EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'ABD donanmasının üçte biri bölgede. Misilleme, İran için çok zor bir karar'

    İran'da geçen ay göreve başlayan Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın yeni kabine için önerdiği 19 isim, Mecliste 5 gündür yapılan görüşmelerin ardından güvenoyu aldı.

    Buna göre, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde Dışişleri Bakan Yardımcısı ve nükleer müzakerelerde Başmüzakereci olarak görev yapan Abbas Erakçi, İran'ın yeni Dışişleri Bakanı oldu.

    Eski Uyuşturucuyla Mücadele Teşkilatı Genel Sekreteri Tuğgeneral İskender Mumini, İçişleri Bakanı olurken Genelkurmay Başkan Yardımcısı ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Aziz Nasırzade yeni Savunma Bakanı görevini aldı.

    Mevcut İstihbarat Bakanı İsmail Hatib de Meclisten aldığı güvenoyu ile bir dönem daha görevinde kaldı.

    Ruhani döneminde Petrol Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Muhsin Paknejad ise ülkenin yeni Petrol Bakanı oldu.

    Ekonomi Bakanı olarak eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, Yol ve Şehircilik Bakanı olarak da kadın mimar Ferzane Sadık Meclisten güvenoyu alarak kabineye giren isimler arasında yer aldı.

    Diğer yandan İran’ın misillemesi ile ilgili bölgede İsrail’in alarm seviyesi sürüyor. İsrail’in Gazze’ye ve Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, Haniye suikastının misillemesine karşılık ABD donanmasının bölgeye kaydırıldığı bildirildi. En az 12 savaş gemisi ve iki uçak gemisi, İran’a karşı bölgeye konuşlandırıldı.

    İran’yın yeni cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın kabinesini, Cevad Zarif’in istifasını, yeni Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin 36 sayfalık diplomasi belgesini ve İran’ın misillemesi ile ilgili son gelişmeleri, gazeteci ve yazar Ramazan Bursa ile konuştuk.

    Ramazan Bursa’ya göre Pezeşkiyan kabinesinin hızlı bir şekilde güvenoyu almasının en büyük sebebi, Pezeşkiyan ile Hamaney’in oylama öncesi yaptığı görüşmeler oldu:

    Eski İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in on günlük danışmanlıktan sonra görevinden ayrılmasına değinen Ramazan Bursa, Zarif’in fikir ayrılıkları yaşayacağını bildiği bir hükümetle çalışmak yerine Pezeşkiyan’a dışarıdan destek vermeyi tercih ettiğini belirtti:

    Abbas Erakçi ve cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın reformist olmalarına karşılık dış ilişkilerde hem muhafazakar hem reformist politikaları benimseyeceklerini aktaran Bursa, özellikle müzakere noktasında reformist hamleler benimsenirken İran Devrim Muhafızları’nın yer aldığı sahalarda muhafazakar dış politikaların devreye sokulacağını vurguladı:

    Haniye suikastı sonrası İran yetkililerin olay henüz sıcakken yaptığı açıklamaların misilleme konusunda büyük beklentiler yarattığını kaydeden Ramazan Bursa, mevcut durumda İran’ın planlama yapmadan misillemeye kalkışmasının mümkün olmadığını belirtti. ABD donanmasının üçte birinin İran’a karşı konumlandığını hatırlatan Bursa’ya göre İran’ın ani bir misilleme kararı sonrasında ABD’nin askeri bir tepkisinin gelmesi olasılığı giderek artıyor:

    ‘İran kahramanca yumuşama politikasını seçerek Gazze’ye yardım edebilir’

    Ramazan Bursa’ya göre İran’ın misilleme noktasında uygulayabileceği üçüncü bir yol bulunuyor. İsrail’in Gazze’de kalıcı ateşkesi kabul etmesi halinde İran’ın misillemeden vazgeçebileceğini dile getiren Bursa, bu konunun Doha’da ele alındığını aktardı:

    1 hr 25 min
  • ‘Zelenskiy'nin bu açıklaması neredeyse savaşa sebebiyet vermektir. Toprak bütünlüğümüz hedef alınmıştır'

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Türkiye'nin içişlerine müdahale eden bir açıklamada bulundu ve Fener Rum Patrikhanesi Patriği 1. Bartholomeos'u "ekümenik patrik" olarak nitelendirdi.

    Zelenskiy’nin açıklaması, Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın ve Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin tepkisini çekti.

    Zafer Partisi lideri Özdağ, Zelenskiy’nin “ülkesini ateşe atan profesyonel bir komedyen” olduğunu vurguladı ve açıklamanın Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına yönelik açık bir saldırı olduğunu kaydetti.

    Türk Ortodoks Patrikhanesi ise Zelenskiy’nin “ekümenik” mesajının, Türkiye’de süregelen bir ihanet süreci ile paralellik gösterdiğine dikkat çekti.

    Zelenskiy’nin “ekümenik” açıklamasını, İsviçre’de yaşanan skandalı, Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsünü ve yaşanan bu gelişmelerin ne anlama geldiğini, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol ile konuştuk.

    Selçuk Erenerol’a göre Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve anayasası ve ayrıca Yargıtay kararları doğrultusunda, Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsü, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir azınlık ibadethanesi olmaktan öteye gitmiyor:

    Ukrayna lideri Zelenskiy’nin, Fener Rum Kilisesi hakkında ‘ekümenik’ ifadesini kullanmasının savaş ilanıyla eşdeğer olduğunun altını çizen Selçuk Erenerol, Ukrayna’nın devlet başkanlığı nezdinde Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hiçe saydığını kaydetti. Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi’nin faaliyetleri ile Vatikan benzeri özerk bir şehir devleti kurma hayali güttüğünü açıkladı:

    Fener Rum Patrikhanesi’nin faaliyetlerinin din ve inanç özgürlüğü kapsamını çoktan aştığını vurgulayan Erenerol, patrikhanenin faaliyetlerinin Batı emperyalizminin isteklerini yerine getirmede kullanıldığını kaydetti. Özellikle Rusya-Ukrayna meselesinde olduğu kadar Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde de Fener Rum Patrikhanesi’nin yetkilerini aştığına değinen Selçuk Erenerol, Türkiye’de hukukun uygulanması ve patrikhanenin bu tür faaliyetlerine son verilmesi gerektiğini belirtti:

    Selçuk Erenerol’a göre Türk Dışişleri Bakanlığı’nın ivedi bir şekilde Ukraynalı diplomatik temsilcileri çağırarak nota vermesi gerekiyor:

    Fener Rum Patrikhanesi’nin hukuken Sümela’da veya Türkiye’nin Fatih ilçesi hariç bölgelerinde ayin düzenleyemeyeceğini kaydeden Erenerol, şu ifadeleri kullandı:

    1 hr 26 min
  • ‘Ortadoğu’da silahlar konuşur: Yani askeri gücünüz varsa siyasi varlık elde edersiniz’

    ABD’nin Gazze’de ateşkes için yürüttüğü müzakereler sonuçsuz kaldı. ABD ve İsrail, Hamas’ın rehineleri tamamen ve koşulsuz bırakması şartını öne sürerken, Hamas temmuz ayında Amerikan Başkanı Joe Biden’ın ortaya koyduğu anlaşma şartlarına dönülmesi gerektiğini savundu.

    Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye suikastının üzerinden 21 gün geçti. Dünyanın gözü kulağı İran’ın yapacağı misillemede. İran, misilleme için en uygun vaktin beklendiğini vurgularken, ABD donanması ve uçak gemileri Ortadoğu’ya yerleşmeyi sürdürdü. ABD, barış söylemlerini bir kenara bırarak İsrail’in yanında yer alacağını açıkladı.

    ABD’nin başarısız ateşkes girişimini, Gazze’deki son durumu, Hamas’ın yeni siyasi lideri Yahya Sinvar’ı ve Netanyahu’nun savaşı sürdürme politikasını ve İran’ın olası misillemesini ODAP Direktörü akademisyen Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    Dr. Semin’e göre ABD’nin müzakere süreci göstermelik. Amerikan seçimleri öncesi Biden yönetiminin küresel sükunet arayışında olduğuna dikkat çeken Dr. Ali Semin, müzakerelerde samimi girişimler olmadığı için sonuç alınma ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti:

    Yahya Sinvar dönemiyle birlikte Hamas ile ilgili çeşitli analizler yapıldığını aktaran Ali Semin, Hamas’ın Yahya Sinvar’ı seçmesinde asıl amacın mesaj vermek değil, silahlı direnişe daha çok odaklanacaklarını gösteren bir tercih olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    Dr. Semin’e göre Ortadoğu’da siyasi varlığın en büyük teminatını askeri varlık oluşturuyor. Hamas’ın Yahya Sinvar’ı seçmesiyle birlikte bu yönde bir mesaj verildiği değerlendirmesinde bulunan Ali Semin, Sinvar’ın yurtdışına çıkamıyor oluşu sebebiyle Haniye kadar etkili bir müzakereci olup olamayacağı yönünde soru işaretleri olduğu yorumunda bulundu:

    Yahya Sinvar’ın onay vermeyeceği bir anlaşmanın Haniye döneminde de mümkün olmadığının altını çizen Dr. Semin’e göre, müzakereleri tıkayan ana etmen İsrail ve ABD’nin Hamas’ı yok etme söylemlerindeki sırarı. ABD’nin ve İsrail’in barış açıklamaları ile Hamas’a yönelik mücadele açıklamalarının çeliştiğine dikkat çeken Semin, Hamas’ın rehineleri serbest bırakması halinde İsrail’in savaşı durdurmayacağını dile getirdi:

    Haniye suikastından bu yana konuşulan İran misillemesi konusuna değinen Ali Semin, misillemenin Haniye suikastı kadar etki yaratmaması halinde İran’ın prestijini sarsabileceğini belirtti. Dr. Semin’e göre ABD, İran’ın misillemesini gerçekleştirememesi için sürekli olarak yeni açıklamalar yapıyor:

    İran’ın İsrail’e karşı bir savaşta ekonomik olarak zorlanabileceğini vurgulayan Dr. Semin, diğer yandan misillemenin dozunun ayarlanamaması durumunda etkisinin zayıf kalacağını vurguladı:

    1 min
  • 'Kamala bunlarla hiç ilgilenmemiş. Zaten neyle ilgilendiği belli değil. Çok silik bir başkan yardımcılığıydı'

    Amerikan başkanlık seçimleri öncesi Demokratların düzenlediği Demokrat Parti Ulusal Kurultayı, Chicago’da başladı. Hollywood ve sanat camiasından ünlülerin katılacağı kurultayda, Demokratların popüler siyasetçilerinden Alexandria Ocasio-Cortez de konuştu.

    Demokratların özellikle genç seçmen, siyahiler ve kadın seçmenlere yönelik kampanyalarını artırmak istediği kaydedilirken, daha önce Joe Biden’ı desteklediği bilinen ünlü sanatçılar Beyonce ve Taylor Swift henüz kurultaya katılım göstermedi.

    ABD’de enflasyon, göç, Ukrayna krizi, Gazze ve Çin konuları öne çıkarken, Demokratların muhtemel adayı Kamala Harris’in ortaya nasıl bir yol haritası koyacağı ve hangi politikaları savunacağı merak konusu oldu.

    ABD’de Demokratların adayının belirleneceği Demokrat Parti Ulusal Kurultayı’nı, seçimleri etkileyecek faktörleri, tarafı net olmayan eyaletleri ve Trump ile Harris’in dış politikadaki farklarını, Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.

    Prof. Dr. Köni’ye göre Kamala Harris’in öne çıkmasının sebebi, Demokrat Parti’nin aldığı milyonlarca dolarlık bağıştan vazgeçmek istememesi ve derhal bir aday bularak boşluğu kapatmaya çalışması oldu:

    Demokrat Parti’nin Obama sonrası yine “siyahi” olduğu iddiasıyla bir aday öne sürdüğünü fakat Trump’ın açıklamalarına göre Kamala Harris’in Hint kökenli olduğunu aktaran Prof. Dr. Hasan Köni, Amerikalı beyaz seçmenlerin de eskisinden daha fazla kimlikçi olduğunu kaydetti. Köni’ye göre ABD toplumu kutuplaşmış durumda:

    Kamala Harris’in dış politika ile bir alakası olmadığını kaydeden Köni, Harris’in seçilmesi durumunda Joe Biden ekibiyle işleri yürütme ihtimalinin yüksek olduğunu vurguladı:

    ABD seçimlerinde genel oy oranının değil, alınan eyaletler ile kazanılan delege sayısının başkanı belirlediğini hatırlatan Prof. Dr. Köni’ye göre, şu anda Kamala Harris’in önde olduğunu gösteren kamuoyu araştırmalarına güvenmek pek mümkün değil:

    Trump’ın başkan yardımcısı adayı J.D. Vance’ın beyaz ve Hristiyan seçmene yönelik kuvvetli söylemleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Köni, öte yandan Kamala Harris’in silik başkan yardımcılığı dönemi sebebiyle hangi alanda nasıl bir politika izleyeceğinin net olmadığını aktardı. Köni’ye göre sürekli göç alan ABD’nin sosyal yapısının değişime uğramış olması da seçimlere etki edecek bir başka faktör olarak öne çıkıyor:

    Donald Trump’ın dış politikasının belirgin olması ve Ukrayna’daki çatışma ortamını bitirmek için adımlar atacak olmasının Türkiye’nin faydasına olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Köni, diğer yandan Kamala Harris’in nasıl bir dış politika izleyeceği konusunun belirsizliğini koruduğunu ifade etti:

    1 min
  • 'İsrail meselesinde Yunanistan ne yapıyor? Gözümüz orada olmalı'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz nasıl Karabağ'a girdiysek, nasıl Libya'ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok” sözleri üzerine, Azerbaycan Resmi Gazetesi’nde, editör kurulu imzası taşıyan bir makale yayınlandı. 1 Ağustos tarihli makalede yardımları için Türkiye’ye teşekkür edilirken öte yandan zaferin “Azerbaycan ordusu ve şehit olan Azerbaycan askerlerinin kahramanlığı” sayesinde kazanıldığı vurgulandı.

    Sitem dolu yazıda, Türk dış politikasındaki üslup sorununa değinildi ve bazı medya organları ile siyasi isimler eleştirildi.

    Diğer yandan Gazze için ateşkes görüşmeleri sürerken, Çin’in girişimiyle Pekin’de toplanan Hamas ve El-Fetih dahil on dört Filistinli grup, ortak çalışmak ve Filistin davasına sahip çıkmak için anlaşmaya vardı.

    Gelişmelerin ışığında, Türk dış politikasının Filistin meselesindeki açıklamaları, kullanılan dil, kelime seçimleri ve Azerbaycan’ın resmi yayın organından duyduğu rahatsızlığı ifade etmesi gündem oldu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Karabağ açıklaması sonrası Bakü’nün verdiği yanıtı, Azerbaycan’ın İsrail-Filistin meselesindeki duruşunu, Arap devletlerinin Türkiye’ye karşı tutumunu ve Türk dış politikasında üslup meselesini, dış politika uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

    Türkiye’nin katı İsrail karşıtı tutumunun Azerbaycan’da karşılık bulmadığını dile getiren Prof. Dr. Hasan Ünal, Azerbaycan’ın ulusal çıkarları doğrultusunda dengeli bir politika güttüğünü ifade etti. Ünal’a göre Türkiye’deki siyasal İslamcı bazı gruplar, Azerbaycan’ın ulusal çıkarlarını hiçe sayarak Bakü’yü hedef alıyor ve bu durum, Azerbaycan’da rahatsızlık yaratıyor:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Karabağ’a nasıl girdiysek...” açıklamasının Bakü’de hoş karşılanmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin kardeşlik çizgisini benimsemesinin, Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği için daha olumlu olacağı değerlendirmesinde bulundu:

    Filistin meselesinde direniş ekseni ve Arap devletleri olarak iki grup bulunduğunu ve bu iki grubun kendi çizgisini takip ettiğini aktaran Ünal, her iki tarafında Türkiye’den bir beklentisinin olmadığını kaydetti. Türkiye’nin öncelikle diplomatik destek sağlaması ve Hamas gibi siyasal İslamcı gruplarla ortak hareket etmemesi gerektiğini dile getiren Ünal, Türkiye’nin girişken adımlarının Arap dünyasında antipatik karşılandığını da sözlerine ekledi:

    Filistin meselesinin insani bir kriz olduğunu ve Türkiye’nin milli davası olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ünal, Türk Dışişleri’nin ve diplomatik söylemlerin bu meseleyi adeta ulusal dava haline getirdiğini vurguladı. Öte yandan İsrail karşıtlığının somut eylemlerle desteklenmesi gerektiğine de değinen Ünal, Suriye ile normalleşmeyi işaret etti:

    ‘Dış politikada öfkelenmek yasaktır’

    Bireylerin öfkelenebileceğini fakat devletlerin her daim soğukkanlı kalması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Ünal, Türkiye’nin Mahmud Abbas konusunda da temkinli olması gerektiğini belirtti. Ünal’a göre, Çin’de gerçekleştirilen Filistin zirvesinin dikkatle incelenmesi gerekiyor:

    Türk dış politikasının üslup değiştirmesi ve öfkeli açıklamalar yerine diplomatik bir dil benimsemesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ünal’a göre Türkiye, üslubu sebebiyle birçok diplomatik projede yer alma şansını kaçırdı. Filistin meselesinde nasıl bir yol izlenebileceğini açıklayan Ünal, diğer yandan diplomasinin açıklamalarda yer verilen sözler kadar yer verilmeyen sözlerle de şekillendiğini ifade etti:

    Türkiye’nin İsrail meselesinde bilhassa Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın attığı adımları dikkatle takip etmesi gerektiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Ünal, 7 Ekim sonrası Türk-İsrail ilişkileri gerilerken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın adeta “tam kadro” İsrail’in yanında yer aldığını belirtti:

    Prof. Dr. Ünal, devletin medyadaki söylemler ile arasına mesafe koyması gerektiği görüşünde:

    1 hr 25 min
  • ‘Bangladeş’te apaçık bir renkli devrim yaşandı’

    Bangladeş'te temmuz ayının ortalarında başlayan öğrenci protestoları bir renkli devrime dönüştü. Yaşanan şiddet olayları sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybederken, ülkenin Başbakanı Şeyh Hasina, askeri bir helikopterle birlikte Hindistan'a gitmek zorunda kaldı. Protestocuların Başbakanlık konutunu bastığı görüntüler, dünyada gündem oldu.

    Olayların devamında Bangladeş Silahlı Kuvvetler Komutanı Orgeneral Waker-uz-Zaman, Başbakan Şeyh Hasina'nın istifa ettiğini duyurdu. Öğrencilerin yoğun baskısı ve talebi üzerine, uluslararası bağlantılarının kuvveti ve aldığı Nobel ödülü ile öne çıkan Muhammed Yunus, 8 Ağustos’ta geçici hükümetin başına geçti.

    Ancak Şeh Hasina’nın, ABD’nin Bengal Körfezi’nde yer alan St. Martin’s adasına askeri üs kurma yönündeki taleplerini sürekli olarak reddettiği ve ABD baskılarına boyun eğmediği yönündeki açıklamaları, gündeme bomba gibi düştü. ABD’nin Hint-Pasifik stratejisinin önemli bir ayağı olan adalara yerleşme ve deniz ticaret rotalarını kontrol altına alma planı ile bağdaşan St. Martin’s adasının denkleme eklenmesiyle birlikte, renkli devrimin arkasındaki ismin ABD olabileceğine dair şüpheler kuvvetlendi.

    Bangladeş’te yaşanan renkli devrimi, ABD’nin St. Martin’s adasına kurmak istediği askeri üssü, Şeyh Hasina üzerinden şekillenen Hindistan-Bangladeş mevzusunu, Çin’in duruşunu ve Asya’daki hareketli jeopolitik fay hatlarını, Dumlupınar Üniversitesi’nden Asya çalışmaları uzmanı Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk

    Bangladeş’in Kıbrıs sürecinde Türkiye’nin her daim yanında olduğunu hatırlatan Dr. Barış Adıbelli, diğer yandan Kurtuluş Savaşı’na destek veren Müslümanlar arasında Bangladeşli Müslümanların bulunduğunu da belirtti:

    Doğal kaynakları yüksek olmayan Bangladeş’in stratejik bir konuma sahip olduğunu aktaran Adıbelli’ye göre bu durum, büyük güçlerin dikkatini çeken yegane faktör olarak öne çıkıyor:

    ABD’nin Bengal Körfezi’nde hakimiyet sağlayarak deniz ticaret yollarında etkinlik kurmak için St. Martin’s adasına üs kurmak istediğini kaydeden Dr. Adıbelli, ABD’nin “batmayan uçak gemisi” stratejisi kapsamında birçok adaya yerleşmiş olduğuna dikkat çekti:

    Barış Adıbelli’ye göre, devrik lider Şeyh Hasina’nın açıklamaları, renkli devrimin arkasında St. Martin’s adasına askeri üs kurmak isteyen ABD’yi işaret ediyor:

    Hindistan lideri Modi’nin, Amerika’nın elinde pek fazla koz olmadığını fark ettiğini belirten Adıbelli, Hindistan’ın bu sebeple Hint Okyanusu bölgesinde kendi politikasını izlediğini aktardı:

    Bangladeş’te yaşananları “apaçık bir renkli devrim” olarak tanımlayan Dr. Adıbelli’ye göre, yaşanan renkli devrimin arkasındaki ülke ABD:

    Dr. Adıbelli, Bangladeş’te hükümeti deviren öğrencilerin doğrudan Muhammed Yunus’u talep etmelerinin, ayaklanmaların önceden planlanmış olabileceğine dair kuvvetli şüpheler doğurduğunu kaydetti. Bangladeş ordusunun da tıpkı Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan renkli devrimlerinde olduğu gibi pasif kaldığına dikkat çeken Adıbelli, diğer yandan Hindistan ve Bangladeş’in arasını bozmak içn Şeyh Hasina’nın iadesi ve yargılanması mevzusunun gündeme getirildiğini belirtti:

    Çin’in son dönemde renkli devrimler konusuna BRICS ve ŞİÖ gibi uluslararası kuruluşların toplantılarında en üst düzeyden dikkat çektiğini aktaran Dr. Barış Adıbelli’ye göre, ABD’nin renkli devrim hamlesi sonrası Bangladeş’te işler planlandığı gibi gitmeyebilir

    ABD’nin Çin ve Hindistan nüfuz alanındaki bölgede yer alan Bangladeş’te nasıl bir yol izleyerek kazançlı çıkmaya çalışacağını dikkatle takip edeceğini vurgulayan Adıbelli, diğer yandan Amerika’nın Pasifik’te giderek azalan siyasi etkisine dikkat çekti. Japonya Başbakanı Kişida’nın istifası ve Bangladeş’teki renkli devrim ile birlikte Asya-Pasifik bölgesinin adeta kaynamaya başladığını belirten Adıbelli’ye göre, askeri müdahalelerin yaşanması dahi muhtemel:

    1 hr 25 min
  • ‘Bu dava artık Hamas’ın davası olmaktan çıktı’

    Ortadoğu’da İsmail Haniye suikastının ardından bir taraftan Gazze için yeni müzakereler başlatılırken, diğer taraftan da İran’ın olası misillemesine dair tartışmalar devam ediyor.

    Hamas, Katar’ın başkenti Doha’da 15 Ağustos’ta başlayan yeni müzakerelere katılmadı. Ancak ABD yönetimi yine de ‘iyimser beklentileri’ dile getiriyor. Diğer yandan da Biden yönetimi yetkilileri Gazze ateşkesi için müzakerelere karşın İran’ın İsrail’e misilleme ihtimalinin değişmediği değerlendirmelerini aktarıyor.

    Bu arada da İsrail Başbakanı Netanyahu 24 Temmuz’da ABD Kongresi’ne hitap etmişken, Türkiye de Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas’ı ağırladı. Abbas, TBMM’ye hitabında hükümetiyle birlikte Gazze’ye gideceğini ilan etti.

    Ortadoğu’daki ‘sinir harbini’ ATASAM Dış Politika Uzmanı gazeteci yazar Hasan Erel ile konuştuk.

    Hasan Erel’e göre, İran’ın İsrail’i vurup vurmayacağından ziyade zamanlaması önemli. Gazze için ateşkes müzakerelerinin Haniye suikastına misillemeden bağımsız düşünülmesi gerektiğini belirten Erel, olayın ciddi bir savaşa dönüşme ihtimalinin yabana atılamayacağının altını çizdi:

    Erel, meselenin arka planında Rusya ve Çin’in de İran’a verdikleri desteğin bulunduğu görüşünde:

    ABD’nin asıl hedefinin Rusya’nın ardından Çin olduğunu anımsatan Hasan Erel, Ortadoğu’da bir savaşın Washington yönetiminin henüz işine gelmediği görüşünde. Ancak Erel, yaşananların ABD’nin İsrail’e desteğini de engellemediğini anımsattı:

    Çin’in temmuz ayında Filistinli grupları buluşturduğunu anımsatan Erel, Netanyahu’nun ABD Kongresi konuşmasına karşılık olarak Abbas’ın TBMM konuşmasını koydu. Erel’e göre artık mesele ‘Hamas davası’ olmaktan çıktı:

    1 hr 26 min
  • ‘Herhalde Kamala Harris’e Suriye burada İran burada diye hızlandırılmış kurs veriyorlar’

    ABD’de 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçiminde sancılı bir sürecinin ardından ‘taşlar yerine oturdu’. Başkan Joe Biden, Demokratik Parti liderliği ve bağışçıların büyük baskıları altında adalıktan çekilmek zorunda kalırken yerini önseçim yarışından geçmemiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e bıraktı. Bu süreçte Cumhuriyetçi Başkan adayı Donald Trump’a düzenlenen suikast girişimi de etkili oldu.

    Anketler Trump’ın suikast girişimi sonrası elde ettiği yükselişin Kamala Harris’in adaylığıyla durdurulduğuna işaret ediyor. Trump’ın genç Ohio senatörü JD Vance’ı başkan yardımcısı adayı olarak açıklamasına karşılık Harris de Minnesota valisi Tim Walz’ı seçmiş durumda.

    Demokrat ve Cumhuriyetçi kampanyaların kapışması sürerken en dikkat çekici olan gafları ve kahkahasıyla tanınan Kamala Harris’in yazılı metinlerin dışına çıkma riski yaratan röportajlar vermemesi veyahut basın toplantısı yapmaması.

    ABD’deki ‘tuhaf’ seçim sürecini siyasi analist Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    Şanlı Bahadır Koç’a göre, ABD’deki anketlerin sonuçları ne kadar yansıttığını kestirmek zor. Trump’ın suikast girişiminden kurtulması sonrası yükseliş yakaladığını belirten Koç, son durumda ise Biden’ın çekilmesiyle Demokratların ‘hareketlendiği’ değerlendirmesinde bulundu.

    Şanlı Bahadır Koç, Biden’ın kenara çekilmesinin ardından Kamala Harris’e yönelik medya muamelesine dikkat çekti. Harris’e tek bir zor soru bile sorulmadığını, kadın adayın 15 gündür bir basın toplantısı bile yapmadığını anımsatan Koç, “Herhalde Suriye burada İran burada diye hızlandırılmış kurs veriyorlar” yorumunu yaptı:

    Trump’ın ise sürekli kamuoyu karşısında olmasına karşın özellikle ABD’de ‘siyahlar’ gibi hassas konularda yanlış anlamalara müsait çıkışlar yaptığını dile getiren Koç, Cumhuriyetçi kampanyadaki sıkıntılara işaret etti. Koç’a göre, Trump’ın başkan yardımcısı adayı Vance entelektüel bir kişilik ama onun da siyasi tecrübesi eksik:

    ‘Obama’ya böyle bir suikast yapılsa ne olurdu?’

    Koç’a göre yüzde 80’i liberal ve Demokrat eğilimli şahsiyetlerden oluşan Amerikan medyası öncülüğünde Trump ve Vance’ı ‘tuhaf’ diye niteleyen bir kampanya yürürlükte. Koç, görüntünün öne çıktığı süreçte hiç kimsenin ekonomi başta olmak üzere politik konulardaki içeriklerle alakadar olmamasına işaret etti. Koç yine Trump’ı hedef alan suikast girişiminin geçiştirilmesine de dikkat çekti:

    1 hr 26 min
  • ‘Türkiye ile Suriye istese normale dönmek için bundan daha iyi konjonktür bulamazlar’

    Türkiye-Suriye ilişkilerinin ‘normalleşmesi’ beklentilerinin yükseldiği bir ortamda, Ankara’nın ‘ön şartlar’ ortaya atıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son bir aydır ‘dargınlığın sona ermesi’ mesajları ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın ılımlılaşan tonu, Rusya’nın arabuluculuğunda üst düzey görüşme iddialarına yol açmıştı.

    Ancak Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’den çekilmeyi ‘yalnızca yeni anayasa kabul edildikten, seçimler yapıldıktan ve sınırlar güvenlik altına alındıktan sonra görüşebileceğini’ söyledi. Rusya arabuluculuğunda çabalar 2022 ve 2023’de iki tarafın savunma ve dışişleri bakanlarının zaten görüşmelerini sağlamışken, Güler, ‘uygun diyalog ortamı için bakanlar düzeyinde görüşme yapılabileceğinden’ söz etmesi de dikkat çekti.

    Güler’in sözlerini müteakiben Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ilişkilerin normale dönmesiyle 2011 öncesinin kast edildiği belirtilirken, ‘arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiği’ vurgulandı. Bakanlığa göre bu temellerin başında ‘yasadışı olarak Suriye topraklarında bulunan güçlerin çekilmesi’ yer alıyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı, ‘bunun salt Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele’ anlamına geldiğinin altını çizdi.

    Karşılıklı açıklamalarla dile getirilen pozisyonların ötesinde ‘normalleşme’ meselesi, Ortadoğu’da Gazze çatışması nedeniyle ortamın iyice gerginleştiği bir döneme denk geliyor. Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da suikastla öldürülmesi ve İsrail’in Hizbullah komutanlarına suikast politikalarının ardından İran ve ‘Direniş Cephesinin’ misillemeleri bekleniyor. Suriye’nin kuzeyinde ABD işgalinin bulunduğu alanlarda da Arap aşiretlerle gerilimler göze çarpıyor.

    Türkiye-Suriye ilişkilerinin normale dönmesi bağlamı, karşılıklı pozisyonlar ve Ortadoğu’daki gergin durumu uzun yıllar Şam’da görev yapmış gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    Musa Özuğurlu’ya göre, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in önkoşul ortaya koyan açıklamaları iki anlama gelebilir; Rusya arabuluculuğundaki görüşmelerde anlaşmaya varılamaması veyahut Türkiye’nin bu konjonktürde Suriye’den çekilmek istememesi. Özuğurlu Şam’ın sonuç alabilmek için TSK’nın çekilmesini talep ettiğini anımsatırken, sürekli atıf yapılan BMGK 2254’e Suriye’nin zaten ‘prensipte’ evet dediğini vurguladı:

    Özuğurlu, Ankara’nın Şam’ın zaten koşulları sağlayamayacağı hesabının söz konusu olabileceği görüşünde. Diğer yandan Suriye Dışişleri açıklamasına atıf yapan Özuğurlu, burada da ‘2011 öncesine dönme’ arzusunun ötesinde yeni bir pozisyon bulunmadığı yorumunu yaptı:

    Özuğurlu, aslında Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için konjonktürün çok da uygun olduğu değerlendirmesinde bulunurken, İran-İsrail gerilimi ışığında Suriye’deki yasadışı Amerika varlığı ve desteklediği yapılarla ilgili yaşanan sıkıntılara atıf yaptı:

    Musa Özuğurlu, Milli Savunma Bakanı Güler’in ‘bakanlar arası diyalogdan’ bahsetmesinin ise daha önce bu düzey görüşmeler olduğu için ‘geri adım’ algılandığına işaret etti:

    Özuğurlu, Haniye suikastinin ardından İran’ın nasıl bir hamlede bulunabileceğini de değerlendirdi. Tahran’ın bir takım güçlü tavizlerle kararından vazgeçeceği söylentilerini ‘uçuk’ bulan Özuğurlu, İsrail/ABD cephesinin de savaş hazırlıklarına dikkat çekti:

    Özuğurlu gelişmelerin geniş çaplı saldırı hazırlığına işaret ettiğini dile getirirken, aksi durumda İran’ın ‘blöf yapıyor’ eleştirilerini tarihi olarak haklı çıkartır pozisyona düşeceği görüşünü dile getirdi:

    Özuğurlu’ya göre, Ortadoğu bölgesinde Ürdün dışındaki bütün Arap ülkeleri olası bir geniş çaplı çatışmada İran’a cepheden tavır alabilecek durumda görünmüyor:

    Özuğurlu olası bir geniş çatışma halinde Türkiye’nin İran’la aynı resimde duracağı görüşünde:

    1 hr 26 min
  • ‘İran büyük bir savaş kaldıracak, yönetecek, yönlendirecek pozisyonda değil’

    Gazze için ateşkes müzakerelerini yürüten Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin 31 Temmuz’da Tahran’da suikastle öldürülmesinin ardından İran’ın İsrail’e misilleme yapması beklenirken, Ortadoğu’da gerilim dorukta.

    Tahran, helikopter kazasında hayatını yetiren İbrahim Reisi yerine seçilen Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreninin hemen ardından gerçekleşen suikastın ‘egemenlik haklarını ihlal ettiğini’ belirtirken, İsrail’i yanıtsız bırakmayacağını söylüyor. Başta ABD yönetimi olmak üzere Batılı ülkeler ise İran’a itidal telkin ediyorlar. Uluslararası kamuoyunda İran’ın ABD’den koparacağı nükleer dosya dahil bir takım tavizlerle misillemeden vazgeçebileceği iddiaları yansısa da bunu kanıtlayacak hiçbir söylem yahut somut gelişme yok.

    Diğer yandan Haniye’nin ardından Hamas siyasi büronun başına örgütün Gazze sorumlusu ve İsrail’e 7 Ekim saldırısının mimarı olan Yahya Sinvar’ı seçti. Sinvar eşliğinde ABD’nin bastırdığı Gazze’de ateşkes müzakerelerinin nasıl sonuçlar vereceği kestirilemiyor.

    Bu koşullarda Türkiye’nin de Haniye suikastı sonrası İsrail ile ilişkileri daha da gerilmiş durumda. ‘Milli yas’ ilan eden Ankara son olarak Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail hakkında açtığı ‘soykırım davasına’ resmen müdahil oldu.

    İran’ın beklenen misillemesi, Gazze’deki durum, ateşkes tartışmaları eşliğinde bölgedeki ‘sinir harbini’ Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

    ‘İran misillemesi sınırlı ama can yakıcı olabilir’

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre, İsrail’e yönelik İran misillemesi, ‘sınırlı ama can yakıcı’ olabilir. Bölgesel bir çatışma ihtimaline dair önce ülkelerin kapasitelerine bakmak gerektiğini belirten Çınkara, İran’ın büyük bir savaşı kaldıracak bir ekonomik ve askeri kapasitesi olmadığı görüşünü dile getirdi:

    ‘İran’da Pezeşkiyan faktörü var. İsrail Amerikalıların değil kendi bildiğini yapabilir’

    Çınkara, İran’da yeni cumhurbaşkanı ile başlayan dönemdeki iç tartışmalara atıf yaparken, Batılıların ‘ılımlı’ kanatta gördüğü Pezeşkiyan’ın kabine tartışmalara dikkat çekti. Diğer yandan İsrail’in de ‘önleyici saldırı’ olasılığı bulunduğunu belirten Çınkara, İsraillilerin ABD’yi dinlemeden ‘kendi bildiklerini okuma’ potansiyellerinin altını çizdi:

    ‘Mısırlıların, Sinvar’ın harcanmasına izin vermeyeceğini düşünüyorum’

    Çınkara, Hamas’ın Haniye yerine seçilen yeni Siyasi Büro Başkanı olan Yahya Sinvar’ın, ateşkes sürecini şu an belli bir aşamaya getirebilecek tek kişi olduğu görüşünde. Mısır’ın da Sinvar’ın liderliğine olumlu baktığını ifade eden Çınkara, yeni Hamas lideri için “Sinvar, karizması yüksek ve verdiği karar çok fazla sorgulanabilecek bir adam değil” vurgusu yaptı:

    ‘Türkiye’nin tercihleri 7 Ekim sonrası dönüşüme uğradı’

    Türkiye’nin 7 Ekim’le birlikte önce temkinli bir pozisyon alırken, tutumunun zamanla değiştiğine işaret eden Çınkara, arka kapı diplomasisinin farklı olabileceğini vurguladı. Çınkara Abbas’ın TBMM’de konuşacak olmasına atıf yaparken, Gazze’deki ‘tarihi’ Hamas-El Fetih gerilimini de anımsattı:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners