ABD’nin başkenti Washington’da gerçekleştirilirken Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) 75’inci yıl zirvesi sona erdi. ABD’nin Demokrat Başkan Joe Biden’ın akli durumuyla ilgili tartışmaların yankılandığı zirveye, Ukrayna çatışmasını sona erdirmek için arabuluculuğa soyunan Macaristan Başbakanı Victor Orban’n girişimleri damga vurdu. Orban zirve biter bitmez Florida’ya giderek Biden’ın Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump ile buluştu. Zirvenin hemen akabinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘ŞİÖ’ye tam üyelik’ hedefinden bahsetmesi de dikkat çekti.
NATO’nun 75’inci yıl zirvesi; Biden’ın ‘ittifak tarihinin en güçlü döneminde’ söylemlerine rağmen çatlakları ortaya sermiş görünüyor.
Bu koşullarda Ukrayna çatışmasını sürdürme kararlılığı ile Çin Halk Cumhuriyeti’ne Rusya ile ilişkileri nedeniyle ağır ithamların yer aldığı zirve bildirisi ‘muallakta’ kalmış gibi görünüyor.
NATO zirvesi ve kabul edilen ortak bildiride yer alan unsurları Emekli Tümamiral Cem Güdeniz ile konuştuk.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre, Anglo-Sakson temelli Pax-Amerikana veya Atlantik temelli küresel hegemonya sistemi artık sona erdi. NATO zirvesinde bunun net bir şekilde görülebildiğini belirten Gürdeniz, NATO’nun 75. Yılı zirvesinden sonra yayınlanan bildirinin adeta son bir manifesto olduğu değerlendirmesinde bulundu:
Gürdeniz’e göre NATO zirvesi sırasında ABD iç politikada ciddi bir baskı altındaydı. Özellikle Başkan Biden’ın sağlık durumunun giderek kötüleştiğini hatırlatan Gürdeniz, diğer yandan Donald Trump’ın seçileceğine adeta kesin gözüyle bakıldığı bu siyasi ortamda, Amerikan askeri-endüstriyel kompleksinin muazzam endişe duyduğunu anımsattı:
ABD’nin NATO zirvesi öncesi yaşadığı üçüncü baskının dış politikayla ilgili olduğunu ifade eden Cem Gürdeniz, bunun Ukrayna ve Doğu Avrupa’dan kaynaklı olduğunu dile getirdi. Rusya’nın izole edilmesi hedefinin suya düştüğünü kaydeden Gürdeniz, Hindistan lideri Modi’nin Moskova ziyaretinin bu açıdan kritik olduğunu vurguladı. Gürdeniz’e göre itibar kaybeden ABD’nin, NATO zirve bildirisinde yer alan maddelerin içinin doldurulması oldukça zor:
Cem Gürdeniz’e göre NATO sonuç bildirisinde yer alan Çin aleyhtarı söylemler, özellikle ABD ve İngiliz girişiminin izlerini taşıyor. Amerika’nın AB ile Çin arasında giderek azalan ticarete dahi tahammül edemedğini kaydeden Emekli Tümamiral Gürdeniz, öte yandan NATO’nun soykırım savaşı yürüten İsrail’e yönelik hiçbir tepki koymamış olmasına dikkat çekti:
Rusya’nın öncülük ettiği Kuzey Deniz Rotası üzerinden geçen yıl 100 milyon ton yük taşındığını aktaran Gürdeniz, NATO zirvesi bildirisinde bu deniz yoluna yönelik mesajlar içerildiğini belirtti. Gürdeniz’e göre bu mesele Ukrayna savaşının başlamasının da temel nedenlerinden:
NATO’da ciddi kırılmalar yaşandığını ve bunun 75. yıl zirvesine de yansıdığını vurgulayan Gürdeniz’e göre, Macaristan Başbakan Orban’ın, Donald Trump ile yaptığı görüşme oldukça önemli. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirvesdeki ŞİÖ çıkışını bir “tokat” olarak değerlendiren Cem gürdeniz, Türkiye’nin bu çok eksenli diplomasiden çıkmasını savunan siyasi partilere uyarılarda bulundu:
Avrupa’ya yaptığı son ziyaretlerden gözlemlerini aktaran Emekli Tümamiral Gürdeniz, Amerikan woke ideolojisinin ve ABD hegemonyasının her yerde hissedildiğini aktardı. Avrupa’'da yükselen milliyetçi ve “aşırı sağ” diye tabir edilen akımların salt göçmen karşıtlığı ile ortaya çıkmadığını vurgulayan Gürdeniz’e göre, bu yükselişin asıl sebebi Avrupa halklarının ABD hegemonyasının zincirlerini kırmak istemesi:
Almanya ve Japonya’nın halihazırda ABD askerleri tarafından işgal altında olduğunu ve bu yüzden bu ülkelerin Amerika’nın direktifleri dışına çıkamadığını vurgulayan Cem Gürdeniz’e göre, Almanya’nın jeopolitik aklı tamamen Amerikalı neoconların kontrolü altında:
ABD’nin Almanya’ya hipersonik füze konuşlandıracağı yönündeki beyanını değerlendiren Cem Gürdeniz, Amerikan endüstrisinin henüz Rusya ve Çin gibi seri üretim hipersonik füze imal edecek kapasitede olmadığını ifade etti:
Emekli Tümamiral Gürdeniz, Rusya’nın Ukrayna’da İsrail’in Gazze’ye yönelik yürüttüğüne benzer bir savaş politikası yürütmediğini vurgularken, NATO üyesi ülkelerin tamamının da bu krize aynı pencereden bakmadığını belirtti. Gürdeniz, Macaristan, Slovakya ve Türkiye’ye dikkat çekti:
NATO’nun 500 bin kişilik müdahale gücü olduğu değerlendirmelerini gerçekçi bulmayan Gürdeniz, ‘Rusya’nın Avrupa’ya saldıracağı temasını’ bir tehdit olarak canlı tutma çabasının da tamamen ABD çıkarlarıyla ilgili olduğunu vurguladı. Gürdeniz, 24 Şubat 2022’den bu yana AB ülkelerinin, ABD silah şirketlerinden silah siparişindeki artışın yüzde 75’e ulaşmasına dikkat çekti:
Gürdeniz’e göre savaş bitse dahi geriye kalan Ukrayna’nın NATO’ya üye olmasına Rusya’nın göz yumması, ulusal güvenlik endişeleri sebebiyle gerçekçi değil. Türkiye’deki bazı yayın organlarının NATO bildirisini doğru anlamadığını belirten Gürdeniz ‘Kiev’e her yıl 40 milyar avro’ verilecekmiş gibi sunumlara atıfta bulundu:
NATO’nun hava savunma birimlerine ilişkin açıklamasını değerlendiren Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre, NATO ülkelerinin Rus füzelerine karşı önleme kabiliyeti yüzde 15 civarında. Avrupa’nın savunma sanayisini tamamen Ukrayna için kullandığını anımsatan Gürdeniz, herhangi bir Tayvan senaryosunda NATO’nun müdahalede bulunabilecek teçhizatının olmayabileceğini dile getirdi:
Cem Gürdeniz, NATO bildirisinde dikkat çeken bir başka maddenin, sualtı altyapılarının savunulması olduğunu aktardı:
Bosna-Hersek’te yaşanan katliamlara 29 yıl önce alenen göz yumulduğunu anımsatan Güdeniz, bugün de NATO bildirisinde özel olarak Balkanlardan bahsedilmesinin nedenlerine dikkat çekti:
Cem Gürdeniz’e göre, Türk diplomatların girişimiyle NATO bildirgesine Montrö Sözleşmesi’ne uyulacağı ifadesinin eklenmesi olumlu bir gelişme. Öte yandan Karadeniz’deki asıl riskin Romanya’dan gelebileceğini işaret eden Gürdeniz, Tuna havzasında etkili olan Romanya’nın, 2000’li yılların başından beri süratle ABD güdümüne girdiğini ifade etti:
Emekli Tümamiral Gürdeniz, Türkiye-Romanya-Bulgaristan üçlüsünün kurduğu Karadeniz’deki mayın karşı tedbirler görev grubu komutasının ocak ayında Romanya’ya geçeceğini anımsattı. Gürdeniz, Romanya’nın ABD ile olan sıkı bağlarına dikkat çekerek, provokasyon girişimlerine karşı uyarıda bulundu:
Cem Gürdeniz’e göre, NATO ülkeleri hala daha firari FETÖ üyelerini himaye ederken NATO zirvesinin 2026’da İstanbul’da yapılması talihsizlik olur: