Çağlayan Dergisi

Çağlayan Dergisi

Download on the App Store

Çağlayan Dergisi episodes

  • Bır Hizmet Hayatı / 2019 Ekim
    Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi üzerine bugüne kadar
    Batıda ve İslam dünyasında birçok
    ilim adamı eserler kaleme aldı. Ferit el-Ensari, Süleyman Aşrati, Jill Carroll, John
    Esposito, Pim Valkenberg, David Shinn, Simon
    Robinson, Thomas Michel, James Harrington,
    Ori Soltes, Walter Wagner, Berna Turam…
    Bu listeyi daha da uzatmak mümkün ve gelecekte bunlara yeni ilim adamlarının dâhil olacağına şüphe yok…
    Bu eserleri yazan her bir ilim ehli, Hocaefendi’yi ve Hizmet Hareketini ayrı bir perspekti�le
    anlattı. Gelecekte yeni eserler kaleme alacak
    ilim erbabı, bu “hakikate şahitlik” yapmaya devam edecek.
    Hocaefendi’nin hayatını yazan Prof. Jon
    Pahl, Bir Hizmet Hayatı adını verdiği 400 küsur
    sayfalık kitabı için bu tabiri kullanıyor, hakikate
    şahitlik yaptığını söylüyor.
    Allah, insanı, kâinatı anlayacak ve dünyada
    hakikate şahitlik yapacak kapasitede yaratmıştır. İlim adamlarının şahitliği, daha üstün ve
    derindir, çünkü onlarda vicdanî hakikat aynı
    zamanda marifetle, yani bilgiyle mücehhezdir.
    Demagogların ve bir kısım siyasetçilerin
    kitleleri arkalarına takıp sürüklediği, doğruları
    karartma adına her türlü kirli psikolojik savaşın icra edildiği günümüzde, bu bilim insanları tarihe ve gelecek nesillere büyük bir miras
    bırakıyorlar. İnsanlık tarihinin her döneminde
    olduğu gibi…
    Bir medeniyetler tarihçisi olan Jon Pahl’un
    kitabı, hem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hayatını anlatıyor, hem de Hocaefendi ve Hizmet
    Hareketi hakkındaki kara propagandalara bir
    nevi cevap mahiyeti taşıyor.
    Jon Pahl, Hizmet Hareketini şöyle tarif ediyor:
    “İnancı ve bilimi (kalbi ve aklı) iç dünyalarında telif etmiş eğitimli kadroları ve faaliyetleriyle
    dünyada barış inşa eden uluslararası sivil İslam…”
    Harvard Üniversitesi’nin yayımladığı Darbe
    kitabı birçok dile çevrilen siyaset bilimi ve tarih
    profesörü Edward Luttwak’ın, Türkiye’de Hizmet’in başına gelenler için kullandığı şu cümlelere ne kadar benziyor bu tarif:
    “Eğitim seviyesi düşük Erdoğan’ın başını
    çektiği radikal siyasal İslam, 171 ülkede binden
    fazla okul, üniversite ve öğrenci yurdu açılmasına ilham veren Fethullah Gülen’in iyi eğitim
    görmüş takipçilerine karşı savaş ilan etti.”
    8 min
  • Gel Bayram Yaşat / 2019 Ekim
    Ne olur sevgin gelip gönlüme dolsun!..
    Dilde bütün fâniyât sararıp solsun;
    Görmesin gözlerim ağyâr çehresini,
    Kalbim yalnız Senin için çarpıp dursun…
    Silinmesin hayalin hiçbir an dilden,
    Kesilsin intizarım bütün âlemden,
    Mecâzî aşklardan ve yapmacık gülden;
    Seninle olma arzusunda bu benden.
    Böyle bir nevbaharda esmesin hazan,
    Benim için bu dayanılmaz bir hicran;
    Yakma beni kahreden hicranla ey Dost!..
    “Sen” demen benimçün bir ümid-i emân…
    Zaten deli gönlüm her yanıyla yara,
    Gel bırakma işi bir başka bahara;
    Uzayıp gitmesin, bitsin gamlı günler,
    Teşrif et, bir bayram yaşat bu naçara!..

    M. Fethullah Gülen
    2 min
  • Bitmeyen Beste / 2019 Ekim
    Gecenin sessizliği her yeri kaplamıştı.
    Meriç nehri, üstüne karabasan gibi
    çöken karanlıktan silkinip kurtulmak istercesine şahlanarak akıyordu. Telaşlı ve endişeli insanların sesleri geliyordu yer yer uzaklardan. Meriç nehrine doğru
    yaklaşan bu insanlar herhalde onun koyduğu
    sınırı, onun karanlıktan silkinişi gibi aşıp geçmek istiyorlardı. Yanıp sönen ateş böceklerini
    hatırlatan cep telefonlarından başka bir ışık
    yoktu çevrede.
    Sesler yaklaştı ve Meriç kıyısında daha da
    belirgin hale geldi. Bunlar şişme bir bot ile bu
    coşkun nehri geçmeye gelmiş insanlardı. Belki
    de Meriç gibi, zulmetlerden kurtulmaya çalışan
    insanlar…
    Meriç’in üstüne gece karanlığı nasıl çökmüşse, vatanın, milletin üstüne de öyle bir zulmet
    çökmüştü. Hürriyet ve adalet ra�lara kaldırılmış, �ikirler zincire vurulmuş, duygular, pranga mahkûmu gibi haset ve kıskançlıktan dolayı
    zindanlara tıkılmıştı.
    Onlar nasıl Meriç gibi silkinmesinler, nasıl
    bu esaret bağlarını koparıp atmasınlardı? Özlerinde nur denizleri bulunan bu insanlar, bu nur
    denizinden kalem ve soluklarına çektikleri aydınlık huzmeleriyle dünyanın dört bir tarafında, başkalarının gönül atlaslarına mutluluk güneşi, huzur yıldızı ve umut ayını örmek, nakış
    nakış dokumak istiyorlardı. Geceyi iyi bilirdi
    onlar. Karanlıkta kalmak kadar zor bir şey yoktu. İşte başka gönüllerdeki bu nefes aldırmayan
    elemi ve ızdırabı dindirmek, zulmetin korkusundan perişan olmuş insanlığı bu zalim küfür
    ve ilhat pençesinden kurtarmak içindi bu gece
    yolculuğu, hürriyete kanatlanma, çileli hicret,
    mukaddes göç…
    Meriç, Rila dağından çıkmış, Maritsa isminden sıyrılmış, Evros adından istifa etmiş,
    Ege’nin Saroz körfezine doğru çatallanıp dökülmek için her zaman olduğu gibi namına layık
    bir şekilde akıyordu coşkun sularıyla. Siyah bir
    yaban atının şahlanışını hatırlatıyordu onun bu
    geceki durumu. Ağzından beyaz köpükler saçan bir yaban atı…
    İşte bu gün dokuz kişinin bulunduğu bu
    botta, beş ferdiyle Akçabay ailesi vardı. Bota
    binerlerken endişe ve sevinç dolu bakışlar dikkatten kaçmıyordu. Yüzler bir umut ışığıyla aydınlanıyor ve bir korku gölgesiyle kırış kırış hüzünlü hal alıyordu. Bota ilk binen boylu poslu,
    kumral tenli, saçları koyu sarı, renkli gözlü, iri
    burnuyla vakur bir aslan çehresini hatırlatan,
    dolgun yüzlü Murat bey oldu. Sonra babasının
    elinden tuttuğu ince kumral çehreli, koyu sarı
    saçları başın sağ üst ucunda kudretten burmalı, yedi yaşında Ahmet Esat. Ardından abisine
    göre yüzü daha geniş, ama burnu daha küçük
    ve sevimli, kumral saçlarını ortadan ayıracak
    kadar olgunluğa özenen, sarışına yakın beyaz
    çehreli beş yaşındaki Mesut. Onların ardından
    da eşinin yardımıyla bota binen karakaşlı, kara
    gözlü, iri gözlük camlarının ardında umut dolu
    bakışları dikkati çeken, değirmi çehreli, hanım
    hanımcık bir kadın olan Hatice öğretmen. Onun
    kucağında ise abilerine nazaran daha yuvarlak
    çehreli ve iri gözlü, düz koyu sarı saçları olan
    bir yaşındaki mis kokulu, nur topu bebek Bekir
    Aras…
    Yolcular tamam olunca bot hareket etti. Gecenin zi�iri karanlığında Meriç’in köpüklü sularında ellerde cılız meşale ışıklarını hatırlatan
    cep telefonlarının aydınlığında ilerlemeye başladılar…
    ecenin sessizliği her yeri kaplamıştı.
    Meriç nehri, üstüne karabasan gibi
    çöken karanlıktan silkinip kurtulmak istercesine şahlanarak akıyordu. Telaşlı ve endişeli insanların sesleri gelir.
    12 min
  • Felsefe İle İkinci İmtihanımız / 2019 Ekim
    Müslümanların felsefe ile bu ilk yüzleşmelerinde İmam Gazali’nin çok kritik bir
    rolü oldu. İmam Gazali felsefeye tamamen karşı olanlar ile felsefeyi teklifsizce
    kabul edenler arasında bir orta yolu tercih etti. Kendi düşünce sisteminin
    mutlak tasavvuru olarak varlığın kaynağının Allah (celle celâluhu) olduğunu kabul
    eden Gazali, filozofların görüşlerini bu kaynağa göre değerlendirdi.
    13 min
  • Kağıttan Gemiler / 2019 Ekim
    Bırakın yüzdüreyim gemilerimi
    Uğramam sizin limanlarınıza
    Yakınlarından geçsem de
    Kaptanlarım size yumruk sallamaz
    Barış bayrakları sallar ufuklara
    Suları kirletmezler atıkları yok
    Tayfalarım tarif edilmez güzellerden
    Denizkızlarının bile kıskandığı
    Bırakın yüzdüreyim gemilerimi
    Sizin yüzmediğiniz su birikintilerinde
    Rüzgârı bulutları martıları yunusları
    Bir de aristokrat balinaları bize bırakın
    Elektrikli balıklar yılan balıklarıyla
    Göndersinler mesajlarını durmadan
    Uyarsınlar korkmadığımız tehlikelere karşı
    Bırakın yüzedursun gemilerimiz
    Asrın sürpriz dolu ikindilerinde
    Ne olur kızmayın ve kırmayın hiç kırmayın
    Bize bakan dürbünlerinizi ö�keyle kinle
    Ağlarınıza tebessümler yükleriz
    Zıpkınlarınızda yüreklerimiz yükselir
    Bırakın yüzdürelim gemilerimizi
    Bu okyanus o kadar dar mı?
    Daha nice kıtalar varmış keşfedilmedik
    Nice nice canlar sömürge nedir bilmeyen
    Bize servet onlara mihnet dünyalarında
    Sevgiyle beslenip nefrete kine eğilmeyen
    İnsanlar insanlar insanlar
    Sizin donanmalarınız onları nasıl anlar
    Bırakın bırakın ölüm hepimize çok yakın
    Yüzedursun kâğıttan gemilerimiz okyanuslarda
    3 min
  • Dünyanın İlk Siyahi Pilotlardan Ahmet Ali Çelikten / 2019 Ekim
    Bu gelişmeler hengâmesinde Arap Ahmet
    Ali’nin hikâyesi dikkatleri çeker. Büyükannesinin
    19. yüzyılda Afrika Bornu emirliğinden
    (bugünkü Nijerya) Osmanlı imparatorluğuna
    köle olarak getirildiği bilinmektedir.

    Osmanlıtarihi boyunca çoğunluğu askeriyede, tarım
    ve sanayi sektöründe çalıştırılmak üzere,
    daha çok satın alma yoluyla köleler getirilmiştir.
    Bu köleler, başta İzmir olmak üzere, İstanbul,
    Adana, Antalya, Mersin ve Muğla gibi
    önemli liman ve ticaret şehirlerine yerleştirilir.
    Batı Anadolu’da özellikle Batı Ege’de Küçük
    Menderes Ovasında, Bayındır, Tire ve Torbalı
    gibi kasabalar ve çevresinde çalıştırılır.

    Yabancı yatırımcılara ait tarım sektörlerindeki
    işletmelerde gerekli işgücü, Afrika’dan getirilen
    “zenci” kölelerle karşılanır. Yeni Çiftlik, Has
    Köy ve Yeni Köy gibi zenci köyleri özellikle azat
    edilmiş zencilerin yerleşimi için kurulmuştur.
    13 min
  • Gel / 2109 Ekim
    Gül devri dökülürken beyaz perdeye
    Meğer çöller kaybetmiş bağrında bizi
    Yetişemedik seni görmeye
    Rüyalarda çözemedik bu hicranlı gizi
    Gül devri dökülürken beyaz perdeye

    Ey Nebi soluklu pembe gül!
    Dönüşün ne gün Habeş’ten?
    Kokuna uçmaktan yoruldu bülbül
    N’olur uyandırın beni bu düşten
    Ey Nebi soluklu pembe gül!

    Gözlerin vardı dokunsan yağacak yağmur
    Nebi’yi anarken titrerdi sesin.
    Asırlardır ağlayan yavruyu avutacak budur
    Gözyaşların ve ab-ı hayat nefesin
    Gözlerin vardı dokunsan yağacak yağmur

    Gel artık, Medine’den dönenler gibi gel
    Mekke’nin bağrına inen yağmur gibi gel
    Gel n’olur güller kurumadan gel
    Gel artık, Medine’den dönenler gibi gel
    3 min
  • Yaşatma Mefküresi / 2019 Eylül
    Diriliş erlerindeki bu hamle ve hareket, mevsimi gelince öyle sürpriz semereler verir ki, yirmi-otuz başağa yürüyen bir tohum gibi bir tane olarak toprakla
    kucaklaşır, yüzbinlere “Toprak ol, toprak!..” mesajları sunar.. ve bir taneyken
    yüzlerce ile çevresine tebessümler yağdırır.
    6 min
  • Nasıl Bir Değişim / 2019 Eylül
    Değişen şartlar içinde farklı çıkış yollarına ihtiyaç duyuluyorsa, bu konuları çok
    iyi bilen insanlarla müzakereler yapılır. İşin özüne ve prensiplere aykırı bir değişim
    (başkalaşım) varsa önce bu problem halledilir. Temel prensiplere uygun hareket
    edilmesi kaydıyla her konu; uygun bir usul ve üslupla ele alınabilir. Dinin özünde
    olan “açık uçlar”, nefes alma menfezleri gibidir
    12 min

About Çağlayan Dergisi

From the publisher's feed

“Bir Küsûf Daha Sona Ererken” diye başlıyor o, fer bekleyen yüreklere su serpme adına.
Dahası, orta sayfasına otağını kurmuş sürpriz bir misafiri var, Çağlayan’ın; içi boşaltılarak yozlaştırılmak…

More shows like Çağlayan Dergisi

Raad Mohammad al Kurdi by Muslim Central

Raad Mohammad al Kurdi

211 Listeners

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

TR724 Podcasts by Tr724

TR724 Podcasts

31 Listeners

Sözler Köşkü by Sözler Köşkü Podcast

Sözler Köşkü

1 Listeners

Sabah - Akşam Dualari by Çağlayan Dergisi

Sabah - Akşam Dualari

7 Listeners

Deutsch Podcast - Deutsch lernen by Deutsch-Podcast

Deutsch Podcast - Deutsch lernen

143 Listeners

Kuran Time by Kuran Time

Kuran Time

6 Listeners

Hizmetten by Hizmetten

Hizmetten

30 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Gülen Sesli Kitap by Yavuz Turan

Gülen Sesli Kitap

2 Listeners

Yusuf Suresi by Süreyya Yayınları

Yusuf Suresi

12 Listeners

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı by Süreyya Yayınları

Sabah İkindi Namazı Tesbihatı

0 Listeners

Fethullah Gülen Sohbetleri by Yavuz Turan

Fethullah Gülen Sohbetleri

0 Listeners