Yeditepe Fatih Dergisi

Yeditepe Fatih Dergisi

By Yeditepe Fatih DergisiNews
Download on the App Store

Yeditepe Fatih Dergisi episodes

  • Bir Kapalıçarşı Nostaljisi Antika Hazineleri

    Bütün dünyanın tanıdığı, İstanbul’un meşhur iç bedesteni, bir zamanlar Kapalıçarşı’nın en itibarlı, en kazançlı, en uğrak yeri idi. Birçok sayılı müzeler, zenginliklerini iç bedestene borçludurlar. Dünyanın her tarafındaki antika meraklılarının koleksiyonlarına, en nadide parçaları burası yetiştirdi. Erbabı, iç bedestenin bir dolabını bir bankaya değişmezdi…

    Zeminden, yüksek sedirlerin üstüne konulmuş tahta dolaplarla, bu dolapların önündeki boşluk iç bedestenin mağazalarını teşkil eder. Sedirlerin altı kasalarla doludur. Hâlâ cevahirciler, kuyumcular mücevherlerini, kıymetli taşlarını, altınlarını, yükte hafif pahada ağır mallarını buralarda saklarlar. Dolapların bir kısmı Evkaf’tan kiralanır. Bir kısmının mal sahipleri ayrıdır.

    10 min
  • BİR KAPALIÇARŞI BİLMECESİ: BEZİRGÂN SOKAKLAR

    Çelik Gülersoy Kapalıçarşı’yı “İstanbul güzelinin çeyiz sandığı olan kapalı kutu” diye tarif eder. Bu çeyiz sandığı asırlar boyu Büyük Çarşı diye bilindi, gel zaman git zaman Kapalıçarşı diye anılır oldu.

    Tarih kitapları, çarşının çekirdeğinin Fatih zamanında yapılan Cevahir ve Sandal Bedestenleri olduğunu söyler. İmparatorluğun sınırları zamanla genişler, yedi iklime ulaşılır; Kapalıçarşı da benzer bir şekilde büyüdükçe büyür, genişledikçe genişler.

    Çarşı, koca bir şehir gibi; 22 kapı, 2 bedesten, 18 han ve 62 sokağa sahiptir. Sokaklar sanki kuytu köşelerde hanlarla hâlleşir. Bu sokaklar ayrıca Doğu’nun sürprizlere gebe yüzünü gösterir; çünkü labirenti andırırlar, kaybolup gitmeye müsaittirler.

    8 min
  • Mehmed Bahaeddin Toven - Beethoven Hayranı, Bir Türkçe Âşığı

    Tarihte öyle kimseler vardır ki döneminde önemli işler başarmış, çevresinde sevilmiş, alanında kıymetli eserler vermiştir. Ancak kaderin cilvesi olsa gerek, vefatlarından sonra tarihin tozlu sayfalarına gömülüp gitmişlerdir. Onları sadece meraklı olanlar keşfedebilir, hayat hikâyelerinden ve eserlerinden istifade edebilirler. Baha bey de bu kimselerden biri. Yazıma başlamadan evvel bizlere Bahaeddin Toven hakkında bilgi veren, çocuklarıyla görüşmeler yapan, arşivlerden belge çıkartan, Türkiye’nin en önemli biyografi yazarlarından, Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı Prof. Dr. Ali Birinci hocaya teşekkürlerimi sunmak isterim. Sayesinde eskilerin tabiriyle meşâhir-i meçhûleden Baha Toven’i tanımış olduk.

    15 min
  • Başkan'dan - M. Ergün Turan

    Saygıdeğer İstanbullular,

    Üç ayın sonunda, nihayet üçüncü sayımızla yeniden birlikteyiz. Bu sayımızda İstanbul’un tarihî semtlerine, abidelerine, büyük şahsiyetlerine, her zamanki gibi şehrin kalbinden, Fatih’ten bakmayı sürdüreceğiz. İstanbul’u, içeriden, Fatih’ten okuma çabası, hayatımızı bütün cepheleriyle şekillendiren bir yapıyı hakkıyla anlamanın yolunu önümüze açacaktır. Kuşkusuz İstanbul gibi bir şehri mahalle mahalle, sokak sokak gezerek, çeşmelerinde dinlenip mezar taşlarına bir bir dokunarak idrak etmenin ruhumuza katacağı zenginliği hiçbir kelime tarif edemez. Dergimiz tarihî yarımadada çıkılmış seyahatlerin bilgi veren, keyifli izlenimlerini size yansıtmayı, İstanbul’un kendine mahsus güzelliğini, ahengini yüzyıllar içinde bulan bütün sesleri ve renkleriyle sunmayı hedefliyor. Dergimizin sayfaları arasında gezinirken şehirle ünsiyetinizi yeniden imar edecek detaylara rastlayacağınıza inanıyorum.

    5 min
  • FİLMLER EKRANLARDA YEDİKULE HİSARI

    Fatih’in yadigârı Yedikule Hisarı... Her köşesi tarihten silinmez izler taşıyor. Her adımda bizi mazinin derinliklerinde yolculuğa çıkarıyor.

    Yedikule Hisarı aynı zamanda bir dünya mirası olarak değer görüyor. Yapılan son restorasyonla yeniden güçlendi, artık yeni çehresiyle ve içinde gerçekleştirilen kültür sanat etkinlikleriyle İstanbulluları ağırlıyor.

    Yedikule Hisarı bu zamana kadar birçok film ve dizide de boy gösterdi. Gelin bu şaheserin sinema ve ekranlardaki yansımalarına bir göz atalım.

    6 min
  • ÇOK ESKİ, ÖZ İSTANBUL: YEDİKULE VE SAMATYA

    “Şimdi her taraftan şu sualler geliyor kulağıma: ‘Ya Ayasofya? Ya Topkapı Sarayı? Ya sultan sarayları? Yedikule? Abdulaziz? Boğaziçi?’ Hepsini yazacağım, seve seve yazacağım, fakat evvela, her adım başında düşüncelerimi değiştirdiğim gibi, her sayfada başlık değiştirerek İstanbul’da biraz daha serbestçe dolaşmak ihtiyacındayım.”

    19. yüzyılda İstanbul’u ziyaret eden İtalyan yazar Edmondo de Amicis şehri anlatmaya bu sözlerle başlamıştı. Ben de ahşap bir evin cihannümasından Yedikule ve Samatya’ya bakarken bunları düşünüyorum. Bir yanımda bu mahallenin buram buram tarih kokan sokakları, evleri. Diğer yanımda ise Marmara denizinin muhteşem manzarası. Dün olduğu gibi bugün de yerli ve yabancı turistler için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olan Yedikule ve Samatya’yı tıpkı Amicis gibi, her şeyden önce sokak sokak gezmemiz gerekiyor.

    11 min
  • YEDİKULE TREN İSTASYONU

    İstanbul’un kent içi ve kentler arası yolcu ve yük naklini sağlayan ulaşım sacayaklarından birini teşkil eden demir yolu sistemi ile tanışması 19. yüzyılın son çeyreğine denk gelir. Şehrin topografyasının düz satıhlı hareketlere pek fazla imkân vermemesi ve demir yolunun uygun bir eğim izleyerek devam edebileceği alanların da son derece kısıtlı olmasından dolayı, Marmara sahillerine paralel şekilde uzanan kıyı kesimleri kentte tren işletilebilmesine en uygun bantlardı.

    Bu noktadan hareketle İstanbul’un Rumeli ve Anadolu yakasında, aralarındaki deniz yolu engelinden ötürü birbiriyle bağlantısız olarak hizmet verecek iki ayrı tren yolunun inşası için girişimler başlatıldı. Fakat Osmanlı hükûmetince 1855 yılından itibaren birbiri peşi sıra açılan İstanbul odaklı demir yolu ihaleleri, o dönemin şartlarında çözümsüz kalarak iptal edildi ve İstanbul-Belgrad aksının seksiyonlarının hayata geçirilmesi 1869’a kadar gecikti. Nihayet 4 Haziran 1870 günü törenle Yedikule’de ilk çalışmalara başlandı. Ancak aynı sene kıta Avrupa’sında alevlenen çatışmalar ve bölgesel harplerden dolayı demir yolu serimi yeterince hız kazanamadı. Çünkü teknik personelin neredeyse tamamı, inşaat için Avrupa’dan İstanbul’a gelen yabancılardan oluşmaktaydı. Çalışanların büyük bölümünün ülkelerine geri dönmek zorunda kalmaları ve Fransa’dan İstanbul’a malzeme naklinde yaşanan ciddi aksaklıklar nedeniyle, 1870’in sonlarında ana hattın sadece 15 km’lik bir kısmı tamamlanmıştı. Söz konusu yol, Theodosius surlarının batıdaki kara kesimiyle deniz kıyısı boyunca uzanan sahil surlarının kesiştiği köşe noktasında, Yedikule’de Altınkapı yakınlarında açılan gedikten şehri terk ederek dışarı çıkmaktaydı.

    13 min
  • Yedikule Hisarı ve Restorasyonu Hakkında

    İstanbul çok katmandan oluşan “palimpsest” bir şehir. Farklı medeniyetlere yüzyıllarca ev sahipliği yapmış bu olgun şehrin, her dönemde farklı bir anlayış, kültür ve üslupla yeniden yorumlandığı görülür. Ayakta kalmayı başarabilmiş tarihî yapılarla günümüz yapıları arasındaki farklar buna örnek verilebilir. Yerini bugünkü binalara bırakmış nice mimari eserden geriye birkaç fotoğraf, gravür ya da çizim kalır sadece. Yedikule Hisarı ise şehirde örneklerine hâlâ rastlayabileceğimiz müstesna yapılardan, eski ve nispeten yeni dönemlerin birbirine eklemlenmesiyle oluşmuş, şehrin güzide anıt eserlerinden biri.

    Yedikule Hisarı, geç Roma dönemi kara surlarına eklemlenen bir Osmanlı yapısı. Bu iki tarihî dönemin ortak yapımı neredeyse. İstanbul’un en önemli giriş kapısını [Altın Kapı / Porta Aurea] da içine alacak şekilde yapılan bu “iç kale”, mükemmele yakın yıldız şeklinde bir plana sahiptir. Bu beşgen yıldızın geometrik merkezinde bugüne minaresi, sarnıcı ve çeşmesi kalan, sur içinin ilk mescitlerinden biri vardı. Zamanla bu mescidin etrafında bir mahalle oluştu ve hisarın iç kısmı, kendini dış dünyadan 20 m yüksekliğinde duvarlarla ayıran bir şehir tahayyülünü oluşturdu.

    26 min
  • Yedikule Bahçe’de Hasat Zamanı

    Yaz hasadın da mevsimidir. Özellikle ağustos gelip çattığında bağ, bahçe, bostan bereketini gözler önüne sermeye hazırdır. Toprak bize emeğin ve üretmenin zevkini, sabrın nimetlerini bu aylarda cömertçe tattırır. Yeter ki toprağa hürmetle eğilmeyi, onunla yakınlık kurmayı başarabilelim.

    Hele büyük şehirlerde insan toprağın dostluğuna öyle çok ihtiyacı vardır ki. Onun sunduğu nimetler sadece bedenlerimize değil, ruhlarımıza da dokunur, bizi besler, iyileştirir. Dalları meyvelerle yüklü ağaçlar, olgunlaşmış sebzeler, dolgun başaklar, envaiçeşit renklerle bezenmiş çiçek tarhları derinliklerinde kaybolup gittiğimiz pastoral tablolardan farksızdır. Böyle bir manzaranın içinde bir anlık vakit geçirmek bile, ruhumuzu şehrin stresinden arındırabilir. Toprağa temas etmenin insana katacağı ne çok şey var. En önemlisi sakinlik… Meyveyi dalında sabırla büyüten toprağı kavrayan köklerin sakinliğidir. Sonra öze yönelmek… Tadını bulan meyvenin dalından koparak toprakla bütünleşmesi gibi. Yani insan topraktan almayı bildiği kadar toprağa vermesini de bilmeli. Toprağa ilgisini, sevgisini vermeli, ona gözü gibi bakmalı, korumalı, yeşertmeli, beslemeli. Eskiler “Bakarsan bağ olur” diye boşuna söylememiş. Gerçekten de toprağa ne ekersen, onu biçersin. Bir bahçeden öğreneceğimiz çok şey var.

    4 min

About Yeditepe Fatih Dergisi

From the publisher's feed

Fatih Belediyesi ücretsiz yayını olan Yeditepe Fatih Dergisi'nin dijital sesli versiyonudur.

More shows like Yeditepe Fatih Dergisi

Aklımda Kalanlar by Aklımda Kalanlar

Aklımda Kalanlar

6 Listeners

Sapien Podcast by Sapien

Sapien Podcast

3 Listeners