Çağlayan Dergisi

Çağlayan Dergisi

Download on the App Store

Çağlayan Dergisi episodes

  • Yakup Gibi / 2019 Eylül
    Göz nurun evladını çaha saldın Yakub gibi
    Ah edip gecelerde oda yandın Yakub gibi
    Vermez idin sana kalsa göz nurun nadanlara
    Takdire inkıyad yoluna vardın Yakub gibi
    Çekilip hüzn evine dün u günler ah u enin
    Ağlayıp giryeler içinde kaldın Yakub gibi
    Anlamadı nadanlar neden ağlar Yakub Nebi
    Anlamadı yine nadanlar seni Yakub gibi
    Peygamber mirasıdır ümmetine hüzn-ü Yakub
    Yakışır ol Pir’e de çeşm-i giryan Yakub gibi
    ‘La tedhulu min babin vahidin’ dedin, dinlemedik
    Öz evladınla da imtihan oldun Yakub gibi
    ‘Ve ma uğ ni anküm min-Allahi min şey’ sırrınca
    ‘İni’l-hükmü illa lillahi’ dedin Yakub gibi
    Gün gelir Hak yeniden Yusufların ikbalini
    Gösterir, ihsan eder, kavuşturur Yakub gibi
    2 min
  • Kar Tanelerinde ki Riyazi Güzellik / 2019 Eylül
    “Kar Tanesi Adamı” lakaplı Wilson Bentley,
    binlerce kar tanesinin fotoğrafını çekti ve hayatı
    boyunca onları gözlemledi. Bentley hayretini şöyle
    ifade etmektedir: “Mikroskop altında, kar tanelerinin mucizevi tasarımlarını gördüm. Her kristal bir
    şaheserdi hiçbir tasarım tekrarlanmıyordu.”
    Kar tanelerinin fotoğraflarını incelediğimizde ve her kar tanesinin inceliklerine odaklandığımızda, yapılarının tamamen farklı olduğunu
    göreceğiz. Bununla birlikte, ortak bir noktaları
    var: simetri ve altıgen bir yap
    7 min
  • Arzi Hal / 2019 Eylül
    Bir bendeyim ga�leti her dem almış eynine
    Sireten yâd olsam da sureten yanındayım
    Nasib oldu sultanım vaslına erdim yine
    Yirmi üç sene sonra işte huzurundayım.
    Zatınızla müşerref oldum okul çağında
    Lütf ile ârâm ettim erenlerin bağında
    Liyakat benim için Anka’dır Kafdağı’nda
    İstikamet kim ben kim, işin bulûğundayım.
    Bir mü�lisim efendim, dilim varmıyor arza
    Sermayem hiç hükmünde, muhtaç olmuşum karza
    Ülfet sahralarında süründüm, kaldım darda
    Günah dolu bir ömrün fasl-ı cünunundayım.
    Ne ehl-i hizmet ne de gönül ehli şairim
    Bir vefasız mukallit, mücrim müteşairim
    Söz dizmeye gelince bir derece mâhirim
    Mekir-misal amelsiz ilmin gururundayım.
    Gel efendim, kabul kıl Hacı Kemal hatrına
    Alvarlı, Memduh Ungan, Mehmet Özyurt hatrına
    Üstad, Tahiri, Zübeyr, Validenin hatrına
    Dua buyur mecnuna aşkın küsȗfundayım.
    Layık değilim fakat hatrın kalbimde sakin
    Nazarımda kıymetli ayak bastığın hâkin
    Bir surette beraber görünmek şeref lakin
    Ben kim sizle olmak kim, cümlenin dȗnundayım
    3 min
  • İç Çürüme ve Onarım Yolları 3 / 2019 Ağustos
    Mahiyet-i mübeccelesiyle melekleri bile imrendirecek potansiyel bir konumu haiz bu “ahsen-i takvîm” abidesinin bu ölçüdeki su-i akıbeti, ruhânîlere fâikiyetine rağmen şeytanları bile
    tiksindirecektir. Kendinden, donanımından ve
    Allah karşısındaki konumundan habersiz bu
    tipler kendilerini hakir duruma düşürdükleri
    gibi, yaratılış itibarıyla ulvî mahiyetlerini dejenere ettiklerinden dolayı da yer-gök ehlince
    lanetle yâd edileceklerdir. Evet, bu, Hak nezdindeki yer ve kıymetini bilememe ve kendini
    hakir görmenin neticesidir. Ne hoş dillendirir
    mahiyet-i insaniyeyi milli şairimiz:
    “Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da
    hâlâ sen,
    ‘Muhakkar bir varlığım!’ diyorsun ey insan,
    eğer bilsen.
    Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de
    ulvîdir;
    Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende
    matvîdir.”
    Ne var ki bunun böyle bilinmesi de bütüncül
    bir bakışa, her şeyi gerçek mahiyetiyle görüp
    değerlendirmeye, oldukça derin bir tefekkür,
    tedebbür ve teemmüle vabestedir. Ancak bu
    yol ve yöntemlerle insan kendini doğru okuyabilir; okuyabilir ve bu konuda düşünce enginliğiyle gider otağını tâ “Mustafeyne’l-Ahyâr”
    zirvelerine kurar; kurar ve sıyrılır bir hamlede
    dünya ve mâ�îhâdan, onun ziynet ve debdebesinden.. kanat çırpar üveyikler gibi sonsuzluk
    semalarına doğru.. iç âlemini kendine has derinlikleriyle müşahedeye koyulur.. ve latîfe-i
    rabbâniyesini göz kamaştırıcı renk ve deseniyle okumaya durur.. salar kendini satır satır var
    oluş gayesini mütalaaya.. atar sırtındaki benlik semerini; “Hak” der, yürür kendi uzaklığını
    aşma istikametinde.. ruhânîlerin teşrifatçılığıyla öylesi erişilmezlere erer ki, tükürür her türlü dünyevî debdebe ve ihtişamın kirli yüzüne..
    kendini keşfedip bulmanın şehrâyinlerini yaşar ve yudum yudum Hak tecellilerinden kâse
    kâse kevserler yudumlar.. an olur, aşk u iştiyak
    meltemleriyle selviler gibi salınmaya durur..
    zaman gelir, güller dalında şakıyan bülbüller
    gibi çevresine bayıltan nağmeler sunar.. silinir
    gider gözünde dünyanın yalancı güzelliklerinin
    yanında cennetlerin hûri-gılmanı, köşkü-sarayı
    ve balı-kaymağı.. “Hû” der oturur-kalkar, Yunus
    diliyle “Bana Seni gerek” der inler.
    Anlamaz bunları “Dünya, dünya!..” deyip
    inleyenler; bu yalancı âlemin süs ve ziynetinden sıyrılamayanlar; tûl-i emel ve tevehhüm-i
    ebediyet yanılgılarıyla ukbâyı görmezlikten
    gelerek saray saray üstüne inşa edenler; akıllarını ve kalblerini villalara ve �ilolara ipotek
    haline getirenler. Bütün bunlara “Yuf!” demek
    dilimin ucuna kadar geliyor ama ifade kirliliğinden uzak durma mülahazasıyla denecekleri
    tarihin kirli sayfalarına emanet ederek konuya
    bir nokta koyup geçiyorum; geçiyorum, zira
    ışık süvarilerinin bekledikleri başka şeyler var.
    Evet, onlar ellerinde nur meşaleleriyle ziya avlama peşindeler. Karanlık ruhlar zulmetler sarmalları içinde kalakalsınlar, onlar,
    “Hak şerleri hayr eyler,
    Sen sanma ki gayr eyler;
    Ârif ânı seyr eyler,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse güzel eyler!..” (İbrahim Hakkı)
    deyip topluca tefvîz atmosferine ermeyi
    hecelemekteler...

    M. Fethullah Gülen Hocaefendi
    9 min
  • Astofızık Tarihinde Dönüm Noktası / 2019 Ağustos
    Uzayla ilgili mesafeleri hakiki mânâsıyla algılamamız gerçekten çok zordur. Bu muazzam
    mesafe akla yakınlaştırabilmek için şu benzetmeyi yapabiliriz: Bu kara deliğin dünyamızdan
    görüntüsünün tespit edilmesi, İstanbul’daki
    bir susam tanesinin New York’tan teleskopla
    görülmesi gibidir.
    Milletlerarası bir araştırma ekibi, dünyanın
    değişik yerlerinde bulunan sekiz dev teleskobu kullanarak, 40 farklı ülkeden 200 ilim insanı ile iki senelik yoğun çalışmalar neticesinde
    bu görüntüyü elde edebildiler. Teorik bilgiler,
    teknolojinin ve insan zekâsının gayretiyle, pratik gerçekliğe dönüştürüldü ve kara deliğin bir
    hayal ürünü olmadığı ortaya konuldu.
    Milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir cismin
    görülebilmesi için teorik olarak ay büyüklüğünde bir teleskoba ihtiyaç vardır. Gerçekten
    bu büyüklükte bir teleskop varmış gibi, dünyanın farklı bölgelerinde sekiz dev teleskobun
    aynı noktaya odaklanmasıyla elde edilen bütün bilgi, özel bir algoritma ile toplanıp süper
    bilgisayarlar kullanılarak analiz edildi. Böyle
    müthiş bir mesafede doğru bir görüntü yakalamak için teleskopların sabit olması ve her birindeki kayıtların tamamen senkronize olması
    gerekiyordu. Bu senkronizasyon, atom saati
    seviyesinde ve yüz milyon yılda bir saniye fark
    edecek şekilde gerçekleştirildi.
    Allah’ın (celle celâluhu) sonsuz kudretinin sonsuz mazharlarından biri olan, belki de farklı varlık âlemlerine bir geçiş kapısı gibi değerlendirilebilecek bu devasa varlık, saatte 3,5 milyon km
    gibi müthiş bir hızla kendi etrafında dönmekte
    olup bu sırada çok büyük bir enerji üretilmektedir. Kâinatta hiçbir şey kendi etrafında dönen
    bir kara delikten fazla enerji üretemez. Zira ışığın bile içinden kaçamayacağı bir çekim kuvvetine sahip olan bu “şey” etrafından geçen ışığı
    bile yutar ve kendisi de ışık saçmaz.

    Dr. Kadir Namlı
    9 min
  • Kronik Hastalığı Olan Çocukların Eğitim ve Bakımı / 2019 Ağustos
    nsanoğlu fevkalade bir maddî ve manevî donanımla dünyaya
    gelir ve çevresindeki hasta edici binlerce sebebe rağmen hayatını onlarca yıl sürdürebilir. Yetişkinler gibi çocukların da çoğu
    sağlıklıdır, bu sebeple uzmanlaşmış sağlık hizmeti ve desteğine
    çok az ihtiyaç duyulur. Dünya üzerinde kronik hastalık yükünün artması
    sebebiyle global ve ülke bazında sağlık politikası düzenleyicileri, kronik
    hastaların evde bakılması yönünde görüş bildirmektedir. Çocuk ve aile
    için fıtrî, konforlu ve sosyal hayata kısmen de olsa katılma imkânı veren
    bu eğilim, en iyi çözüm olarak gözükmektedir.
    Uzun vadeli bakıma muhtaç bir hastayla ilgili çok yönlü sorumluluklar
    vardır. Sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlar için ilgili kişi ve kurumlarla
    işbirliği yapılmalıdır. Ana zorluklardan biri ebeveynlerin çocuklarının
    sağlıklarını yönetmek zorunda kalmalarıdır. Bu durum evde biraz
    karmaşa ve korkuya sebep olabilir. Geleneksel ebeveyn rolünün aksine,
    bakıcı rolü pek çekici gözükmez. Bu süreçte bakıcı rolünü üstlenen kişinin, içinde bulunduğu dinamik sürece adaptasyonu, görev ve sorumlulukları kavranması beklenir. Bakım veren kişinin psikolojik ve �iziki iyilik
    hali, yaşı, başa çıkma yeteneğinin yanı sıra, hastanın sakatlık veya hastalığının derecesi, ihtiyaç duyulan desteğin türü, diğer bakım sağlayıcıların
    tutumları da bakım sürecinde stres verici faktörler olabilir. Öte yandan
    sosyal ilişkiler ve eğitim desteği alabilme gibi unsurların yanında sosyoekonomik statü, resmi bakıma hizmetlerine erişim ve kültürel ortam, bakımın verim ve sonucunu etkileyebilir.1,
    Çocuklara karşı gösterilen sevgiyi, çocuk psikologları “büyüme vitamini” olarak nitelendirir. Araştırmalarda çocuk için sağlanan maddî imkânların, sevginin yerini tutmadığı anlaşılmıştır. Çocuğun sosyalleşebilmesine yardım eden sevginin ve alakanın, sağlıklı çocuklarda bile büyük
    tesiri varken hasta çocuk için ne kadar hayatî olduğu anlaşılır. Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) bizzat uyguladığı ve tavsiye ettiği muameleler, modern dünyada da artık kabul görmekte ve özellikle hasta çocuğun
    bakımında sıkça uygulanması önerilmektedir. O’nun (aleyhissalâtü vesselâm)
    çocuğu kucaklamak, öpmek, omzuna ve sırtına almak gibi �iziki temasa
    dayalı sevgi tezahürleri yanında dua etmek, şakalaşmak gibi sevgiyi pekiştiren davranışları da çoktur.
    Araştırmalarda bebeklerin kucaklanmak ve öpülmekten hoşlandığı ve bu durumun onlarda güven duygusunu pekiştirdiği anlaşılmıştır.
    Bilhassa hasta çocuğa bakım sürecinde bu tür sevgi tezahürlerinin sık sık
    gösterilmesi ve sevginin çocuğa hissettirilmesi çok önemlidir. Enfeksiyon
    bulaşması gibi, temasın sebep olabileceği men�i şartlar, immün sistemi
    baskılanmış bazı hastalar için risk oluştursa da onlarda bile çeşitli tedbirler ile �iziki temasın devam ettirilmesinde sakınca yoktur.
    Bu konuda Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) hayatından pek çok örnek
    verilebilir: Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (radıyallâhu anhüma) ve diğer çocukları, yanlarına giderek veya yanına çağırarak kucaklar ve bağrına basarak öperdi.
    7 min
  • Büyüklük Hezeyanı / 2019 Ağustos
    Büyüklük hezeyanı (grandiyözite, ego kabarması), bir kişinin kendisine son derece güvenmesi ve kendisinin fevkalade güçlere ve
    vası�lara sahip olduğuna inanması durumu olarak tarif edilebilir. Hasta kendisini çok güçlü,
    önemli ve yenilmez hisseder. Ona göre hiçbir
    şey imkânsız değildir. Aklına gelen bir projeye
    hemen başlama dürtüsüyle dolup taşar. Davranışları başkalarına aşırı abartılı ve kibirli gözükür. Kendini beğenmiş, böbürlenen bir hali
    vardır. Bazen, özellikle de aşağılık duygusu
    içindeki insanlar, büyüklük hezeyanı içinde bir
    kişinin tutum ve davranışlarından etkilenerek
    onun kendisiyle ilgili gerçek dışı inançlarını
    paylaşabilir, bu özellikler ya da güçlere gerçekten sahip olduğuna inanabilirler.
    Büyüklük hezeyanı içindeki kişiler genellikle kendileri için kabul ettikleri büyüklük durumunu uluorta faş etmezler. Ancak başkaları
    tarafından sürekli övülmeye ihtiyaç duyarlar.
    Başkalarının kendisine olağan dışı yetenekler
    izafe etmesinden hoşlanırlar ve onlara karşı
    çıkmayarak izin verirler, hatta onları çeşitli hediye ve makamlarla ödüllendirirler. Bu tür kişileri etra�larından hiç ayırmak istemezler.
    Bu tür hastalar, genellikle ortalamanın üstünde bir zekâya sahiptir. Durumlarının etrafındakiler tarafından anormal karşılanabileceğini bildiklerinden, olur olmaz yer ve zamanda
    �ikirlerini ifade etmekten kaçınırlar. Hasta veya
    deli olarak görülmekten çekindikleri için temkinli davranmakta mahirdirler. Hezeyanlarıyla
    ilgili konular dışındaki �ikirleri normal olabilir.
    Başka bir ifadeyle, bu tür hastaların her söylediği saçma değildir. Bu durum, etrafındaki insanları etkileme ve onları inandırma konusunda kendisine yardım eder.
    Büyüklük hezeyanı genellikle paranoya
    ile birlikte görülür. Paranoya; aşırı endişe ve
    korku hâli olarak nitelendirilir. Böyle bir kişi;
    gurur, bencillik, sürekli kuşku ve güvensizlik
    içindedir. Bu kişiler kimseye güvenmez, çeşitli
    senaryolar kurgular, insanların her hareketinden özel bir anlam çıkarır ve sürekli kendilerine komplo kurulduğunu düşünürler. Sürekli
    olarak çevrelerini incelerler. En ufak detaylara
    dikkat ederek kendilerine karşı yapılacak davranışları önceden tespit etmeye çalışırlar. Şüphe duydukları her durum karşısında kendilerini korumaya yönelik davranışlar sergilerler.
    Bulundukları ortamlarda sürekli olarak kapı
    ve pencereleri kontrol eder, hatta etrafta dinleme cihazı aramaya başlarlar. İnsanların onları
    kıskandıklarını düşünür, kendilerini öldürerek
    makamlarını, mallarını ve paralarını alacaklarını iddia ederler.
    Hezeyanla şüpheyi ayırt etmek gerekir. Akıl
    yürütme tarzından kişinin hezeyan içinde olup
    olmadığı anlaşılabilir. Mesela komşusunun
    kendisini öldürmeye çalıştığını iddia eden bir
    hastaya bu hükme nasıl ulaştığı sorulduğunda,
    “Komşum kapısının önüne kırmızı çöp kutusu
    koyuyor ve bana bu şekilde mesaj veriyor” şeklinde bir cevap verebilir. Bir kişinin gömleğinin
    renginden darbe mesajı çıkarmak da buna misal olarak verilebilir.

    Prof. Dr. Murat Arslan
    6 min
  • Sanal Alemde Yaşamak Mümkün mü? / 2019 Ağustos
    Bu dünyada sanal bir şekilde yaşanan hayatlar var mıdır? İnsan hayatında bir menzil olan
    bu dünyada, sanal bir hayat yaşamak gerçekten
    mümkün müdür?
    Her gün, her insan için farklı bir âlemin kapısı açılır ve insanlar aynı dünyada olmasına
    rağmen ruh ve kalb aynalarına yansıyan farklı âlemlerde yaşarlar. Aklın, duyguların, sezgilerin, hayallerin, tasavvurun ve vicdanın iç
    içe olduğu bu âlemde nice dünyalar vardır. Bu
    dünyalardan ne kadarı kayda değerdir ve insanî değerlerle bütünleşmiştir; ne kadarı keşke
    yaşanmasaydı dedirtecek cinstendir veya hiç
    yaşanmamış gibidir? Bazı hayatlar, faydalı bir
    şekilde, su gibi akıp giderken, bazıları da sönüp
    giden köpükler gibidir.1
    Maddi âlem, İlahî İsimlerin cilvesi, cemali
    ve nakşıdır. Dünyanın Esma-i İlahîye ve ahirete
    bakan yüzleri güzeldir ve nuranîdir. Fani yüzü
    ise ebedi hayata nispeten sanaldır, gölge gibidir.2
    Ga�let, zan, bencillik, haset, saplantı, şirk,
    küfür, kibir ve benzeri haller, aslında gerçeklikten uzak kalmaktır. Mesela ga�let; ilmin, aklın
    ve kalbin sunduğu gerçekleri görmeden yaşama halidir. Önyargı, sadece kendi görüşünün
    doğru olduğu tezinden yola çıkarak hakikatten
    uzaklaşmaktır. Şirk, sonsuz manaların ifade
    edildiği yaratılışı, masivaya atfederek hakikatleri perdelemektir.

    Emin Osman Uygur
    6 min
  • Munacaat Essin Ruhı Saba / 2019 Ağustos
    “Sen, Sen!..” diye hayaller kurdum yine,
    Kıpırdanma oldu içte seyrine;
    Liyakatsizliğe tosladım bu kez,
    Yelken açamadım daha engine…
    Ey Rab, Seninçün âh etmeyi öğret!..
    Ne olur aşkınla bendeni mest et!..
    Gözlerim hep Sen’de olsun bir ömür!..
    Fakîri de maiyyetine bend et!..
    Layık değilim bu dil yarasıyla,
    Düşünce sisi, gönül karasıyla;
    Her dem kapı aralığında gözüm,
    Yüce Nebî Yakup (a.s.) hatırasıyla…
    “Sen” deyince canlanıyor emeller,
    Bir başka esmeye duruyor yeller;
    Ne olur essin hep bu rîh-i sabâ,
    Köpürüversin neş’eler ve zevkler!..

    M. Fethullah Gülen
    2 min
  • Zavod Çöreği / 2019 Ağustos
    Kolejle metro durağı arasında, hemen kolejin
    arka sokağında, her gün kurulan meşhur bir halk
    pazarı vardı. Akla gelen her türlü ihtiyacın bulunabileceği, oldukça büyük ve kalabalık bir pazar… Bu
    pazarda, yaz kış demeden, küçücük bir tezgâhta
    “zavod çöreği” (fırın ekmeği) satarak geçimini sağlamaya çalışan, 80 yaşında bir teyze vardı. Bu teyze,
    masum yüzlü ve çehresinden tebessüm hiç eksik olmayan Rus asıllı bir Müslüman hanımefendiydi.
    Yaz aylarında şartlar pek zor olmadığından teyze
    dikkatimi çekmemişti. Fakat bir kış günü üniversiteye giderken, çiseleyen yağmurun altında, kalın
    kıyafetlere bürünmüş, ekmek satarken fark ettim
    onu. Teyzenin bütün zorluklara rağmen kararlılığı
    ve gayreti beni derinden etkilemişti.
    Kar kış demeden onu çalışmaya sevk eden sebep
    neydi acaba?
    Çok merak etmiş fakat cesaretimi toparlayıp bir
    türlü soramamış, üzüntülü bir halde yoluma devam
    etmiştim. Onun bu hali gözümün önünden gitmiyor,
    bir yandan da ona yardım eli nasıl uzatabilirim diye
    yollar arıyordum.

    Hasan Balcan
    7 min

About Çağlayan Dergisi

From the publisher's feed

“Bir Küsûf Daha Sona Ererken” diye başlıyor o, fer bekleyen yüreklere su serpme adına.
Dahası, orta sayfasına otağını kurmuş sürpriz bir misafiri var, Çağlayan’ın; içi boşaltılarak yozlaştırılmak…

More shows like Çağlayan Dergisi

Raad Mohammad al Kurdi by Muslim Central

Raad Mohammad al Kurdi

211 Listeners

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

TR724 Podcasts by Tr724

TR724 Podcasts

31 Listeners

Sözler Köşkü by Sözler Köşkü Podcast

Sözler Köşkü

1 Listeners

Sabah - Akşam Dualari by Çağlayan Dergisi

Sabah - Akşam Dualari

7 Listeners

Deutsch Podcast - Deutsch lernen by Deutsch-Podcast

Deutsch Podcast - Deutsch lernen

143 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Hizmetten by Hizmetten

Hizmetten

30 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Gülen Sesli Kitap by Yavuz Turan

Gülen Sesli Kitap

2 Listeners

Yusuf Suresi by Süreyya Yayınları

Yusuf Suresi

12 Listeners

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı by Süreyya Yayınları

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı

0 Listeners

Fethullah Gülen Sohbetleri by Yavuz Turan

Fethullah Gülen Sohbetleri

0 Listeners