EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘Trump’ı yasaklamak ve yok etmek istediler ama bu beyaz seçmenleri kızdırdı’

    ABD’de seçmenler 5 Kasım’da sandığa gitti. 2020 seçiminde Joe Biden’ın kazandığı beş salıncak eyaletin tamamını kazanan Donald Trump, ABD başkanı seçildi.

    Trump öte yandan 72 milyon 600 bin oy ile yüzde 50’yi geçerek ilk defa genel oy sayısında da seçimleri birinci tamamlamış oldu.

    Kongre için yapılan Senato ve Temsilciler Meclisi seçimlerini de Cumhuriyetçiler önde tamamladı. Cumhuriyetçiler, “haritayı kızıla boyadık” diyerek, başkanlık, Senato ve Temsilciler Meclisi üçlüsünün tamamını kazandıklarını duyurdu.

    Seçimi kaybeden Kamala Harris, yaptığı konuşmada “Amerika için savaşmaya devam edeceğiz” dedi. Öte yandan henüz kesinleşmeyen sonuçlara göre, son dört seçimdir Demokratların kazandığı Nevada eyaletinde Harris, yarışı geriden takip ediyor. Eğer Nevada’yı da Trump kazanırsa, 312 delege kazanmış olacak ve Nevada’yı dört seçim sonra salıncak eyalete çevirmiş olacak.

    ABD seçimlerinin sonuçlarını, Donald Trump’ın olası politikalarını, Trump zaferinin ABD dış politikasına etkilerini, Rusya-ABD, Trump-Avrupa ve Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl şekilleneceğini, Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.

    ABD seçim sonuçlarını ve Trump’ın zaferini değerlendiren Prof. Dr. Köni, Demokratların dört yıl boyunca Ukrayna ve Filistin başta olmak üzere atışmalara verdiği desteğin etkili olduğunu söyledi. Sınır politikası ve göçmenler sebebiyle halkın tepki gösterdiğini de belirten Köni, diğer yandan Demokratların kendi seçmen kitlesini de küstürdüğünü sözlerine ekledi:

    ABD’de Demokrat Parti’nin ve adayları Kamala Harris’in “woke” olarak bilinen sol-liberal politikalarda ısrarları ve radikal tutumları sebebiyle halkın sempatisini kaybeddiklerinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Köni, kimlik siyasetinin iflas ettiğini belirtti. Amerikalı seçmenlerin kimlik politikaları, kadın-erkek ve siyah-beyaz ayrışmaları yerine ekonomik gerçekliğe göre oy kullandığını vurguladı:

    2016’da iktidara gelen Trump’ın kendi kadrosu olmadığını kaydeden Köni, geçen dört yıl içerisinde Trump’ın kendisine bir kadro kurduğunu aktardı. ABD’nin artık çok kutuplu dünya gerçeğini kabullenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Hasan Köni, Trump’ın dünyada gelişen güçlerle rekabet edebilmek için yapay zeka ve teknoloji yatırımları yapmayı planladığını kaydetti:

    Prof. Dr. Köni’ye göre Trump, Çin’e gümrük vergileri uygulayacak fakat dolar tahvillerinin bozdurulması ihtimaline karşı dengeli bir politika güdecek. AB içinde birlik bulunmaası sebebiyle Trump’ın AB’yi bir kenara bırakabileceğini ifade eden Köni, diğer yandan Trump’ın kısa dönemde Çin ile çatışmaya girmeye yanaşmayacağını belirtti:

    Trump’ın ocak ayında koltuğa oturduktan sonra İran’ı baskı altına alacak politikalar yürüteceğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Köni, bir diğer muhtemel Trump politikasının da ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesi olduğunu belirtti:

    Türkiye’nin dış politikada esnek bir tavır takındığını fakat Trump zaferiyle birlikte son kertede ABD’ye yakınlaşabileceğini dile getiren Prof. Dr. Köni, şunları söyledi:

    1 hr 25 min
  • ‘İsrail’in gönlü Trump’tan yana’

    İsrail’in 26 Ekim’de yaptığı İran misillemesi sonrasında tansiyon yükseldi. ABD, İran’ın karşılık vermesi durumunda doğrudan müdahil olabileceği tehdidinde bulundu. Tehdidin ardından Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait 12 B-52 yüksek irtifa bombardıman uçağı ve sayısı açıklanmayan miktarda savaş uçağı filoları, Ortadoğu’ya sevk edildi.

    Öte yandan Hamaney, İsrail’e verilecek yanıtın güvenlik bürokrasisi tarafından görüşülüp her türlü senaryonun hesaplanacağını belirtti.

    Batı basını, İran’ın “ABD seçim gecesi saldırı yapacağı” iddiasını ortaya attı. Amerikan seçimlerinde yarışan Cumhuriyetçi aday Donald Trump ve Demokrat aday Kamala Harris’in, dış politikada İsrail-İran denkleminde nasıl bir fark yaratacağı merak konusu oldu.

    Ekim ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonda görüşen Trump, İsrail’in “kendini savunma hakkına” vurgu yaptı ve Netanyahu’yu tebrik etti. Diğer yandan katıldığı Youtube röportajlarında ve podcastlerde konuşan Trump, İran’da rejim değişikliği planlarına sıcak bakmadığını ifade etti.

    İsrail-İran gerilimini, İran’ın nükleer silah geliştirdiği yönündeki iddiaları, yaşananların Türkiye’ye etkisini ve ABD seçimlerinin Ortadoğu’ya olası yansımalarını, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bilgehan Alagöz ile konuştuk.

    Ortadoğu’daki gelişmelerin Rusya ve ABD arasındaki krizin bir yansıması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Alagöz, ABD’nin Ukrayna’yı kışkırtan politikaları sonucunda Rusya’nın İran ile olan işbirliğini artırma yolunu seçtiğini kaydetti:

    Doç. Dr. Bilgehan Alagöz, İsrail’in bölgedeki saldırıları sonrasında İran’ın savaş istemediğini fakat en kötü senaryoya karşı da hazırlıklı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Alagöz’e göre İsrail ve İran, birbirlerine yaptıkları saldırılar ile karşılıklı olarak askeri kapasitelerini test ediyor. Öte yandan Alagöz, Ortadoğu’da tansiyonun düşmesi için ABD ve Rusya arasında diyalog kurulmasının elzem olduğunu da belirtti:

    İran’ın nükleer silah üretmeye yaklaştığı yönündeki Batı basınında çıkan iddiaların Türkiye’de yeterince tartışılmadığını dile getiren Alagöz, İran’daki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Alagöz’e göre Türkiye ve İran tam olarak dost ülkeler olmadıkları ve çeşitli sahalarda çıkar çatışması yaşadığı için, Türkiye’nin mevcut durumu inceleyip gelişmelere göre yeni doktrinler üretmesi gerekiyor:

    İran dini lideri Hamaney’in danışmanı Kemal Harrazi’nin nükleer açıklamasını değerlendiren Doç. Dr. Alagöz, İran’ın nükleer silah edinme arzusundan ziyade bu kozu kullanarak elini yükseltmek ve caydırıcılık yaratmak istediğini söyledi:

    Donald Trump’ın ABD hegemonyasının gerilediğini fark ettiğini ifade eden Doç. Dr. Bilgehan Alagöz’e göre Trump’ın seçilmesi, ABD’nin Ortadoğu politikasını değiştirebilir. Alagöz’e göre Trump, İran ile vekil güçlerin sınırlandırılması karşılığında anlaşmaya gitmeye de açık olabilir:

    İsrail’in seçimlerde Trump’ın kazanmasını arzulayacağı değerlendirmesinde bulunan Doç. Dr. Alagöz, diğer yandan Körfez ülkelerinin de Trump zaferini beklediğini dile getirdi:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD ve bazı Batılı ülkeler, Saddam oyununun aynısını İran’a da oynayabilir’

    İsrail’in İran’ın füze parçası ve yakıtı ürettiği tesisleri vurmasının üzerinden bir hafta geçti.

    Batılı kaynaklar, İran’ın İsrail’e ABD seçim gecesinde misilleme yapacağı iddiasını ortaya attı.

    Bir diğer dikkat çeken açıklama ise İran dini lideri Hamaney’in danışmanı Kemal Harrazi’den geldi. Harrazi, İran’ın nükleer doktrinde değişikliğe gidebileceği imasında bulundu.

    Öte yandan ABD, 26 Ekim’deki İsrail saldırısından sonra İran’ın cevap vermesi durumunda, misillemeyi İsrail ile birlikte yapabileceği tehdidinde bulunmuştu. Bu kapsamda ABD’nin en büyük stratejik bombardıman uçaklarından olan B-52’den 12 adedinin Ortadoğu’ya sevk edildiği tespit edildi. Sevk edilen B-52 bombardıman uçaklarından 6 adedi, Katar’a yerleştirildi.

    ABD ayrıca bölgeye F-22, F-16, F-15 ve F-18 savaş uçağı filolarını da göndermişti.

    İsrail ve İran arasında artan gelirimi, İsrail’in hava saldırısının etkilerini, İran’ın misilleme yapıp yapmayacağını, ABD seçim süreci öncesi artan gerilimi, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesi hakkındaki iddiaları ve İran’da “rejim değişimi” planlarını, Ortadoğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi (ODAP) Direktörü Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    İsrail ve İran arasındaki saldırıları değerlendiren Dr. Ali Semin, özellikle İsrail’in doğrudan hava harekatı neticesinde İran’ın Irak ile olan savaşından bu yana ilk kez egemenliğinin direkt olarak ihlal edildiğini vurguladı. Saldırıların yıkım boyutundan ziyade, uluslararası konjonktürde yarattığı değişimle okunması gerektiğinin altını çizen Semin, diğer yandan ABD ve İsrail algı çalışmalarının, İran içerisinde ciddi bir istihbarat ağı kurdukları izlenimi yarattığını belirtti:

    Dr. Ali Semin’e göre İran, sergilediği caydırıcılık kapasitesini İsrail’e karşı doğrudan gösteremediği için caydırıcılığını yitiriyor:

    ABD’nin Irak işgalinden önceki 13 yıl boyunca zemin hazırladığını ifade eden Dr. Ali Semin, İsrail saldırıları ile ABD’nin İran için adeta zemin yokladığı değerlendirmesinde bulundu:

    Kasım Süleymani suikastından bu yana İran’ın uranyum zenginleştirme oranının dört kattan fazla arttığını kaydeden Dr. Ali Semin, birçok uzmanın İran’ın aslında nükleer silah elde edecek seviyede uranyum zenginleştirmiş olduğunu fakat bunu resmiyete dökmediği görüşünü dile getirdiğini aktardı:

    ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinin Irak’ı işgal etmek için “kitle imha silahı” yalanını öne sürdüğünü anımsatan Dr. Semin, benzer bir senaryonun İran için de devreye sokulabileceği uyarısında bulundu:

    Dr. Ali Semin’e göre İran’ın nükleer fetvasını değiştirmesi, Batı tarafından İran’a müdahale için bir koz olarak kullanılabilir:

    1 hr 24 min
  • 'Amerika’daki seçimlerin sonuçlarına göre birçok ülke dış politika pozisyonunu netleştirecek'

    Gürcistan’da Gürcü Rüyası Partisi, seçimleri yüzde 53 oyla kazandı. Gürcistan’ın komşuları, seçim sonuçları sebebiyle mevcut Başbakan İrakli Kobahidze’yi tebrik etti. Ancak Avrupa Birliği tarafından fonlanan STK’lar ve Gürcistan’ın Fransız vatandaşı Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, seçimlere “hile karıştığını” iddai etti. Salome Zurabişvili’nin çağrısıyla başkent Tiflis’te sokak eylemleri gerçekleşti.

    Öte yandan İran dini lideri Hamaney, İsrail’in hava saldırısı sonrası misilleme yapacaklarının sinyalini verdi. Devrim Muhafızları Komutanlığı ile görüşen Hamaney, misillemeye ve her türlü senaryoya hazır olunması talimatını verdi.

    Ortadoğu’da İsrail’in saldırıları sonucunda Gazze’deki ölenlerin sayısı 43 bine, Lübnan’da ölenlerin sayısı ise 3 bine yükseldi. İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın füze ve roket kapasitelerinin beşte dördünü imha ettiklerini öne sürdü. Hizbullah ise çatışmalara devam ettiklerini ve İsrail’i vurma kapasitelerini koruduklarını belirtti.

    Dünyada çatışmalar sürerken, gözler ABD seçimlerine çevrildi. Demokratların adayı ve mevcut başkan yardımcısı Kamala Harris, ABD’nin “şahin kanadı” olarak da bilinen neocon politikacılaı çevresine topladı. Harris’in etrafındaki isimler, özellikle Liz Cheney bloku, dış müdahalelere ve savaşlara olan destekleriyle tanınıyor.

    Diğer yandan Cumhuriyetçilerin adayı ve eski başkan Donald Trump, mitinglerinde Ukrayna başta olmak üzere küresel çatışmalara barış getireceği vaadinde bulundu. Ancak Donald Trump’ın da tıpkı Kamala Harris gibi İsrail lobisi ile yakın ilişkilerinin bulunması, başta Gazze ve Lübnan olmak üzere akıllarda soru işaretleri bıraktı.

    ABD seçimlerinin sonuçlarının küresel dış politikaya olası etkilerini, Gürcistan’da Batı eliyle yaratılmaya çalışılan istikrarsızlığı, BRICS zirvesinin sonuçlarını ve ABD seçimlerine giderken küresel krizlerin durumunu, ATASAM Başkanı Doç. Dr. Volkan Özdemir ile konuştuk.

    ABD seçimlerinin, Amerika’nın tüm dünyayı etkileyecek son seçimi olabileceği değerlendirmesinde bulunan Volkan Özdemir, bunun sebebinin artık çok kutuplu bir düzene gidilmesi olduğunu belirtti. Seçimi Trump kazanırsa kimi ülkelerin BRICS’e bakış açısının değişebileceğini kaydeden Doç. Dr. Özdemir, yine de kaçınılmaz olarak çok kutuplu sistem değişimi gerçekleşeceği için ABD seçimlerinin gelecekte bu denli kuvvetli etki yaratamayabileceğini aktardı. Öte yandan Özdemir, seçim sonrası Amerika içerisinde yaşanacak gelişmelere ve kutuplaşmalara da dikkat edilmesi gerektiğini belirtti:

    Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın üyesi olduğu NATO-AB ve Avrasya ülkeleri arasında sağladığı dengenin, dönemin en başarılı dış politika örneklerinden birisi olduğunu belirten Özdemir’e göre göçmen sorunu da Macaristan’ın başarıyla yürüttüğü bir alan. Volkan Özdemir ayrıca Orban’ın Gürcistan’da yaşanacakları tahmin ederek Tiflis’e ziyarette bulunduğu yorumunu paylaştı:

    Doç. Dr. Volkan Özdemir, Batı’nın Gürcistan’a bu denli yüklenmesinin sebebinin, ülkenin lojistik hatlarında önemli bir konumda bulunması olduğunu söyledi. Özdemir’e göre Batı, kendi ekonomisine darbe vursa dahi Gürcistan’da istikrarsızlığı desteklemeyi sürdürüyor:

    Ortadoğu’daki çatışma alanlarında aktörlerin Amerikan seçimlerini beklediğini ve hesaplarını buna göre yaptığını aktaran Özdemir, İsrail’in de seçim sonuçlarını dikkatle beklediğini kaydetti:

    Doç. Dr. Volkan Özdemir’e göre Cumhuriyetçiler ve Demokratlar özellikle dış politikada farklı düşünse de, Çin’e karşı hamle yapma konusunda ortak bir tavır içerisindeler:

    ABD’de Cumhuriyetçilerin adayı, eski başkan Donald Trump’ın “Rusya ve Çin’i ayıracağım” çıkışının ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Özdemir, Trump’ın 2022’den itibaren giderek artan Rus-Çin ilişkilerinden rahatsızlık duyduğunu söyledi:

    Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da düzenlenen BRICS liderler zirvesini ele alan Doç. Dr. Özdemir, zirvede birçok konunun görüşüldüğü fakat bazı konularda somut adım atılmadığı değerlendirmesinde bulundu. Volkan Özdemir’e göre özellikle BRICS ödeme sisteminin hayata geçirilmesi olumlu bir gelişme olurdu:

    1 hr 23 min
  • ‘Gürcistan’a Avrupa Birliği havucunu göstererek oradan yeni bir Ukrayna devşirme hevesine kapıldılar’

    Gürcistan genel seçimleri sonuçlandı.

    27 Ekim'de sandık başına giden Gürcistan halkı, yüzde 53,93 oy ile iktidardaki Gürcü Hayali Partisi'ni tekrar birinci parti olarak seçti. Muhalif "Değişim İçin Koalisyon" yüzde 11 oy alırken, "Gürcistan'ı Kurtarmak İçin Birlik" yüzde 10 ile üçüncü sırada yer aldı. Güçlü Gürcistan partisi yüzde 8,8 ile dördüncü sırada yer alırken, Gakharia Gürcistan partisi de yüzde 7,77 oyla seçimleri beşinci sırada tamamladı.

    Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze, iktidardaki partisi Gürcü Hayali Partisi'nin başkent Tiflis'teki merkez ofisinde açıklama yaptı. Kobakhidze, seçimlerin rekabetçi bir ortamda düzenlendiğini belirtti. Uluslararası gözlemcilerin de seçimlerin her türlü seçim ilkelerine uygun bir şekilde düzenlendiğini teyit ettiğini kaydeden Kobakhidze, seçimlerin meşruluğu konusunda hiçbir soru işaretinin bulunmadığını belirtti.

    Ancak Avrupa Birliği’nin seçim süreci boyunca fonladığı STK’lar, seçim sonuçlarını tanımayacaklarını ilan ederek eylem çağrısında bulundu.

    Bir başka “seçime hile karıştı” iddiası, Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’den geldi. Zurabişvili, seçimlere “hile karıştığını kesinlikle bildiğini” söyledi ve sokak eylemleri çağrısında bulundu.

    Gürcistan savcıları, seçimde hile iddiasıyla soruşturma başlattı. Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, hileye ilişkin kanıtları sunması için savcılığa çağrıldı. Ancak elinde tek bir kanıt yahut delile yakın bir unsur dahi bulunmadığını açıklayan Salome Zurabişvili, şunları söyledi:

    “Kanıt sunmam gerektiğini bilmiyordum. Benim bildiğim kanıtları toplamak soruşturma makamının görevidir.”

    Zurabişvili’nin açıklamaları ardından sokağa inen kitlelerin, Avrupa Birliği ve Ukrayna bayrakları dalgalandırarak Tiflis’te yürüdüğü görüldü. Buna karşılık Gürcü Hayali Partisi’ne oy veren Gürcistan vatandaşlarının da Gürcü bayrağı ile barışçıl protestolar düzenleyerek AB yanlısı protestolara tepki gösterdiği bildirildi.

    Gürcistan genel seçimlerini, Batı’nın seçimlere müdahalesini, Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’nin Fransız kimliğini, Gürcistan’ın jeopolitik önemini ve mevcut konjonktürü, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

    Gürcistan seçimlerine birçok Gürcü ve yabancı gözetmenin de katılım gösterdiği aktaran Prof. Dr. Barış Doster, 2003’te başlayan ve George Soros tarafından fonlanan renkli devrimler dönemini anımsattı. Doster, Batı’nın Gürcistan’dan yeni bir Ukrayna yaratmak istediğini belirtti:

    Prof. Dr. Barış Doster, Gürcistan’da halkı seçim sonuçlarını tanımamaya davet eden ve “seçimde hile yapıldı” iddialarına hiçbir kanıt sunamayan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’nin, eskiden Fransa’nın Tiflis büyükelçisi olduğunu hatırlattı:

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre başkent Tiflis’te sokağa dökülen kitlenin aksine Gürcistan’ın kalanı ve özellikle kırsalı, Avrupa Birliği’ne sıcak bakmıyor. Gürcistan nüfusunun birçoğunun komşularla iyi ilişkileri ve ekonomik refahı arzuladığını kaydeden Doster, bu durumun sandığa da yansıdığını söyledi:

    Batı’nın kendi arasında barış isterken dünyanın kalanında sınır çatışmaları, etnik kavgaları ve devletler arası savaşları kışkırttığını vurgulayan Prof. Dr. Doster, küresel güneyin Batı emperyalizminin ayrıştırıcı politikalarına karşı birlik olması gerektiğini ifade etti:

    Prof. Dr. Barış Doster, Gürcistan’ın bölgesel projelere daha aktif dahil edilmesi halinde AB ve NATO genişlemesine karşı gelinebileceğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • 'İran, İsrail'e yanıt verirse ABD bunu bir bahane olarak kullanabilir'

    26 Ekim gecesi İsail Hava Kuvvetleri'ne bağlı, aralarında F-35 savaş uçaklarının da bulunduğu 100 uçak, 2 bin kilometre mesafeyi katederek İran'daki çeşitli hedeflere yönelik füzeler ateşledi. Füzelerin, İran'ın Parçin füze üretim kompleksini, çeşitli erken uyarı radar sistemlerini ve S-300 hava savunma sistemlerini hedef aldığı belirtildi.

    Tahran'da, Huzistan'da ve çeşitli bölgelerde patlamalar meydana geldi. İran hava savunmasına bağlı dört askerin ve füze üretim komplekslerinde görevli bir güvenlik görevlisinin öldüğü bildirildi. Uydu görüntüleri, İran'daki füze üretim tesislerinde bir miktar maddi hasar meydana geldiğini gösterdi. ABD basını, saldırı sonrası İran'ın füze parçası ve yakıt üretimini toparlaması için 2 yıl gerekeceğini ve en az 40 milyon dolar harcanması gerekeceğini iddia etti.

    İran ise bu iddiaları yalanlayarak, maddi hasarın büyük olmadığını, İran'ın füze üretme kabiliyelterinde bir eksiklik veya aksama olmayacağını ifade etti.

    İsrail, İran’ın 1 Ekim’de 180 balistik füze ile gerçekleştirdiği saldırıya yanıt olarak bu hava operasyonunu gerçekleştirdiğini bildirdi.

    İsrail’in İran’a yönelik saldırısını, İran’ın yanıt verme olasılığını, çatışmaya yakın konumdaki Körfez ülkelerinin durumunu, İsrail’in saldırısını kısıtlayan dış faktörleri ve dünya basınında yer alan İran’ın nükleer silah geliştirme iddialarını, gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği hava saldırısının etkilerine ilişkin her iki tarafın da kendi lehine açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Musa Özuğurlu, her türlü bilginin dikkatle incelenmesi gerektiği uyarısında bulundu. İsrail’in saldırıyla birlikte İran’ın hava savunma sistemlerini hedef alarak “İran’ı çıplak bırakma” mesajı vermek istemiş olabileceğini kaydeden Özuğurlu, yine de İran’ın stratejik hedeflerine çok büyük bir hasar verildiğine dair işaret olmadığını belirtti:

    İran’ın nükleer silah geliştirmesine ilişkin birçok spekülasyon bulunduğunun altını çizen Özuğurlu, böyle bir silah geliştirmek için zenginleştirilmiş uranyumdan çok daha öte teknolojiler gerektiğini hatırlattı. Yaşanan son gelişmelerle birlikte İranlı karar alıcıların nükleer silah edinmeye daha sıcak baktığını aktaran Musa Özuğurlu, yine de İran’ın İsrail’e verebileceği olası yanıtın nükleer opsiyon içerme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu vurguladı:

    İran’ın petrol sahalarının ve rafinerilerinin vurulmamış olmasının Körfez Arap devletlerini rahatlattığını aktaran Musa Özuğurlu, Arap ülkelerinin de çok büyük bir saldırı gerçekleşmemesi için çaba gösterdiğini ifade etti. Özuğurlu’ya göre İran ve Körfez arasında çıkabilecek konvansiyonel bir çatışma, Hürmüz Boğazı’nı tıkayabilir ve küresel enerji arzını felce uğratarak uluslararası bir krize sebebiyet verebilir:

    Musa Özuğurlu, Hizbullah’ın yeni liderinin Naim Kasım seçilmesiyle birlikte bölgede yaşanacak gelişmelerin, İran-İsrail krizinde de etkili olabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    1 hr 26 min
  • ‘İşte İnebolu ve o mühimmatlar olmasa bugün yoktuk biz’

    Türkiye Cumhuriyeti, 101 yılını geride bıraktı. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Türk-Sovyet ilişkilerini, Sovyetler Birliği’nin Kurtuluş Savaşı’na sağladığı mühimmat desteğini, Mustafa Kemal Atatürk-Vladimir Lenin yazışmasını, Sovyet temsilcilerin Türkiye’deki görüşmelerini, SSCB’nin Türkiye’deki iktisadi yardımlarını ve Sovyet yardımının İstiklal Mücadelesi’nde oynadığı rolü, Ceyda Karan’la Eksen’in 29 Ekim özel bölümünde anlattı:

    Güncel siyasetin cumhuriyetin yeni yılında diyalektiğini yitirdiğini aktaran Cem Gürdeniz, şunları söyledi:

    İtilaf devletlerinin Kafkas Seddi projesiyle Türkiye’nin Doğu toplumları ile olan bağını koparmak istediğini ifade eden Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu planı gördüğünü ve komutanlarına derhal uyarıda bulunduğunu ifade etti. Cem Gürdeniz’e göre Kafkas Seddi projesinin engellenmesi, Kurtuluş Savaşı için adeta bir soluk borusu açılmasını sağladı:

    TBMM’de toplanan vekiller heyetinin ilk iş olarak Sovyet Rusya’ya mektup yazdığını aktaran Gürdeniz, yapılan diplomatik görüşmeler sonucunda Sovyetler’in 46 ay boyunca 300 bin ton mühimmatı Kurtuluş Savaşı için Ankara’ya gönderdiğini belirtti. Sovyetler’den gelen mühimmat yardımının hayati olduğunun altını çizen Emekli Tümamiral Cem gürdeniz, aksi halde İtilaf devletlerine karşı verilen mücadelenin sekteye uğrayabileceğini dile getirdi:

    Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması ile birlikte İtilaf devletlerinin Kafkas Seddi projesinin çöktüğünü ifade eden Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Sovyetler Birliği ile yapılan görüşmelerde, Mustafa Kemal Atatürk’ün sömürgeciliğe karşı güçlü duruşuna dikkat çekti:

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Bolşevik lider Vladimir İlyiç Lenin’e yazdığı tarihi mektuptan bahseden Cem Gürdeniz, kurulan yakın ilişkilerin Atatürk’ün vefatından sonra değiştiğini kaydetti:

    Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre Türkiye’nin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile kurduğu iktisadi ilişkiler, bugün Rusya Federasyonu ile de artarak devam ediyor:

    Emekli Tümamiral Gürdeniz’e göre Batı, Türkiye’ye karşı açıkça cephe almış durumda:

    Türkiye’nin BRICS’e duyduğu ilginin Batılı devletleri rahatsız ettiğini kaydeden Cem Gürdeniz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kazan’daki zirveye katıldığı gün TUSAŞ’a terör saldırısı gerçekleştirilmesine dikkat çekti. BRICS’in Anglosakson emperyalizmine karşı kuvvetli bir denge oluşturduğunun altını çizen Emekli Tümamiral Gürdeniz, İsrail’e yardımını sürdüren ABD’nin “kurala dayalı dünya düzeni” kavramını yerle bir ettiğini belirtti:

    26 min
  • ‘Türkiye’nin küresel güney yöneliminin Pekin tarafından desteklendiğini söyleyebiliriz’

    BRICS 2024 Kazan liderler zirvesi sonuç bildirisinde, Filistin’den Suriye’ye kadar çeşitli mesajlar yer aldı.

    Filistin’de iki devletli çözüme vurgu yapan BRICS ülkeleri, diğer yandan Kızıldeniz’deki krizin asıl sebebinin de tartışılması gerektiğini savundu. İsrail’in Lübnan’da çağrı cihazları ile yaptığı saldırıyı “terör eylemi” olarak tanımlayan BRICS devletleri, bölge için ateşkes çağrısında bulundu.

    Öte yandan BRICS bildirisinde yer alan “Suriye’deki yabancı askeri varlık kabul edilemez” ifadesi de tartışmalara sebep oldu. Kimileri bu ifadenin Türk askerlerini kastettiği değerlendirmesinde bulunurken, bazı uzmanlar da metnin bütünü ele alındığında ABD’nin işaret edildiğini kaydetti.

    BRICS’te öne çıkan bir diğer konu ise, QR kod ile ödeme yapılabilen BRICS Pay sisteminin demo kartları oldu. SWIFT gibi bir uluslararası ödeme sistemi inşasının, gönüllü BRICS ülkeleri için Batı yaptırımlarından uzak bir ticaret olanağı sağlayacağı belirtildi.

    Öte yandan BRICS, “ortak üye” formatını ortaya koydu. Türkiye, Endonezya, Cezayir, Belarus, Küba, Bolivya, Malezya, Özbekistan, Kazakistan, Vietnam, Nijerya ve Uganda, "ortak devlet" statüsünde BRICS işbirliği çatısına davet edildi. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, ortak devletlerin BRICS'e tam üye olmayacağını fakat her türlü faaliyete katılabileceklerini açıkladı.

    Küresel güney kavramını, BRICS bildirisindeki uluslararası mesajları, ortak üye modelini ve BRICS Pay sisteminin önemini, gazeteci ve yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    ‘Küresel güney ülkeleri, ürettikleri kadar uluslararası sistemde temsil edilmek istiyor’

    Küresel güneyin, geleneksel anlamda Batı dışında kalan ve kimi dönemlerde “üçüncü dünya ülkesi” olarak tabir edilen devletler tarafından oluşturulduğunu açıklayan Gökhun Göçmen, bu ülkelerin artık küresel ekonomide önemli birer aktör olduğunu ifade etti. Gökhun Göçmen’e göre küresel güney ülkeleri, küresel ekonomideki ve üretimdeki payları oranında uluslararası sistemde temsil edilmeyi talep ediyor:

    BRICS’in uluslararası kurumlarda reformu savunduğunu ifade eden Gökhun Göçmen’e göre, sistemin tıkandığı noktalarda BRICS alternatif çözüm önerileri ve formüller öne sürüyor:

    “Burada tartışılması gereken iki husus var. Bu dönüşüm nasıl olacak? Kamuoyunda iki görüş var. Birincisi, Batı ile uyumlu hareket ediyor. Diğer görüş de Batı’ya alternatif yaratılacağı, devrimle Batı sisteminin kaldırılıp yeni bir küresel güney sistemi inşa edileceğini söylüyor. Bildiriye bakarsak ikisinin ortasında bir yol tercih edildiğini görüyoruz. Yani bu ne demek? Batı dışı ülkeler bir araya geldi. Doğrudur. BRICS, Batı dışı bir platform. Fakat BM, IMF, Dünya Bankası gibi Batılı kurumların da merkezinde yer aldığı sistemi dönüştürebildiği kadar dönüştürmek; yani kendi reformlarıyla bu kurumları ilerletmek ve tıkandığı noktada alternatifler sunmak istiyor. Uluslararası kurumların reformlarını ilerletmek nedir? Örneğin BM’nin merkezi rolünü BRICS de kabul ediyor. Fakat BM’nin sekretarya ve Güvenlik Konseyi dahil olmak üzere aldığı çeşitli kararlar var. Aslında bütün uluslararası toplum, Batılı toplum dahil, BM içerisinde reformları destekliyor. BRICS de reform kararını desteklediğini belirtiyor ve BMGK’nın yeni güncel gerçekliğe göre güncellenmesini, sekretaryanın düzenlenmesini öne sürüyor. IMF meselesi de çok tartışılıyor. IMF’nin kotaları güncelleme ile ilgili bir kararı vardı. O kotaları artık nüfusa, üretime ve cinsiyete göre çeşitli şekillerde değişitireceğini belirtmişti. Küresel güney de reformların tamamlanmasını desteklediğini ifade ediyor. Dünya Bankası’nda da durum bu. Uluslararası toplumda Batılı ve Batı dışı aktörlerin üzerinde uzlaştığı noktaların derinleştirilmesi isteniyor ancak bunun yapılamayacağı çeşitli noktalarda da BRICS’in alternatifler inşa ettiğini görüyoruz. Burada en çok öne çıkan BRICS Pay gibi ödeme sistemleri.”

    ABD’nin ve Batı’nın SWIFT ödeme sistemi ile devletleri baskı altına aldığını ve finansal yaptırımlar uyguladığını anımsatan Gökhun Göçmen, bu sebeple SWIFT’in reform edilemeyeceğini, fakat alternatif ödeme sistemleri geliştirilebileceğini kaydetti. Göçmen’e göre BRICS Bridge, BRICS Pay ödeme sistemleri ve yerel parayla ticaretin teşvik edilmesi, Batı yaptırımlarına karşı inşa edilen çözümler arasında yer alıyor:

    BILD’in “Hindistan vetosu” haberinin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Gökhun Göçmen, Alman gazetesinin kaynak gösterdiği Türk uzmanın da böyle bir beyanda bulunmadığını aktardı. Türkiye’nin Putin’in tarif ettiği “ortak ülkeler” çatısı altında davetiye aldığını belirten Göçmen, BRICS çatısı altında çalışmak için önemli bir basamak olan ortak ülke formülünün esasında bir “ara durak” olduğunu ifade etti:

    Çin lideri Şi Çinping’in Türkiye’yi ziyaret edeceğine yönelik Türk yetkililerin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamaların önemli olduğu değerlendirmesinde bulunan Gökhun Göçmen, Çin devlet başkanı statüsünde son ziyaretin 2015’te G20 için yapıldığını hatırlattı. Göçmen’e göre Çin liderinin Türkiye’yi ziyaret etmesi, Türkiye-BRICS ilişkilerinin geldiği nokta açısından da kritik olacak:

    BRICS bildirisindeki Suriye mesajını yorumlayan Göçmen, “yabancı askeri varlık” ifadesinin Türkiye’yi değil, ABD’yi işaret ettiği değerlendirmesinde bulundu:

    BRICS bildirisindeki uluslararası mesajlara değinen Gökhun Göçmen, İsrail’in kınanmasının ve Filistin’de iki devletli çözüm vurgusunun önemine değindi. Göçmen’e göre BRICS üyeleri, Ukrayna konusunda ortak mesaj yayınlamadı:

    1 hr 26 min
  • ‘Türkiye’nin BRICS üyeliğinin gerçekleşmesini istemeyenler Batı'dan çok bizim içimizde var’

    Kazan’da düzenlenen BRICS 2024 liderler zirvesi sona erdi.

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil yirmiden fazla ikili görüşme gerçekleştirdi.

    Görüşmelerin yanı sıra, BRICS üyeleri Eşit Küresel Kalkınma Ve Güvenlik İçin Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi başlıklı mutabakat zaptını imzaladı. Mutabakat, çok kutupluluğun kuvvetlendirilmesi için BRICS ülkelerinin adımlar atmasını öngörüyor.

    Zirveye davetli olarak katılan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BRICS’in küresel ticaret ve ekonomi için önemini vurguladı. Guterres, BRICS’in dünya nüfusunun neredeyse yarısını temsil ettiği için önemli bir platform olduğunu söyledi.

    Zirvede BRICS Pay ödeme sisteminin yanı sıra Gazze’deki çatışmalar, İsrail’in saldırganlığı ve küresel krizler de masya yatırıldı. BRICS üyeleri, Filistin’de iki devletli çözümün önemine vurgu yaparak, başka bir çözümün kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

    Öte yandan BRICS, “ortak üye” formatını ortaya koydu. Türkiye, Endonezya, Cezayir, Belarus, Küba, Bolivya, Malezya, Özbekistan, Kazakistan, Vietnam, Nijerya ve Uganda, "ortak devlet" statüsünde BRICS işbirliği çatısına davet edildi. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, ortak devletlerin BRICS'e tam üye olmayacağını fakat her türlü faaliyete katılabileceklerini açıkladı.

    Kazan’daki BRICS 2024 liderler zirvesini, zirvenin sonuçlarını, ortak üye kavramını, BILD’in Hindistan iddiasını, BRICS Pay ödeme sisteminin önemini ve BRICS’in Türkiye’ye katabileceklerini, Umur Tugay Yücel ile konuştuk.

    Umur Tugay Yücel’e göre BRICS’in Kazan’da düzenlediği 2024 liderler zirvesi, teşkilatın cazibesini ve güç merkezi olarak çekim gücünü gözler önüne serdi:

    BILD’in “Hindistan, Türkiye’nin üyeliğini veto etti” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Umur Tugay Yücel’e göre, Batılı ülkeler kadar Türkiye içerisindeki Batıcı kesimler de Türkiye’nin BRICS üyeliğine karşı çıkıyor. BRICS üyelerinin ABD ve Avrupa Birliği ile yüksek ticaret hacmi olduğuna dikkat çeken Yücel, BRICS Kazan zirvesindeki beyannamede de herhangi bir Batı düşmanlığı yapılmadığını vurguladı:

    BRICS’in açılımı ile bünyesine kattığı dört üyenin entegrasyon faaliyetleri bitmeden yeni üye alımının gerçekçi olmayacağını ifade eden Yücel’e göre, “ortak üye” kavramı BRICS’e yönelik yüksek talebe bir çözüm olarak ortaya çıktı. BRICS’in Batılı kurumlar gibi yapılanmadığını ve kendine has bir sistemi olduğunu aktaran Yücel, BRICS’in farklılıkları gerçek anlamda tek çatı altında birleştirebilen bir kurum olduğunu kaydetti:

    NATO üyesi olan Türkiye’nin dahi Batı yaptırımlarından kurtulamadığının altını çizen Yücel, BRICS Pay ödeme sistemi gibi yapılar sayesinde BRICS ülkelerinin esnek hareket kabiliyeti kazanabileceğini vurguladı. Umur Tugay Yücel’e göre kültürel alanda da faaliyetlerini artıran BRICS, dünyanın kadim medeniyetlerini bir araya getiriyor:

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularına verdiği yanıtları değerlendiren Umur Tugay Yücel, yaşanan fiili gelişmelerin söylemlerden daha önemli olduğunu belirtti:

    1 hr 24 min
  • ‘G20’nin üçte biri BRICS’ten oluşuyor. G7 ile eşit güç seviyesinde diyebiliriz’

    BRICS 2024 liderler zirvesi, Kazan’da toplandı.

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil yirmiden fazla ikili görüşme gerçekleştirdi.

    Görüşmelerin yanı sıra, BRICS üyeleri Eşit Küresel Kalkınma Ve Güvenlik İçin Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi başlıklı mutabakat zaptını imzaladı. Mutabakat, çok kutupluluğun kuvvetlendirilmesi için BRICS ülkelerinin adımlar atmasını öngörüyor.

    Zirveye davetli olarak katılan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BRICS’in küresel ticaret ve ekonomi için önemini vurguladı. Guterres, BRICS’in dünya nüfusunun neredeyse yarısını temsil ettiği için önemli bir platform olduğunu söyledi.

    Kazan’daki zirveye davet edilen 64 devletin ve uluslararası kuruluşun çoğunun katılım gösterdiği basına bildirildi.

    BRICS liderler zirvesini, üye ülkelerin imzaladığı mutabakat zaptını, Kazan’daki zirvenin önemini ve Türkiye’nin BRICS’e olan ilgisini, Rusya’da yaşayan siyaset bilimci İlber Vasfi Sel ile konuştuk.

    BRICS’in, G20 içerisinde G7 kadar güçlendiğini ve dünya ekonomisinde önemli rol oynadığını aktaran İlber Vasfi Sel, Suudi Arabistan’ın üyeliği onaylaması durumunda BRICS’in ağırlığının artacağını belirtti:

    Batı algıları ile Doğu’yu okumanın hatalı olduğunun altını çizen İlber Vasfi Sel, Avrupa Birliği’nin yaptığı işbirliğini, Doğu ülkelerinin de kendi dinamikleri çerçevesinde pekala gerçekleştirebileceğini vurguladı. Vasfi Sel’e göre BRICS, Doğu ve küresel güney ülkeleri arasında, kendi gerçekliklerine uygun ortaklık ve işbirliği sağlama imkanı sunuyor:

    BRICS zirvesindeki küresel güvenlik vurgusunun yakın zamanda politikara ve karar alma merkezlerine de yansıyabileceği değerlendirmesinde bulunan Vasfi Sel, dünyanın yarısını temsil eden BRICS üyelerinin yapılanma içerisindeki rollerinin belirlenmesi gerektiğini kaydetti:

    İlber Vasfi Sel’e göre Batı yaptırımlarının ve doların silah olarak kullanılmasının etkilerinin azaltılması ve devletlerin ekonomik özgürlüğe kavuşabilmesi için BRICS Pay ödeme sistemi büyük önem arz ediyor:

    Rusya ve Brezilya’nın BRICS’in genişlemesinden ziyade üye ülkelerle birlikte sistemin oturmasını tercih ettiğini kaydeden İlber Vasfi Sel, diğer yandan Türkiye’nin NATO üyesi olması ve pragmatist dış politika girişimleri sebebiyle kısa vadede BRICS’e katılmasının olası olmadığını söyledi:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners