Çağlayan Dergisi

Çağlayan Dergisi

Download on the App Store

Çağlayan Dergisi episodes

  • Dairevi Hareketler / 2019 Ağustos
    Gezegenlerin Dönüşü
    Dünya, Güneş Sistemimizdeki gezegenlerden biridir. Bu sistemdeki bütün gezegenler
    güneşin yörüngesinde dönmektedir. Astronomiden biliyoruz ki Güneş’in içine bir milyondan fazla Dünya sığabilir. İnsanlık tarihi boyunca, semayı rasat edenler, bu gezegenlerin
    sistematik bir şekilde hareket ettiğini fark ettiler. Gezegenler, güneşin kütlesinin sebep olduğu muazzam yerçekimi sebebiyle yörüngede
    tutulmaktadır. Elbette, bu sebep sonuç ilişkisi, sırların perde önüne yansıyan bir görüntüdür. Bütün zahirî ve bâtınî sebepler, O’nun
    (celle celâluhu) mutlak ilim, emir, kudret ve iradesine nazlanmadan itaat eder. Her gezegen
    kendi etrafında ve Güneşin çevresinde döner.
    Ayrıca gezegenlerin etrafında dönen yüzden
    fazla uydu vardır. Merkür ve Venüs hariç her
    gezegende en az bir uydu mevcuttur. Mesela
    Jüpiter’in çevresinde; Ganymede, Callisto ve
    Europa gibi en az 67 uydu bulunmaktadır. Ayrıca Güneş Sistemimiz, Güneş’in etrafında dönen farklı gök cisimleriyle (kuyrukluyıldızlar,
    meteorlar, asteroitler ve kozmik toz) kaynamaktadır. Güneş’in Samanyolu galaksimizdeki
    yaklaşık 200 milyar yıldızdan (belki daha fazla) biri olduğuna inanılmaktadır. Galaksiler de
    hareket eder, birbirlerini çeker ve bunu kendi
    etra�larında dönerken yaparlar. Yani, kâinatta
    sürekli bir faaliyet vardır.1
    Atomdaki Hareket
    1920’lerde, kuantum mekaniği alanında araştırmalar yapan bilim insanları, bir atomun küçük bir Güneş sistemi gibi olduğunu keşfettiler.
    Gezegenler Güneşin etrafında eliptik olarak
    dönerken, elektronlar atomun çekirdeğinin etrafındaki yörüngelerinde, bulut benzeri dalgalar halinde dönerler.2
    Kan Dolaşımı
    Kalb insan vücudundaki en hayatî ve büyüleyici organlardan biridir. Yumruk kadar olmasına
    rağmen, her gün 100.000 kez genişleyip daralarak, dakikada yaklaşık 5 litre kan pompalayan bir enerji santrali gibi çalışır. Kalb atarken,
    kan; dolaşım sistemindeki kan damarlarından
    insan vücudunun her tarafına ulaştırılır. Kanın günde yaklaşık 20.000 km seyahat ettiği
    bilinmektedir. Kan dolaşımı insan hayatı için
    elzemdir: Sadece oksijen ve gıda maddeleri
    organlara aktarılmakla kalmaz, aynı zamanda
    sağlıklı bir hayat sürdürebilmek için karbondioksit gibi atıklar organlardan uzaklaştırılır.3
    -
    4
    İnsan Hayatında Beş Sa�ha
    Dört mevsim döngüsüne benzer şekilde, insan
    ömründe de beş veya altı farklı sa�ha görülür
    (doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik). İnsanın dünyevî hayatı, anne rahminde hardal tohumundan daha büyük olmayan
    tek bir hücre olarak başlar. Sonsuz bir kudret,
    hikmet ve rahmetle, dokuz ay sonra, bebek;
    dünyaya gözlerini açar. İlk yılında bebek, tamamen ebeveynin bakımına bağlıdır. Çocukluk,
    hayatlarını devam ettirmek için temel şeyleri
    öğrendikleri 4 ile 13 yaş arasındaki bir dönemi
    içerir. Ergenlik, çocuğun yetişkine dönüştüğü,
    bedenlerinin hızlı bir dönüşümüne uğradığı
    zamandır. 20 yaşından sonra insan vücudu
    gelişmeyi ve büyümeyi durdurur. Yaşlandıkça
    ruhumuzun beden evi harap olmaya başlar.


    Jacob Hardy
    10 min
  • Çağın Münafıkları / 2019 Ağustos
    Bu süreçte tarifsiz zulümlere, mağduriyetlere, acılara şahit olduk. 500.000 insan (aileleriyle birlikte birkaç milyon) mağdur edildi,
    hapislerde süründürüldü, hatta işkenceler
    de edilerek binden fazlasının ölümüne sebep
    olundu. Firavun âdeti üzere bebek ve çocuklara
    bile zulmedildi. Basit menfaatler için zalimler
    alkışlandı. Aile fertleri dahi birbirine düşman
    edilerek akıl almaz bir �itneye sebep olundu.
    İnsanların yıllardır çalışıp didinerek kazandıklarına bir çırpıda el konuldu. Bu gasp edilen
    mal, mülk, yurt, okul, hastane ve üniversitelerle
    insanlığa hizmetten başka ne yapılıyordu?
    Çoluk çocuk demeden, binlerce insana, vicdansızca hapis cezaları verildi. Bir insanın hapiste yatması, hatta hücre cezası çekmesinin ne
    kadar ağır bir ceza olduğunu ancak bunu yaşayanlar tam olarak hissedebilir.
    İftira, �itne, gasp, hapis ve işkence... Bütün
    bu suçları işleyip de hem bu dünyada hem
    öbür dünyada temize çıkılabilir mi? Hâlbuki ölçü gayet net: “Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve ö�ke, sizi adaletsizliğe
    sürüklemesin.” (Maide, 5/8). Hele bu zulümler
    sonucu ölümlerine sebep olmanın cezası çok
    açık: “Kim bir mümini kasten öldürürse onun
    cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir.” (Nisa, 4/93).
    Peki, çağın münafıklarının zulümlerine maruz kalanların durumları nedir? Onlar da tarif
    edilmiş: “Benim rızam için hicret edenlerin,
    vatanlarından sürülenlerin, Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda
    savaşanların ve öldürülenlerin, elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından
    mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah’ın
    yanındadır.” (Âl-i İmrân, 3/195).
    Büyük müjdeler Allah’ın emirlerine uyup
    kendini insanlığa feda edenlere:
    “İman edip yararlı işler yapanlar ve Rab’leri
    tarafından gerçeğin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilen vahye iman edenlerin ise günahlarını örtüp hallerini düzeltir.” (Muhammed,
    47/2).
    Soğuk denizleri aştık da geldik,
    Derin nehirleri geçtik de geldik,
    Gönülden bu yolu seçtik de geldik,
    Selamlar ola bütün gariplere.
    Almışız ya kitabı elimize,
    Bütün dünya acısa halimize,
    Mevla’ya çağıran feryadımıza,
    Fedalar ola adak hayatlarda.
    Aşkların ikisine de sahibiz,
    Makam ve mansıplar hep rakibimiz,
    Olmasa da dünyada bir pulumuz,
    Müjdeler ola Rabbin huzurunda.
    Aldanmasak dünyaya, insan olsak,
    Üç beş kırıntıya hiç takılmasak,
    İki dünyayı saadetli kılsak,
    Sonsuz hayatlar ola O’nun rızasında.
    Elde gönülde ne varsa verelim,
    Hep birlikte sevaplara erelim,
    Derse herkes şehadettir emelim,
    Temaşalar ola cennetlerinde

    Zeki Van
    5 min
  • Cihad 2 / 2019 Ağustos
    Kalb ve ruh erbabı, böyle bir temkin
    ve teyakkuz tavrıyla hemen her zaman
    olumsuz şeylerden olumlu hususlara,
    münkerâttan maruf hakikatine yönelmeye
    hicret nazarıyla bakmış ve bu evsâfı hâiz
    olanları “hakikat muhacirleri” olarak adlandırmışlardır ki, böyleleri iman, amel-i
    sâlih ve marifet zirvesinde sürekli teveccüh, nefehât, kurb, muhabbet, maiyyet
    ve üns billah iştiyakıyla oturup-kalkmış;
    pek çok mukteziyât-ı beşeriyelerini nisyana emanet edip az yemiş, az içmiş, az
    uyumuş; adeta cismâniyete ait hususlara
    boykot yaparcasına hep Hakk’ı hecelemiş,
    O’nunla gündüzlemiş, O’nunla gecelemiş
    ve vuslat sevdasıyla çevrelerine hep aşk
    u iştiyak besteleri sunmuşlardır. İnsanları
    bu yüksek ufka çağırma mevzuunda İbrahim Hakkı Hazretleri duygu, düşünce ve
    hislerini şöyle seslendirir:
    “Ey dîde, nedir uyku, gel uyan gecelerde,
    Kevkeplerin et seyrini seyrân gecelerde.
    …
    Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gafil,
    Ko gafleti, Dildâr’dan utan gecelerde...”

    M. Fethullah Gülen Hocaefendi
    7 min
  • Okulsuz Eğitim / 2019 Ağustos
    İnsan dünyaya gözlerini açtığında karşılaştığı ilk
    şe�katli sine annesidir. Anne karnındayken başlayan ünsiyet, dünyaya geldikten sonra da farklılaşarak devam eder. Bebek ile anne arasında sürekli bir
    etkileşim söz konusudur. Bebeğin ilk anlardan itibaren annesiyle yaşadığı yakın temasın bile, çocuk
    terbiyesi için birer kilometre taşı olduğunu görürüz.
    Bediüzzaman Hazretleri de “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun vâlidesidir”1
    hakikatine
    dikkat çeker.
    Çocuğun uçan balona benzeyen hayal dünyası
    içinde ebeveynin, hususiyetle annenin konumunu
    daha iyi anlıyoruz. Çocuğumuz evde yemek yapan
    anneyi, uçurtma yapan babayı, akşamları okuma saatinde beraber olduğu ebeveynini izlerken; tra�ikte
    iken, koşarken, düşerken, kalkarken, isterken, kabul
    ederken, reddederken sürekli bir öğrenme halini
    yaşar.

    Nurseda Saka
    8 min
  • İnsanlığa Adanmış Bir Hayat / 2019 Ağustos
    Bu ifadeler, Faruk Mercan’ın, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hayatını anlattığı, Allah Yolunda Bir Ömür isimli kitabında yer alıyor.
    Hocaefendi’nin hayatının anlatıldığı bir
    kitap için ne güzel bir isim Allah Yolunda Bir
    Ömür. Binlerce insanın şahitlik yapacağı gibi,
    Allah yolunda, “En hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır’ Nebevî düsturunca, insanlığa
    hizmete adanmış 80 yıllık, bereketli bir ömür…
    Azerbaycan’ın milli şairi Bahtiyar Vahapzade, Hizmet’in Türkiye dışına yeni açıldığı
    dönemde, İzmir’de görüştüğü Hocaefendi’ye
    şöyle demişti: “Sizin ve talebelerinizin yaptığı
    hizmetlerin dünyanın geleceği için; insanlık
    ve İslam âlemi için ne mânâya geldiği 20 sene
    sonra anlaşılacak.” 2009 yılının Şubat ayında,
    vefatından birkaç gün önce, Bakü’de kendisini ziyarete eden Hizmet erlerine, “Rüyalarını
    gördüğüm, hayallerini kurduğum şeyleri siz
    gerçekleştirdiniz” diyordu Vahabzade. Cengiz
    Aytmatov gibi, Büyük Asya’ya ikbal günlerini
    yeniden yaşatacak “nesl-i cedid”e son şahitliğini yaparak vefat etti büyük şair.
    Allah Yolunda Bir Ömür’ün sayfalarını çevirmeye devam edelim: Kaliforniya Üniversitesi’nin neşrettiği, Hizmet Hareketini konu alan
    bir kitaba editörlük yapan Chicago Üniversitesi’nden Profesör Martin Marty’nin şahitliğine
    bakalım şimdi. 2015’te Profesör Scott Alexander ile birlikte Fethullah Gülen Hocaefendi’yi
    ziyaret eden Profesör Martin Marty, Chicago’da
    görüştüğü Faruk Mercan’a şunları anlatıyor:
    “Gülen ile görüşmemde yüzde yüz bir sekine
    hissettim. Çok mütevazı… Gülen’in cömert bir
    ruhu var. Kendisini başkalarının istifadesine
    hazır tutuyor. Keşke Türkçe bilseydim. Birçok
    kitabı bitirince, kapatıp bırakıyorum, bitirdim
    diyorum. Ama Gülen’in kitaplarında bir karşılıklı konuşma var. Hadi, karşılıklı konuşmaya
    başlayabiliriz diyor.”
    Dünyanın bir ülkesine içinde okul, cami ve
    öğrenci yurdu olan bir külliye yapmak isteyen
    Hizmet’in ak sakallı küheylanlarından Ali Katırcıoğlu’na Hocaefendi Güney Afrika’yı tavsiye eder. Katırcıoğlu, 2010’da Johannesburg’da
    Nelson Mandela ile görüşür. Mandela, “İnsanımızın hastaneye çok ihtiyacı var. Bir de hastane
    açın” ricasında bulunur. Ali Katırcıoğlu, projeye
    hastaneyi de dâhil eder. 2012’de açılışı yapılan
    Nizamiye külliyesinde okul ve 800 öğrenci kapasiteli yurdun yanında inşa edilen hastanede
    günde yaklaşık 80 hasta karşılıksız tedavi görmeye başlar.


    Dr. Kudret Ünal
    12 min
  • Bir Leyli Tutkusu (naat) / 2019 Ağustos
    Kanayan gönül yarası �irkatinden Senin,
    Bu derin yaranın dermanı da yine Sensin;
    Süzülen göz, dökülen yaş hepsi sevdandandır,
    Teveccüh ediver ki bütün ağrılar dinsin.
    Nurlu bakışına garip gönlüm bir hanedir,
    Şayet mamur etmezsen orası viranedir;
    Mahrum etme gönlümü bakışından dildârım,
    Kılmazsan şayet nazar, orası demhânedir…
    Bekleyip duruyorum sürprizden geliverse,
    Ü�leyiversin sûruna İsra�il isterse;
    Umurumda değil kıyametlerin kopması,
    Kanatlanır ve uçarım O “Ben geldim!” dese…
    Senelerce O’nu anmış kalbden ağlamış,
    Duyanların duyduğuna imrenmiş ve yanmış;
    Boşa akmadı inancım tamdır gözyaşlarım,
    Yoktur kapısına yönelen hiçbir aldanmış…
    Zulmetler içinde O bir gündüz güneşidir,
    Pür-envâr o Cennet günlerinin bir eşidir;
    İçten geçenleri itiraf edemem asla!..
    Bu bir Leylâ tutkusu ve bir Ferhat işidir…

    Fethullah Gülen Hocaefendi
    3 min
  • Hz. Yunus Kıssasından Dersler / 2019 Ağustos
    Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) Denize Atılma
    Sebebi: Eski Ahit kaynaklarına göre, Hz. Yunus,
    Hz. İsa’dan (aleyhisselâm) yaklaşık sekiz asır önce
    yaşamış, ticarette çok başarılı olan Asurluların
    başkenti Ninova’ya (Musul’a yakın bir şehir) 30
    yaşında peygamber olarak gönderilmiş ve 33
    sene tebliğde bulunmuş ve bu sürede sadece
    iki kişi ona inanmıştır.2
    Vahiy yoluyla kendisine, “Kavmine hakikatleri 40 gün daha anlat, hâlâ inanmazlarsa,
    başlarına gelecek musibetin işaretleri üç gün
    üst üste gelir. Dördüncü gün helak olurlar” buyurulmuştur. Buna rağmen kavminin inkârda
    inat etmesi üzerine bela ve musibetin geleceği mekânda bulunmamak düşüncesiyle, “Allah
    her zaman vekilimdir, nereye gitsem rızkımı o
    verir” demek suretiyle bulunduğu şehri terk
    eder.3
    Hz. Yunus yük gemisine binip denize açıldıktan kısa bir süre sonra büyük bir fırtına kopar.
    Dev dalgalar neticesinde gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Gemide bulunan mallar yükün ha�i�letilmesi amacıyla denize atılsa
    da tehlike bir türlü atlatılamaz. O dönemdeki
    insanların itikadına göre, başlarına gelen musibetin sebebi aralarında sahibine karşı çıkmış,
    itaat etmemiş bir kölenin bulunmasıdır. Kendi
    aralarında bu meseleyi yolcular arasında kura
    çekip suçluyu ortaya çıkarmak suretiyle çözmeye karar verirler.

    Prof. Dr. Yunus Serin
    12 min
  • Umut Sonsuza Kadar / 2019 Ağustos
    Ümidi kaybetmek yok, soluk aldığın süre,
    Bu meydan aşk meydanı; çilesi, azabı çok.
    Şeytan ve ne�is ü�ler yenilgiyi ha bire,
    Sadağında çok vardır onlara çekilen ok.
    İşte o gayret oku, kalmamak yolda bedbin,
    Doğrulup tekrar düşmek yollara ümit ile.
    Olmamalı kimseye kalbinde ö�ke ve kin,
    Dönmelisin aşk ile tutuşmuş kızıl güle.
    Bu yokuş ancak böyle azim ile aşılır,
    Kalbinin has köşesi daima Hakk’a ait.
    Bu yeminle dağlar ve sarp tepeler aşılır,
    Yaşamadan gönlünde iniş çıkış ve gelgit.
    Kazanan böyle yaptı, erenler hep böyleydi,
    Zincire vurup nefsi, şeytanını bağlayıp
    Öyle düştü yollara, Hakk’a tam bir köleydi,
    Onlara göre durmak dünyada büyük ayıp.
    Hedefe varıncaya kadar durmamak asla,
    Durulacak tek menzil Hakk’ın huzuru bilmek.
    Savaşmak içte dışta, insî cinnî vesvasla,
    Bedbinliği lügatten ölünceye dek silmek.
    Budur işte zafere giden yolun kanunu,
    Savaşmak, hep savaşmak ne�is ve şeytan ile.
    Kavuşmak Yaradan’a mecnun gibi en sonu,
    Ve olmak sonsuza dek, ebedî Cânân ile.

    Mehmet Akif Su
    4 min
  • Hicret Diyarlarında Uzun Bir Yolculuk / 2019 Ağustos
    1979 kışında Afganistan’ın Tahar vilayetindeki Moğol Kışlak köyünde
    dünyaya geldim. Türk vatandaşıyım,
    ancak Özbek asıllıyım. Bugün Afganistan’ın kuzeyinde yaşayan yaklaşık 8 milyon
    Özbek’ten biriyim. Aslında ailemin ve dedelerimin yaşadığı ve memleketimiz dediğimiz yer,
    Özbekistan’ın meşhur Buhara şehridir. Bolşevik İhtilali ile başlayan komünizmin baskısıyla Gani-i Mutlak bizi 1920’li yıllardan itibaren
    oralardan ayırmış ve bir asırdır hicret yollarında olmamızı murat buyurmuş.
    Ailem Buhara’dan ayrılarak Tacikistan’ın Kulob şehrine yerleşmiş. 1935’e kadar oraları hicret diyarı olarak benimseyip kalmışlar. Ancak
    Rusların baskısı yıllarca devam etmiş ve maalesef oradan da ayrılmak zorunda kalmışlar. Zorlu
    şartlarda Amuderya (Ceyhun) nehrini geçerek
    bugün yaşadıkları Afganistan’ın kuzey bölgesine yerleşmişler. Hatta rahmetli dedem birçok
    akrabam, Amuderya’nın sularında kaybolmuş.
    Ailem ve akrabalarım yaklaşık 40 yıl Afganistan’da kalmışlar. Dünyaya geldiğim dönemde, Sovyet birlikleri Afganistan’a müdahale
    etmiş ve 10 yıl sürecek bir savaş başlamış. Annem, “Sen doğduğunda, köyümüzün üstünden
    savaş uçakları geçiyordu” diyerek o günleri
    bana anlatırdı.
    Rahmetli babam savaş başlayınca mücahit
    gruplara katılmak için birliklerin olduğu dağa
    gidiyor. Orada silah dağıtımı yaparken kendisine verilmiyor ve varsa evdeki silahları getirmesini istiyorlar. Kendisi geri dönerken diğer bir
    grup tarafından savaştan kaçıyor diye yakalanıyor ve sorgulanıp infaz edilmesine karar veriliyor. Üstündeki değerli her şeyi alıp infaz etmek
    için duvarın kenarına götürdüklerinde içlerinden birisi onu tanıyor ve söylediklerinin doğru
    olduğuna inandığını söylüyor. Rahmeti babam
    bu badireden kurtuluyor ancak yaşadığı şokun
    tesiriyle uzun süre kendine gelemiyor ve yaşadığımız yerlerden ayrılmaya karar veriyor. Sadece evli olan ablamı bırakıp annemi ve bizleri
    alarak İran’daki bir arkadaşının yanına gitmek
    üzere yeniden hicret yollarına düşüyor.
    Babamın arkadaşı bize çok iyi davranmış
    ve yaklaşık altı ay yanında kalmışız. Rahmetli
    babam da arkadaşının bu cömertliğine karşılık
    olarak evinin yanında kuyu kazmasına yardımcı
    olmuş. Kuyuyu bitirmek için son kez kuyuya inmiş. Arkadaşı ile birlikte kuyudayken bir anda
    kuyu suyla dolmaya başlamış. Maalesef babam
    o kuyudan çıkamamış ve annem altı çocuğuyla
    beraber dul kalmış. O zaman üç yaşındaydım.
    Annem, babamın bizler için biriktirdiği bir
    miktar parayı alarak dayılarımın sığındığı, Pakistan’ın Karaçi şehrine, altı çocuğuyla birlikte
    yürüyerek gidiyor. Ancak oraya vardıktan sonra bazı akrabalar, annemin elindeki parayı alıyorlar. Annemin uzun yıllar parasını geri almak
    için uğraştığını, bu kadar acının yanında bir de
    kardeşlerinden gördüğü bu eziyetin onu daha
    çok üzdüğünü hatırlıyorum.
    8 min
  • Yanlız Değilim / 2019 Ağustos
    Kardeşlerim var benim
    Yalnız değilim
    Mesafelere rağmen
    Yanı başımda olan
    Adımı bilmese de
    Dertlerimi paylaşan
    Benimle ağlayan
    Ve dua eden
    Kardeşlerim var!
    Kardeşlerim var benim
    Gurbette buram buram
    Sıla kokan
    Sılada gurbet yaşayan
    Elleri kelepçeli
    Ruhları özgür
    Zindanlarda hür
    En masumundan
    Kardeşlerim var!
    Kardeşlerim var benim
    Kederi kederim
    Ömrünü adadığı
    Umudunu bağladığı
    Öz yurdunda
    Zulme uğrayan
    Ama yılmayan
    İmanı engin
    Kardeşlerim var!
    Kardeşlerim var benim
    Dilleri dilim
    Kimi dünyada
    Kimi ukbada
    Kimi de
    Çok uzaklarda
    Olsa da
    Kardeşten öte
    Kardeşlerim var!

    Semranur Tan
    2 min

About Çağlayan Dergisi

From the publisher's feed

“Bir Küsûf Daha Sona Ererken” diye başlıyor o, fer bekleyen yüreklere su serpme adına.
Dahası, orta sayfasına otağını kurmuş sürpriz bir misafiri var, Çağlayan’ın; içi boşaltılarak yozlaştırılmak…

More shows like Çağlayan Dergisi

Raad Mohammad al Kurdi by Muslim Central

Raad Mohammad al Kurdi

211 Listeners

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

TR724 Podcasts by Tr724

TR724 Podcasts

31 Listeners

Sözler Köşkü by Sözler Köşkü Podcast

Sözler Köşkü

1 Listeners

Sabah - Akşam Dualari by Çağlayan Dergisi

Sabah - Akşam Dualari

7 Listeners

Deutsch Podcast - Deutsch lernen by Deutsch-Podcast

Deutsch Podcast - Deutsch lernen

143 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Hizmetten by Hizmetten

Hizmetten

30 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Gülen Sesli Kitap by Yavuz Turan

Gülen Sesli Kitap

2 Listeners

Yusuf Suresi by Süreyya Yayınları

Yusuf Suresi

12 Listeners

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı by Süreyya Yayınları

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı

0 Listeners

Fethullah Gülen Sohbetleri by Yavuz Turan

Fethullah Gülen Sohbetleri

0 Listeners