
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde dijital çağda dikkat eksikliği, teknoloji bağımlılığı, manevi yorgunluk ve “veri esareti” üzerine derin bir tartışma yer alıyor.Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, zihnimizi ve kalbimizi zorluyor olabilir mi?Ekranlardan üzerimize yağan görüntüler, veriler, iletiler...Peki bu bilgi bombardımanı bizi daha bilinçli mi yapıyor, yoksa kalbimizi mi bulandırıyor?Konuşmacılar:Prof. Dr. Kemal SayarProf. Dr. K. Nevzat TarhanProf. Dr. Gül EryılmazProf. Dr. Mehmet GörmezProf. Dr. Erol GökaProf. Dr. Ömer TürkerProf. Dr. Mehmet Gökşin KaramanDr. Savaş Ş. BarkçinDr. Mustafa Merter
Bu videodan öğrenecekleriniz:Dikkat ve algının dijital çağda nasıl yönlendirildiğini,Teknolojinin insan ruhu üzerindeki etkilerini,Bilginin yerini alan malumat bombardımanını,Maneviyat ve farkındalıkla bu çağda nasıl direnebileceğimizi.Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; Kur’an’ın anlam katmanları, bilginin mahiyeti, iman ve akıl arasındaki hassas denge üzerine derin bir sohbet sizleri bekliyor.📌 Bu bölümde ele alınan konular:👉 Kur’an’ı Anlamak – Anlam, yorum ve “atıf” kavramı🧠 Bilgi ve Direniş – Gerçeği anladığında neden yanlış savunulamaz?📚 İman – Akıl İlişkisi – İnanç sorgulamayla çatışır mı, yoksa güçlenir mi?✨ Vahiy ve İddia – “Ben Allah’la iletişim kuruyorum” sözünün anlamı🔥 Hakikat Arayışı – Doğru bilgiye ulaşmanın sorumluluğu ve bedeli🔔 İnanç, düşünce ve felsefeyi samimi bir dille ele aldığımız bu bölümü kaçırmayın.Gerçeği ararken, belki de bildiğimiz hiçbir şey... bildiğimiz gibi değildir.💬 Sizce bir insan, gerçeği bildiği hâlde yanlışı savunabilir mi?Yorumlarda buluşalım!👉 Serinin diğer bölümleri için: • Bildiğin Gibi Değil | Altay Cem Meriç Gelin, Beraber Yürüyelim...
İnternette bıraktığımız dijital izler kimliğimizin yeni parçası oldu. Bu videoda sosyal medya, algoritmalar, onay ihtiyacı ve dijital mirasın psikolojik ve etik boyutlarını; akademik ve klinik perspektiften ele alıyoruz.Paylaşımlarımız gerçekten bizi mi temsil ediyor yoksa görünürlük ve onay döngüsünün tüketici bir yüzü mü var — birlikte tartışıyoruz.🎙️ Konuşmacılar:
Bu videodan neler öğreneceksiniz?Dijital kimliğin ve dijital mirasın ne anlama geldiğini,Sosyal medyada neden sürekli paylaşma ve onay aradığımızı,Algoritmaların davranışlarımızı nasıl etkilediğini ve bunun toplumsal sonuçlarını.Beğendiyseniz: videoyu beğenmeyi, yorum bırakmayı ve kanalımıza abone olup bildirimleri açmayı unutmayın.Görüşleriniz bizim için çok değerli — tartışmaya katılın!Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; teslis inancı, akıl–iman ilişkisi, mucizeler ve kelamın bakış açısı üzerine düşündürücü bir sohbet sizleri bekliyor.📌 Bu bölümde ele alınan konular:👉 Teslis (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) – 1+1+1 nasıl 1 ediyor?🧠 Akıl ve Mana – Bir mana akılla çelişirse doğru olabilir mi?📚 Felsefe ve Kelam – Batı düşüncesi ve İslam kelamı arasındaki farklar.✨ Mucizeler – Akılla çelişen şey hakikat olabilir mi?🔥 Bilgi ve Kesinlik – “Ateşin pamuğu yakması” örneği üzerinden tartışma.🔔 İnanç, felsefe ve kelamı samimi ve derin bir şekilde konuştuğumuz bu bölümü kaçırmayın.💬 Sizce akılla çelişen bir şey hakikat olabilir mi? Yorumlarda buluşalım!Gelin, Beraber Yürüyelim...
Telefonlarımız, tabletlerimiz, bilgisayarlarımız… Günümüzün neredeyse her anını ekranlara bakarak geçiriyoruz.Peki bu dijital alışkanlıklar bize ne yapıyor?Beynimiz, kalbimiz, sosyal hayatımız, aile ilişkilerimiz — hepsi bu bağımlılıktan etkileniyor.“Kafamda Dijital Sorular”ın ilk bölümünde, alanında uzman isimlerle birlikte dijital bağımlılığın bireysel ve toplumsal etkilerini sorguluyoruz:🎙️ Konuşmacılar:Prof. Dr. Kemal SayarDr. Mustafa MerterProf. Dr. K. Nevzat TarhanProf. Dr. Erol GökaProf. Dr. Gül EryılmazProf. Dr. Mehmet Gökşin KaramanBu bağımlılığın farkında mıyız? Gerçekten elimizden kurtulabilir miyiz?Yoksa artık hepimiz görünmez bir ağın içinde miyiz?👉 Siz de bu yolculuğa katılın, kendi sorularınızı sorun.🔔 Abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın.Gelin, beraber yürüyelim...
📺 Yeni programımız “Bildiğin Gibi Değil”in ilk bölümü yayında! Altay Cem Meriç ile birlikte din, akıl, doğruluk, fıkıh ve modern akımlar üzerine derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Bu bölümde:
👉 Her bölümde farklı konular ve bakış açılarıyla sizlere yepyeni bir perspektif sunmayı hedefliyoruz.📌 Abone olmayı, beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın.Yeni bölümler için bildirimleri açın! 🔔Gelin, Beraber Yürüyelim...
Bu bölümde Serdar Tuncer, insanın Allah’a yürüyüşünü; yol, maksat ve muhabbet üzerinden derin bir tefekkürle ele alıyor. Söz; “Herkes aynı yolda mı yürür?” sorusundan başlayıp, “Asıl mesele yol mu, yoksa varılmak istenen yer mi?” hakikatine doğru akıyor.İnsanın istidadına göre farklı yolları olabileceği; fakat maksadın Allah olması hâlinde bu yolların değer kazandığı hatırlatılıyor. Leyla ile Mecnun misali üzerinden, sevenin yol sormadığı; muhabbetin insana yolu da yönü de öğrettiği anlatılıyor. Zahirde farklı görünen yürüyüşlerin, batında aynı arayışta birleşebileceği incelikle dile getiriliyor.Sohbet boyunca; şekle takılıp maksadı unutan hâllerden, “benim yolum doğru” iddiasının insanı nasıl daralttığından ve kalbi merkeze almayan yürüyüşlerin eksikliğinden söz ediliyor. Allah’a giden yolların kulların nefesleri sayısınca olduğu gerçeği, insanı hem rahatlatan hem de sorumluluk yükleyen bir hakikat olarak önümüze konuluyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:✨ Allah’a giden yolların çokluğu ve istidat meselesi🧭 Yol ile maksat arasındaki hayati fark❤️ Muhabbetin, insana yol olan yönü🌿 Şekil ile hakikat arasındaki incelik💭 “Doğru yoldayım” düşüncesinin gizli tehlikesi🕯️ Kalbin yönünün, yürüyüşten daha belirleyici oluşuSerdar Tuncer’in kendine has, sakin ve derinlikli üslubuyla şekillenen bu sohbet; insanı yargılamadan düşündürüyor, yol tartışmasından çok niyet muhasebesine davet ediyor. Dinleyeni başkalarıyla değil, kendi kalbiyle yüzleştiriyor.👉 Bu bölüm; yürüyüşünü gözden geçirmek, niyetini tazelemek ve Allah’a yönelişini yeniden düşünmek isteyen herkese sessiz bir davet…Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin, Bir de Buradan Bak’ta bu bölümde Batı’nın insanı tanımlama biçimini, modern psikolojinin sınırlarını ve “akletme”nin nasıl dar bir alana hapsedildiğini ele alıyor.Batı düşüncesinin insanı parçalara ayıran yaklaşımı, soyut–somut ayrımı, nefs, irade ve gayret kavramlarının nasıl buharlaştığı masaya yatırılıyor. İnsanı sadece tanımlayan ama dönüştürmeyen modern anlatılar karşısında şu soru yeniden soruluyor:İnsan sadece tarif edilen bir varlık mıdır, yoksa sorumluluk taşıyan bir fail mi?Bu bölümde;– Batı’nın insan tasavvurunun zaafları– Psikolojinin insanı açıklarken neleri dışarıda bıraktığı– Gayretin ve iradenin neden görünmez kılındığı– Tanımlamak ile inşa etmek arasındaki fark– Medeniyet iddiasının düşünceyle ilişkisibütüncül bir bakışla konuşuluyor.🔻 Öne Çıkan Başlıklar 🔻🧠 İnsan Tanımı Meselesi: Batı insanı anlatıyor ama inşa edebiliyor mu?📚 Modern Psikolojinin Sınırları: İnsanı tarif etmek yeterli mi?🔥 Gayret ve İrade: Neden en temel mesele olmaktan çıktı?🌍 Medeniyet Perspektifi: Tanım yapan mı, insan yetiştiren mi?🗣️ Akletme Sorumluluğu: Düşünmek neden erteleniyor?İnsan, anlatılan bir nesne mi olacak; yoksa akleden, sorumluluk alan bir özne mi?👉 Otur, dinle, düşün.Bi' de buradan bak…Gelin, Beraber Yürüyelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde, namazın kul ile Allah arasındaki en temel bağ oluşunu merkeze alarak; günah, tövbe, sorumluluk ve umut kavramları etrafında derinlikli bir irşad sohbeti gerçekleştiriyor. Namazın yalnızca bir ibadet değil, kulun Allah’la olan en sahici randevusu olduğu vurgulanırken; bu randevunun ertelenmesinin insanın hayatında nasıl bir kopuşa ve savrulmaya yol açtığı üzerinde duruluyor.Sohbet boyunca, günahkâr olmanın umutsuzluk sebebi değil; aksine tövbe kapısının varlığını hatırlatan bir uyanış vesilesi olduğu ifade ediliyor. Allah’ın kulunu terk etmediği, asıl terk edişin kuldan geldiği hatırlatılarak; insanın kendi iradesiyle bağını yeniden kurmasının mümkünlüğü üzerinde duruluyor. Namaz, bu bağın ilk adımı ve kurtuluşun başlangıç noktası olarak ele alınıyor.“Allah kulunu ne zaman kurtarır?” sorusu etrafında şekillenen bu sohbet, sorumluluk bilincini merkeze alırken; ibadetin ertelenen bir görev değil, hayatı ayakta tutan bir eksen olduğunu hatırlatıyor. Kulun değerini nerede kaybettiği, umudunu nerede diri tutması gerektiği ve dönüşün her zaman mümkün olduğu güçlü bir dille vurgulanıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🕌 Namaz nedir?: Bir ibadetten öte, Allah ile kurulan canlı bağ⏰ Allah ile randevu: Namazın ertelenmesi neyi geciktirir?💔 Günah ve umut ilişkisi: Günahkâr kul için kapı kapanır mı?🤲 Tövbenin anlamı: Dönüşün mümkünlüğü ve ilahi merhamet📿 Kul olmak ne demektir?: Sorumluluk, teslimiyet ve bilinç🌙 Kurtuluş umudu: Allah’ın rahmeti kime yakındır?✨ Daha fazlası videomuzda…Kalbe dokunan bir hatırlayış, sarsıcı ama umut veren bir çağrı…Durup düşünmeye, kendinle ve Rabb’inle yeniden yüzleşmeye davetlisiniz.Gelin, Beraber Yürüyelim…
Bu bölümde Serdar Tuncer, dinleyiciyle bir kıssa paylaşıyor. Anlatı; yaşanmış bir hadisenin sade ve doğrudan aktarımıyla başlıyor, hikâyenin içinde yavaş yavaş açılan bir ibret noktasına doğru ilerliyor.Söz; başından geçen bir olayın anlatımı üzerinden akıyor.Olayın kendisinden çok, olayın insanda bıraktığı hâl ve fark ediş öne çıkıyor.Kıssa ilerledikçe insanın davranışları, niyeti ve bakışı üzerine düşündüren bir durak oluşuyor.Anlatım boyunca büyük cümleler kurulmadan, zorlayıcı bir öğüt dili kullanılmadan;yaşanan bir anın, duyulan bir sözün ve görülen bir hâlin insana ne söylediği hatırlatılıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:✨ Yaşanmış bir hadise üzerinden aktarılan kıssa🤲 Olaydan çok, olayın insanda bıraktığı iz🌿 Küçük bir anın büyük bir fark edişe dönüşmesi💭 Anlatılan hikâyenin dinleyeni kendi payına düşenle baş başa bırakması🕯️ Öğüt vermeden düşündüren bir anlatım dili🌙 Sessiz ama etkisi uzun süren bir ibret duygusuSerdar Tuncer’in sakin, duru ve acele etmeyen üslubuyla aktarılan bu bölüm;dinleyeni yönlendirmiyor, yargılamıyor.Sadece bir hikâye anlatıyor ve gerisini kalbin vicdanına bırakıyor.Dinlerken şu his kendiliğinden oluşuyor:“Bu anlatılanın bana düşen bir tarafı var.”👉 Bu bölüm; kıssadan hisse almayı seven, söylenen sözün arkasında kalan manayı kendi içinde tartmak isteyenler için.Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners