
Sign up to save your podcasts
Or


Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: "Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede Şerha şerha eylesün sinem firâk Eyleyem ta şerh-i derd-i iştiyâk" Efendim, Dinle Neyden'e hoşgeldiniz, safalar getirdiniz. Bu defa bir değişiklik olsun istedik. Değişikliğin tek sebebi var; fakir hani isminizin kimin isminin hizasına yazıldığı önemlidir, kimin yanında durduğunuz mühimdir ya Dinle Neyden'in sahibinin yanında durmak, yanında görünmek benim için kıymetli o böyle bir tarihlere not düşsün, bir vesika halini alsın diye bugün maalesef bendenize de katlanmak durumunda kalacağınız bir Dinle Neyden programı yapacağız... Şimdi bir soru sormam lazım aslında da sunucuların sorması gereken onu sormayacağım çünkü asıl soracağım soruya mani bi şey yapmış olurum o zaman... Afiyette misiniz diye soracağım, nasılsınız demeyeceğim. Ömer Tuğrul İnançer: Elhamdülillah. Elhamdülillahi ala külli hal. Ne kadar başımıza ne sıkıntı gelirse gelsin biraz Kısas-ı Enbiya okuyan, biraz Hz. Fuzuli'nin Hadikatü's Süeda'sını okuyan şükrünün ne kadar çok artması lazım geldiğini inşallah idrak eder. Hiç bir Peygamberin çektiği belayı çekmiyoruz! Peygamber! Daha ötesi yok... Hacı Bayram-ı Veli Efendimiz buyuruyorlar ki; "Bir velinin başının uzanacağı en yüce nokta bir Nebi'nin ayak ucudur." Çünkü Nebi, Peygamber vahiye mazhar. Bundan daha yükseklik yok ama Hz. Adem'den (a.s) itibaren Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya'sı en yani daha kolay takip edilebilir bir kitap veya Hadikatü's Süeda yani sadece değil kendi çoluk çocuğu Evlad-ı Resul'ün çektikleri dünyada... Bunların hiç biri bizim başımızda yok onun için bu kadar şikayet nankörlük olur. Madem ki programın adı Dinle Neyden biz de Mesnevi-i Şerif'ten örnek verirsek birinci ciltte daha nankörlükten, nankörün zararının sadece kendisine dokunmayacağını, etrafına da sirayet edeceği hakkında Hz. Musa (a.s) kavminin hazır Kudret helvası ve Bıldırcın kebabı yerken işte bakla isteriz, soğan isteriz, sarımsak isteriz... Efendim, o münasebetsizlikle isteyenler azınlıkta diğer çoğunluk razı ama o az miktarda olan nankörler yüzünden hepsi birden aynı cezaya çarptırılıyorlar. Ceza ne? Ben size emeksiz rızık veriyordum şimdi rızkınızı emeğe bağladım! İşte nankörlük bugün çok, şükürsüzlük çok... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Bedri Gencer, Yunus Emre Hazretlerinin "Bu Vücudum Şehrine Bir Dem Giresim Gelir" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Bedri Gencer'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Bu vücûdum şehrine bir dem giresüm gelür İçindeki sultânun yüzin göresüm gelür 2 İşidürem sözini göremezem yüzini Yüzini görmeklige cânum viresüm gelür 3 Ma'şûka halvetinün yidi kapusı vardur Ol kapudan içerü seyrân kılasum gelür 4 Her kapuda bir kişi yüz bin çerisi vardur ‘Işk kılıcın kuşanup cümle kırasum gelür 5 Erenlerün sohbeti arturur ma'rifeti Bî-derdleri sohbetden her dem süresüm gelür 6 Leylî-i Mecnûn benem şeydâ-yı Rahmân benem Leylî yüzin görmege Mecnûn olasum gelür 7 Dost oldı bize mihmân bunca yıl bunca zamân Gerçek İsmâîl gibi kurbân olasum gelür 8 Erenlerün nazarı topragı gevher eyler Erenler kademinde toprak olasum gelür 9 Yârimden elçi gelür cânumdan ulak diler Merkebden inübeni yayan varasum gelür 10 Miskîn Yûnus'un nefsi dört tabî'at içinde 'Işkıla cân sırrına pinhân varasum gelür Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de yaşanmış bir olay olan Dr. Haluk Nur Baki Hoca ve hastası Serap Hanım arasında geçen gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamun aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri canı gönülden sevenler. Efendim hoşgeldiniz sefalar getirdiniz Biri Bir Gün'de bir söz verdik bir mevzu anlatmak üzere, o mevzu bugünkü Biri Bir Gün'ün mevzuudur. Derler ki; "Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek" Atalar sözüdür, güzel sözdür... Yahut türküler bazen bir kapı aralar bize de ataların tekabül ettiği, ayet-i celilere denk düşen, hadis-i şeriflerde yeri olan, ariflerin nutk-u şeriflerinde, hikmetli sözlerinde yeri olan bir hakikate işaret ediverir... Diyor ki; "Nakt ile pazar eyleriz, veresi pazar bilmeyiz. Ol dosta nazar eyleriz, gayrıya nazar bilmeyiz." “Sür çıkar ağyârı dilden ta tecellî ede Hak, Padişah konmaz saraya, hâne ma’mûr olmadan.” ya da Niyaz-i Mısri Sultan; "Ben taşrada arar idim, ol cân içinde cân imiş" diyor. Söz verdiğimiz mevzu şuydu; Haluk Nur Baki Hoca, Allah rahmet etsin, menzilini mübarek, makamını ali, mekanını cennet eylesin, şefaatlerinden mahrum etmesin, ümmeti Muhammed'e Fethi abi öyle derdi; "72 bin evliya dölü olan bu mukaddes Anadolu toprağı" işte bu mukaddes Anadolu toprağının mahzun, mazlum, masum insanına hizmetkar olmuş güzel gönüllerden birisi... Bak geldi, göçtü ama arkasından hayırla yad ediyoruz. Nerede? Bir programın içinde... Biz de geldik, bir gün biz de göçeceğiz. Bizi nerede zikredecekler, nasıl zikredecekler? Bir dua ile, bir Fatiha ile mi yad edecekler yoksa kurtulduk mu (Allah muhafaza) diyecekler... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde "Amerika Nasıl Kuruldu?" başlığı üzerinde duruyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı; Serdar Tuncer: Geçen program çok kıymetli bir yerde kaldık ve dedik ki aman heba etmeyelim buradan sonrası mühim. Niye mühim? Bu meseleyi, konuştuğumuz mevzuyu anlayabilmek için buraya dair iyi bir kanaat sahibi olabilmek için belki yüzlerce, binlerce kitabı okumak, bunlardan bir tecrübe ortaya çıkarmak, bir kanaat, bir fikir haline getirmek, bütün bunlar lazım e hangi birimizin bunları okuyacak imkanı var, vakti var ya da oradan çıkacak fikri hangi birimiz doğru tespit edebileceğiz fakat hem okuduğuna, hem gördüğüne, hem yorumladığına, hem de oradan bir fikir ortaya çıkardığına itimat ettiğimiz bir hocamız var, Savaş Barkçin Abi. Dolayısıyla mevzu mühim diye o yarıdan devam ediyoruz, alakalısı buyursun... Peki, kuruluştaki Osmanlı tecrübesinden bahsettiniz, Amerika'da da benzer bir durum var dediniz ve kaldık, buyrun... Savaş Şafak Barkçin: Şimdi, tabi Amerika'nın daha farklı bir konumu var çünkü Amerika aslında laboratuvar gibi bir ülke. Neden? Çünkü o kıta güya keşfedildiğinde, güya... Serdar Tuncer: Niye güya? Savaş Şafak Barkçin: Çünkü üzerinde adamlar yaşıyor zaten. Batı onu keşfetti, orası zaten vardı. Üstelik bir de onları doğradılar, korkunç katliamlardır. Orada yaşayan yerlilerin katliamları vesaire korkunçtur yani Güney Amerika, Kuzey Amerika biraz bunları bilmek lazım. İngiliz sömürgesi olduğu için İngilizler oraya daha çok hakim oldu, Kuzey Amerika'yı kastediyorum dolayısıyla onlar oraya işte Afrika'dan, kendi sömürgelerinden bir sürü gariban zenciyi getirdiler, insan hüviyetinde bile değil mal hüviyetinde onları asırlarca sömürdüler. Bugünki zenginliklerinin çok önemli kaynağı o. Şimdi Amerika'nın farkı şuradan orada zaten yerleşik devletler, öteden beri gelen, birbiriyle işte alıp veren, birbiriyle savaşan medeniyetler, devletler diye bir şey yok. Orası güya tarihsiz bir yer, tabiki tarihli bir yer de öyle birbirleriye sürekli savaşan ve birbirleriye sürekli kaynaşan büyük medeniyetlerin çok olduğu bir yer değil... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Mevlevilik nedir ve ne değildir?" sorularını cevaplıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti ve Nusreti cümlemizin, cümle Ümmet-i Muhammed'in üzerine olsun... Nusret deyince, safer... Emeğin karşılığında elde edilen her şey Nusrete girer yani emeğim kıymetini bilmek için sonradan insanların icad ettiği bir takım istler ve izmlere lüzum yok, müslüman olmak yeter... Amelenin teri kurumadan hakkını ödeyin diyen bir Peygamberin (s.a.v) ümmeti olmak emeğin değerini bilmek için yeter, artar bile. Keşke anlayabilseydik... İşte Nusret, bir takım çalışmaların sonucunda genellikle harp için kullanılır ama genelde gayretin sonucunda elde edilen başarıdır... Hz. Mevlana her müslüman gibi, her müslümanın olması lazım geldiği gibi çok gayretli ve çalışkan bir zattır. Sadece yazdığı kitaplara bakarsak pek çoğumuz onun yazdığı kitap kadar kitap okumamışızdır. Bu gayretlerin neticesinde bir oluşum olmuş, bu oluşuma da mevlevilik denmiş. Hz. Mevlana, malum önce tasavvuftaki şu kaideyi bilmemiz lazım; herkesin kabı, kapasitesi farklı. DNA gibi, parmak izi gibi vesaire... Kapasitesini doldurup taşanlar etraflarını sulayabilirler, taştıklarıyla etraflarını faydalandırabilirler. Diyelim ki beş kiloluk bir kap yarı yarıya dolu yani iki buçuk kilo var, burada da bir kiloluk bir kap ve dokuz yüz grama kadar gelmiş ve bir kiloyu da tamamlamış, taşmaya başlamış... Biz dışarıdan bakanlar o bir kilo ile iki buçuk kiloyu mukayese ediyoruz ve bu daha büyük zannediyoruz, hayır. O zat, beş kiloluk kaba sahip olan zat henüz yarıya kadar dolmuş, bu bir kiloluk, hatta on gramlık kabı var ama on gramı doldurmuş ve taşıyor. O etrafa fayda sağlar... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Sa'düddin Ökten, Yunus Emre Hazretlerinin "Ey Padişah Ey Padişah" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Sa'düddin Ökten'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 İy pâdişâh iy pâdişâh uş ben beni virdüm sana Genc ü hazînem kamusı sensün benüm önden sona 2 Evvel dahı bu ‘akl u cân seninleyidi asl-ı kân Âhir girü sensün mekân anda varam senden yana 3 Bu âhıla bu zârıla bu hikmeti kim ne bile Bilse dahı gelmez dile tutdum yüzüm senden yana 4 Dursam senünle dururam baksam senünle bakaram Her kancaru kim yürürem gönlüm yöni senden yana 5 Sensün bana cân u cihân sensün bana genc-i nihân Senün durur assı-ziyân ne iş gele benden bana 6 Yûnus sana tutdı yüzin unıtdı cümle kendözin Cümle sana söyler sözin sensün söz söyleden bana Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Kabe'yi Tavaf Ederken Sadece Salavat Okuyan Genç" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye; Bir veliyullah (bir rivâyet göre Bayezid Bestami Hazretleri), Kabe'yi tavaf ederken bir delikanlı nazar-ı dikkatini celbeder...Bu delikanlı her rükünde okunması lazım gelen duaları okumak yerine daima Resulullah'a salât etmektedir...Tavaf bittikten sonra, o gence seslenerek "Evlâdım! Her rüknün bir duası vardır, sen bunları bilmiyorsan ben sana öğretirim" buyururlar... Delikanlı cevaben der ki: O duaları ben de bilirim ama ben ahd ettim, bundan sonra hiçbir dua okumam, sadece salât ü selâm okurum... O veliyyullah delikanlıya sormuş: Bu hususta sana ne gibi bir bilgi ulaştı? Ya da bir şey mi müşahede ettin? Delikanlı hikayesini şöyle anlatmış: Biz Horasan'dan geliyoruz... Yolda babama ecel erişti ve vefat etti... Fakat babam ölünce şekli değişti, insan sûretinden başka bir sûrete büründü... Babamın o hâlini görünce üzüntüm iki katına çıktı... Bir tarafdan babamın öldüğüne üzülürken, bir de o çirkin hâle dönüşmesi beni perişan etti... Halkın diline düşmek korkusuyla kimseye de birşey söyleyemedim ve o dehşetli sıkıntı içinde, Cenâb-ı Hakk'a ağlayarak yalvardım ve içine düştüğümüz bu durumdan bizi kurtarması için dua ettim... Bir aralık çadırın perdesi açıldı ve içeri nurani bir zat girdi... Doğruca babamın yattığı yere giderek, babamın cesedini başından ayağına kadar elleriyle sıvazladı... Bir de ne göreyim!... Babam eskisinden de güzel bir hâle gelmişti... Hemen o nurani zatın ayaklarına kapandım ve sordum: Siz kimsiniz? Bize ne büyük bir lütufta bulundunuz... O zat şöyle cevap verdi: Ben sizin peygamberiniz Muhammed Mustafa'yım...Babanı uğradığı bu felaketten kurtarmaya geldim...Gerçi baban günahkâr bir adamdı ama bana her gece yüz kere salât okurdu...Bana onun salâtını haber veren melek, öldüğünü bildirip bu felâketini haber verince gelip onu bu hâlden kurtardım... Hikayesini anlattıktan sonra o delikanlı demiş ki: Ben bunu gördükten sonra artık başka bir dua okumam, sadece Hazret-i Peygamber'e salât okurum... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde "Medeniyet Ne?" başlığı üzerinde duruyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı; Serdar Tuncer: Abi, yine böyle çok bilmeden üstünde çok konuştuğumuz meselelerden birisini sormak istiyorum. Batı medeniyeti bitti diyoruz, batı artık tükendi ya da hep medeniyet medeniyet diyoruz fakat sorsak desek ki; Medeniyet ne? Cevap alabileceğimiz insan bir elin on parmağını geçer mi emin değilim ya da medeniyet dediğimiz şey nasıl başlar, nasıl biter, neyin nesidir, batı bitti mi? Bu konuları sormak isterim... Savaş Şafak Barkçin: Valla çok isabetli bir soru çünkü bizim gençliğimizde çok yakın zamana kadar medeniyet deyince hep batı kastediliyordu, işte bi son 20 senedir, 30 senedir giderek daha fazla şekilde medeniyet deyince işte bizim medeniyetimiz, İslam medeniyeti, Osmanlı onlar kastediliyor. Yani bu medeniyetin başına konan kelimenin en azından değişmiş olması çok güzel bir şey tabi bunu daha evvel seslendirenler vardı yani Necip Fazıl'ı, Sezai Karakoç'u, Nuri Bey bunlar tabiki İslam medeniyetinden bahsediyorlardı fakat hakim söylem öyle değildi yani devlet katında öyle değil, aydınlar, baydınlar onlar katında öyle değil... Şimdi, medeniyet aslında ilmi bir tarif yani bir kavram. Medeniyet değil de şöbiyette diyebilirsin dolayısıyla bunu bi kere bilmek lazım medeniyet mukaddes bir kavram değil, bir tevhid kavramı değil mesela bereket yerine başka bir şey ikame edelim bereket demeyelim diyemezsin çünkü bereket zaten varlığı olan bir kavram yani bereket diye bir şey var, olgusu var o olgunun kavramı var, bir anlamın kavramı o... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Hz. Mevlana nedir ve ne değildir?" sorularını cevaplıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Aziz dostlarımızı Kemal-i hürmet ve muhabbetle selamladıktan sonra geçen sohbetimizde Hz. Mevlana'nın ne olduğuna dair bir iki işarette bulunabilmiştik, dilerseniz şimdi de olmadığına dair yine işarette bulunalım... Hz. Mevlana, yeganeleştirilmek istenen bir zat değildir. Bugün pek çok yanlışlıklara şahit oluyoruz. Efendim, biz mevleviyiz tamam, iyi, Allah mübarek etsin. Nasıl mevlevisiniz? Ama bizim dinimiz hristiyan... Mevlevilik bir felsefe değildir, Hz. Mevlana bir filozof değidir! Bir de yakıştıramadıkları için bir takımı büyük düşünür, böyle büyük düşünüyormuş... Biz düşüncelerimizden mesul değiliz, yaptıklarımızdan mesuluz. Düşünmek fiile intikal etmedikten, davranış biçimi haline gelmedikten sonra hiç bir şey ifade etmez. Onun için bu nevi zamanımız kişilerine atfedilen sıfatlar Hz. Mevlana hakkında kullanılamaz, kullanılmamalıdır... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Mim Kemal Öke, Yunus Emre Hazretlerinin "Gel Gör Beni Aşk Neyledi" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Mim Kemal Öke'nin bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; Gönlüm düşdi bir sevdâya Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Başumı virdüm gavgâya Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Ben yürürem yana yana ‘Işk boyadı beni kana Ne ‘âkilem ne dîvâne Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Ben yürürem ilden ile Dost soraram dilden dile Gurbetde hâlüm kim bile Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Benzüm sarı gözlerüm yaş Bagrum pâre yüregüm baş Hâlüm bilen dertlü kardaş Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Gurbet ilinde yürürem Dostı düşümde görürem Uyanup Mecnûn oluram Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Gâh tozaram yirler gibi Gâh eserem yeller gibi Gâh çaglaram seller gibi Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Akar sulayın çaglaram Dertlü cigerüm taglaram Şeyhüm anuban aglaram Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Yâ elüm al kaldur beni Yâ asluna irdür beni Çok aglatdun güldür beni Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Miskin Yûnus bî-çâreyem Başdan ayaga yareyem Dost ilinde âvâreyem Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners