Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

By Prof. Dr. Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift DanışmanıEducationSelf-Improvement
Download on the App Store

Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara episodes

  • Koronavirüs ve Pandemi Sürecinde Online ve Dijital Bayramlaşma Nasıl Oluyor ? Çocuk, Aile ve Birey Psikolojisine Katkıları Nelerdir?

    Teknolojik imkanlar #Psikolojik Olarak Bayramlaşma duygusunun yaşanmasını kısmen de olsa sağlayabilir


    ↙️ Pandemi sürecinin iki taraflı bir etki göstermesi olasıdır. Birincisi #bayramlaşma için eş, dost ve büyüklerini ziyarete gidemeyen insanların yaşayacağı #manevi #rahatsızlık hissi, ikincisi ise belli bir yaşın üzerinde olan ve özellikle çocukları ve torunları ile bayramlaşmayı sabırsızlıkla bekleyen aile büyüklerinin yaşayacağı #burukluk ve hüzündür.


    ↙️ #Bayram, #bayramlaşma ile güzeldir ancak insanlar içinde bulunulan koşulların etkilerini en aza indirilebilirler. Bu anlamda #sesli ve #görüntülü #konuşma olanaklarından yararlanarak, #bayramlaşmak istediğimiz kişilere ulaşabiliriz. Yüz yüze olmasa da insanların birbirinin sesini duyması ve görüntülü yollarla iletişime geçmesi, bayramlaşma duygusunun yaşanmasını sağlayabilir.

    ✍️ Evdeki bayramlaşmalara #çocuklar dahil edilmeli

    ↙️ Her bireyin sevdikleri ve yakınları ile #bayramda bir araya gelme arzusu içerisindedir. Bireylerde oluşabilecek #yalnızlık ve hatta terk edilmişlik hissinin günümüz teknolojileri ile azaltılabilir.

    ↙️ #Salgın sürecinin doğal olarak yaşam süreçlerini derinden sarsabilir.

    ↙️ Bu süreçte bayramlaşma noktasında, özellikle uzun vadede en fazla etkilenmesi beklenen kitle çocuklardır. Çocukların aile büyüklerini ziyaret etmesi ve bayramlaşması toplumsal değerlerin aktarımı bakımından oldukça elzemdir. Sokağa çıkma yasakları nedeniyle gerçekleşemeyen bu sürecin çocukları olumsuz etkilememesi ise önemli oranda ebeveynlerin sorumluluğundadır.


    ↙️ Ebeveynler bayram olgusu ile henüz yeni tanışan çocuklarda bayram bilincini oluşturmak için aile içinde tedbirlere başvurmalı ve öncelikle bayramlaşmayı aile içindeki ritüellerle çocuklara öğretmelidirler. İkinci olarak ise özellikle aile büyükleri ile sesli ve görüntülü yollarla gerçekleştirilecek olan bayramlaşma süreçlerine çocuklar da dahil edilmelidir. Bu anlamda aile büyükleri, çocukların bayramı kutlaması için ortam oluşturmalı ve bu davranışlarının önemini algılamalarını sağlayarak teşvik etmelidirler. 

    Zor günlerinizde yanınızdayız İletişim için Mylife Psikoloji' ye ulaşın 05447243650.

    1 min
  • Çocuk Ergen Eğitimi ve Psikolojisi Hakkında Güzel Bilgiler - Aile Danışmanı Ekrem Çulfa İletişim Hattı 0532 158 35 55

    Hangi Hitap Şekilleri Çocuklarda Olumsuz Psikolojik Sonuçlar Veriyor ?

    Günümüzde yoğun olarak kullanılan ‘kraliçem, aşkım, paşam, aslanım, prensesim, babacığım, anneciğim ’ gibi hitaplar ve davranış modelleri çocuklarımıza olumsuz bir şekilde psikolojik zararlar veriyor!
    Gerek iletişim kurarken ve gerekse çocuklara hitap ederken ebeveynlerin hem de çocuk yakınlarının tutumu, yaklaşımı, onunla konuşma şekli, beden dili ve bakışı bile çocuklar için son derece büyük önem taşıyor. Çocukların özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşta ebeveynlerinden doğru mesajlar almalarının önemine dikkat çeken uzman psikologlar ve pedagoglar, onlara isimleri ile hitap etmenin en doğru yol olduğunu ifade ediyorlar.
    Bu yazımda çocuklarımıza nasıl hitap edilmesi gerektiği hakkında bir takım bilgi verdim hem de ailelere ve çocuklarla iletişimde bulunan herkese önemli tavsiyelerde bulundum.
    Hitap ederken çocuğa nasıl yaklaşıldığı çok önemli
    Çocuklara hitap edilirken çocukla sık iletişim iletişimde olanların ve ebeveynlerin tutumunun, çocuğa yaklaşımlarının, onunla konuşma şeklinin ve hatta bakışlarının bile çocuklar için çok önemli olduğunu sık sık vurgulamakta yarar var. Kendileriyle kurulan iletişim yöntemleri, davranış ve hitap şekilleri sonucunda kendilik değerleri hakkında bazı sonuçlar ve düşünceler geliştiriyorlar. Kendileri ile iletişim kurarken dış uyaranlar tarafından gönderilen mesajların ve hitap şekillerinin çocuklar için karışık ve tutarsız olması çocukların kendilik algısı, kişilik gelişimi ve benlik sınırları ile ilgili ruhsal ve psikolojik olarak olumsuz sonuçlar doğurabilir…
    İyi niyetli bile olsa bazı hitaplar çocuklardaki rol kavramına zarar veriyor!
    Çocukların gelişim dönemi özellikleri açısından anneciğim, babacığım, abiciğim, teyzeciğim gibi hitapları anlamakta zorlanmaktalar. Kendisi bir çocuk olup bir anne olmadığı halde annesinin ona ‘anneciğim’ şeklindeki söylemi, çocukta kim olduğuna dair kafa karışıklığına yol açar. ‘Anneciğim, teyzeciğim, babacığım, abiciğim’ gibi hitap şekillerinin çocuğun rol kavramına ve kimlik bütünlüğüne zarar verdiği için psikolojik ve pedagojik söylem açısından uygun olmadığını söyleyebiliriz.
    Aşkım, Sevgilim gibi hitaplar oldukça sakıncalı!
    Çocuklar ile iletişim kurarken ve seslenirken kullanılan en doğru hitap şeklinin öncelikle isimlerinin kullanılması veya ‘kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi söylemler olduğunu hepimiz biliyoruz. ‘Torunum, kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi doğru hitap şekilleri çocukların ruhsal ve psikolojik gelişimleri hem de içselleştirmesi gereken rolleri için oldukça faydalı, uygun ve yeterlidir. Aranızdaki iletişime renk katmak ve sevginizi farklı bir şekilde göstermeniz gereken durumlarda da çocuğa ‘canım kızım, canım oğlum, canım torunum’ denmesinin de bir sakıncası yoktur. Ancak ebeveynlerin ve çocuk yakınlarının ‘sevgilim, aşkım’ şeklinde hitaplarda bulunması oldukça sakıncalıdır. ‘Sevgilim, aşkım’ şeklinde söylemler çocuğun psikolojisine, ruh sağlığına ve cinsel kimlik gelişimine büyük zarar veriyor. Çocuklarımız özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşlarındayken ebeveynlerinden sağlıklı ve doğru mesajlar almalıdırlar.
    Aşırı bir şekilde egosunu şişiren ve yücelten hitaplar çocuğun ilişkilerini bozuyor
    ‘ Kralım, aslanım, kraliçem, prensesim’ gibi çocukları aşırı yücelten hitapların sık sık kullanımının çocuk psikolojisi açısından son derece zararlıdır. Yukarıda bilimsel gerekçelerini net olarak açıklayıp, uyardığım şekilde aşırı yücelten ve rol karmaşasına neden olabilecek tehlikeli hitaplar çocuğun sağlıklı benlik değerlendirmesi yapmasına engel olur, akranları ve iletişimde bulunduğu kişilerle ilişkilerini bozar ve insan ilişkilerinde sınır kavramını reddetmesine sebep olabilir. Psikolojik ve pedagojik açıdan sakıncalı hitaba maruz kalan çocuklar sadece çocukluk, ergenlik döneminde değil yetişkinlik döneminde bile benzer problemler yaşayabilirler. Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişki ‘ebeveyn-çocuk’ ilişkisi gereken sınırları

    22 min
  • Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı konuşuyor İlişki Terapisine Hangi Durumlarda Gidilmelidir ? 05447243650

    İlişki Terapisine Hangi Durumlarda Gidilmelidir ? 05447243650

    Günümüz koşullarında bir yerde insan ve insanlar arası ilişkiler söz konusu olduğunda dikkate almamız gereken kavramlardan biride hiç şüphesiz " ünsiyet ” kavramıdır. Çünkü “ ünsiyet “ kelimesi ile insan kelimesi etimolojik (kelime köken bilimi) anlamda çok yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir.
    Ünsiyet Nedir?
    Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın (yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: " varoluşsal ilişki ihtiyacı ”.
    Varoluşsal ilişki ihtiyacı nedir ?
    Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda/kurabildiğinde " insan ” olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir.
    Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı (tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana (eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle (farklı)yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız azdır. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: " varoluşsal öteki yan ihtiyacı ”.
    Varoluşsal öteki yan ihtiyacı nedir?
    Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir " insan ” olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil !!!
    Bir İnsanın karşılaştığı problemlerin ana kaynakları nelerdir?
    İnsanoğlunun yaşadığı iletişim, uyum ve doyum gibi pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen "varoluşsal ilişki ihtiyacı” ve "varoluşsal öteki yan ihtiyacı” nın sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda.
    İlişki Terapisi Nedir? İlişki Terapisi alanların kazanımları nelerdir?
    İlişki terapisi " doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çaba ” yı ifade eder. İlişki terapisi çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki terapisinde kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir.
    İlişki Terapisinde temel amaç nedir ?
    İlişki terapisinde temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur.
    Bir İlişkinin doyum verici olup olmadığına en pratik olarak, nasıl anlarız ?
    Beklenti ile elde edilen arasındaki fark ne kadar az ise ilişki o kadar doyum verici demektir.
    İlişki terapisi veya evlilik terapisi olarak adlandırılan psikoterapilere sıklıkla kronikleşmiş bazı ilişki sorunlarıyla başa çıkabilmek ya da ani gelişen yaşamsal ve ilişkisel krizlerin üstesinden gelmek amacıyla 05447243650 den bana ulaşabilirsiniz. Dr. Ekrem Çulfa

    45 min
  • İlişki terapisi bir süreçtir. Arayıp Bilgi Alın Aşk Dr 0544724365

    İlişkiler psikolojikproblemlerin oluşumunda ve sağaltımında rol alırlar: W. Glasser mutsuzinsanların en büyük ortak özelliklerinden birinin, önemsedikleri bir insanlaproblemli ilişki yaşamaları olduğunu söylüyor. Yaşanamayan doyum vericiilişkilerin olumsuz sonuçlarını danışanlarımızda sıklıkla gözlemleyebiliyoruz.İlişkilerde aldatılma, önemsenmeme, sevilmeme, dikkate alınmama, özgürlüklerinkısıtlanması vb. insanlarda mutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık, anlamsızlık,çaresizlik gibi katlanılması zor duygular ortaya çıkartıyor. Bununla birlikte,doyum verici bir ilişkinin psikolojik ve fizyolojik sağlık üzerindeolumlu/iyileştirici etkileri olduğu yapılan araştırmalar sonucundagörülmektedir. Doyum verici bir ilişki ile birlikte insanların daha sıcak, dahaanlayışlı, daha mutlu vb. olduklarını günlük hayatımızda dagözlemleyebiliyoruz. Bu durumu bir Anadolu sözü çok güzel ifade eder: "İnsaninsanın zehrini alır!” Bu bakış "İnsan insanın kurdudur!” bakışıyla tabantabana zıttır. Ortaya çıkardıkları sonuçları dikkate aldığımızda hangiyaklaşımı benimsememiz gerektiği daha bir önem kazanır!

    Problemli ilişkiler dahadoyum verici hale getirilebilir: Her ilişkinin daha doyum verici hale gelmeşansı her zaman vardır. Ancak buradaki temel şart ilişkiyi oluşturan taraflarınbunu istiyor olmalarıdır. Genelde insanlar ilişkilerde bekleyen, isteyen rolünüüstlenirler. Her iki taraf da vermeden istediği sürece hiç bir taraf hiçbir şeyelde edemez. Bu yüzden ilişki terapisinde ilk fark ettirilmeye çalışılan şeyproblemlerin çözümü için her iki tarafın da aktif rol almasının gerekliliğidir.Şayet kadın ve erkek "ben bu ilişkiyi daha iyi hale getirmek istiyorum” derseilişki terapisinde yol alınabilir. W. Glasser bu durumu "çözüm dairesinegirmek” şeklinde ifade eder. Terapist bu noktada, tarafların aşamadığınoktaları görmelerinde ve etkin çözüm yolları üretmelerinde kendilerineyardımcı olur.
    Problemli ilişkilerdeher iki tarafın da rolü vardır: Pek çok insan, doyum vermeyen bir ilişkidekendini kurban olarak algılar. Tüm yaşananlarda kendisinin hiç bir etkisininolmadığını ve olamayacağını, kötü bir kaderi yaşadığını vb. düşünür. Oysa aslaunutulmalıdır ki hiçbir şey yapmamak da bir şey yapmaktır. Tabi ki kişilikbozukluğu olan bir insanla bir şekilde ilişki içinde olma ihtimalimiz vardır;ancak bu durumda bile ilişkinin oluşumunda ya da sürdürülmesinde bizim etkimizsandığımızdan daha fazladır. Bazen de insanlar ilişkideki problemlerin çözümüiçin çaba sarf etmeyi, karşı tarafı değiştirmek olarak algılarlar. Oysabaşkalarını değiştirme gücümüz yok; başkalarına sadece etki edebiliriz.Tutumları üzerinde kontrol sahibi olabileceğimiz sadece ve sadece kendimiziz.
    İlişki terapisinintemel amacı tarafları "terapist eş” haline getirmektir: Herkes bir ilişkiyeinsani ihtiyaçlarını gidermek için girer; ancak bu ihtiyaçların giderilmesi (sevilme,onaylanma, beğenilme vb.) karşı tarafın elindedir. Dolayısıyla bir ilişkinindoyum vericiliğini belirleyen şey, tarafların karşı tarafın ihtiyaçlarını neoranda giderdikleridir. Bu noktada eşler, birer terapist rolü üstlenmelidir.Terapist olmaktan kasıt karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve oihtiyaçları gidermesinde kendisine yardımcı olmaktır. Bir insana yardımetmenin, insanın "zehrini almanın” da başlı başına iyileştirici bir etkisivardır. Her iki taraf karşısındakinin ihtiyacını gidermeye çalışırsa, iki tarafda doyum elde eder. Ancak her iki taraf da sadece beklenti içerisinde olursahiç bir taraf hiç bir şey elde edemez. Bazen de taraflardan sadece birisiverici halde olur; bu ise uzun vadede bıkkınlık, karşılık alamama gibiproblemler ortaya çıkartır.
    Terapist eş olmak öğrenilebilir:İnsanlar karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama noktasında her zaman yeterliolmayabilirler. Psikoterapist tarafların kendilerine, karşı tarafa veilişkilerine daha farklı ve doyum verici açılardan bakmalarına yardımcı olur.
    İlişki terapisi bir süreçtir. Arayıp Bilgi Alın Aşk Dr 0544724365

    15 min
  • İlişki Danışmanlığı Nedir? Hangi Durumlarda İlişki Danışmanına Gidilir?

    İlişki danışmanlığı, kişiler arası ilişkileri daha doyum verici hale getirmek için gerçekleştirilen bir psikolojik danışmanlık sürecidir. Bu durumda, ilişki danışmanı için de, çok genel bir ifade olarak, “ilişki danışmanlığı hizmeti sunan profesyonel kişi” tanımını kullanabiliriz

    Daha Fazla Bilgi için Mylife Psikolojik Danışmanlık Merkezi ile iletişime geçiniz 📲 05447243650

    4 min
  • Başarı Koçu Kimdir? Başarı Koçluğu Nedir?

    Başarı, bireysel olarak da hedeflere ulaşmak için heyecan veren bir kelime. Her bireyin başarı beklentisi de, başarıya ulaşmak için seçtiği nedenleri ve değerleri de farklı…

    Koçluk bir disiplin ve sistemli çalışma ile ilerleyen, kişiyi harekete geçiren ve kişinin kısa sürede tek başına çözüm bulamadığı konularda hızla yolculuk yapmasını sağlayan önemli bir araç. Yıllardır tüm projelerimde kullandığım bir araç haline geldi. 

    Koçluğu kişiyi hızla harekete geçiren bir araç olduğu için özellikle çok seviyorum.

    Yolun başında ve işin başında pek çok kişi ile çalışıyorum.  Kaynakları fark ettirip, en iyi şekilde kullanmak için adım attırmak ve bir amaca hizmet eden hayal ve hedeflerimize tutkuyla bağlanmayı sağlamak için koçluk aracını kullanıyorum.

    Koçluk yolculuğumda öğrencilerden başlayarak yolun başında, işin başında her yaştan birey ile hedeflere ulaşmak için başarıyı çalışıyoruz.

    2 min
  • Öğrenci Koçluğu Nedir? Öğrenci Koçu Kimdir? Nasıl Öğrenci Koçu Olunur?

    Öğrenci Koçluğu Nedir? Öğrenci Koçu Nasıl Olunur? Eğitim veya öğrenci koçluğu son dönemlerde sıklıkla duyulan bir kavramdır. Öğrenci koçluğu hizmetinden yarar sağlanabilmesi ve öğrencilerin başarı elde etmeleri sebebiyle okul bünyelerinde de öğrenci koçluğu hizmeti verilmeye başlamıştır. Bu sebeple yeni iş arayışında olan kişiler veya çocukları için öğrenci koçu tutmak isteyenler öğrenci koçluğuna dair detayları merak etmektedirler. Öğrenci koçluğu nedir? Kimdir? Nasıl olunur ve neden ihtiyaç duyulur gibi sorulara edindiğimiz bilgilere dayanarak cevap vermeye çalışacağız. Öğrenci Koçluğu Nedir? Öğrenci koçluğu öğrencilere almaları gereken kararlarda yardımcı olmak amacıyla verilen bir hizmettir. Bu hizmeti yerine getiren ise öğrenci koçlarıdır. Öğrenci koçluğunda çocukların istekleri önemlidir. Kendisine bir meslek belirlememiş öğrenciler öğrenci koçluğu sayesinde mesleklerini belirleyebilirler. Ancak burada koçun meslek konusunda yönlendirmesi olmaz aksine koç öğrencinin beğeni ve yeteneklerini keşfederek kendisinin karar vermesini sağlar. Öğrenci koçluğunda verilen tek hizmet meslek belirleme değildir. Öğrencilerin yaşadıkları olaylara karşılık nasıl baş edebileceklerini öğrenmelerini sağlanır. Ayrıca meslek dışındaki konularda karar verme becerisinin gelişmesine yardımcı olunur. Tüm bu işleri yaparken ise öğrenciyi zorlayarak ya da yönlendirerek çalışılmaz bunun yerine öğrencinin motive edilmesi sağlanır. Öğrenci Koçu Kimdir? İletişim Telefonumuzdan 05447243650 bize ulaşabilirsiniz Öğrenci koçu bir koça ihtiyacı olan öğrencilere danışmanlık / mentorluk yapan kişidir. Öğrenci koçu bu işi yapmak için sertifika almış kişidir. Bir öğrenci koçu öğrencilerinin karar verme becerilerinin ortaya çıkmasını sağlamak için çalışır. Koç öğrenciye yapması gerekenleri dikte eden kişi değil aksine öğrencinin kararına önem veren ve onun yanında yürüyen kişidir. Öğrenci Koçu Ne İş Yapar? Öğrencinin kendini tanımasını sağlar Kendini tanıyan öğrencilerin kendilerine bir hedef belirlemesine yardımcı olur. Ancak ona bir hedef telkin etmez. Öğrencinin belirlediği hedefe ulaşması amacıyla plan veya program yapar. Öğrenci için yapılan plana veya programa öğrencinin ne kadar uyduğunun kontrolünü yapar. Öğrencinin okuldaki başarı durumunu kontrol eder ve başarısızlık durumunun ortadan kalkmasına yönelik motivasyonlar gerçekleştirir. Öğrencide kaygı olduğu durumlarda bu kaygının ortadan kalkmasına yönelik çalışmalar yapar. Başaracağına inanmayan ve özgüveni olmayan öğrencilerin özgüven kazanmasına yönelik çalışmalarda bulunur. Koçluğunu yaptığı öğrencinin yaratıcılık özelliklerinin ortaya çıkmasına ve artmasına yardımcı olur. Sosyal hayatta öğrencinin başarılı olmaması durumunda gelişim kazanmasına yardım eder. Öğrencinin ailesi ve arkadaşlarıyla olan iletişiminde yaşadıkları sorunları çözebilmesine yardımcı olur. Bu işleri ve koçluğunu yaptığı öğrencinin ihtiyaç duyduğu diğer işleri yapmak öğrenci koçlarının görevidir. Yapılan öğrenci koçluğunun süresi ise ihtiyaca bağlı olarak değişir. Bu koçluk öğrencinin sınava hazırlanması ve sınava girmesinin ardından bitebilirken daha uzun süreli bir koçlukta olabilir. Öğrencinin derslerinde başarılı olmasını sağlayacak zaman yönetimi, hafıza teknikleri veya hızlı okuma gibi eğitimler de öğrenci koçunun görevleri arasında yer alır. Öğrenci Koçu Olmak İçin Gerekli Beceriler Nelerdir? Öğrenci koçu olmayı herkes isteyebilir ancak öğrenci koçluğunda başarılı olmak için koçların gerekli becerilere sahip olmaları gerekir. Aksi takdirde başarılı olmaları ve öğrenci koçu olarak tercih edilmeleri zor olur. Öğrenci koçu olmak için kişilerin sahip olmaları gereken en önemli beceri öğrenciyle iletişim kurma becerisidir. Karar verme ve hedef belirleme gibi konularda sıkıntı yaşayan öğrencilerle doğru bir iletişim kuran koç başarıya da kolay ulaşabilir. Ayrıca öğrenci psikolojisini çözmüş olması gerekir. Bunun için genellikle öğrenci koçları öğretmenler olurlar. =>>> İletişim Telefonumuz 05447243650.

    1 min
  • Aşk Doktoru ve İlişki Uzmanı Ekrem Çulfa Olarak Sevgili Dilan Çıtak' ın Çık Dışarı Şarkısını Tavsiye Ediyorum. Şarkı' nın altına Yorumlarınızı Bekliyorum
    Çık Dışarı Dilan Çıtak

    Oo kimler gelmiş, aşkı oyun zannetmiş

    Hayat kumarında kalbini kaybetmiş
    Yazık zor öğrenmiş, doğru yola geç gelmiş
    Aşk filmi beklerken ayrılığı seyretmiş

    Söyledim ama sana di mi yar yar yar

    Tekrar denemek mi yok öyle bi dünya
    Çık çık çık çık dışarı
    Sus kalbin kadar konuş
    Sıkıyosa benle aşk meydanında buluş
    Geçmişe dön bi bak şimdi
    Düşün hain kimdi
    Ne harcadıysan öde kuruş kuruş

    Uçmaktan korkan kaçsın aşkımdan

    Hele sen hele sen hemen yıkıl karşımdan
    Çık çık çık çık dışarı
    Sus kalbin kadar konuş
    Sıkıyosa benle aşk meydanında buluş
    Geçmişe dön bi bak şimdi
    Düşün hain kimdi
    Ne harcadıysan öde kuruş kuruş

    Oo kimler gelmiş, aşkı oyun zannetmiş

    Hayat kumarında kalbini kaybetmiş
    Yazık zor öğrenmiş, doğru yola geç gelmiş
    Aşk filmi beklerken ayrılığı seyretmiş

    Söyledim ama…

    4 min
  • Sevgililer Günü Güzel Sözler Mesajı Konuşması Ben Dili ile iletişim Öfke kontrol yöntemleri

    İLİSKİLERDE BEN DİLİ İLE İLETİŞİM NASIL OLUR? “Ben” dili, kişinin o anda karşılaştığı durum veya davranış karşısında, kişisel tepkisini duygu ve düşüncelerle açıklayan bir ifade tarzıdır. Duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade etmemizdir. Başkalarıyla ilgili değerlendirme ve yorumlarımızı değil, kendi duygu ve yaşantılarımızı açıklarlar. “Ben” mesajını duyan kişi, karşısındakine ne hissettirdiğini öğrenir ve eğer bu olumsuz bir duyguysa, kendi isteğiyle davranışını değiştirir ya da değiştirmez. Yani davranışının sorumluluğu tümüyle kendine aittir. Suçlama olmadığı için “Ben” mesajı ile gönderilen iletiler, genellikle gönüllü bir farklı davranma çabasına zemin hazırlayabilir. “Ben” dilinin en önemli yararı ise, karşımızdaki kişiye “Ben böyle hissediyorum ama bu davranışın herkese böyle hissettirmeyebilir” anlamını içeren bir ileti gönderildiğinden, onun suçlanmadan kendini gözden geçirmesine olanak tanımasıdır. Ben odaklı Ben dili sağlıklı bir iletişim oluşturur. “Sen” mesajı ise iletişimi engeller. Sen mesajı, Sen dilidir ve genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır. Sen Mesajları, hakkınızda bir ileti göndermez, odak hep karşınızdaki kişidir. “Ben” mesajı gönderen kişi, kendi hakkında yaptığı değerlendirmeyi karşısındaki kişiyle paylaşmak isteğindedir. “Ben” mesajları karşınızdaki kişiyi suçlayıcı ifadelerden arınmış ve tümüyle kendi duygu ve düşüncelerinizi içerdiğinden, İletişimin olumlu sürmesine yardımcı olabilir. Kızgınlık hissettiğiniz durumlarda, bunu “Ben” mesajı ile İletmeniz, karşınızdakinin savunmaya geçmesini, öfkeyle karşılık vermesini, kendini kıstırılmış hissetmesini, suçlanmasını ve konuşmaktan kaçınmasını engelleyebilir. Size sözle saldırılmadığı sürece, rahatsızlığını ve kızgınlığını dile getiren biriyle anlaşmak mümkündür. Ne dersiniz? Aslına bakarsanız Ben dili, iletişimin temelidir. Cümlelere aşağıdaki gibi başlamak yerine: Yapmalısın Yapman gerek Yapmak zorundasın vb. Şöyle başlayabilirsiniz cümlelere: İhtiyacım var Rica ediyorum Hissediyorum vb. “Sen” ile başlayan cümleler karşınızdakinin hızla savunmaya geçmesine neden olur. Malum en iyi savunma da karşı saldırıdır. Elbette ki konuşmada kullanılan tonlamadır iletişimde belirleyici olan, ama “Sen” riskli bir sözcüktür, hızla tepki oluşturur. Ben dili çatışmalarda sağlıklı iletişmenin en iyi yoludur. Sen dili ile karşınızdakini suçlayıp neyi yanlış yaptığını vurgularken Ben dili duygu ve düşüncelerinizin sorumluluğunu alır. “Böyle davrandığında kendimi önemsenmemiş hissediyorum.” ile “Sen bana kendimi kötü hissettiriyorsun.” arasındaki fark size ne ifade ediyor? Ya da “Eve devamlı geç geldiğinde, ben kendimi önemsenmiyor hissediyorum.” ile “Neden asla zamanında eve gelmiyorsun? İfadelerinin oluşturduğu etki ne kadar farklı, değil mi? Sen dili: 1. Suçlayıcıdır. 2. Davranıştan çok kişiliğe yöneliktir. 3. Kişiye anlaşılmadığını hissettirir. 4.Yeniden konuşma isteğini engeller. 5. Neye kızıldığının anlaşılmasına izin vermez. 6. Kişiyi incitir, kırar. 7. Kişinin savunmaya geçmesine neden olur. Ben dili: 1.Savunmaya itmez. 2. Suçluluk hissettirmez. 3.Duygunun nedeni anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur. 4. Ben iletisi alan kişi başkalarını düşünmeyi de öğrenir. 5.Yakınlaşmayı sağlar. 6. Anlaşmazlıkları azaltır. 7. Konuşan kişiyi rahatlatır. Ev işleri, öncelikler, para bir evlilik içinde genel olarak tartışma yaratan konulardır. Elbette ki bir evlilik ilişkisinde her konuda aynı fikirde olmayacaksınız. Her ilişkide olduğu gibi özellikle de evlilikteki iletişimde üslup çok önemlidir. Kendinizi ifade ederken seçtiğiniz kelimeler partnerinizin sizinle diyaloğunu, ilişkinizin nasıl gelişeceğini belirler. Bazen tüm iyi niyetinizle söyledikleriniz bile sevdiğinizi kıracak bir tartışmaya, hatta kavgaya dönüşebilir. Bunun nedeni birçok ilişkide partnerlerin “sen dili” kullanmasıdır. Aile Evlilik Çift Terapisi ve İlişki Uzmanlığı için iletişim hattımızı 05447243650 yi arayabilirsiniz.

    4 min

About Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

From the publisher's feed

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirler basta olmak üzere, Türkiye ve dünya genelinde geçimsizlik, şiddet, boşanma, aldatma, aldatılma ve ayrılma oranları evlilik oranlarını katlarken evliliğini ve ilişkisini kurtarmak isteyen çiftlerin basvuru adresi aile evlilik çift terapistleri oluyor. Aile Evlilik İlişki Danışmanı Prof Dr Ekrem Çulfa'yı 📲05447243650 den arayabilirsiniz.

More shows like Prof. Dr. Ekrem Çulfa😍Aile Evlilik Çift Terapisti/Danışmanı/Koçu🤙0533 373 81 23 📲 Seans için ara

Psikolog Cem Gümüş by Uzm. Psk. Cem Gümüş

Psikolog Cem Gümüş

0 Listeners

Keyfimin Kahyaları by Keyfimin Kahyaları

Keyfimin Kahyaları

9 Listeners