ABD’de başkanlık seçimine iki aydan kısa bir süre var. Yani yarışın son düzlüğü. Adet olduğu üzere son düzlükte sürprizler, skandallar beklenir. Yine bol maceralı ve gerilimli bir politik dramaya seyirci olacağımız kesin. Ancak bu kez Trump senaryoya yeni bir gerilim unsuru ekliyor: Hileli seçim iddiası. Amerikalı bir siyaset bilimcinin de söylediği gibi “Bugüne dek Amerikan tarihinde görevdeki hiçbir başkan, kişisel siyasi geleceği için seçim sonuçlarının meşruiyetini bu şekilde tartışmaya açmadı.”
Aslında Amerikan halkı şaibeli seçim tezlerine aşina. Ama bu kez bu iddia seçim kampanyasının önemli bir parçası: Trump galip ilan edilmediği her durum için şimdiden şaibe yaratıyor. Bunu da olası yenilgisine kılıf bulmak için yapmıyor. Kazanmadığı bir seçimin hileli olacağı iddiası, Trump’ın kazanma -ya da belki daha doğru bir deyişle “kaybetmeme” stratejisi.
Öncelikle anketler ne diyor bir bakalım: Kamuoyu anketlerinde sonuçlar, ocak ayından bu yana Demokratların adayı Joe Biden lehine çıkıyor. Fakat yaz aylarında epeyce açılan puan farkı son birkaç haftadır azalmaya başladı. ABD’de başkanı federal düzeyde aldığı oyları değil, her eyaletteki seçmenlerin oylarıyla oluşan Seçmenler Koleji seçtiği için, hele de şimdiki gibi başa baş geçen yarışlarda, anketlerden yola çıkarak tahmin yapmak yanıltıcı oluyor. Nitekim 2016’da Hillary Clinton, bütün anketlerde önde görünmesine ve sandıkta da Trump’tan üç milyon daha fazla oy almasına rağmen, seçimin kaybedeni olmuştu. Tabi bir de ünlü Nixon- Kennedy çekişmesinde olduğu gibi Amerikan kamuoyunun adayın sakal traşına göre oy vermek gibi anlaşılmaz hassasiyetlerle son dakika sürprizi yapması ihtimali de var. Dolayısıyla şu anda tahmin yürütmek için anketlere bakmak yerine yazı tura atmak aynı işi görür. Adaylar elbette işlerini yazı-turaya bırakmak niyetinde değil. Trump’ın hileli seçim iddiasına dayalı kaybetmeme stratejisi ise, sandıktan çıkan yenilgiyi kabul etmeyen otoriter ve popülist liderlerinkine benzerliği ile dikkat çekiyor.