
Sign up to save your podcasts
Or


Bunca senedir ya kendimi kandırdıysam, bitmek bilmez bir yangının içinde öylece yanıyoruz küllenene kadar. Yeniden ve yeniden her şey en başa geri dönsün diye, her gece ve her gece gözlerimizi acıya kapatıyoruz. Sabah yüzümüze gözyaşlarımızı vuruyoruz su diye, ayılalım diye. Ayılmıyoruz. Gidiyor tek tek duygular, düşünceler ve hisler. Engel olamıyorum, kontrolümden çıktı bir şeyler. Çaresizce yaptığım tek şey her defasında elveda demek oluyor kendime. Elveda kendim, elveda eski ben. Özür dilerim seni bu kadar incittiğim için, duygularını, arzularını, mutluluklarını, kaygılarını, korkularını, gözyaşlarını görmezden geldiğim için. Affet beni. Yanıldım.
Pek çok şeyle duygularını atarsın sen içinden, bazen öfkeylebazen sevgiyle bazen de kederle. Biz insanlarsa diğer tüm duyguları sandıklarımıza kilitler ve bir tek duygunun ortaya çıkmasına izin veririz genelde. Bu duyguysa genelde bizi en güçlü gösterecek olan öfke olur. Öfke ve sevgi kardeştir, hüzünse bunların birleşimidir.
Ölüm ve yeniden doğuş gibi, insan ne de güzel barındırırgözyaşlarının içinde yaşamı. Oysa çoğumuz bu gözyaşlarını taşıyamaz, hastalanırız. Geçmişte bir ben bırakma kararı vermiştim birkaç hafta önce, belki de ay önce. Bilmiyorum, çizelgesini tutmadım. Ama bunu neden yaptığımı hiç düşünmeden bu kararı almıştım. Neden kendime elveda diyorum? Otobüse apar topar bindirip bir de camdan el sallıyorum ona?
Öylesine öfkeliydim ki geçmiş zamanlara ve şimdiye, önümü göremeyecek gibi olduğumda gözümü ovuşturdum. O an her şey daha da kırmızı bir hal aldı. Kontrolden çıkmıştım, cehennemi kalbinde taşıyan herkes gibi. Birbiri ardına yaktığım sigaralar, boş ver mezarlığımdaki her yer duman altı olsun dedim.
Hayatla kavgası bitmeyen herkes bu duruma muhakkak sürüklenir. Er ya da geç herkesin içindeki şeytan okşadıkça ortaya çıkar. Bambaşka bir insana dönüşürüz. Neden biliyor musun? Haksızlıktan. İntikam ve kin ortaya bir anda çıkmaz eğer merak ettiğin buysa. Eminim sen de deneyimlemişsindir. Hakkın olanı alamamak ve cinnete sürüklenmek. İnsanın hayatıyla oynadığı tehlikeli bir Rus ruletine benzer. Her bir tık sesiyle, gözünü kapatman ve silahın patlamadığı an yüzünde beliren şehvetli bir gülümseye benzer. Düşmanına silahı uzattığındaysa kinin önünü görmeni engeller. İnsan bu doğasıyla ne de beter. Zarar gördüğü için zarara uğratmak ister. Sanki hasar alan kalbi iyileşecekmiş gibi bunu ister.
Kader’e inanmak mı? Deli saçması bir şey. Yani bana şunu mu
Kader insanoğlunu ikiye ayırır. Bir kısmı yalnızca
Küçücük ve bacasından duman çıkan sıcak bir evde hayalediyorum kendimi. Ben tam da oraya aitim, ruhum, bedenim ve her şeyim. Sanki yemyeşil bir arazinin ortasında vadideki bir zambak kadar nadide güzellikte tüm cazibesiyle beni oraya çekiyor. Eski ama huzurlu, biraz da ilişkilerimiz gibi.
Bugün size konfor alanımızdan bahsedeceğim, farkındayım şu sıralar maneviyat yüklü şeyler dinliyorsunuz. Ama hakikat yolumuzu aydınlatır. Her şey doğru zamanda, doğru yerde ve doğru şekilde gerçekleşiyor hiç endişelenmeyin. Bu kaydı her kim ne zaman dinliyorsa onun için de geçerli. Unutamadığını biliyorum, senin acını her bir zerresine kadar hissediyorum ve şu an konuşuyorum beni çok dikkatle dinle.
Yaşadığın her şey bir çizgi yönünde öylece akıyor, akarsu gibi, asla mâni olamıyorsun. Bazı şeyleri engellemeye çalıştıkça daha beter hale geliyor, temizlemeye çalışırken tüm sıvının bezle birlikte eline bulaşması gibi… Sen temizlemeye kalkmasan da masa kirli kalacak ama. Burada ne mi anlatmaya çalışıyorum? Bazen bir şeylerin değişebilmesi için senin müdahalen şarttır. Ne kadar zor olsa da hayat her insanı bir şeyle sınar...
Bu hayatta bazen en zor şeylerden birisi de kendinden uzaklaşmaktır. İnsan öyle yaralanır ki kimi zaman artık kesikleri dikmek çok zor olur, kan kaybı durdurulamaz ve canı yanan insan kendinden de uzak bambaşka tanımadığı bir şeye dönüşür. Uzaklaşmak… kendinden kopmak ve değerlerine hatta duygularına yabancılaşmak insanın düşebileceği tehlikeli tuzaklardan birisidir.
Elveda demek için çok mu geç? Bazı şeyler için çok mu geç
En sevdiğimiz insanın canavara dönüşmesini anlatacağım belki. Kim bilir. Gidenleri kovalayanlar kalplerini nefretle doldurdular sadece ne gideni geri getirebildik ne de geri gelen gitmemezlik etti. Herkes günün sonunda bir durağa gitti. Bu durak cennet de oldu cehennem de…
Kendimi tekrar eden şeylerin içinde bulduğumu fark ettim,
Yıllar kimseye acımıyor bunu gördüm. Bir zamanlar gergin olan cildinizin sarkması gibi, insanlar acısa da yıllar acımıyor. Alnımdaki ve gülünce gözümün kenarlarındaki kırışıklıkları gördüm aynada. Kaz ayakları erken teşebbüs etmiş yüzüme.
From the publisher's feed