EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘Körfez ülkeleri, Suriye’yi İran’a bırakmak istemiyor. Arap dayanışması görüntüsü var’

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), Suriye’nin en büyük ikinci şehri olan Halep’i ani bir saldırı ile ele geçirdi.

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı olan Suriye ordusu, HTŞ’nin güney ekseninde ilerlediği Hama şehrinde savunma hatları kurdu. Çatışmalar, Hama ve çevresindeki köylere yayıldı.

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın, Ukrayna tipi kamikaze FPV dronlar ve bomba bırakan dronlar kullanması dikkat çekti.

    Diğer yandan YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Deyrizor’un Fırat Nehri’nin doğusunda kalan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı Suriye Ordusu tarafından kontrol edilen yedi köye yönelik saldırı girişiminde bulundu. Saldırı sırasında ABD’nin taarruz uçaklarının bombardıman yaptığı, bölgedeki kişiler tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

    Suriye’deki çatışmaların şiddeti artarken, Türkiye’nin desteklediği grup Suriye Milli Ordusu (SMO), YPG’nin kontrolündeki Tel Rıfat’a girdi. Çatışmalar sırasında birçok YPG üyesi ölü veya esir olarak ele geçirildi. Çatışmaların şiddetlenmemesi için yapılan mutabakat sonucunda YPG, bölgedeki sivillerle birlikte Tel Rıfat’ı terk etti. Suriye Milli Ordusu, Tel Rıfat’ın altında örgüt tarafından kullanılan tünel ağında arama tarama faaliyetlerine başladı.

    Diğer yandan SMO’nun müşterek operasyon odası, YPG’nin kontrolündeki Münbiç hattına doğru askeri sevkiyat yapıldığını açıkladı. Gece saatlerinde Münbiç ekseninde TSK ve SMO topçu birlikleri, YPG’ye ve SDG’ne ait mevzileri yoğun şekilde ateş altına aldı.

    Terör örgütlerinin kalkışması sırasında özellikle HTŞ üyesi teröristlerin nizami üniformaları, kullandıkları askeri teçhizat, silahlarındaki dürbünler, gece görüş gözlükleri, dronlar ve savaş alanı taktikleri dikkat çekti. Çatışma sahalarından haberler paylaşan çeşitli Telegram kanalları, HTŞ’nin kullandığı savaş taktiklerinin, Ukrayna ordusunun Rusya Federasyonu’nun Kursk bölgesine yaptığı işgal girişiminde kullanılan taktiklere benzediğine işaret etti.

    Rus basını daha önceleri Ukraynalı askeri uzmanların İdlib’te Heyet Tahrir El Şam teröristlerine ileri savaş teknikleri konusunda eğitim verdiğini aktarmıştı.

    Suriye’de terör örgütü HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesini, saldırılarını artırmasını, HTŞ lideri Muhammed El-Cevlani’nin profilini, Suriye sahasındaki aktörleri, Lübnan’daki ateşkesin etkilerini ve Körfez ülkelerinin yaşananlara bakış açısını, Ortadoğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    Dr. Ali Semin’e göre Heyet Tahrir El Şam terör örgütü, Beşar Esad’a karşı savaşmak adı altında Suriye muhalefetini konsolide etmeye çalışıyor. Çatışmalarda birçok aktörün bulunduğunu kaydeden Ali Semin, Suriye’deki savaşın uluslararası bir çıkar çatışması olduğunun altını çizdi:

    HTŞ’nin El Kaide’ye sırtını dönmesine karşın ideolojilerinde ne gibi değişiklikler olduğunun zamanla ortaya çıkacağını ifade eden Dr. Ali Semin’e göre, HTŞ’nin güçlenmesindeki faktörlerden birisi de Suriye’deki muhalif grupların 2011’den bu yana siyasi bakımdan dağınık olması oldu:

    Suriye’de Heyet Tahrir El Şam gibi cihatçı örgütlerin tekrardan sahneye çıkması sebebiyle Irak’ta ciddi endişeler bulunduğunu kaydeden Dr. Semin, diğer yandan Irak’ın ABD’yi karşısına almak istemediği için Şii milislerin Suriye’ye geçişini onaylamadığını belirtti:

    Dr. Ali Semin’e göre Körfez ülkeleri, Suriye’deki İran etkisini kırmak için Beşar Esad’a verdikleri desteği sürdürebilir:

    Ali Semin, Heyet Tahrir El Şam terör örgütünün saldırıları sonrası oluşan yeni denklemde, Astana sürecinin derhal revize edilmesi gerektiğini vurguladı:

    Dr. Semin’e göre ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın tehdit mesajları göz önünde bulundurulursa, ateşkes sağlanamadığı sürece Gazze’deki savaş tüm şiddeetiyle devam edebilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Kürtlerin de Suriye ordusuna yönelik saldırılar yapıyor olması ilginç ve not düşülmesi gereken bir şey’

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), Suriye’nin Halep kentine saldırarak ele geçirdi. Suriye ordusu, düzenli savunma hatları kurmak için Hama şehrine taktiksel olarak geri çekildi.

    HTŞ ve örgüte bağlı cihatçı gruplar, saldırılarını Hama ekseninde yoğunlaştırdı. Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın, Ukrayna tipi kamikaze FPV dronlar ve bomba bırakan dronlar kullanması dikkat çekti.

    Diğer yandan YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Deyrizor’un Fırat Nehri’nin doğusunda kalan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı Suriye Ordusu tarafından kontrol edilen yedi köye yönelik saldırı girişiminde bulundu. Saldırı sırasında ABD’nin taarruz uçaklarının bombardıman yaptığı, bölgedeki kişiler tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

    Suriye’deki çatışmaların şiddeti artarken, Türkiye’nin desteklediği grup Suriye Milli Ordusu (SMO), YPG’nin kontrolündeki Tel Rıfat’a girdi. Çatışmalar sırasında birçok YPG üyesi ölü veya esir olarak ele geçirildi. Çatışmaların şiddetlenmemesi için yapılan mutabakat sonucunda YPG, bölgedeki sivillerle birlikte Tel Rıfat’ı terk etti. Suriye Milli Ordusu, Tel Rıfat’ın altında örgüt tarafından kullanılan tünel ağında arama tarama faaliyetlerine başladı.

    Terör örgtülerinin kalkışması sırasında özellikle HTŞ üyesi teröristlerin nizami üniformaları, kullandıkları askeri teçhizat, silahlarındaki dürbünler, gece görüş gözlükleri, dronlar ve savaş alanı taktikleri dikkat çekti. Çatışma sahalarından haberler paylaşan çeşitli Telegram kanalları, HTŞ’nin kullandığı savaş taktiklerinin, Ukrayna ordusunun Rusya Federasyonu’nun Kursk bölgesine yaptığı işgal girişiminde kullanılan taktiklere benzediğine işaret etti.

    Rus basını daha önceleri Ukraynalı askeri uzmanların İdlib’te Heyet Tahrir El Şam teröristlerine ileri savaş teknikleri konusunda eğitim verdiğini aktarmıştı.

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın Suriye’nin Halep ve Hama şehirlerine gerçekleştirdiği saldırıları, İsrail’in Lübnan’da yürüttüğü savaşın Suriye’ye etkisini, Arap dünyasının tavrını ve Suriye’deki Kürt grupların Suriye ordusuna yönelik saldırılarını gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘Saldırıyı biz sürpriz olarak değerlendiriyoruz fakat devletler bazında beklenen bir durum olabilir’

    Heyet Tahrir El Şam terör örgütünün Halep’i ele geçirmesini ve Hama’ya yürüyerek Suriye’deki iç savaşı tekrar kızıştırmasının sahayı inceleyenler açısından beklenmedik bir gelişme olduğunu ifade eden Musa Özuğurlu, diğer yandan devletlerin soğukkanlı tepkisi sebebiyle böyle bir gelişme yaşanacağının devletler bazında beklenen bir durum olduğu değerlendirmesinde bulundu. Özuğurlu’ya göre terör örgütlerinin hedefi, Hizbullah’ın ve İran yanlısı silahlı grupların zayıfladığı bir ortamda Şam’dak iyönetimi devirmek olabilir:

    Musa Özuğurlu’ya göre Suriye’de yaşanan gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen Kürt gruplarının Suriye ordusuna yönelik yaptığı saldırılar dikkatle incelenmeli:

    Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in geçen ay yaptığı açıklamalara atıfta bulunan Musa Özuğurlu, Türk devletinin diyaloga paralel olarak silahlı opsiyonları da ilerlettiğini kaydetti. Özuğurlu’ya göre ABD devreye girerse, Suriye sahasındaki cihatçılar ve Kürt gruplar arasında bir uzlaşı söz konusu olabilir:

    Suriye’deki radikal ve cihatçı kitlelerin esasında Suriye halkının çoğunu yansıtmadığının altını çizen Özuğurlu, Suriyelilerin laik kimliğine değindi:

    BAE ve Suudi Arabistan liderlerinin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a destek mesajı iletmesini değerlendiren Özuğurlu, Körfez ülkelerinin artık İhvan’a karşı daha mesafeli duracağını ve Suriye’ye yönelik diplomatik destek sağlayabileceklerini belirtti:

    Musa Özuğurlu’ya göre Suriye’deki gelişmeler, Arap dünyasının Türkiye’ye karşı bir tavır almasına sebep olabilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Suriye bölünürse Büyük Ortadoğu Projesi gerçekleşecek ve İsrail rahatlayacak'

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), Halep’i Suriye ordusundan ele geçirdi ve yönünü İdlib’in güneyindeki Hama şehrine çevirdi. Suriye’nin en büyük şehirlerinden olan Halep’ten sonra Hama’nın da tehdit altına girmesi sebebiyle terör örgütü unsurlarına yönelik hava saldırıları yoğunlaştı.

    Suriye’de yaşanan gelişmeler sırasında, Halep’in kuzeyinde yer alan ve YPG/SDG’nin kontrolünde olan Tel Rıfat da Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu güçleri tarafından ele geçirildi. Esir alınan ve etkisiz hale getirilen YPG üyelerinin yanı sıra bir grubun da yapılan anlaşma sonucunda bölgedeki sivillerle birlikte tahliye edilmesine onay verildi. Suriye Milli Ordusu, daha sonra Menbiç istikametindeki YPG hedeflerine yönelik atışlara başladı.

    Yaşanan gelişmeler sırasında özellikle HTŞ üyesi teröristlerin nizami üniformaları, kullandıkları askeri teçhizat, silahlarındaki dürbünler, gece görüş gözlükleri, dronlar ve savaş alanı taktikleri dikkat çekti. Çatışma sahalarından haberler paylaşan çeşitli Telegram kanalları, HTŞ’nin kullandığı savaş taktiklerinin, Ukrayna ordusunun Rusya Federasyonu’nun Kursk bölgesine yaptığı işgal girişiminde kullanılan taktiklere benzediğine işaret etti.

    Rus basını daha önceleri Ukraynalı askeri uzmanların İdlib’te Heyet Tahrir El Şam teröristlerine ileri savaş teknikleri konusunda eğitim verdiğini aktarmıştı.

    Heyet Tahrir El Şam terör örgütünün Halep, Serakip ve Hama istikametli saldırılarını, Suriye ordusunun Hama’da oluşturduğu savunma hattını, terör örgütünün yıllar süren hazırlığını, Körfez ülkelerinin tepkilerini, Türkiye-Rusya-İran denklemini ve Suriye için Batı’nın ortaya koyduğu bölünme planlarını, Prof. Dr. Mehmet Yuva ile konuştuk.

    Türkiye’de Suriye hakkındaki gelişmeleri aktaran medya kanallarını eleştiren Prof. Dr. Mehmet Yuva, HTŞ’nin bir terör örgütü olduğunu hatırlattı. İsrail’de de Heyet Tahrir El Şam hakkındaki yorumların IŞİD dönemini hatırlattığını ifade eden Yuva, IŞİD’in saldırılarının yoğunlaştığı dönemde Suriye zayıfladığı için İsrailli yetkililerin IŞİD’in adeta makbul gördüklerini dile getirdiğini aktardı:

    Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın meşruiyet ve sempati kazanmak için kameralar önünde düzgün davranmaya başladığını, cihatçı çağrışım yapan sembolleri terk ettiğini ve artık “kafa kesmiyoruz” imajı vermeye çalıştıklarını aktaran Prof. Dr. Yuva, diğer yandan HTŞ’nin Türk toplumuna sempatik gözükmek için de Halep’te Türk bayrağı dalgalandırdığını ifade etti:

    Suriye ordusunun, ülkenin en büyük şehri Halep’i üç gün içerisinde kaybetmesine ilişkin çeşitli görüşlerin ve teorilerin tartışıldığını kaydeden Mehmet Yuva, bunlardan birinin son sekiz yıl içerisinde HTŞ’nin iyi bir şekilde eğitilip donatılması ve Suriye ordusunun “lakayıt” davranması şekinde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yuva’ya göre bu senaryoda, Ukraynalı, İngiliz ve İsrailli istihbaratçıların dron ve ileri teknoloji teçhizat dahil askeri ekipmanlarla donattığı HTŞ, uzun bir eğitimden geçti ve örgütün saldırılarının Lübnan’daki ateşkesle aynı güne denk gelmesi de tesadüfen olmadı:

    Yaşanan saldırılara ve olaylara ilişkin bir diğer teorinin de Türkiye ve Rusya arasında bir anlaşma olduğu şeklinde dile getirildiğini aktaran Mehmet Yuva, Türkiye’nin terör örgütü HTŞ’den kurtulmak için İdlib’ten çıkmasını istediğini belirtti. Prof. Dr. Mehmet Yuva’nın aktardığına göre bu görüş, Türkiye’nin İdlib’ten çıkarak Suriye’de yayılan HTŞ örgütüne bağlı silahlı grupların ve teröristlerin, Rusya, Suriye ordusu ve yardımcı güçler tarafından imha edilmesini arzuladığını savunuyor:

    Prof. Dr. Mehmet Yuva’ya göre artık Suriye meselesinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan, Suriye’nin yanında konumlanıyor ve terörle mücadelesini destekliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarını da değerlendiren Yuva, Colani ve HTŞ’nin tasfiye edilerek silahlı unsurların dünyada kimi ülkelerce meşru görülen ÖSO’ya katılabileceğini belirtti:

    Suriye için Batı’nın planladığı senaryonun, Suriye’nin etnik ve dini devletçiklere bölünmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Yuva, Suriye’nin bölünmemesi için Türkiye’nin Rusya yardımı ile Suriye’yle masaya oturması ve işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Yuva’ya göre terör örgütlerinin tasfiyesi gerçekleşirse, Suriye’de siyaseten muhalif olan kişilerin Şam ile bir araya gelmesi mümkün olacak:

    1 hr 26 min
  • ‘Halep'te yaşanan gelişmeler, Türkiye'yi Rusya ve İran ile karşı karşıya getirmeyi amaçlayan bir tuzak olabilir’

    27 Kasım’da İsrail ve Lübnan arasında, ABD ve Fransa’nın arabuluculuğu nezdinde ateşkes anlaşması imzalandı.

    14 maddeden oluşan ateşkes anlaşması metnine göre Lübnan'da Silahlı Kuvvetler dışında hiçbir güç silah taşıyamayacak, üretemeyecek veya stoklayamayacak. Lübnan, Hizbullah başta olmak üzere silahlı grupların İsrail'e saldırı gerçekleştirmemesini sağlayacak ve örgütleri silahsızlandırmada rol oynayacak. İsrail 60 gün içinde Lübnan'da işgal ettiği toprakları terk edecek ve buna karşılık olarak Hizbullah da Litani Nehri'nin kuzeyine çekilecek. Anlaşmanın bir diğer maddesine göre ise ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya, anlaşmanın yerine getirilip getirilmediğini gözlemleyecek.

    Ateşkes anlaşmasının ardından açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in ateşkes ihlalleri yaşanması durumunda “meşru müdafaa hakkını kullanmasını destekleyeceklerini” belirtti.

    Yine ateşkes anlaşmasının imzalanmasından sonra konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye lideri Beşar Esad’ı hedef alarak “Ey Esad, ateşle oynuyorsun” dedi.

    Netanyahu’nun açıklamasından saatler sonra; 28 Kasım’ın erken saatlerinde Heyet Tahrir El Şam terör örgütü (HTŞ), Halep’e yönelik saldırılar başlattı. Türkiye, ABD, Rusya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanınan ve El-Kaide terör örgütü ile bağları bulunan HTŞ, Halep’in batısındaki köyleri işgal ederek Halep şehir merkezine girdi. Örgütün saldırılarına karşılık Suriye ordusu da karşı harekat başlattığını duyurdu.

    Lübnan’daki ateşkesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Beşar Esad ile ilgili açıklamasını, HTŞ terör örgütünün Halep’e yönelik başlatmış olduğu saldırıyı ve bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye olası etkilerini, Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk

    Lübnan’daki ateşkesin sonuçlarıyla ilgili konuşmak için henüz erken olduğunu vurgulayan Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, anlaşmanın maddelerinin 2006’daki 1701 sayılı BMGK kararına göre daha kapsamlı olduğunu ifade etti:

    UCM’nin tutuklama kararı sonrası Netanyahu’nun Trump’ın karşısına eli kuvvetli çıkmak istemiş olabileceği değerlendirmesinde bulunan Ünal Atabay, diğer yandan Lübnan’daki ateşkesin kağıt üzerinde de olsa İsrail’in amaçlarıyla uyumlu olduğunu kaydetti. Ateşkesin hemen ertesi gününde Suriye’de terör örgütü HTŞ’nin başlattığı saldırılara dikkat çeken Emekli Kurmay Albay Atabay, Netanyahu’nun ateşkes gecesi yaptığı “Ateşle oynuyorsun Beşar Esad” açıklamasını hatırlattı:

    Halep’e yönelik HTŞ terör örgütünün saldırısının hazırlıklarının aylar önce başladığına dikkat çeken Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, Ukrayna istihbaratının bu işe müdahil olduğuna dair çeşitli haberlerin yazıldığını belirtti. Atabay’a göre Irak ve Suriye’deki İran yanlısı grupların Lübnan ile temasını kesmek isteyen İsrail, terör örgütü HTŞ’yi kullanarak adeta bir tampon bölge oluşturuyor olabilir:

    ABD ve İsrail’in özellikle Suriye’deki İran destekli grupları tasfiye etmeyi arzuladığını ifade eden Atabay, Halep’te yaratılan çatışma ortamıyla Türkiye’nin de bir tuzağın içine çekilmeye çalışıldığını vurguladı:

    Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay’a göre Türkiye’nin Suriye’deki olaylara ideolojik açıdan değil, ulusal çıkarlar açısından bakması gerekiyor:

    1 hr 25 min
  • 'Türkiye, Rusya ile ne kadar yakın durursa Suriye meselesi o kadar çabuk çözülür’

    ABD'nin Ukrayna'ya, Rus topraklarına karşı uzun menzilli füze kullanma izni vermesini İngiltere'nin Storm Shadow onayı takip etti. Ukrayna, Rus topraklarını sırasıyla ATACMS ve Storm Shadow füzeleriyle hedef aldı.

    Buna karşılık Rusya Federasyonu, yeni geliştirilen Oreşnik orta menzilli balistik füzeyi kullanarak Dnipro'daki Ukrayna ordusuna ait askeri havacılık sanayi tesislerini vurdu. Oreşnik füzesinin ses hızının beş katında hareket ettiği, 5 bin kilometre menzile sahip olduğu ve MIRV harp başlığı taşıdığı ifade edildi.

    Diğer yandan Suriye'de de bir süredir görece sakin durumda olan cephe hatları bir anda ısındı. Lübnan'da ateşkesin kabul edildiğini açıklarken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "Beşar Esad, ateşle oynuyor" demesinden saatler sonra Türkiye'de de terör örgütü olarak kabul edilen Heyet Tahrir El Şam, Suriye'nin Halep şehrine saldırı başlattı.

    İdlib'te konuşlu Heyet Tahrir El Şam, Halep'in batı kırsalına başlattığı saldırıda Suriye ordusuna ait mevzileri ve yerleşim birimlerini hedef aldı. İki gündür devam eden çatışmalar sonrasında Halep şehrine yaklaşan Heyet Tahrir El Şam'a karşı Suriye ordusu da karşı operasyon başlattı. Örgütün saldırılarının, Netanyahu'nun açıklamasından sonra gelmesi dikkat çekti.

    Donald Trump koltuğa oturmadan önce kriz bölgelerindeki son durumu, Biden yönetiminin uzun menzilli füze kararını ve Avrupa’daki ekonomik durgunluğu, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emin Gürses ile konuştuk.

    ABD’nin uzun menzilli füzelere onay vermekteki asıl amacının Rusya’yı meşgul etmek olduğu değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Emin Gürses, bu sayede Amerika’nın Suriye’deki ve Ortadoğu’daki planlarını devreye sokmaya çalıştığını belirtti. Gürses’e göre bir diğer sebep ise ABD’nin Rusya’ya karşı pazarlık kozu yaratmak istemesi:

    Avrupa’da artan hayat pahalılığı sebebiyle ABD politikalarının sorgulanmaya başladığını aktaran Emin Gürses, özellikle İngiltere’de sosyal devlet politikalarından eser kalmadığını belirtti:

    Prof. Dr. Gürses’e göre Avrupalılar, gümrük vergisi politikası sebebiyle Trump’tan korkuyor:

    Çok kutupluluğa evrilen dünyada Batı’nın Çin ile işbirliği yapmak zorunda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gürses, Çin’e karşı kurulan AUKUS gibi ittifakların etkili olmadığını ve dev nüfusu ile üretim gücü sayesinde Çin’in yaptırımlara karşı da bağışıklı olduğunu ifade etti:

    Prof. Dr. Emin Gürses’e göre ABD, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir devlet kurmak istiyor ve Türkiye’ye bu konuda baskı yapıyor:

    1 hr 25 min
  • ‘Trump, İran’ın vekil güçlerini, füze projelerini ve nükleer programını baskılamaya çalışacak’

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan'da ateşkes anlaşmasının taslağının kabine tarafından onaylandığını bildirdi. Kabinedeki on İsrailli bakanın evet oyu verdiği, bir bakanın ise hayır oyu verdiği belirtildi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından ABD Başkanı Joe Biden, kürsüye çıkıp ateşkesin detaylarını açıkladı.

    Biden'ın aktardığına göre ateşkes kapsamında İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyinden 60 gün içinde kademeli olarak çekilecek. Bu esnada Hizbullah unsurlarının silahlarına el konulacak ve Hizbullah birlikleri Litani Nehri'nin kuzeyine çekilecek. Buna ek olarak yerinden edilen Lübnanlılar ve İsrailliler de yerleşim birimlerine eş zamanlı olarak dönecek.

    Öte yandan Joe Biden, ateşkesin ihlali halinde İsrail'in "meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu" da sözlerine ekledi. Ateşkes kapsamında Lübnan ordusundan 5 bin askerin ve BM Lübnan Geçici Barış Gücü UNIFIL birimlerinin "Mavi Hat" olarak tabir edilen bölgeye konuşlanacağı ifade edildi.

    Lübnan’daki ateşkesi, ateşkesin 2006’daki anlaşmayla karşılaştırmasını, Donald Trump’ın yeni döneminde olası İran politikasını ve İran’ın devam eden nükleer programındaki son gelişmeleri, Marmara Üniversitesi’nden öğretim üyesi Dr. Bilgehan Alagöz ile konuştuk

    Hizbullah ve İsrail arasındaki ateşkesi değerlendiren Dr. Alagöz, anlaşmanın Hizbullah’ın elini kuvvetlendirmediğini kaydetti. Dr. Bilgehan Alagöz’e göre ateşkesin sağlanmasında ve Hizbullah’ın Litani Nehri kuzeyine çekileceği konusunda uzlaşmaya varılmasındaki en büyük etmenlerden birisi, Donald Trump döneminde müzakere masasına oturmak isteyen İran’ın diplomatik bir jest yapması oldu:

    Dr. Bilgehan Alagöz’e göre ABD Başkanı seçilen Donald Trump, Rusya ve Ukrayna arasındaki kriz ile Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri birbiriyle bağlantılı görüyor. İran konusunda elini güçlendirmeyi arzulayan Trump’ın, Ukrayna konusunda Rusya ile müzakere masasına oturacağını ifade eden Alagöz, Trump’ın İran politikasında vekil güçleri, füze programını ve nükleer programı baskılama esasını güdeceği değerlendirmesinde bulundu:

    Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşme sürecine değinen Dr. Bilgehan Alagöz, Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygılarının ortadan kalkmadığını vurguladı. İki ülke arasında çıkarların örtüşmediğini ifade eden Alagöz’e göre bu durum, Suudi Arabistan’ın ABD’den kapsamlı güvenlik garantisi istemesine sebep oluyor:

    İran’ın nükleer programının, Donald Trump döneminin ana konularından birisi olacağına dikkat çeken Dr. Alagöz, İran’ın beş daimi BMGK üyesi, Almanya ve Avrupa Birliği ile yaptığı JCPA anlaşmasının süresinin gelecek yıl dolacağını belirtti. İran’ın uranyum zenginleştirmede oldukça ilerlediğini kaydeden Bilgehan Alagöz, anlaşmaya ve İran’ın nükleer programına ilişkin şu detayları paylaştı:

    1 hr 25 min
  • ‘Amerikalı Tümamiral katıldığı panelde ABD nükleer güçlerinin süratle modernize edilmesi gerektiğini söyledi’

    ABD'nin uzun menzilli ATACMS füzelerinin Rus topraklarını vurmasına izin vermesinin ardından İngiltere de Storm Shadow füzelerinin Ukrayna tarafından kullanılmasına yeşil ışık yaktı. Fransız lider Macron da SCALP füzelerine onay vermeye niyetli olduğu belirtildi. Yaşanan gelişmelerin ardından Ukrayna, ABD yapımı ATACMS füzeleri ve İngiliz Storm Shadow havadan-karaya fırlatılan füzelerle Rus topraklarını hedef aldı. Rusya, bu saldırılara karşılık olarak yeni geliştirdiği orta menzilli balistik füze Oreşnik ile Ukrayna'nın Dnipro bölgesindeki askeri havacılık üretim tesisini vurdu.

    Füzenin saatte 12 bin kilometrenin üstünde hıza çıktığı ve Ukrayna hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığı ifade edildi. Oreşnik'in, MIRV (Bağımsız olarak hedeflenebilir çoklu araç) harp başlığı taşıdığı, başlığın içindeki altıdan fazla başlığın bağımsız olarak ilerlediği ve bu başlıkların dahi çeşitli parçalara ayrılarak aynı anda birçok noktaya isabet edebildiği kaydedildi. Ukraynalı ve Batılı kaynakların da ifade ettiğine göre Rus Oreşnik füzesi, diğer balistik füzeler gibi ateşlendikten sonra stratosfer katmanını geçiyor ve atmosfere tekrar giriş yaptığında artık ses hızının en az beş katına çıkıyor.

    Füzeleri durdurmada ABD ve Avrupa yapımı hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığı ifade edilirken, Rusya’nın nükleer doktrin değişikliği ve ABD kışkırtmaları sonrası nükleer kapasiteli Oreşnik füzesinin kullanılması da dikkat çekti. Uzmanlar, kıtalararası sayılabilecek menzildeki bir balistik füzenin ilk defa başka bir ülkeye karşı kullanıldığını kaydetti.

    ABD’nin Rus topraklarını uzun menzilli füzelerle vurmaya yeşil ışık yakmasını, İngiltere’nin Ukrayna’ya Storm Shadow füzeleri için onay vermesini, Rusya’nın nükleer doktrinindeki değişiklikleri, Rus Oreşnik füzesinin yarattığı etkiyi, Amerikan askeri-sanayi kompleksinin nükleer modernizasyon hevesini ve Donald Trump koltuğa oturmadan önce yaşanan jeopolitik gelişmeleri, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile konuştuk.

    ABD’nin uzun menzilli füzelerle Rus topraklarının hedef alınmasına onay vermesinin iktidardan giden Biden hükümeti tarafından yapılan bir kışkırtma olduğunu vurgulayan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, halkın çoğunluğunun Ukrayna’da barışı savunan Trump’a oy verdiği halde ABD’de Biden yönetiminin iktidar değişimine 2 ay kala emrivaki bu hareketinin savaşa hayır diyen çoğunluk seçmenin iradesine ve ABD’nin sürekli savunduğu ve şampiyonluğunu yapığı demokrasiye de aykırı olduğunu dile getirdi. Donald Trump’ın koltuğa oturmasına iki ay kala yaşanan gelişmelerin sebebinin Rusya’nın cephedeki zaferi ve Trump’ın barış planı olduğunu belirten Gürdeniz, Amerikalı neoconların barışın önüne geçecek hamleleri sürdürebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CSIS’in düzenlediği “Project Atom 2024” adlı panele değinen Gürdeniz, bu panele katılan Amerikalı Tümamiral Thomas Buchanan’ın özellikle Amerikan nükleer envanterinin süratle modernize edilmesi gerektiği yönünde bir konuşma yaptığını aktardı:

    Rusya’nın Oreşnik füzesi atışının tarihte görülmemiş bir hamle olduğunun altını çizen Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bu hamle sonrasında Batı’nın daha da dikkatli olacağını ifade etti. Gürdeniz’e göre yaşanan gelişmeler ve kullanılan Rus teknolojisinin seviyesi, ABD’li silah şirketlerinin modernizasyon ve hava savunma sistem projeleri için trilyonlarca dolar kazanması için de adeta bahane olacak.

    Rusya’nın değişen nükleer doktrinini değerlendiren Gürdeniz, özellikle nükleer ittifak içindeki ülkelerin Rusya’ya karşı yıkıcı konvansiyonel saldırılarının da nükleer yanıtla karşılaşabileceği yorumunda bulundu. Gürdeniz’e göre Rusya’nın Oreşnik füzesiyle verdiği mesaj kadar etkili olan bir başka gelişme de Romanya’daki seçimlerin sonuçları oldu. Cem Gürdeniz, Ukrayna’nın müttefiki Romanya’da savaşa karşı çıkan partinin seçimleri kazanmasının, Ukrayna’daki gidişat üzerinde etkili olacağını belirtti:

    Belçika’da Kraliyet Savunma Enstitüsünde (RHID) katıldığı paneldeki gözlemlerini aktaran Gürdeniz, Avrupalı askeri yetkililerin dahi tam olarak ne yaptıklarına dair bir fikri olmadığını belirtti. Emekli Tümamiral Gürdeniz’e göre Avrupa’nın Rusya’ya karşı savaş yürütme gücü olmadığı gibi, Avrupa halkları da artık Ukrayna’daki çatışmaları kışkırtma politikalarına karşı çıkıyor:

    Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre Ukrayna’ya “nükleer silahların tekrar verilmesi” yönündeki söylemler gerçekleşirse bu durum çatışmaları durdurmaktan ziyade artırmaya ve uzatmaya sebep olur:

    Rusya’nın Ukrayna’daki özel askeri operasyon sırasında sivil yerleşim yerlerine karşı hassas davrandığını kaydeden Cem Gürdeniz, diğer yandan İsrail’in bir günde kullandığı sığınak delici bomba miktarının, ABD’nin 2003 Irak işgalinde kullandığından daha fazla olduğunu ifade etti:

    1 hr 25 min
  • 'Bloklar yavaş yavaş oluşuyor. Vekalet savaşları yaşanacak gibi gözüküyor'

    ABD’nin Ukrayna’ya uzun menzilli füze konusunda yeşil ışık yakmasının ardından, İngiltere’nin de Storm Shadow füzeleri için onay verdiği iddiası Batı basınına yansıdı. Bu haberlerden kısa bir süre sonra Ukrayna ordusu, Amerikan ATACMS ve İngiliz Storm Shadow füzeleriyle Rusya Federasyonu topraklarını hedef aldı.

    Buna karşılık Rusya, orta menzilli balistik füze atışı ile Ukrayna’yı ve Batı’yı şoka uğrattı. MIRV (Bağımsız olarak hedeflenebilir çoklu araç) veya halk arasında bilinen adıyla "çoklu harp başlığı" kullanan Oreşnik füzesi, saatte 12 bin kilometrenin üstünde hıza çıkarak Ukrayna'nın Dnipro kentindeki askeri üretim tesislerini vurdu.

    Balistik füzelerin atmosferin en üst katına çıktığı için hava savunma sistemleri tarafından neredeyse fark edilemediğini ifade eden askeri uzmanlar, fırlatılan füzelerin iniş anında hipersonik hızlara ulaşabildiğini ve bu sebeple hedefleri tespit eden hava savunma sistemlerinin neredeyse hiçbir zaman karşılık veremediğini belirtiyor.

    MIRV başlığı ise atmosferden iniş sırasında, füzenin ana başlığı içerisinden birbirinden bağımsız birçok patlayıcı yüklü başlığın ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu çoklu başlıklar, tek bir hedefe yönelebileceği gibi belirli bir yarıçaptaki çeşitli hedeflere de kitlenebiliyor. Bu sebeple hava savunma sistemleri MIRV karşısında adeta çaresiz kalıyor.

    Oreşnik atışı sonrasında durumun tam olarak böyle olduğunu Ukraynalı yetkililer de aktardı ve orta menzilli balistik füze Oreşnik karşısında çaresiz olduklarını dile getirdiler.

    ABD’nin ve Batılı müttefiklerinin Ukrayna’ya uzun menzilli füzeler için verdiği onayı, artan nükleer gerilimi, Donald Trump’ın yeni başkanlık döneminde Türkiye’yi bekleyen senaryoları ve küresel jeopolitiğin gidişatını, Eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin ile konuştuk.

    İsmail Hakkı Pekin’e göre Avrupa, ABD olmadan Ukrayna’daki yıpratma savaşını sürdürecek güce sahip değil. Türkiye’nin sadece ABD’den yana olamayacağını ve Rusya ile de birlikte hareket etmek durumunda olduğunu ifade eden Pekin, İngiltere’nin de bölgede Türkiye’ye yönelik çeşitli planları bulunduğunu kaydetti:

    ABD ve Rusya arasında Trump’ın görevi başladıktan sonra karşılıklı stratejik anlayış gelişebileceğini ifade eden İsmail Hakkı Pekin, Türkiye’nin mevcut pozisyonunu dikkatle değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Batı’nın Ukrayna’ya yığdığı silahlara karşın Putin’in nükleer uyarıda bulunmasının oldukça ciddi olduğunu aktaran Pekin, Rusya’nın nükleer doktrin konusunda blöf yapmadığı değerlendirmesinde bulundu:

    İsmail Hakkı Pekin’e göre Pentagon ve CENTCOM, Ortadoğu’dan çekilmeyi düşünmüyor. ABD’nin yeni başkanı seçilen Donald Trump’ın da İsrail’in güvenliği için Ortadoğu’dan çekilmeye yanaşmayacağını kaydeden Pekin, Türkiye’deki havanın bu konuda iyimser olmasının gerçekçi olmadığının altını çizdi. Diğer yandan Ortadoğu’da hesaplaşma yaşanacağı değerlendirmesinde bulunan İsmail Hakkı Pekin, Trump döneminde Doğu Akdeniz’de de Türkiye’yi sıkıntıya sokacak gelişmeler meydana gelebileceğini sözlerine ekledi:

    Donald Trump’ın ikinci başkanlığı döneminde dünyada bölgesel savaşlar yaşanabileceğini ve bloklaşmanın artacağını kaydeden İsmail Hakkı Pekin, enerji kaynakları ve nadir elementler için yarışın kızışacağını vurguladı. İsmail Hakkı Pekin’e göre Avrupa’nın da Ukrayna’daki çatışmaları sürdürecek askeri stoğu bulunmuyor ve dünyada yeni savaş tiplerine yönelik üretim planları da yeni dönemin gündeminde yer alacak:

    Dünyadaki savaş söylemlerine rağmen bir dünya savaşı yahut nükleer savaş beklemediğini aktaran Pekin, bu türden bir savaşın tüm dünyayı yerle bir edebileceğini ve astronomik ölçüde masraflı olacağını ifade etti. İsmail Hakkı Pekin’e göre dünyada kutuplaşma artarken, savaşlar da ticaret yollarının ve doğal kaynakların paylaşımı konusunda ve yerel ölçekte olacak:

    1 hr 24 min
  • ‘UCM kararı, Avrupa içinde çatlak oluşturabilir’

    Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Hamas lideri Muhammed Deyf hakkında tutuklama emri çıkardığını duyurdu.

    UCM'nin yaptığı yazılı açıklamaya göre hakkında yakalama emri çıkartılan üç ismin savaş suçları ve insanlık karşıtı suçlar konusunda “cezai sorumluluk” taşıdığına dair “makul gerekçeler” olduğu yönünde karar verildiği belirtildi.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kararı "Antisemitizm" olarak nitelendirdi. ABD Başkanı Joe Biden ise UCM'nin kararını kınadı. Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tutuklama kararına uyulması çağrısında bulundu. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, UCM'ye karşı çıkan liderler arasında yer aldı.

    Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail eski savunma bakanı Yoav Gallant hakkında verdiği tutuklama kararını, karara uluslararası tepkileri ve yaşanan süreci, araştırmacı yazar Emir Aşnas ile konuştuk.

    Emir Aşnas’a göre Donald Trump’ın koltuğa oturmasına iki ay kala Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) aldığı Netanyahu-Gallant tutuklama kararı, Trump göreve başladıktan sonra alınamazdı zira ABD’nin UCM’ye karşı sert tepkileri ve yasaları bulunuyor:

    Emir Aşnas’a göre UCM’nin Filistinliler hakkında daha çok suç için hüküm vermesi ve Netanyahu-Gallant ikilisi için soykırım konusunu tutuklama kararına dahil etmemesi, mahkemenin güvenilirliğine gölge düşürüyor. Gazze’de yaşanan katliamdan 2 milyon insanın etkilendiğini hatırlatan Aşnas, UCM’nin bunu göz önünde bulundurmadığını ve UCM yetkililerinin yeterli gerekçelendirmede bulunmadığını ifade etti:

    Emir Aşnas’a göre Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Binyamin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararları, gerek Avrupa Birliği ülkelerinin iç kamuoyunda gerekse devletler arasında çatlaklar oluşturabilir:

    Filistin’in son yaşanan gelişmeler ve UCM kararlarıyla birlikte özellikle dünya halklarında farklı bir bilinç oluştuğunun altını çizen Emir Aşnas, diğer yandan Gazze’de yaşanan katliam ortadayken adım atmayan dünyanın, UCM kararından sonra adım atacağının da şüpheli olduğunu belirtti:

    Emir Aşnas’a göre daha önceki örneklere bakılırsa, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Binyamin Netanyahu kararının uygulanması pek gerçekçi değil:

    1 hr 25 min
  • 'Şam’da bugün bir ülkeyle sorun yaşadığınızda öbür gün bu ülkeyi kardeş olarak görmeniz pek mümkün değil’

    13 Kasım'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Suriye meselesine değinen Erdoğan, "Ben hala Esed'den umutluyum" dedi.

    Diğer yandan geçen hafta Brezilya'da G20 zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Suriye'den çekilmesi senaryosuna hazır olduklarını belirtti. Erdoğan'ın açıklamasından sonra Türk basınında, ABD askerlerinin Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilmesi ve asayişi Türk askerinin sağlaması yönünde çeşitli senaryolar konuşuldu. Ancak geçen aylarda Türk yetkililerin "Şam, Suriye muhalefeti ile görüşmeli" ısrarından sonra Türkiye-Suriye normalleşme sürecinde bir ilerleme kaydedilemediği bildirilmişti.

    Türkiye ve Suriye normalleşme sürecini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beşar Esad’la görüşme mesajlarını, Donald Trump’ın seçilmesinin bölgeye etkisini ve ABD askerlerinin çekilmesine ilişkin senaryoları, Suriyeli gazeteci Sarkis Kassargian ile konuştuk.

    Kassargian’a göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmesine ilişkin süreç, ABD seçimlerinden etkilendi. Erdoğan’ın Suriye politikasını Donald Trump iktidarına göre planladığını dile getiren Kassargian, diğer yandan Trump’ın öngörülemez siyaseti sebebiyle Türkiye’nin Suriye politikasının da öngörülemez olduğunu vurguladı:

    Türkiye’de Suriye’nin ekonomik sıkıntılar sebebiyle normalleşmeye adeta koşulsuz şartsız hazır olacağına dair bir algı bulunduğunu aktaran Kassargian, Şam’daki atmosferin farklı olduğunu vurguladı. Şam hükümetinin çeşitli talepleri bulunduğunu ve başta Avrupa ile kara bağlantısının sağlanması olmak üzere çeşitli beklentileri olduğunu ifade eden Kassargian, aksi halde Şam’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile uzlaşmaya gitmemek gibi bir seçeneği olduğunun da altını çizdi:

    Suriye’nin Gazze ve Lübnan çatışmalarına dahil olmamasının en büyük sebeplerinden birisinin Rusya faktörü olduğunu belirten Kassargian’a göre, örgütlere karşı Rusya’dan destek alan Şam’ın, direniş ekseni örgütleri safında savaşa girmesi mümkün değil. Suriye’nin aynı zamanda Hizbullah’ı da çatışmalardan uzak tutmak istediğini kaydeden Sarkis Kassargian, İsrail’in savaşı Suriye’ye yayma çabalarının ABD’de Trump dönemiyle birlikte sonunun geleceğini dile getirdi:

    Sarkis Kassargian’a göre Türk medyasındaki “Trump ABD askerlerini Suriye’den çekecek, boşluğu Türkiye dolduracak” söylemleri gerçeği yansıtmıyor:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners