
Sign up to save your podcasts
Or


Albert Einstein, Genel Görelilik'i yazmış, hemen ardından bu teorisini gözleme dayalı bir şekilde kanıtlamıştı. Evrenin şifrelerini çözecek bir noktaya gelmişti artık. Kağıt üzerindeki tüm tahminleri evrende sıfır sapmayla karşılık buluyordu. Tüm gözler onun üzerindeydi. Ama o bunlarla da yetinmeyecekti. Kendince son bir misyonu daha vardı... Bilimin kutsal kasesini, yani Her Şeyin Teorisini bulmak.
Hiçbir Şey Tesadüf Değil'deki Albert Einstein serimizin dördüncü ve son bölümünde bu hikayeye odaklanıyoruz. Einstein'ın son yıllarında yaşadıklarını ve Her Şeyin Teorisi'ni ararken başından geçenleri mercek altına alıyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Bir fikrin sadece aklınıza gelmesinden dahi mutluluk duyduğunuz oldu mu hiç? İşte Albert Einstein "Hayatımın en mutlu düşüncesi" dediği o keşfi yaptığı an tam olarak böyle hissediyordu. Asansörlerden yola çıkan basit bir düşünce deneyi, uzay - zamanın bükülmesi teorisine kadar varacaktı. İnsanlığın cevapsız kaldığı birçok sorunun yanıtını veren Genel Görelilik Teorisi'ne giden yolun başlangıç noktasıydı o an.
Hiçbir Şey Tesadüf Değil'de, Albert Einstein'ın hikayesini anlatmaya devam ediyoruz. Hikayenin üçüncü perdesinde de Albert'ın, "Hayatımın en mutlu düşüncesi." dediği o keşfe ve yepyeni teorilere düşüyor yolumuz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Her şey bir kıvılcıma başlar. İnsanın zihninde yanan bir kıvılcım, kocaman bir yangına dönebilir. Kimi zaman bu yangın öyle bir büyür ki tüm zihinlere yayılır. Kimse, hatta Dünya bile eskisi gibi değildir artık. Albert Einstein’ın da zihninde basit bir düşünce deneyi yakmıştı bu kıvılcımı. Bu yangın öyle büyümüştü ki birçok yeni sayfa açtı insanlık tarihinde. Ve bu destanın ilk sayfasında Özel Görelilik Teorisi yazıyordu.
Hiçbir Şey Tesadüf Değil'de, Albert Einstein'ın hikayesini anlatmaya devam ediyoruz. İlk bölümde onun gençlik yıllarına düşmüştü yolumuz. İkinci durağımızdaysa Albert'ın, Özel Görelilik Teorisi'ni nasıl yazdığına odaklanıyoruz.
x
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Bir çocuk düşünün. Babasının armağan ettiği bir pusulayla başlayan macerası, ışık hızında düşünce deneylerine, özel göreliliğe ve kütle çekim teorisine kadar uzanmıştı.Tüm bu hikayenin sonunda, Her Şeyin Teorisi’ni yazabilmek için uğraştı durdu.
Hiçbir Şey Tesadüf Değil’de beklediğimiz zaman geldi. Mart ayında yayınlayacağımız bölümleri çok özel bir isim için rezerve ediyoruz. Dört bölüm boyunca bilim tarihine yön veren o ismin, Albert Einstein'ın hikayesine odaklanıyoruz. Bu yolculuğun ilk durağındaysa onun çocukluk ve gençlik yıllarına tanık oluyoruz..
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Lewis Caroll bundan tam 160 yıl önce, "Alice Harikalar Diyarında" isimli tuhaf bir kitap yazmıştı. Küçülen ya da büyüyen, nesnelerin ve dünyanın boyutlarının sürekli değiştiği bir evren anlatmıştı hepimize. Çoğumuz bu kitabı hayal gücünün muhteşem bir ürünü sandık. Oysa Carroll, kendi yaşadığı bir deneyimi anlatıyordu insanlığa bu hikayede. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde, Lewis Caroll'un deneyiminin peşine düşüyoruz. Beyaz Tavşan'ın peşinden gidiyor ve beynimizin bize oynadığı gizemli bir oyunu çözmeye çalışıyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Çok, ama çok mutlu olduğunuzu düşünün. Öyle ki, hiçbir şey içinizdeki coşkuyu söndüremiyor, özgüveninizi düşürmüyor... Fakat bu öforinin aniden kesildiğini ve birden dibe battığınızı hayal edin. Gökkuşağına hayran hayran bakarken, tüm renklerin aniden solması gibi bir şey bu. Aslında bu bipolar bozukluğa sahip bir insanın yaşadıklarının örneği. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde, bir insanın yaşayabileceği en derin psikolojik problemlerden birisi olan bipolarlığı anlamaya çalışıyoruz. Bu duygu durumu bozukluğunun nelere yol açabileceği üzerine konuşuyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Konu bilgisayarların tarihi olduğunda hep bir en birinci kimdi rekabetinin ortasında buluyoruz kendimizi. Fakat bu kavgaların dışında birbiriyle daha iyisini yapmak için rekabet eden devler de var. Ki esas farkı yaratanlar da onlar oluyor. Onlar sayesinde “bir tıkla” tüm dünya parmaklarımızın ucunda artık. Bilgisayarların tarihinin ikinci bölümünde, o bir “tıka” nasıl geldiğimiz üzerine konuşacağız. Bugün cebimize sığan teknolojinin gelişimine tanık olacağız. Ve bölümün sonunda şunu çok net bir şekilde anlayacağız aslında: Her şeyin bu kadar kolay olması, hiç de kolay olmadı.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Bilgisayar... Tüm dünyayı baştan aşağı değiştiren bir icat. Belki de tarihin en önemli kesiflerinde biri. Fakat bu devrim bir anda olmadı elbette. Basit bir hesap yapma aracından, yapay zekaya kadar uzanan bu serüven, insanlığın kendini aşma çabasının da hikayesiydi aslında. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'de bu teknolojik devrimin arka planına odaklanıyoruz. İki bölümden oluşacak mini bu mini serinin ilk ayağındaysa, hayatımızı değiştiren bu teknolojiyi en ilkel günlerinden itibaren incelemeye çalışıyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
Dalgıç Elias Stadiatis, bir kış günü Ege Denizi'nin derinliklerinde çok önemli bir şey keşfetmişti. Antik bir Roma gemisinin kalıntısından çıkan bir parçaydı bu. Fakat ilk bakışta bunun sıradan bir parça olduğunu düşünmüştü insanlar. Oysa ki bu küçük metal parça, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden birini barındıran, binlerce yıllık bir sırı saklıyordu. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde o sırrın peşinden gidiyoruz. Antikitera Mekanizması'nın gizemlerini çözmeye çalışıyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
21 Aralık 1872'de İngiliz gemisi HMS Challenger, daha önce kimsenin cesaret edemediği bir görev için demir almıştı. Dünyanın etrafında uzun bir yolculuğa çıkan gemi mürettebatının zor bir görevi vardı: Okyanusların derinliğini ölçmek. 3,5 yıl süren çalışmaların sonucunda mürettebat, yaklaşık 11 km derinliğindeki Mariana Çukuru'nu keşfettiler. Fakat orada ne olduğunu da merak ediyordu tüm dünya. Bu cevabı da çılgın bir mucit olan Auguste Piccard arayışa koyulacaktı. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde bir keşif hikayesini takip ediyoruz. Dünya'nın dibine, o sonsuz karanlığa giden yolculuğu birlikte inceliyoruz.
Tüm bölümler ve daha fazlası için podbeemedia.com'u ziyaret et!
----- Podbee Sunar -------
From the publisher's feed

66 Listeners

80 Listeners

109 Listeners

23 Listeners

23 Listeners

67 Listeners

8 Listeners

1 Listeners

1 Listeners

1 Listeners

0 Listeners

51 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

18 Listeners

11 Listeners

18 Listeners

4 Listeners

5 Listeners

2 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

2 Listeners

4 Listeners

5 Listeners

0 Listeners

4 Listeners

0 Listeners