Medeniyet Ufku programıyla, Doğu ve Batı medeniyetinin akışını, bugüne gelişini ve bu gelişin nereden olduğunu ve nereye gittiğini birtakım sorular üzerinden hülasa ediyoruz. Serdar Tuncer soruyor, Prof. Dr. Sadeddin Ökten anlatıyor.
Medeniyet Ufku'nun bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu:
Serdar Tuncer: Ne gördü Züleyha Yusuf yüzünde ki sergerdan oluptur aşk elinden diye devam eden çok güzel bir nutku şerif var. Başlangıcı şöyle, Gönül hayran olupdur aşk elinden, ciğer püryan olupdur aşk elinden.
Ne diyor efendim bu ilahi bize?
Sadeddin Ökten: Bizim maceramızı söylüyor. Gönülün yapması gereken işi söylüyor, gönül nereye bakmalı, kime müteveccih olmalı? Onu söylüyor. Aşk deyince insanlar bedensel dürtüyü anlamıyorlar ona eminim veya bu eminim bir dua cümlesi, aynı zamanda inşallah anlamıyorlardır. İkazdır, sakın ha öyle anlamayınız.
Bedensel dürtü başka bir şey. O bedensel dürtü diğer canlılarda da var ama onlarda aşk yok.
Aşk başka bir hadise. Aşk kalbe Allah'ın (c.c) büyük bir lütfu. Sevebilme yeteneği, sevmek demek feragat, fedakârlık etmek demektir.
Öyle buyururlardı sevginin iş'arı fedakarlıkla olur. Ben seni seviyorum ile olmaz. Zor zamanlarda yanında bulunmakla olur. Halini paylaşmakla olur gibi... Böyle gidiyor hadise bütün var vermekle olur. Sevgi böyle bir hadise. Zaten malumunuz, kâinatın yaradılışını tasavvufi bir neşeyle ifade ettiğiniz zaman muhabbet diyoruz.
Muhabbetten Muhammed (s.a.v) oldu hasıl, Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl. Ne diyor? Yani ki malumunuz yine tasavvufi bir neşeye göre ilk yaratılan Nuri Muhammedi'dir.
O nurdan diğer kâinat var oluyor. Uzun bir hikâye. Bunun da sebebi muhabbet. Cenab-ı Rabbül Aleminin Hazreti Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) muhabbetidir. Biz nasıl bağlanacağız? Muhammed'siz muhabbetten de az zaten olmaz. Onsuz muhabbet olmaz.
Gubâr-ı pâyine almam cihânı yâ Rasûlallah
Değişmem mûyine heft âsumânı yâ Rasûlallah
Duyunca makdem-i teşrîfin Âdem sulb-i pâkinden
Değişdi habbeye bağ-ı cinânı Ya Resûlallah
Gelin, Beraber Yürüyelim...