MyMecra Podcast

MyMecra Podcast

By MyMecraSociety & Culture
Download on the App Store

MyMecra Podcast episodes

  • Allah’ın İmtihan Ettiği 3 Kişi - B67 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Kel, Kör ve Alaca'nın kıssasını anlatıyor...  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı:  Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi onlara hiç olmazsa laf ettirmeyenler... Nerdeyim peki ben? Bosna-Hersek'te, Fatih Sultan Mehmed Han'ın 1463 senesinde fethettiği diyardayım. Bakın çocuklar ve büyükler çünkü siz de torunsunuz! Biz öyle bir ecdadın ahvadıyız ki, öyle bir dedelerin torunuyuz ki biz 1461 yılında Trabzon'u fethetmiş Fatih Sultan Mehmet Han. Bu hadiseden 2 sene sonra Bosna-Hersek'i fethetmiş. Düşünün ki onbinlerce atlı, binlerce piyade, toplar, kılıçlar, o askerlerin müştemilatı, çadırı, barınağı, mutfağı, yemeği, suyu her bir şeyin hazırlığını düşünün... Dünya haritasını açın şöyle bi bakın Trabzon neresi, bi de dönün bakın Bosna-Hersek neresi? Fatih Sultan Mehmet Han 2 sene içinde orayı aldıktan sonra İstanbul'a dönmüş, gelmiş ve burayı almış. Allah onlara gani gani rahmet eylesin, Allah sizi de bizi de onlara benzer eylesin. Dertleri neydi? Tek bi dertleri var; İlay-i Kelimetullah Nizam-ı Alem. Yani Allah'ın kelamını yüceltmek ve aleme nizam vermek. Nasıl? Allah'ın kitabıyla aleme nizam vermek... İşte bu dertle buralara kadar gelmişler...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    21 min
  • Son İki Asrın Özeti İstiklal Caddesi’dir - Çağrışımlar | Savaş Şafak Barkçin

    Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Taksim'den sesleniyor. Bizim batılılaşma serüvenimizi, batılılaşma serüvenimizdeki merhaleleri ve o arada düştüğümüz çukurları anlatıyor.  Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı:  Evet sevgili dostlar, bugün İstanbul'un merkezlerinden birisinde, Taksim'deyiz. Neden bugün burayı seçtim? Çünkü bugün sizinle paylaşmak istediğim düşünceler genelde bizim batılılaşma serüvenimiz, oradaki gariplikler, batılılaşma serüveninin ulaştığı merhaleler, o arada düştüğümüz çukurlar, o arada girdiğimiz çıktığımız bir takım badireler ve bugüne yansıyan yönleri elbette...  Biz burada biliyorsunuz turizm programı yapmıyoruz, tarih programı da yapmıyoruz ama almamız gereken ibretler var ve bence Taksim ve İstiklal Caddesi bu bizim son 2 asırın gerçekten bir özeti gibi...  Yer yer duracağım ve bazı şeyleri sizinle paylaşacağım o zaman bence daha iyi anlayacağız...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    30 min
  • Eden Bulur - B66 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Harun Reşid ve Bahçıvan'ın kıssasını anlatıyor...  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı:  Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler. Bir de men dakka dukka sözünün ne anlama geldiğini bilenler. Men dakka dukka, Arapça bir tabir. Kapı çalanın kapısı çalınır demek. Yani insan ettiğini bulur. Eden bulur. Bu manaya geliyor.   İyilik yapıyorsan iyilik bulursun, kötülük yapıyorsan kötülük bulursun. Belki şimdi aklınıza bir soru gelecek "Tamam iyi diyorsun da Serdar Tuncer, nice insanlar görüyoruz, kötülük de yapıyorlar, fakat başlarına kötülük filan geldiği yok. Ya da devletler var, yemedikleri nane yok afedersiniz ama gayet işleri yolunda. Hiç kimsenin de onlara edebildiği yok. Bu nasıl olacak?" diye sorular gelebilir akıllara. Bu sorunun cevabını verelim, burada dursun.   Rahmetli babaannemin okuması yazması yoktu. Dedem de öyleydi kargacık burgacık okur yazardı. Babaannem çok güzel hikayeler anlatır; dedem de çok güzel şiirler okurdu. Gecenin bir yarısı sobayı yakmış, alev gibi kızaracak o kor haline gelecek, dedem ısınacak. Tabi ben de salonda yatıyorum. Bazen o sıcaktan uyanırdı. Döner bana bakardı.   - Kuzum uyandın mı? - Uyandım Dede...  Devamı videoda....   Gelin, Beraber Yürüyelim...

    17 min
  • Sevgi Muhabbet Değildir - Sadettin Ökten | Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler

    Türkçe yazılan mevlid manzumelerinin arasında özel bir yere sahip olan, Süleyman Çelebi’nin aşkla kaleme aldığı Vesîlet’ün Necât (Mevlid-i Şerif) eserini Prof. Dr. Sadeddin Ökten’le birlikte "Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler" programında hem okuyup hem de şerh ediyoruz…  Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler'in yeni bölümünde başlıca şunlar konuşuldu;  Sedar Tuncer: Efendim merhabalar. Bir Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler'de daha Süleyman Çelebi Hazretlerinin Vesîlet’ün Necât Mevlid-i Şerif'inden Sadeddin Ökten Bey hocamın gönlüne düşenle yolculuğumuz başladı. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.  Sadeddin Ökten: Eyvallah efendim. Hoş bulduk, safa bulduk.   Serdar Tuncer: Efendim, Salatü's Selam ile geçen programı bitirmiştik şimdi bir merhaba faslı geliyor... Bu merhaba, merhum Fethi Gemuhluoğlu abiyi siz pek seversiniz... Merhaba deyince de benim gönlüme Fethi abi düşer... Madem ki selam bir eman manifestosuydu, birazcık merhabayı konuşalım mı?...  Sadedin Ökten: Konuşalım. Tabi merhaba yerli bir selam, esas selam Allah'ın selamıyla sizi selamlıyorum... Merhum Mahir İz Bey'i burada yad etmemek mümkün olmaz yani... Tabi o manifesto demiyordu ama selam bir eman beyannamesidir. Manifestoyu ben uydurdum, biraz modernleşelim diye... Şakası bu tabi işin. Selam bir eman manifestosudur. Diyor ki; 'Ben sizi Allah'ın selamıyla selamlıyorum.' Yani siz ve ben aynı büyük şemsiyenin, aynı büyük değerin himayesi altındayız ve ben size gönlümün iyi dileklerini sunuyorum aynı zamanda benden size bir kötülüğün gelmeyeceğini de size beyan ediyorum...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    28 min
  • Dar Ağacına Giden Allah Dostu - B65 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Hallac-ı Mansur Hazretlerini (k.s) ve kıssalarını anlatıyor...  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi erenlerin yolunun pek çok olduğunu bilip hepsine birden eyvallah diyebilenler. Demiyor mu; "Erenlerin çoktur yolu, Cümlesine dedik beli. Ko desinler bize deli, Usludan yeğdir delimiz." Bunu anlasak pek çok mesele hallolacak... Erenlerin yolu çoktur... Bir büyüğüm demişti ki; "Bu yolda temessük olur ama taassup olmaz." Temessük ve taassubun arasındaki farkı kalbinize emanet ederim... Hallac-ı Mansur Hazretlerinden bahsetmek isterim size bugün Biri Bir Gün'de...  Hallac-ı Mansur zindandadır... Bir delikanlı onun methini duymuştur ve zindanda olduğunu bilmez, gelip kendisine 3 büyük müşkülü vardır onlar hakkında danışmak istemektedir... Şehre gelir, sorar Hallac-ı Mansur Hazretleri nerede diye? Hallac; pamuk işiyle uğraşan demek. Hazrete, Hallac lakabının verilmesinin de bir sebebi var. Bir gün bir pamukçu dostuna gitmiş, bir müşkülü var , o müşkülü halledivermesi için kendisinden ricacı oluyor. O da diyor ki sen dükkanda dur da ben bi gidip halledeyim. Gitmiş, iş de birazcık uzun sürmüş. Geri döndüğünde işin halloldu da demiş benim iş kaldı, şimdi ben bu pamukları nasıl didikleyeceğim? Rivayet edilir ki; Hazreti Mansur, parmaklarını pamuklara doğru uzatıvermiş. O uzatışla beraber pamuklar kendi kendine bir Hallac'ın uğraşmasıyla didiliyor gibi didilmiş, hazır hale gelmiş filan... Bu kerametin üzerine hazrete Hallac-ı Mansur demişler, pamuk işiyle uğraşan Mansur...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    23 min
  • Amerika’da Bizde Olmayan Bir Şey Var - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak

    Bi' De Buradan Bak yine çok çarpıcı, yine çok gerçekçi! Savaş Şafak Barkçin, Bi' De Buradan Bak programında, tarihte iz bırakan olayları, kendine has üslubu ve tüm gerçeklikleriyle enine boyuna anlatıyor...  Savaş Şafak Barkçin yeni bölümde başlıca şunları söyledi:  Toplumların üç yumuşak karnı var; birincisi gıdadır, ikincisi enerjidir, üçüncüsü nüfustur. Yıllar yılı Türkiye'de nüfus düşürülmek için çok çalışıldı. Ben devlete de çalışırken nüfus politikalarına bir ara Birleşmiş Milletler ve diğer batılı ülkelerin nasıl müdahale ettiği ile ilgili bir çalışma yapmıştım, Türkiye'ye yardım vermeyen ülkeler bile nüfus azaltmak için büyük yardımlar verdiler ve sonuçta Türkiye dünyada örnek olarak gösterilen bir nüfus düşüşünü yaşadı, Şu anda Türkiye'nin nüfus artışı maalesef 2050 yıllara geldiğimizde bu kadar genç olmayacak. Şu anda ki Avrupa seviyelerine maalesef düşmüş olacak. Bu ne demek? Az çalışan, çok yiyen, az risk alan, çok güvence arayan dolayısıyla dengesi bozulmuş bir toplum. Aslında bir toplum nüfus konusunda çok çok dikkatli olmalıdır, bu konuda zaten bir zaafımız var. İkincisi gıda dedik onu zaten birazdan konuşacağız...   Üçüncüsü enerji çünkü şimdi de görüyorsunuz Rusya vanaları kapattı mı Avrupa'nın bir çok ülkesini kilitliyor. Bunların üçü de bağımlılıkla ilgili bir şeydir. Aynı bir insanın belli bir gıdaya veya belli bir faaliyete bağımlı olması gibi, onsuz yapamaması gibi... Onu kendisi üretemiyorsa başkalarının, üretenlerinin elinde oyuncak olma ihtimali çok yüksektir. Ülkeler maalesef insani gerekçelerle bu işlerden uzak durmuyorlar yani karşıdakinin ümünü sıkmak için elinden gelen her şeyi yapıyorlar, bu konuda ahlak falan dinlemezler, o ahlak denen laflar lafta kalan şeylerdir... Şimdi, gıdayı insanın kendi kendine üretmesi çok zordur. Hepimizin bir yerde tarlası yok, bir yerde ağacımız yok. Ülke içinde de hep birilerine bağımlıyız, o bir zincir... Eğer bir ülke kendi içinde tarımsal üretimini belli bir seviyeye getiremediyse ki o da şu anda ki nüfusunu doyurmakla ilgili değildir, gelecek nesilleri de doyurabilecek şekilde şimdiden alt yapı hazırlamakla ilgilidir...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    24 min
  • Hz. İsa ve Bağcı - B64 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Hz. İsa (a.s) kıssalarını anlatıyor...  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Selamun aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta yaşamak dediğimiz şeyin bir yolculuktan ibaret olduğunu bilenler... Ankara - İstanbul arasında yolculuk yapıyoruz, günlerden Perşembe, akşama yayın var, MyMecra'ya gitsek program yetişmez dedik ki duralım. Mekan bizim. Yol üstünde harika bir tesis, Dorukkaya'dayız, çekelim... Mekan bizim derken bize ait değil. Yolculukta insan gördüğü şeyleri benim dese ne kadar komik olur dimi? O da benim, bu da benim, şu da benim... Benim değil ama istifademe sunulmuş. Şimdi hayat da bir yolculuk ve o hayat yolculuğunda size ikram edilen bütün nimetler aslında sizin değil, size emanet ve siz yolcusunuz, gelip geçiyorsunuz sahiplenmek abes. Onun gibi işte... Derler ya hani çok güzeldir o; 'Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan.' Mevzu oyalanmak mevzuudur...  İsa (a.s) bir gün havarileriyle beraber bir yolculuğa çıkarlar... O yolculuk esnasında bir bağın önünden geçiyorlar rivayet o ki; Allah-u Teala der ki Hz. İsa'ya; 'Ey İsa! O bağa girin ve oradan üzüm yiyin.' İsa (a.s) biraz da şaşkınlık içinde; 'Ya Rabbi! O bağ bana ait değilken bir başkasının yerine o bağa nasıl girip de onun malından yiyebilirim?' Allah-u Teala vahy eder; 'Sana ayetlerimden bir ayet göstereceğim. Gir o bağa!' Şimdi böyle deyince Hz. İsa'ya, haydi der havarilerine şu bağa giriyoruz beraberce...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    18 min
  • Türk Diyarlarının Piri: Hoca Ahmet Yesevi - B54 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Kazakistan'dan sesleniyor.  Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu;  Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. Şerefü'l mekan bil mekin... Ne güzel bir ifadedir. Mekana şeref veren, o mekanda bulunan zat sebebiyledir. Gönül, mekanların en güzeli belki de bu sebepten çünkü orada Allah var en azından öyle olması icap ediyor. Kazakistan'dayız. Pir-i Türkistan'ın huzurundayız, bütün bir Türkistan'a şeref veren zatın huzurundayız: Ahmed Yesevi efendimiz...  Ömer Tuğrul İnançer: Önemli bir yere geldik, kaç defa gelsek hepsinde ayrı bir lezzet var çünkü ne sen, ne ben, ne bi' başkası dünki sen, ben ve başkası değiliz. Dolayısıyla daha önce de bu şerefe nail olmuştuk elhamdülillah, şuna dikkat çekmek istedim: bu şehirin orijinal ismi Yesi fakat buraya Türkistan ismi yeni verildi. Pir-i Türkistan deyince bu şehirin diye algılama yanlışlığına düşülebiliyor aslında türklerin meskun olduğu veya tesir icra ettiği bütün bir türk diyarının piridir. Türkistan deyince bu şehirle sınırlı kalmamalıyız çünkü hazretin Fas'a kadar tesiri var, öylesine müessir bir zat. Bu tesirin oluşumunda yaşadığı hata tarzı önemli. Türkçe'yi çok iyi kullanan bir zat-ı şerif, şiir tarafı çok kuvvetli ve divançeler, divanlar bizim tasavvuf büyüklerimizin hep var, sair kitapları var, Hazret-i Mevlana'nın Divan-ı Kebir'i var ama Divan-ı Hikmet adı verilen bir divan yok. Sözlerinin hepsi bir hikmet ve tesiri çok onun için Pir-i Türkistan yoksa Türkistan şehirinin değil bütün Türklerin piri...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    46 min
  • Allah İhmal Etmez, Mühlet Verir! - B63 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Behlül Dânâ Hazretlerini (k.s) ve kıssalarını anlatıyor...  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi başına gelen şeylerin Allah'tan geldiğini ama iyiliklerin Allah'ın lütfu, kötülüklerin nefsinin işledikleri yüzünden olduğunu bilenler... Harun Reşid... Halife Harun Reşid... Bir gün Behlül-i Dânâ'ya bir vazife vermiş. Harun Reşid Abbasi halifelerinin beşincisi, çok kıymetli bir zat. Onun devrinde müthiş bir rahatlık olmuş. Diyorlar ki; devletin yıllık kazancı 286 ton altına kadar çıktı. Böyle bir zat... Adil, güzel, muttaki, has bir halife... Allah rahmet etsin, derecâtını âlî eylesin. Üstelik gencecik yaşta halife olmuş, 20 yaşında. Allah Allah! 17-18 yaşlarındayken Bizans'a karşı yapılan bir seferde babası onu ordu komutanı tayin etmiş. Bi düşünün, 17-18 yaşında Abbasilerin ordusunu komuta ediyor, 17-18 yaş... Bilenler bilir, daha önceki zamanlarda insan biraz daha erken olgunlaşıyordu. Kendi hayatımızdan bildiğimiz biz çocukken 20 yaşındaki bir abi mevzusunu bitirmiş bir abiydi, askere de gidip geldi mi büyük adamdı. Bizden öncekiler muhtemelen 13-14 yaşındayken çok daha olgun insanlardı, ondan daha öncesi belki 7-8 yaşındayken neredeyse kemalat sahibi insanlar ama şimdi bugüne bakıyoruz alınmasın kimse ama ortalık 30 yaşında çocuklardan geçilmiyor. Yaş ilerlemiş, 30'a gelmiş ama hala çocuk. Âkil olmuş da Bâli olamamış...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    28 min
  • Kirli Su da Ateşi Söndürür - Çağrışımlar | Savaş Şafak Barkçin

    Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Üsküdar'dan sesleniyor.  Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı:  Dostlar, bugün Üsküdar'dayız. Üsküdar bende çok hatırası olan bir yer çünkü üniversite okumak için İstanbul'a geldiğimde bu camiye, şu anda avlusunda olduğumuz Yeni Valide Camii'ne çok yakın, arka tarafta ablam oturuyordu onun evinde kaldım, hazırlığı öyle okudum. Bu caminin ve Üsküdar'ın benim için o yüzden çok kıymetli hatıraları var. Bana çok aşina ve çok sıcak gelen bir yer. Üsküdar zaten harika bir yer! Bu camiyi de ayrıca severim ve camide aslında sizinle paylaşmak istediğim bir şey de var... Buranın adı Yeni Valide Camii. Valide kim? Kimin annesi? 3. Ahmed'in annesi Gülnuş Valide Sultan'ın yaptırdığı bir cami. Görüyorsunuz güç sahipleri, servet sahipleri Osmanlı'da mutlaka halkın hizmetine servetlerinin bir kısmını mutlaka ayırıyorlar. Bu onlar için hem bir gereklilik aslında hem de bir prestij. O yüzden çok duyarsınız filanca paşa camii, filanca paşa medresesi, şudur, budur... Bütün bu kamu yapıları aslında insanların topluma kazandıklarını verme yöntemleri. Bugün de aslında çok örnek almak lazım ben bunları onun için anlatıyorum yoksa ben n'apayım Üsküdar'a gelen görsün. Biz tur yapmıyoruz biliyorsunuz turdan ziyade kafa turu yapmaya çalışıyoruz yani neyi nasıl algılamalıyız onu biraz çözmeye çalışıyoruz...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    32 min

About MyMecra Podcast

From the publisher's feed

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

More shows like MyMecra Podcast

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler by Ahmet Çadırcı

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler

1 Listeners

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler by Fatma Bayram

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler

12 Listeners

Burda Olan Burda Kalır by Zafer Algöz Can Yılmaz

Burda Olan Burda Kalır

10 Listeners

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Meksika Açmazı by Karnaval

Meksika Açmazı

73 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Terapist Koltuğu by Merve Başibüyük

Terapist Koltuğu

10 Listeners

Bir Aile Meselesi by Bir Aile Meselesi

Bir Aile Meselesi

34 Listeners

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin by Dilâra Tekin

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin

0 Listeners

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları by Bubble Works Media

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları

0 Listeners

Derinden Sesler by Podbee Media

Derinden Sesler

0 Listeners

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla by Kuran Dinle

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla

0 Listeners

Tarihte Acaib ve Garaib by Podbee Media

Tarihte Acaib ve Garaib

0 Listeners