Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

By Prof. Dr. Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift DanışmanıEducationSelf-Improvement
Download on the App Store

Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara episodes

  • Cinsel Terapi Nedir? Aile Evlilik Çiftler arasındaki Sorunların Çözümü ve Yüz yüze ya da Online randevu için bizi arayın 0532 158 35 55

    Cinsel Terapi Nedir Sektörel bakış Ekrem Çulfa 02:02

    Merkezimizde ki Hizmetler Nelerdir Ekrem Çulfa 01:34

    Mylife Danışmanlık Uzman Kadrosu Hizmetleri ve Eğitimleri Nelerdir 03:20

    Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Depresyon Belirtileri Nelerdir 02:25

    Psikolojik Sorunlarda Profesyonel Destek Almanın önemi nedir 03:14

    Sektörel Bakış Ekrem Çulfa 02:48

    Vizyonumuz ve Misyonumuz nedir Ekrem Çulfa Sektörel Bakış 06:38

    Yaşam Koçluğu Nedir Online Koçluk nasıl Yapılır 01:41

    #ekremçulfa, #sektörebakış, #Tv #program #show #istanbul #kadıköy, #psikolog, #psikolojikdestek, #yaşamkoçluğu, #ailedanışmanlığı, #cinselterapi, #ergenkoçluğu, #çocuk, #ergen, #yetişkin, #ruhsağlığı, #obsesifkompulsif, #tırnakyeme, #kardeşkıskançlığı, #altıslatma, #konuşmabozukluğu, #dikkateksikliği, #öğrenmebozukluğu, #hiperaktivite, #ilişkikoçluğu, #vizyonumuz, #misyonumuz, #nedir, #hedefler, #uzmankadrosu, #kişiselgelişimeğitimleri, #aileeğitimleri, #evlilik, #hipnoz, #nefesterapisi, #duygudüşünce, #bilişsel, #davranışçı, #terapi, #onlinekoçluk, #cinsellik, #cinselsorunlar, #bilinçaltı, #erkenboşalma, #vajinismus, #bakışaçısı, #onlinerandevu 

    Cinsel Terapi Nedir? Aile Evlilik Çiftler arasındaki Sorunların Çözümü ve Yüz yüze ya da Online randevu için bizi arayın 0532 158 35 55

    24 min
  • Online Terapi Al Online Terapi Randevusu Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Terapisti 05447243650 Buradan Randevu Alabilirsiniz
    ONLİNE TERAPİ NEDİR ?

    Online terapi, psikolog desteği arayanlar için ideal çözümlerden bir tanesidir. Günlük hayatın yoğunluğu arasında psikolog görüşmesi için vakit ayıramayanlar veya yüz yüze görüşmek yerine uzaktan terapi almak isteyenlerin tercih ettiği online terapi, günümüzde giderek daha fazla tercih edilmektedir. E-Terapi olarak da adlandırılan online terapi, psikologlar ve az sayıda psikiyatrist tarafından gerçekleştirilmektedir. Uygulamanın etik kuralları 2004 yılında Türk Psikologlar Derneği tarafından belirlenmiştir. İnternet kullanımının günümüzde çok fazla olması, online psikolojik danışmanlık hizmetlerinin sayısını da artırmıştır.

    Gerek internet üzerinden online terapi gerekse de yüz yüze terapi almak için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bunların başında online psikolog seçimi yaparken görüştüğünüz kişinin yetkinliğidir. Üniversitelerin dört yıllık Psikoloji bölümünden mezun olup kendini bu alanda geliştirmiş kişilerden destek almanız son derece önemlidir. Psikolog randevu telefonu  ve profesyonel destek almadan önce destek alacağınız kişiyle ilgili ‘’Psikoloji bölümü mezunu mu?’’ ve ‘’Klinik psikoloji alanında uzmanlığını tamamlamış mı?’’ gibi soruların yanıtlarını mutlaka almalısınız. Özellikle internet ortamında çok fazla yanlış yönlendirme ve dolandırma olayları olduğu için online psikolog seçiminde ekstra dikkatli olmalısınız. Bununla beraber klinik psikoloji desteği alırken de yine aynı soruları destek alacağınız psikoloğa sormanızda yarar vardır.

    Online Terapi Al Online Terapi Randevusu

    Online Terapi, geleneksel danışmanlık seanslarına bir alternatiftir. Online terapi sırasında, İnternet üzerinden WhatsApp, Zoom, Skype gibi platformlar üzerinden profesyonel danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır.

    Online Terapi Nedir?

    İnternet ortamında Whatsapp, Facetime veya Skype gibi araçlar kullanılarak yapılmaktadır. Temelde psikoloğun kliniğinde aldığınız terapiden bir farkı yoktur. Online terapi sırasında görüşmeler yüz yüze değil, uygulama üzerinden görüntülü olarak yapılmaktadır.

    Online Ne Kadar Sürüyor?

    Online terapinin süresi, ortalama 1 saattir. Seans sıklığı danışanın sorununa bağlı olarak değişmekle birlikte haftada bir veya iki haftada bir şeklinde olabilmektedir. Bu noktada standart bir seans sıklığı olmamakla birlikte bu konular kişiye özel olarak belirlenmektedir. Danışanın probleminin iyi yönde ilerlemesine bağlı olarak uzman psikolog tarafından seans sıklığı belirlenir.


    Online Terapi Al Online Terapi Randevusu Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Terapisti 05447243650 Buradan Randevu Alabilirsiniz

    32 min
  • EKREM ÇULFA ile YENİ BİR YAŞAM YENİ BİR KARİYER l GÜNÇAĞ YILDIZ_ E THERAPHY - APP NASIL DOĞDU _ Online Terapi Randevu Telefon 0532 158 35 55

    Psikolojik Destek, en genel tanımıyla yaşamlarında zor bir dönemden geçen, mental sağlık sorunları olan ya da çeşitli psikolojik problemler nedeniyle desteğe ihtiyaç duyan kişilere bu alanda özel eğitim almış uzman psikolog ve psikolojik danışmanlar tarafından sunulan destek hizmetleridir. Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşümle birlikte online psikolog, online psikolojik destek gibi kavramları da sıkça duyar olduk. Çeşitli mecralarda online terapi, e-terapi, teleterapi gibi isimlerle de adlandırılan online psikolojik destek hizmetleri; ruh sağlığı alanında çalışan uzmanların danışanlarıyla internet, telefon, mail, mesajlaşma servisleri gibi telekominikasyon araçları aracılığıyla iletişim kurmalarına ve psikolojik destek seansları gerçekleştirmelerine olanak sağlıyor. Lisans eğitimini üniversitelerin psikoloji bölümlerinde tamamlamış, psikolojik destek hizmetlerini bu tür mecralar aracılığıyla gerçekleştiren uzmanlara da online psikolog deniyor. Günümüzde mental sağlık alanında yapılan birçok araştırma psikolojik desteğin yaşamda karşılaştığımız zorluklarla başa çıkabilmenin en iyi yollarından biri olduğunu kanıtlamıştır. Hepimiz zaman zaman yaşamın karşımıza çıkarttığı, istenmeyen olay ya da durumlarla başa çıkmakta zorlandığımızı hissederiz. Bu tür zamanlarda bir ruh sağlığı uzmanından psikolojik destek almak, yalnızca yüzeysel olarak değil altta yatan, kendi başımıza çözümleyemediğimiz sorunları da çözebilmemize yardımcı olarak bu zorlu zamanlarla başa çıkabilmenin en doğal ve ilaçsız yoludur. Online Terapinin Kısa Tarihi Her ne kadar günümüzde bu alanda çalışan uzmanlar tarafından bile fazla bilinmese de psikologların, psikiyatristlerin ve mental sağlık alanında çalışan uzmanların hastalarına uzaktan destek verme uygulamalarının ilk ortaya çıkışı 1900’lü yılların başına kadar uzanıyor. Örneğin, modern psikiyatrinin kurucularından kabul edilen Freud ve meslektaşlarının hastalarıyla iletişimi sürdürebilmek için sıklıkla o dönemin iletişim yöntemi olan mektupları kullandıkları modern psikiyatri tarihinin dikkat geçen gerçeklerinden biridir. Dönemin koşulları gereği alıcılarına ulaşması günler hatta haftalar süren mektup iletişiminin “terapi” olarak kabul edilebilmesi tartışılır olsa da altta yatan ana ihtiyaç son derece açık; hastaların psikolojik desteğe, yönlendirmeye, geri bildirime ihtiyaçları vardı ve gerektiğinde bu destek posta servisiyle bile sağlanabiliyordu. Telefonun icadını takip eden sürede ses ileti servislerinin artmasıyla uzaktan terapi uygulamalarında da yeni bir döneme girildi. Telefonun psikolojik müdehaleler için kullanılması 1900’lü yılların başlarına kadar uzansa da telefon ile psikolojik destek verilebilmesine olanak sağlayan servislerin popüler hale gelmesi yirminci yüzyılın ikinci yarısına tekabül ediyor. 2 Kasım 1953 tarihinde İngiltere’de intihara meyilli kişiler için kurulan “999” hattına gelen ilk telefon ile ünlü yardım kuruluşu “Samaritans” ın hizmetleri de resmi olarak başlamış kabul edilmektedir. 1950’li yıllardan itibaren telefon yardım hatlarının kullanımının artması günümüzde “tele-psikoterapi” olarak adlandırılan, psikoterapi hizmetlerinin profesyonel olarak telefon yoluyla gerçekleşmesine de altyapı sağlamıştır.İngiliz Ulusal Psikoterapi ve Danışmanlık derneği (BACP) 1994 yılından beri telefon ile psikoterapi yetkinliğini ulusal mesleki yeterlilik sürecinin bir parçası olarak kabul etmektedir. Online Terapi Randevu Telefon 0532 158 35 55 numaramızı arayıp seans alabilirsiniz.

    Online terapi, profesyonel ruh sağlığı hizmet ve desteğinin internet üzerinden sunulduğu, yeni bir yaklaşımdır. E-terapi, teleterapi ve e-danışmanlık olarak da bilinmektedir. MylifeDanismanlik.com online terapi platformundaki uzmanlarımız ruh sağlığı alanında eğitim almış psikoterapi konusunda uzmanlaşmış kişilerdir.

    32 min
  • EKREM ÇULFA ile YENİ BİR YAŞAM YENİ BİR KARİYER l ENİS ÇOBAN: PARÇA YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

    Business Channel Tv'de yayınlanan #EKREMÇULFA ile YENİ BİR YAŞAM YENİ BİR KARİYER programına ENİS ÇOBAN  konuk oldu.  Enis Çoban, kendinden bahsettikten sonra yaptığı çalışmalar, müzik kariyeri, ilgilendiği müzik türü, parça yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiği, müziğin hayatındaki yeri, parçasının çıkış öyküsü ve daha birçok konu hakkında tüm merak edilenleri keyifli sohbetiyle bizler için anlattı.  #müzik #game #enisçoban Enis ÇOBAN'ın 'Game' isimli parçasını dinlemek için:  - https://www.youtube.com/watch?v=-C6kw...

    33 min
  • Eğer Hiçbir Şey Yapmak İstemiyorsanız, Ne Yapmalısınız ? Herkes zaman zaman motivasyon eksikliği yaşar. Böyle günlerde kendinizi yorgun, sinirli hissedebilir veya normalde hoşlandığınız şeylere karşı

    Herkes zaman zaman motivasyon eksikliği yaşar. Böyle günlerde kendinizi yorgun, sinirli hissedebilir veya normalde hoşlandığınız şeylere karşı her zamanki ilginizi harekete geçiremeyebilirsiniz. Ara sıra bu şekilde hissetme dönemleri tamamen normaldir. Bu, fazladan stres altında olduğunuz veya hayatınızda olağan dışı bir şeyle uğraşmaya çalıştığınız anlamına gelebilir. Bu duygular geçicidir ve genellikle ciddi bir şey değildir. Bu tip durumlar; geri adım atmanız, ara vermeniz ve zihninizin ve vücudunuzun dinlenmesine izin vermeniz gerektiğinin bir işareti olabilirler. Diğer zamanlarda, canınız hiçbir şey yapmak istemiyorsa, bu kalıcı duygular, depresyon veya başka bir tür duygu durum bozukluğu gibi daha ciddi sorunların belirtileri olabilir. Genellikle zevkli bulduğunuz şeylere karşı ilgi kaybı yaşıyorsanız veya genel olarak iki haftadan fazla süren hayata karşı bir ilgisizlik hissediyorsanız, psikoloğunuz veya psikiyatri doktorunuzla konuşun. Gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Bu duygular daha geçici bir ruh hali gibi görünüyorsa, kendinizi daha iyi hissetmek ve motivasyonunuzu yeniden kazanmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var. 1. Mola Verin Hiçbir şey yapmak istemiyormuş gibi hissetmek, stresli veya tükenmiş olduğunuzun bir işareti olabilir. Bazen ara vermek ve kendinize biraz zaman ayırmak yapabileceğiniz en iyi şeydir. Kendinize, başarmanız gerektiğini düşündüğünüz şeylerle ilgili beklentilerinizden vazgeçtiğiniz bir “ruh sağlığı günü” vermeyi düşünün. Sürekli takıntılı bir şekilde düşünmek ve devrelerinizi yakmak yerine, kendinizi yenilenmiş ve rahatlamış hissetmenize yardımcı olacak şeyler yapmaya odaklanın. Rahat bir battaniye ve en sevdiğiniz kitapla şekerlemenin veya dinlenmenin keyfini çıkarın. Anahtar yöntem; bu zamanı rahatlamak ve zihninizin ve vücudunuzun dinlenmesine izin vermektir. Bazen oldukça basit bir öz bakım, sizi daha iyi bir zihin çerçevesine sokmanıza yardımcı olabilir. Duş almayı deneyin, biraz esneme yapın ve bir bardak su için. 2. Kendinize Cici Bakın Öz-anlayış, yalnızca kendinize karşı nazik olmayı değil, aynı zamanda deneyimlerinizin insan olmanın bir parçası olduğunu anlamayı ve kendi duygularınızın, iyi ve kötünün farkında olmayı da içerir. Kendinize biraz şefkat ve düşünce göstermek, önemli zihinsel sağlık yararlarına sahip olabilir. Araştırmalar, insanlar kendilerine şefkat gösterdiğinde, stresin olumsuz etkilerini hafifletmeye, depresyon ve kaygı duygularını azaltmaya ve genel psikolojik sıkıntıyı azaltmaya yardımcı olabileceğini bulmuştur. Bu yüzden, gerçekten hiçbir şey yapmak istemediğiniz günlerden birini yaşıyorsanız, kendinize biraz kibar davranın. Kabul edin, kendinizi kabul edin ve kendinize alan, zaman ve ihtiyacınız olan şeylere izin verin. Kendinize böyle bir öz-şefkat göstermenin, zorluklarla mücadele ederken motivasyonunuzu artırmaya yardımcı olduğu araştırmalar sonucu ispatlanmıştır. 3. Yürüyüşe çıkmak Yürüyüş yapmak, egzersiz yapmanın ve dışarıda vakit geçirmenin faydalarını birleştirir. Egzersizin depresif semptomların hem tedavisinde hem de önlenmesinde etkili olduğu gösterilmiştir. Araştırmalar ayrıca açık havada zaman geçirmenin çok çeşitli zihinsel sağlık yararları olduğunu gösteriyor. 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre, doğa ile temasın daha iyi refah, daha iyi ruh hali, daha olumlu sosyal etkileşimler ve artan mutluluk ile bağlantılı olduğunu bulundu. Bu nedenle, düşük bir ruh hali ve düşük motivasyonla mücadele ediyorsanız, açık havada yürüyüşe çıkmak bile kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olmak için uzun bir yol kat edebilir, ister yakın sosyal çevresinizde rahat bir yürüyüş ister yerel bir patika yürüyüşü vb… olsun. 4. Biriyle konuşmak... Ekrem Çulfa' nın Yazısının devamını okumak için tıklayın

    Siz veya sevdiğiniz biri depresyonla mücadele ediyorsa, bölgenizdeki destek ve psikolojik tedavi tesisleri hakkında bilgi için 0544-724-36 50 numaralı telefondan Profesyonel Yardım Hattı ile iletişime geçin.

    13 min
  • Koronavirus ve Pandemi sürecinde insan iliskilerimiz neden bozuldu? -Prof. Dr. Ekrem Çulfa-İlişki Sorunları Danışma Hattımızı şimdi arayabilirsiniz +905447243650.

    Koronavirus ve Pandemi sürecinde insan iliskilerimiz neden bozuldu? 

    Günümüz koşullarında bir yerde insan ve insanlar arası ilişkiler söz konusu olduğunda dikkate almamız gereken kavramlardan biride hiç şüphesiz " ünsiyet ” kavramıdır. Çünkü “ ünsiyet “ kelimesi ile insan kelimesi etimolojik (kelime köken bilimi) anlamda çok yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir.  Günümüz koşullarında bir yerde insan ve insanlar arası ilişkiler söz konusu olduğunda dikkate almamız gereken kavramlardan biride hiç şüphesiz " ünsiyet ” kavramıdır. Çünkü “ ünsiyet “ kelimesi ile insan kelimesi etimolojik (kelime köken bilimi) anlamda çok yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir. Ünsiyet Nedir? Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın (yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: " varoluşsal ilişki ihtiyacı ”. Varoluşsal ilişki ihtiyacı nedir ? Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda/kurabildiğinde " insan ” olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir. Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı (tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana (eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle (farklı)yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız azdır. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: " varoluşsal öteki yan ihtiyacı ”. Varoluşsal öteki yan ihtiyacı nedir? Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir " insan ” olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil !!! Bir İnsanın karşılaştığı problemlerin ana kaynakları nelerdir? İnsanoğlunun yaşadığı iletişim, uyum ve doyum gibi pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen "varoluşsal ilişki ihtiyacı” ve "varoluşsal öteki yan ihtiyacı” nın sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda. İlişki Terapisi Nedir? İlişki Terapisi alanların kazanımları nelerdir? İlişki terapisi " doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çaba ” yı ifade eder. İlişki terapisi çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki terapisinde kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir. İlişki Terapisinde temel amaç nedir ? İlişki terapisinde temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur.

    İlişki Sorunları Danışma Hattımızı şimdi arayabilirsiniz +905447243650.

    16 min
  • İlişkilerde İletişim Problemleri ve Çözümleri.-Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı +905447243650

    İlişkilerde İletişim Problemleri ve Çözümleri. Tarihinin başlangıcından günümüze kadar gerçekleşmiş ve hala gerçekleşmekte olan tüm gelişmelerde büyük payı olan iletişim, ne yazık ki sağlıksız bir şekilde kullanıldığında karşımıza büyük sorunlar çıkarabiliyor. Günümüz şartlarında görmezden geldiğimiz, önemsemediğimiz, umursamadığımız ya da basitleştirdiğimiz iletişim hatalarımız, ilişkilerin tamamen bozulmasına hatta düşmanlıkların artmasına bile sebep olarak bizleri fazlasıyla etkiliyor aslında… Hem aile-evlilik yaşantımızda hem de ikili ilişkilerimizde, arkadaş gruplarımızda ve diğer sosyal çevremizde en temel beklentilerin karşılanmaması kişide bazı yaralar oluşturur. İletişim hatalarının açtığı yaraların iletişim sırasında dile de yansıması kaçınılmaz olabilir. Hatta iletişimlerde yaşanan bu yansıma, iletişimsel aksaklıklara, problemlere, restleşmelere ve sonrasında da bir takım kopmalara kadar gidebilir. İkili İlişkilerde Temel İletişim Problemleri Nelerdir ? Temel iletişim problemleri bulmak için şimdi iletişim probleminin nerede başladığına ve nasıl devam ettiğine odaklanalım. Heyecan dorukta ! işte bir ipucu: Hepimizin bildiği gibi ilişkilerimizde çoğunlukla beklediğimiz bir takım duygusal yanıtlar vardır. Değil mi? Hı hı… ya da Yaaa Eveettt dediğinizi duyar gibiyim. İlişkide bulunduğumuz kişiden veya partnerimizden beklediğimiz bu duygusal yanıtları alamadığımızda ise iki seçenek vardır; ya duygularımızı bastırırız ya da o yanıtı elde etmek için savaşırız. İstediğimizi almak için verdiğimiz savaş, iletişimde dile; eleştirel, sorumluluk yükleyici, suçlayıcı ve hatta benmerkezci bir tutum şeklinde yansıyabilir. Suçluyu belirleme, haklı olduğunu gösterme çabasına girildiğinde ise artık otomatik olarak ilişki içerisinde iki taraf çoktan oluşmuştur. Oysa ki aşk istesek de taraflılık barındıramaz. Aynı yolda yürüme kararı almış iki kişi farklı taraflarda ve ayrı cephelerde olamazlar. İşte ilişki için tehlikeli olabilecek iletişimsizliğin ya da sağlıksız iletişimin başlangıcı burada başlar. Sürdürülebilir, sağlıklı ve ideal iletişimin temel kurallarından birisi de güven alanı oluşturmaktır. Eğer iletişim alanımız güvenli değilse, bizde hemen tetikte olma duygusu uyanır. Bu duygu ise bizleri savunmada kalmaya veya anlaşılamamanın verdiği duygu ile baş etmeye sevk eder. İlişkide güvenli alan oluşturmak, karşımızdakinin bizi dinlemek ve anlamak için istekli olarak orada olduğunu bilmekle başlar. Sağlıklı bir iletişim sağlamak istiyorsak, iletişim sırasında anlaşılacağımızı ve yargılanmayacağımızı bilmemiz gerekir. Bu güveni sağlayan çiftlerin ayrıca ilişkilerindeki iletişimlerinde devamlılık göstermeleri gerekmektedir. İkili İlişkilerde İletişimde Teknik Hatalar Nerelerde Yapılıyor ? İletişim sırasında yapılan temel hatalar genel olarak şöyle sıralanabilir; 1-) GEÇMİŞE ODAKLANIP SÜREKLİ ESKİ DEFTERLERİ AÇMAK: Geçmişe odaklanıp sürekli eski defterleri açmak geçmişte yaşanmış aslında bakıldığında çözülmüş gibi görünen ancak çözülememiş sorunları tekrar tekrar tartışmayı da beraberinde getirebilir. Böylece çiftler o an ki asıl sorunlarını çözmeyi ikinci plana atmış olurlar. Bu da sonuç olarak aslında çözülememiş sorunlara yeni bir tanesini eklemekten başka bir şey değildir. Değil mi? Aynen dediğinizi duyar gibiyim. 2-) KÜÇÜMSEMEK, ÖNEMSEMEMEK: Her insanın belirli olarak kullandığı bir takım savuma mekanizmaları vardır. Küçümsemek, önemsememek, kaçınmak ve görmezden gelmekte bunlardan bir kaçıdır. İlişkilerde yaşanan herhangi bir olay, durum ve tavır karşısında düşünceleri, hissedilen duyguları, verilen tepkileri kendimize göre değerlendirmek durumun partnerimiz üzerinde meydana getirdiği etkiyi tam görememize aynı zamanda da doğru iletişimi sağlayamamıza ve bir takım iletişim kazalarına sebep olur. Elbette partnerler arasında düşünce, duygu ve davranış modellerinde farklılıklar olacaktır ... İlişkilerde İletişim Problemleri ve Çözümleri için arayın Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı +905447243650

    9 min
  • Hangi Hitap Şekilleri Çocuklarda Olumsuz Psikolojik Sonuçlar Veriyor ? Prof. Dr. Ekrem Çulfa Günümüzde yoğun olarak kullanılan ‘kraliçem, aşkım, paşam, aslanım, prensesim, babacığım, anneciğim ’ gibi

    Hangi Hitap Şekilleri Çocuklarda Olumsuz Psikolojik Sonuçlar Veriyor ? Günümüzde yoğun olarak kullanılan ‘kraliçem, aşkım, paşam, aslanım, prensesim, babacığım, anneciğim ’ gibi hitaplar ve davranış modelleri çocuklarımıza olumsuz bir şekilde psikolojik zararlar veriyor! Prof. Dr. Ekrem Çulfa Günümüzde yoğun olarak kullanılan ‘kraliçem, aşkım, paşam, aslanım, prensesim, babacığım, anneciğim ’ gibi hitaplar ve davranış modelleri çocuklarımıza olumsuz bir şekilde psikolojik zararlar veriyor! Gerek iletişim kurarken ve gerekse çocuklara hitap ederken ebeveynlerin hem de çocuk yakınlarının tutumu, yaklaşımı, onunla konuşma şekli, beden dili ve bakışı bile çocuklar için son derece büyük önem taşıyor. Çocukların özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşta ebeveynlerinden doğru mesajlar almalarının önemine dikkat çeken uzman psikologlar ve pedagoglar, onlara isimleri ile hitap etmenin en doğru yol olduğunu ifade ediyorlar. Bu yazımda çocuklarımıza nasıl hitap edilmesi gerektiği hakkında bir takım bilgi verdim hem de ailelere ve çocuklarla iletişimde bulunan herkese önemli tavsiyelerde bulundum. Hitap ederken çocuğa nasıl yaklaşıldığı çok önemli Çocuklara hitap edilirken çocukla sık iletişim iletişimde olanların ve ebeveynlerin tutumunun, çocuğa yaklaşımlarının, onunla konuşma şeklinin ve hatta bakışlarının bile çocuklar için çok önemli olduğunu sık sık vurgulamakta yarar var. Kendileriyle kurulan iletişim yöntemleri, davranış ve hitap şekilleri sonucunda kendilik değerleri hakkında bazı sonuçlar ve düşünceler geliştiriyorlar. Kendileri ile iletişim kurarken dış uyaranlar tarafından gönderilen mesajların ve hitap şekillerinin çocuklar için karışık ve tutarsız olması çocukların kendilik algısı, kişilik gelişimi ve benlik sınırları ile ilgili ruhsal ve psikolojik olarak olumsuz sonuçlar doğurabilir… İyi niyetli bile olsa bazı hitaplar çocuklardaki rol kavramına zarar veriyor! Çocukların gelişim dönemi özellikleri açısından anneciğim, babacığım, abiciğim, teyzeciğim gibi hitapları anlamakta zorlanmaktalar. Kendisi bir çocuk olup bir anne olmadığı halde annesinin ona ‘anneciğim’ şeklindeki söylemi, çocukta kim olduğuna dair kafa karışıklığına yol açar. ‘Anneciğim, teyzeciğim, babacığım, abiciğim’ gibi hitap şekillerinin çocuğun rol kavramına ve kimlik bütünlüğüne zarar verdiği için psikolojik ve pedagojik söylem açısından uygun olmadığını söyleyebiliriz. Aşkım, Sevgilim gibi hitaplar oldukça sakıncalı! Çocuklar ile iletişim kurarken ve seslenirken kullanılan en doğru hitap şeklinin öncelikle isimlerinin kullanılması veya ‘kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi söylemler olduğunu hepimiz biliyoruz. ‘Torunum, kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi doğru hitap şekilleri çocukların ruhsal ve psikolojik gelişimleri hem de içselleştirmesi gereken rolleri için oldukça faydalı, uygun ve yeterlidir. Aranızdaki iletişime renk katmak ve sevginizi farklı bir şekilde göstermeniz gereken durumlarda da çocuğa ‘canım kızım, canım oğlum, canım torunum’ denmesinin de bir sakıncası yoktur. Ancak ebeveynlerin ve çocuk yakınlarının ‘sevgilim, aşkım’ şeklinde hitaplarda bulunması oldukça sakıncalıdır. ‘Sevgilim, aşkım’ şeklinde söylemler çocuğun psikolojisine, ruh sağlığına ve cinsel kimlik gelişimine büyük zarar veriyor. Çocuklarımız özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşlarındayken ebeveynlerinden sağlıklı ve doğru mesajlar almalıdırlar. Aşırı bir şekilde egosunu şişiren ve yücelten hitaplar çocuğun ilişkilerini bozuyor Kralım, aslanım, kraliçem, prensesim’ gibi çocukları aşırı yücelten hitapların sık sık kullanımının çocuk psikolojisi açısından son derece zararlıdır. Yukarıda bilimsel gerekçelerini net olarak açıklayıp, uyardığım şekilde aşırı yücelten ve rol karmaşasına neden olabilecek tehlikeli hitaplar çocuğun sağlıklı benlik değerlendirmesi yapmasına engel olur, akranları ve iletişimde bulunduğu kişilerle ilişkilerini bozar ve insan ilişkiler... +905447243650

    7 min
  • Kaygıları Canına Tak Edenlere İlaç Gibi Gelecek Uzman Psikoterapistlerce Onaylı Yöntemler

    Kaygıları Canına Tak Edenlere İlaç Gibi Gelecek Uzman Psikoterapistlerce Onaylı Yöntemler 

    Kaygı bozukluğu, diğer ismiyle anksiyete özellikle son yıllarda birçok kişinin canını sıkan bir rahatsızlık haline geldi. Panik atak kadar ciddi olmasa da insanın hayat kalitesini ciddi anlamda etkileyen bu sorun hakkında oldukça faydalı bazı tüyoları yorumladım:

    1. Anksiyetenize soğuk uygulayın! New York' ta görev yapan Psikoterapist Sheri Heller, stresinizi soğutma yönteminin öneminden bahsediyor. "Ellerinizi buz gibi soğuk suya sokun ve sonra biraz da yüzünüze soğuk su çarpın. Soğuk su ile yapılan hissel stimülasyon anksiyete ile birlikte gelen hoşnutsuz duyguları kırıp yok etmeye yarayabilir. Ayrıca stres hormonu olan kortizol de düşecektir." 2. Yumruklarınızı sıkın! Egzersiz yapmanın anksiyete üzerindeki faydaları bilinse de, kimse panikatak yaşıyorken bir koşuya çıkmaz ya da yürüyüş yapacak cesareti bulamaz. Richmond, Virginia'dan bir terapist Nicole O-Pries şöyle diyor; "Ellerinizi bacaklarınızın yanlarına koyun. Yumruklarınız iyice sıkın, sonra derin bir nefes alıp nefesinizi verirken yumruklarınızı bırakın. Sonra parmaklarınızı iyice gerdirecek şekilde ellerinizi açın ve baştan başlayın. Panik hissiniz azalana kadar bu gevşeme hareketini yapabilirsiniz." 3. Size kendinizi rahatlatacak bir cümleyi içinizden tekrar edin. Size kendinizi rahatlatacak bir cümleyi içinizden tekrar edin. Floridalı spiritüel terapist Carol Howe, şunları öneriyor; "En az üç kez burnunuzdan derin nefes alıp ağzınızdan verin. Sonra da kendinize iyi telkinler vermeye başlayın. "Güvendeyim, beni seven insanlar var, iyiyim..." bunu da üç kez tekrar edin. Yavaş yavaş daha rahatlamış hissedeceksiniz." 4. Panik halindeyseniz buna izin verin, kendinizi daha da strese sokmayın. Bazen anksiyete ile mücadele etmeye çalıştığınızda, daha kötü olursunuz. Howe'a göre bazen bu rahatsızlığın farkına varmak, bunu hissetmek için kendine izin vermek de işe yarayabilir. "Bu size korkutucu geliyor olabilir ama biz varlığına direndikçe anksiyete kendini daha da demirliyor gibi. Bazen ona izin verdiğimizde, gelip geçmesi daha olası." 5. Ağlamanız gerekiyorsa, mutlaka ağlayın! Psikoterapist Sheri Heller'a göre ağlamak da faydalı bir yaklaşım. Araştırmalar ağlamanın terapi etkilerini, duyguların dışarı çıkması için gerekli olduğunu kanıtlamış durumda. "Anksiyete çoğu zaman içimizde hapsolmuş mutsuzluklara karşı verilen bir tepkidir. Bu tür durumlarda, ağlayabilmek sinir sistemini rahatlatmaya yardımcı olur." 6. Sosyal medya uygulamarınızı bir süreliğine kapatın! New York'lu psikoterapist Lauren Rose'a göre insanların haber kaynakları yüzünden anksiyete yaşadıkları bir çağda yaşıyoruz. "Sosyal medya ve genel olarak internet, anksiyete ve korkuyu yükselten mecralardır. Çünkü burada alınan yanlış veya gereksiz bilgiler kişiyi olduğundan daha kötü hissettirebilir." 7. Çevrenize bakın, renkleri, eşyaları ya da diğer nesneleri bir bir sayın! O anda içinde bulunduğunuz durumu düşünmemek en sık verilen tavsiyelerden biridir. Yani kendi kendinize kendi dikkatinizi dağıtmanız gerekir. New York'ta görev yapan klinik sosyal hizmetler uzmanı Julia Colangelo şöyle anlatıyor; "İçinde bulunduğunuz mekandaki farklı renkleri, rakamları, eşyaları sayabilirsiniz. Panik halindeyseniz, ayaklarınızı yere bastıracak çok güzel bir zeka oyunudur." 8. Hislerinizi bir kağıda dökün! Hislerinizi yazmak her türlü duygu durumunda faydalı olabilir. Atlanta'da görev yapan terapist Karen Whitehead şunları ifade ediyor; “Birkaç kelimeyle veya madde madde olacak şekilde o andaki en büyük endişenizi kağıda yazın. Birer birer üzerinden geçerek bunların gerçek mi, yoksa sadece sizin fikriniz mi olduğunu düşünün. Çoğu zaman o anda içinde bulunduğunuz stresin tamamen kendi fikirlerinizden kaynaklı olduğunu, bu yoğunluğu kendi kendinize yumuşatabileceğinizi fark edeceksiniz." 

    Anksiyete (Kaygı), PanikAtak İletişim 05447243650 Hattımızı arayabilirsiniz

    13 min
  • Mylife Sınav Koçluğu, Öğrenci Koçluğu, Eğitim Koçluğu, Kariyer Koçluğu, Meslek Koçluğu, Akademik Koçluk Nedir?
    Mylife Sınav Koçluğu Nedir?

    Sınav Koçu alışılagelmiş yavaş ve pahalı danışmanlık hizmetlerini daha kolay ve daha uygun fiyata alabildiğiniz bir oluşumdur. Peki bunu nasıl yapıyoruz?

    Mylife Sınav Koçluğu, hizmet verdiği kişilere telefon ve internet gibi bu günlerde her insanın kullandığı teknolojileri kullanarak ulaşır. Böylece gereksiz masrafları ve mekan kısıtlamasını önleyerek sizlere daha ucuz, hızlı ve her yerde ulaşabileceğiniz bir hizmet sağlamış oluruz.

    Mylife Sınav Koçluğu, sizlere eğitim koçluğu, kariyer koçluğu, psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı vermek için kurulmuş bir platformdur. Sistemimiz sayesinde hedeflerinize ulaşmayı kolaylaştırmayı ve hedefinize ilerlerken engellerden dolayı pes etmemenize yardımcı olmayı hedefliyoruz.

    Mylife Sınav Koçluğu, olarak verdiğimiz hizmetlerin en iyi şekilde öğrencilerimizin ve velilerimizin yararlanmasını isteriz. Bu yüzden aldığınız her hizmeti bir uzmandan aldığınızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Kadromuz size verilecek hizmet ile ilgili lisans programlarını bitirmiş ve bu alanlarda kendilerini geliştirmeye adamış uzmanlardan oluşmaktadır. Bu yüzden sizlere danışmanlık eden insanlara gönül rahatlığı ile güvenebilirsiniz.

    Mylife Sınav Koçluğu ile aldığınız bu danışmanlıklar gizli tutulacaktır. Çözülmesi için bize geldiğiniz hiç bir konuda sizlerle ilgili bir bilginin dışarıya verilmeyeceğine emin olabilirsiniz.

    İletişim ve randevu için Mylife Sınav Koçluğu' na 05447243650 den ulaşabilirsiniz.

    1 min

About Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

From the publisher's feed

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirler basta olmak üzere, Türkiye ve dünya genelinde geçimsizlik, şiddet, boşanma, aldatma, aldatılma ve ayrılma oranları evlilik oranlarını katlarken evliliğini ve ilişkisini kurtarmak isteyen çiftlerin basvuru adresi aile evlilik çift terapistleri oluyor. Aile Evlilik İlişki Danışmanı Prof Dr Ekrem Çulfa'yı 📲05447243650 den arayabilirsiniz.

More shows like Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

Psikolog Cem Gümüş by Uzm. Psk. Cem Gümüş

Psikolog Cem Gümüş

0 Listeners

Keyfimin Kahyaları by Keyfimin Kahyaları

Keyfimin Kahyaları

9 Listeners