EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'Biden'ın arkasındaki sistem zihinsel olarak iflas etti. Peki Biden adaylıktan çekilecek mi?'

    CNN’de düzenlenen ABD Başkanlık Seçimleri, aynı anda ABD’nin en çok izlenen üç haber kanalında daha canlı olarak yayınlandı. Sosyal medya platformu olan X, konuya ilişkin iki milyon gönderi, iki yüz milyondan fazla etkileşim ve milyonlarca canlı izleyici ile tarihlerindeki en aktif bir saatlik dilimi yaşadıklarını bildirdi.

    Eski Başkan Donald Trump ve mevcut başkan Joe Biden’ın münazarasında kürtaj, kaçak göç, sınır güvenliği, Ukrayna’daki çatışma ve yüksek enflasyon konu başlıkları öne çıktı. Moderatörlerin iki dakikalık konuşma izni verip devamında mikrofon susturduğu tartışma sonrası CNN tarafından yapılan kamuoyu yoklamasına göre, Donald Trump halkın yüzde 69’una göre tartışmayı kazanmış oldu.

    Diğer yandan Joe Biden’ın tartışma sırasındaki davranışları, sözlerini unutması ve konularla alakasız cevaplar vermesi, Amerikan kamuoyundaki “Başkan Biden demans hastası mı?” tartışmalarını yoğunlaştırdı.

    ABD Başkanlık münazarası çerçevesinde yaklaşan Amerikan seçimlerini, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden siyasi analist Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    Joe Biden’ın münazara performansının şaşırtıcı olmadığını zira ABD Başkanı’nın bu davranışlarının yıllardır sürdüğünü aktaran Koç, G-7 zirvesinde yaşananları anımsattı. Zamanında Biden’a karşı Demokratlar arasından güçlü bir tepki çıkmadığını vurgulayan Şanlı Bahadır Koç, bu sebeple Biden’ın bu haliyle dahi seçim sürecine devam edebildiğini kaydetti:

    Donald Trump’ın Biden’a göre çok daha enerjik olduğunun ve bunun seçmen tercihlerine yansıdığının altını çizen Koç, öte yandan münazara formatının Biden için tasarlanmış olsa da Trump’a yaradığını söyledi. Şanlı Bahadır Koç’a göre Donald Trump’ın kampanya ekibi, bu seçimde öncekilere nazaran çok daha başarılı:

    ABD kamuoyu yoklamasının ilk verilerine göre münazarayı yüzde 67 ile Trump’ın kazandığını aktaran Şanlı Bahadır Koç, Demokratların köşeye sıkıştığını belirtti. Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden Baracak Obama, Nancy Pelosi ve Chuck Schumer’in, Joe Biden’ın eşi Jill Biden ile konuşarak Biden’ı yarıştan çekilmeye ikna etmeleri gerektiğini kaydeden Şanlı Bahadir Koç, öte yandan Jill Biden’ın henüz bu formüle yanaşıyor gibi görünmediğini belirtti:

    Demokrat Parti içerisinde alternatif adayların ortaya çıkması için ilk etapta Biden’ın ikna edilmesi gerekeceğini vurgulayan Koç öte yandan Demokrat Parti içindeki delegelerin Biden yanlısı olmasının da durumu karmaşık bir hale getirdiğini açıkladı. Demokratların hızlı davranıp iki hafta içerisinde bir çözüm geliştirmesi gerektiğini ifade eden Koç’a göre, Demokrat isimler arasından rüzgarı arkasına alan Donald Trump’ın karşısına güçü bir rakip çıkarmak da kolay olmayacak:

    Şanlı Bahadır Koç’a göre, ABD her ne kadar küresel anlamda hegemonyasını yitiriyor olsa da, Türkiye gibi jeopolitik çalkantılara yakın ülkeler üzerinde hala oldukça etkili. Güçten düşen süpergüçlerin normalden daha da saldırgan olduğunu anımsatan Koç, Türkiye’nin ilerideki 20 yıl boyunca çok dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu:

    Başkan Joe Biden’a alternatif olarak Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Demokratların adayı olabileceğini belirten Şanlı Bahadır Koç, öte yandan Kamala’nın ciddi bir samimiyet problemi olduğunu kaydetti:

    Donald Trump’ın Amerikan müesses nizamına karşı üçüncü defa zafer kazanmaya çok yakın olduğunu kaydeden Koç, Trump’ın “cahil” olarak nitelendirilse de politik anlamda ciddi bir yeteneğe sahip olduğunu aktardı:

    Şanlı Bahadır Koç’a göre, Türkiye’nin dış ilişkilerinde Donald Trump’ın yüksek kazanma ihtimaline yatırım yapması ve Trump ile pazarlık için şimdiden kozlarını hazırlaması gerekiyor:

    Sistemin artık Donald Trump’ı yenebilmek için bir savaşa yahut gündemi değiştirecek büyük bir skandala ihtiyaç duyacağını kaydeden Şanlı Bahadır Koç, şu ifadeleri kullandı:

    1 hr 25 min
  • ‘Suçu işleyenler yargılanmadı fakat bunları deşifre eden Assange uzun süre cezaevinde kaldı'

    WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, ABD'yle yaptığı anlaşma gereği ABD'ye bağlı Kuzey Mariana Adaları'ndaki Saipan Adası mahkemesine çıkarak suçunu kabul etti. Mahkeme Assange’ın derhal serbest kalmasına hükmetti.

    52 yaşındaki Assange, ABD yetkilileriyle yaptığı anlaşma gereği, 26 Haziran'da yerel saatle 09.00'da ABD'ye bağlı Kuzey Mariana Adaları'ndaki Saipan Adası mahkemesine gitti.

    Avustralya eski başbakanı ve şu anki ABD Büyükelçisi Kevin Rudd’un da eşlik ettiği Assange, mahkemede hakkındaki ‘ABD'nin gizli ulusal savunma belgelerini elde etmek için komplo kurmak ve ifşa etmek’ suçunu işlediğini kabul etti.

    İngiltere’de hapishanede kaldığı sürenin karşılığında Assange’ın derhal serbest bırakılmasına karar veren yargıç, şunları söyledi: "Bu mahkeme salonundan özgür bir adam olarak çıkabileceksiniz."

    Karar sonrası Assange'ın avukatı Jennifer Robinson, “Julian Assange, 14 yıllık hukuki mücadelenin ardından nihayet evine özgür bir adam olarak dönebilir” açıklamasında bulundu.

    Julian Assange'ın kurucusu olduğu Wikileaks, ABD askerlerinin Irak'taki sivilleri ve gazetecileri helikopter ateşiyle katlettiği görüntüleri yayınlamasıyla dünya çapında yankı uyandırmıştı. Öte yandan Wikileaks, Hillary Clinton'ın e-postlarını, Irak ve Afganistan'da işlenen suçları, bunlara ek olarak CIA'in bilgisayar korsanlığı projesi gibi çeşitli konulardaki sızıntıları da yayınlamıştı.

    Gazeteci ve yazar Çağlar Tekin ile Julian Assange’ın serbest bırakılmasını, Wikileaks’in internet yayıncılığı kültüründeki yerini ve Assange’ın ıstırap dolu esaret günlerini konuştuk.

    Çağlar Tekin, Assange’ın özgürleşmesinin bedeli olarak gazeteciliğin bir suç haline getirildiği uyarısında bulundu:

    İnternetin uzun bir süre boyunca iletişim platformu olarak işlev gördüğünü fakat Wikileaks sızıntıları ile internet yayıncılığının uluslararası anlamda zirveye çıktığını belirten Çağlar Tekin’e göre, Assange’ın yargılanması ile dünya çapında gazetecilik ve yayıncılık da yargılanmış oldu:

    ‘Assange tam ABD’nin eline geçebilecek hale geldiğinde birden bu suçlamalar düşürüldü’

    Ekvador’da eski başkan Rafael Correa döneminde Julian Assange’ın Ekvador Büyükelçiliği’nde sığınma talebinin kabul edildiğini anımsatan Çağlar Tekin’e göre, ABD yanlısı Moreno iktidarı döneminde her şey tersine döndü. Assange’ın büyükelçilikten tahliyesi haricinde eş zamanlı olarak tecavüz iftirası ile bir karalama kampanyası yürütüldüğünü de kaydeden Çağlar Tekin, bu şekilde Assange’ın ABD’ye iade süreci gerçekleşmeseydi alternatif bir yol izleneceği değerlendirmesinde bulundu:

    Wikileaks döneminde ABD’nin Afganistan ve Irak işgalinde işlediği suçların, Guantanamo Hapishanesi’ndeki işkencelerin ve Hillary Clinton’ın skandal e-postalarının yayınlandığını hatırlatan Çağlar Tekin, Wikileaks’in hacker grubu olmadığını ve sızıntı verilerini derleyen bir yayın kuruluşu olduğunu hatırlattı. Tekin, diğer yandan Assange’ın 52 yaşına geldiğini, uzun bir süre zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakıldığını ve bu süre esnasında çocuklarını göremediğini aktardı:

    Julian Assange’ın serbest bırakılması karşılığında ABD’nin suçlamalarını kabul etme yahut başka birtakım anlaşmalar yapıldığı yönündeki iddiaları değerlendiren Çağlar Tekin, bu tür gelişmelerin ihtimal dahilinde olduğunu belirtti. Tekin’e göre bir başka ihtimal, yaklaşan ABD seçimleri öncesi popülerliği azalan Joe Biden’ın imajını düzeltme yönünde adımlar atıyor olması:

    Assange’a yönelik iftiralarda bulunan gazetecilerin bir toplumsal çürümeye işaret ettiğini vurgulayan Çağlar Tekin, gazeteciliğin ve yayıncılığın geleceğinin tehdit altında olduğu uyarısını yineledi:

    1 hr 25 min
  • 'Türkiye’nin BRICS’e, BRICS’in de Türkiye’ye kazandıracağı çok şey var’

    Bakan Fidan, Habertürk ekranlarında Türkiye’nin BRICS’e olan ilgisiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

    Bakan Fidan "Türkiye BRICS'e üye olacak mı?" sorusuna ilişkin, Türkiye'nin BRICS'e katılmasını "eksen kayması" olarak görenler olduğunu belirtti Hakan Fidan, Türkiye'nin dış politikasında eksen kaymasını gündemden çıkaralı çok uzun zaman olduğunu, Türkiye'nin BRICS meselesine bakarken özellikle alternatif ekonomik platformların dünyada nasıl şekillendiğini çok yakından takip ettiğini vurguladı.

    Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BRICS'in G7'nin bir alternatifi olup olmadığına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

    "G7 daha fazla siyasi konuların, aynı stratejik hedefleri, aynı medeniyet alanını düşünen ülkelerin bir araya geldiği bir yer. BRICS ise biraz da o noktada ekonomik amaçlı başlamış bir platform, bir kural temelde yapısal bir hali yok.”

    BRICS'in AB'ye göre bütün medeniyetleri, ırkları, dinleri içerisinde barındıran bir platform olduğunu dile getiren Fidan, platformun AB'de olduğu gibi yapısal hale getirildiğinde, kurumsal hale dönüştürüldüğünde ciddi fayda üretebileceğini ifade etti.

    Fidan, Türkiye'nin buradaki tutumunun, arayışının, diyaloglarının son derece normal olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin BRICS üyesi ülkelerle ikili ilişkilerinin özellikle ekonomik alanda iyi düzeyde tutulmaya çalışıldığını söyledi.

    Siyaset bilimci ve yazar Umur Tugay Yücel ile, Hakan Fidan’ın açıklamalarını, son dönemde Çin ve Rusya’ya yaptığı ziyaretleri, Türk dış politikasındaki gelişmeleri ve bunların Türk basınındaki yansımalarını konuştuk.

    Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un BRICS’e yeni üye alınmaması yönünde mutabakata varıldığına dair açıklamasını değerlendiren Umur Tugay Yücel, birbirinden çok farklı ve rekabet içindeki ülkelerin üye yapılması sebebiyle BRICS’te bir entegrasyon süreci yaşanacağını ve bu kararın oldukça olağan olduğunu belirtti:

    BRICS için geç kalınsa dahi doğru adımın doğru yerde atıldığını ve Bakan Fidan’ın son bir aylık diplomasi trafiğinin önem arz ettiğini vurgulayan Yücel’e göre, Türkiye’nin Çin’de ve Rusya’da verdiği mesajlar Batı’ya bir uyarı niteliğindeydi:

    Türkiye’de BRICS’ yönelik basın dünyasındaki önyargıları eleştiren Yücel’e göre, Türkiye’nin BRICS ilgisi geçici değil. Türk hariciyesinin değişen dengeleri okuduğunu ve fikirlerinin net olduğunu ifade eden Yücel, BRICS’in Avrupa Birliği’nin aksine içişlerine karışmayan bir yapısı olduğuna da değindi:

    Türkiye’de Batı temelli “Batı harika ve demokratik, diğerleri kötü ve otoriter” algılarının yerleşik olduğunu ve bu sebeple “saçma” yorumlar yapıldığını belirten Yücel, jeopolitiğin ve aktörlerin eylemlerinin bu yönde olmadığını hatırlattı. ABD’nin ve Batı’nın monarşilere yaptığı yüksek yatırımlara dikkat çeken Umur Tugay Yücel, öte yandan Türkiye’nin BRICS ülkeleri ile hiçbir çekincesi olmadan işbirliği yürütmesinin hem BRICS’e hem de Türkiye’ye çok katkı sağlayacağının altını çizdi:

    Batılı ülkelerin Afrika, Latin Amerika ve Asya-Pasifik’te yatırım faaliyetlerinde bulunmadığını anımsatan Umur Tugay Yücel, öte yandan Çin, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin Afrika’dan Pasifik’e uzanan yatırımlarla imar faaliyetleri gerçekleştirmesine dikkat çekti. Soğuk Savaş mantığıyla kutuplaşmanın artık mevcut olmadığının altını çizen Yücel’e göre, Vietnam’ın askeri alanda ABD, siyasi alanda Rusya ile anlaşması devletlerin diplomasiyi nasıl yürüttüğüne dair en çarpıcı örneklerden biri:

    Türkiye’nin yatırım ve kredi amacıyla IMF hariç kuruluşların da kapısını çaldığını aktaran Yücel, dünyada artık yatırım alanında da çok kutupluluğun hakim olduğunu vurguladı:

    1 hr 25 min
  • ‘Sivastopol’a yapılan saldırı bize napalm bombalarını hatırlatıyor’

    Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ordusunun Sivastopol'un sivil altyapısına misket bombalarıyla donatılmış ATACMS taktik füzeleriyle saldırdığını duyurdu.

    ABD tarafından Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'ne tedarik edilen ve misket bombalarıyla donatılmış ATACMS taktik balistik füzelerinin Kırım'ın Sivastopol şehrindeki sahili vurması sonucu 3'ü çocuk 5 sivil hayatını kaybetti. Olayda 151 kişinin yaralandığı bildirilirken, Ukrayna güçleri tarafından Kırım'daki sivil yerleşim bölgelerine doğru fırlatılan 4 ATACMS füzesinin ise havada imha edildiği kaydedildi.

    Rusya Savunma Bakanlığı'ndan Sivastopol'e yapılan saldırıyla ilgili tam açıklamada, misket bombalarıyla donatılmış ABD yapımı ATACMS taktik füzesi ile kastılı bir terör saldırısı gerçekleştirildiğini vurguladı.

    Kırım bölgesinin Yalta şehrinde bulunan gazeteci ve yazar Okay Deprem ile, Ukrayna’nın ABD suç ortaklığıyla gerçekleştirdiği Sivastopol katliamını konuştuk.

    Sivastopol’ün Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından ATACMS taktik balistik füzeleri ile vurulduğu saldırının, Kırım’da doğrudan sivillerin hedef alındığı ilk saldırı olduğunu kaydeden Okay Deprem, bölgede yaşanan travmanın çok büyük olduğunu aktardı. Misket bombaları ile korkunç şekilde yaralanan 150 kişi ve hayatını kaybeden 3’ü çocuk 5 sivil sebebiyle Kırım’a matem havasının hakim olduğunu dile getiren Deprem, her yapının iç içe olduğu Kırım’ın gündüz vakti hedef alınmasının doğrudan sivillerin hedef alınması anlamına geleceğini vurguladı:

    Ukrayna’nın görev süresi dolduktan sonra seçimlere gitmediği halde koltuğunda oturmaya devam eden ideri Vladimir Zelenskiy’nin önde gelen danışmanlarından Mihail Podolyak, Sivastopol’deki siviller için “İşgalci sivil” ifadelerini kullanmıştı. Podolyak’ın açıklamasını değerlendiren Okay Deprem, bölgede yaşayan insanların yüzyıllardır orada bulunan toplumlar olduğunu belirtirken, diğer yandan 2022’de başlayan sıcak çatışma ortamıyla Kırım’a yaşanan göçün ciddi bir kısmının etnik Ukraynalılar tarafından gerçekleştirildiğini hatırlattı. Yalta dahil olmak üzere birçok sahilde Ukraynalıların da tatil yaptığını ve Ukraynalılara ait teknelerin de bulunduğunu gözlemleyen Okay Deprem, Ukrayna uyruklu kimseye yönelik hiçbir şekilde agresif tavırlar sergilenmediğini ve bu insanların saldırılara maruz kalmadığını aktardı:

    Kırım halkının ABD’ye yönelik tepkisinin oldukça sert olduğunu belirten Okay Deprem’in aktardığına göre, Ukrayna’ya sevkiyatı yapılan orta-uzun menzilli, misket bombası harp başlığı taşıyan ATACMS füzeleri ilk kez kullanılmadı. Daha önceleri Kırım’daki Kefe ve Canköy bölgeleri, Belgorod ve Donbass yerleşim birimlerinin de ATACMS füzeleriyle hedef alındığını anımsatan Okay Deprem, ABD’nin Rusya’dan alışılmadık ölçüde bir tepki beklediğini ve bir provokasyonlar zinciri oluşturmayı amaçladığını kaydetti:

    1 hr 25 min
  • ‘İsrail burada her zaman uyguladığı soykırım tekniğini uygulayacak’

    İsrail ve Hizbullah, karşılıklı top, roket ve SİHA atışları ile sınır çatışmasını sürdürüyor. Sekiz aydır devam eden çatışmalar, son haftalarda giderek şiddetlendi. Son olarak Hasan Nasrallah’ın Güney Kıbrıs Yönetimi’ni uyarması, İsrailli yetkililerin Lübnan’ı “Taş devrine döndürme” açıklamaları ve İsrail ordusunun ciddi bir kısmının Lübnan sınırına kaydırılacağı yönündeki haberlerle birlikte tansiyon iyice yükseldi.

    İsrail ve Hizbullah arasında giderek şiddetlenen sınır çatışmalarını, Beyrut’taki durumu, İran ve Suriye’nin yaklaşımlarını ve bölgesel savaşın olası küresel yankılarını, Suriye’de yaşayan gazeteci ve yazar Sarkis Kassargian ile konuştuk.

    Birçok ülkenin vatandaşlarını Lübnan’a seyahat etme konusunda uyardığını dile getiren Sarkis Kassargian’a göre Lübnan’ın turizm gelirlerinden olması, sıcak savaş yaşanmadan dahi Lübnan ekonomisini çok ağır zarara uğratabilecek kadar ciddi bir mesele:

    Lübnan’da siyasetin din ve mezhepler üzerinden yürüdüğünü anımsatan Kassargian, Hizbullah’ın müttefiklerinin dahi İsrail ile bir savaş istemediğini aktardı:

    Hizbullah’ın yayınladığı görüntülerin Hayfa Limanı gibi stratejik noktaların savaş zamanında vurulabileceği konusunda bir uyarı mesajı olduğu değerlendirmesinde bulunan Kassargian’a göre, İsrail’in Lübnan’ı adeta taş devrine döndürmesi senaryosunun hedeflerinden birisi, Lübnan halkını Hizbulah’a karşı kışkırtmak:

    İsrail ve Hizbullah savaşı gerçekleşirse, İran’ın ve Suriye’nin çatışmalara doğrudan müdahil olmayacağının altını çizen Kassargian’a göre, Hizbullah’a sağlanan dolaylı destek silah sevkiyatı, lojistik hatların korunması ve istihbarat desteği şeklinde olacak:

    Kassargian’a göre İsrail’in Hizbullah’a karşı bir savaş başlatması durumunda çatışmaların yankısı Türkiye’den, Ukrayna’dan ve Rusya’dan dahi hissedilebilecek kadar büyük jeopolitik çalkantılara sebep olacak. Dünyada birçok devletin üçüncü dünya savaşı ihtimalinden korktuğunu ve hazırlık yaptığını hatırlatan Kassargian’a göre, dünya bir Doğu – Batı kutuplaşması içerisinde:

    İngiliz Telegraph gazetesinin Beyrut Havalimanı’nda silah deposu bulunduğuna dair bir iddia ortaya atarak İsrail saldırılarına meşru zemin hazırladığını aktaran Sarkis Kassargian, bu durumda Lübnan’ın dünyadan izole edilebileceği uyarısında bulundu:

    İsrail ile yaşanacak olası bir savaş senaryosunda Hizbullah’ın tanksavar anlamında yeterli kapasitede olduğunu vurgulayan Kassargian öte yandan İsrial uçakları için Hizbullah’ın bir yanıtı olmadığını belirtti. İsrail hava kuvvetlerinin etkinliği sebebiyle savaş senaryosunda Hizbullah’ın adeta bir füze yağmuru ateşleyebileceğini dile getiren Kassargian, İsrailli emekli generallerin de Netanyahu’yu bu konuda uyardığını ifade etti:

    1 hr 25 min
  • ‘Lübnan’a harekat yapılırsa kayıplar artacak. Böyle bir durumda Netanyahu hükümette kalamaz’

    Lübnan'ın güneyi ve İsrail'in kuzeyi, aylardır İsrail ordusu ve Hizbullah arasındaki çatışmalara tanıklık ediyor. Son haftalarda dozu iyice artan sınır çatışması sebebiyle her iki taraf da askeri kayıplar yaşarken, binlerce sivilin evlerini terk etmesi gerekti.

    İsrail kabinesinde aşırı sağcı olarak tanımlanan Itamar Ben Gavir ve diğer siyasi ortaklar, Netanyahu'nun Hizbullah'a karşı kara harekatı başlatarak Lübnan topraklarını istila etmesi gerektiğini savunurken, bölgede barışı sağlamak için İran başta olmak üzere diğer aktörler tarafından diplomatik temaslar başlatıldıç

    İsrail'deki savaş yanlısı siyasileri, İsrail ordusunun Lübnan'a harekat yapma ihtimalini, Hizbullah'ın yenilenen savaş kapasitesini ve teknolojik silahlarla sahada gösterdiği kabiliyetleri, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ile konuştuk.

    İsrail ordu raporlarında dahi Hizbullah füze ve roket envanterinin altı haneli sayılarla ifade edildiğinin altını çizen Atlıoğlu, İsrail’e karşı birçok cephede yürütülen savaşı sürdürecek mühimmatın direniş ekseninde bulunduğunu vurguladı. Atlıoğlu’na göre Hizbullah’ın faaliyetleri sonucunda Gazze’den Yemen’e dek İsrail’e karşı ortak bir cephe açılmış oldu:

    İsrail hükümetinde Netanyahu’nun, Ben Gavir gibi aşırı sağcı ortakları bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu, bu sebepten dolayı İsrail’in nasıl bir hamle yapacağını kestirmenin oldukça zor olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    ‘Hizbullah’ı sınırdan atamıyorsanız, güvenli bölgeyi İsrail içerisinde, yerleşimcilerin ayırldığı bölgede kurmak gibi bir alternatif de mümkün olabilir’

    İsrail’in geçmişteki Lübnan işgali girişimlerinde yaşadığı ağır kayıpları hatırlatan Atlıoğlu’na göre, İsrail’in güvenli bölge arayışını kendi sınırları içerisinde sağlaması daha gerçekçi bir senaryo olacak:

    Lübnan-İsrail sınırında barışın, İsrail hükümetinin Gazze’de ateşkese yanaşmasıyla sağlanabileceğini belirten Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu, diğer yandan bunun için ABD’nin İsrail’i ikna etmesi gerekeceğini kaydetti:

    İsrail’in 2006’da işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmediğini aktaran Atlıoğlu, İsrail’in bu toprakları iade etmesi karşılığında Hizbullah ile anlaşmaya varabileceğini iddia etti:

    Suriye İç Savaşı sonrası Arap dünyasındaki prestiji azalan Hizbullah’ın Gazze meselesiyle birlikte tekrar sempati toplayarak mezhep farklılığını da arka plana ittiğini kaydeden Doç. Dr. Atlıoğlu, öte yandan İsrail’in Lübnan’ı işgal girişiminde bulunması halinde Hizbullah’ın tepkisinin çok sert olacağını dile getirdi. Atloğlu’na göre böyle bir senaryoda İsrail’de hükümetin düşmesi oldukça olası.

    İran ve İsrail arasında doğrudan çatışma ihtimalinin düşük olduğunu öne süren Atlıoğlu’na göre iki taraf da minimum kayıp yaşarken olabildiğince diş göstermeye çalışıyor:

    1 hr 25 min
  • ‘Yeni bir Asya-Pasifik önümüzdedir. ABD'nin Hint-Pasifik tezi bitti’

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mayıs ayında yeni dönemine başlamasıyla birlikte Çin ile başlayan ve giderek hız kazanan yurtdışı ziyaretlerinin en dikkat çekici ayağı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) ile Vietnam’a gerçekleştirildi. Putin, Kuzey Kore’de Devlet Başkanı Kim Yong-Un tarafından el üstünde ağırlanırken, iki ülkenin imza koyduğu kapsamlı stratejik anlaşma dikkatleri üzerinde topladı. Anlaşma, iki ülke arasında karşılıklı savunma yardımını içerirken, ortaya konun stratejinin de Çin Halk Cumhuriyeti ile eşgüdüm içerisinde yeni bir Avrasya savunma mimarisi oluşturulmasıyla alakalı olduğu görüşleri öne çıkıyor.

    Rusya lideri Vietnam’da da hem ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hem de savunma işbirliğinin öne çıktığı bir ziyaret gerçekleştirdi.

    Rusya Federasyonu’nun Kore ve Vietnam ile tarihsel yakınlıkları bağlamında Avrasya coğrafyasına yansımaları eşliğinde Putin’in son ziyaretlerini Dumlupınar Üniversitesi’nden Asya uzmanı Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    Dr. Barış Adıbelli, Rusya Federasyon ile Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) arasındaki tarihsel ilişkilere dikkat çekerken, 1990’larda duraksayan ilişkilerin Putin’in ziyaretiyle yeniden müttefiklik seviyesine yükseldiğini vurguladı:

    Adıbelli, Putin’in Pyongyang ziyaretinde imzalanan kapsamlı anlaşmanın, mayıs ayında Çin ile imzalanan bildirideki Asya-Pasifik güvenlik mimarisine paralellik teşkil etmesine dikkat çekti

    Rusya-Kuzey Kore ortaklığında Batılıların nükleer, balistik füze ve turizm gibi alanlara yoğunlaştığını ifade eden Adıbelli, bilhassa uzay çalışmaları kapsamında işbirliğine atıfta bulundu. Adıbelli’ye göre Putin’in Şi Cinping ve Kim Jong Un ile yaptığı kucaklaşma, Asya-Pasifik bölgesindeki diplomatik temaslarda yeni bir moda oluşturacak:

    Dr. Adıbelli, Rusya ve Çin’in inisiyatiflerine karşılık ABD’nin bölgeyi son dönemde ‘ittifaklar çöplüğüne’ dönüştürmesine dikkat çekti. Adıbelli’ye göre Rusya ve Çin’in işbirliği oluşumuna Kuzey Kore’den sonra Vietnam da dahil edilirse, ABD’nin AUKUS gibi yapılanmaları boşa çıkacak:

    Vladmir Putin ve Kim Jong Un arasında imzalanan anlaşma ile Asya-Pasifik’te yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Dr. Barış Adıbelli, Rusya’nın Pasifik filosuna yatırım yapacağı görüşünde. Öte yandan Adıbelli’ye göre, Putin’in Belarus ve Astana ziyaretlerinde de önemli görüşmeler olacak ve bunlardan birisi de Erdoğan’la yapılabilir:

    Adıbelli’ye göre, Rusya ve Çin, Asya-Pasifik ve Avrasya güvenlik mimarisine Kuzey Kore’yi dahil etmiş oldu. Kuzey Kore’nin ileride BRICS dahil birçok opsiyona sahip olacağının altını çizen Dr. Adıbelli, öte yandan Putin’in kaleme aldığı makalenin de mühim mesajlar taşıdığını vurguladı:

    Vietnam’ın kurtuluş mücadelesinde SSCB’den aldığı desteği ve Vietnam mücadelesinin lideri Ho Chi Minh’in ÇKP ile yakınlığını hatırlatan Barış Adıbelli, Vietnam’ın Rusya-Çin ekseni ile yakınlaşmasının ABD’yi paniğe sürükleyebileceği görüşünde. Adıbelli’ye göre ABD’nin yaşayacağı bir panikte en ileri felaket senaryolarının başında, Japonya’nın nükleer silahlanmasına izin verilmesi yer alıyor:

    Dr. Adıbelli’ye göre Rusya, Kuzey Kore ile yaptığı anlaşmanın neticesinde, yaptırımları tanımayacağını resmen ilan etti. Güney Kore’nin yüzbinlerce top mermisini bedelsiz Kiev’e sunduğunu ancak Rusya’nın Kuzey’den mermi aldığı iddialarının sorun yapıldığını vurgulayan Adıbelli, çifte standartlara dikkat çekti. Adıbelli’ye göre ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi bitmiş durumda:

    ABD’nin Hint-Pasifik doktrininin çöktüğünü kaydeden Adıbelli, öte yandan Putin’in bu anlaşma vesilesiyle Donald Trump’ın olası ikinci başkanlık döneminde ABD ile Kuzey Kore yakınlaşmasının önüne geçilmiş olabileceğini de dile getirdi:

    1 hr 25 min
  • ‘Bakan Fidan’ın Çin ziyareti treni kaçırmamak bakımından önemli bir ziyaretti’

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen haftaki Çin Halk Cumhuriyeti ziyaretindeki temasları, BRICS’a katılma yönündeki alakayı yansıtan beyanatlar ve 10-11 Haziran’da Rusya Federasyonu’nun Niyniy Novgorod’da BRICS genişletilmiş bakanlar toplantısına katılması dikkatleri Ankara’nın üzerine çekti. Türkiye’deki ekonomik kriz ve Batı’dan para bulma hamleleri öne çıkarken, Ankara’nın çok kutupluluğa yönelen dünyadaki pozisyonu ve eğilimleri izleniyor. Özellikle ABD yönetiminin Ukrana çatışması nedeniyle hegemonyasındaki sarsılmanın devam ettiği ve diğer ülkeleri yaptırım sopasıyla ‘dize getirmeye’ soyunduğu bir dönemde…

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Çin ve Rusya ziyaretleri ile BRICS tartışmalarını gazeteci yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    Gökhun Göçmen’e göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Pekin ziyaretinin zamanlaması dikkat çekici. Türkiye’nin kısa vade ve uzun vade olmak üzere ekonomik çözüm arayışında olduğunu anımsatan Göçmen, ziyaretin Türkiye’nin Çin ile ticari ilişkileri dengeleme doğrultusunda yaptığı hamlelerin devamı olarak okunabileceğini dile getirdi:

    Çin elektrik araç üreticilerine yüzde 40 vergi ile gündeme gelen tartışmaları değerlendiren Gökhun Göçmen, kısa vadede Çin’in bu alanda Macaristan’ı tercih ettiği ve Türkiye’nin yatırım çekme çabasında olduğu görüşünde:

    Türkiye’nin Ukrayna’daki çatışmalar sebebiyle orta koridor vurgusunu güçlendirdiğine dikkat çeken Göçmen, Çin’den bu alanda yatırım istendiğini anımsattı:

    Türkiye’nin Filistin davasında Çin ile aynı noktada buluştuğunu ve paralel olarak benzer çabalar içerisinde bulunduğunu kaybeden Gökhun Göçmen’in değerlendirmesine göre, Türkiye’nin Ukrayna krizinde Batı’yı eleştirdiği noktalar ile Çin’in Batı’ya tepki gösterdiği konu başlıkları da birbirine oldukça yakın:

    Göçmen’e göre Türkiye, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerine nispeten birkaç yıl geç kaldığı Çin ile kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi aşamasında “geç olsun güç olmasın” felsefesiyle hareket ediyor ve açığı kapatmaya çalışıyor:

    Türkiye’nin BRICS’e duyduğu ilginin 2017’de Yeni Kalkınma Bankası ile başladığını hatırlatan Gökhun geçmişte bizzat Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyanatlarını anımsattı. Göçmen diğer yandan Ankara’nın geçmişte BRICS’ten ziyade Yeni Kalkınma Bankasıyla alakadar olduğunun altını çizdi:

    Göçmen’e göre Hakan Fidan’ın Pekin’de yaptığı açıklamalar ve Çin lideri Şi Cinping’in söylemlerine paralel cümleler, ABD’yi ciddi anlamda rahatsız etti. Türkiye’nin artık uluslararası sistemde reform istediği için BRICS’e duyduğu ilgide artış yaşandığının altını çizen Göçmen, bunun Batı’ya karşı havuç-sopa diplomasisi değil de samimi bir irade olması halinde, Türkiye’nin stratejik vizyonunda zenginleşme yaşanacağı görüşünde:

    Türkiye’nin BRICS’e katılması halinde Batı ile ilişkilerinde itibarının artacağı değerlendirmesinde bulunan Göçmen’e göre, ABD Büyükelçisi’nin Reuters’a verdiği demecin ve Foreign Affairs’de yer alan Türkiye konulu makalenin zamanlaması da dikkat çekiciydi:

    1 hr 25 min
  • ‘Avrupa sıkışmış durumda, sağ ve aşırı sağ projelere yöneliyor’

    AB, 6-9 Haziran tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu’nu belirlemek üzere düzenlenen seçimleri tartışıyor. Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un neoliberal iktidarı, partisi Rönesans’ın aldığı yüzde 14’lük oy oranına karşılık Ulusal Birlik Partisi’nin yüzde 31.3’lük zaferiyle sarsıldı. Macron, kimilerine göre ‘kumar’ sayılacak bir kararla 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçim kararı duyurdu.

    AB’nin en önemli gücü Almanya’da ise iktidardaki Sosyal Demokratlar (SPD), neoliberal Yeşiller ve Hür Demokratlar’dan oluşan koalisyon tam bir çöküş içinde görünmesine rağmen AP seçimleri ilk etapta daha az dramatik sonuç üretmiş durumda. Almanya’da siyasi harita ana muhalefetteki Hristiyan Demokratlar (CDU-CSU) ile AfD arasında adeta doğu-batı ekseninde bölünmüşlüğe işaret ediyor. Sol cephede büyük sürprizle yüzde 6’ları aşan Sahra Wagenknecht hareketi de dikkat çekiyor.

    AP seçimlerinin Almanya için yarattığı tabloyu gazeteci yazar Osman Çutsay

    Osman Çutsay’a göre, Alman Sosyal Demokrat Partisi SPD Avrupa Parlamentosu seçimlerinde en büyük hezimetini yaşarken, AFD ve Sahra Wagenknecht hareketinin yükselişi ‘beklenen şarkıydı’:

    Almanya’da iktidardaki üç partili koalisyonun toplam oy oranının yüzde 30’a düştüğünü belirten Çutsay’a göre, aslında iktidar koalisyonu bitmiş durumda. Bunda Ukrayna çatışmasının rolüne atıf yapan Çutsay, Scholz’un ‘frenleyici’ gibi görünen tutumuna karşın militarist tutumun değişmediğini vurguladı:

    Çutsay, AfD ve Hristiyan Demokratların öne çıktığı siyasi iklimde AP seçimi sonrası harita üzerinde Almanya’nın doğu-batı diye bölmüş görüntüsüne de vurgu yaptı:

    Almanya’da ana akım partilerde konu Ukrayna’ya gelince fark olmadığının altını çizen Çutsay, Almanya’da yaşayan Türklerle iletişimi bulunan siyasi isimlerin bile keskin söylemlerine atıfta bulundu. Çutsay, çatışma sonrası Avrupa’yı bekleyen Neonazi-göçüne de dikkat çekti:

    Almanya’daki Türk toplumunun son on yıldır SPD’ye ilgisini yitirdiğine dikkat çeken Çutsay, diğer yandan AFD’ye yönelik Türk ilgisine atıfta bulundu. Çutsay’a göre, AFD’nin Türkler ile bir sorunu yok. Eski bir AFD yöneticisinden alıntı yapan Osman Çutsay, AFD’nin daha çok Araplaşma ve Arap tipi İslamcılık ile derdi bulunduğunu kaydetti:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın örtülü desteğini alan Dava hareketinin 200 bin oyun 52 bin oy altında kalarak Avrupa Parlamentosu’na girme şansını kaçırdığını belirten Çutsay, çifte vatandaşlık hakkı kazanacak Almanya’daki Türk nüfusunun ise 1 milyon civarında olduğunu dile getirdi:

    Çutsay’a göre, Avrupa’da klasik sağcılar ile aşırı sağcılar arasında koalisyon dönemleri kapıda:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD ne söylediyse hepsini yuttu. İsrail üzerinde ciddi bir etki yaratamadılar’

    ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mayıs’ta İsrail’e mal ederek duyurduğ ‘ateşkes için yol haritası’ BM Güvenlik Konseyi’nden çıkarılan kararla ‘uluslararası topluma mal edildi’. Konsey’deki oylamada 14 ülke lehte oy kullanırken, Rusya Federasyonu ‘çekimser kaldı’. Ancak İsrail’deki Netanyahu hükümeti, Biden’ın ortaya koyduğu ateşkes aşamalarının kendi pozisyonlarıyla tamamen örtüşmediğini belirtirken, kararı ‘memnuniyetle karşıladığı’ belirtilen Hamas’ın da askeri ve sivil kanatları arasındaki farklar dikkat çekiyor. Kararın nasıl olup da uygulanacağı meçhuliyetini koruyor.

    Gazze için yeni ateşkes çabalarını Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

    Dr. Çınkara’ya göre İsrail’in artık adil bir ateşkes beklentisi yok. ABD’nin de İsrail tezlerinden tamamen kopmadığını ve sahadaki adımlarıyla bunu belli ettiğini kaydeden Çınkara, İsrail’in artık Gazze’de yeni bir gerçeklik yaratmak ve statükoyu reddetmek niyetinde olduğunu vurguladı:

    İsrail’in başarılı rehine kurtarma operasyonunun Netanyahu’nun savaş yanlısı tezlerini güçlendirdiğine dikkat çeken Çınkara, diğer yandan rehinelerin sağ salim ele geçirilmesi sebebiyle Hamas içerisinde bir iç karışıklık olma ihtimalinin kuvvetli olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    Çınkara’ya göre İsrail’in ateşkes derken kastettiği şey, Gazze’deki direniş cephesinin belinin kırılması, İsrail çıkarlarına göre bir siyasi yapı oluşturulması ve buna göre yerel yönetimin dizayn edilmesi gibi sadece İsrail’in bölgedeki işgalini kalıcı hale getirecek adımları içeriyor:

    Hamas ve İslami Cihad’ın yaptığı toplantının önemine vurgu yapan Dr. Çınkara, Gazze cephesinin ateşkes anlayışının İsrail’in tamamen geri çekilmesi olduğunu belirtti. Çınkara’ya göre bu fikir pek gerçekçi değil çünkü İsrail’in artık barışmak veya işgali sonlandırmak gibi bir niyeti yok:

    ABD Başkanı Joe Biden’ın barış planının asıl amacının, Amerikan ve Ortadoğu kamuoylarına ABD’nin ciddiyeti ve İsrail üzerinde söz sahibi olduğunu göstermek olduğunu belirten Çınkara, öte yandan Netanyahu ABD’ye davet edilirken Mahmud Abbas’ın çağrılmamış olmasının ters tepeceği değerlendirmesinde bulundu:

    Dr. Çınkara, BRICS’in önemli bir güç merkezi olmaya gittiğini ancak henüz Ortadoğu politikalarında belirleyici aktör olacak kadar yapılaşmadığı görüşünde. Çınkara’ya göre, Çin’in bölgedeki nüfuzu da olduğundan büyük gösteriliyor:

    Hizbullah ve İsrail ordusu arasındaki sınır çatışmasının giderek derinleştiğinin altını çizen Çınkara’ya göre İsrail, savaşı Lübnan’a taşıma konusunda kararlı gözüküyor:

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners