
Sign up to save your podcasts
Or


Şöyle Garip Bencileyin'in son bölümünde Beşir Ayvazoğlu, Yunus Emre Hazretlerinin "Keleci Bilen Kişinin" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' son bölümüyle Çarşamba 19:33'te MyMecra'da. Beşir Ayvazoğlu'nun bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Keleci bilen kişinün yüzini ag ide bir söz Sözi bişürüp diyenün işini sag ide bir söz 2 Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz 3 Kelecilerün bişürgil yaramazunı şeşürgil Sözün usıla düşürgil dimegil çag ide bir söz 4 Gel ahî iy şehriyâri sözümüzi dinle bâri Hezâr gevher ü dînârı kara toprag ide bir söz 5 Kişi bile söz demini dimeye sözün kemini Bu cihân Cehennem'ini sekiz uçmag ide bir söz 6 Yüri yüri yolunıla gâfil olma bilünile Key sakın key dilünile cânına dâg ide bir söz 7 Yûnus imdi söz yatından söyle sözi gâyetinden Key sakın o şeh katından seni ırag ide bir söz Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Prizren şehrinden sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim, bir şehir içinden ırmak aktığı vakit şiir gibi bir şey oluyor. Bir şehir içinde maziden izler taşıdığı vakit bir şiirin bestelenip icra edildiği güzel bir musiki endamına bürünüyor. Ve bir şehir aradan geçen asırlara rağmen hala kendisini muhafaza ettiği vakit dilden dile dolaşan çok güzel bir şarkının ezgileri haline geliveriyor. Hangisini kabul ederseniz... İşte öyle bir şehirdeyiz, işte öyle bir diyardayız. Yeni dönemin ilk Dinle Neyden'ini Prizren'de, Kosova'mızda çekiyoruz ve buradan sizlere merhaba diyoruz. Efendim hoş geldiniz, hoşa geldiniz, safalar getirdiniz, safa verdiniz... Ömer Tuğrul İnançer: Bir de böyle konsolosluğumuzda dalgalanan bayrağın dibinde olunca dilden dileden gönülden gönülede intikal ediyor. Nasıl bir efsunkar hal var ki o AYYILDIZ'da insanın sesini titretiyor, gözünü buğulandırıyor. Neymiş şu AYYILDIZ ya! Ve AYYILDIZ'ın hangisi birbirini muhafaza ediyor (yumurta mı tavuk, tavuk mu yumurta)... Ve ecdad yadigarı Sultan Süleyman Han'dan biraz sonra ama Sultan I. Ahmet Han zamanından kalma bir cami: Sinan Paşa... Bir Arnavut delikanlısı... İstanbul'a geliyor... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Kosova Savaşını ve Sultan Murad Hanı" anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta ne ki olmuş, olan cümle işlerin Mevla'nın izni ve inayetiyle olduğunu bilenler. Kandiliniz mübarek olsun efendim. Niçin böyle bir giriş yaptın Serdar Tuncer? Sebebi şudur; öyle bir mekanda duruyorum ki bir kandil gününde burada Osmanlı tarihinin en büyük savaşlarından birisi yaşandı ve bir ulu hünkâr bu bulunduğumuz mekana yakın bir yerde şehit edildi ve onun tahnit edilmiş iç organları hemen şu arkamda gördüğünüz türbe-i şerifin içinde ve aradan geçen zamandan sonra biz bir Regaip Kandili'nde, bir Berat Kandili'nde yapılan savaşı yad etmek üzere bu mekandayız. E şimdi buna cilve-i Rabbani demeyeceksek neden bahisle cilve-i Rabbani diyeceğiz ki?... Kandil-i şerifiniz mübarek olsun. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz... Efendim, Devlet-i Aliyye'nin hünkârları bize resmi tarih tarafından anlatılır, resmi tarih bilmemiz gerektiği gibi anlatır ama bir de tarih kitaplarının bazen kasıtlı yazmadığı, bazen yazmaya cesaret etmediği, bazen gene bir kasıtla ya da cehalet sebebiyle farklı bir şekilde duyurduğu hadiseler vardır. Bundan en büyük nasibi Devlet-i Aliyye'nin padişahları alır. Onlar için onların olduğundan, yaşadıkları hayattan, Peygamber sevgilerinden, derviş meşreplerinden uzakta bambaşka haremle saray arasında geçen bir hayat gibi bahsedilir. Yanlıştır, eksiktir ve bunun hem yanlış hem eksik hem de tam tersi istikamette olduğunun en büyük ispatı olan yerlerden birisi şu an içinde bulunduğumuz mekandır; Kosova'dayız... Sene 1389... Kosova Savaşı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Saadettin Acar, Yunus Emre Hazretlerinin "Yalancı Dünyaya Konup Göçenler" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Çarşamba günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Saadettin Acar'ın bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; Yalancı dünyaya konup göçenler, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Üzerinde türlü otlar bitenler, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Kiminin başında biter ağaçlar, Kiminin başında sararır otlar. Kimi masum, kimi güzel yiğitler, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Toprağa gark olmuş nazik tenleri, Söylemeden kalmış tatlı dilleri. Gelin duadan unutman bunları, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Kimisi dördünde, kimi beşinde, Kimisinin tacı yoktur başında. Kimi altı, kimi yedi yaşında, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Kimisi bezirgan, kimisi hoca, Ecel şerbetini içmek de güç a, Kimi ak sakallı, kimi pir koca, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Yunus der ki: Gör takdirin işleri, Dökülmüştür kirpikleri, kaşları. Başları ucunda hece taşları, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Devamı videoda.... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Merkad-ı Şerifinden Şah-ı Nakşıbend Hazretlerini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi ya ağniyayi şakirin ya da fukara-i sabirinden olması gerektiğini bilenler. Ne demek bu şimdi? İnsan ya zengindir ya da fakirdir. Ağniyayi şakirin şükreden zengin demekmiş efendim, kudema böyle demiş; şükreden zengin. İnsan ya böyle olmalı ya da fukara-i sabirinden, sabreden fakirlerden olmalı diyorlar çünkü ikisinin de neticesinde bir mükafat var. Aslında ikisinin de kendisi başlı başına hem mükafat hem de ceza olabilir. Nasıl?... Mevla dünyada adama zenginlik vermiştir ama o zenginliği Allah-u Teala'nın yasakladığı şeyler için kullanırsa insan, kendi eliyle ahiretini yıkar ve zenginliği başlı başına kendisine bir ceza olur ama Allah-u Teala adama bir zenginlik vermiştir, o zenginliği hayırda harcar, fakire fukaraya yardım eder, ihtiyaç sahibinin ihtiyacını görür, garib gurabayı gözetir, zekatını verir, tasaddukunu eder, parayı bir de helal yerlere, emredilen yerlere harcar, harama kendisine verilen nimeti sermaye yapmazsa işte o zaman kendisine bir mükafat olur. Daha dünyadayken mükafat olur, ahiretteki ayrı fakat orada bir de bi' ifade var. Ağniyayi şakirin diyor. Şükreden zengin... Oradaki şükrün içini biraz açmak lazım sanki, bi' pencere açalım bunun burasında... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Abdullah Sert, Yunus Emre Hazretlerinin "Dost Senin Aşkın Oku" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Çarşamba günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Abdullah Sert'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Dost senün ‘ışkun okı key katı taşdan geçer Işkuna düşen ‘âşık cânıla başdan geçer 2 Işkuna düşenlerün yüregi yanar olur Kendüyi sana viren dükeli işden geçer 3 Dün ü güni zâr olur ‘ışkunıla yâr olur Endîşesi sen olan cümle teşvîşden geçer 4 Âriflere bu dünyâ hayâl ü düş gibidür Kendüyi sana viren hayâl ü düşden geçer 5 Dünyânun mahabbeti agulu aşa benzer Âhirin sanan kişi agulu aşdan geçer 6 Başında aklı olan âhrete ‘amel itmez Hûrîlere aldanmaz gözile kaşdan geçer 7 Girçek âşık ol ola cân virmege ol ive Dostıla bâzâr içün niçe bin başdan geçer 8 Yûnus'un gönli gözi toludur Hak sevgüsi Sohbet ihtiyâr iden yâd u bilişden geçer Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Usta Beka ve Minare-i Kelân" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler. Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bu ifadelerin belki de yeryüzünde kendisine en çok yakışacağı şehirlerden birinden sizi selamlıyorum. Niçin? Hacegân yolunun 7 büyük pirinin içinde medfun bulunduğu, senelerce ilme, aşka, muhabbete, irfana beşiklik etmiş Maveraünnehir'in en güzel alanlarından birisi; Buhara şehirinden selamlıyorum sizi... O Buhara nefesi değil midir ki senelerce muhabbetle, güzellikle, aşkla, irfanla yeryüzünü aydınlattı işte oradayız. Peki ben Hacegân yolunun büyük piri, Ser Silsile-i Hacegân Abdülhalik El Gücdevâni'nin (k.s) diyarından, erenlerin diyarından seslendiğimi ifade etmeyeceksem nereden ifade edeceğim? Şah-ı Nakşıbend efendimizin (k.s) ve aradaki zatların pek çoğunun medfun bulunduğu yerden sizi selamlamayacaksam nereden erenlere gönül verenler diye selamlayacağım? İşte böyle kutlu bir diyarda ve kutlu bir mekandayız, çok güzel bir yerdeyiz... Hemen solumda Mescid-i Kelân, hemen sağımda Mir Arap Medresesi ve arka çaprazımda görüyorsunuz; Minare-i Kelân... Kelân; Ulu demek. Mescid-i Kelân; Ulu Camii Buhara'nın. Minare-i Kelân; Buhara'nın Ulu Minaresi ve burası da da bir medrese; Mir Arap Medresesi. Şimdi, Anadolu'nun pek çok şehirinde gitmiş görmüşüzdür, biliriz bir Ulu Cami vardır. Ecdat inşaa ederken şehiri bir ruhla inşaa eder. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ruhu şad olsun diyordu ya; "Bizim cedlerimiz inşaa etmiyordu, ibadet ediyordu" işte bu ibadet ve inşaa arasındaki farkın ince çizgisini şehirin merkezine kurulam mabed, onun etrafında halkalanan hayat buradan anlarız... Sözü çok uzattım, fazla uzatmaya niyetim yok çünkü bugün size Usta Beka'nın ve Minare-i Kelan'ın hikayesini anlatmak derdindeyim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde "İngiltere ve Siyonizm" üzerinde duruyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı: Serdar Tuncer: Geçen programda biraz Amerika'dan bahsettik, sosyal medya sallandı. Biz böyle bilmiyorduk, "Aa bu da mı vardı? Biden hakikaten öyle miydi?" filan ve şu manada talepler geldi abi; Savaş abinin perspektifinden bi de İngiltere'yi okumak isteriz. Savaş Şafak Barkçin: Ya biraz kendimize baksak daha iyi değil mi? :) Hep ellere baka baka kendimizden olduk :) Serdar Tuncer: Ama önceki programlar boyunca hep kendimizi konuşmaya gayret ettik. Aslında bu da kendimize daha doğru bakabilmek için orayı doğru okumak istiyoruz abi... Mesela İngiltere için derler ki; dünyanın aklıdır. İngilizler yönetir. İmparatorluk bakiyesi olmanın hakkını hala verirler filan... Kuruluşundan başlayarak İngiltere'den bahsedelim mi abi? Savaş Şafak Barkçin: Olur. Tabi şimdi İngiltere, dünyada bir sıralama yapsak, insanlık tarihinde bilenen tarihte en önemli devletler, dünya çapında egemen olmuş devletler gerçekten ilk onda yer alan bir devlet, öyle ufak tefek bir şey değil. Tarihleri geç yani. Osmanlı'ya göre geç bir tarih sahnesine çıkmaları olsa bile bugün bile devam eden etkileri var. Finansta, siyasette, bilimde, düşüncede, batı dediğimizin aslında bi nevi akıl merkezi... Şimdi ona geliriz ama İngiltere'nin başlangıcı şöyle; İngiltere aslında çok karışık bir toplum. Neresi karışık değil ki diyeceksin tabi ki yani bütün toplumlar göç ile oluşur, dünyada öyle saf bir toplum yok o yüzden bu ırkçılık işte gerçekten çok ahmakça bir şeydir, hiç bir gerçekliği olmayan bir şeydir. Dünyada öyle bir ırk yok yani zaten ırkın kendi başına bir kıymeti yok çünkü kendi kendini yaratmıyorsun, Allah yaratmış. Kıymet başka bir yerde. Kanında değil de yolunda daha çok... Neyse... Şimdi bu İngilizler'de çok ilginç bir coğrafya çünkü şöyle düşün Avrupa fakat Avrupa'nın açığında yani Avrupa ile direkt karasal bir teması olmadığı için Avrupa'dan gelen akıncılar, göçler özellikle Alman kökenli kavimler orayı işgal ediyor, Fransa üzerinden gelen kelt gruplar işgal ediyor... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bir Dinle Neyden programında kıymetli hocamla, Ömer Tuğrul İnançer Bey hocamla birlikteyiz ve mevcut yayın döneminin son Dinle Neyden'i için huzurlarınızdayız. Yeni yayın döneminde inşallah biraz daha farklı bir formda, daha farklı bir içerikle, daha farklı diyarlardan Dinle Neyden ile sizlere sesleneceğiz. Efendim, evinize hoş geldiniz, safa getirdiniz, şeref verdiniz. Ömer Tuğrul İnançer: Eyvallah. Safaya geldik, estağfurullah. Serdar Tuncer: 1 yıl boyunca Allah razı olsun vakit ayırdınız, lütfettiniz... Ömer Tuğrul İnançer: Estağfurullah. Sizi davete layık buldunuz biz onun için teşekkür ederiz... Serdar Tuncer: Estağfurullah. İstifade ettik, güzel sohbetler oldu ama geride kalan bir yıl boyunca konuştuklarımızı bi Hülasa edecek olursak... Biz bu programı niçin yapmıştık, nelere konuştuk, istediğimiz ne kadar oldu, eksik kalan bir şey var mı?... Neler söylemek istersiniz? Ömer Tuğrul İnançer: Mutlaka eksik kalan bir şey vardır da o eksiği tespit etmek için özel oturup çalışmak lazım. Mükemmeliyet Hakk'a aittir. Beşerde mükemmeliyet olmaz. Beşeri ölçüler içinde mukayese edilerek daha mükemmele yakınlık temin edilebilir ama bizim gayemiz neydi? Bi takım cazibe unsurları, çekicilikler bularak insanların dikkatini çekmek... Şimdi, Mesnevi-i Şerif ve Hz. Mevlana özellikle Aralık ayındaki ve artık diğer zamanlarda da yapılan merasimlerle (bu merasime devlet ricalininde iştirakiyle) bir gündem teşkil eder hale geldi ve bi cazibe noktası oldu... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde İsmail Kılıçarslan, Yunus Emre Hazretlerinin "Geldi Geçti Ömrüm Benim" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 19:33'te MyMecra'da. İsmail Kılıçarslan'ın bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Geldi geçdi ‘ömrüm benüm şol yil esüp geçmiş gibi Hele bana şöyle gele şol göz açup yummış gibi 2 İşbu söze Hak tanukdur bu cân gevdeye konukdur Bir gün ola çıka gide kafesden kuş uçmış gibi 3 Miskîn Âdem oglanını benzetmişler ekinciye Kimi biter kimi yiter yire tohum saçmış gibi 4 Bu dünyede bir nesneye yanar içüm göyner özüm Yigid iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi 5 Bir hastaya vardunısa bir içim su virdünise Yarın anda karşu gele Hak şarâbın içmiş gibi 6 Bir miskîni gördünise bir eskice virdünise Yarın anda sana gele Hak şarâbın içmiş gibi 7 Yûnus Emre bu dünyâda iki kişi kalur dirler Meger Hızır-İlyâs ola Âb-ı Hayât içmiş gibi Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners