
Sign up to save your podcasts
Or


Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Hızır'a Aşık Olan Adam" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta Neyzen Tevfik merhumun; "Hızır'ı ararsan kendinde ara, bulamadım gibi rezalet etme" mısralarının ne manaya geldiğini bilenler. Uzunca bir zaman sonra tekrar MyMecra'da, stüdyodan sizi selamlıyoruz... İyi gezdik. Üsküp, Bakü... Farklı farklı bölümler, en son eve de... Nasrettin hocaya demişler ki: Hocam, senin hanım çok geziyor. Yok yav demiş, iftira ediyorsunuz. Hocam, vallahi çok geziyor. Yok yav iftira ediyorsunuz. Dediğiniz kadar çok gezse arada bizim eve de uğrar demiş... :) Arada eve de uğranıyor. Çıktık, eve de uğradık ve geldik. Nasrettin hoca... Nereden geldik Nasrettin hocaya? :) Tahir Büyükkörükçü hocanın (Allah rahmet etsin. Mekanı cennet, menzili mübarek, makamı âli, komşusu Efendimiz (a.s.v) olsun.) Hizmeti çok bir hocamızdı. Nev-i şahsına münhasır üslubu ile çok güzel vaazlar eden bir zat-ı şerifti. Ümmet-i Muhammed'e hizmeti çoktur, Mevla gani gani rahmet eylesin. Tahir hocanın bir vaazında anlattığı hadiseyi anlatacağım bugün size... Hızır'a (a.s) aşık olan bir adamı anlatıyor, pek de güzel anlatıyor. Onu arz edeceğim... Tahir hocanın anlattığı mevzu şudur... Adamın birisi bir gün Hızır'ı (a.s) görme arzusu düşmüş kalbine. Hızır'a (a.s) aşık olmuş. Gönlüne bir Hızır'ı (a.s) görme arzusu düşmüş. Ah bi nasip olsa da görsem, bi yüzünü görsem... Böyledir, hani Hızır'la (a.s) karşılaşsanız ve bir şey isteseniz Hızır'da (a.s) elini açıp dua etse, rivayet o ki Mevla onun duasını geri çevirmezmiş, onun duası bereketiyle muradınız hasıl olurmuş. Adamın derdi bu da değil. Aşık, Hızır'a (a.s) aşık... Leyla ile Mecnun gibi... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
MyMecra'da yepyeni bir program daha başlıyor. Savaş Şafak Barkçin, Bi' De Buradan Bak programında, tarihte iz bırakan olayları, kendine has üslubu ve tüm gerçeklikleriyle enine boyuna anlatıyor. Savaş Şafak Barkçin ilk bölümde başlıca şunları söyledi: 28 Şubat 1997 günü bir milli güvenlik kurulu toplantısı var, ay sonlarında yapılıyor ve o toplantıda o dönemin başbakanı rahmetli Necmeddin Erbakan'a milli güvenlik kurulundaki asker üyeler, komutanlar bir muhtıra veriyorlar. Muhtıra: hatırlatıcı demek. Bi' şeyi hatırlatıyorlar. Neyi hatırlatıyorlar kendilerine göre? Diyorlar ki; Türkiye yanlış bir yöne doğru gidiyor, irtica hortluyor, dini vakıflar, Kur'an kursları şunlar bunlar artık rejimin laik karakterine zarar veriyor o yüzden biz sizi uyarıyoruz, bunlara artık paye vermeyeceksiniz hatta bunları kapatın diyorlar. Şimdi tabi bu belgeler açıklanmadıkça, gizlidir tabi bu milli güvenlik kurulu tutanakları ama ben o sürecin içinde olduğum için biraz tabi perde arkasını da biliyorum... Kısaca şöyle söyleyeyim; 28 Şubat bir bakış açısıyla Türkiye'de elitlerin halkın iradesine müdahale etme geleneğinin bir halkası. 96 yılındaki bir halkası. Bu böyle 10 yılda bir oluyor falan deriz ama aslında günübirlik olan şeylerdi uzun süre. Ben 1989'da, Özal zamanında devlete girdim. O günden itibaren ve tarihte bildiğim için geriye doğru gittiğinizde Menderes'in iş başına gelmesinden sonra sürekli bir emanetçiler var, önde olup halkın seçtikleri var bir de evin sahipleri var, kendilerini öyle algılayanlar. Babacım sen kiracısın, oğlum Almanya'dan gelecek çık. Amerika senin hakkında şikayet ediyor çık diyen arkadaşlar... Genelde Amerika'nın emriyle çalışıyorlar, 27 Mayıs zaten açık bu konuda... Çok acı bir şeydir. Halbuki aynı elitlerin söylemlerine bakarsan... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Saliha Erdim'in insanı, aileyi ve toplumu ele alacağı bu programda ayrıca toplum için önerileri ve reçeteleri olacak. Gerek gözlemleri, gerekse danışanlarının ortak dertleri Saliha Erdim'in bu programda kendisine ilham kaynağı oluyor... Saliha Erdim, insanın kendisini keşfetme ve potansiyelini harekete geçirmesinde gerekli olan yol haritalarını bu programda anlatıyor... Saliha Erdim yeni bölümde başlıca şunları söyledi; Merhabalar efendim. Gününüz, vaktiniz, ömrünüz hayr olsun inşallah. Rabbim hayırlı işlerle, hayırlı güzel insanlarla, hayırlı güzel neticelerle buluştursun... Bunun içinde bizim çabamızı, duamızı, niyetimizi halis kılsın... Efendim, insanlar olarak bir aile ortamına doğuyoruz ve bir yakın çevrenin içinde var oluyoruz. Annemiz, babamız ve eğer biz ilk çocuk değilsek kardeşlerimiz... Annenin bakışı, duruşu, yaklaşımı, ses tonu ve kucağına aldığı zamanki hissiyatı tamamıyla çocuğu kuşatır. Birilerinin sert bakışı, birilerinin sevecen bakışı, birilerinin sert konuşması ya da sevecen konuşması tamamı çocuğun gözlerinden beynine giden bir yolda işlenir ve çocuk buna uygun bir halet-i ruhiye içerisine girer. Yani çevremiz bizi etkiler... İyi durumdaysak da kötü durumdaysak da çevrenin etkisiyle bu ya değişir, ya pekişir. O zaman bizim nasıl olacağımız bir noktada nasıl bir çevre içinde olduğumuzla çok yakından ilişkili. İnsanların yüz ifadelerinin ne anlama geldiğini ailede öğreniriz. Bir sözün ne anlama geldiğini öğreniriz. Ve insanlar nasıl davranırsa bu ne anlama geliyor, ona nasıl tepki vermek gerekiyor tamamını önce görerek sonra anlamlandırarak, işiterek daha sonra o sürece dahil olarak çocuklar bunu anlarlar... Yani biz daha çocukken çevremizi okumaya başlarız. Çevremizi okuduğumuz zamanlarda ve bunun bizim için bir anlamı olduğunu düşündüğümüzde karşı tarafın tepkisiyle bunun ne kadar doğru, ne kadar yanlış olduğunuda fark etmeye başlarız... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Azerbaycan milli kahramanı şehit Mübariz İbrahimov'un hikayesini, onun yaşadığı öz diyardan anlatıyor... Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta toprak dediğini yerin şehitler tarafından kanlarla sulandığı vakit vatan haline dönüştüğünü, bambaşka bir hüviyete büründüğünü bilenler. Jeneriğin hemen öncesinde okuduğum şiir ve şu anda sizi selamlayışımızdan belki tahmin ettiniz bir şehidi, bir güzel adamı, bir kahramanı yad edeceğiz bu Biri Bir Gün'de... Can Azerbaycan'dayız. Bakü sokaklarında dolaşıyoruz. İki devlet, bir millet! Azerbaycan'ımızdayız ve iki gün sonra 26 Şubat tarihi Azerbaycan'da yaşanan büyük bir katliamın yıldönümü. 26 Şubat 1992'de Ermeniler, dağlık Karabağ'a yakın Hocalı'da 613 kardeşimizi şehit ettiler. Kadın, çocuk demeden çok büyük bir katliam yaşandı orada. Bu millet, tarihinin değişik evrelerinde böylesi zulümlerle hep karşı karşıya kaldı... Dönüp baktığınızda sadece Azerbaycan türkleri değil bütün bir türk dünyası, bütün bir islam dünyası bu mazlumluktan ziyadesiyle payını aldı... Bizim tarihimize baktığınız vakit Allah'a Hamd-u Sena'lar olsun bizim yaptığımız bu manada bir katliama rast gelemiyorsunu fakat biz hem millet olarak hem ümmet olarak bu meyandaki zulümlerle hep muhatap olmak durumunda kaldık... Bugün anlatacağım kişi işte o 26 Şubat 1992 yılında, Hocalı'da şehit olanların haberleri televizyondan geçerken henüz 4 yaşlarında olan bir çocuk... Atasıyla, babasıyla beraber haberleri seyrediyorlar ve orada 6 yaşlarında küçük bir kız çocuğu ağlayarak göz yaşları içerisinde ne yaşandığını anlatıyor o gece... Kullandığı ifadelerden birisi şu: Babam, ilk defa ağladığım için bana tokat attı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim... VİDEO MÜZİK 👉 ÇIRPINIRDI KARADENİZ - Şarkı: Çırpınırdı Karadeniz - Sanatçı: Yunus Eren
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Üsküp şehrinden sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; "Bu aşk bir bahr-i ummandır Buna hadd-ü kenar olmaz Delilim sırr-ı Kur'andır Bunu bilende ar olmaz" Serdar Tuncer: Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Dinle Neyden'de bu program size Üsküp'ten sesleniyoruz. Biraz serince bir havada ev sahibimizi bekliyoruz. Kıymetli hocam teşrif ettiklerinde Dinle Neyden başlayacak inşallah. Bi' bardak çay da içimizi ısıtır diye düşünüyoruz burada... Çaylar da geldi. Çay tiryakiyle beraber geliyor, gelişinizle çay geldi... :) Ömer Tuğrul İnançer: Aman estağfurullah, teşekkür ederim. :) Serdar Tuncer: Biraz serince bir hava... İnşallah sizi üşütmeyiz efendim. Ömer Tuğrul İnançer: Yok. Gönlümüz sıcak olunca beden zaten çok üşümez. Serdar Tuncer: Buralarda gönül sıcak oluyor ister istemez dimi? Ömer Tuğrul İnançer: Şimdi bak, bu çarşı... Ben Bursa'da büyüdüm. Kapalı Çarşı'nın devamı vardır ama kapalı olmayan onun da adı uzun çarşı. Bu çarşı biz Türklerin adeta ortak bir alanı. Burada Üsküp'te bu devam ediyor, malum Saraybosna'da Başçarşı tabir edilen en mutena yerdir. Kosova'da çok büyük bir çarşı varmış şimdi boş duruyor. Neden? Bu göçler Kosova'nın nüfusunu ve civardan gelen köylerin nüfusunu azaltmış. Köylüler hep şehirlere, kasabalara gelmişler. Bütün dünyada bu var ama bu çarşının hükmi şahsiyeti çok önemli. Bursa'da Kapalı Çarşı yangını olduğu zaman ben ilkokuldaydım. Ahmet Cevdet Paşa'nın, Bursa'daki büyük zelzele, Sultan Abdülaziz Han zamanında Ulu Camii'nin kubbelerinin indiği zelzelede... Bu zelzelede Osmanlı'nın dibacesi yıkıldı diyor. Bursa'da da çok ciddi bir çarşı terbiyesi vardı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Üç Yüz Bin Kişinin Haccının Kabul Olmasına Sebep Olan Eskici" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta mevla emretmiş diye emredilenin tamamını yapmaya çalışıp nehyetmiş diye nehyedilenin tamamına yakınından kaçınmaya çalışıp genede bu emri tutuşun, o nehiyden kaçısın işe yaramayacağını, bu işin ancak mevlanın inayet ve ihsanıyla olacağını bilenler... Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Biri Bir Gün'lere ilk defa belki bir şiirle başladık. Cahit abinin bir şiiri... Allah gani gani rahmet etsin... Cahit Zarifoğlu. Muhteşem bir şiirdir, af dilekçesidir. Fakir, hep şöyle derim: Cahit abinin mevlanın katında işe yarar hiçbir ameli olmasa şu şiirdeki samimiyetin, şu şiirin anlattığı meselenin hatırına Allah-u Teala öyle ihlas ediyorum Cahit Zarifoğlu kuluna merhamet edivermiştir. Böyle geçer gönlümden... Bu şiir üzerine sabaha kadar konuşabilirim, konuşulur fakat şiirde geçen bir ifade bugünün Biri Bir Gün'ü ile alakalı olduğu için sadece o mısra üzerinden hasbihal edelim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
MyMecra’da yepyeni bir program daha… Müslümanlar arasında devam eden en güzel adetlerden biri olan Mevlid-i Şerif, "Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler" programıyla MyMecra’da… Türkçe yazılan mevlid manzumelerinin arasında özel bir yere sahip olan, Süleyman Çelebi’nin aşkla kaleme aldığı Vesîlet’ün Necât (Mevlid-i Şerif) eserini Prof. Dr. Sadettin Ökten’le birlikte "Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler" programında hem okuyup hem de şerh ediyoruz… Süleyman Aşk Dilin Bilir Dediler'in ilk bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. MyMecra'da yeni bir programla selamlıyoruz sizi... Süleyman Çelebi Yılı münasebetiyle Vesîlet’ün Necât maruf Mevlid-i Şerif'in şerhini yapacağımız bir programı sizlerle buluşturuyoruz. Bu programda çok kıymetli bir isim, Mevlid-i Şerif şerhi için bize eşlik edecek: Sadettin Ökten Bey Hocam... Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Sadettin Ökten: Hoş bulduk efendim. Serdar Tuncer: Güzel bir vesile ile yine MyMecra'da birlikteyiz... Sadettin Ökten: Vesîlet’ün Necât zaten adı üstünde :) Vesile-i hasene inşallah... Serdar Tuncer: Mevlid-i Şerif ile alakalı bizim medeniyetimizin mutabakat metnidir deyişinizi hiç unutmam. Buradan başlayalım mı? Ne demektir bu? Sadettin Ökten: Başlayalım efendim inşallah ama isterseniz ben şerh mevzusunda bir kaç söz söylemek isterim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Saliha Erdim ile 'Reçete' ilk bölümüyle MyMecra'da... İnsanı, aileyi ve toplumu ele alacağı programda Saliha Erdim'in ayrıca toplum için önerileri ve reçeteleri olacak. Gerek gözlemleri ve gerekse danışanlarının ortak dertleri Saliha Erdim'in bu programda kendisine ilham kaynağı oluyor... İnsanın kendisini keşfetme ve potansiyelini harekete geçirme aşamalarında kişiye gerekli olan yol haritalarını tespitle 'Reçete' programına başladı. Sonraki bölümlerde de insana ve aileye dair çok özel bilgileri kendisinden duymaya devam edeceğiz. Saliha Erdim ilk bölümde başlıca şunları anlattı; Merhabalar efendim. Gününüz hayr olsun, vaktiniz, ömrünüz hayr olsun. Rabbim, ömrünüzü razı olduğu güzelliklerle dolu dolu geçirmeyi nasip etsin inşallah. Bugün konumuz: İnsan... Kendimizden söz edeceğiz, kendimizin nasıl daha iyi olabileceğimizden, iyi olduğumuz zaman neleri, nasıl yapabileceğimizden, kötü hissettiğimiz zaman da performansımızın ne kadar düştüğü ve kendimizi ne kadar atıl kapasite yaşadığımızdan söz edeceğim... Efendim, Allah-u Teala insanı ve bütün kainatı (mucizeleri hariç) bir oluş ve bozuluş kanunu üzerine yaratmıştır. Olmanın da bozulmanın da bir kanunu var, bir prosedürü var, bir stratejisi var. İnsan, duygusal bir varlık. Duyguları doğru ve düzgün olduğunda kendiside düzgün olur, duyguları değiştiğinde kendisi de değişir. İnsanın en önemli ihtiyacı kendisini iyi hissetmek, kendisini bu dünya için değerli ve anlamlı görme, önemli görme ihtiyacıdır. Eğer insan kendisini bu dünyada adım attığı zaman iyi bir şeyler yapabilecek biri gibi görürse, bu dünyanın değişimine katkıda bulunabilecek biri gibi görürse ve kendisinin bir adım dahi olsa iyi bir şey için adım atmasının bütün dünyayı etkileyecek bir etki oluşturabileceğini bilse çok şeyler yapabilir. O zaman bizim buna inanmaya ihtiyacımız var. Bu inancın temelini biz ailede alırız... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Çağrışımlar yeni sezonda, yeni konseptiyle kaldığı yerden devam ediyor. Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Eyüp Sultan Hazretlerinin huzurundan sesleniyor sizlere... Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı: Sevgili dostlar merhabalar. Burada ne işimiz var? Burası neresi? Efendim burası Eyüp Sultan. Eyüp Sultan; İstanbul'un kalbi. Eskilerin bir edebi var; bir şehire girdikleri vakit oranın en kıdemli, en büyük manevi zatını ziyaret ederek veya mekanını ziyaret ederek o şehire selam veriyorlar, destur alıyorlar bir nevi... Biz de inşallah Çağrışımlar'ın bu yeni serisinde sizi kapalı mekanlardan ziyade hayatın içinden, illa tarihi olması gerekmiyor bakın şu anda oturduk arkamızda kaldı ama Eyüp Sultan Hazretlerinin kabri ve dolayısıyla Fatih Sultan Mehmed rahmetlinin, onun kabri ve yanına yaptırdığı caminin hemen orada bulunuyoruz. Eyüp Sultan'a geldik çünkü bu yeni Çağrışımlar'ın Fatiha'sı, başlangıcı böyle mübarek bir zatın huzuru olmalı... Eyüp Sultan Hazretleri biliyorsunuz Resulullah Efendimizin ev sahibi. Çok geç yaşlarda yani 90'lı, 80'li yaşlarda bu kuşatmaya katılmış islam ordusuyla. Hayatı harplerde geçmiş cihat ehli bir zat. Allah rahmet etsin, şefaatine nail eylesin... Dolayısıyla buradan başlayalım dedik. Eyüp Sultan Hazretlerini hem ziyaret edelim, hem burada size göstereceğim bazı ilginç şeyler var günümüzle de ilgili... Tabi şehir turu yapmıyoruz, bu program bir turizm rehberliği, kültüren varlıkları tanıtma hikayesi de değil... Biliyorsunuz ben bizimle ilgili hikayeleri geçmişten olsun, bugünden olsun bir misal üzerinden anlatmayı seviyorum. Eyüp Sultan Hazretlerinin ve çevresinin bize sunacağı çok misaller var... İsterseniz Bismillah diyelim, buradan devam edelim. Bakalım neler göreceğiz, neler göstereceğiz... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Üç Pişman Adam" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi gidemediğimiz diyarın bizim olamayacağını, bir kez gittiğimiz diyarın da kıyamete kadar elin olamayacağını bilenler. Üsküp'teyiz. Yahya Kemal'e rahmet olsun; "Üsküp ki Şar dağında devamıdır Bursa'nın." Bu işler böyle... Burada insan birazcık mahzun dolaşıyor, burada insan birazcık boynu bükük dolaşıyor... Osmanlı bakiyesi topraklar. Vaktiyle ecdadın asırlarca adalet ve muhabbet taşıdığı diyarlarda dolaşırken öyle yerler vardır ki oraya gidersiniz azıcık huzursuz olursunuz çünkü orası elinizden çekip alınırken oralılar da orayı elinizden çekip alanlara yardım etmişlerdir yarınlarını düşündükleri için şahsi ikballerini derlerinin, davalarının, dinlerinin önüne koydukları için... Oralarda böyle biraz yüzünüzü ekşiterek dolaşırsınız ama öyle diyarlar da vardır ki çekip alınmıştır elinizden ciğeriniz yana yana boynunuzu büküp gerisin geriye dönmek zorunda kalmışsınızdır... İşte Rumeli bir borçlu gibi yahu sizi buraya bıraktık, sizin için bir şey yapamadık, elimizden bir şey gelmedi diyerek, o borçluluğu yüreğinizde hissederek dolaştığınız diyarlar. Üsküp'teyiz. Güzel bir diyarda size sesleniyoruz. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Buralarda dolaşırken nasıl bir Biri Bir Gün anlatsam diye, Muzaffer Efendi Hazretlerinin sohbetlerinde arada dile getirdiği üç adamın yaptıkları şeyi niçin yaptıkları üzerinden bize çok güzel hisse veren bir menkıbe vardır onu paylaşayım dedim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners