024'te resmen NATO üyesi olan İsveç de Avrupa'daki savaş söylemlerinde yerini aldı. İsveç hükümetinin, vatandaşlarına savaşa hazırlıklı olmaları için alabilecekleri önlemler içeren kitapçıklar dağıtacağı açıklandı. Bir diğer İskandinav ülkesi ve NATO üyesi olan Norveç'in de benzer bir uygulamayı hayata geçireceği duyuruldu.

    Tıpkı İsveç gibi bu yıl NATO üyesi haline gelen Finlandiya’nın da vatandaşları için dijital bir “savaşa hazırlık” kitapçığı hazırladığı bildirildi. BBC’nin haberine göre Finlandiya hükümeti, askeri yetkililerle yaptığı görüşmeden sonra Fin ordusunun “her türlü çatışmaya tam hazırlıklı olduğunu” vurguladı.

    Avrupa’daki savaş söylemlerini, Donald Trump sonrası Avrupa’nın Ukrayna’daki çatışmaları sürdürme planlarını ve Avrupa’daki siyasi iklimi, gazeteci, yazar ve belgeselci Sedat Aral ile konuştuk.

    Avrupa’da iktidarlar değişse de politikaların değişmediğini kaydeden Sedat Aral, Avrupa halklarının artık medyaya ve siyasetçilere güvenmediğini aktardı:

    Avrupa’da medyanın hükümetlerin her politikasını desteklediğini vurgulayan Aral, diğer yandan hükümetlerin başındaki isimlerin de savaş konusunda tam olarak fikir sahibi olmadığını kaydetti. Sedat Aral’a göre Avrupalılar, Rusya’yı düşman olarak görmüyor:

    Türkiye’de yaşanan terör olaylarının bir benzeri Avrupa’da yaşandığı vakit “insan hakları” ve “demokrasi” kavramlarının bir kenara bırakılacağını kaydeden Aral, Avrupa’nın özgürlük anlayışının sadece kendi yurttaşları için geçerli olduğunu vurguladı. Sedat Aral, diğer yandan Avrupa’nın dünyadaki azınlık grupları silahlandırarak savaşları, çatışmaları ve karışıklıkları körüklediğinin altını çizdi:

    ABD’nin Avrupa Birliği’ndeki bütün ülkeler ve kurumlar üzerinde söz sahibi olduğunun altını çizen Aral, bu sebeple Avrupa ülkelerinin Ukrayna’da savaşı desteklediğini belirtti. Sedat Aral’a göre Biden’ın uzun menzilli füze kararı, Trump koltuğa oturmadan önce çözülemeyecek bir sorun yaratma amacını taşıyor:

    Avrupa’nın savaş ısrarına karşın ellerinde somut bir güç bulunmadığına dikkat çeken Sedat Aral, Donald Trump’ın ise Rusya ile müzakereyi ön plana koyacağı değerlendirmesinde bulundu. Aral’a göre İngiltere’de yakın dönemde erken seçim yaşanması ise oldukça olası:

    1 hr 25 min
  • ‘Trump koltuğa oturmadan önce Ukrayna’da bir provokasyon deneniyor gibi’

    ABD’de Trump’ın muhtemel kabinesinde Marco Rubio ve Peter Hegseth gibi İsrail yanlısı ve Çin karşıtı isimler öne çıktı. Trump’ın “Ukrayna ve Ortadoğu’da barış” söylemlerine karşın “şahin” kanattan oluşan ekibi dikkat çekti.

    Öte yandan ABD’den, Ukrayna’daki gerilimi tırmandıracak bir hamle geldiği yönünde haberler çıktı.

    Amerika’nın önde gelen yayın organlarından New York Times’a göre Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği uzun menzilli füzelerin, Rus topraklarına karşı kullanılmasına yeşil ışık yaktı. Haberde, füzelerin “Kursk bölgesindeki Kuzey Koreli askerlere karşı kullanılacağı” şeklinde bir ifade yer aldı.

    Donald Trump’ın 20 Ocak’ta koltuğa oturmasından önce yaşanan bu gelişme, Biden’ın görevi bitmeden önce bir provokasyon girişimi olarak yorumlandı. Kremlin ise bu tür bir saldırıya gereken yanıtın verileceğini belirtti.

    Biden’ın uzun menzilli füzelere yaktığı yeşil ışığı, Trump kabinesindeki isimleri, Demokratların Trump ve ekibini “Rus ajanı” olarak nitelendirmesini, Trump kabinesinin İsrail eğiliminin Türkiye’ye olası etkilerini ve Avrupa’nın Trump’a bakış açısını, ATASAM (Ata Stratejik Araştırmalar Merkezi) uzmanı ve gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.

    Hasan Erel, ABD basınında yer alan “Biden, Ukrayna’nın uzun menzilli füzelerle Rus topraklarını vurmaya izin verdi” şeklindeki haberleri, Trump koltuğa oturmadan önce provokasyon girişimleri olarak yorumladı.

    Demokratların Trump’ı ve başta Tulsi Gabbard olmak üzere ekibini “yabancı ajan” ve “Rus ajanı” olmakla itham ettiğini dile getiren Hasan Erel’e göre bunun sebebi, müesses nizamın Trump’ı tamamen kontrol edemiyor olması. Trump kabinesindeki neocon isimlerin Pentagon ile paralel gitmeme ihtimali bulunduğunu belirten Erel, diğer yandan Donald Trump ve ekibinin asıl odağının Çin olacağını vurguladı:

    Hasan Erel’e göre Donald Trump, kabinesindeki isimleri kendisine sadakat gösterecek isimlerden seçti. Trump ekibinde İsrail karşıtı bir isim bulunmadığına dikkat çeken Erel, Trump’ın politikaları bizzat kendisinin belirlemek istediğini ifade etti:

    İran’da Pezeşkiyan hükümetinin ABD ile müzakereyi arzulayabileceğini ve bu sebeple İsrail’e yönelik bir misillemenin henüz gerçekleşmemiş olma ihtimali bulunduğunu aktaran Hasan Erel, diğer yandan Hamaney’in görüşünün tam tersi olabileceği ihtimalini de dile getirdi. Hasan Erel’e göre Trump, İran’a karşı agresif tutum takınmak yerine müzakere sürecine yönelebilir:

    Donald Trump kabinesinin tamamen İsrail yanlısı olduğuna dikkat çeken Erel, İsrail’in Kürdistan planına atıfta bulunarak Türkiye’nin bu planlar karşısında tehdit altında olduğunu vurguladı:

    Hasan Erel’e göre Donald Trump, Nixon doktrininin tersini uygulayarak Rusya ile yakınlaşıp Çin’i yalnızlaştırmayı deneyecek. Bu plan için Almanya başta olmak üzere ABD’nin Avrupa ülkelerini de kullanabileceğini kaydeden Erel, öte yandan Rusya ve Çin’in artık ABD söylemlerine inanmadığının da altını çizdi:

    1 hr 26 min
  • ‘Trump’ın atacağı ilk adım, Türkiye ve İsrail’i masaya oturtmak olacak’

    ABD’de başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasının ardından Çin ile yaşanabilecek olası gerilimler gündem oldu.

    Trump, başkan seçilmesi halinde Çin’e yönelik yüzde 200’e varan gümrük vergileri uygulayarak ABD şirketlerini Amerika’ya dönmeleri konusunda ikna etme vaadinde bulunmuştu.

    Trump’ın gümrük politikasının bir diğer ayağı ise, ABD yerine Çin’i birincil ticari ortak haline getirmiş Avrupa ülkelerine yönelik yüzde 100’e varan gümrük vergisi uygulamaları oldu. Trump, seçim kampanyasında sıklıkla ABD yerine Çin ile ticareti tercih eden müttefik ve dost ülkelere yönelik katı gümrük vergileri uygulayacağını dile getirmişti.

    Trump’ın seçilmesinin ardından Asya borsaları ve Euro, aşağı yönlü seyretmeye başladı. ABD Başkanı Joe Biden’ın QUAD, AUKUS, Filipinler, Japonya ve Güney Kore aracılığı ile Güney Çin Denizi’nde askeri baskıyı öne çıkartan politikalarının ardından Trump’ın “katı ticaret savaşı” vaadiyle seçilmesi, piyasalarda tedirginliğe sebep oldu.

    Trump’ın seçilmesiyle birlikte gözlerin çevrildiği bir başka coğrafya ise Ortadoğu oldu. İsrail’de Trump’ın seçilmesi, dev posterlerle kutlandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’ı tebrik etmek için arayan ilk liderler arasında yer alırken, Biden’a yakın isimlerden savunma bakanı Gallant’ı seçim gecesi kovması da dikkat çekti.

    İsrail, diğer yandan Lübnan’da ateşkes tekliflerini reddetti ve hafta boyunca Beyrut başta olmak üzere hava saldırılarının yoğunluğunu artırdı. Öte yandan seçim dönei Trump, Ukrayna kadar Ortadoğu için de barış getireceğinin sözünü vermişti.

    ABD başkanlık seçimlerinin Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki yansımalarını, seçimleri kazanan Donald Trump’ın olası Çin politikasını, Çin’in şimdiki konumunu, Trump’ın Ortadoğu planlarında İbrahim Anlaşmaları’nın önemini ve Türkiye’yi nelerin beklediğini, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Anabilim Dalı'ndan Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Çin kamuoyu, ABD seçimlerine kayıtsız kaldı. Trump’ın Kissinger doktrini çerçevesinde Rusya ile arasını iyi tutarak Çin’i yalnızlaştırmayı deneyeceğini vurgulayan Adıbelli, diğer yandan Trump’ın ilk başkanlık döneminden bu yana köprünün altından çok sular aktığını ifade etti:

    Çin’deki gözlemlerini aktaran Dr. Adıbelli’ye göre Çin, Trump dönemi askeri değil fakat yoğun bir ekonomik baskı bekliyor. Çin’in artık 5G teknolojisi ile tam otonom üretim ve konteyner yüklemesi yapabildiğini ve adeta dünya içinde bir dünyaya dönüştüğünü kaydeden Adıbelli, Trump’ın 2016’dakinden çok daha güçlü ve kararlı bir Çin bulacağını belirtti:

    Dr. Barış Adıbelli, Donald Trump’ın Çin’i baskı altına alma ve “Rusya ile arayı ıstıma” stratejisi kapsamında Afganistan’a geri dönerek Orta Asya coğrafyasındaki IŞİD ile mücadeleyi öne çıkarabileceği tahmininde bulundu. Adıbelli’ye göre henüz yol haritasını belirlememiş olan Trump’ı zorlu bir süreç bekliyor:

    İran’ın artık BRICS ve ŞİÖ üyeliği bulunduğunu ve izole olmadığını kaydeden Dr. Adıbelli’ye göre Trump, İran’a baskı kurmaya çalışırken beklediğinden daha fazla zorlanacak. Diğer yandan Trump’ın Ortadoğu’da “İbrahim Anlaşmaları” ekseninde bir güvenlik örgütü oluşturmaya çalışabileceğini vurgulayan Adıbelli, İsrail’in bu güvenlik şemsiyesinin merkezinde yer alacağını dile getirdi:

    Donald Trump dönemi ABD politikalarını Beyaz Saray’ın değil bizzat Trump’ın belirleyeceğini ifade eden Dr. Adıbelli, Trump’ın Ortadoğu’da yapacağı ilk hamlenin Türkiye ve İsrail’i masaya oturtma çabaları olacağı değerlendirmesinde bulundu:

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Donald Trump’ın ticaret savaşlarını ileriye taşıması durumunda, Amerika’nın bayrak gemisi olarak görülen şirketlerin üretimi Çin’den ABD’ye kaydırmasını sağlama konusunda zorlanabilir:

    1 hr 25 min
  • 'Ukrayna'ya verilen silahlar, Avrupa iç pazarında yayılabilir. Mafyalaşma ve çeteleşme başlayabilir'

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 23 Şubat’ta erken seçime gitme kararı aldı. Karar, Scholz’un Maliye Bakanı ve koalisyon ortağı Hür Demokratlar partisinin lideri Christian Lindner’i kabinedeki görevinden almasının ardından geldi.

    Almanya’da Rusya’dan gelen gazın Kuzey Akımı sabotajları sebebiyle kesilmesinin ardından yaşanan mali sıkıntıların ve göçmen krizinin de siyasi dengeleri etkilediği belirtildi.

    Ülkede özellikle göç krizi sebebiyle “aşırı sağ” olarak ana akım medyada lanse edilen AFD (Almanya İçin Alternatif) partisinin yükselişe geçtiği ifade edildi. Anketlerde yüzde 20’yi gören AFD, üç eyalette yapılan yerel seçimlerde de birinci veya ikinci parti olarak sandıktan çıkmayı başarmıştı.

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un erken seçim kararını, Almanya’a koalisyonun çöküşünü, Hristiyan Demokratlar liderinin “Taurus füzesi” açıklamsaını, AFD’nin yükselişini ve Avrupa ile Almanya’daki siyasi eğilimleri, Almanya’da yaşayan gazeteci ve yazar Osman Çutsay ile konuştuk.

    Gazeteci Osman Çutsay’a göre Avrupa’da yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen siyasetçilerin Ukrayna’ya destek açıklamaları tedirgin edici nitelikte. Hristiyan Demokrat lider Friedrich Merz’in Taurus füzeleriyle ilgili açıklamalarına atıfta bulunan Çutsay, Almanya’da siyasi iklimin giderek daha da gergin bir hale geldiğini aktardı:

    Hristiyan Demokratlar’ın lideri Friedrich Merz’in savaşa destek çıkışları ile Yeşiller’e göz kırpmış olabileceği değerlendirmesinde bulunan Osman Çutsay, bir başka senaryoda ise AFD’nin ve CDU’nun birbirini dengeleyebileceğini belirtti. Olaf Scholz’un durumunun zayıf olduğunun altını çizen Çutsay, Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da savaş yanlısı söylemlerle Başbakanlık koltuğuna aday olduğunu ifade etti:

    Fransa’da Melenchon’un başlattığı akımla birlikte sosyalist ve sosyal demokrat figürlerin “vicdan hareketi” kapsamında kamuoyunun desteğini almayı hedeflediğini aktaran Osman Çutsay, Almanya’da bunu Sahra Wagenknecht’in sürdürdüğünü ifade etti. Çutsay’a göre Avrupa’da aşırı sağ ve faşizm eğilimli partilerin yükselişi ise sürüyor:

    Almanya’da seçimlerde Hür Demokratlar’ın yahut diğer partileirn baraj altı kalma ihtimali bulunduğunu ifade eden Çutsay, Hristiyan Demokratlar ve AFD arasında karşılıklı birbirlerini dengeleme üzerine kurulu bir koalisyon kurulma ihtimali bulunduğunu kaydetti. Osman Çutsay’a göre Avrupa’yı bekleyen bir başka tehlike ise, Ukrayna’daki silahların yasadışı yollarla Avrupa’ya ulaştırılması ve karaborsada satılması:

    1 hr 26 min
  • ‘Trump ekibinde Türkiye’ye sempati besleyen veya Türk yanlısı bir profil ile karşılaşamıyoruz’

    Başkanlık seçimlerini 312 delegelye kazanan ve Kongre'de de çoğunluğu yakalamayı başaran Donald Trump, 20 Ocak'ta koltuğa oturacağı gün yapacağı atamalarla ilgili tercihlerini şimdiden açıklamaya başladı. Dışişleri Bakanlığı için Florida'nın Cumhuriyetçi Senatörü Marco Rubio'yu tercih eden Trump, Savunma Bakanlığı için de eski asker ve Fox News sunucusu Pete Hegseth'i tercih ettiğini belirtti. X'in, Tesla'nın ve Space X'in sahibi iş insanı Elon Musk'ın tasarruftan ve bütçenin etkin kullanımından sorumlu "Hükümet Verimliliği Departmanı" başına getirileceği açıklandı.

    Bir diğer dikkat çeken atama ise Matt Gaetz ve Michael Waltz oldu. Florida'lı Temsilciler Meclisi üyesi Matt Gaet'in Başsavcı olarak atanacağı belirtildi. Matt Gaetz, sıkı bir Trump destekçisi olmasının yanı sıra Trump'a karşı açılan davaların da karşısında yer alıyor. Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı yapmayı blanladığı Michael Waltz ise İran'a karşı bir "şahin" olarak tanınıyor.

    Demokratlardan Cumhuriyetçilere geçerek Donald Trump’ı destekleyen Tulsi Gabbard’ın ise Ulusal İstihbarat Direktörü olarak Trump ekibine dahil olacağı bildirildi.

    ABD seçimlerini kazanan Donald Trump’ın ekibini, yapmayı planladığı atamaları, Ortadoğu’da yürütmesi muhtemel politikayı, Trump’ın Suriye’ye ve Türkiye’nin Suriye politikasına olası etkilerini ve Filistin meselesini, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

    Donald Trump’ın yeni başkanlık döneminde atadığı ekip ve kabine üyeleriyle Cumhuriyetçi Parti içerisinde bir denge kurduğunu kaydeden Dr. Gökhan Çınkara, diğer yandan Trump’ın ipleri eline almak için buna uygun isimlere yöneldiğini ifade etti. Çınkara’ya göre Trump, dış politikada her bir dosyayı farklı bir yetkiliye vererek çok boyutlu bir diplomasi yürütecek:

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre Trump her ne kadar Ortadoğu ilişkilerini belirli figürler üstünden yürütse de, en büyük belirleyici faktör Rusya ile yapılacak görüşmeler olacak:

    Donald Trump’ın yeni döneminde Ortadoğu politikasında İsrail’e desteğin ve İran’ın nükleer tesislerinin “gündemden kaldırılmasının” öne çıkabileceğini ifade eden Dr. Gökhan Çınkara, Ortadoğu’daki gelişmelerin seyrini ABD ve Rusya arasındaki müzakerelerin belirleyeceğini dile getirdi:

    Hamas’ın artık sahadaki durum sebebiyle aktör pozisyonunu yitirebileceğini aktaran Dr. Çınkara, Trump ekibinin “Batı Şeria’nın ilhakı” söylemleri sebebiyle Filistin açısından pek de olumlu bir tablonun ortaya çıkmadığını kaydetti:

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre Trump’ın ekibinde Türkiye’ye sıcak bakan çok fazla isim yer almıyor. Türkiye’nin Suriye meselesi ve ekonomik mevzular üzerinden fırsat yaratmayı deneyeceğini kaydeden Çınkara, diplomaside kişisel ilişkilerin öne çıkabileceğini belirtti:

    Ortadoğu’da Rusya faktörünün sıklıkla analizlerde es geçildiğini vurgulayan Çınkara, Trump’ın Suriye’den çekilme planıyla ilgili net bir yorum yapmak için erken olduğunu vurguladı:

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre Beşar Esad, Trump döneminde nefes alabilir ve uzlaşı yolları arayabilir:

    1 hr 26 min
  • ‘Biden dönemi, Türk-Amerikan ilişkilerinin en kötü dönemiydi. Biden Türk karşıtı değil, adeta Türk düşmanıydı’

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, 7 Kasım'da Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 21. Yıllık Genel Oturumu'na hitap etti.

    "Gözümüzün önünde yepyeni bir dünya düzeni oluşuyor" diyerek çok kutupluluğun artık geri döndürülemez bir gerçek olduğunun altını çizen Putin, “Halklar kendi çıkarlarının, öz değerlerinin, özgünlüklerinin ve kimliklerinin daha net bir şekilde farkına varıyor. Kalkınma ve adalet hedefine ulaşma konusunda giderek daha ısrarcı oluyor” dedi.

    Dünyanın tehlikeli bir çizgiye yaklaştığını ve Batı'nın nükleer cephaneliğe sahip Rusya'yı yenilgiye uğratma çabaları içinde olduğunu kaydeden Putin, bu çabaların "Batı'nın çirkin maceracılığı" olduğunu belirtti.

    Diğer yandan seçimleri kazanan ABD Başkan adayı Donald Trump'ın Ukrayna konusunda söylediklerinin dikkati hak ettiğini vurgulayan Vladimir Putin, Trump ile diyaloga hazır olduğunu kaydetti.

    Valday Forumu’nda Putin’in mesajlarını, Trump’ın kabine adaylarını, ABD’nin yeni dönemde dış politikasının çatışma sahalarına nasıl etki edebileceğini ve Trump’ın ikinci döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl şekillenebileceğini, Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

    Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Trump’ın atayacağı kabine isimlerinin yüzde yüz politika üretme özerkliği bulunmayacak. Trump’ın savaşları bitirmek için adım atmaya niyetli olduğunu kaydeden Ünal, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de samimi ve Rusya’nın sahadaki galibiyetini gözardı etmeyen her türlü diyaloga açık olduğunu belirtti:

    Donald Trump’ın her şeyden önce kendi halkına verdiği vaatleri yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Ünal, bu sebeple Trump’ın Ortadoğu’da Abraham Anlaşmaları formülüne ağırlık verebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Valday’da en çok öne çıkan konuların başında çok kutupluluğun geldiğini aktaran Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD’nin bu süreci engelleyemeyeceğini kaydetti:

    Donald Trump dönemi Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl şekillenebileceğini yorumlayan Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin dikkatli hesaplamalar yapması gerektiğini belirtti. Özellikle ABD’nin Avrupa Birliği’ne ve Çin’e karşı uygulaması muhtemel gümrük politikalarına değinen Ünal, Türkiye’nin kendisini hem ABD, hem AB hem de Çin için işbirliği yapılabilecek bir ortak olarak öne çıkartması için ciddi bir çalışma hazırlaması gerektiğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD’nin kendi kendine yetebilen bir ülke olmasını ve Çin ile ticari köprü bulunmaması gerektiğini savunuyorlar’

    312 delege kazanan Donald Trump, ABD başkanlık koltuğuna oturmak için 20 ocak tarihini bekliyor.

    Trump’ın kendisi kadar, kuracağı ekip de merak konusu oldu. Truth sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Donald Trump, Nikki Haley ve Mike Pompeo gibi isimlere ekibinde yer vermeyeceğini belirtti. Neoconların öne çıkan isimlerinden Haley ve Pompeo’nun dışlanması, yeni kadro konusunda merak uyandırdı.

    Diğer yandan Trump’ın seçim süresi boyunca vadettiği “Çin mallarına gümrük politikasının” da ne şekilde ve hangi boyutlarla hayata geçeceği merak konusu oldu. Cumhuriyetçilerin Kongre ve Başkanlık’ı aynı anda ele geçirmesiyle Avrupa’da adeta bir panik havası yaşandı. Yüzünü Pasifik’e döneceğini söyleyen Trump’ın, Çin konusunda sert tutum takınacak isimleri dış politikada görevlendirilmesi bekleniyor.

    Diğer yandan ABD’nin Ortadoğu’ya sevk ettiği onlarca savaş uçağı ve İran’a yapılan uyarıların ardından, Suriye ve Irak’ta İran’a yakın silahlı gruplara saldırılar gerçekleştirildi. Daha önce “İran’da rejim değişimine karşıyım” diyen Trump, öte yandan ilk başkanlık döneminde de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi talimatını vermişti.

    Donald Trump’ın seçim zaferinin Asya-Pasifik’e olası etkilerini, Trump’ın ve kadrosunun Çin’e bakış açısını ve BRICS ile küresel güneyin yükselişinin ABD dış politikası karşısında neler sunabileceğini, gazeteci Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    Gökhun Göçmen’e göre davalar, FBI baskınları, suikast girişimleri ve neoconlardan sonra ciddi manada tecrübe kazanan Donald Trump, kendi ekibini kurduktan sonra bürokraside adeta bir “kan davası” başlatmaya niyetli:

    Trump’ın yeni başkanlık döneminde birçok uluslararası krizin aktif olarak sürdüğünü ifade eden Göçmen, özellikle BRICS’in de yükselişiyle Trump’ın eskiye kıyasla farklı davranabileceğini kaydetti:

    Gökhun Göçmen’e göre Donald Trump sıcak bir savaş arzulamıyor fakat Çin ile ticaret savaşlarını ileri bir boyuta taşımayı planlıyor. Obama döneminden beri Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki en büyük uzlaşının Çin meselesi olduğunun altını çizen Göçmen, ABD’nin Çin’i kendisine en büyük rakip olarak gördüğünü belirtti:

    Trump’ın yardımcısı J.D. Vance’in yaptığı bir konuşmada tam 135 kere Çin’den bahsettiğini aktaran Göçmen, Cumhuriyetçilerin dikkatlerini tamamen Çin’e yöneltmek istediğini kaydetti. Gökhun Göçmen’e göre ticari savaşları kızıştıracak Donald Trump, AUKUS gibi ittifakları ise ekonomik yük olmadıkları sürece destekleyecek:

    Donald Trump’ın dış politika felsefesinde kısa vadeli çıkarların ve ekonomik getirilerin öne çıktığını vurgulayan Gökhun Göçmen, diğer yandan bu politikaların ABD’nin nüfuz alanına olumsuz etkileri olabileceğine işaret etti. Avrupa başta olmak üzere geleneksel ABD müttefiklerinin kendi yolunu çizmeyi tercih edebileceğini dile getiren Göçmen, diğer yandan yükselen BRICS ve küresel güneyin söylemlerinin de bu dönemde öne çıkabileceğini belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘Trump zaferi ile Avrupa’da ivme kazanan milliyetçilik daha da fazla yükselebilir’

    lmanya’da bir süredir devam eden ve basına da yansıyan koalisyon partileri arasındaki anlaşmazlık, Maliye Bakanı Christian Lindner’in görevden alınmasıyla iyice derinleşti.

    Hür Demokratlar’ın yani liberal partinin başkanı olan Christian Lindner, üçlü koalisyonun önemli bir ayağını oluşturuyordu. Lindner’in görevden alınmasıyla birlikte muhalefet konumundaki Hristiyan Demokratlar, hükümetin güvenoyu yoklamasına gitmesi için çağrıda bulundu.

    Başbakan Olaf Scholz, 6 Kasım gecesi yaptığı açıklamada “Christian Lindner güvenimi kırdı” ifadelerini kullandı.

    Görevden almanın, özellikle “aşırı sağ” olarak tanımlanan AFD’nin eyalet seçimlerinde gösterdiği başarının ve Donald Trump’ın ABD başkanlık yarışını kazanmasının ardından gelmesi dikkat çekti.

    Almanya’da yaşanan hükümet krizini, Başbakan Olaf Scholz’un Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden almasını, Alman Anayasa Mahkemesi’nin sürece etkisini, koalisyon partileri arasındaki fikir ayrılıklarını ve Donald Trump’ın tekrar ABD Başkanı seçilmesinin Avrupa Birliği’ne olası etkilerini, Almanya’da yaşayan gazeteci Erdal Tekin ile konuştuk.

    Erdal Tekin’e göre bu yıl içerisinde Almanya’da yapılan eyalet seçimlerinde aşırı sağın yükselişi, Olaf Scholz hükümeti ve koalisyon ortakları için işlerin iyi gitmediğini gösteren önemli bir sinyaldi. Hür Demokratlar lideri de olan Maliye Bakanı Christian Lindner’in görevden alınma sürecini aktaran Tekin, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin hükümetin bütçe tasarısını onaylamamasının çok kuvvetli bir etmen olduğunun altını çizdi:

    Liberalizm ve sosyal devlet politikaları noktasında ayrım yaşadıkları halde Sosyal Demokratlar, Hür Demokratlar ve Yeşiller arasında bir şekilde koalisyon kurulabildiğini kaydeden Erdal Tekin, bütçe tasarısı hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından “uygulanamaz” kararı alması sonrası işlerin değiştiğini vurguladı. Tekin’e göre Ukrayna, Gazze ve Avrupa göç krizleri de hükümet için ciddi bir sınav oldu ve sorunları beraberinde getirdi:

    Alman Başbakan Scholz’un, planlanandan önce güvenoyu yoklamasına gitmesi için Hristiyan Demokratlar’ın baskı yaptığını aktaran Erdal Tekin, hükümetin güvenoyunu kazanamaması halinde Almanya’da erken seçimin söz konusu olacağını belirtti:

    ABD seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasının Avrupa Birliği için olumsuz bir gelişme olduğunu kaydeden Erdal Tekin, Trump’ın olası gümrük politikalarının Avrupa ekonomisine darbe vurabileceğini kaydetti. Tekin’e göre Trump ile birlikte yükselecek milliyetçi rüzgar, Avrupa ülkelerinin AB içerisinde değil, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket etmesine de sebep olabilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Woke politikalar ve çocukların trans yapılması sebebiyle Latin seçmen de tepki gösterdi ve Trump’a oy verdi’

    ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlandı. Cumhuriyetçilerin adayı, eski Başkan Donald Trump, 270 delegeyi geçerek tekrar ABD Başkanı seçildi. 73 milyondan fazla oy alarak genel oyların yüzde 50'sini de geçen Trump, Kongre'de de hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da üstünlüğü ele geçirdi. Sonuçları ilan edilmeyen tek eyalet olan Arizona'da da önde olan Trump, o eyaleti de kazanması halinde 312 delegeye ulaşarak şahsi rekorunu kıracak.

    Diğer yandan Trump’ın seçim zaferinin detayları tartışılmaya başladı. Michigan, Pensilvanya, Georgia, Wisconsin ve Arizona’da yani bütün salıncak eyaletlerde seçimi önde götüren Trump, diğer yandan dört seçimdir Demokratlarda olan Nevada’yı da alarak bir salıncak eyalete dönüştürdü. New York ve New Jersey gibi Demokratların kalesi olan şehirlerde de yüzde 45’i geçen Cumhuriyetçiler, 2028 seçimlerinde ABD’nin doğu yakasının salıncak eyaletlere dönüşmesini bekliyor.

    Seçime damgasını vuran Trump’a suiksat girişimi kadar, Biden döneminde artan enflasyonun, sayılarının on milyonu geçtiği söylenen yasadışı göçmenlerin, artan suç oranlarının, yüksek kamu harcamalarının ve “woke” ideolojisinin uygulamalarının da seçim sonuçlarında etkili olduğu tahmin ediliyor.

    Seçmen demografisiyle ilgili yapılan çalışmalara göre evli çiftler Trump’ı, bekar kadınlar Kamala Harris’i, bekar ve genç erkekler ise ezici çoğunlukla Donald Trump’ı tercih etti. Siyahi erkeklerin yüzde 20’si, Latin erkeklerin yüzde 55’i ve toplam Latin nüfusunun yüzde 50’si, oy verme tercihini Donald Trump’tan yana kullandı. Trump’ı en az tercih eden demografik grup, yüzde 9 oy oranıyla siyahi kadınlar oldu.

    ABD seçimlerini, Trump’ın zaferini, Amerikan seçmeninin oy tercihini, seçim sonuçlarını belirleyen faktörleri, Kamala Harris’in başarısızlığının sebeplerini, Latin seçmenlerin Trump’a verdiği desteği ve Trump’ın iç ve dış politikalarda yapması muhtemel hamleleri, ABD uzmanı ve siyasi analist Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    Donald Trump’ın genel oy sayısında öne geçmesinde, farklı seçmen gruplarında ve demografilerde popülerliğinin artmasının önemli rol oynadığını belirten Şanlı Bahadır Koç’a göre, Demokrat Parti kendi içinde ciddi tartışmalar yaşayacak. Bahadır Koç’a göre bu defa kendi ekibini kuran ve Kongre’de de çoğunluğu elde eden Trump’tan, Amerikan halkının beklentisi yüksek:

    Kamala Harris’in aday profilini değerlendiren Koç, özellikle Harris’in ön seçimler olmaksızın aday gösterilmesinin, seçim mağlubiyetinde etkili olduğunu belirtti. Harris’in konuşmalarında vaatlerde bulunamadığını ve donanımının da yetersiz olduğunu aktaran Şanlı Bahadır Koç, Kamala’nın “pozitiflik” ve “gülümseme” temalı seçim kampanyasının, ekonomik bunalım yaşayan genç popülasyonu ikna etmeyi başaramadığı değerlendirmesinde bulundu:

    Woke ideolojinin ve kimlik politikalarının yarattığı rahatsızlığın seçim sonuçlarında kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Bahadır Koç, Latin seçmenlerin yarısının Donald Trump’ı tercih etmesinin gerekçesinin de aşırıya kaçan “woke” ideoloji uygulamaları olduğunu kaydetti. Şanlı Bahadır Koç’a göre Biden dönemi politikalarının insaların hayatına doğrudan pozitif bir etki yaratmamış olması da, Amerikan halkının Demokrat Parti’ye olan güvenini önemli ölçüde sarstı:

    Jeff Bezos’un sahibi olduğu Washington Post’un aday desteklemeyerek aslında Trump zaferini önceden öngördüğünü ifade eden Bahadır Koç, diğer yandan ABD’de ana akım medyaya güvenin yüzde 10 seviyesine kadar düştüğünü aktardı:

    Şanlı Bahadır Koç’a göre Donald Trump, kurduğu ekibiyle birlikte bürokraside büyük bir temizliğe girişecek. Bunun dışında Trump’ın seçmenlerine verdiği “göçmenlerin geri gönderilmesi” vaadi için toplama kampları kurabileceğini dile getiren Koç, diğer yandan ekonomik alanda uygulanması beklenen gümrük vergilerinin enflasyon yaratma riski taşıdığını da kaydetti:

    Donald Trump’ın dış politikasında özellike Ortadoğu ve Ukrayna’da ateşkes sağlanmasına yoğunlaşabileceğini kaydeden Şanlı Bahadır Koç, diğer yandan Pompeo gibi neoconların kabineye girmemesi durumunda bu politikaların netlik kazanacağını belirtti. Bahadır Koç’a göre Trump, İran ile de savaşa girmek istemiyor:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners