EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'Hakan Fidan Şam ile muhalefet arasında uzlaşıdan söz etmeye devam ederse, sürecin neticeye ulaşacağını düşünmüyorum’

    Dışişleri Hakan Fidan geçen hafta katıldığı bir televizyon programında, Suriye muhalefetinin taleplerinin kabul edilip masaya yatırılması durumunda Suriye ile normalleşmenin gerçekleşebileceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye lideri Beşar Esad ile doğrudan görüşme isteğini yineledi. Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkeden kaçan Suriyelilerin bir kısmını kapsayacak bir af yasası çıkardığını duyurdu.

    Diğer yandan Ortadoğu’yu kasıp kavuran çatışmalar giderek tırmanıyor. İsrail, son bir haftada Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının sıklığını artırdı.

    İsrail’in bugün Beyrut’taki bir hedefe yönelik düzenlediği hava saldırısı neticesinde 5 kişi öldü, 11 kişi yaralandı. Saldırı sebebiyle Hizbullah'ın roket birimi komutanı İbrahim Kubeysi'nin de öldüğü bildirildi.

    Hizbullah güçleri ise İsrail ordusuna yönelik sınır hattındaki angajmanını yükseltti. İsrail ordusuna ait Demir Kubbe hava savunma sistemine bağlı bir fırlatıcı hedef alındı. Diğer yandan İsrail ordusunun sınırdaki karargahlarına ve zırhlı araçlarına füze saldırıları düzenlendi. Saldırılar sebebiyle en az bir İsrail askerinin öldüğü, on tanesinin yaralandığı açıklandı.

    Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme sürecini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Fidan’ın açıklamalarını, Suriye lideri Esad’ın çıkardığı af kararını, Kazan’da Erdoğan-Esad zirvesi iddiasını ve İsrail-Hizbullah geriliminin sürece etkisini, Şam’da yaşayan gazeteci Sarkis Kassargian ile konuştuk.

    Sarkis Kassargian’a göre normalleşme sürecinde son dönemde Beşar Esad’dan da olumlu mesajlar geldi fakat belirsizlik sürüyor. Türkiye’nin Suriye’nin şartlarını hiçbir koşulda dile getirmediğinin altını çizen Kassargian, diğer yandan Şam’daki genel algının, Türkiye’nin adım atmadan önce ABD seçimlerini beklediği yönünde olduğunu ifade etti:

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Kazan’da yapılacak BRICS liderler zirvesinde bir araya geleceği iddialarını yorumlayan Sarkis Kassargian, Beşar Esad’ın BRICS’e üyelik başvurusunda bulunmadığını ve yüksek ihtimalle bu sebeple zirvede yer almayacağını kaydetti:

    Suriye lideri Esad’ın çıkardığı af kararını değerlendiren Kassargian, bunun sıklıkla yapıldığını ve Türkiye ile ilgisi olmadığını belirtti:

    Türkiye’nin iç politikadaki ihtiyaçları doğrultusunda Şam ile normalleşme yönünde açıklamalar yaptığına dikkat çeken Kassargian, diğer yandan Dışişleri Bakanı Fidan’ın Suriye muhalefeti ısrarının sürmesi durumunda normalleşme sürecinin çıkmaza girebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Kassargian’a göre İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan gerilim, Türkiye-Suriye normalleşmesine doğrudan etki etmez. Türkiye’nin Filistin meselesinde bir aktör olarak değerlendirilmediğini kaydeden Kassargian, bunun sebebinin Türk dış politikasının Hamas’a verdiği ağırlık olduğunu söyledi:

    1 hr 25 min
  • ‘Lübnan-İsrail savaşı başlarsa, Şam’ın Türkiye’nin şartlarını kabullenmeye yanaştığını görebiliriz’

    İsrail’in çağrı cihazlarını ve telsizleri patlatarak Lübnan halkını terörize etmesinden hemen sonra İsrail Hava Kuvvetleri yoğun bir bombardımana başladı.

    İsrail savaş uçakları kimi zaman saatte 70 ile 100 arasında hava harekatı icra etti. İsrailli yetkililer, Hizbullah’ın komuta kademesini ve roket rampalarını hedef aldıklarını söyledi.

    Hizbullah, İsrail’in yoğunlaştırdığı saldırılar sonucunda özel birimi Rıdvan Kuvvetleri’nin komutanı İbrahim Akil’in hayatını kaybettiğini açıkladı. İsrail saldırıları sonucunda onlarca Hizbullah savaşçısının öldüğü veya yaralandığı bildirildi.

    Hizbullah ise İsrail’in hava harekatlarına karşılık olarak uzun menzilli roketler ve sınır hattındaki İsrail zırhlı araçlarına yönelik güdümlü tanksavar füzesi saldırıları gerçekleştirdi. Saldırılar sonucunda İsrail askerleri arasında ölü ve yaralılar olduğu kaydedilirken, zırhlı araçların ve tankların hasar aldığı ifade edildi.

    Lübnan’ın güneyinde çatışmalar şiddetlenirken, İsrail Hama’da bulunan bir Suriye askeri üssünü hedef aldı. İsrail saldırısı sonucunda Suriye askerlerinin yanı sıra bölgede yaşayan birçok sivil de hayatını kaybetti veya ağır şekilde yaralandı. İsrail’in ayrım gözetmeyen saldırıları, Suriye devleti tarafından kınandı.

    Öte yandan çatışmanın tırmandığı ortamda Türkiye’den peş peşe Suriye açıklamaları geldi. Dışişleri Hakan Fidan katıldığı bir televizyon programında, Suriye muhalefetinin taleplerinin kabul edilip masaya yatırılması durumunda Suriye ile normalleşmenin gerçekleşebileceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye lideri Beşar Esad ile doğrudan görüşme isteğini yineledi.

    İsrail’in Lübnan’da gerçekleştirdiği siber terör saldırısını, Hizbullah’a yönelik hava harekatlarını, Hizbullah ve İsrail arasındaki güç dengesini, Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyini işgal etme planlarını, çatışmaların Suriye’ye etkilerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Fidan’ın Suriye ile ilgili mesajlarını, Gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    Çağrı cihazları saldırısının Hizbullah’a ciddi hasar verdiğinin altını çizen Musa Özuğurlu’ya göre, İsrail’in siber ve elektronik sabotajları birer başlangıçtı. Bir haftadır Lübnan’ın güneyinin çok ağır şekilde bombalandığını belirten Özuğurlu, İsrail’in özellikle Hizbullah’ın elit savaşçı gücü Rıdvan Kuvvetleri’nin komuta kademesini hedef aldığını aktardı:

    İsrail’in son günlerde hava saldırılarının sıklığını ve şiddetini artırdığını aktaran Özuğurlu’ya göre Hizbullah’ın yaşadığı kayıplar giderek artıyor. İsrail ordusunun hava indirme tümenini sınıra göndermesinin arkasında yatan sebebin, Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyini Litani Nehri’ne kadar işgal etme planıyla paralel olduğuna dikkat çeken Özuğurlu, mevcut koşullarda İsrail’in güç dengesini kendi lehine göre kullandığını kaydetti:

    Musa Özuğurlu’ya göre Lübnan’ın İsrail ile yaşayabileceği olası bir savaşta en belirleyici etmenlerden birisi, Lübnan’ın iç siyaseti olacak. Kimi grupların geçmişte Hizbullah karşıtı olsa da mevcut çatışmada desteğini açıkladığını anımsatan Özuğurlu, diğer yandan Falanjistlerin sessizliğini koruduğuna dikkat çekti. Özuğurlu, Hizbullah’ın gireceği bir çatışma sonucunda Beyrut’ta yaşanması muhtemel bir yıkımın faturasının Nasrallah’a kesilmesi için İsrail’in şimdiden algı çalışmalarına başladığını ifade etti:

    İsrail’in çağrı cihazlarıyla yaptığı saldırının Suriye’ye etkisinin oldukça düşük olduğunu ifade eden Musa Özuğurlu, diğer yandan İsrail’in Hama’ya yaptığı hava saldırısının oldukça yıkıcı olduğunu belirtti:

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dolaylı görüşmeler ve Suriye muhalefetiyle ilgili Türkiye’nin taleplerinin kabul edilmesi yönündeki açıklamalarını değerlendiren Özuğurlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut jeopolitik konjonktürden yararlanarak bir teklif yaptığı değerlendirmesinde bulundu. Suriye’nin muhalefetin taleplerini kabullenmesinin tek yolunun bizzat Şam’ı da içine çekecek bir Lübnan-İsrail savaşının başlaması olduğunun altını çizen Özuğurlu, aksi halde Suriyelilerin öne sürdüğü şartları savunmaya devam edeceklerini kaydetti:

    1 hr 25 min
  • ‘İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırımın bir benzerinin Batı tarafından Ukrayna halkına uygulandığını görüyoruz’

    İsrail’in Lübnan’daki terör saldırılarını, ABD’de seçimlere dış müdahale iddialarını, Batı’nın İsrail ve Ukrayna ikiyüzlülüğünü ve Rus medyasına uygulanan sosyal medya sansürünü, Gazeteci ve yazar Çağlar Tekin ile konuştuk.

    Çağlar Tekin, İsrail’in Lübnan’da çağrı cihazları ve telsizler ile yaptığı saldırının Batı tarafından kınanmadığına dikkat çekti. ABD’deki seçimlere müdahale konusunda delil olmadığı halde sürekli Rusya’nın öne sürüldüğünü hatırlatan Tekin, diğer yandan somut deliller ile İsrail’in seçime müdahale ettiği gerçeğinin örtbas edildiğini kaydetti:

    Meta’nın Rus yayın kuruluşlarına yönelik delil, soruşturma ve mahkeme kararı olmaksızın yasaklama getirmesinin hukuksuz bir hareket olduğunu açıklayan Çağlar tekin, Batı dünyasının ifade özgürlüğü söylemlerinin ikiyüzlü olduğunu belirtti:

    ABD’nin gerçekleri ortaya koyan medyaya sansür uyguladığını kaydeden Çağlar Tekin’e göre Batı halkları, uygulanan sansüre rağmen dayatılan fikirleri reddediyor. Sansürü en yoğun yaşandığı jeopolitik olayın Ukrayna krizi olduğunun altını çizen Tekin, Batı’nın Ukrayna halkını savaşa sokarak adeta bir soykırım uyguladığını dile getirdi:

    Dünya genelinde aşırı ideolojilerin öne çıkarılmasıyla birlikte bir kutuplaşma ve düşmanlık ortamı yaratıldığına dikkat çeken Tekin, diğer yandan medyada ciddi bir karartma yaşandığını vurguladı. Batı’nın Rus medyasına sansür uygulayarak Ukrayna hakkındaki gerçekleri gizlediğini belirten Tekin, diğer yandan İsrail’in Lübnan’daki terör saldırısının eleştirilmediğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • ‘Netanyahu, Hizbullah’la başa çıkabildiğini göstererek İsrail içinde popülerliğini artırmayı hedefliyor olabilir’

    Beyrut'ta bir kısmı Hizbullah mensupları olmak üzere binlerce kişinin taşıdığı çağrı cihazları patladı. Saldırıda üçü sivil 12 kişi ölürken, 500'ü ağır 2 bin 500 kişinin yaralandığı açıklandı. En az 300 kişinin görme yetisini tamamen kaybettiği bildirildi. Beyrut'u ve Lübnan'ı sarsan patlamalardan tam bir gün sonra; 18 Eylül tarihinde yeni bir siber saldırı gerçekleştirildi. Hizbullah mensuplarına ait telsizler infilak etti. 25 Hizbullah üyesinin öldüğü ve yüzlercesinin yaralandığı saldırı esnasında, Beyrut'taki güneş panellerinin de infilak ettiği ve sivil halkın yaralandığı kaydedildi.

    Hizbullah, yaptığı yazılı açıklamada çağrı cihazlarının sabote edilmiş olduğunu belirtti ve operasyonu İsrail istihbaratının düzenlediğini öne sürdü. İsrail’den intikam alma sözü veren Hizbullah, siber saldırılar ve çağrı cihazlarının patlaması sebebiyle 34 üyesinin öldüğünü doğruladı.

    Diğer yandan sınır hattında Hizbullah savaşçılarının ateşlediği güdümlü tanksavar füzeleri, İsrail ordusuna ait kontrol noktalarını vurdu. Biri ağır toplam sekiz İsrail askerinin yaralandığı bildirildi.

    Sabah saatlerinde İsrail uçaklarının ve topçu birliklerinin yaptığı atış sonucunda ise 3 Hizbullah üyesinin öldüğü açıklandı.

    İsrail’in telsizler ve çağrı cihazları ile yaptığı siber terör saldırısını, Lübnan’da oluşan panik havasını, Hizbullah-İsrail çatışmasının savaşa dönmesi ihtimalini ve Lübnan’daki grupların birlik-beraberlik durumunu, Gazeteci ve yazar Nalan Yazgan ile konuştuk.

    Lübnan’da insanların İsrail’in ikinci elektronik ve siber terör saldırısı sonucu korkmaya başladığını dile getiren Nalan Yazgan’a göre, ülke içerisinde panik havası hakim. İnsanların elektronik cihazlardan korkmaya başladığını belirten Yazgan, güneş panellerinin dahi patladığına ve sivil yerleşim birimlerinde yangınlar çıktığına dikkat çekti:

    Hizbullah’ın üst düzey isimlerinin dahi siber saldırılarda öldüğünü veya yaralandığını aktaran Nalan Yazgan, Hizbullah genelinde morallerin düştüğünü kaydetti:

    Çağrı cihazları ve telsizlerin yanısıra sivil elektronik aygıtların da patladığını vurgulayan Nalan Yazgan’a göre, saldırıların ikinci günü itibarıyla Lübnan’daki birlik ve beraberlik ruhu çatladı. İsrail’in bu tür saldırıları yoğunlaştırması durumunda mezhepsel çatışmaların alevlenebileceği uyarısında bulunan Yazgan, bölgesel savaş riskine dikkat çekti:

    İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmada son siber saldırılar sonucunda İsrail’in avantajlı konuma geldiğini belirten Yazgan, öte yandan Hizbullah mensuplarının örgüte bağlılığının zedelenmediğini kaydetti. 2006’da İsrail’in ilk yenilgisini Hizbullah karşısında yaşadığını hatırlatan Yazgan, kara harekatına kalkışması durumunda İsrail’in ağır kayıplar yaşayacağı değerlendirmesinde bulundu:

    Nalan Yazgan’a göre Hizbullah’ın İsrail’e sert bir cevap vermesi durumunda İsrail’in yapacağı karşı saldırı, Lübnan içerisinde ayrılıklara yol açabilir:

    Yazgan, Netanyahu’nun yargı reformu ısrarı sebebiyle iç kamuoyunda ciddi tepki gördüğünü vurguladı. Gazze’deki İsrailli rehineleri kurtarmakta başarısız olan Netanyahu’nun toplumdan destek görebilmek için Hizbullah’a karşı sert duruş politikasına yoğunlaştığını ifade eden Nalan Yazgan’a göre, elektronik cihazlarla yapılan saldırının arkasındaki sebep Netanyahu’nun politik kariyeri:

    1 hr 25 min
  • 'Almanya'ya gelen göçmenlerin suç oranında artış var. Çözümsüzlük sebebiyle AFD yükseliyor'

    Almanya Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser, düzensiz göçün sınırlandırılması ve iç güvenliğin korunması için ülkenin kara sınırlarında geçici iç sınır kontrollerine başlanacağını duyurdu.

    Bakan Faeser, Berlin'de düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Komisyonu'na, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, Belçika ve Danimarka ile kara sınırlarında altı ay süreyle geçici iç sınır kontrollerinin yapılacağını bildirdiğini, 16 Eylül'den itibaren başlatılacak bu uygulamanın 6 ay sürmesinin planlandığını ifade etti.

    Faeser, Avrupa hukuku ve ulusal yasalara uygun olarak uygulanacak bu kararın gerekçesini, Almanya'ya ağır bir yük getirmeye devam eden düzensiz göçün sınırlandırılmasının yanı sıra iç güvenliğin terörizm ve sınır ötesi suçlardan kaynaklanan mevcut tehditlere karşı korunması olarak açıkladı.

    Polonya, Çekya, Avusturya ve İsviçre ile olan kara sınırlarında halihazırda yapılan kontroller sayesinde 30 binden fazla düzensiz göçmenin geri gönderildiğini belirten Faeser, bu kontrollerin Almanya'nın tüm sınırlarında uygulanmaya başlanacağını söyledi.

    Almanya’nın aldığı sınır kontrolü kararını, Avrupa’yı etkileyen düzenli ve düzensiz göçmen krizini, krizin Avrupa Birliği’ndeki yansımalarını ve AFD gibi partilerin yükseliş sebebini, Kanal Avrupa Programcısı Erdal Tekin ile konuştuk.

    Avrupa’nın lokomotif ülkelerinden Almanya’nın sınır güvenliği kararı almasının, Schengen Antlaşması’nı ihlal ettiğini dile getiren Tekin, kamu güvenliği tehdit altına düşen Avrupa ülkelerinin meşru zemin yarattığı takdirde iç hukuk ile bu tür anlaşmaları askıya alabileceğini kaydetti:

    Angela Merkel’in iktidarda iken kapıları göçmenlere açtığını hatırlatan Tekin, Almanya’nın bunu kaldıramadığını belirtti. Göçmenler arasında suç oranının artması ile kamu düzeninin tehlikeye girdiğini ifade eden Erdal Tekin, bu tür olaylar sebebiyle siyasi söylemini göç karşıtlığı üstüne inşa eden AFD gibi partilerin oy oranlarını ciddi şekilde artırdığını kaydetti:

    Erdal Tekin’e göre AFD gibi medyada “aşırı sağ” olarak tabir edilen partilerin Avrupa kıtası genelinde yükselmesinin sebebi, merkez partilerin toplumsal sorunlara karşı çözüm üretememesi. Bu yükseliş trendinin Hollanda, Belçika ve Fransa gibi ülkelerde de görüldüğünün altını çizen Tekin, merkez partilerin sorunları analiz etme konusunda da yetersiz kaldığını vurguladı:

    Avrupa Birliği’nin sınırların kapatılması konusunda bölündüğünü ve AB içerisinde siyaset manasında birlik kalmadığını ifade eden Tekin, Avrupa Birliği’nin geleceği konusunda endişeleri olduğunu dile getirdi:

    Erdal Tekin’in yorumuna göre Almanya’da kanunlar sertleşirse, ülkede onlarca yıl yaşayan göçmenlerin dahi sınır dışı edilmesi gündeme gelebilir:

    1 hr 18 min
  • 'Batı dünyası ilk defa enformasyon alanındaki tekelini kaybetti'

    Facebook, Instagram ve Whatsapp gibi sosyal medya platformlarının sahibi olan Meta şirketi, ABD yaptırımlarını öne sürerek Rossiya Segodnya Uluslararası Haber Ajansı ve RT televizyonuna ait hesapları yasakladı.

    ABD’li teknoloji markası Meta’dan yapılan açıklamada, “Dikkatli bir analizin ardından, Rus devlet medyasına yönelik adımlarımızı genişlettik. Rossiya Segodnya, RT ve ilgili kuruluşlar, dış müdahale faaliyetleri nedeniyle uygulamalarımızda dünya genelinde engellendi” ifadesine yer verildi.

    Medya alanında Rus yayın organlarına sansür uygulayarak basın özgürlüğünü hiçe sayan Batı, diğer yandan Rusya'ya yönelik saldırı tehditlerini sürdürdü.

    Amerikan Başkanı Joe Biden, Ukrayna'ya verilen füzeler ile Rusya'nın vurulması konusunda basın mensuplarının sorduğu sorulara "Bu konu üzerinde çalışıyoruz" yanıtını verdi. Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, muhabirlere yaptığı açıklamada İngiliz mevkidaşı David Limmy ile birlikte Kiev'in Rusya'yı Batı füzeleri ile vurma isteğini değerlendirdiklerini kaydetti.

    İngiliz Başbakanı Keir Starmer ise savaş alanındaki koşullara uyum sağlamayı istediklerini söyleyerek, İngiliz Storm Shadow füzeleri ile Rus topraklarının vurulabileceğinin sinyalini verdi. Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Michael McCaul, Ukrayna'ya yönelik kısıtlamaların tamamen kaldırılmasının oldukça yakın olduğuna inandığını belirtti.

    Ancak Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, ileri teknoloji Batı füzelerinin İngiliz, Amerikan, Fransız vb. NATO uyduları tarafından doğrudan yönlendirildiğini ve bu füzelerin fırlatma kodlarına yalnızca NATO personelinin sahip olduğunu açıkladı.

    Rus lider Putin, bunun NATO'nun Ukrayna'daki çatışmalara doğrudan katılımı anlamına geleceğini ifade etti. Bu durumda Rusya'nın da NATO üslerini doğrudan ileri teknoloji füzelerle hedef alabileceğini dile getiren Rus lider, yaşanacak durumun Batı ile Rusya arasında doğrudan savaş anlamına gelebileceğini vurguladı.

    Batı’nın Rusya’ya yönelik saldırı tehditlerini, Ukrayna’ya gönderileceği iddia edilen uzun menzilli füze sistemlerini, çatışmaların tırmanması ihtimalini ve Meta’nın Rus medya kuruluşlarına uyguladığı sansürü, uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

    Batı’nın Rusya’nın derinliklerini vurmak için Ukrayna’ya füze sistemleri göndereceği yönündeki iddiaları değerlendiren Prof. Dr. Hasan Ünal, Batılı devlet yöneticilerinin adeta “çıldırdığını” kaydetti. Batı’nın 2022’den bu yana tanklar ve F-16’lar dahil bizzat kendilerinin koyduğu kırmızı çizgileri aştığını hatırlatan Ünal, Batı liderlerinin ana hedefinin Putin’i devirmek olduğunu aktardı:

    Ukrayna’nın Kursk provokasyonunun başarısızlığa uğradığının altını çizen Prof. Dr. Ünal, Rusya’nın Kursk cephesini açık tutarak Ukrayna’nın insan gücüne ciddi bir darbe vurduğu değerlendirmesinde bulundu:

    Prof. Dr. Hasan Ünal, Ukrayna’ya teslim edileceği ve Rusya’nın derinliklerini vurabilecek füze sistemlerinin sofistike olması sebebiyle yalnızca Batılı uydu sistemlerinin yönlendirmesi ve NATO personeli tarafından kullanılabileceğini belirtti. Buna karşı Rusya’nın cevap vermesi durumunda kimi NATO ülkelerinin 5. maddeye başvurabileceği uyarısında bulunan Ünal, tüm felaket senaryolarına karşın nükleer savaşa karşı çıkacak NATO ülkeleri bulunduğunu da ifade etti:

    Batılı güç odaklarının Ukrayna’daki çatışmayı geri döndürülemez şekilde tırmandırmayı hedeflediğini vurgulayan Ünal, bu yolla Trump Amerika’da seçilse dahi barış opsiyonunun rafa kaldırılmasının amaçlandığını söyledi:

    Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre ulusların kendi çıkarlarına öncelik vermesi yönündeki trendin yükselişi sebebiyle sistem dışı partilerin Batı’da iktidara geldiğini görmek mümkün olacak:

    META şirketinin RT ve Rossiya Segodnya hesaplarını yasaklayarak erişim engeli getirmesinin Batı’nın tipik bir davranışı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünal, Batı’nın enformasyon tekelini kaybettiği için sansür yoluna başvurduğunu kaydetti:

    1 hr 25 min
  • ‘Siyonist, Evanjelist ve neocon gruplar dünyayı kıyamet savaşına mı sürüklemeye çalışıyor?’

    Amerikan Başkanı Joe Biden, Ukrayna'ya verilen füzeler ile Rusya'nın vurulması konusunda basın mensuplarının sorduğu sorulara "Bu konu üzerinde çalışıyoruz" yanıtını verdi. Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, muhabirlere yaptığı açıklamada İngiliz mevkidaşı David Limmy ile birlikte Kiev'in Rusya'yı Batı füzeleri ile vurma isteğini değerlendirdiklerini kaydetti.

    İngiliz Başbakanı Keir Starmer ise savaş alanındaki koşullara uyum sağlamayı istediklerini söyleyerek, İngiliz Storm Shadow füzeleri ile Rus topraklarının vurulabileceğinin sinyalini verdi. Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Michael McCaul, Ukrayna'ya yönelik kısıtlamaların tamamen kaldırılmasının oldukça yakın olduğuna inandığını belirtti.

    Ancak Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, ileri teknoloji Batı füzelerinin İngiliz, Amerikan, Fransız vb. NATO uyduları tarafından doğrudan yönlendirildiğini ve bu füzelerin fırlatma kodlarına yalnızca NATO personelinin sahip olduğunu açıkladı.

    Rus lider Putin, bunun NATO'nun Ukrayna'daki çatışmalara doğrudan katılımı anlamına geleceğini ifade etti. Bu durumda Rusya'nın da NATO üslerini doğrudan ileri teknoloji füzelerle hedef alabileceğini dile getiren Rus lider, yaşanacak durumun Batı ile Rusya arasında doğrudan savaş anlamına gelebileceğini vurguladı.

    İngiltere ve ABD’nin Rusya’yı vurma ısrarını, Husilerin İsrail’e yönelik füze saldırısını, İsrail’in Lübnan sınırındaki hazırlıklarını, nükleer savaş risklerini ve Trump’a ikinci suikast girişimini, gazeteci, dış politika uzmanı ve ATASAM analisti Hasan Erel ile konuştuk.

    Hasan Erel’e göre Batı’da aklıselim politika üretenlerin sayısı yok denecek kadar azaldı. İngilter’'nin Rusya’yı Storm Shadow füzeleri ile vurmasının küresel bir nükleer çatışmaya dönüşebileceğinin altını çizen Erel, Rusya’nın bu durumda sessiz kalmayacağını vurguladı:

    Dünyada gerilimin arttığı ve sıcak temas riskinin gün geçtikçe yükseldiği bir diğer noktanın da Pasifik olduğunu hatırlatan Erel, ABD’nin Japonya ve Filipinleri silahlandırma planlarına dikkat çekti. Batılı elitlerin dünyayı adeta bir kıyamet savaşına sürüklediğini ifade eden Erel, Rusya’nın vurulması durumunda senaryoların en kötüsünün gerçekleşebileceği uyarısında bulundu:

    Hasan Erel’e göre cephede mağlup olan Zelenskiy’nin sunabileceği tek barış opsiyonu teslimiyet belgesi. Rus güçlerinin Karadeniz’de de takviye yaptığına dikkat çeken Erel, dünyada dengelerin hassaslaştığının altını çizdi:

    ABD istihbaratı CIA ve İngiltere istihbaratı MI6’in Türkiye dahil birçok ülkede operasyon hazırlığında olduğuna dair sinyaller verildiğini kaydeden Erel, Türkiye’de bu tür konulara karşı büyük bir medya ilgisizliği olduğunu vurguladı:

    ABD seçimlerinde dev şirketlerin ve sermayenin oluşturduğu oligarşinin elindeki sistemi kaybetmek istemediğini vurgulayan Hasan Erel, bu sebeple Amerikalı oligarkların Trump’a yönelik ikinci bir suikast girişimi düzenlediğini belirtti:

    “Şu anda mesele bir Biden veya Harris ile Trump arasında bir seçim değil. Amerika’daki askeri, endüstriyel, büyük teknoloji ve medya kompleksinin oluşturduğu bir oligarşi var. Bu oligarşi şu anda düzenlerinin bozulacağı ve kurgularının dağılacağı telaşı içinde. Trump seçilirse Rusya ile barışa gidilebilir. Avrupa ve NATO ile ilişkilerde düzenlemeye gidilmesi olasılığı var. Ekonomide krizler var. Amerikan ekonomisi geçen yıl borçlar için 1 trilyon dolar faiz ödedi. Oligarşinin büyük bir telaşı var. Trump kazanırsa yere yıkılacaklarını biliyorlar. Bu yüzden çılgınca işlere kalkışıyorlar. Trump’a karşı ikinci suikast girşimi oldu bu. Adam da kör göze parmak hesabı Ukrayna’ya paralı asker götüren, onları işe alan bir Demokrat Partili çılgın bir adam çıktı. Azak nazilerinin sempatizanı aynı zamanda. Böyle adamlar kullanılıyor. Veya belki de onlar yem olarak kullanılıyor, çok daha kötü şeyler yapacaklar. Normalde CIA ve MI6 başkanları ortaya çıkıp plan ve proje anlatmaz. Oradan huylanıyorum. 11 Eylül’e benzer ciddi bir şey olabilir. 7 Ekim gibi vurucu bir şey olabilir.”

    Hasan Erel, Husilerin füze saldırısı sonrası İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri harekat konusunda tereddüt ettiğini öne sürdü. Erel’e göre ABD ve İngiltere, İsrail’in elini rahatlatmak için birtakım planlar arıyor:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD askerlerinin Irak’tan çekilebileceği açıklandı ve hemen Irak’ta IŞİD saldırıları başladı. Tesadüf değil’

    İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, ilk yurt dışı ziyaretini Irak'a gerçekleştirdi. Bağdat'ta Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile bir araya gelen Pezeşkiyan, öte yandan Şii siyasi partilerin ileri gelenleriyle de görüştü. Irak ve İran arasında ekonomi ve güvenlik alanında toplam 14 mutabakat metni imzalandığı ifade edildi.

    Pezeşkiyan'ın sonraki durakları ise Necef, Kerbela, Basra, Erbil ve Süleymaniye oldu. Erbil ve Süleymaniye'de hem Barzani hem de Talabani ile görüşen Mesud Pezeşkiyan, Kuzey Irak'taki temasları sırasında tercüman kullanmadan Kürtçe konuştu.

    İran Cumhurbaşkanı’nın ziyareti öncesi ABD askerlerinin Irak’tan çekileceğine yönelik birtakım iddialar dünyada gündem oldu. Amerikan askerlerinin 2025 sonlarına doğru Irak’ı tamamen terk edileceği öne sürülürken, kimi jeopolitik analizlerde benzeri açıklamaların daha önce de yapıldığı ve Amerikan askerlerinin Irak’taki varlığını sürdürdüğüne dikkat çekildi.

    Mesud Pezeşkiyan’ın Irak seyahatini, Erbil-Süleymaniye temaslarını, Sünni ve Türkmen gruplarla görüşmemesini ve Amerikan askerlerinin Irak’tan çekileceği iddialarını, Orta Doğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi Kurucu Direktörü akademisyen Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ilk yurtdışı seyahatini Irak’a yapmasının, Kasım Süleymani suikastı sonrasında bölgede gerileyen İran etkisini tersine çevirebileceğine dikkat çeken Dr. Ali Semin, Pezeşkiyan’ın KYB ile temaslarının da kritik olduğunu belirtti. Ali Semin’e göre İran’ın Süleymaniye, Erbil ve Bağdat ile temasları Irak’taki İran nüfuzunu artırmayı hedefliyor:

    İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın tercüman olmaksızın Bafel Talabani ile görüşmesini “dikkat çekici” olarak yorumlayan Dr. Ali Semin, bunun sebebinin Türk kökenli olan Pezeşkiyan’ın İran’ın Kürt bölgelerinde büyümüş olması olduğunu açıkladı:

    Türk kökenli İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın İran’daki seçim süreci boyunca Türk basınında hakkında yapılan yorumlara atıfta bulunan Dr. Ali Semin, Irak ziyareti sırasında Pezeşkiyan’ın hiçbir Türkmen grupla görüşmediğini kaydetti. Dr. Ali Semin’e göre Pezeşkiyan’ın stratejisi, Irak’ta bir Kürt-Şii koalisyonu kurmayı ve geçmişteki ittifakları canlandırmayı hedefliyor:

    Dr. Ali Semin’e göre Pezeşkiyan’ın ziyareti, Türkiye ile Irak’ta rekabet etmeyi amaçlıyor olabilir:

    Dr. Semin’e göre ABD’nin 2025 sonlarında tüm askerlerini Irak’tan çekeceğine yönelik iddialar gerçeği yansıtmıyor. ABD’nin Ortadoğu politikasının önemli bir halkasının Irak’ta askeri varlık bulundurmak olduğunun altını çizen Ali Semin, Amerika’nın askerlerini çekmeye bu sebeple yanaşmayacağını vurguladı. Irak hükümetinin hem içeriden hem de dışarıdan bu konuda baskılandığını ifade eden Semin, Amerikan askerlerinin çekileceği bir ortam oluşsa dahi ortaya çıkacak terör örgütleri ile ABD askeri varlığına tekrar “meşruiyet” kazandırılacağı değerlendirmesinde bulundu:

    Pezeşkiyan’ın ziyareti esnasında İran ve Irak arasında ekonomi ve güvenlik alanlarında önemli mutabakat zaptları imzalandığına dikkat çeken Ali Semin, yatırımların artacağını belirtti:

    1 hr 26 min
  • ‘Trump maço imajına önem verdiği için tekrar münazaraya çıkma ihtimali yüksek’

    ABD'de 5 Kasımda gerçekleşecek olan Başkanlık seçimleri için eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan Donald Trump ile Başkan Yardımcısı ve Demokratların başkan adayı Kamala Harris canlı yayında gerçekleşen münazarada karşı karşıya geldi.

    İlk kez gerçekleşen karşılaşma, Pensilvanya eyaletinin Philadelphia kentinde ABC News kanalında canlı yayınlandı. Seyircisiz olarak düzenlenen münazarada, konuşma sırası kendisinde olmayan konuşmacının mikrofonunun kapalı olacağı söylend fakat Harris’in sıra kendisinde değilken de konuşabildiği görüldü.

    Öte yandan münazaraya, Kamala Harris’in baskın tutumu ve Trump’ı hedef alarak konuşmasını baltalama stratejisi damgasını vurdu. Göçmen ve enflasyon sorunlarına parmak basan Trump, konuşmasının önemli bir kısmında savunmada kaldı ve öfkeli tepkiler verdi.

    Donald Trump ve Kamala Harris arasındaki başkanlık münazarasını, tartışmanın seçimlere etkisini, Trump’ın hatalarını ve adayların dış politikadaki tutumlarını, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden Amerika araştırmaları uzmanı Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    ABC kanalında yayınlanan Donald Trump – Kamala Harris başkanlık münazarasını değerlendiren Şanlı Bahadır Koç, Harris’in çok başarılı bir sunum sergilediğini belirtti. Trump’ın argümanlarını yeterince sunamadığını ve Harris’in tuzağına düştüğünü vurgulayan Koç, Harris’in hanesine yazan tek eksi puanın yüz ifadeleri olabileceğini söyledi:

    Kamala Harris’in ekibinin çok daha profesyonel bir hazırlık yaptığını aktaran Koç’a göre Trump içgüdülerine güvenmeyi tercih etti fakat bu münazarada ters tepti. Şanlı Bahadır Koç öte yandan geçmiş münazaralarda da Trump’ın rakiplerinin kazandığı yönünde bir medya algısı yaratıldığını fakat Trump’ın 2016’daki seçimden zaferle ayrıldığını hatırlattı:

    Şanlı Bahadır Koç, Trump’ın suiksat girişimini ve popülist imajını öne çıkarması halinde münazaradaki başarısının daha fazla olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Şanlı Bahadır Koç’a göre Trump’ın, popülist imajını kuvvetlendirmek için vergi indirimi vaadinden vazgeçmesi gerekiyor:

    Kamala Harris’in savcılık geçmişine dikkat çeken Şanlı Bahadır Koç’a göre Harris her ne kadar üstünlük kurmuş olsa da Trump içerik ve politika anlamında puan kaybetmedi:

    Donald Trump’ın kampanya stratejisini dikkate almadığının altını çizen Koç, münazaradaki ana hedef kitlenin değişken eyaletlerdeki kararsız seçmen olması gerektiğini söyledi. Bahadır Koç’a göre Trump, Kamala Harris’in açıklarından faydalanmayı beceremedi:

    Kamala Harris’in hiçbir somut politika ortaya koyamadığını vurgulayan Şanlı Bahadır Koç, diğer yandan Trump’ın da kendisine yöneltilen suçlamaları ve mahkeme mağduriyetini münazara boyunca lehine kullanamadığını kaydetti:

    Bahadır Koç’a göre Trump, maskülan imajını zedelememek için büyük olasılıkla münazaranın ikinci raundunu kabul edebilir:

    1 hr 26 min
  • ‘Husiler Kızıldeniz’de 83 gemi vurdu. Bu gemilerin yüzde 37’si Yunanistan ile alakalı’

    Bloomberg, ABD'nin Husilere karşı Kızıldeniz'de kaybettiğini söyledi. Haberi manşetten gören Bloomberg, Husilerin küresel deniz trafiğini aksatmayı başardığını ve Amerika'nın harekatının durumu toparlayamadığını vurguladı. Husilerin 2023 sonlarında Babülmendep Boğazı'nı kapattığını ifade eden Bloomberg, İran'a yakınlığı ile bilinen Direniş Ekseni'nin bir parçası olan Husilerin, dünyadaki deniz trafiğinin yüzde 15'ini sağlayan Kızıldeniz rotasına ciddi darbe vurduğunu kaydetti.

    Bloomberg’in analizine göre ABD ordusu ve vurucu güçleri aynı anda Avrupa, Pasifik, Orta Doğu ve diğer coğrafyalara o kadar çok dağılmış durumda ki, Amerika’nın keskin kararlar alması artık mümkün gözükmüyor.

    ABD’nin Kızıldeniz’de yürüttüğü savaşı, Husilerin faaliyetlerini, hedef alınan gemileri, Ümit Burnu’na kayan deniz trafiği istatistiklerini ve Yunan gemilerinin hedef alınması konularını, dış politika ve güvenlik analisti Suat Delgen ile konuştuk.

    Husilerin Kızıldeniz’deki faaliyetleri sonrası ABD’nin ve AB’nin başlattığı harekatlar neticesinde artık Babülmendep Boğazı’nın çok düşük oranda kullanıldığını kaydeden Delgen, bilhassa LNG gemilerinin tamamen Ümit Burnu’na kaydığını vurguladı. Enerji transferindeki dengelerin değişmesi sebebiyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumunun öne çıktığının altını çizen Suat Delgen, diğer yandan Avrupalı konteyner şirketlerinin zor anlar yaşadığını belirtti:

    Suat Delgen’in aktardığına göre Husilerin hedef aldığı 83 geminin 56’sı Avrupa Birliği’ne bağlı iken, toplam yüzde 37,7 oranda Yunan bayraklı gemiler vuruldu. Mısır’ın BRICS grubuyla yakınlığı sebebiyle ticari kaybı atlatabildiğini vurgulayan Delgen, öte yandan ABD’nin seyrüsefer serbestisitesini sağlama konusunda başarısız olduğunu dile getirdi:

    ABD’nin ve İngiltere’nin Yemen’de vurduğu hedeflerin stratejik açıdan önemsiz olduğuna dikkat çeken Suat Delgen, diğer yandan İsrail’in Ağustos ayındaki saldırısının yüksek oranda tahribat yarattığını vurguladı. Husilerin İran’dan aldığı istihbarat desteğinin ABD Kongresi’nde de görüşüldüğünü kaydeden Delgen, Amerikalı komutanların siyasi iradeden emir almadığı için İran’ı doğrudan karşısına almadığını söyledi. Delgen’e göre Kızıldeniz’deki düğümün çözülme olasılığı, ABD seçimlerine kaldı:

    Suat delgen’e göre Husiler, iletişim stratejisini iyi kullandığı için çatışmalardan olumsuz etkilenen Arap devletleri dahi İsrail yanlısı gözükmemek için hamle yapamaz hale geldi:

    Yunanistan’ın Husilere karşı Aspides harekatına katılmasının sebebinin en çok Yunan menşeli gemilerin hedef alınması olduğunu aktaran Delgen, öte yandan Türkiye’nin böyle bir harekata iştirak etmediğini ve etmek için de hiçbir sebebi olmadığını kaydetti:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners