
Sign up to save your podcasts
Or


Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Cüneyd-i Bağdâdî Hazretlerinin (k.s) merkad-i şeriflerinden sesleniyor... Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Cüneyd-i Bağdâdî (k.s) vefatına yakın hasta yatağında yatmaktadır... Çok muzdariptir, acı içindedir... Etrafında talebeleri, sevenleri, müridân onun bu halini görünce derler ki; Efendim, bizim umut ve niyazımız ahirette sizin şefaatiniz bereketiyle kurtulmaktır oysa şimdi sizi görüyoruz ki çok ızdırap içindesiniz bu haliniz bizi korkutuyor... Diyecektir ki Seyyidü'l Taife Hazreti Cüneyd (k.s); Dostlarım! Ben şu anda 70 senelik amelimi, bütün kazancım varsa hepsini bir kıl kadar ucuna bağlanmış şekilde görüyorum ve bir rüzgar esiyor, bu esen rüzgar red rüzgarı mı yoksa kabul rüzgarımı bunu bilmiyorum onun için mahzunum der ve Allah deyip ruhunu teslim eder... Rivayet o ki vefat ettiğinde 91 yaşındaymış. Rabbim derecâtını âlî eylesin, bizleri de şefaatlerine nail eylesin... Selamın aleyküm erenlere gönül verenler, onları sevenler, laf ettirmeyenler. Bağdat'tayız. Şu yaslandığım merkad-i şerif Cüneyd-i Bağdâdî Hazretlerinin (k.s) merkadleri ve hemen arka çaprazda duran kabr-i şerif Hazreti Cüneyd'in dayısı ve mürşidi Serî es-Sakatî'nin (k.s) kabr-i şerifi... Dünyadayken birbirine muhabbet eden bu iki güzel gönül kabirlerini de talebeyi üstadın ayak ucuna defnettirmek üzere bir eylemişler... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Bi' De Buradan Bak yine çok çarpıcı, yine çok gerçekçi! Savaş Şafak Barkçin, Bi' De Buradan Bak programında, tarihte iz bırakan olayları, kendine has üslubu ve tüm gerçeklikleriyle enine boyuna anlatıyor... Savaş Şafak Barkçin yeni bölümde başlıca şunları söyledi: Ya bu dünya nasıl bir yer? Rusya'sı var, Amerika'sı var, o ona saldırdı, o öbürüne ambargo uyguluyor işte seni yakacağım dedi, efendim insan içine çıkarmayacağız dedi, Avrupalılar zavallılar arada kaldılar bi' de Çin var... Dünyada ne oluyor? Nereye gidiyoruz? Gelecek gerçekten tehlikeli bir şey mi? Yani dünya birbirine giriyor mu? Dünya savaşı mı var? Başladı mı? Başlıyor mu? Başlayacak mı? Nasıl olacak, nasıl bitecek bunlar tabi sorulan konular... Şimdi bende kendi bilgim, kendi görgüm, tecrübem ışığında bir takım fikirleri paylaşmak isterim... Şimdi birincisi söylemek istediğim şey şu; dünyaya ne olursa olsun sen kendine ne olduğuna bak. Efendim Rusya'nın derdi beni gerdi... Valla senin derdin seni germeli, Rusya ikincildir. Efendim Amerika'nın başına şu geldi çok iyi, şu gitti çok kötü bakın bunları konuşuyoruz yani sağcısı, solcusu, golcüsü herkes bu mevzularla ilgili konuşuyor. Bir, her şeyde olduğu gibi bilmeden konuşuyoruz. İki, onu konuşmanın sana bir faydası yok. Evet, dış politika uzmanları şunlar bunlar konuşur, bilerek konuşur. Bakın dedikoduyla bilgi aynı şey değil onu vurgulamak için söylüyorum. Tabi ki bilenler, merak edenler, ilgi duyanlar bunu tartışacaklar... Şimdi ben dünyaya bakınca aslında dört tane büyük güç görüyoruz... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin (k.s) merkad-i şeriflerinden sesleniyor sizlere... Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamun Aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler demeyeceğim çünkü bir erenin huzurundan sesleniyorum... Buradan bakınca size erenler diye selam vermem edepsizlik olur. Şöyle diyeyim; Selamın aleyküm erenlere gönül verenler ve dahi erenlere gönül verenleri sevenler hatta ve hatta erenlere zinhar laf ettirmeyenler... Neredeyiz biliyor musunuz? Kutb-u Rabbani, Muhyiddin, Sultanü'l Evliya, Gavsü'l Azam, Seyyid Abdülkâdir Geylânî (k.s) efendimizin merkad-i şeriflerinin eşiğinin başındayız. Şu kapının arkasında Abdülkâdir Geylânî efendimizin (k.s) kabr-i şerifleri var. Bu Biri Bir Gün'ün sonunda içeri girip beraberce inşallah Fatiha'larımızı okuyacağız... Irak'tayız, Bağdat'ta. Bağdat, yaşadığı badireler sebebiyle belki pek çoğumuzun gelmekte zorlanacağı, güvenlik ve sair endişelerle gelme sıkıntısı çekebileceği bir yer ama niyazım şu; bu ziyaret vesilesiyle gelemeyecek olanlar da huzura gelip niyazda bulunmuş gibi ecir alsınlar niyazım o... Olur mu böyle bir şey? Olur. Kimi Ahmed seni uzaktan tanır, kimi yaklaşır da kör olur gider. Kimi buralara kadar gelir, kapıdan içeri girer de nasibi yoktur eli boş döner. Boş döndürmezler gerçi, elleri boş bırakmazlar ama kimi de oturduğu yerden öyle bir gönülle, öyle bir muhabbetle, öyle bir bağlılıkla bir niyaz eder, bir boyun büker, bir Fatiha-i Şerife okur ki o alır gider sahibini buluverir... Mekan, söz konusu bu zevat-ı kiram olunca problem değildir tıpkı zamanın da problem olmadığı gibi... Abdülkâdir Geylânî (k.s) efendimizin zamanında yaşayan ilmiyle meşhur zatlardan birisi Hz. Abdülkâdir'i bir Cuma günü gidip sualleriyle bunaltmak istemiş. Vardır böyle. Evliya-i Kiram Hazeratının münkiri vardır, olması da usuldendir. Niçin?... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Saliha Erdim'in insanı, aileyi ve toplumu ele alacağı bu programda ayrıca toplum için önerileri ve reçeteleri olacak. Gerek gözlemleri, gerekse danışanlarının ortak dertleri Saliha Erdim'in bu programda kendisine ilham kaynağı oluyor... Saliha Erdim, insanın kendisini keşfetme ve potansiyelini harekete geçirmesinde gerekli olan yol haritalarını bu programda anlatıyor... Saliha Erdim yeni bölümde başlıca şunları söyledi; Merhabalar efendim. Bugünde bizi sizlerle buluşturan Rabbimize şükrederek sözlerimize başlayalım. Hayatımızda o kadar çok şükredecek şeyler var ki, hayatımızda o kadar güzel nimetler, o kadar güzel bereketler, o kadar güzel hayırlar var ki Rabbim bunları görmemizi, bunlarla yüreğimizi şenlendirmemizi, bunlarla yürüdüğümüz yolu daha neşeli, daha canlı, daha kıpır kıpır yürümemizi nasip etsin inşallah... Rabbimiz bize bir can verdi, bir cinsiyet verdi, bir aile verdi, bir toplum verdi, bir millet, bir ırk verdi ve bu beşer bedene akıl, ruh, maneviyat, duygu pek çok özellik ve güzellik verdi... Biz bunları ilişkiler içerisinde olaylarla ya geliştirip en üst noktaya taşıyabiliriz ya da gelişmesini engelleyip en dibe düşürebiliriz. Biz olaylarla değil, olaylara yüklediğimiz anlamlarla daha çok muhatap oluruz. Suçladığımız birisinden gelen, sevmediğimiz birisinden gelen şey bize daha itici gelirken aynı davranışı belki sevdiğimiz birisi yapmış olsa aynı tepkiyi vermeyeceğiz... Efendim, aile içerisinde eşlerimizle olan ilişkilerimiz otomatik olarak çocuklarımızın gözü önünde yaşandığı için, çocuklar aynı odada olamasalar bile aynı atmosferi soludukları için, aynı anne-babanın yüzüne baktıkları için ve duygularımızda önce bizim yüzlerimizden okunduğu için çocuklar olumsuz bir algıyı derhal sezerler, anne-babaların arasındaki olumsuz elektriği, anne-babaların arasındaki çekişmeyi hissederler ve gerginleşirler... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Azerbaycan'dan, Bakü'den sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; "Zahid bize tan eyleme Hakk ismin okur dilimiz Sakın efsane söyleme Hazrete varır yolumuz ... Halvetî yolun güderiz Çekilip Hakk’a gideriz Gazay-ı ekber ederiz İmam Ali’dir ulumuz ... Her kim bu tarike girdi Hasanı Basri'ye erdi Her seher okunur virdi Seyyit Yahya'dır pirimiz" Serdar Tuncer: Efendim, Bakü'deyiz. Ve içeri şehirde Şirvan Şahlar Sarayı'nın hemen önünde Seyyit Yahya Efendimizi ziyaret etmeden az önce bu güzel nutk-u şerif ile sizleri selamlıyoruz. Dinle Neyden'e hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bir eve varınca sahibine selam vermek usulden, erkandandır efendim... Ömer Tuğrul İnançer: Ve insana rahatlık verir... Ve ziyaret için bile olsa o kimseye ve o şehire aidiyet kazandırır, hemşeri olunuverir bu kadarcık bir Fatiha ile... Serdar Tuncer: Bakü bize ait ama içeri girersek bizde zannediyorum Bakü'ye ait olacağız... Ömer Tuğrul İnançer: İnşallah, inşallah... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Türkçe yazılan mevlid manzumelerinin arasında özel bir yere sahip olan, Süleyman Çelebi’nin aşkla kaleme aldığı Vesîlet’ün Necât (Mevlid-i Şerif) eserini Prof. Dr. Sadettin Ökten’le birlikte "Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler" programında hem okuyup hem de şerh ediyoruz… Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler'in yeni bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; "Rahmeten lil'âlemindir Mustafa Hem şefîal müznibîndir Mustafa Vasfınî bû resme tertib ettiler Ol mübârek nûru terğib etdiler" Serdar Tuncer: Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler... Ne diyor Süleyman Çelebi Hazretleri burada efendim? Sadettin Ökten: Alemlere rahmet diye gönderilmiştir Mustafa (s.a.v) yani zend günah demek, müznibîn günahkarlar yani insanlar hepsi günahkar. Öyle buyuruluyor zaten; "Siz günah işlemeseydiniz (ki bu mümkün değil) ben sizi yok eder günah işleyen bir ümmet yaratırdım" buyuruyor. Çünkü beşerin hali günah işlemek üzere kurgulanmıştır da bir çok beşer işlediği günahı bilmez, günahın farkında olmaz. Bu da böyle bir haldir yani beşerin bir gaflet halidir dolayısıyla Allah hepimizi bu gaflet halinden uyanmaklığımızı nasib-i müyesser buyursun inşallah. Ne yaptığımızı bilelim. Günahsa günah, sevapsa sevap. İşlemeyelim ama günahı bilelim "şefîal müznibîndir" yani ahiret gününde, hesap gününde şefaat edecek günahkarlara ama hangi günahkarlara? Müslüman günahkarlara, onu tanıyanlara... Tanımayanlara da eder de tanıyanlara edecek... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Eyvallah Baba'nın hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta Ramazan günlerinde başına bir şey gelecek olsa ben oruçluyum demesini bilenler. Efendimiz (a.s.m) öyle diyor: Biri size kötü söz söyleyecek olursa, kavgaya sebep olacak bir mevzu açılacak olursa o kişi ben oruçluyum desin. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkündür Allah-u Alem... Edeben Efendimiz'in (a.s.m) dediği şu manaya geliyor demek haddi aşmaktır, hadsizliktir. Onun için bir ihtiyat payı bırakmak lazım. İhsan Fazlıoğlu hoca diyordu ya; Yorum, doğru anlamaktan ziyade yanlış anlamama çabasına verilen addır... Efendimiz (a.s.m) söz konusu olduğunda, Ayet-i Celile'ler söz konusu olduğunda hatta ve hatta Evliya-i Kiram hazeratının kelam-ı kibarı söz konusu olduğunda burada kastedilen mana budur demek haddi aşmaktır, ukalalıktır. Ya kastedilen mana o değilse, ya onun üstünde bir mana varsa, ya onun ötesinde bir şey zikrediliyorsa, ya senin kastedilen mana budur dediğin şeyin tam aksi istikamette bir şey Allah ve Resulünce murad ediliyorsa kime iftira etmiş olsun... Edep güzeldir, haddini bilmek güzeldir. Onun için olaki diye söylerler, belki murad edilen manalardan birisi de bu olabilir. Ne o? Efendimiz diyor ki; Oruçluyum desin... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Süleymaniye'den sesleniyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı: Dostlar merhabalar. Nasılsınız? İyi misiniz? Biz de bugün çok güzel bir yerdeyiz, hava da çok güzel. Mimar Sinan rahmetlinin kabri burası... Mimar Sinan tabi bugün aslında konuşacağımız konuların merkezinde yer alıyor. Tarihi değil, bize bugün lazım olan şeyleri birazdan konuşacağız... Benim için en güzel eserinin önündeyiz: Süleymaniye... Birazdan bakacağız, çok ilginç şeyler Mimar Sinan'ın ve o dönemki insanların bize, bugünki insanlara verecekleri bir sürü dersler var onları teker teker göreceğiz. Şimdi ona rahmet okuyarak başlayalım bakalım... Şimdi, biz genelde şöyle yapıyoruz; efendim ecdat harika şeyler yapmış, Süleymaniye harika, Mimar Sinan çok büyük bir adamdı bunları herkes söylüyor ama mesele onların neyi, nasıl yaptığını anlamak ve bugüne o aklı taşımak... Mesela burada bir şadırvan var, bir sürü şadırvan var fakat bir şeye dikkat edin işte bugün alacağımız örneklerden birisi; bu şadırvanı hem güzel yapmışlar hem çok işlevsel yapmışlar hem de biliyor musunuz fıkıha uygun, dinimize uygun, kurallara dikkat ederek yapmışlar. Nasıl bir şey? Aslında şu tahta oturakların yerinde çok eski taş oturaklar vardır ona bakarsanız oraya oturan bir insan, normal boydaki bir insan ayaklarını yasladığında o çeşmeye çok rahat oturur. Bugünküler gibi ayağı yukarıya aşağıya inmez, oturduğunda üzerine ve kenardakilere su sıçramaz o yüzden derin yapılmış oluklar. Bu da bize neyi gösteriyor? Sadece mimarlığı bilmiyorlar, sadece mermer işlemeyi bilmiyorlar aynı zamanda ergonomiyi biliyorlar ve ilmihal biliyorlar yani buradaki abdestin sağlıklı olması için gereken şartların hepsini biliyorlar, işlerini ona göre yapıyorlar. Demekki din ayrı, dünya ayrı değilmiş. Yapılan işte Allah'ın rızası gözetilince Allah'ın ölçüsü de hesaba girmiş oluyor. Bakalım başka ne hikayeler var içeride göstereceğim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Dünyanın En Günahsız İnsanı" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler, hiç olmazsa onlara laf ettirmeyenler ve dahi Ramazan-ı Şerif'i ihya etme derdine düşenler... 1443 Ramazan'ı çıkmış gelmiş. Hoş helmiş safalar getirmiş getirmiş. Gerçi yanlış bir şey söyledim; Ramazan-ı Şerif ihya edilir mi? Hayır. Ramazan'ı Şerif'in ihya ettiklerinden olunur. Ramazan ihya edilmez, ihya eder. Kimi ihya eder? Kendisini ihya etmeye çalışanları ihya eder . Bu da tekerleme gibi oldu; aramakla bulamazsın ancak bulanlar yine arayanlardır demiş ya Beyazıd-i Bestami Hazretleri derin sözdür bilene, anlayana... Ramazan-ı Şerif'i ihya etme dedine düşmek lazım. Her Ramazan geldiğinde gelir kalbime şöyle bir sızı oturur hani deriz ya Cenab-ı Hakk yeni Ramazanlar'a kavuştursun fakat bir düşünün şöyle bir hatırlayın; bu duayı beraber ettiğimiz nice kimseler varki bu Ramazan yanımızda değiller. Mübarek 11 aylarda emr-i Hakk vaki oldu, Allah-u Teala'ya göçtüler... Bu Ramazan yoklar... Hani ömrün hayırlı ve uzun olanı istenir ya biraz da bunun için istenir. Ne kadar çok Ramazan-ı Şerif, ne kadar çok Ramazan-ı Şerif'i ihya etme derdine düşmek o kadar güzellik... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Ya'kûb-u Çerhî (k.s) Hazretlerini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenlere gönül verenler, erenlerin diyarından selamın aleyküm üstelik... Çok güzel, çok safalı, çok muhabbetli bir beldeden sizi selamlıyoruz bu Biri Bir Gün'de... Malumunuz, Şerefü'l Mekan Bi'l Mekin buyurulmuş; Mekanın şerefi o mekanda bulunan kişiyle kaimdir, o kişiyle vardır... Duşanbe'deyiz. Tacikistan'ın başkentinde. Ve Nakşibendi silsilesinin, Altun Silsile'nin büyüklerinden Mevlâna Ya'kûb-u Çerhî'nin (k.s) kabr-i şerifinin yanı başından sesleniyorum size... Hep erenlere gönül verenleri, hep erenleri selamladık ama takdir-i Hüda Mevlâ nasip etti şimdi işte o erenlerden birisinin yanı başından erenlere gönül verenlere merhaba demek nasip oluyor... Ya'kûb-u Çerhî Efendimizin kabrinin başında dururken böyle boynumu büktüm dedim ki; Efendim, biz zor zamanların çocuklarıyız. Herat'a gidip, Kahire'ye gidip ilim tahsil etmek, Buhara'ya gelip fetva icazetnamesi alacak hal bize nasip olmadı... Ve dedim ki; Efendim, kimse bizim başımıza bir külah koymadı bizi unutma diyerek... Kimse gideyim mi dediğimiz vakit bize git demedi yere çizgiler çekerek... Oturup saymadık o çizgiler çift midir tek midir diye... Bir tefeül açmadık... Şah-ı Nakşibend'in (k.s) dergahında sabaha kadar gözyaşlarıyla kabulümüz için yalvarıp yakarmak bize nasip olmadı, bütün bunlar size nasip oldu, Mevlâ bu devleti size nasip etti... Boynumu büktüm dedim ki; Resulullah Efendimiz (s.a.v) sizi kırmaz, onun Rabbi sizi geri çevirmez... Bizim, bizi sevenlerin, bizi takip edenlerin, Ümmet-ü Muhammed'in istikameti için, affı için ne olur ricacı olun... Mevlâ, sevdiklerinin hatırına, sizlerin duaları bereketi hatırına bizleri de sizlerin yolunuzdan ayırmasın... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners